Gazetevatan.com » Yazarlar » Kuzey Kore’nin perdesi aralandı

Kuzey Kore’nin perdesi aralandı

09 Nisan 2017 Pazar


Kuzey Koreli bir yazar yazdı, aktivistler sayfa sayfa ülke dışına kaçırdı. Kuzey Kore’deki gizemli hayatı anlatan ilk kitap yok satıyor.

Yıllardır sadece devlet televizyonu ne yayınlarsa, o kadarını biliriz Kuzey Kore hakkında. Kimi zaman bir liderin cenazesinde kendinden geçercesine ağlayanlar yansır kameralara, kimi zaman füze denemesini büyük coşkuyla kutlayanlar... Kapalı kapılar ardında, gerçekte neler yaşandığı hep büyük merak uyandırır. Çünkü büyük izinlerle ülkeye gidebilen ve yetkililer tarafından gezdirilen “turistler” bile sadece izin verilirse, belirtilen açıdan birkaç kare fotoğraf çekebilir. Aksi casusluk nedeniyle hapis cezası demektir. Bu gizemli ülkedeki yaşamla ilgili devrim niteliğinde bir gelişme yaşandı geçen ay. O perde ilk kez aralandı.

Filmleri aratmayan kaçırma

Kuzey Kore’de yaşayan biri, yazdığı hikayeleri ülkeden kaçırmayı başardı. Haliyle ismi belli değil. Bandi takma ismini kullanıyor. Korece ateş böceği demek. Ateş böceği gibi karanlığı aydınlatmayı amaçlıyor. Kitabını ülke dışına çıkartmasının ilginç bir öyküsü var. Bandi ülkeden kaçmayı planlayan bir akrabasından yazdığı bu kitabı da ülke dışına çıkarmasını istemiş. Ama idamdan korkan kadın cesaret edememiş. Sınırda Çin polisi tarafından gözaltına alındığında, Bandi’den ve kitabından bahsetmiş. O sırada bölgede iltica işlemlerine yardım etmek isteyen Güney Koreli insan hakları aktivistleri varmış. Planlar yapılmış, Çinli bir grupla anlaşılmış. 750 sayfa, Kuzey Kore’nin propaganda kitaplarının aralarına konularak, zaman içinde Çinli turistler tarafından peyderpey ülkeden kaçırılmış.

Kitap şimdiden yok satıyor

2013’te kaçırılan bu kitap ilk olarak Güney Kore’de basıldı. Türünün ilk örneği oldu. 7 hikayeden oluşan kitap geçen ay İngilizce’ye de çevrildi. “The Accusation” yani “Suçlama” şimdiden Amazon’un en çok satanlar listesinde. Şu an 18 ayrı dilde, 20 ülkede satılıyor.

 Önümüzdeki aylarda kaçırılan metinlerden derlenen bir şiir kitabı da çıkacak. Yazarla ilgili çok az bilgi var. Gerçek mesleğinin de yazarlık olduğu söyleniyor. Yıllarca Kuzey Kore’de hükümete bağlı bir dergide yazmış. Şimdi emekli. Hikayeler 1989 ile 1995 yılları arasında geçiyor. Tam da ülkede büyük bir kıtlığın yaşandığı, zorlu bir dönem... Bu nedenle de önemli bir zaman dilimine ışık tutuyor. Üstelik Bandi’nin sergilediği büyük bir cesaret örneği. Çünkü kimliğinin ortaya çıkması ülkede idam edilmesi anlamına geliyor.

Pyongyang’dan İstanbul’a selam var

Kitaptaki hikayelerin hepsi kurgu. Fakat karakterlerin rutinleri, aslında Kuzey Kore’deki hayatın detaylarını da ortaya koyuyor. Farklı sınıflardan ve yörelerden gelen değişik insanların öyküsü var her sayfada. İşçi de var, Pyongyang’ın en elit kesimi de. Kimi çok zengin, kimi ölmek üzere olan annesini görmek için ‘seyahat izni’ bile alamayacak kadar çaresiz. Hatta bir hikayede İstanbul’un da adı geçiyor. Marx’ın anıldığı bir törende bebeği ağladı diye şehirden sınır dışı edilen ana karakterimiz “doğduğum topraklar artık Tokyo ya da İstanbul kadar bana uzak” diye hayata isyan ediyor.

Mezara koyacak çiçek bulmanın hikayesi

Bir başka hikayede ise, karakterler ülkenin kurucusu Kim Il-Sung’un 1994’teki ölümünden sonra anıtına sabah, öğle, akşam çiçek bırakıyor. Çünkü izlendiklerinin farkındalar. Ülkede çiçek kalmayınca hepsi daha fazla çiçek bulmak için dağlara çıkıyor. Öyküde de işte bu zorlu süreç anlatılıyor.

Muson yağmurlarına yakalananlar, yaşanan toprak kaymasıyla hayatını kaybedenler olsa da suçlanmamak için çiçek arayışından vazgeçen olmuyor. Bir başka hikayede ise bir çiftçi günlerini çocuklarını görmeden tarlasında çalışarak geçiriyor. Ancak o sene hasat alamayınca devrim karşıtı olmakla suçlanıp tutuklanıyor.