Gazetevatan.com » Yazarlar » İyinin ve kötünün ötesi berisi

İyinin ve kötünün ötesi berisi

03 Haziran 2018 Pazar


İnsanlar iyiler ve kötüler olarak ikiye mi ayrılır? Yoksa her iyi biraz kötüyü, her kötü biraz iyiyi mi barındırır? Yahut iyi, kötüye dönüşebilir mi? Sorular sorular… Herkes kendini iyi insan olarak tanımlar, içindeki iyilik duygusunun ağır bastığını düşünür. Oysa ki kötülük duygusu hepimizin içinde volta atıyor ve uygun bir ortam bulduğunda kendini gösteriyor. Kişi bunu farketmiyor bile, çünkü kendince haklı gerekçeleri var… 
Standford Hapishane Deneyi, Otorite Etkisi, Yoldan Çıkma Etkisi, Lucifer Etkisi ve daha bir çok psikolojik çalışma gösterdi ki, hepimizin sahip olduğu kötülüğün kendini dışa vurup vurmayacağı, çevre koşullarına, sahip olduğumuz güce ve kendimizde varsaydığımız haklı gerekçelere bağlıdır. 
Bu durumda kötü olmak iyi olmaktan her zaman daha kolaydır sonucu çıkıyor… 
Dizi karakterlerini de bu bağlamda ele alırsak, iyi olarak tanılmadıklarımızın izleyiciyi şaşırtacak türden kötü davranışlar içinde bulunmasının da normalliğini fark etmek kolaylaşacaktır… Örneğin Ufak Tefek Cinayetler dizinisindeki Oya’nın gittikçe diğer kadınlara benzeyişi, hırsı, kontrolsüz davranışları… İyi niyetiyle geldiği Sarmaşık’ta, yavaştan yavaştan değişimine şahit oluşumuz… Nietzche “Canavarlarla dövüşen kişi, kendisi de bir canavara dönüşmemeye dikkat etmelidir.” der… İşte belki de tam bu noktada bizdeki ağır basan duygunun esiri oluruz… 
Oya’nın yerinde olsam ne yapardım sorusunu kendime yönelttiğimde, cevabım “Sarmaşık’a hiç gitmezdim ki…” oluyor… Diyelim ki gittim, sonrasında ne yapardım? İlk fırsatta oradan uzaklaşırdım… İnsanın hayatı saçma rekabetler, hırslar, intikamlar, boş işlerle uğruşmasına olanak verecek kadar uzun değil… Ama kimileri de bunlardan besleniyor işte… 
 
Aşkta ve intikamda kadın daha mı vahşi?
 
Yine aynı dizinin iyi mi kötü mü, çok da renk vermeyen karakteri Edip’i ele alırsak, iyinin ve kötünün harmanını görebiliriz gibi… Oya’nın can dostu, en yakını, dert hatta kader ortağı bu adamın -bir ara Oya’ya aşıktı- amiyane tabirle Merve için Oya’yı satışına kızmalı mıyız bilemiyorum… Yaptığı şey, güven kazanıp, sevgisini göstermek amaçlı olsa da, bir yanıyla da istediği kadını kendine gelmesi için açılabilecek muhtemel bir yoldan geri çevirmek gibi de aynı zamanda… Sevgiyle yapılan daima iyinin ve kötünün ötesinde gerçekleşirmiş ya hani… Edip’in durduğu nokta oralarda bir yerde… 
Kadın dizisindeki Sarp’ın ya da Alp’in diyelim, eşi Pırıl ve babasının, hatta Sarp’ın annesinin gizledikleri sır için ne demeli? İki insan ve iki minik çocuğun hayatını kökünden değiştirmek nasıl bir kötülüğün ürünüdür… Pırıl’ın sevgisi ve kararan hayatlar… Aşkta ve intikamda kadın erkekten daha vahşi olabiliyor hakikaten… 
 
Melek veya şeytan olmak
 
Geçmiş yazılarımdan birinde İstanbullu Gelin’deki Adem’in iyi bir insan olmaya doğru değişiminden bahsetmiştim. Ancak Adem bu yolda giderken kendisine yönelik yapılan planları öğrenmesiyle bu iyi yolda bocalamalar yaşamaya başladı. Yıllarca onu idare eden o kötücül yanı bir konuda daha onu alt etmeyi başardı ve Faruk için harekete geçti. Oysa ki o kadar hazırdı ki entrikadan uzak, gerçek sevgilerin yaşandığı, şüphelerin olmadığı bir aile ortamına. Kendine sunduğu ve sonuna kadar inandığı haklı gerekçeler onu yine karanlık tarafa çekti. İyiye ve kötüye karşılık vermeli insan, peki ama neden özellikle bize iyilik ya da kötülük yapan kişiye? diye sorar Nietzche. Bu çoğunlukla böyle değildir zaten. Güç sahibi, düşman bildiğinden değil de zayıftan çıkarır hırsını, kimi haklı davası uğruna masumun canını yakar, eski ilişkisindeki kötüden intikamı yeni ilişkisindeki iyiden alır bazıları. İyinin ötesindeki melek de, kötünün ötesindeki şeytan da olabilir herkes. Yeter ki koşullar oluşsun…