Gazetevatan.com » Yazarlar » Onda dünyanın tüm hayalleri var!

Onda dünyanın tüm hayalleri var!

13 Haziran 2017 Salı


Ruhu hayatından yorulanların şairi Fernando Pessoa... 20. yüzyılda, yabancılaşma ve kimlik arayışı içinde geçmiş bir hayat belki de onunkisi. Ölümünün ardından, sayfalar dolusu yazılarının bulunduğu sandığın ortaya çıkmasıyla görüldü ki, farklı türlerdeki eserlerin çoğunluğunu 70’den fazla kurmaca yazarın adıyla imzalamıştı. Ancak bu imzalar sadece takma isim değil, düşsel yaşamlar kuran Pessoa’nın bir anlamda kendisinin başka halleriydi.

Dış kimliklerin farklı dünyaları

Pessoa’nın imzalarındaki her bir ismin bir kişiliği, kendisine ait edebi bir tarzı hatta ideolojisi var. Örneğin Bernardo Soares için Pessoa’ya en yakın duran karakter diyebiliriz. Soares de Pessoa gibi Lizbon’da yaşamış. Kumaş mağazasında çalışan bir muhasebeci. Düzyazı ve şiir yazıyor. Pessoa’nın başyapıtı kabul edilen “Huzursuzluğun Kitabı” onun imzasını taşıyor.

Başka bir karakter, Alberto Caeiro’yi “bir gün, içimde ustam doğdu,” diyerek yaratmış şair, kötü bir Portekizce ile pastoral şiirler yazıyordu Caeiro...

“Uyakların hiçbir anlamı yoktur benim için

Pek ender aynıdır yan yana duran iki ağaç.

Renkli çiçekler gibidir düşünmem ve yazmam.

Ama daha az yetkindir kendimi dile getirmem

Yoksun olduğum için tanrısal yalınlıktan

Ve sadece göründüğüm gibi  olduğumdan.

Bakarım ve duygulanırım.

Suyun bir yamaçtan aşağı akışı gibi duygulanırım

Ve rüzgârın çıkışı gibi doğaldır şiirim…”

Başlı başına bir edebiyat olma isteği

Alvaro de Campos ise fütürist bir mühendis, ‘içinde bir Yunan şairi barındıran Whitman’ diye tarif ediliyor. Denize Övgü” şiiri bu ismin en bilindik eseri.

“Sabahları gözümün önünde kumsala doğru

Yaklaşan gemiler varışların ve kalkışların

Acı ve tatlı gizini birlikte getiriyorlar.

Uzak rıhtımların ve başka

zamanların, başka limanlardaki

Benzer insanların anılarını

getiriyorlar…”

Diğer dış kimlik Ricardo Reis pagan dinlere inanan ufak tefek bir doktor. 1931 tarihli aşağıdaki şiiri Brezilya’da yazmış:

“Hiç kimse bu uçsuz bucaksız, el değmemiş ormanında

Bu hesapsız dünyanın, hiçbir  zaman görmez

kendi bildiği Tanrı’yı.

Yalnızca rüzgârın taşıdığı, rüzgârın taşıdığıdır duyulan.

Kafa yorduğumuz ne varsa, aşklarımız, tanrılarımız,

Geçer giderler, bizim gibi…”

Kendi deyimiyle “başlı başına bir edebiyat olma” düşüncesinin de bir çabasıydı bu karakterler. Pessoa’yı yazarlar içinde farklı bir yere oturtan da kuşkusuz edebiyatı algılayış biçimiydi. Eserlerine bakıldığında görülen o ki, sıradan insanlardan ayrılan bu kimlikler, yaşamı öğretildiği gibi yaşamıyorlar. Hayatın anlamını sorguluyorlar. Ölümü, aşkı ve zamanı algılayışları ve hissettikleri  acı onlarda kayıtsızlığa yol açıyor, eylemsizliği tercih ediyorlar ve bu tutum yüceltiliyor. Pessoa için hayat hayal edebildiğimiz kadar. “Ben yazılmamış bir romanın kahramanıyım” der. Pessoa dış kimliklerle kendini çoğaltır ve eksiltir. Ancak o bir anlamda hiç kimsedir de...

“Ben hiçbir zaman hiçbir şey olmak istemem

Ben hiçbir zaman hiçbir şey olmak isteyemem

ben hiçbir zaman hiçbir şey olmak istemeyeceğim

Ama bende dünyanın tüm hayalleri var.”

“Gerçek Pessoa hep bir başkasıdır!”

Octavio Paz “Düşsel Ve Gerçek’in arka kapağında şöyle anlatır Fernando Pessoa’yı: “Onun gizemi, adında saklıdır: Pessoa. Bu kelime Portekizce ‘kişi’ anlamında olup, Romalı oyuncunun maskesi olan ‘persona’dan gelmektedir. Maske, hayali kişi, hiç kimse: Pessoa. Onun öyküsü, günlük hayatının gerçekdışıklığı ile hayalinin gerçekliği arasındaki gidip gelmelere indirgenebilir. Bu hayaller, yarattığı şairler olan Alberto Caeiro, Alvaro de Campos ve Rcardo Reis ile Femando Pessoa’nın kendisidir. İşte bu nedenle, hayatındaki önemli olayları hatırlamak pek faydasız olmakla birlikte, bütün olaylarda bir gölgenin izlerinin olduğunu gözden kaçırmamak gerek. Gerçek Pessoa, hep bir başkasıdır.”

Bugün 130’a merdiven dayadı!

Fernando Pessoa, 47 yıllık yaşamında “perdeler yerine insanlara bölünmüş bir oyun” sergiledi. 1888 yılında tam da bu tarihte dünyaya gelen Pessoa, 1935’te öldüğünden bu yana, sandığında bıraktığı eserleriyle hayal dünyasını aramızda yaşatıyor. Diğer eserlerinin yanı sıra Portekiz edebiyatının en önemli yapıtı sayılan Huzursuzluğun Kitabı’ndaki her satır, hayatın anlamını sorgulamak üzerine oldukça sarsıcı bir etkiye sahip…

İyi ki doğmuşsun, umarım ölümde huzuru bulmuşsundur Pessoa!