Gazetevatan.com » Yazarlar » Beyazperdeye doğru koşuyor

Beyazperdeye doğru koşuyor

15 Aralık 2015 Salı


“Arriba arriba!” 

Yeni dönem çizgi filmler hakkında pek bir bilgim yok... Gerçi kendime de çok haksızlık etmeyeyim,  minik yeğenlerim sayesinde, Pepee’den, Niloya’dan, Wings Kızları’ndan ve şu an aklıma gelmeyen birkaçından daha haberdarım... Hatta birçok Pepee şarkısını bile ezberlemişim farkında olmadan...

Looney Tunes’i kim sevmez?

Açıkçası şimdinin miniklerinin çizgi filmleri hiç  keyifli ve izlenesi gelmiyorlar bana... “E koskaca kadınsın keyif almazsın tabii” diyebilirsiniz ancak, şunu söyleyebilirim ki yaşıma rağmen eski çizgi fimleri izlemekten oldukça zevk alan biriyim... Looney Tunes her yaşın yüzünü güldüren türden değil mi sizce de? Bugs Bunny’i, Arsız Daffy’i, Tweety’i, korkarca Penelope’yi izlerken kim keyif almaz ki yahu... Bizim zamanımızın çizgi filmleri daha eğlendiriciydi, şimdikiler ise daha öğretici belki de... Bilemiyorum... Zaten asıl gelmek istediğim nokta, yine bizim yaş grubumuzun efsanelerinden Looney Tunes’un kurnaz faresi Hızlı Gonzales’in beyazperdeye koşuyor olması... 

Yolu açın Gonzales geliyor!

Hızlı Gonzales, orijinal adıyla “Speedy Gonzales” ilk kez 1953’de, Cat-Tails for Two adlı bölümde görülmüş. İki yıl sonra ise Friz Freleng ve Hawley Pratt karakteri yeniden yaratmış ve bu haliyle ilk  kez aynı isimli kısa filmde izleyici karşısına çıkmış. İlk görünmesinden itibaren çocukların sevgilisi olan çizgi karakter birkaç yıl önce New Line yapımıyla beyazperdelere gelecekti, ancak proje rafa kaldırılmıştı. Şimdi ise yapımcılığı Rivers Edge Films şirketi ile Dylan Sellers ve 3Pas Studios şirketi ve Eugenio Derbez’in üstleneceği animasyon için kolların sıvandığı haberi verildi...  Warner Bros aracılığıyla yeniden yürürlüğe giren proje için henüz bir senarist ya da yönetmen ismi yokmuş... Umalım ki bu proje de askıya alınmasın ve “Arriba arriba! Andele andele! Yeppaaa!” nidalarıyla küçük faremizin maceralarını bir de beyazperdede izleyebilelim...

 

Beni ‘ıstırmayın’ :)

Hayranlık işi pek bana göre değil, hep bunu söyler dururum. Ancak bu konuda konuştuğum bir arkadaşım -çok sevdiğim, hatta çok çok çok sevdiğim bir arkadaşım- kendimle ilgili bu düşüncemi biraz değiştirmeyi başarmıştı farkında olmadan. Freddie Mercury’den söz açınca, “Evet” dedim. “Ben o adamın hayranıyım”. Ama bu kadar işte... Hani çok düşünsem bir iki isim daha belki çıkar, belki çıkmaz... Bu işin acemisiyim fakat, hayran olunan kişiyle karşılaşılınca yapılabilecek en çılgınca şey ne olabilir derseniz, buna cevabım “ısırmak” olabilir... The Walking Dead’ın oyuncusu Norman Reedus’un başına tam da böyle bir şey gelmiş. Reedus’la fotoğraf çektiren bir hayranı onu ısırmış. Sonrasında da Instagram hesabından “Sonunda hayatımın aşkıyla tanıştım. Onun yanında dururken aklım gitti. Kafamı çevirdim ve onu ısırdım. Özür dilerim Norman!” açıklaması yapmış. Hayranından şikayetçi olmayan Norman da karşılık olarak üzerinde “Do Not Bite Me (Beni Isırmayın)” yazan bir tişörtle fotoğrafını paylaşmış... Cool hareket... Düşündüm de bizim ünlülerden birinin başına aynı şey gelse kıyameti koparırdı sanırım... O yüzden benden uyarması kimseyi “ıstırmayın” :)...