Gazetevatan.com » Yazarlar » Ekrana yaz gelmesin!

Ekrana yaz gelmesin!

25 Haziran 2018 Pazartesi


Her mevsimin kendine has bir cazibesi var. Kışın bembeyaz güzelliği kar, sonbaharın sarının her tonunu taşıyan dökülmüş çıtır çıtır yaprakları, ilkbaharın çiçeklenmiş ağaçları, en fazla rağbeti gören mevsim yazın da ilk önce tatili... Yaz taraftarı en coşkulusu. İlk güneşte, kadını tiril tiril elbisesini, erkeği şortunu terliğini geçiriyor üstüne... Diğer tüm mevsimleri sırf o güne kavuşak için yaşıyor adeta. İşin bir de ekonomik boyutu var elbette bu mevsim bekleşiylerinde. Uludağ, Kartalkaya kış olsun ister, Çeşme, Bodrum yaz... Malum ekmek aslanın ağzındayken, kiraz bahçeleri olan da kışı sevecek değil ya...

Madem kiraz dedik, yaz ve senarist arasındaki aşka değinmeden de olmaz. Kiraz Mevsimi, Çilek Kokusu, İncir Tatlısı, Dut Pekmezi, Karpuz Kabuğu, Kavun Çekirdeği gibi gibi... Yaz mı geldi, daya klişeyi gitsin dizileri... Eldeki malzeme hazır zaten rafta, parmak arası terliklerle şıppıdı şıppıdı gezerken biraz harmanlamak kafi yeni bir dizi için.

Ana malzeme değişmez

Ana malzemelerimiz elbette bir adet güzel kız ve bir adet kaslı erkek. Erkeğin tabii ki lüks bir hayatı olmalı. Biraz ukala, biraz başınabuyruk... Kızın özelliklerinde olmazsa olmazlar önemli. Öncelikle mutlaka sakar olacak. Biraz patavatsız ve ne dediğini bilmeyen. Ama kalbi tertemiz, sıfır kötülük. Herkese bal kaymak ama söz konusu esas oğlan olduğunda, kana kan dişe diş, sürekli kavga, sürekli trip. Esas kızın kendi hayatı yokmuş gibi tek meselesi kızımızın mutluluğu olan bir adet aşırı yakın arkadaşı olmalı mutlaka. Erkeğin de bu denli aşırılığa kaçmayan bir dostu durmalı kenarda.

Raftaki malzemelerden biri de elbette kötü kalpli güzel kız. “Güzel olduğunuz kadar da kötü kalplisiniz bağğyaan” denilecek türden. Elbette iç güzellik önemli olduğundan esas kızımızın etrafındaki tüm erkekler kendisine aşık olur. Hatta bir tanesi geri planda durmayı asla kabul etmez ve kızımızın gönülünü çalmak için esas oğlanla rekabete girişir. Kız saf, kız temiz, anlamaz yavrucak ikinci erkeğin aşkını. Arkadaştır onlar yahu...

Değişmeyen kurallar...

Bu kızların mutlaka sakar olması gerekiyor demiştim. Sakar olacak ki, illa bir ayağını burkacak, bir sendeleyecek. Yoksa nasıl erkeğin onu belinden kavradığı uzun bakışmaların yaşandığı sahneler izleyebiliriz ki... Enerji işte birbirini çekiyor.. Hep karşılaşır kız ve erkek, olmadık yerlerde denk gelirler... Dünya küçük n’aparısınız... E belden kavramalı kurtarma operasyonundan sonra, birbirlerinin üstüne düşmeleri de gerekir kural gereği... Yoksa yaz dizisi olma özelliği kaybolur mazallah.

Kahramanlarımız, karşılaşır, çarpışır ve düşerler efendim... Hiç bitmeyecek gibi bakışmalar kızın ne yapıyorum yahu ben, hemen kaşlarımı çatıp trip atmalıyım düşüncesinin kafasının üzerinde ampul gibi yanmasıyla son bulur... Neyse ki son bulur... Sonra bunlar bir ara öpüşürler. İzleyicinin senaryoyu kendi yazmış gibi emin olduğu ama güya hiç beklenmedik bir anda oluverir bu... Hikayenin sonrası da hiç süprizli değildir... Birbirinin aynı onlarca dizi ekranlarda boy gösterirken, yazın sıcağının, neminin üzerine bir de bu dizilerin rehaveti çöker...

Sözün özü; Ramazan, Dünya Kupası, seçim derken yazın ilk yarısını geride bıraktığımız ekranda önümüzdeki günlerde maalesef yine bu türden dizileri göreceğiz. Yaz güzel, yaz şahane de, yaz ekrana gelmesin.