Gazetevatan.com » Yazarlar » Ayıdan post TV’den dost olmaz!

Ayıdan post TV’den dost olmaz!

13 May 2018 Sunday


Çocuklara yönelik programlara dahi kontrollü yaklaşmak gerekirken, minikleri TV karşısında gönül rahatlığıyla oturtmak zor.
 
Düşünüyorum, şayet çocuk sahibi olsaydım onunla birlikte televizyonda neler izleyebilirdim acaba? Neredeyse hiçbir şey… Çocuklara yönelik sunulan programlara dahi şüpheyle ve kontrollü yaklaşmak gerekirken, minikleri TV karşına gönül rahatlığıyla oturtmak kolay değil... Teknolojinin bu kadar içimize girdiği, 2 yaşında çocuğun tabletten, telefondan haberdar olduğu bir dönemde de onları tümden TV’den uzak tutabilmek de pek mümkün görünmüyor…
Geçen hafta, Aile Ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile RTÜK’ün çalışmasıyla hazırlanan Aile ve Çocuk Dostu Yapım ve Dizilerin Teşvik Edilmesine Dair Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik yürürlüğe girdi. Seçici Kurulca aile ve çocuk dostu olduğu belirlenen yapım ve dizileri yayınlayan medya kuruluşlarına teşvik ödülü, bu yapım ve dizilere ise Aile ve Çocuk Dostu Yapım ve Dizi unvanı verilecek.
Halihazırda yayın hayatına devam eden dizi ve programlar acaba yönetmelik daha önce yürürlüğe girseydi, bu teşvik ve ünvana layık olabilirler miydi kriterlere bir bakalım.   Aile bütünlüğünü korunmayı ve güçlendirilmeyi hedeflenmesi: Bizim Aile, İstanbullu Gelin, Adı Zehra, Çukur, İnsanlık Suçu, Çocuklar Duymasın ve daha nicesi, dizilerin birçoğu aile üzerinde dönüyor, ancak bu kriteri tam anlamıyla karşılamadıkları aşikar. 
Milli değerlerin korunması ve gelecek nesillere aktarılması: Milli değerden kasıt neredeyse her kanalda varlık gösteren asker dizileriyse ohoo saymakla bitmez. 
Her türlü bağımlılık ile mücadelenin teşvik edilmesi ve farkındalığın arttırılması: Bizim dizilerde mücadeleyi özendirmekle karıştırdıklarını söylemek mümkün.
Çocukların ve gençlerin ahlaki gelişimlerinin desteklenmesi: Yapabilen varsa beri gelsin.
Kadının saygınlığını, değerini ve haklarını ön plana çıkaran unsurlara yer verilmesi: Bunu bulmak için cımbız kullanmak da işe yaramaz. 
Engelli ve yaşlılara yönelik farkındalık oluşturulması, toplumsal hayata katılarak aktif bir yaşam sürmelerinin desteklenmesi ve farklılıklarına saygı gösterilmesinin önemine vurgu yapılması: Bunu ancak yarışmalarda görmek mümkün o da dramatize etmek amaçlı çoğulukla. Öte yandan bütün aileye hükmeden otoriter aile büyükleri dizilerde top koşturuyor. 
 Aile bireylerinin birlikte nitelikli zaman geçirmesine ilişkin örnekler sunulması: A buna çok fazla rastlayabiliriz. Mükellef bir kahvaltı veya akşam masası etrafında toplanmış bir aile, dizilerin olmazsa olmazı. 
Türkçenin doğru, güzel ve anlaşılır şekilde kullanılması: E karakterlerinin şivesi sayesinde varlığını sürdürebilen diziler var. Veya Jet Sosyete’de Gizem Ceengiz demezse, Gizem Gizem olabilir mi? 
Bu saatten sonra bir, Süper Baba, bir Bizimkiler, Perihan Abla da olamayacağına göre bu iş yaş. Kriterleri tutturan ve izlenebilir bir yapım olursa ilk ben alkışlayacağım... 
 
Haber mi kalmadı?
 
İlkokuldaydım, 3-4 arkadaş bir gün okul yolundaki evlerden birinin tadilat yapılan bahçe katında, elleri kırmızı boyalı biri dikkatimizi çekmişti. Adamın elerinde kan olduğuna kanaat getirmiştik. Sonrasında tüm arkadaşlarımıza o evde elleri kanlı bir adam olduğunu anlatıp durduk. O evin çevresinin adı “Eli Kanlı Adam”dı bizim için. Oradan geçerken kimi korkuyor, kimi cesaret gösterip pencereye yaklaşıp içeri bakıyordu... Oysa ki hepimiz biliyorduk adamın ellerindekinin kan değil boya olduğunu. Ama kan olmasını düşünmek heyecan verici ve eğlenceliydi... Monoton okul yolculuğumuza o kırmızı boya renk katmıştı. 
Çorum’daki mezarlıkta ağlayan kız hikayesi de tıpkı hayatlarında biraz heyecan isteyenler için iyi bir malzeme oldu olmasına da, medyanın olaya yaklaşımı aşırı komik. 
Bir muhabir mezarlıktan canlı yayın yaparken tedirginlik ve korkudan kalp çarpıntısı yaşadığından bahsediyor. Tamam biz de bunu yaptık ama yaşımız sekizdi... Her gün son derece ciddi bir işmiş gibi, haberlerde, gazetelerde, gece mezarlıkta ağlayan kız haberine rastlıyoruz... Acaba memlekette haber mi kalmadı?