Cumhurbaşkanı Erdoğan: Milletvekilimizin ağabeyi PKK'lılar tarafından öldürüldü

AA |  14 Haziran 2018 Perşembe - 22:02 | Son Güncelleme : 15 06 2018 - 0:16

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Yenikapı'da sivil toplum kuruluşları tarafından düzenlenen iftar programında konuştu


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suruç'ta AK  Partililere yönelik saldırıya ilişkin "Bu olay, PKK ve HDP'nin Kürtlerin kanından  beslenerek büyüme stratejilerini hala terk edemediklerinin en bariz örneğidir."  dedi. 
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Milli İrade Platformu Tarafından Yenikapı'da  organize edilen Sivil Toplum Kuruluşları (STK) İftarına katıldı.
 
Erdoğan, Şanlıurfa'nın Suruç ilçesinde AK Parti Milletvekili İbrahim  Halil Yıldız ve yakınlarına yönelik saldırıyı şiddetle kınadığını ifade ederek,  şunları söyledi:
 
"Milletvekilimizin aynı zamanda adayımızın ağabeyi bu saldırıda  PKK'lılar tarafından öldürüldü. Birçok kardeşi de yaralı vaziyette, ağır olanlar  var hastanede. Onlara da Rabbim'den şifalar diliyorum. Şanlıurfa milletvekilimiz  İbrahim Halil Yıldız'ın bu seçim çalışmasını hazmedemeyen, bunu kabullenemeyenler  dün ne ise bugün de aynıdır. Olayda milletvekilimizin kardeşinin yanında karşı  taraftan da iki kişi öldü. 9 yaralı var. Milletvekilimizin hayatını kaybeden  kardeşine Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı, sabır diliyorum. Yaralılara  acil şifalar niyaz ediyorum.
 
Bu olay, PKK ve HDP'nin Kürtlerin kanından beslenerek büyüme  stratejilerini hala terk edemediklerinin en bariz örneğidir. Bizim Kürt  kardeşlerimizle sorunumuz yok, bizim PKK ile sorunumuz var. Kürt kardeşlerimizin  de bu oyunu bozacaklarına inanıyorum. Şu anda bir yola girmiş vaziyetteyiz, bu  hazımsızlık bunları iyice çılgınlaştırıyor. Artık önümüzdeki durumu görüyorlar.  Güneydoğuda, doğudaki gelişmeleri görüyorlar. Tabii bunu şimdi hazmedemiyorlar."
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 6-8 Ekim olaylarında 53 vatandaşın ellerine  kanları bulaşanların, çukur eylemlerinde on binlerce Kürt vatandaşın evini başına  yıkanların, bir kez daha AK Parti mensuplarını hedef aldığını belirterek,  "Biliyorsunuz bunlar daha önce de bölgede bizim pek çok il ve ilçe yöneticimizi  ne yazık ki şehit ettiler. Biz bölgedeki Kürtleri, PKK'nın ve HDP'nin  boyunduruğundan kurtarma yolunda mesafe katettikçe, bunlar yine en iyi bildikleri  iş olan şiddete kayıyorlar. Bu şiddet, silah ellerinden alındığı anda, şu anda  geldikleri noktaya bir defa gelemeyecekler. Ne bölgedeki kardeşlerimizi, ne  partimiz mensuplarını, PKK ve HDP şiddetine terk etmeyeceğiz. Bu hadisenin önünde  ve arkasında kim varsa emniyetimiz ve yargımız mutlaka bulacaktır." diye konuştu.
 
Bir tek masum vatandaşa, hangi partiye mensup olursa olsun, bir tek  siyasetçiye zor kullanan hiç kimseye en küçük müsamaha göstermeyeceklerinin  bilinmesini istediğini vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:
 
 
"Bize zehir edilmeye çalışıldı"
 
"Bu ramazan ayını da İslam dünyası olarak, yürek burkan bir atmosferde  geçirdik. Suriye'den Irak'a, Yemen'den Afganistan'a, Filistin'e kadar coğrafyamızın farklı yerlerinde kardeşlerimizin yüzü bu ramazanda da bir türlü  gülmedi. Dayanışma, sulh, paylaşma, merhamet ve şefkat ayı ramazan; gözünü kan  bürümüş diktatörler, teröristler ve devlet terörü uygulayan yönetimler tarafından adeta bize zehir edilmeye çalışıldı."
 
Ramazandan iki gün önce 14 Mayıs pazartesi günü Gazze sınırında  yaşanan katliamın bunun en açık örneği olduğunu ifade eden Erdoğan, "İslam  dünyası olarak, Ramazan-ı Şerif'i karşılamaya hazırlandığımız bir anda İsrail;  Amerikan yönetiminin büyükelçiliğini Kudüs'e taşıma kararına karşı, demokratik  haklarını kullanan Filistinli kardeşlerimize vahşice saldırdı. Aralarında  çocukların, kadınların, tekerlekli sandalyedeki engellilerin de bulunduğu 62 kardeşimiz, İsrail askerleri tarafından hunharca katledildi. Aynı saldırılarda bir kısmı ağır, 2 bin 700'ün üzerinde Filistinli de yaralandı. Ben bir kez daha  Kudüs'ü savunurken, şehadete yürüyen Filistinli yiğitlere Allah'tan rahmet, şehitlerin yakınlarına başsağlığı diliyorum." diye konuştu.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşik Krallık ziyareti esnasında yaşanan bu  hadiseler üzerine, hemen o akşam harekete geçtiklerini anlatarak, hem Trump  yönetiminin aldığı gayrimeşru karara hem de İsrail yönetiminin işlediği  cinayetlere karşı Türkiye olarak tepkilerini ortaya koyduklarını aktardı.
 
Dönem başkanlığını yürüttüğü İslam İşbirliği Teşkilatı'nı, Kudüs'ü ve katliamı konuşmak üzere acilen İstanbul'da toplantıya çağırdığını hatırlatan  Erdoğan, "Çağrımızdan sadece 72 saat sonra İstanbul önemli bir zirveye ve tarihi  bir mitinge ev sahipliği yaptı. Yenikapı Meydanı'nda gerçekleştirilen 'Zulme  Lanet Kudüs'e Destek Mitingi', milletimizin Kudüs meselesindeki hassasiyetini tüm  dünyaya göstermiştir. Ak koyun ile kara koyunun belli olduğu bu imtihan döneminde Türkiye dik duruşuyla bir kez daha tarih ve insanlık önünde ibra olmuştur."  değerlendirmesinde bulundu.
 
Erdoğan, özellikle MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye, BBP Genel  Başkanı Mustafa Destici'ye ve o gün miting meydanında misafir olan devlet ve  hükümet başkanlarına teşekkür etti.
 
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:
 
"İlk kıblemiz Kudüs'ü, kesinlikle tek gıdası kan, katliam ve gözyaşı  olan işgalci İsrail devletinin insafına asla bırakmayacağız. Dört asır boyunca  hizmet etme şerefine nail olduğumuz Harem-i Şerif'in üzerine namahrem eli  değmesine kesinlikle müsaade etmeyeceğiz. Hem ikili düzeyde hem uluslararası  platformlarda hem de diğer zeminlerde Filistinli kardeşlerimizin hakkını ve  hukukunu savunmayı sürdüreceğiz. BM Genel Kurulu tarafından dün alınan kararı,  Filistin meselesinde tarihi bir dönüm noktası olarak görüyorum. İnşallah bu  kararın gereği en kısa sürede yerine getirilir."
 
Erdoğan, ülkenin sürekli içeriden ve dışarıdan operasyonlara mazur  kalmasının tek sebebinin bu olduğunu belirterek, şöyle devam etti:
 
"Daha biz birini savuşturmadan bir başka saldırı dalgasının üzerimize  gelmesinin nedeni Türkiye'nin sembolleşen işte bu cesur tavrıdır. MİT krizinden  Gezi olaylarına, 17/25 Aralık girişiminden çukur eylemlerine, 15 Temmuz darbe  teşebbüsüne kadar yapılan tüm saldırıların amacı ülkemize had bildirmektir. Bu  operasyonların gayesi Türkiye'nin pençelerini sökmektir. Ülkemizi tekrar belli  güçlerin yörüngesine sokmaktır. Sadece bize değil istiklal ve istikbalinden taviz  vermeyen milletimize de diz çöktürmek istiyorlar. Türkiye'yi tekrar eski,  pısırık, korkak, sermaye ve güç sahiplerinden emir alan yarı müstemleke konumuna  geri döndürmeyi hedefliyorlar. Biz taleplerine boyun eğmedikçe daha da pervasız  hale geliyorlar. Biz bağımsızlığımızdan ödün vermedikçe daha da hırçınlaşıyorlar.  Son 5 yılda beraberce göğüslemek zorunda kaldığımız sıkıntıları lütfen bir  gözünüzün önünden geçirin. Ülkemizin ekonomide, siyasette, dış politika güvenlik  ve yargıda maruz kaldığı operasyonları şöyle bir düşünün. Kim bunların tesadüf  olduğunu iddia edebilir? Kim bunların tamamen ülkenin kendi dinamiklerinden  kaynaklandığını söyleyebilir? Kardeşlerim, yaşadıklarımızın hiçbirisi sıradan  hadiseler değildir. Vaka-i adiye değildir."
 
Erdoğan, Türkiye'nin hedefleri büyüdükçe saldırıların dozunun da  yükseldiğini, son 16 yılda yapılmayan şeyin kalmadığını, terörden ekonomik  saldırılara, sokak olaylarından darbe girişimine kadar her türlü çirkefliğin ve  her türlü alçaklığın denendiğini kaydetti.
 
"İnsanımızı birbirine kırdırmak istediler"
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 7 Şubat 2012'de MİT üzerinden  devlete operasyon yapılmak istenildiğini, başarılı olamayınca bu sefer ülke  ekonomisinin en iyi olduğu bir dönemde Gezi olaylarının başlatıldığını ifade  ederek, buna ekonomik terör dediğini söyledi.
 
Bunun da başarılı olmadığını, günlerce ülke sokaklarının ateşe  verildiğini, esnafa, polise, belediye otobüslerine, helal ve rızk peşindeki  insanlara saldırıldığını vurgulayan Erdoğan, "tüketmeyin" çağrılarıyla ekonominin  çökertilmeye çalışıldığını anlattı.
 
Erdoğan, Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nden üçüncü havalimanına kadar  ülkeyi ayağa kaldıracak projelerin durdurulmasının talep edildiğini belirterek,  "Sivas'ta hızlı trenin ne işi var? Bu göçü hızlandırır." diyecek kadar ileri  gidildiğini söyledi.
 
Bir diğerinin de "satarım, durdururum" dediğini ifade eden Erdoğan,  bunlarda başarılı olamayınca 17/25 Aralık'ta emniyet ve yargı darbesiyle  üzerilerine gelindiğini anlattı.
 
Erdoğan, ana muhalefet partisinin de desteğiyle sosyal medya hesapları  üzerinden haftalarca ortalığın yalana ve iftiraya boğulduğunu dile getirerek,  "170 bin Kürt kardeşimizi topraklarımıza aldığımız dönemde Kobani bahanesiyle  sokak çetelerini kışkırtarak insanımızı birbirine kırdırmak istediler. Kobani'yi  de nereye almışlardı? Yine Suruç'a. Şu anda bu insanların kahir ekseriyeti  ülkemizde. Eğer biz Kürt kardeşlerimize karşı tavır içinde olsaydık niye onları  biz topraklarımızda ağırlayalım? Hiç içeriye bile almaz Kobani'ye gönderirdik.  Ama aldık. Niye? Çünkü biz yaradılanı yaradandan ötürü sevdik. Ondan dolayı  aldık." diye konuştu.
 
"Mahkum olmayacağının garantisi mi var"
 
Erdoğan, Suriye'den gelen diğer 3 milyon kişiyi de Türkiye'ye kabul  ettiklerini, onlara ev sahipliği yapıldığını ifade ederek, şöyle konuştu:
 
"Aralarında fakirlere kurban eti dağıtan Yasin Börü'nün de olduğu  gencecik evlatlarımızı vahşice kimler linç etti? Bu kadar gerçekler ortadayken,  53 Kürt kardeşimizi kimler öldürdü? Şu anda bu zat Edirne'de cezaevinde. Bu zatı  birileri gidip ziyaret ediyor. Ana muhalefetin temsilcisi ziyaret ediyor. Neymiş?  Cumhurbaşkanı adayıymış. Bakıyorsunuz çıkıyorlar diğer adayların hepsi, 'bir  cumhurbaşkanı adayının cezaevinde ne işi var?' diyor. Bunun her yeri  cumhurbaşkanı adayı olsa ne olur? İlla mahkum mu olması lazım? Mahkum değil de  tutuklu. Mahkum olmayacağının garantisi mi var? Bunlar 53 kardeşimizin  öldürüldüğü o günde söylenen neydi, 'dökülün sokaklara' ve sokaklara Kürt  kardeşlerimizi dökerek o 53 Kürt kardeşimizi öldürdüler. Öldürenler de Kürtlerdi.  Bu ülkede milletimizi birbirine vurduran, bu insanları düşünün. Cumhurbaşkanı  adayı olması, onun kalkıp bu mücadele içerisinde cezaevinden dışarı çıkmasını  sağlıyor. Böyle bir şey olabilir mi? Bunun adı özgürlük olabilir mi? Akabinde  bölücü terör örgütünü devreye sokarak Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde kimi  ilçelere saldırdılar. Yine başarısız olunca 15 Temmuz gecesi FETÖ mensubu hainler  eliyle darbe yapmaya kalktılar. Milletimiz nasıl diğer saldırılarda oyunu  bozduysa, bu sefer de hayatını ortaya koydu ve 251 şehit verme pahasına ülkesine  sahip çıktı, canını verdi. Canından aziz bildiği vatanını milletini hainlere  teslim etmedi."
 
Erdoğan, Suriye ve Irak üzerinden oynanan oyunları ise halkın çok iyi bildiğini söyledi.
 
"Kefenimizi giyerek çıktığımız büyük ve güçlü Türkiye davasından  bugüne kadar asla taviz vermedik" diyen Erdoğan, bir taraftan ülkeyi  kalkındırırken diğer taraftan da 28 Şubat darbecilerinin hak ve özgürlükler  konusunda bıraktığı enkazı kaldırdıklarını söyledi.
 
"Ülkemizi hayal edilemeyen seviyelere taşıdık"
 
"Bin yıl sürecek" denilen meşum dönemi milletin de desteğiyle 10-15 sene içinde mezara gömdüklerini vurgulayan Erdoğan, kılık kıyafet üzerindeki yasaklamaları tamamen çöpe attıklarını, imam hatipler ve meslek liselerine  uygulanan kat sayı zulmüne son verdiklerini, Kur'an-ı Kerim ve Siyer-i Nebi'yi seçmeli ders olarak tüm okullarda yaygınlaştırdıklarını, sivil toplum kuruluşlarının faaliyet alanlarını alabildiğine genişlettiklerini, hayırlı  çalışmalarını da daima desteklediklerini söyledi.
 
Erdoğan, şöyle devam etti:
 
"Allah'a hamdolsun, hep birlikte ülkemizi 15-20 sene önce hayal dahi edilemeyen seviyelere taşıdık. Bugün 16 yıl öncesine göre daha demokratik bir  Türkiye var. Bugün 16 yıl öncesine göre daha özgür bir Türkiye var. Bugün 16 yıl  öncesine göre daha güçlü, daha müreffeh bir Türkiye var. Bugün umutsuzluk  girdabında boğulan değil, geleceğine güvenle bakan bir Türkiye var. Bugün IMF  kapılarında borç dilenen değil kalkınma ve insani yardımlarda dünya şampiyonu  olan bir ülke var, bir Türkiye var. Suriye'den Filistin'e, Somali'den Türkistan'a  kadar tüm mazlum ve mağdurların sözcüsü, hamisi bir ülke var. Türkiye'nin bu  başarısında siyasi irade kadar sivil toplum kuruluşlarımızın da çok büyük emeği,  katkısı bulunuyor. Biz bugüne kadar kol kola, omuz omuza yürüdük. Milli iradeye  yönelik saldırıları beraberce püskürttük. Darbecilerin heveslerini kursaklarında  hep birlikte bıraktık. 15 Temmuz'da FETÖ'cü alçaklara meydanları birlikte dar  ettik. Şimdi önümüzde yeni ve çok daha ağır bir imtihan bulunuyor. Bu imtihan,  sevgili kardeşlerim, 24 Haziran seçimleridir. Çünkü bu seçimler Türkiye'nin kader  seçimi, dönüm noktası olacaktır."
 
Türkiye'nin 24 Haziran'la beraber yeni bir yönetim sistemine geçtiğini  belirten Erdoğan, on yıllardır ülkeyi esir alan, milli irade üzerine Demokles'in  kılıcı gibi sallanan mevcut sistemin artık yerini Cumhurbaşkanlığı Hükümet  Sistemi'ne bıraktığını vurguladı.
 
Türkiye'de artık sivil iradeyi temel alan yeni bir sistemin  kurulduğunu kaydeden Erdoğan, "İşte biz, 24 Haziran'da bu sistemi kimin  kuracağını oylayacağız. Bu bakımdan bu seçim çok önemli. Ya geçmişi yasaklar,  baskılar, darbe şakşakçılığıyla dolu muhalefete yeni sistemin anahtarlarını  vereceğiz ya da 7 Ağustos Yenikapı ruhuyla çok daha demokratik, çok daha  özgürlükçü, kadim değerlerimizle daha barışık bir sistemi beraberce inşa  edeceğiz. Muhalefet cephesinde garnitür olarak bulunanların durumu bize ve  milletimize asla bir ölçü olamaz. Biz niyete bakarız, sicile bakarız. Dile  getirilen vaatlere bakarız. Biz karşımızdakilerin bugüne kadar başörtüsünden imam  hatiplilere kadar sergilediği tutuma bakarız. Bunlar akşam başka, sabah başka. Bu  şekilde. Uygulaman ne uygulaman? İcraatın ne icraatın? Biz buna bakarız." diye  konuştu.
 
"İhtiyacımız, güçlü Hükümet, güçlü Meclis"
 
"Gayret takdire, takdir ise tedbire mani değildir" sözünü hatırlatan  Erdoğan, şöyle devam etti:
 
"Rabbimiz mukaddes kitabımızda başarının sırrını şu şekilde bizlere  ifade ediyor: İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır. Evet, emek olmadan  zahmet, çile, gayret olmadan zafer de olmaz. Kim daha çok çalışırsa, kim daha  fazla ter dökerse, milletin kapısını kim daha sık çalarsa Allah başarıyı da ona  nasip eder. Bizde her görev millete ve kutlu davamıza hizmet etmenin bir  vesilesidir. Mesele üstlendiği mesuliyetin hakkını en iyi şekilde vererek Hak ve  halk katında ibra olmaktır. İnşallah, 24 Haziran gecesine kadar sizlerin bu  anlayışla çalışmalarınızı yürüteceğinize inanıyorum. Biliyorsunuz, biz 'Vakit  Türkiye Vakti', 'Vakit Birlik Vakti' diyerek yola çıktık. Amacımızı da 'İrade,  Erdem, Cesaretle Türkiye'yi Şahlandırmak' olarak ilan ettik. Bunları  gerçekleştirmek için de ihtiyacımız, güçlü Hükümet, güçlü Meclis'tir. Bu iki  ayaktan biri eksik kalırsa güçlü Türkiye idealimiz de çok ağır bir darbe  alacaktır. Buna asla fırsat vermemeliyiz ve kendimiz şöyle bizim bütünlüğümüzün  ilkelerini belirledik. 'Rabia'mız var bizim. 'Tek millet, tek bayrak, tek vatan,  tek devlet' dedik, bu şuurla yola çıktık. Bunu gerçekleştirebilmek için bütünüyle  kardeşliğe, bir arada helalleşmeye de ihtiyacımız var. Bir olacağız, iri  olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız. 16  yıldır aralıksız bir şekilde devam eden hizmet kervanının birkaç tane kifayetsiz  muhteris tarafından durdurulmasına göz yummamalıyız."
 
Milletin kendilerinden ülkeyi hayalleri, idealleri, yıllardır ilmek  ilmek dokuduğu hedefleriyle buluşturmayı beklediğini aktaran Erdoğan,  "Filistin'den Arakan'a kadar kalbini bize yöneltmiş, umudunu bize bağlamış  milyonlarca kardeşimiz Türkiye'nin başarısı için dua ediyor. Sizler, sadece  temsil ettiğiniz kuruluşların değil İsrail kurşunlarına hedef olan bebeklerin de  mesuliyetini taşıyorsunuz. Sizler gözünü ülkemize dikmiş milyonlarca mazlumun  sorumluluğunu sırtınızda taşıyorsunuz. Her birinizin omuzlarınızdaki bu ağır  yükün bilinciyle sahada koşturacağınıza inanıyorum." diye konuştu.
 
Sivil toplum kuruluşu temsilcilerine çalışmalarında muvaffakiyetler  dileyen Erdoğan, katılımcıların Ramazan Bayramını kutladı. Erdoğan, bayramın  alemi İslam'ın birliğine, beraberliğine, art arda gelecek zaferlerine vesile  olmasını dileyerek konuşmasını tamamladı.
 
Notlar
 
İftar programına Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Kültür ve  Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, İstanbul Valisi  Vasip Şahin, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal ile sivil toplum  kuruluşu yöneticileri ve temsilcileri katıldı.
 
Konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Milli İrade  Platformu’nun kuruluşundan bugüne kadar yayımladığı bildirilerin tıpkıbasımının  yer aldığı tablo hediye edildi.