Gazetevatan.com » Yazarlar » İri kıyım saçmalıklar!

İri kıyım saçmalıklar!

29 Nisan 2018 Pazar


Dizi izleyicisi artık senaryodaki ‘saçmalıklardan’ sıkıldı. Ufak Tefek Cinayetler’in son bölümü pes dedirtti.

Şayet özellikle günümüzde geçen, sıradan insanların hayatına odaklanmış bir dizi izliyorsak, ondan öncelikli beklenen şey senaryonun gerçekçi ve mantığa uygun olmasıdır. Yerli dizilerde bu gerçekçiliği bulmak zor. Bizim dizilerde en önemli meseleler kulak misafiri olmakla öğreniliyor, iletişim kurulmadığı için deli aşklar sonlanıyor, tesadüfler zinciri sayesinde olaylar örülüyor... Aksi halde senaryolar kısır.

 

Teknolojinin bu denli hayatımızın içinde olduğu bir zamanda telefondan mesaj yazmak yerine, not yazıp muhatabının bulması için çekmeceye koymak da neymiş? - Siyah Beyaz Aşk’ta tam da bu oldu- Üstelik kimsenin öğrenmemesi gereken bir konuda... İnsan düşünüyor gerçek hayatta bu durumda kaç kişi böyle aptalca bir şey yapar? Ama dizide olunca senarist bölümün yarısını bu aptalca hareketle kurtarıyor işte...

Sosyal medya topa tuttu

Asıl Ufak Tefek Cinayetler’den bahsetmek istiyorum. Dizi ilk iki bölümündeki iddiasını maalesef sürdüremediği gibi, her bölümde biraz daha düşüşe geçti. Son bölümde ise Ufak Tefek Cinayetler, “iri kıyım saçmalıklar”a evrildi. Dizide Taylan’ın evdeki yeni hizmetçiye karşı yaklaşımı sosyal medyada büyük eleştiri aldı. Televizyon meteforu üzerinden hakikaten çirkin tacizkar ve salyalı replikler, Taytay ve Kızıl Mehmet’in işini yapan bir kadını göz hapsine almak için eve kapanmaları... Biri evli, biri sözde eski karısına aşık çoluklu çocuklu iki adamın ilk kez kadın görüyormuşcasına trajikomik halleri...

Bu, hergün onlarcasına şahit olduğumuz tecavüz ve taciz haberlerine bakacak olursak, senaristlere gayet gerçekçi gelmiş olabilir ancak, Sarmaşık Sitesi’nde 120m2’lik bir evde üzerinde süper mini etek, derin göğüs dekoltesi ve topuklu ayakkabıyla elinde tüylü bir aparatla toz alan bir hizmetçinin varlığı hangi fantezinin ürünüdür? Fazla mı +18 etkisinde kaldınız acaba?

 

Yemekteyiz’e Türkçe sözlük lazım!

Gündüz kuşağında ya cinayetler çözülüp, kayıplar bulunuyor, ya magazinin dibine vuruluyor ya da mutfaktaki hünerlerini ekranda sergilemek isteyen özgüveni tavan yarışmacılar evlerinde misafir ağırlıyor. İçlerinden en az akla zararı Yemekteyiz gibi duruyor değil mi? Değil! Toplumun büyük bir kesimini temsil eden yarışmacıların kazanmak uğruna sergiledikleri sahte tutum Yemekteyiz’in  iştah kesen bir yemek programı olması için tuz biber ekiyor.

Bununla da bitse iyi. Kendi dilini oluşturan programda cümleler hep aynı. “Damak tadıma uygun değil!”, “Şov yapıyor!”, “Her şeyden önce bir emek var”, “Bunlar nimet”, “Sizden daha iddialı bir menü beklerdim.”, “Beklentiyi çok yükseltiniz.” gibi... Yemeğin tuzu salatanın suyu... Özgün bir cümle kuranına rastlamadım hiç. Hele bir de “kendi gününe oynamak” diye bir kalıp var ki aman aman...

Herkes yemek konusunda seçici. Kimi et yemiyor, kimi illa acı istiyor, kiminin alerjisi var. Temizlik takıntısı olan bir yarışmacı evden tabağını çatalanı getirip, yemeklerin tadına bile bakmıyor... Madem öyle ne işin var yemek yarışmasında diye bizim sormamız bir şey ifade etmiyor. Belli ki özellikle “arıza” karekterler seçiliyor... Ama yarışmanın sunucusu Onur Büyüktopçu nasıl dertli, nasıl şikayetçi bu durumdan sormayın gitsin... Sanki kura yoluyla isim çekiyorlar... Bilinçli bir seçim olduğu aşikar. Neyin serzenişi bu?

Programın en rahatsız edici kısmı ise Büyüktopçu’nun başöğretmen edasıyla tek kaş havada, gerek yarışmacılara, gerek izleyicilere yaptığı uyarılar. Yemek yarışması mı kamu spotu mu belli değil... “Yemeğinizle oynamayın!”, “Öyle söylemeyin.” şu, bu... Örneğin programda “fiyasko” kelimesi kullanmak yasak. Biri basit dediğinde hemen uyarı geliyor sunucudan “basit demeyelim de, kolay diyelim”... Sanki “basit” bir hakaret sözcüğü... Sadece “böğğrek değil, börek” diye düzeltmekle olmuyor o iş... Kelimelerin anlamlarına bir bakın lütfen... Tüm ekibe Türkçe sözlük tavsiye ediyorum.