Cumhurbaşkanı Erdoğan müjdeyi verdi! Bu ay içinde...

AA |  06 Mart 2019 Çarşamba - 11:37 | Son Güncelleme : 06 03 2019 - 14:08

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe'de yaptığı konuşmada, çiftçilere mart ayı içerisinde toplam 3 milyar 716 milyon liralık destek verileceğini açıkladı.


Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde  düzenlenen "Türkiye'nin En Büyük Çiftçi Ailesi Milletin Evinde" programına  katıldı.  Cumhur ile Cumhurbaşkanı'nın buluşmasına vesile olan bu tür  toplantıları önemli gördüğünü belirten Erdoğan, Tarım Kredi Kooperatiflerinin  Genel Kurulu vesileyle bu buluşmadan duyduğu memnuniyeti ifade etti.

 Yardımlaşma ve dayanışmanın bizim kültürümüzün mayasında, ruhunda,  özünde olduğunu vurgulayan Erdoğan, ahilik müessesinin asrılar boyunca bu milleti  hem maddi hem manevi olarak ayakta tuttuğunu söyledi. Anadolu'da teknolojik aletlerin olmadığı zor dönemlerde işlerin  asırlar boyunca imece usulüyle yapıldığına dikkati çeken Erdoğan, tarlaların bu  şekilde sürüldüğünü, harmanların bu şekilde kaldırıldığını, ihtiyaçların bu  şekilde karşılandığını dile getirdi.
 
Tarım Kredi Kooperatiflerinin de bu anlayışın, iş birliğinin ve  dayanışmanın ürünü olduğuna işaret eden Erdoğan, şöyle konuştu: "Tarım kredi kooperatifleri gönüllü katılıma, demokratik denetime, iş  birliğine ve toplumsal sorumluluğa dayalı hep daha iyisini gerçekleştirmek için  çalışan yapısıyla çiftçilerimize hizmet veriyor. Bugün bu kuruluşumuz, binlerce  kooperatifi, yüzbinlerce ortağıyla ülkemizin en büyük çiftçi kuruluşu  durumundadır. Ortaklarından, değerinden aldığı ürünleri tüketiciyle de buluşturan  Tarım Kredi Kooperatiflerimiz, geçtiğimiz haftalarda hayata geçirdiğimiz tanzim  satış uygulamasının da ana tedarikçisidir."
 
"8 milyar lirayı bulan bu satış rakamıyla çiftçimize destek olundu"
 
Üreticilerin girdilerinin önemli bir bölümünün birlik tarafından  karşılandığını belirten Erdoğan, "Birliğimiz, geçtiğimiz yıl çiftçilerimize 2  milyar 100 milyon liralık gübre, yaklaşık 2,5 milyar liralık yem, 1 milyar 250  milyon liralık motorin, 550 milyon liralık tohumluk, 400 milyon liralık tarım  aleti ve makinesi, 300 milyon liralık kömür satışı yaptı. Toplamda 8 milyar  lirayı bulan bu satış rakamıyla çiftçimize her alanda destek olundu. " bilgisini  verdi. Ortaklarının tohum, gübre, mazot, ilaçlama, sulama sistemleri, sera  ürünleri, fide, fidan gibi ihtiyaçların karşılayan birliğin, geçen sene bunun  için açtığı kredi rakamının 9 milyar lira olduğunu bildiren Erdoğan, sözlerine  şöyle devam etti:
 
 "Çoğunluğu ayni olmak üzere birliğimizin her bir ortağına  kullandırdığı kredi ortalaması ise 19 bin liradır. Kırsal kalkınma projelerinde  en çok yararlanan da birliğimiz üyesi kooperatiflerdir. Birliğimizin önümüzdeki  dönemde de çitçilerimizin yanında yer almayı sürdüreceğine inanıyorum. Biz de  hükümet olarak çiftçilerimizi desteklemek için her türlü çabayı gösterdik,  gösteriyoruz. 2019 yılı destekleme ödemelerini hızla gerçekleştiriyoruz. Yılın  ilk iki ayında çiftçilerimize 5 milyar liralık destekleme ödemesini yaptık.  Buradan şimdi mart ayında yapılacak desteklerin de müjdesini sizlerle paylaşmak  istiyorum. Mart ayı içerisinde alan bazlı desteklerde 2 milyar lira, buzağı  desteklerinde 730 milyon lira, diğer hayvancılık desteklerinde 198 milyon lira,  yem bitkileri desteklerinde 80 milyon lira, sulama elektriği, sertifikalı tohum  gibi diğer hususlarda da 148 milyon lira olmak üzere toplam 3 milyar 716 milyon  liralık destekleme ödemesi yapacağız. Böylece yılın ilk üç ayında   çiftçilerimize, üreticilerimize 8 milyar 777 milyon liralık desteği sağlamış  olacağız."
 
"Tarımsal destekler 16,1 milyar lira"
 
Tarım ve hayvancılığın Türkiye bakımından önemine dikkati çeken  Erdoğan,  "Çiftçilerimize bugüne kadar yaptığımız 126,8 milyar liralık destek  ödemesi bunun en somut ifadesidir. Türkiye, 2002 yılında tarımsal milli gelir  bakımından 37 milyar lirayı dahi bulmayan bir büyüklüğe sahipti. Tarım ürünleri  ihracatımız da 3,7 milyar dolar düzeyindeydi. Çiftçilerimize yılda verilen  tarımsal destek rakamı da 1,8 milyar lirayı ancak buluyordu. Biz bu seviyeden  aldığımız Türkiye'yi tarımsal milli gelirde 190 milyar lira, tarım ürünleri  ihracatında 17,7 milyar dolar, tarımsal desteklerde bu yıl itibariyle 16,1 milyar  liraya yakın bir yere getirdik." değerlendirmesinde bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin tarımsal hasıla bakımından  Avrupa'da ilk sırada yer aldığına işaret ederek şunları kaydetti:
 
  "Tarım sektöründeki konumumuzu daha da güçlendirmek için pek çok  çalışma yürütüyoruz. Bunlardan biri de arazi toplulaştırmasıdır. Bu projenin ilk  başladığı 1960 yılından 2002'ye kadar, 42 yılda, toplam 450 bin hektar arazi  toplulaştırması yapılabilmişti. Biz geçtiğimiz on yılda 6,1 milyon hektar alanda  arazi toplulaştırmasını tamamladık. Halen 3,6 milyon hektar alanda da tescil  işlemleri sürüyor."
Genç nüfusun tarım sektörüne ilgisini artırmak için genç çiftçilere 30  bin lira hibe desteği verdiklerini anımsatan Erdoğan, bunu gençleri hem bugün hem  de yarınlara hazırlamak için yaptıklarını söyledi.
 
Hayvancılıktan bitkisel üretime, tıbbi aromatik bitkilere kadar geniş  bir alana yayılan bu uygulama kapsamında son 3 yılda 48 bine yakın genç çiftçiyi  1,5 milyar lirayı bulan kaynakla desteklediklerini vurgulayan Erdoğan, şu  ifadeleri kullandı:  "Attığımız bir başka önemli adım da tarım arazilerinin miras ve satış  yoluyla bölünmesinin önüne geçmektir. Bu şekilde bugüne kadar yaklaşık 1 milyon  hektar arazinin bölünmesini önledik. Tarım ve hayvancılık yapılan ovalarımızı  koruma altına almak için sit alanı olarak ilan ediyoruz. Aksi takdirde yazık  olur. Bu topraklar öyle rastgele kullanılsın diye değil, tarımsa tarım için  kullanılması lazım. Yoksa her tarım alanına kalkıp biz beton yığınlarını dikersek  bu vatana, millete ihanet ederiz. Halen 258 ovamızı sit alanı olarak ilan etmiş  durumdayız, yakında bu sayıyı 300'e çıkartıyoruz. Böylece bu ovalarımızın  betonlaşmasının önüne geçilecek sadece tarım yapılan yerler olarak bunların  kalmasını sağlıyoruz."
 
 
 Her işte olduğu gibi tarım sektöründe de  finansın önemli olduğunu ifade eden Erdoğan, geçen yıl çiftçilere Ziraat Bankası  aracılığıyla yaklaşık 32 milyar lira, Tarım Kredi Kooperatifleri aracılığıyla 6,4  milyar lira kredi kullandırdıklarını belirtti. Bu kredilerin geri dönüş oranının yüzde 98- 99'larda olduğuna dikkati  çeken Erdoğan, "Benim çiftçim güvenilirdir, inanılırdır, aldığı krediyi zamanında  gelir, öder. Yüzde 98-99 bu demektir. Bunun yanında bir diğer yerlerde kredi  alanların birçoğu üzerine yatıyor ama çiftçi yatmıyor, çiftçi borcunun  sahibidir." diye konuştu.Türkiye'de elde edilen tahıl rakamının 30,8 milyon tondan 34,5 milyon  tona çıktığını anlatan Erdoğan, şöyle konuştu:  "Meyve rakamı 13,3 milyon tondan 20,5 milyon tona, sebze miktarı da  25,8 milyon tondan 30 milyon tona yükselmiştir. Bitkisel üretimimizin toplamda 98  milyon tondan 117 milyon tona ulaşması tarıma verdiğimiz desteklerin karşılığını  aldığımızın işaretidir. Bu rakamlar birtakım spekülatörlerin, kimi zaman patates,  soğan, kimi zaman domates, biber, patlıcan gibi vatandaşlarımızın en çok  kullandıkları ürünler üzerinden sahneledikleri oyunların amacını daha iyi  gösteriyor. Spekülatörlerin gayesi çiftçinin, üreticinin hakkını, hukukunu,  çıkarını korumak değildir. Bir kısmı sadece kar hırsıyla hareket ederken, bir  kısmı daha derin emeller güdüyor. Milletimizle birlikte her oyun gibi bu tür  tezgahları da bozmaya devam edeceğiz. Çiftçi kardeşlerim vasıtasıyla tüm ülkeme sesleniyorum; Hiç kimsenin,  ne üreticimizin alın terine, emeğine ne de tüketicimizin sofrasına, ekmeğine göz  dikmesine izin vermeyeceğiz. Tarım sektöründeki spekülatörleri, tıpkı  sınırlarımıza dayanan teröristler gibi bir milli güvenlik sorunu olarak görüyor  ve ona göre de muamele ediyoruz." Erdoğan, bu gelişmelerde Türkiye'de 276 olan baraj sayısına 563, 228  olan gölet sayısına 350, bin 764 olan sulama tesisi sayısına ise bin 332 ilave  yapmalarının büyük payı olduğunu dile getirdi.
 
 "Ilısu Barajı'nın da bitmek üzere"
 
GAP projesinin sulama alanını 200 bin hektardan 560 bin hektara  yükselttiklerini anlatan Erdoğan, kendi alanında dünyada 4. sırada yer alan Ilısu  Barajı'nın da bitmek üzere olduğunu, bu yıl su tutmaya başlayacağını ifade etti. PKK terör örgütüyle yapılan mücadelelere dikkati çeken Erdoğan, "Bize  Ilısu barajını yaptırmamak için diğer yerlerde, Tunceli'de, Siirt'te birçok  yerdeki barajların yapılmaması için bunlar ne kadar engeller oluşturmaya  çalıştılar biliyor musunuz? Dert ne biliyor musunuz? O barajlar oluşursa  oralardan geçiş yapamıyorlardı. Onun için de bu barajların yapılmasını hep  engellemeye çalıştılar. Biz, bu terör örgütlerine rağmen barajlarımızı yaptık,  yapıyoruz ve yapacağız." diye konuştu.
 
Barajlarda elektrik enerjisi, sulama, içme suyu imkanı ile çevre ve  şehircilik imkanı olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Bütün bunlarla beraber, ülkemiz  zenginleşiyor." dedi.  Kendi sınıfında Avrupa'nın en büyük barajı olan Silvan Barajı'nda da  sona yaklaştıklarını dile getiren Erdoğan, bu barajın en önemli tünellerinden  birinin temelinin de önümüzdeki günlerde atılacağı, diğer tüneldeki çalışmaları  da hızlandıracakları bilgisini verdi.
 
 "Sadece GAP kapsamındaki sulamaların ülkemize katkısı 2,2 milyar  dolar, enerji katkısı 4 milyar dolar, içme suyu katkısı da 500 milyon dolardır."  diyen Erdoğan, bu projenin tüm etapları hizmete girdiğinde 1 milyon 58 bin hektar  alanı sulamaya açmış olacaklarını vurguladı. Böylece Türkiye'nin tarımsal üretiminin de hem kalite, hem miktar  olarak artacağının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu işler uzun soluklu  çalışmalarla ve gerçekten çok ciddi yatırımlarla mümkün olabiliyor. Böyle  yalanla, dolanla, iftiralarla bu iş olmuyor. Çalışacaksın, çalışacaksın,  üreteceksin. Bunlar olursa netice olur, bunlar olmazsa netice olmaz. Biz de  planlarımızı, programlarımızı, yatırımlarımızı buna göre ayarlıyoruz."  ifadelerini kullandı.
 Türkiye'de en çok tartışılan konulardan birinin hayvancılık olduğunu  belirten Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
 
  "Bu konuda çok uğraşmamıza rağmen maalesef hala vatandaşlarımıza  istediğimiz seviye de uygun fiyatlardan et sunamadığımızı itiraf etmem gerekiyor.  Esasen rakamlara baktığımızda hayvancılıkta durumumuz her geçen gün daha iyiye  gidiyor. Mesela büyük baş hayvan varlığımız 2002 yılında 9,9 milyon adet idi,  yani 10 milyon adet. Bu rakam 17,2 milyonu geride bıraktı. Küçükbaş hayvanlarda  da yaklaşık 32 milyondan 46,1 milyonluk adete yükseliş göze çarpıyor."  Erdoğan, hayvancılığın önemli bir göstergesi olan süt üretiminin 8,4  milyon tondan 22,1 milyon tona çıktığını dile getirerek, kırmızı et üretiminin  420 bin tondan 1 milyon 118 bin tona, tavuk eti üretiminin 700 bin tondan 2  milyon 156 bin tona, yumurta üretiminin 11,5 milyar adetten, 19,6 milyar adete,  süt ürünleri üretiminin ise 61 bin tondan 276 bin tona yükseldiğini bildirdi.
 Gerileme olmadığını, bu rakamların daha yükseleceğini ifade eden  Erdoğan, "Üretimdeki bu artışlar sayesinde ülkemizde kişi başına yıllık süt  tüketimi 122 litreden 258 litreye yükseldi. Kırmızı et tüketimi de 6,1 kilodan,  15 kiloya çıkmıştır. Görüldüğü gibi tüketimimiz üretimden daha fazla artmıştır.  Dolayısıyla yapmamız gereken girdi maliyetlerini düşürerek daha hesaplı üretimi  teşvik etmektir." diye konuştu.
Hayvancılıkta yem ve tarla bitkilerinde gübre konusunda yaşanan  sıkıntıları bildiklerini aktaran Erdoğan, her iki üründe de ham madde bakımından  dışa bağımlılığın söz konusu olduğunu söyledi.
 Bunun için işe yem ve gübre üretimini artırmakla başlamak gerektiğine  dikkati çeken Erdoğan, şunları kaydetti: "Türkiye bu konularda ithalatçı değil, ihracatçı olmalıdır. Tarımda  milli birlik projemizin hedeflerinden biri de budur. Planlı üretime geçerek  ithalatı azaltmayı ve ihracatı çoğaltmayı amaçlıyoruz. Havza bazlı yönetim ve  tarımsal üretimi destekleme modelini ve hayvancılıkta yerli üretimi destekleme  modelini kararlılıkla uygulayacağız."
 
 
Erdoğan, havza bazlı  üretim için 21 ürün ve 945 yerin belirlendiğini söyledi.  Buğday ve yem bitkilerini her yerde, diğer ürünleri de belirlenen  alanlarda destekleyerek, tarım sektörünü şaha kaldıracaklarını belirten Erdoğan,  hayvancılığı ülkenin ihtiyacını karşılamasının ötesinde ihracata dönük olarak  geliştirmek için işe damızlık üretimini teşvikle başladıklarını vurguladı.  Türkiye'nin büyümesinden, gelişmesinden ve zenginleşmesinden çiftçi ve  üreticilerin de nasiplerine düşeni alacağını dile getiren Erdoğan, 2023  hedeflerine ulaşıldığında şu anda konuşulan rakamların üçe, beşe katlanacağını  ifade etti.
Hükümet olarak 17 yılda Türkiye'yi 3,5 kat büyüttüklerine dikkati  çeken Erdoğan, şöyle konuştu:
"Dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girebilmemiz için önümüzdeki  dönemde en az iki katlık büyümeyi daha gerçekleştirmemiz gerekiyor. Burada her  partiye gönül vermiş kardeşlerimizin bulunduğunu biliyorum. Onun için sizlerden  bu söylediklerimi futbol takımı tutar gibi değil, marifet iltifata tabidir  anlayışla hareket ederek, kim ne hizmet verdi, kim ne hizmet veriyor, buna  bakarak, siyaset gözlüğünün ötesinden bir sağduyuyla değerlendirmenizi istiyorum.  Bunu yaptığınızda, hakikatleri daha iyi görme, bugün oynanan oyunları daha iyi  anlama imkanı bulacağımıza inanıyorum. Ülke ve millet olarak ne zaman  hedeflerimize yaklaşsak karşımıza hemen birtakım engeller çıkartılıyor. Birtakım  senaryolar tedavüle sokuluyor. 2013 yılını hatırlayın; IMF'ye borcu 2013'ün  mayısında kapattık. Neydi bu borç, göreve geldiğimizde yani 2002'nin sonunda 23,5  milyar dolar. Biz mayıs 2013'te bu borcu sıfırladık, bizim şu anda IMF ile  alışverişimiz yok, bitti o iş. O defteri kapattık."
 
 "Bu ülke yeşilleniyor ise bizimle yeşillendi"
 
Türkiye'nin artık kendi imkanları ve kendi gücüyle yoluna devam  ettiğini vurgulayan Erdoğan, "2002'de Merkez Bankamızın döviz rezervi 27,5 milyar  dolardı ve Başbakanlığım döneminde bir ara döviz rezervimiz 136 milyar dolara  kadar çıktı. Fakat malum bazı krizler sebebiyle bir ara 80'e düştük. Şimdi ise  yeniden tırmandı ve Merkez Bankamızın döviz rezervi 100 milyar dolara gelmiş  durumda. Daha da yükselteceğiz. Hep beraber bunu yapacağız." dedi. Dünyanın hayranlıkla izlediği projeleri birer birer hayata  geçirdiklerini belirten Erdoğan, şunları kaydetti:
 
 "Bununla yetinmeyip bölgemizde ve dünyada tüm mazlumların, mağdurların  ve gariplerin elinden tutuyorduk. Ne oldu? Bir anda sokakların karıştırıldığı  Gezi olaylarını karşımızda bulduk. AK Parti gibi Türkiye'nin orman varlığını 20,8  milyon hektardan 22,6 milyon hektara çıkartmış, 4 milyar 300 milyon fidanı  toprakla buluşturmuş bir partiye yapılabilecek en son suçlamayla 'ağaç  kestiğimiz' yalanıyla ortalığı bir birine kattılar. Bu ülke yeşilleniyor ise  bizimle yeşillendi. Bu oyunun gerçek yüzü ortaya çıkınca, sokakları terörize eden  o grup, sessizce çekilip gitti. Ardından 17/25 Aralık emniyet-yargı darbe  girişimi geldi. Sonra 2014 martındaki mahalli seçimlerde ve aynı yılın  ağustosundaki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde çevirmedik dolap bırakmadılar.  Hamdolsun, milletimizin desteğiyle tüm bu badireleri atlattık. 2015 haziranındaki  seçimlerde Mecliste hiçbir parti hükümet kuracak çoğunluğu elde edemediğinden  sergilenen o şımarıklıkları, milleti küçümseyen tavırları hatırlıyorsunuz değil  mi? Bunun üzerine hemen erken seçime gittik ve milletimiz 'burada bir oyun  oynanıyor' dedi ve bizi tekrar tek başına iktidara getirdi."
 
"Devletin parasını Kandil'e gönderenlerle devam edecek halimiz  yoktu"
Erdoğan, bölücü terör örgütünün belediyelerin iş makinelerini de  kullanarak açtığı çukur ve kanallarla Güneydoğu'yu mahvettiğini anımsatarak,  şunları söyledi: "Biz, kayyum olayını hukuk çerçevesinde, yargı vasıtasıyla devreye  soktuk. Çünkü devletin gönderdiği parayı herhalde Kandil'e gönderenlerle yola  devam edecek halimiz yoktu. Şimdi aramızda Diyarbakır'dan gelen çiftçi  kardeşlerimiz vardır. Şimdi Diyarbakır'da İstanbul gibi Ankara gibi, belki  İstanbul ve Ankara da bile yok. Dört gidiş, dört geliş. Öbür taraftan  bakıyorsunuz yan yollar. Bakıyorsunuz kafeteryalar vesaire gençlik oralarda. Aynı  şekilde Van, Ağrı, Şırnak, yükselen binalar. Hakkari, yükselen binalar. Bunların  hepsi sağolsun bu kayyumlarımız vasıtasıyla ele alındı, yapıldı. Konutlar bitiyor  ve sahiplerine teslim ediliyor. Şimdi Diyarbakır'da Dicle kenarında bakıyorsunuz  piknik alanları vesaire. Bunlar orada yaşayan tüm halkın, evlatlarıyla mutluluk  içerisinde bir yaşam sürmesi için sağlandı."
 Vatandaşlar arasında ayrımcılık yapanların şehirlere çukur kazanlar  olduğunu vurgulayan Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: "Binlerce evladımızı, bu terör örgütü vasıtasıyla öldürmek suretiyle  bunlar bu ülkede bölünmeyi getirdiler. Durup dururken herhalde biz güvenlik  güçlerimizi devreye sokmadık. Bu adımı atarken, bu ülkenin huzuru için attık.  Benim sanayicim, yatırımcım niye Güneydoğu'ya gidip yatırım yapmasın, neden  yapamıyor? Güvenliği olmadığı zaman nasıl bu yatırımı yapsın, fabrika yapacak,  fabrikanın mimarını, mühendisini kaçıranlar, fabrikayı yapanları tehdit edenler.  Bir yatırımın olabilmesi için orada güvenliğin olması, istikrarın olması lazım.  Bu olmadığı zaman hiçbir yere gidip de yatırım yapılmaz. İşte bu yatırım  olmayınca istihdam sıkıntısı ortaya çıkıyor. Ama bu yatırımlar olmuş olsa  oralarda binlerce, on binlerce insan kendisine iş imkanı bulacak. İşte bunları  tersine çeviriyoruz. İnşallah çok kısa zaman da bu da yoluna oturacak."
 
  Burada yaptığı konuşmada, Erdoğan, "FETÖ terör örgütü vasıtasıyla  ordumuz içinde yuvalanmış ihanet çetesi, kanlı bir darbe yapmaya teşebbüs etti.  15 Temmuz. Milletimiz, istikbaline ve istiklaline sahip çıkarak, bu darbe  girişimini de akamete uğrattı. 15 Temmuz, bu ülkenin ve milletin tarihinde şanlı  bir sayfa olarak yerini almıştır." ifadesini kullandı.
 Terörle mücadele ve 15 Temmuz şehitlerini rahmetle yad eden Erdoğan,  gazilere sıhhat ve afiyetler diledi. Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçişin, milletin bu  saldırılara verdiği en esaslı ve güçlü cevap olduğunu belirterek, şöyle devam  etti:
 
 "Ülkemize yönelik en önemli tehdit olan Suriye konusunda, Fırat  Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatlarımızda, İdlib'te geliştirdiğimiz inisiyatifle  Münbiç ve Fırat'ın doğusuyla ilgili kararlılığımız da olayların gidiş yönünü  değiştirdi. Ama bakıyorsunuz ana muhalefetin başı diyor ki, 'YPG, PYD, PKK niçin  bize saldırsın?' Ya bu nasıl bir anlayıştır? 'Niçin bize saldırsın' sorusunu  sorana ben diyorum ki, 'saldırdı, saldırdı'. Soru sormaya gerek yok. Füzeleri  atanlar onlar. Benim yüze yakın vatandaşımın şehit olmasına neden olan onlar.  Bunları görmeyecek kadar hakikatlerden uzak bir ana muhalefet var."
 
  Geçen yılın ağustos ayında "ekonomi silahını çektikleri"ni hatırlatan  Erdoğan, Türkiye'nin gerçekleriyle hiçbir ilgisi olmayan, tamamen suni bir anafor  oluşturularak, ekonominin batırılmaya, yönetimin istikrarsız hale getirilmeye  çalışıldığını belirterek, "Bu oyunun da hemen farkına vardık. Tedbirlerimizi  uygulamaya geçirdik. Güçlü ekonomi programı ile kontrolü yeniden ele aldık. Şimdi  son bir umutla 31 Mart'ı bekliyorlar. Şayet bu seçimlerde istedikleri gibi bir  istikrarsızlık ortamı oluşturabilirlerse hemen ardından tüm cephelerden ülkemize  yeni saldırılar düzenlemeyi planlıyorlar. Ama buradan çiftçilerimizin,  üreticilerimizin huzurunda söz veriyorum, bunlara asla fırsat tanımayacağız.  Milletimizle yine kol kola, gönül gönüle vererek, bu oyunu da inşallah hep  beraber bozacağız." diye konuştu.
 Türkiye'nin bu süreçte en büyük talihsizliğinin, yüreği acıyarak,  CHP'nin durumu olduğunu söyleyen Erdoğan, şunları kaydetti: "Bu partinin geçmişi zaten Sivaslı Nuri Demirağ'dan Vecihi Hürkuş'a,  Devrim otomobili denemesine kadar pek çok kötü sicille doludur. 2007 yılında  Cumhurbaşkanlığı seçiminde takındıkları tavırla demokrasiye ve hukuka verdikleri  zararı en iyi sizler biliyorsunuz. CHP, terör örgütlerinin saldırılarında, darbe  girişimlerinde, yurt dışından ülkemize yönelen tehditlerde hiçbir zaman ülkemizin  ve milletimizin yanında yer almamıştır. Sayın Kılıçdaroğlu Avrupa'ya gidiyor,  Almanya'da terör örgütünün temsilcileriyle ellerinde paçavraları, yan yana  onlarla beraber fotoğraf çektiriyor. Hale bak. Sen bu ülkenin ana muhalefetinin  başındaki adamsın. Alman Parlamentosu'nda YPG'nin paçavrasıyla poz veren bir  teröristle nasıl olur da yan yana poz verirsin? Onu nasıl olur da  meşrulaştırırsın? Türkiye'yi dünyaya şikayet etmekten, ülkemizin stratejik tüm  girişimlerini engelleme çabasına kadar her türlü yanlış tavrı ısrarla  sürdürmüşlerdir. Biz İHA yapıyoruz. Biz silahlı insansız hava aracı yapıyoruz.  Adam bundan rahatsız.
 
 Göreve geldiğimizde, savunma sanayimizin yüzde 20'si yerliydi. Ama  şimdi yüzde 65'i yerli. Amerikan kongresine, Amerika'dan istediğimiz silahı,  polisimize bin 500 adet tabanca alacağız oradan. Dediler, 'Kongre müsaade  etmedi.' Ve o bin 500 tabancayı dahi Amerika vermedi. Ne oldu? Tabii, bu  komşular, malum komşular, anlıyorsunuz. Bizi ev sahibi yaptı. Şimdi biz bunları  üretiyoruz. İnsansız hava aracını, Başbakanlığımın ilk zamanlarında yine  kendilerinden istedim. Yine vermediler. Dediler ki, '48 saatliğine haber verin,  gelsinler insansız hava araçları size çalışsın.' En olumlu yaklaştıkları an, oğul  Bush'un olduğu dönemdi, bu kadar. Ama ne oldu, dedik ki, 'bu iş böyle  yürümeyecek, en iyisi biz kendimiz üretelim.' Sağolsun özel sektör bunu başardı.  Biz şimdi bunu üretir hale geldik. Aynı zamanda ihraç eder hale geldik. Ama  yetmez daha ileri gideceğiz. Bunları halletmemiz lazım."
 
 "Hançer içeriden vurulduğunda, yapacak çok fazla bir şeyimiz  kalmıyor"
 
 CHP'nin Türkiye Uzay Ajansı'nın kuruluşu ile ilgili Cumhurbaşkanlığı  Kararnamesini, iptali için Anayasa Mahkemesine götürdüğünü bildiren Erdoğan, "İlk  defa bugün burada bunu seslendiriyorum. Türkiye'nin uzay yarışında yerini  almasından acaba bu CHP niçin rahatsızlık duyuyor? Uydu yapıyoruz, uydu  fırlatıyoruz. Haberleşmeden, istihbarata her alanda, uzay çalışmalarını etkin  şekilde kullanmanın gayreti içindeyiz. Tüm bu çalışmaları daha ileri taşıyacak,  Türkiye Uzay Ajansının faaliyetine engel olmanın, ülkenin ve milletin çıkarlarına  nasıl bir faydası olacağını ben tüm çiftçi kardeşlerimin takdirine sunuyorum."  dedi.
 
 CHP'nin her işinin böyle olduğunu, tuğla üstüne tuğla koymadıklarını,  hiçbir esere, hiçbir projeye imza atmadıklarını belirten Erdoğan, sözlerini şöyle  sürdürdü: "Yapanları engellemek için de eskiden beri, Anayasa Mahkemesinin  önünde nöbet tutarlar. Bunlarla aynı kafadaki kimi meslek örgütleri de  Danıştay'ı, Yargıtay'ı hiç boş bırakmazlar. Biz, Allah'ın izni ve milletimizin  desteğiyle terör örgütlerinin de onları destekleyen güçlerin de üstesinden  geliyoruz, geleceğiz. Fakat tabii bir sıkıntımız var. 'Hırsız içeriden olunca,  kapı kilit tutmazmış.' Böyle bir söz var ya. İşte onun gibi. Hançer içeriden  vurulduğunda, yapacak çok fazla bir şeyimiz kalmıyor. Her zaman olduğu gibi  çözümü biz çiftçimizde arıyoruz. Çözümü milletimizde arıyoruz. Milli irade de  demokrasi de arıyoruz."
 
 Erdoğan, 31 Mart seçimlerinin, hizmet edecek en iyi belediye  başkanlarının seçileceği ve gelecek dönemin huzur, istikrar ve güven iklimi  içinde geçirileceği şekilde neticeleneceğini vurguladı.  Çiftçilere, Türkiye'nin gelişmesine, kalkınmasına, milletin aşının,  ekmeğinin kesintisiz şekilde sağlanmasına yaptıkları katkılar sebebiyle  şükranlarını sunan Erdoğan, Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliğinin Genel  Kurulunun hayırlara vesile olmasını Allah'tan diledi.
 
KOOPERATİFLERLE İLGİLİ KISA FİLM İZLETİLDİ!
 
 Program, Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri faaliyet çalışmalarını  anlatan kısa filmle başladı.  Programda, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Türkiye Tarım Kredi  Kooperatifleri Genel Müdürü Dr. Fahrettin Poyraz birer konuşma yaptı. Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a 1 milyonuncu  ortağı olması için hazırlanan Tarım Kredi Kooperatifleri ortaklık belgesini  takdim etti. Türkiye Tarım Kooperatifleri Genel Müdürü Poyraz, Cumhurbaşkanı  Erdoğan'a Atatürk'ün Tekirova Kooperatifine kayıt belgesinin bir örneğini verdi. Programa Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Cumhurbaşkanlığı  İletişim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Altun, Tarım ve Orman Bakanı Bekir  Pakdemirli, Ankara Valisi Vasip Şahin de katıldı.
 
 

ETİKETLER