Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay açıkladı: Milli uçak 2026'da göklerde

AA |  02 Mart 2019 Cumartesi - 10:37 | Son Güncelleme : 02 03 2019 - 12:03

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, "2023'te milli uçağımızı hangardan çıkaracağız ve 2026'da göklerde görmek nasip olacak. 2031'de envantere alıyoruz." dedi.


Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, "Yerli ve milli üretimde yüzde 65'leri yeterli görmüyoruz." dedi. Oktay, Kızılcahamam'da bir otelde Türk Havacılık ve Uzay Sanayi (TUSAŞ) tarafından düzenlenen "Türk Havacılık ve Uzay Sanayii Yönetim Zirvesi"nde yaptığı konuşmada, zirvenin savunma sanayisi ve Türk milleti için hayırlı olmasını diledi.
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın selam ve muhabbetlerini katılımcılara ileten Oktay, Türk milletinin tarihinde savunma alanındaki özgün tasarım ve üretimleriyle başarılara imza attığını belirtti.

Osmanlı'nın geliştirdiği tüfekleri, topları ve savaş gemileriyle birçok önemli savaşta karşı tarafa üstünlük kurduğunu, zaferler kazandığını anımsatan Oktay, 16. yüzyılda Osmanlı'nın Afrika'dan Endonezya'ya, Hindistan'dan Çin'e kadar birçok ülkeye askeri teknoloji transferi ve satışı yaparken, bir taraftan da kadırgalarının deniz savaşlarında destanlar yazdığını vurguladı.

Fuat Oktay, Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı döneminde bile zor şartlarda Türkiye'nin askeri teçhizatını üreterek, kendi kendine yettiğinin unutulmaması gerektiğini, Cumhuriyetin kuruluşunu takip eden yıllarda, savunma sanayisi alanında yerli üretim için ciddi gayretler sarf edildiğini ancak sonrasında atılan adımların akamete uğradığını anlattı.

Kendi kurduğu fabrikada uçak üretimine başlayan Nuri Demirağ ve milli savunma sanayisi alanındaki ilk özel sektör temsilcisi Nuri Killigil'in mühimmat ve silah fabrikası girişiminin bu alanda atılan ilk adımlar olduğunu belirten Oktay, rahmetli 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal döneminde başlayan savunma sanayisi atılımlarının güçlü altyapılar oluşturmakla birlikte hemen akabinde var olan istikrarsızlık ortamı sebebiyle planlanan şekilde sonuçlanamadığını kaydetti.

Oktay, tarihten alınan güç ve kararlılıkla 2002 sonrası savunma sanayisinde tam bağımsızlık doğrultusunda çok büyük ilerleme sağlandığını aktardı.

Türkiye'nin bölgesel ve küresel konumu sebebiyle teknolojinin yalnızca kullanıcısı olmasının mümkün görülmediğini belirten Oktay, sözlerini şöyle sürdürdü: "Günümüzde kendi teknolojilerini, özellikle de savunma sistemlerini üretemeyen ülkeler, küresel güçlerin açık hedefi olmaktadır. Teknolojik ihtiyaçlar, başka ülkelerden tedarik edilirse en ihtiyaç duyulan zamanda, o sistemleri kullanamama riskiyle karşı karşıya kalınabileceğinin bilincindeyiz. Geçmişte satın aldığımız İHA'ları uçuramadığımız günleri unutmadık, unutmayacağız. Kıbrıs Harekatı sırasında uygulanan ambargo da dün gibi hafızalarımızdadır. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, ülkemizin savunma ve güvenlik ihtiyaçlarının yerli ve milli imkanlarla karşılanmasına çok önem veriyor teknolojik bağımsızlığımızı sağlamak için gece gündüz çalışıyoruz. Ülkemizin savunma sanayisinde sadece kendi kendine yeten bir ülke değil, dost ve müttefik ülkelerin de ihtiyaçlarına cevap verebilen bir ülke olmasını hedeflemekteyiz. Bu çerçevede kamu ve özel sektörde girişimlerimizi sürdürüyor, çok boyutlu teşvik ve yatırımlarımızı çeşitlendiriyoruz." Oktay, savunma sanayi ihtiyaçlarını tasarımdan üretime kadar milletin kendi mühendisleri ve büyük ölçüde yerli ve milli kaynaklarla karşıladıklarını vurguladı.

"Savunma sanayisinde ilerlememizde, kaynaklarımızı etkin ve verimli kullanmamız esastır." diyen Oktay, şu ifadeleri kullandı: "Savunma Sanayii Başkanlığının yeni sistemde, doğrudan cumhurbaşkanlığına bağlanmasının ana sebeplerinden birisi de budur. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin getirdiği tüm hız, esneklik ve dinamizmden yararlanmaktır. Yeni sistemle milletimize sunduğumuz katma değeri yüksek teknolojiye sahip milli ürün yelpazemiz çok daha hızla genişleyecektir. Teknoloji üreten bir topluma sizlerle dönüşecek, milli teknoloji hamlemizi birlikte başarıya ulaştıracağız." Oktay, devletin her türlü zorlukla topyekun mücadeleyi başarıyla yürütecek kabiliyete ve geleneğe sahip olduğunu, bu bilinçle, geride kalan 17 yılda savunma sanayisinin "yerlileştirme, millileştirme ve küresel etkinlik" düsturu çerçevesinde büyük bir aşama kaydettiklerini aktardı.

Askerimizin en basit teçhizatını bile üretemeyen günlerden, tüm parçalarıyla birlikte milli uçağını, insansız hava aracını üretmeye başlayan bir Türkiye'ye gelindiğine işaret eden Oktay, şu değerlendirmeyi yaptı: "Savunma sanayisinde yerlilik oranımızı yüzde 15'lerden, yüzde 65'lere kadar çıkardık. Yüzde 65'lere nasıl geldik, sizler çok iyi biliyorsunuz. ATAK helikopterinden edindiğimiz tecrübeyi bir adım öteye taşıyarak, Ağır Sınıf Taarruz Helikopteri ile yeni bir sayfa açtık. Türk mühendisleri tarafından tasarlanan ve üretilen yerli helikopterimiz GÖKBEY test uçuşunu başarıyla gerçekleştirmiş, gururumuz olmuştu. Geçtiğimiz aylarda TEI'nin yerli ve milli olarak geliştirdiği PD-170 motoruyla insansız hava araçlarımızdan ANKA'nın uçuşu başarıyla gerçekleştirildi. Yakaladığımız bu ivmeyle yerli üretim ve tasarım imkanlarımızı hızla artırarak, Türkiye için çok önemli bir proje olan Milli Muharip Uçak ve ilk milli haberleşme uydumuz TURKSAT 6A gibi nice projeleri gerçekleştireceğimize inanıyorum. Yerli ve milli üretimde yüzde 65'leri yeterli görmüyoruz." 

"Savunma teknolojileri alanında yürütülen milli proje sayımız 600'ün  üzerine çıkmıştır." ifadesini kullanan Oktay, sadece üretim değil özgün ürün  geliştirme ve tasarım alanında da gelinen noktanın, takdire şayan olduğunu  söyledi.
 
Savunma sanayisinde ihracat atılımının Türkiye için çok önemli bir  dönüm noktası olduğuna işaret eden Oktay, bu alanda ürünleri ithal eden bir  ülkeden artık tasarlayıp, üretip, ihracat yapan bir ülkeye dönüştüklerini, 168  milyar doların üzerine çıkarak rekor kıran ihracat rakamlarının, geçen yıla göre  yüzde 5,9 artarak, yükselen ivmesini sürdürdüğünü dile getirdi.
 
Yeni açıklanan dış ticaret verilerine göre dış ticaret açığının ocak  ayında yüzde 72,5 azalarak 2,5 milyar dolar olduğunu vurgulayan Oktay, sözlerini  şöyle sürdürdü:
 
 "İhracatta şahlanışımızı, 2019 yılında savunma sanayisinin de  etkisiyle sürdüreceğiz. 2002 yılında 248 milyon dolar olan savunma ve havacılık  ihracatımız 2018'de 8 katın üzerinde büyüyerek yaklaşık 2 milyar 35 milyon dolara  ulaşmıştır. Yeterli mi? Asla değil. Sizlerin gayretleriyle daha da yüksek  seviyelere ulaştıracağımıza inanıyorum. Milli sinerjinin gelişmesiyle savunma  sanayimizi şahlandıran TUSAŞ'ın, Türkiye'nin bugün geldiği noktaya katkısı çok  büyüktür. 2002 yılında dünyanın en büyük savunma şirketleri arasında tek bir  savunma firmamız bulunmazken, bugün TUSAŞ 64. sıraya yerleşmiştir. Çok daha  yukarılara çıkacağız."
 
Oktay, TUSAŞ'ın, 1984'ten bu yana havacılık ve uzay sanayisi  sistemlerinin geliştirilmesi, modernizasyonu ve üretimi faaliyetlerini  yürüttüğünü, Türkiye'nin önde gelen teknoloji merkezlerinden biri olduğunu ifade  etti.
 
TUSAŞ'ın, uçak, helikopter, insansız hava aracı ve uzay sistemleri  gibi ülkenin milli teknoloji hamlesi açısından en stratejik projelerini  gerçekleştirmesinin, herkes için gurur kaynağı olduğunu belirten Oktay, şu  bilgileri verdi:
 
"Coğrafi kısıtlama olmaksızın, dünya üzerinde herhangi bir bölgeden  yüksek çözünürlüklü görüntü elde edilmesini sağlayan uydumuz GÖKTÜRK 1 ve TUSAŞ  tarafından üretilen ilk milli gözlem uydumuz GÖKTÜRK 2, uzaya fırlatılarak  adımızı uzaya yazdırmıştır. Ülkemizin bütünlüğüne kasteden PKK/YPG ve DEAŞ gibi  terör örgütleriyle mücadelede güvenlik güçlerimizin kullandığı ATAK helikopteri  ve İnsansız Hava Aracı Sistemi ANKA gibi iftihar vesilesi ürünlerimiz var. Milli  Muharip Uçak Projesi'nin tamamlanmasıyla ülkemiz, ABD, Rusya ve Çin'den sonra  beşinci nesil bir muharip uçağı üretebilen ülkeler arasında yer alacaktır.  Üstelik bu konuda uzak bir gelecekten de bahsetmiyoruz. 2023'te milli uçağımızı  hangardan çıkaracağız ve 2026'da göklerde görmek nasip olacak. 2031'de envantere  alıyoruz."
 
Oktay, Savunma Sanayii Başkanlığı ile TUSAŞ arasında imzalanan, ATAK  helikopterinde elde edilen tecrübelerin bir üst seviyeye taşındığı "Ağır Sınıf  Taarruz Helikopteri" sözleşmesinin de hayırlı olmasını diledi.
 
Şimşek ve Turna isimli hedef uçak sistemlerinin de TSK'nin hava  savunma birliklerinin eğitim ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılamaya başladığını  anlatan Oktay, şunları kaydetti:
 
"TUSAŞ'ın, yerli üretime ve yan sanayimizin gelişiminde KOBİ'ler dahil  özel sektöre verdiği destek de takdire şayandır. Tasarlayıp ürettiğimiz ürünlere  dair alt sistemleri oluşturmak, alt sektörleri geliştirmek zorundayız. Yerli ve  milli projelerimizin beşeri sermayemizi güçlendiriyor olması, mühendislerimizin  başarı hikayeleri yazması, Türkiye'nin yükselişini hızlandıracaktır. 2053 ve 2071  vizyonlarımız ve milli teknoloji hamlemiz doğrultusunda, en temel önceliğimiz,  milli tasarım ve üretimi yapacak nitelikli personelin yetişmesi olmalıdır.  Eğitimde atılan adımlarla, tekno girişim destekleriyle ve AR-GE çalışmaları  teşvikleri ile gençlerimizin en iyi şekilde yetişmesi ve üretmesini  destekliyoruz. Bu doğrultuda sizleri hali hazırda sürdürmekte olduğunuz  üniversite-sanayi iş birliği faaliyetlerinizi daha da geliştirmeye davet  ediyorum. Yürütmekte olduğunuz stajyer mühendis programını beğeniyle takip  ediyorum. Bunun gibi genç mühendislerimize yönelik programların yanı sıra  teknolojiye katma değer sağlayacak AR-GE çalışmalarını yaygınlaştırmanızı  bekliyorum. İş hacminizi büyüterek paydaş ve iştiraklerinizin sayısını  artıracağınıza ve ürün yelpazenizi daha da genişleteceğinize yürekten inanıyorum.  İnşallah savunma sanayisi ürünleri için dışarıya hiçbir bağımlılığımızın  kalmadığı günler gelecek."
 
Oktay, Türkiye'nin milli teknoloji hamlesi doğrultusunda, ülkeyi 2053  ve 2071 hedeflerine taşıyacak vizyon sahibi yöneticilerin, tüm teşvik ve  desteklerle bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da yanlarında olacaklarını  sözlerine ekledi.