Gazetevatan.com » Yazarlar » Yeni diziler yapış yapış dondurma gibi

Yeni diziler yapış yapış dondurma gibi

01 Temmuz 2018 Pazar


Yazın sıcağı, nemi, üstümüze yapışan rehaveti TV ekranında da yakamızı bırakmıyor. Sıcak mı daha çok bayıyor, ekran mı dersek? Zaten televizyona fazlaca mesafeli biri olarak elbette ikinci şıkkı seçerim. Ramazan programları, seçim derken, kaldık mı yenilikten zerre nasibini almamış yaz dizilerine... Yıllardır aynı elbiseyi sadece farklı ayakkabıyla kombinleyip sürüyorlar önümüze. İzleyici “yeter öff” dese de, ne senaristin ne yapımcının ne yayınlayan kanalın yüzü kızarıyor.

Oyuncular ise ayrı ilginçlikte. Bir bakıyoruz geçen sezonun zengin kaslı erkeği, bu sezon da başka bir dizide ufacık hatta bazen de hiç olmayan bir farkla aynı rolüne devam ediyor. Yine minnoş, kalbi kendinden güzel, sakar ama atarlı kızımız, adı değişmiş ancak hali, tavrı, tarzı hiç değişmemiş yaz dizisi olmanın hakkını sonuna kadar veren bir başka dizide oyunculuk yolculuğunu devam ettiriyor.

Oyuncu takası

Oyuncular ilginç dedim çünkü şahsen ben oyuncu olsam bir noktada bu rolleri kabul etmez ve kendimi geliştirmek yönünde hareket ederdim. Para da bir yere kadar yani... Bir dönem, bu diziler aynı klişelerle varlık gösterse de en azından, adı sanı duyulmamış, oyunculuğa daha doğrusu tanınmaya yeni adım atan isimlerden oluşurdu. Böyle bir diziyle kendini gösterir sonrasında daha ciddi yapımlarda karşımıza çıkardı veya yok olurdu. Ancak bir süredir bu da olmuyor. Resmen değiş tokuş yapıyorlar. Elmadaki başrol erkek karpuza, karpuzdaki vişneye geçiyor falan...

Biz mi yanlış biliyoruz?

Bilmem dikkatinizi çekti mi? Yeni nesil kızları zengin erkek, erkekleri ise manken edasında kız peşinde ve bunu da açıkça dile getirmekten çekinmiyorlar. Eskinin o iyi niyetli beklentileri yerini paranın getireceği mutluluk arayışına bıraktı. Oysa davul bile dengi dengine değil miydi? Yaz dizileri gösterdi ki öyle değilmiş...  Fakir kızın zengin, üstelik yakışıklı ve mucizevi bir şekilde de iyi kalpli bir erkeği kendine aşık etmesi meğer hiç de zor değilmiş... Adamın milyon dolarlık arabasıyla, on liralık pazardan alınmış tişörtüyle salınan kızımızı gecekondu mahallesine bırakması çok da olağanmış... Gecesi gündüzü kızın peşinde koştururken, iki toplatıya girip koca şirketleri şahane şekilde yönetebilecek kabileyetteki bu erkeklerin, -kendisi mutlaka yurt dışında okumuştur- hayat mücadelesinden pek de kendini geliştirmeye fırsat bulamamış, ya da hayatta tek beklentisi naif hayalini gerçekleştirmek olan bir kızı evliliğe ikna etme çabası hakikaten alkışlanası değil mi...

Önemli olan boş güzellik

Kameraları gerçek hayata çevirdiğimizde poff diye patlıyor işte bu senaryo. Görüyoruz ki, o doğuştan şanslı şirket velihatları instagram üzerinden cicişlere, popişlere, alt dudak yerde üst dudak gökte, memesi beyninden büyük lolişlere yürüyor... Daha kaliteli takılayım diyeni bir tık yukarı çıkıyor kendince ve yine estetik mucizesi neden ünlü olduğu bilinmeyen isimleri tercih ediyor... Bu hanım kızlarımız zaten dış güzelliğe değil, iç güzelliğe, yani cüzdanın içinin güzelliğine önem verdiği için, gerçek hayatta adamın da yakışıklı olmasına hiç gerek yok... Göbeği bir metre önden gitsin, bebekliğinde burun üstü yatırılmış olsun, aldatmayı ata sporu bellesin ne fark eder...

Diyeceğim o ki; yaz dizileri bu sıcaklarda eline alır almaz eriyip, tat vermek şöyle dursun, yapış yapış ele yüze bulaşmasıyla işkenceye dönüşen dondurma keyfi gibi... Gelecek yaza buz gibi bir limonata yapın da içelim...