Gazetevatan.com » Yazarlar » Bir ben miyim perişan?

Bir ben miyim perişan?

19 Ocak 2016 Salı


 
Bir dönemin efsane dizilerinin ekranlara dönmesi moda oldu. Zamanında tutmuş ve hatırı sayılır bir izleyici kitlesine ulaşmış diziler birer birer devam bölümleriyle meraklısı karşısına çıkıyor. Çıkıyor çıkmasına da, ben kendi adıma bundan pek de hoşnut değilim. Damakta hoş birer tat olarak geçmişimizde kalsınlar istiyorum. Çünkü biliyoruz ki, lastik gibi uzatılan her yapım anlamını ve değerini yitiriyor. Ya da ben böyle gözlemledim diyeyim... 
 
Hiç mi hiç heyecan yaşamadım!
 
O sebeple de Fox’un Prison Break’e yeniden kucak açacağı haberleri yayılmaya başladığında bu beni heyecanladırmadı. Aksine umarım vazgeçerler diye düşündüm... Ama görüyorum ki bunun heveslisi de az değil. 2015’in ağustos ayında ilk konuşulmaya başlanan haber netlik kazandı. Prison Break’in devam dizisinde Wentworth Miller ve Dominic Purcell’in yeni bölümlerde rol alacağı kesinleşti. Şu an “Flash”, “Arrow” ve yeni başlayacak olan “Legends of Tomorrow” dizilerinde Captain Cold ve Heat Wave’i canlandıran ikilimiz, efsanevi rollerine geri dönecek. Dizi yine onlar üzerinde mi yoğunlaşacak yoksa Scofield kardeşler başka karakterlerin hikâyesine dahil mi olacaklar bilinmiyor. 
 
Lost’a tepki olarak onu izledim
 
Prison Break 29 Ağustos 2005 yılında yayınlanmaya başlamış ve son 15 Mayıs 2009 tarihinde ekranlara veda etmişti.  Şu dillerden bir türlü düşürülmeyen ancak finali ile takipçisine büyük bir hayal kırıklığı yaşatan “Lost” dizisiyle aynı dönemde başlamıştı. Açıkçası ben Lost’u izlemedim. Herkesçe göklere çıkarılan ne varsa bende ciddi bir antitapi yaratıyor. Lost dizisi de benim için bundan payını almıştı. Prison Break ise ilk dönem Lost’un gölgesinde kalsa da sonraları iyi bir patlama yapmayı başardı. Ve ben şimdi bu muhteşem hikâyeyi nasıl ileriye taşıyacaklarını merak ediyorum açıkçası... Belli ki güzelim diziye yazık edecekler... Ben yapımcıların daha önce tuttu yine tutar mantığını anlamıyorum. Bırakın da tadında kalsın bazı güzellikler. Ticari kaygılarınıza alet etmeyin değil mi ama... Bizde de bunun komik örnekleri olmuştu hatırlarsanız. “Çocuklar Duymasın” gibi... :)))  İnanın bu iki diziyi aynı yazı içinde anmak bir bakıma sinir bozucu ve rahatsız edici. Ama iki cümle de olsa güldük eğlendik. :)) Neyse zevkler ve renkler tartışılmaz diyorlar... Bal gibi tartışılır da, onu başka bir yazıya bırakalım konumuza dönelim. 
 
Bir de 24’ümüz var tabii!
 
Ve bir de “24” dizisi  var... O da devam mağdurları olmaya aday diziler. Ancak, 24’te Keifer Sutherland ve daha önce dizide yer alan hiçbir oyuncu bu yeni yapımda yer almayacak. Yapımcılar ve senaristler aynı isimler. Yeni kahramanımız ise ülkesine dönen bir savaş kahramanı. Yine benim anlamadığım madem bambaşka bir kodra var elinizde neden “24” diye diretirsiniz ki... Her neyse, ben açıkçası bunları izlemeyi düşünmüyorum... Ortaya şahane yapımlar çıkar ve ben yanılmış olursam da  ne güzel olur ama umutsuz vaka....