Gazetevatan.com » Yazarlar » Sivri dilli Moz buna mı susacak?

Sivri dilli Moz buna mı susacak?

25 Temmuz 2017 Salı


 
İngiltere’den çıkmış en nadide müzik gruplarından biri kuşkusuz The Smiths... Mutlu müzikle, can yakıcı sözleri harmanlayarak   dinleyenlerinde adeta bir bağımlılık yaratan ve “Beatles zamanında olsaydık, onlar olmazdı, biz olurduk.” diyecek kadar iddialı grup çoktan dağılmış olsa da, The Smiths’i The Smiths yapan Morrissey yıllardır müzik yolculuğuna devam ediyor. Hatta müzik dışında, birisi otobiyografik olmak üzere iki kitaba da imza atan, nam-ı diğer Moz’un The Smiths öncesindekini hayatını konu eden biyografik yapım “England is Mine” beyazperdeye yansıdı. 
 
Morrissey’in portresi!
 
Galasını 2 Temmuz’da Edinburg Film Festivali’nde yapan, Mark Gill’in yönettiği, Jack Lowden’ın  Morrissey olarak karşımıza çıktığı film büyük eleştirilere maruz kaldı. Ancak Moz’un çocukluk arkadaşı James Maker şaşırtıcı bir şekilde, eleştiriden de öte filmi adeta yerin dibine sokan açıklamalarda bulundu. Açıkçası zaten merak ettiğim bu film, Maker’ın açıklamalarından sonra daha da ilgi çekici hale geldi benim için. Ne kadar kötü olabilir ki? diye düşünmüyor değil insan. Bu yıl 29 Eylül-8 Ekim 2017 tarihleri arasında gerçekleşecek Filmekimi’nde “England is Mine”ı izleme şansı yakalayacağız. Ne kadar iyi, ne kadar kötü, bir hayal kırıklığı mı, yoksa yüzümüzde tebessümle mi salondan ayrılacağız orası şimdilik muamma... İşin şöyle de bir yanı var ki, Morrissey gibi bir adam, film iddia edildiği gibi bir fiyaskoysa buna pabuç bırakmaz. Harika bir müzik adamı olmasının yanı sıra, kimseden asla sözünü esirgememesiyle de meslektaşlarından ayrılan bir isim olduğunu biliyoruz. 
 
En büyük silahı kelimeleri!
 
Karşımızda, popüler kültürün her türlüsüne savaş açmış ve bu savaşında, en iyi yaptığı şeyi, kelimelerini silah olarak kullanan bir adam var neticede. Her fırsatta Kraliyet Ailesi’ne dokunduran, müzik endüstrisine söven, Madonna’dan, Beckham’lara, Elton John’dan, Lady Gaga’ya, Beyonce’den Barack Obama’ya kadar, saymakla bitmeyecek o kadar çok kişi onun eleştiri oklarından nasibini aldı ve alıyor ki, kendi biyografisi bir fiyaskoysa ona mı susacak. 
Kim tutar Morrissey’i!
 
Filmi topa tuttu!
 
Moz’un çocukluk arkadaşı James Maker’ın “England is Mine” ile ilgili eleştirileri kendi ağzından şöyle: “Filmin fragmanına göre Morrissey iyi niyetli bir arkadaşı tarafından fiziksel olarak solist olması için zorlanmış, kıvırcık saçlı, otistik, içine kapanık biri. Daha da kötüsü onu kalın tüylü yeşil bir çoban montuna sokmuş ve herkesin bildiği onun ince espirilerinden hiçbirine yer vermemişler. Bu biyografi filmi olmaktan uzak, tarihi bir kurmaca. Söz konusu yılların oldukça iyi belgelendiği düşünülürse bu ilginç bir tercih. Onun o dönemlerini, evini biliyorum. Annesi kendisini perdelemesinin tamamen yanlış yansıtılmasından dolayı bile filmin yapımcılarını dava etmeli. Gerçek şu ki, bu Morrissey değil. Morrissey şarkıcı olabiliyorsa herkes olabilir fikrini yansıtmaları son derece güldürücü, samimi değil ve orijinal yeteneğe sahip bir sanatçıyı aşağılayıcı nitelikte. O yıllarda, The Smiths’in oluşum dönemlerinde, Morrissey’in oldukça sayılı arkadaşı vardı. Bu, Morrissey’in otobiyografisinde ve benim otobiyografimde yer alıyordu. Filmde benim yer almayışımın yanı sıra filmin yapımcıları gerçekte var olmayan arkadaşlar üretmişler. Buna dahil olmadığım için çok rahatladım çünkü ana karakteri bile yansıtmayı beceremeyen yapımcıların beni filme katarken odasının camına “No Ball Games” posteri asmış biri olarak yansıtmaktan öteye gidemeyeceklerini düşünüyorum”
 
Bu kadar sert eleştiriler olunca acaba filmde kendisinin yer almaması onu bu kadar kızdırmış olabilir mi? diye düşünmekten kendimi alamadım.