Son dakika! Cumhurbaşkanı Erdoğan: O ürünlere boykot uygulayacağız

14 Ağustos 2018 Salı - 11:32 | Son Güncelleme : 14 08 2018 - 12:34

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "İktidarının 16. Yılında AK Parti" Sempozyumu'nda konuştu. Erdoğan, "Türkiye’ye yönelik açık bir ekonomik saldırı var. Eskiden bu işler daha örtülü dolaylı yollardan yapılırdı. Şimdi bodoslama şekilde üzerimize geliyorlar. Yapabileceğimiz iki şey var. Bunlardan biri ekonomik, diğeri siyasi tavırdır" dedi. Erdoğan ayrıca, "ABD'nin elektronik ürünlerine biz boykot uygulayacağız. Onların İphone'u varsa öbür tarafta Samsung var" ifadesini kullandı.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) tarafından ATO Congresium'da düzenlenen "İktidarının 16. Yılında AK Parti Sempozyumu"nda konuştu. Erdoğan'ın konuşmasının satırbaşları şöyle: 
 
"AK Parti ve AK Parti dönemini anlamanın bugünlerde çok daha önemli olduğunu düşünüyorum. Her alanda AK Parti'nin Türkiye'de gerçekleştirdiği büyük dönüşümün konuşacak olmasını çok önemli görüyorum. Bugün burada her biri çok değerli katılımcıların, yeni yaklaşımları, stratejileri ortaya koyacağına inanıyorum.
 
Partimiz söz konusu olduğunda ifade ettiğim tespitimi tekrar hatırlatıyorum. AK Parti nevzuhur bir siyasi oluşum değildir. AK Parti'nin tarihi milletimizin tarihi kadar eskidir. Cumartesi günü yapacağımız kongremizde bu konuyu enine boyuna paylaşacağız. AK Parti'yi anlamak için önce Türkiye'yi ve Türk milletini anlamak gerekir. Coğrafyasıyla, tarihiyle, sevinciyle, hüznüyle bu milleti anlamayanlar AK Parti'yi çözemez. Onlara tavsiyemiz bakış açılarını değiştirmeleridir. Bunlar geçmişte hem devletin imkanlarını kullanmış, hem de milletimizin değerlerine savaş açmış faşist düzenin temsilcileridir. Bu kesim artık ülkemize ve milletimize olan düşmanlıklarını AK Parti'ye muhalefet örtüsü altında gizleyemez haline geldi. Bunları hayırlı gelişmeler olarak görüyorum.
 
 
Son günlerde yaşanan hadiseleri bu çerçevede değerlendiriyorum. Türkiye'ye yönelik açık bir saldırı var. Eskiden bu saldırılar daha kapalı yapılırdı, şimdi doğrudan üzerimize geliyorlar. Bunlara karşılık ekonomik ve siyasi tavırla karşılık verilir. Ekonomik olarak tüm tedbirleri aldık, gerekli cevabı veriyoruz. Yapabileceğimiz ikinci ve asıl önemli husus siyasi duruşumuzu sağlam tutmaktır. Maruz kaldığımız saldırının ekonomiyle ilgisi yoktur, bizim de kendimizi buna göre konumlandırmamız gerekiyor. Cari açık, faizler, enflasyon başta olmak üzere çözmemiz gereken bazı sorunlar var.
 
DOLAR 4,8 SEVİYESİNDEN NASIL OLDU DA 7’LERE FIRLADI
 
Ülkemizin ekonomik verilerini kime gösterirseniz gösterin bir gariplik olduğunu fark edecektir. Dolar ülkemizin parası karşısında 4,8 seviyesinden 7'lere fırladı? 15 Temmuz sabahı 2,8 seviyesinde olan kurun 4,8 seviyesine çıkması anlamsızken bu durumu nasıl izah edeceğiz? Anormallik var mı diye baktığımızda manzara şudur: Bankalar mı battı? Bugün ülkemiz dünyadaki en sağlam bankacılık sektörüne sahip. Kamu borç stoğunun milli gelire oranında Avrupa'nın en iyilerindeniz. Ekonomimiz tıkır tıkır çalışıyor. Dünyada örnek gösterilen turizmde patlamaya yaşayan ülke konumundayız. Savaşa mı girdik, işgale mi uğradık, siyasi veya sosyal kaos mu yaşıyoruz? Bu soruna her zamanki klasik bakış açısının dışında bakmak zorundayız. 
 
"ÜLKEMİZE YÖNELİK DAHA DERİN  BİR OPERASYON VAR"
 
İşin ekonomi tarafının küresel boyutunun olduğu açıkça ortadadır. ABD, Çin'den Rusya'ya kadar pek çok yeri ekonomik bakımdan hedef almış durumdadır. Bu durum tek başına ülkemizde yaşananları izaha yetmiyor. Ülkemize yönelik daha derin bir operasyon var. 16 yılda ülkemizi 3,5 kat büyütmekle büyük bir sıçrama yaptık. Bundan rahatsız olanlar gayet tabiidir. Kendimiz kazandığımız kadar, iş yaptığımız yerlere kazandırmaya dikkat ediyoruz. Dış ticaret rakamlarımıza baktığımızda ticari ilişkilerimizde karşı tarafın bizden fazla kazandığını görüyoruz. Bunu söylerken kendimizi dev aynasında görmek gibi yanlışa kapılmıyortuz. Kendimize güveniyoruz ama eksiklerimizi de iyi biliyoruz. 
 
"STRATEJİK ORTAK DEĞİL MİYDİK"
 
AK Parti döneminde en önemli değişim, devletimizle milletimizi barıştırarak ekonomimizi çok ileri taşımamış olmamız. Rahatsızlık burada birileri hazımsılık burada. Birileri ekonomiyi silah olarak kullanmaktan çekinmiyor. Adımlarımızı bu denli dikkatli atmamızın sebebi budur. Biz sizinle stratejik ortak değil miyiz? Afganistan'da, Somali'de, Kosava'da birlikte olmadık mı? Bu yaptığınız nedir, nereye varmak istiyorsunuz? Bu milletin karakteri sağa sola savrulan bir karakter değildir. Yaşadığımız sürecin bir maliyeti var ama operasyonu gerçekleştirenlere de bir maliyeti olduğu şüphesiz. 
 
"15 TEMMUZ'DA NASIL KARARLILIKLA DURDUYSAK..."
 
15 Temmuz bunun en somut ve en büyük örneğidir. Tankların, topların, uçakların, namluların karşısında dimdik durduk. Hiç kimsenin şüpheis olmasın ki, doların, kurun, faizin karşısında aynı kararlılıkla duracağız. Milletime inanıyorum. Onlar yoğun bir şekilde TL'yi hemen alıp, doları bozdurduğunu görüyorum. Dolar hemen bozdurulup TL'nin onurunu korumamız en güzel cevap olacak. Dün siyasi özgürlüğümüzü birbirimize kenetlenip korumuştur. Bugün de birbirimize kenetlenip imkanlarımızı seferber ederek koruyacağız. 
 

"ABD'NİN ELEKTRONİK ÜRÜNLERİNE BİZ BOYKOT UYGULAYACAĞIZ"

 
Buradan iş dünyamıza sesleniyorum. En güzel cevap işimize 4 elle sarılmak olacaktır. Daha çok üreteceğiz, daha çok ihraç edeceğiz. ABD'nin elektronik ürünlerine biz boykot uygulayacağız. Onların iPhonu varsa öbür tarafta Samsung var, Venüs var Vestel var. Ne yaptığımızı anlasınlar. Biz kendimize yeteceğiz. Biz insansız hava araçlarını istediğimizde 'Kongre izin vermiyor' diyorlardı. Kötü komşu bizi evsahibi yaptı. Bunları üretiyoruz. Sıkıntımız yok. Batıda yapacağımız pek çok görüşme olacak. Batı'dan dostlar arıyor, görüşüyoruz, görüşmeye devam edeceğiz. Türkiye'de bir araya gelmenin gayretleri içerisindeyiz, bir araya geleceğiz. Gayretlerimizi sürdüreceğiz. 
 
 
'Bekle gör' anlayışıyla üretimi durdurursak, İhtiyat diyerek ticareti aksatırsak, asıl o zaman düşmana teslim duruma düşeriz. 'Dövize gidersek kurtuluruz' yok. O zaman batarsın. Sen Türk'sün, sen Türk lirasıyla beraber yoluna yürüyeceksin. 26 Ağustos'ta yeniden Malazgirt'ten yola çıkacağız, unutmayın. Yeniden bir diriliş olacak inşallah.
 
Bizim asıl hedefimiz bu konjonktürel krizi aşmak değil 2023 hedeflerimize ulaşmaktır. Bu hedefe ulaşamazsak daha çok krizle karşı karşıya geleceğimizi biliyoruz. 26 Ağustos’ta yeniden Malazgirt’ten yola çıkacağız unutmayın. Yeniden bir diriliş olacak inşallah. 
 
Bölgemizdeki dünyadaki tüm mazlumlara el uzattık.  Ne diyor bu efendiler? “Dünyanın en zenginleri biziz” Sorun bakalım, en az gelişmiş ülkelere ne kadar yardımları olmuş? Biz bir numarayız, onlar arkamızdan geliyor. Niye? Ya bizim gönlümüz zengin gönlümüz.  Ve gayri safi milli hasılaya göre devamlı onlar arkamızdan geliyor, biz önden gidiyoruz. Bundan sonra da bu böyle devam edecek. Biz her zaman garip gurebanın yanında yer aldık. O gelişmeyen ülkelere ilk koşan gene biz olduk. Bütün bunların hürmetine bu millet evelallah batmayacak, dimdik ayakta durmaya devam edecek. 
 
Biz ülkemizi alan el iken veren el durumuna getirdik. Akıl ve vicdan sahibi herkes bugünkü Türkiye’nin AK Parti kurulduğu dönemdeki Türkiye’den çok daha ilerde olduğunu kabul edecektir. 2023 hedeflerimize ulaştığımızda her vatandaşımız şu anda olduğundan 2 kat daha zengin hale gelecek. Böyle bir Türkiye’yi hiç kimse döviz kuru oyunlarıyla, enflasyon ve faiz baskısıyla köşeye sıkıştırmayı düşünemeyecek. Üretimimizle, markalarımızda dünyada hak ettiğimiz yeri aldığımızda, cari açık enflasyon faiz diye bir sorun kalmayacak.  Dünyaya, yüksek teknolojiye, markaya, tasarıma dayalı ürünler satıyor olacağız. Savunma sanayiinde kendi ihtiyaçlarımızı karşılamanın yanında dostlarımıza da el uzatır hale geleceğiz.
 
Bu ülkede kendine aydınlık bir gelecek kuramayan, dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şans elde edemez. Bazılarının, özellikle gençlerimizi tahrik etmek için yurt dışı güzellemeleri yaptığını görüyorum. Yurt dışında verdiği emeği burada sergileyen herkes ülkemizde çok daha iyi bir hayat seviyesine ulaşacaktır. Kendi ülkesinde ortalama bir işte oldukça iyi bir standartta yaşamayı, yurt dışında sefalet içinde hayatı sürdürmeye tercih eden varsa elbette kendi bileceği iştir. Ama bununla kalmayıp bir de ülkesini karalamayı tercih edenlere biz mankurt diyoruz. Bizim mankurtlara ihtiyacımız yok. Bize bu ülkenin kalbi iman dolu, kafası zehir gibi çalışan, kendilerini eğitimden spora her türlü imkanı sağladığımız gençler yeter.