Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye'nin dışlandığı F-35 projesi çöker

30 Nisan 2019 Salı - 11:58 | Son Güncelleme : 30 04 2019 - 14:27

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 14. Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı'nda önemli açıklamalarda bulundu. Erdoğan, "Türkiye'nin dışlandığı bir F-35 projesi tamamen çökmeye mahkumdur." dedi.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi'nde düzenlenen IDEF'19  14. Uluslararası Savunma Sanayi Fuarı'ndaki konuşmasında, Cumhurbaşkanlığı  himayesinde yapılan organizasyonun gerçekleştirilmesinde emeği ve katkısı olanları tebrik etti.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Savunma  hakkımızın hiçe sayılması, hatta bizi doğrudan canevimizden vurmaya yönelik  adımlara destek verilmesi karşısında herhalde sessiz kalmayacaktık. Nitekim öyle  de yaptık. Rusya ile vardığımız S-400 anlaşmasının gerisinde işte böyle bir süreç  vardır. Daha da önemlisi kendi hava savunma sistemlerimizi üretme konusunda çok  hızlı bir şekilde yol alıyoruz. Bugünlerde F-35'ler konusunda da benzer bir  haksızlığa, daha doğrusu dayatmaya maruz kalıyoruz." dedi. 
 
1993'ten beri düzenlenen IDEF'in 190 firmadan bin 100'e yakın firmaya  ulaşarak kendini dünya çapında kanıtlamış bir ihtisas fuarı haline geldiğini dile  getiren Erdoğan, fuar vesilesiyle dünyanın 70 ülkesinden İstanbul'da bulunan  misafirlere hoş geldiklerini söyledi.
 
 
Erdoğan, bakanlara, bakan yardımcılarına, müsteşarlara, Genelkurmay  Başkanlarına, kuvvet komutanlarına, heyet üyelerine teşekkür ederek, kara, deniz,  havacılık ve uzay lojistik destek, güvenlik alanlarında geliştirdikleri son  ürünleri sergileyecek firmalara başarılar diledi.
 
Türkiye'nin son 17 yılda savunma sanayisinde elde ettiği kazanımların  en iyi görüleceği zeminin bu fuar olduğunu vurgulayan Erdoğan, ülkede üretilen  savunma sanayi ve güvenlik ürünlerinin dünya çapında giderek daha çok kabul  görmesinin atılan adımların doğruluğuna işaret ettiğini kaydetti.
 
Erdoğan, savunma sanayisinde tasarımdan üretime, tüm aşamalarda söz  sahibi olma hedefine adım adım yaklaşıldığını anlatarak, kendi girişimcilerimizin  yanı sıra uluslararası yatırımcıların da giderek savunma sanayisine daha çok ilgi  duymasının, potansiyelin büyüklüğünü gösterdiğini dile getirdi.
 
Türkiye'nin bir yandan savunma sanayisinde dünyada ilk 100'e giren  firma sayısını 4'e çıkartırken diğer yandan da asıl büyük gücü olan KOBİ'leri  desteklemeyi temel politikası olarak sürdürdüğünü belirten Erdoğan, fuar  vesilesiyle gerçekleştirilecek temaslar ve görüşmelerle varılacak anlaşmaların  ülkenin savunma sanayisindeki hedeflerine biraz daha yaklaşmasını sağlayacağını  vurguladı.
 
"Son dönemdeki yatırımlar tarihi süreklilik içinde okunmalı"
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, önümüzdeki yıllarda bu fuarı her  bakımdan çok daha ileriye taşıyacak adımların da hep birlikte atılacağı  temennisinde bulundu.
 
 
Devlet geleneğinin geçmişi 2 bin 200 yılı aşan bir ülke olarak savunma  sanayisine önem verilmesi kadar tabii bir durum olamayacağını ifade eden Erdoğan,  bu coğrafyada son bin yıldır Selçuklu, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti olarak  varlığın güçlü bir şekilde sürdürülmesinin, diğer vasıfların yanı sıra etkili bir  savunma alt yapısına sahip olunmasına borçlu olunduğunu kaydetti.
 
Erdoğan, bazılarının Türkiye'nin geçmişini bir asırdan ibaret  sandığını, cesametini bununla sınırlı gördüğünü ve tüm okumalarını da buna göre  yaptığını belirterek, şöyle devam etti:
 
"Halbuki biz dünyanın en güçlü kara ve deniz orduları kurmuş sadece  Osmanlı ile 24 milyon kilometrekareye ulaşan hakimiyet alanları tesis etmiş bir  ülkeyiz. Dünya harp tarihine baktığınızda hem eğitim ve taktik hem de araç, gereç  bakımından en önemli yeri ecdadımızdan aldığını görürsünüz. Son dönemde  yaptığımız atılımlar işte bu tarihi süreklilik içinde okunmalıdır, ele  alınmalıdır. Bu vesileyle Kut'ül Amare Zaferimizin 103. yıl dönümünü kutluyor,  tüm şehitlerimizi, gazilerimizi, kahraman askerlerimizi bir kez daha hayırla yad  ediyorum."
 
 
"Siyasi krizlerin ve çatışmaların yoğun yaşandığı bölge"
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, çağın güvenlik paradigmasının siyasi, sosyal,  ekonomik, askeri, teknolojik ve çevre faktörlerini içerecek şekilde genişlediğini  belirterek, Türkiye'nin içinde bulunduğu bölgenin dünyadaki siyasi krizlerin ve  çatışmaların en yoğun yaşandığı yer olduğunu söyledi.
 
Bu durumun Türkiye'yi her alanda sürekli teyakkuz halinde tutmayı,  gücü artıracak yöntemler geliştirmeyi zorunlu hale getirdiğini ifade eden  Erdoğan, dünyanın bugün tüm insanlığın ortak ihtiyacı olan istikrar ve güven  iklimini tehdit eden gelişmeler sebebiyle adeta diken üzerinde olduğunu kaydetti.
 
Erdoğan, kurallara dayalı uluslararası düzenin her gün biraz daha  erozyona uğratıldığını belirterek, şöyle konuştu:
 
"Tek taraflı güç kullanma ve yaptırım tehditleri giderek daha sık  başvurulan bir yol haline geldi. Yine ve çok daha tehlikeli bir silahlanma  yarışına yol açacak güç rekabetinin hortlama ihtimali giderek artıyor.  İhtilafların çözümü konusunda askeri seçenekler giderek daha çok konuşulmaya ve  devreye alınmaya başladı. Bölgesel krizler süratle küresel boyut kazanırken terör  örgütleri de bu tehlikeli gidişin en önemli ve tehlikeli araçları haline  getirilmiştir. İletişim imkanlarını ve teknolojiyi giderek daha etkin kullanan  terör örgütlerinin yol açtığı güvenlik sorunları sürekli büyüyor. Üstelik Türkiye  gibi neredeyse kesintisiz bir şekilde terörle mücadele eden ülkelere savunma  sanayi alanında gizli veya açık ambargolar uygulanıyor. Mesela, Suriye'de  sınırlarımızın dibinde yuvalanan bir terör örgütüne bize parayla verilmeyen  silahların bilabedel yığıldığını üzüntüyle takip ediyoruz. Aynı şekilde dünyanın  diğer pek çok yerindeki terör örgütlerinin sahip olduğu silahların izleri de hep  belirli yerlere çıkıyor. Örneğin Libya'daki gelişmeler de bunu çok açık ve net  olarak ortaya koyuyor. Kendileri binlerce kilometre öteden tehdit algıları üretip  orantısız bir güçle üzerine gidenler, bizim meşru hassasiyetlerimizi ısrarla  görmezden gelmeye çalışıyor. Türkiye, siyasi, diplomatik ve ekonomik alanda  olduğu gibi savunma alanında da hiçbir dayatmayı kabul etmemiştir, etmeyecektir."
 
Erdoğan, hükümete ilk geldiklerinde "Madem bizim ihtiyaçlarımız  karşılanmıyor, öyleyse kendi göbeğimizi kendimiz keseriz" diyerek savunma sanayi alanında tarihi bir reform başlattıklarını kaydetti.
 
Göreve başladıklarında ülkenin savunma sanayisinde dışa bağımlılık  oranının yüzde 80 düzeyinde olduğunu dile getiren Erdoğan, bugün bu oranın yüzde  30'lar seviyesine kadar indirildiğini anlattı.
 
Ülkenin kendi ihtiyaçlarını karşılamanın ötesinde her yıl artan bir  rakamla savunma sanayi ürünü ihracatının da gerçekleştirildiğini belirten  Erdoğan, tarih boyunca içinde yer aldığı tüm ittifakların hukukuna sadık  kaldıklarını, üzerlerine düşenleri yapan bir ülke olunduğunu vurguladı.
 
 
"Tacizler sebebiyle hava savunma sistemlerine ihtiyaç duyuluyor"
 
Erdoğan, sınırlarda yaşanılan tacizler sebebiyle hava savunma  sistemlerine ihtiyaç duyulduğunda ilk başvurulan yerin müttefikler olduğunu dile  getirerek, şunları kaydetti:
 
 "Ama maalesef bu yöndeki taleplerimiz ya tümden cevapsız kalmış ya da  işi yokuşa sürme anlamına gelen şartlar önümüze konmuştur. Savunma hakkımızın  hiçe sayılması, hatta bizi doğrudan canevimizden vurmaya yönelik adımlara destek  verilmesi karşısında herhalde sessiz kalmayacaktık. Nitekim öyle de yaptık. Rusya  ile vardığımız S-400 anlaşmasının gerisinde işte böyle bir süreç vardır. Daha da  önemlisi kendi hava savunma sistemlerimizi üretme konusunda çok hızlı bir şekilde  yol alıyoruz. Bugünlerde F-35'ler konusunda da benzer bir haksızlığa, daha  doğrusu dayatmaya maruz kalıyoruz. Proje ve üretim ortağı olduğumuz bir konuda  bizi dışlamaya çalışanların hala bu işin sonunun nereye varacağını  göremediklerini düşünüyoruz. Açık konuşuyorum, Türkiye'nin dışlandığı bir F-35  projesi tamamen çökmeye mahkumdur."
 
Erdoğan, İstanbul TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen  IDEF'19 14. Uluslararası Savunma Sanayi Fuarı'nın açılışındaki konuşmasında,  milli muharebe uçağını üretecek adımları attıklarını söyledi.
 
Hava Kuvvetleri'nin bundan sonraki filolarında ağırlık milli muharebe  uçaklarından oluşacağını dile getiren Erdoğan, "Bu çerçevede geleceğin  teknolojisi olarak bakılan insansız muharebe uçaklarıyla ilgili de çok yoğun  çalışmalarımız var. Helikopterler konusunda karşılaştığımız sıkıntıları ATAK'ları  üreterek zaten geride bırakmıştık. Uçaklarımızda kullandığımız bombaları bize  vermemek için kırk takla atanlar, şimdi ürettiğimiz bombaların gücü ve  ekonomikliği karşısında şaşkınlıklarını gizleyemiyorlar." diye konuştu.
 
Erdoğan, bu konudaki en çarpıcı örneklerden birinin de silahlı ve  silahsız insansız hava araçları olduğunu anımsatarak, şöyle devam etti:
 
"Terörle mücadelede bu araçlara ihtiyaç duyduğumuzda yine ilk iş gidip  müttefiklerimizden yardım istedik. Onlardan herhangi bir destek alamayınca  dolaylı bir yola başvurup bölgemizdeki bir ülkeden bu araçları edindik. Bu  şekilde aldığımız insanız hava araçlarının çalıştırılması ve bakımı konusunda  bize yaşatılan sıkıntıların hiç de iyi niyetli olmadığını görünce hemen kolları  sıvadık. Bir yandan özel sektörümüzü diğer yandan kamunun kontrolündeki savunma  sanayisi kuruluşlarımızı bu işte görevlendirdik. Sonuçta bugün Türkiye silahlı ve  silahsız insansız hava araçları konusunda dünyada söz sahibi bir konuma  gelmiştir. Diğer alanlarda da aynı hassasiyetle çalışıyoruz. Özellikle yüksek  teknolojiye dayalı savunma sanayisi ürünlerinin tasarım ve üretimine çok büyük  önem veriyoruz. Zırh, optik, yazılım, motor, simülasyon, patlayıcı teknolojileri  başta olmak üzere ülkemizin önünü kesmek için araç olarak kullanılan her hususta  kendimizin ve dostlarımızın ihtiyaçlarını karşılayacak altyapıyı kurmakta  kararlıyız."
 
 
Birkaç yıla kadar bu hususlarda bambaşka bir yere gelineceğine işaret  eden Erdoğan, bugünkü noktaya da kolay ulaşılmadığını söyledi.
 
Erdoğan, çok çalıştıklarını ve çok fedakarlık yaptıklarını anlatarak,  "Önümüze çıkarılan engeller karşısında asla pes etmedik. Hep yeni ve daha ileri  çözüm yolları aradık. Yeri geldi sabotajlara yeri geldi ihanetlere maruz kaldık.  Ama asla yılmadık. Hedeflerimize doğru yürümekten vazgeçmedik. Bugün doğrudan  Cumhurbaşkanlığına bağlı olarak görev yapan Savunma Sanayii Başkanlığımızın  portföyünde proje bedeli 75 milyar doları bulan 690'dan fazla başlıkta çalışma  var. Hisseleri doğrudan veya dolaylı olarak kamuya ait savunma sanayisi  şirketlerimizin her biri kendi alanlarında dünya markası haline geldi. Özel  sektör kuruluşlarımız çok sınırlı imkanlarla çok büyük başarılara imza atıyorlar.  Savunma sanayisi alanında deneyimli ve uzmanlaşmış insan kaynağımız oluştu. Artık  dışarıdan uzman getirmek yerine biz dışarıya uzman gönderir hale geldik. Dünyanın  her yerinde teknolojinin lokomotifi savunma sanayisidir. Ülkemizde de bu alanda  yapılan çalışmaların ticari alana uyarlanması konusunda giderek daha başarılı  örneklerle karşılaşıyoruz." değerlendirmelerinde bulundu.
 
Teknolojinin çok farklı boyutlara sahip olduğuna dikkati çeken  Erdoğan, bu durumun iş birliği, ortak çalışma ve birlikte iş yapma kültürünün  gelişmesini zorunlu kıldığını anlattı.
 
Erdoğan, bu tür platformların ürünlerin tanıtımına ve pazarlanmasına  katkıda bulunduğuna işaret ederek, "Diğer yandan yeni iş birliği zeminlerinin  oluşmasına vesile oluyor. Özellikle KOBİ boyutundaki firmalarımız için buradaki  iklim gerçekten çok önemli. Şimdiden burada yapılacak anlaşmaların ve tesis  edilecek iş birliklerinin hayırlı olmasını diliyorum. Fuarın başarılı geçmesini  temenni ediyor, tüm katılımcı ve misafirlere şükranlarımı sunuyorum." dedi.
 
 

ETİKETLER