Gazetevatan.com » Yazarlar » 100 bin liraya yoklukla terapi

100 bin liraya yoklukla terapi

17 Eylül 2017 Pazar


Bizim neslin idollerinden gezgin Christopher McCandless belki de yıllar önce bulmuş hayatın anlamını. 1996’da Jon Krakauer tarafından Into The Wild (Yabana Doğru) ismiyle kitaplaştırılmış, ardından da filmi çekilmişti hayatının. 24 yıllık kısacık yaşamına birçok macera sığdırmış, sonunda toplumun dayattığı her şeyi geride bırakarak çıktığı yolculukta, ulaşma hayali kurduğu Alaska’da bir minibüsün içinde açlıktan yaşamını yitirmişti. O hayattaki tüm sıkıntılardan kurtulmak için, özgürlüğü için yolları, ormanı, yaban hayatını seçmişti kendine. Bugün yüzlerce kişi onun izinden gidiyor. Depresyondan, travmalardan hatta bağımlılıklardan kurtulmak isteyenler çareyi doğanın derinliklerinde arıyor.

Risk altındaki gençlere öneriliyor

Yeni yöntemin adı yaban terapisi. Ergenlere ve genç yetişkinlere yönelik bir program. Amaç insanın kendini keşfetmesi. Dayanıklılığını ve insanlarla olan uyumunu artırması. Bir ormana kurulan kamp alanına gidip dış dünyayla iletişimi kesiyorsunuz. Etrafınızda sadece sizin gibi terapiye gelen insanlar oluyor. 8-10 hafta sürüyor. Bu sürede sadece terapistlerle görüşebiliyorsunuz. Telefonunuz, mücevherler, saatiniz hatta kıyafetleriniz bile alınıyor. Herkes tek tip düz bir spor kıyafet giyiyor, üzerinde uyumanız için bir muşamba veriliyor. Süreç hayli zorlu. Haftalarca duşa girme şansınız yok. Bu, yıllarca terapilere gidip sorunlarına çözüm bulamayan ve risk altındaki gençlere bir çare arayışı.

İlkel becerilerle hayata uyum

İlk günlerde insanlarla sohbet etmek yasak. Görevliler yemeğinizi getiriyor ardından da sizi yalnız bırakıyor. Bu süreçte size verilen bir deftere hayat hikayenizi ve beklentilerinizi yazıyorsunuz. İlerleyen günlerde program da değişiyor. Konuşmaya izin çıkıyor. Bisiklete binmek ya da trekking yapmak gibi sporlar ekleniyor. Hem bireysel hem de grup aktiviteleri oluyor. Böylece gençler sağlıklı ilişkiler kurmayı, birbirine güvenmeyi, iletişimi ve tabii bu zorlu ortamda hayatta kalabilmek için işbirliğini öğreniyor. Ancak bu sırada her adımınız terapistlere iletilmek üzere görevliler tarafından izleniyor. Sürekli güneş kremi sürmenizden, dişlerinizi fırçalamanıza hatta yemek yedikten sonra kaplarınızı yıkamanızdan bile hep görevliler sorumlu. Bu sırada da hem bireysel hem de toplu terapiler oluyor. Travmalar gruplar halinde yeniden canlandırılıp normalleştiriliyor. Aileye ve arkadaşlara mektuplar yazılıyor, grup ortasında okunup üzerine konuşuluyor.

Terapistler daha iyi gözlemliyor

Yoğun bir terapi olduğu kesin. Ancak ilk bulgulara göre bu denli ‘maruz bırakma’ aslında insana iyi geliyor. Bir araştırmaya göre bu terapi sonrası psikolojik bozukluklar azalıyor. Bir yıl sonra da başarı oranı bire bir korunuyor. Uzmanlara göre bunun başlıca nedenlerinden biri psikiyatrların danışanlarını an be an takip edebiliyor oluşu. Böylece gerekli olduğunda anlık olarak destek verebiliyorlar. Yeşilin insan doğasına iyi gelen yanı olduğu da kesin. Japonlar ‘orman banyosu’ adını verdiği bu yöntemi yıllardır kullanıyor. 1982’den beri sağlık sisteminin parçası. Ormanda günde 30 dakika zaman geçirmek tansiyonu düşürüyor, stres hormonu üretimini azaltıyor ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Tüm bunlar iyi hissetmenizi sağlıyor. Bunun nedeni de bitkilerin çürümeden ve böceklerden korunmak için salgıladığı phytoncide (ahşap özü) maddesi. Sadece temiz havayı değil, bu maddeyi solumak da bize çok iyi geliyor. Yaban terapisini sunan kampların fiyatları ise günlük 400-500 dolar civarı. Bu da 10 haftalık bir programa 28-35 bin dolar ödemenizi gerektiriyor.