Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Çipras'tan ortak açıklama

AA |  05 Şubat 2019 Salı - 21:20 | Son Güncelleme : 05 02 2019 - 22:50

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras'la Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde görüştü. Görüşme sonrası iki lider ortak açıklama yaptı.


Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras, heyetler  arası görüşmelerinin ardından Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde ortak basın  toplantısı düzenledi.
 
Konuşmasına Başbakan Çipras ve heyetini Türkiye'de görmekten duyduğu  memnuniyeti ifade ederek başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Başkentimize, ülkemize  hoşgeldiniz." dedi.
 
Yunanistan'a 2017 yılı sonunda başarılı bir ziyaret  gerçekleştirdiklerini ve Çipras ile ziyaret sonrasında da çeşitli vesilelerle bir  araya gelme fırsatı bulduklarını dile getiren Erdoğan, bugün yaptıkları  görüşmelerde iki ülkenin mevcut ilişkilerini, uluslararası ve bölgesel konuları  ele aldıklarını kaydetti.
 
Yunanistan'ın, Türkiye'nin siyasi, ekonomik, ticari, tarihi, kültürel  ve sosyal ilişkilerinin bulunduğu bir komşusu olduğunu dile getiren Erdoğan,  "Türkiye olarak komşumuz Yunanistan'la ikili ilişkilerimizi her alanda  geliştirmeyi arzu ediyoruz. Türkiye olarak komşumuz Yunanistan'la bu ikili  ilişkilerimizde zaman zaman arzu edilmeyen bazı durumlar hasıl olsa da bunları  süratle telafi etme imkanlarını bulduk." diye konuştu.
 
İki ülke arasındaki ticari ve ekonomik münasebetlerde gelinen noktanın  hedeflerin çok altında olduğunu aktaran Erdoğan, "Ticaret hacmimizi bugün  bulunduğu nokta itibarıyla 3,5 milyar avro düzeyinde tutuyoruz ki bu,  Türkiye-Yunanistan arasında arzu edilen bir seviye değil. Bunu çok daha yüksek  bir seviyeye çıkarmamız gerekir." dedi.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İzmir ve Selanik arasında yolcu ve yük taşıma  imkanı sağlayacak deniz seferlerinin başlatılması, İstanbul ve Selanik arasında  hızlı demiryolu hattı kurulması ve İpsala-Kipi Gümrük Kapısı'nda ikinci köprünün  tamamlanmasına dair projeleri görüştük. Yüksek Düzeyli İş Birliği Konseyinin  beşinci toplantısını da mümkün olan en kısa zamanda gerçekleştirmeyi de hedef  olarak belirledik. İnanıyorum ki bu adımların atılmasıyla ticaret hacmimiz kısa  sürede daha da artacaktır." değerlendirmesinde bulundu.
 
"Türkiye olarak Yunanistan ile aramızdaki tüm meselelerin hakkaniyet  temelinde, barışçıl şekilde çözülebileceğine inanıyorum." değerlendirmesinde  bulunan Erdoğan, Başbakanlık döneminden bu yana Yunanistan'la ilişkilerde samimi  adımlar atılmasını savunduğunu dile getirdi.
 
Bu anlayışın sürdürülebilir kılınması için ülkeler arasındaki diyalog  kanallarının açık tutulması gerektiğine vurgu yapan Erdoğan, şöyle devam etti:
 
"Biz dostlarımızla aramızdaki her türlü meselenin konuşmak suretiyle  hal yoluna konulabileceğine inanıyoruz. Yunanistan'da yaşayan soydaşlarımız ve  Türkiye'deki Rum kökenli vatandaşlarımız bize göre birer ayrışma değil, aslında  iş birliği vesilesidir. Azınlıklarımız bizler için sağlam birer köprüdür. Bu  anlayışla görüşmelerimizde karşılıklı vatandaşlarımızın sorunlarını da  değerlendirdik. Rum kökenli vatandaşlarımızın durumlarını daha da iyileştirmek  için her türlü gayreti gösteriyoruz. Aynı yaklaşım ve zihniyeti Yunanistan'ın da  benimsemesini bekliyoruz. Bu noktada Yunanistan'daki kardeşlerimizin yüzleştiği  sıkıntıları tüm yönleriyle Sayın Başbakan'a aktardım."
 
"Kıbrıs Türkleri'nin siyasi eşitliği temel parametredir"
 
Kıbrıs konusunun da ana başlıkları arasında yer aldığını ifade eden  Erdoğan, "İçinde bulunduğumuz istişare sürecinin iyi değerlendirilmesi gerektiği  kanaatindeyiz. Taraflar yeni bir müzakere sürecine başlamadan ortak bir vizyon,  yol haritası belirlemelidir. Neyin nasıl müzakere edileceği, önceden net  olmalıdır. Türkiye için Kıbrıs Türkleri'nin siyasi eşitliği temel parametredir.  Hangi çözüm modeli olursa olsun bu zaruret gözetilmelidir." dedi.
 
Düzensiz göçle mücadelenin iki ülke ilişkilerindeki bir diğer önemli  kalem olduğunu vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:
 
"Türkiye olarak bu konuda imkanlarımızın üstünde bir yükü taşıyoruz.  Malum, Suriye ve Irak olmak üzere yaklaşık 4 milyon şu anda mülteci ülkemizdedir.  Bunları konteyner kentlerde, çadır kentlerde misafir etmekteyiz ve şu ana kadar  yaptığımız harcamalar 35 milyar doları aşmış vaziyette. Bunun yanında Ege'den  ölümlerin önüne geçmek için çok yoğun gayret sarfediyoruz. Sahil güvenlik  birimlerimiz her türlü, gece gündüz demeden çalışıyor, yeni acılar, yeni ölümler  yaşanmaması için mücadele ediyor."
 
Avrupa Birliği ile imzalanan 18 Mart Mutabakatı'nın da yeni göç  akımları bakımından caydırıcı bir rol oynadığını ifade eden Erdoğan, şunları  kaydetti:
 
"Türkiye geri kabul de dahil olmak üzere tüm yükümlülüklerini yerine  getirdi, getirmeye de devam ediyor ancak geri kabul mekanizmasının Avrupa Birliği  tarafında sağlıklı bir şekilde uygulanamadığını da görüyoruz. Avrupa Birliği  başta vize serbestisi olmak üzere 18 Mart Mutabakatı'ndan doğan sorumluluklarını  hayata geçirmemiştir. Biz nasıl sözlerimizi tutuyorsak Avrupa Birliği tarafının  da ahdine vefa göstermesini bekliyoruz."
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüştükleri konular arasında terörle  mücadelenin de bulunduğunu anlatarak, Türkiye ve Yunanistan'ın terörün kanlı  yüzünü iyi bilen iki ülke olduğunu, bu meselenin komşuluk ve müttefiklik hukuku  bağlamında ele alınmasının son derece önem taşıdığını belirtti.
 
Terörün her türlüsüne karşı kararlı bir şekilde ortak bir tutum  sergilemek zorunda olduklarını vurgulayan Erdoğan, şu değerlendirmeyi yaptı:
 
"Bu çerçevede Yunanistan'dan beklentimiz FETÖ, PKK, DHKP-C gibi terör  örgütü mensuplarının sığındığı güvenli bir ülke haline gelmemesidir. Yaptığımız  görüşmelerde FETÖ'cü darbecilerin ülkemize iadesine yönelik beklentilerimizi  Yunanlı dostlarımızın bir kez daha dikkatine getirmiş olduk. Bu konuda komşumuz  Yunanistan'dan daha çok iş birliği bekliyoruz. Milletimizin, şehit ailelerimizin  ve 15 Temmuz gecesi FETÖ'cü alçaklar tarafından yaralanan 2 bin 193 gazimizin  beklentisi de budur. İnşallah önümüzdeki dönem bu beklentilerin karşılandığı bir  dönem olacaktır."
 
Türkiye ve Yunanistan için de fayda sağladığını düşündükleri bu tür  temasları her düzeyde sürdürmenin faydalı olacağına inandığını dile getiren  Erdoğan, "Özellikle de dini azınlıklar konusundaki açılımlarımızı demokratik  anlamda değerlendirme, paylaşma noktasında da müzakerelerimizi gerçekleştirdik."  ifadesini kullandı.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çipras'ın "Kürsüye gelirken, Sayın  Cumhurbaşkanı bana bugün 'imzalayacağımız herhangi bir anlaşma yok, belki bir  sonraki görüşmemizde imzalayacağımız anlaşmalar olacaktır." sözlerine karşılık,  şunları söyledi:
 
"Önümüzde, Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey Toplantısı inşallah  Selanik'te olacak. Büyük ihtimalle o toplantıya iş adamlarıyla da beraber  gideceğimiz için orada muhakkak anlaşmalar da olacak. Dolayısıyla Yüksek Düzeyli  Stratejik Konsey'de imzaları atacağız."
 
Bir gazetecinin, Çipras'ın Türkiye'ye yaptığı ziyareti neden bu zaman  diliminde gerçekleştirdiğini belirterek, konuya ilişkin yorumu sorulan Erdoğan,  "Siyasetçilerin görevi düşman kazanmak değil, dost kazanmaktır, onun çalışması  içerisinde olmaktır. Aksi takdirde siyaset yapamazsınız, sürekli olarak kan  kaybedersiniz. Biz bu anlayışla siyasetimizi yürütüyoruz, yürütmeye devam  edeceğiz." yanıtını verdi.
 
"38 bin cilt o zaman kitap vardı"
 
Çipras'ın, uzun bir süre sonra yapacağı Heybeliada Ruhban Okulu'nu  ziyaretine ilişkin değerlendirmesi sorulan Erdoğan, 1971'den bu yana okulun  kapalı olduğunu belirtti.
 
Aslında kapalı oluşunun sebebinin de o zamanki yönetimlere ait olan  bir durum olmadığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Zaten patrikhanenin,  oranın işlevsiz hale geldiğini de görmesi sebebiyle adeta kapanmaya yüz  tutmuştur." dedi.
 
Erdoğan, imam hatip okulunda okuduğu zaman, Heybeliada Ruhban Okulu'nu  ziyaret ettiğini anımsatarak, sözlerine şöyle devam etti:
 
"Dinler tarihi hocamız bizi alıp, oraya götürmüştü ve çok da zeki bir  müdürleri vardı. Felsefe öğretmenleriydi fakat çok da zengin bir kütüphanesi  vardı. Aklımda kaldığı kadarıyla, az önce ikili görüşmemizde de Sayın Başbakan'a  söyledim, kütüphanesinde 38 bin cilt o zaman kitap vardı. Bizim arkadaşlardan bir  tanesi şöyle bir muziplik yaptı; 'Müdür Bey, bu kitapların hepsini okudunuz mu?'  dedi. Müdür Bey de gayet zeki bir cevap vererek, 'son gelen dergilerden birkaç  sayfa kaldı... Oğlum bu kadar kitap okunur mu? dedi.
 
Bütün öğrenciler ihtiyacına göre burada hangi kitabı okuması  gerekiyorsa geliyor, açıyor ve onu okuyor. Şimdi o benim orta öğretimde, imam  hatip'te 7. sınıfta filan olduğum dönemdi, hakikaten o günde bile çok az öğrenci  sayısına sahipti. 1971'de de orası kapandı."
 
"15 üyesiyle Sen Sinot Meclisi çalışıyor"
 
Şimdi ise gelinen noktada Heybeliada Ruhban Okulu'nda eğitim-öğretimin  olmadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
 
"Sürekli Sayın Çipras ve önceki başbakanlar hep gündeme getirdiler,  ben de kendilerine sadece 'Batı Trakya'daki müftüler meselesini önlerine koydum.  'Siz de gelin şu izi çözün, biz de bu işi çözelim bizim açımızdan bir sıkıntı  yok.' dedim.
 
Sen Sinot Meclisinde sayısal olarak bir ara 7'ye düşmüşlerdi. Ben  Sayın Bartholomeos'a haber gönderdim. 'Bize bu noktada, Lozan'a göre, Sen Sinot  Meclisinde görev alacak din görevlileri verin, ona göre biz bunları vatandaşlığa  alalım ve Sen Sinot Meclisini çalışır hale getirelim.' Bize isimler verildi,  Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı yaptık ve şu anda 15 üyesiyle Sen Sinot Meclisi  çalışıyor. Dolayısıyla Lozan'a göre seçimini yapabilecek noktaya gelmiş oldu. Biz  de herhangi bir çekincemiz yok, buradan böyle bir talep de gelince Sayın  Çipras'ın Ruhban Okulu'nu ziyaret etmesi için 'hayırlı olsun' dedik ve yarın bu  ziyareti gerçekleştirecekler. Ben yine 'hayırlı olsun' diyorum."

ETİKETLER