Cumhurbaşkanı Erdoğan CNN TÜRK-Kanal D ortak yayınında önemli açıklamalarda bulundu

07 Haziran 2018 Perşembe - 22:54 | Son Güncelleme : 08 06 2018 - 3:18

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Buket Aydın moderatörlüğündeki ‘Seçim Özel’de, Demirören Medya Grup Başkanı, Kanal D ve CNN Türk İcra Kurulu Başkanı Mehmet Soysal ve Hürriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Hande Fırat’ın sorularını yanıtladı.

Kandil ve Sincar'a olası operasyon ile ilgili konuşan Erdoğan: “Bunu ilk defa söylüyorum. Mahmur. Mahmur çok önemli. BM şöyle demiş böyle demiş... BM'nin Mahmur meselesini de halletmesi lazım. Mahmur bir kuluçka yuvasıdır. Ban Ki Moon ile bunları çok konuştum. Şimdi de konuşuruz. Bu meseleyi çözmezseniz vururuz. Kandil nereden besleniyor sanıyorsunuz? Mahmur'dan. Sİncar da küçük bir Kandil'dir aslında.” dedi.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Ben meydanlarda  terörü anlatıyorum. O (İnce) ise terörle mücadele eden bir kahraman komutanın üzerine gidiyor. Aramızdaki fark bu." dedi.

Erdoğan, Kanal D ve CNN Türk ortak yayınında gündeme ilişkin soruları  yanıtladı ve değerlendirmelerde bulundu.

Mitinglerin yapıldığı meydanları nasıl gördüğü ve seçimin ilk turda  tamamlanacağı yönünde bir izleniminin oluşup oluşmadığına ilişkin soru üzerine  Erdoğan, şu anda meydanların ısınmaya başladığını, bugün Mersin, Tarsus ve  Hatay'da bulunduğunu, oralarda farklı bir heyecan yaşadığını söyledi.

Erdoğan, bugün hava sıcaklıklarının yüksek olmasına rağmen  vatandaşların sabrettiğini de belirtti. Ardından Ankara'ya geldiğini anlatan  Erdoğan, "Külliye'nin içinde yeni bir sergi, çok amaçlı, salonu muhtarlarımızla  açtık. 2 bin 500'e yakın muhtarımıza bu akşam iftar verdik." ifadesini kullandı.

 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugüne kadar muhtarlarla periyodik görüşmeler  yaptığını anımsatarak, "Onlara hitabım, onlarla Kış Bahçesi'ndeki 400 kişilik  iftar sofralarımız oluyordu. Burada bugün zirve yaptı ve 47'inci toplantımız  oldu. Onların mahallesinde veya köyünde ihtiyaçları, sıkıntıları neyse bunların  hepsini hazırlanan forma dolduruyorlar." diye konuştu.

İçişleri Bakanlığı'nın bunlara yönelik kurduğu birimde toplandığını,  daha sonra ilgili bakanlıklarla görüşmeler yapılarak bu sorunların çözümü üzerine  gidildiğini vurgulayan Erdoğan, "Bugün de yine aynı şekilde bu formlar dağıtıldı.  Muhtarlarımız bu formları doldurmak suretiyle toplandı, ilgili birimlere  gönderiliyor ve 'Muhtarlar Daire Başkanlığı' adı altında bu çalışmalar  sürdürülüyor." ifadesini kullandı.

Erdoğan, meydanlarda bugünkü havaya işaret ederek artık vatandaşın  seçimin havasına tam manasıyla girdiğine dikkati çekti.

Yarın da Kayseri'de bulunacağını ve çok coşkulu bir mitingin olacağına  inandığını vurgulayan Erdoğan, "Kayseri mitingiyle artık bu trend iyice  yükselecek." dedi. Erdoğan, ayrıca Kayseri'den Nevşehir'e geçeceğini de bildirdi.

ERDOĞAN'DAN, KARAKOÇ İLE ZARİFOĞLU DİZELERİ

Merhum şairler Abdurrahim Karakoç ile Cahit Zarifoğlu'nun ölüm yıl  dönümlerinin olduğu anımsatılan Erdoğan, "Cahit Zarifoğlu aslında çocukların  şairiydi. O çocuklara yönelik şiirleriyle temayüz etmiş değerli bir abimizdi,  şairimizdi." diye konuştu.

Erdoğan, Zarifoğlu'nun "Bir duruşu olmalı insanın; bir bakışı, bir  anlayışı, bir aşkı, bir davası olmalı" dizelerini okuyarak, "Büyük insanlar  böyledir, hayatını, aşkını, davasını birbirinden ayırmaz." değerlendirmesinde  bulundu.

Abdurrahim Karakoç'un da "Beden ölür, çürür, cana bakın siz. Kim  kiminle yürür, ona bakın siz. Bırakın dönsün dönme dolaplar. Haktan,  hakikatten yana bakın siz."  dizelerini okuyan Erdoğan, Allah'tan her iki şaire  de rahmet diledi.

Bu iki şiiri özel olarak seçtiğinin sorulması üzerine Erdoğan, "Biraz  öyle oldu. Zaten şu anda inşallah Abdurrahim Karakoç'un oğlu da bizim adaylar  arasında. Temenni ederim ki inşallah parlamentoda onu da babasını temsilen  görürüz." dedi.

 
"GENİŞ KAPSAMLI BİR EKİBİMİZ VAR"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "16 yıldır AK Parti iktidarda, ne yapamadı ya  da bu kadar uzun sürede neden yapmadı da şimdi böyle bir kapsamlı bir beyanname  hazırladı?" şeklinde eleştirilerin anımsatılmasına, "Her şeyden önce şunu  değerlendirmemiz lazım; Bizim beyannamemizin detayı, teferruatı anamuhalefeti  veya muhalefeti niye rahatsız ediyor? Biz bir tecrübeyi gündeme getiriyoruz, biz  16 yılın bir tecrübesini konuşuyoruz." yanıtını verdi.

Son 16 yıldır çalıştıklarının altını çizen Erdoğan, sözlerine şöyle  devam etti:

"Türkiye'de ne eksik ne fazla bunu gördük. Ben diyorum ya 'rahatsız  oluyorlar', bunlar daha çırak bile değil. Bir bakkalı çırağa teslim eder misiniz?  Etmezsiniz. Ama biz çıraklığı, kalfalığı, ustalığı geride bıraktık. Şimdi  halkımıza diyoruz ki 'bize başustalık için icazet verin.'

Bunun için de bizim geniş kapsamlı bir ekibimiz var. Bu ekip aylardır  çalışıyor. Daha yeni başlamadık bu çalışmaya. Aylardır bu seçim beyannamesinin  hazırlanmasıyla ilgili çalışmalar yapıldı. Bizzat hem bakan arkadaşlarımızın hem  sivilde olan arkadaşlarımızın katkıları var. Bunları birbiriyle hercümerc etmek  suretiyle seçim beyannamemizi ortaya koyduk. Bitti mi? Hayır. Hala çalışıyoruz."

Erdoğan, dün gece eşi Emine Erdoğan'ın gençlere Külliye'de sahur  daveti verdiğini hatırlatarak, "O sahurdan önce çalışmalarımızı yaptık, o  çalışmaları bitirip ben de hanımın davetine icap ettim. Ve 400 kadar üniversiteli  gençle sahurumuzu gerçekleştirdik. Durmuyoruz. O saate kadar yine devam." dedi.

 

 
"BUNLARI BİR PROJE OLARAK DEĞERLENDİRİYORUM"

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce'nin, "yeni yönetim sistemi"  diye bir anlayışı veya derdinin bulunmadığına dikkati çeken Erdoğan, şu ifadeleri  kullandı:

"Öyle bir şey duymadım ben. Meydanlarda teröre yönelik ağzından bir  şey duydunuz mu? Açın, bakın, ben duymadım. Eğer sizler duyduysanız ayrı bir şey.  Ama ben meydanlarda terörü anlatıyorum. O ise terörle mücadele eden bir kahraman  komutanın üzerine gidiyor. Aramızdaki fark bu. Ve biz şu ana kadar terörle  mücadelede kaç tane teröristi etkisiz hale getirdik, bunu anlatıyoruz.

O ise terörist başının desteğiyle meydanlara gelen, o 7 Haziran  seçimlerinde malum seçimlerin hemen arkasından 'dökülün meydana' diye, bizim  Diyarbakır'daki Kürt kardeşlerimizi sokağa döken bir Demirtaş'ı Edirne  Cezaevi'nde gidip ziyaret ediyor. Şimdi bunları doğrusu ben bir 'proje' olarak  değerlendiriyorum. Bunlar bir proje örgütü ve bu proje örgütle dayanışmayı  anlamak mümkün değil. Zaten Genel Başkanı'nın Ankara'dan İstanbul'a malum sözde  demokrasi ve adalet yürüyüşünde de kimler vardı yanlarında, aynı şekilde bu terör  örgütlerinin desteğiyle parlamentoya girmiş olanlar vardı. Onlarla beraber bunlar  İstanbul'a yürüyüş yaptılar, bunların bir kısmı şu anda yurt dışında kaçak, bir  kısmı şu anda cezaevlerinde. Bunlarla uğraşıyoruz, bunlar da gidip Edirne'de  böyle bir zatı ziyaret ediyorlar."

Erdoğan, "Siz, bu ülkede cumhurbaşkanlığına adaysınız,  cumhurbaşkanlığına aday olan bir insanın bu tür insanlarla bir ilintisi, ilişkisi  olabilir mi?" sorusunu yönelterek, "Burada özellikle mesafeyi iyi koymak lazım.  Bu milletin terörle bir mücadelesi var, bu mücadelede de herkes konumunu iyi  belirlemesi gerekir diye düşünüyorum, böyle inanıyorum." ifadesini kullandı.

Özellikle İnce'nin kendi partisinin içerisinde kaybettiğini belirten  Erdoğan, "Şimdi TRT ile bir mücadele içine girdi. 'Yok çıkmayacakmış...'  Yaparsın, yapmazsın ayrı bir şey. Keşke TRT'deki bu yayınlar hiç olmasa. Biz  açıkça bunu söyleriz ama o TRT'ye değil Türkiye'ye talipmiş." açıklamasında  bulundu.

"TÜRKİYE'Yİ UÇURMANIN GAYRETİ İÇİNDE OLACAĞIZ"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bu yeni dönemde  inşallah daha çok futbolda olduğu gibi ofansif bir anlayışla, ortak aklı devreye  sokarak, yanımızda ciddi bir ekip ve o ekiple beraber de süreyi hızla işleten bir  yapıyla Türkiye'yi uçurmanın gayreti içinde olacağız." dedi.

Kanal İstanbul Projesi'ne dair muhalefetin açıklamaları ve Kanal  İstanbul'un neden gerekli olduğuna ilişkin bir soru üzerine Erdoğan, kısa süre  öncesinde Boğaz'da bir yalıya geminin çarptığını anımsattı.

Yalıya tanker çarptığı takdirde büyük bir felaket yaşanacağına dikkati  çeken Erdoğan, "Bu her an olabilir. Bu tür gemiler yalılara çarptı. Bu zevk için  yapılan bir şey değil. Kanal İstanbul, stratejik bir projedir. Bunu yaptığımız  anda İstanbul'umuza ayrı bir güzelliği katarken stratejik bir damgayı da  vuracağız." diye konuştu.

Erdoğan, Kanal İstanbul'un bütünüyle gerçekleştiği anda İstanbul'a çok  farklı bir güzellik katacağını, kentsel dönüşümle birçok insanı Kanal İstanbul  çevresine taşıyacaklarını, doğal yeni alanları değerlendireceklerini, yeni  yapılanmalara gideceklerini ifade etti.

"DERSLERİNE DAHA İYİ ÇALIŞMASI LAZIM"

Bölgeye kat sayısı itibarıyla zemin 5 şeklinde binalar yaparak ayrı  bir güzellik getirmenin gayreti içinde olacaklarını anlatan Erdoğan, sözlerini  şöyle sürdürdü:

"Kanal İstanbul'u anlamayanlar ne İstanbul'u ne Türkiye'yi  anlayabilirler. Demek ki bunların böyle bir ufku, hayali, derdi yok. Benim böyle  bir derdim var ve şimdi başlamadı bu. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı  olduğum dönemden başladı. Dedim ya çıraklık, kalfalık. İşte o çıraklığınız,  kalfalığınız olursa siz bunu yakalarsınız ama öyle bir durumunuz olmazsa bunu  yakalayamazsınız. Bir zamanlar, birinci ve ikinci köprü olayında komünistler  'istemezük' diyordu. Şimdi bunlar da aynısını söylüyor. Bu biraz daha farklı  gidiyor. 'Birinciyi Demirel yaptı, ikinciyi Özal, üçüncüsünü Erdoğan yaptı,  dördüncüyü de ben yapacağım' diyor. Bunlar Özal'ın karşısına Necdet Calp'ı  çıkardı. Özal karşısında Calp kalkıp da bu ülkeye bir şey kazandırabilir mi?  Şimdi de durum aynı. İnce ince bir şeyler yapmaya çalışıyor. Şu süreci şöyle  süratle geçeriz. Ondan sonra da bu konuları daha iyi anlayacak. Derslerine daha  iyi çalışması lazım."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni yönetim sistemini son hafta bir programla  açıklayacağını belirtti.

OFANSİF ANLAYIŞ

Erdoğan, yeni dönemde bakan sayısının kaç olacağına ilişkin soru  üzerine, "Bunları şimdi açıklamayalım, sermayeyi bitirmeyelim. Kurullarımız ve  ajanslar olacak. Her şeyden önce bakan sayılarının ciddi manada azalması lazım.  Şu andaki olayda bileklerimiz bağlı, bazen gidemiyorsunuz. Bu yeni dönemde  inşallah daha çok futbolda olduğu gibi ofansif bir anlayışla, ortak aklı devreye  sokarak, yanımızda ciddi bir ekip ve o ekiple beraber de süreyi hızla işleten bir  yapıyla Türkiye'yi uçurmanın gayreti içinde olacağız." değerlendirmesinde  bulundu.

İNCE'NİN 'HUZUR' VAADİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce'nin  çılgın projesi mutluluk, huzur ve toplumsal barış. İnsanlar mutsuz ve toplum  kavgalı mı?" sorusu üzerine, İnce'nin söylediklerinin bir proje değil temenni  olduğunu, mutluluğu ve huzuru neyle getirecekse bunu ortaya koyması gerektiğini  vurguladı.

Mutluluk ve huzur için somut bir şeyler gerektiğine değinen Erdoğan,  şunları söyledi:

"Biz 'Türkiye'yi dört ana sütunun üzerinde yükselteceğiz' dedik.  Bunlar nedir? Eğitim, sağlık, adalet, emniyet. Bunun devamında ulaşım, enerji,  tarım, dış politika var ama bu şimdi kalkıp projeyle konuşmuyor, hep kaçak  güreşiyor. Biz bir şey söylüyorsak, 'Onu ben söylemiştim' diyor. Millet bahçeleri  diyoruz, 'Ben onu söylemiştim' diyor. Bunlar, bizim büyükşehir belediye  başkanlığımız sürecinden gelen projeler. Şu anda biz İstanbul'daki Atatürk  Havalimanı'nı gündeme getirirken bir şey ortaya koyduk. Bu bambaşka olacak.  Central Park'ın dört katı falan bu. Şimdi yeni statlar yapıyoruz, eski statları  da Millet Bahçesi'ne dönüştürüyoruz."

"PROJELER İHTİYAÇLARA GÖRE ŞEKİL ALIR"

Erdoğan, "Yeşile dönüş biraz da öz eleştiri mi?" sorusu üzerine,  Atatürk Havalimanı'nın olduğu yerin İstanbul'un çok içinde kaldığını dile  getirdi.

Havalimanındaki terminal binasını fuar ve müze olarak  kullanabileceklerini, bunun üzerinde çalışıldığını aktaran Erdoğan, şöyle devam  etti:

"Projeler ihtiyaçlara göre şekil alır. Bizim proje mimarları bu  çalışmayı buna göre yürütüyorlar. Benim buradaki derdim şu: Geçen sahilde baktım,  herkes iftar için hazırlık yapıyor. Arabadan indim ve hemen bir ailenin yanına  yaklaştım. Herkes gelmeye başladı. Demek ki bir ihtiyaç var. Benim vatandaşım  iftar saatinde sahile inip orada bulduğu ağacın altına giriyorsa bizim bunun çok  daha büyüğünü yapmamız lazım. Atatürk Havalimanı inşallah bu işi görecek."

Erdoğan, 29 Ekim'de açılışı yapılacak havaalanının dünyanın ilk üç  havalimanından biri olacağını ve bağlantı yollarıyla şehre çok uzak olmadığını  anlattı.

"DÜNYANIN TÜRKİYE'YE BAKIŞINI DEĞİŞTİRECEĞİZ"

Üçüncü havalimanının isminin ne olacağına ilişkin soru üzerine  Erdoğan, şunları kaydetti:

"Oranın 5 tane patronu var. Onlarla konuşup ondan sonra bunun adımını  hayırlısı ile atarız. Gerçekten kendisine yakışan bir isim oraya bulalım. Şimdi  orada biz bir televizyon programı yapacağız. O programla havaalanının geldiği son  noktayı paylaşalım istiyoruz. Yüzde 90 bitmiş vaziyette. Bununla biz Türkiye'nin  dünyaya bakışını, dünyanın da Türkiye'ye bakışını değiştireceğiz. İlk anlarda  buranın yolcu potansiyeli yılda 90 milyon olacak. 2023'te yeni etaplarıyla yolcu  potansiyeli 150 milyona çıkacak. Bu 150 ile 200 milyon arasında değişebilir.

Niye bize hasım, rakip gözüyle bakıyorlar? Türkiye büyüyor, uçuyor ama  cumhurbaşkanı adaylığına soyunan kişi böyle bir havalimanını hazmedemiyor. Böyle  bir Kanal İstanbul'u hazmedemiyor. Kanal İstanbul'un her iki tarafında biz yeni  butik şehirler kuracağız. Bu şehirlerle İstanbul'un güzelliğine bir güzellik  katacağız. Şu anda Panama'yı kimse bilmez ama kanalıyla tanınıyor. Aynı şekilde  Süveyş. Kanal İstanbul da bizim stratejik önemimizi artıracak. Boğaz, o  tehditlerden kurtulmuş olacak. Sadece orada turistleri gezdiren gemiler olacak.  Büyük gemilerin hepsini Kanal İstanbul'dan geçirmek suretiyle bu tehditten  kurtulalım."

Kılıçdaroğlu'nun Atatürk Havalimanı'na ilişkin kendilerinin bir park  projesi olduğunu söylediği ve telefonlarının dinlendiğini iddia ettiğinin  hatırlatılması üzerine Erdoğan, "Türkiye'de telefonu en çok dinlenen kişi benim.  Bu Feto takımı burada olduğu zamandan tutun, bütün hepsi dinliyor. Sayın  Kılıçdaroğlu'nun böyle bir projesi varsa bu projeyi bugüne kadar niye açıklamadı?  Sayın Kılıçdaroğlu ne anlar projeden." diye konuştu.

"BUNLAR PROJEDEN ANLAMAZ, PROJE BİZİM İŞİMİZ"

Daha önce Kılıçdaroğlu'nun SSK Genel Müdürlüğü yaptığını anımsatan  Erdoğan, "SSK'nın genel müdürlüğünü yaptığı zaman Allah aşkına hastanelerimizin  hali neydi? Sen bu kadar projeye yönelik kabiliyeti olan bir insansan niçin genel  müdür olduğun zaman bir tane, iki tane şöyle doğru dürüst bir hastane ortaya  koymadın? Niye? Bunlar proje insanı değil. Bunlar projeden anlamaz, proje bizim  işimiz." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, şehir hastanelerinin, belediye başkanlığı döneminden beri  idealleri arasında olduğunu söyledi.

Bu hastanelerin işlevlerine değinen Erdoğan, "Niçin benim insanım ta  buradan Cleveland'a gidecek? Onlar buraya gelsin, Avrupalı buraya gelsin. Bizim  tek derdimiz var, hakikaten kalifikasyonu yüksek, kariyer sahibi doktorlarımızın  sayısını artırmak. Biz onları artırdığımız zaman inşallah bu hastanelerin  müşterisi çok daha fazlasıyla artacak." değerlendirmesini yaptı.

Halihazırda bile vatandaşların bu hastanelere geldiği zaman mutlu  olduklarını anlatan Erdoğan, "Gidiyorum, gözleri doluyor. 'Ey Tayyip'im sen bu  hastaneleri yaptın ben şimdi köyden ne davarımı sattım, ne bileziğimi sattım,  geldim, buraya para vermeden yattım' mesele bu. Bizim derdimiz 'Halk içinde  muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.'  Sağlık diyorsak, işte mutluluk diyorsak bu." açıklamasında bulundu.

Kendilerinden önceki dönemde hastanelerde cihaz sıkıntısı yaşandığını  söyleyen Erdoğan, şimdi bu sıkıntıların aşıldığını bildirdi.

Göreve geldiklerinde birkaç çürük ambulansın çalıştığını, şimdi ise  hepsinin pırıl pırıl olduğunu anlatan Erdoğan, uçak, helikopter ve paletli  ambulansların da hizmette olduğunu hatırlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunları  Bay İnce neyine anlatacaksın? Bunları nasıl görmemezlikten gelirsin? Biz bu  süreçte 5 bin ambulansı sağlık örgütümüzün içerisine dahil ettik. Yapıyoruz ve  yapacağız. Mutluluk bu, huzur bu. Yani halk kendisini yönetene güvenecek."  sözlerine yer verdi.

"SÜREKLİ YURTLAR YAPIYORUZ"

Ücret politikalarına ilişkin değerlendirmeler yapıldığını anımsatan  Erdoğan, göreve geldiklerinde 45 lira olan öğrenci bursunun şu anda 450 lira  olduğunu aktardı.

Erdoğan, "Şu anda biz yurt yapımında da 'durmak yok yola devam'  diyoruz, sürekli yurtlar yapıyoruz çünkü öğrencilerimizin gerçekten kaldıkları  yerdeki maliyetlerini bizim düşürmemiz lazım." dedi.

Yurtlarda yer bulamayan öğrencilerin mecburen özel sektöre ait  apartman veya evlerde kaldıklarına işaret eden Erdoğan, yoğun bir şekilde Kredi  ve Yurtlar Kurumu olarak bu çalışmaları yürüttüklerini belirtti.

Lisans üstü ve doktora öğrencilerine lisans öğrencilerine göre daha  yüksek para verdiklerini dile getiren Erdoğan, yurtlarda da 600 binin üzerinde  öğrenciyi barındırdıklarını ifade etti.

"NE KADAR TAZMİNAT KAZANDIĞIMIZIN HESABINI TUTAMAZ OLDUM"

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'na Man Adası ile ilgili iddialarına  ilişkin açılan tazminat davasında mahkemenin mahkumiyet kararı verdiğinin  hatırlatılması üzerine Erdoğan, şunları söyledi:

"Sayın Kılıçdaroğlu'nun bu tür iftiraları çok çirkin bir iftiraydı, bu  da adalet duvarına çarptı. Şahsımı ve aile bireylerimi Man Adası'na para  kaçırmakla itham eden Kılıçdaroğlu iftirasının cezasını ilk derece mahkemede  buldu. Mahkeme, Kılıçdaroğlu'nu bu iftiraları sebebiyle toplamda 197 milyar  tazminata mahkum etti. Siyaset yapmak ile haysiyet cellatlığını birbirine  karıştıran bu zatın, ne kadar tazminat kazandığımızın hesabını ben artık tutamaz  oldum. Bugüne kadar çok tazminatlar bu noktada aldım.

Bu partinin cumhurbaşkanı adayı da geçenlerde tüm milletvekillerini  biliyorsunuz hırsız olmakla itham etti. Bir boyacı diyor ki 'Parlamentodaki bütün  milletvekilleri hırsız.' Şimdi kendisi de buna katılıyor, biliyor musunuz? Şimdi  'Parlamentodaki bütün milletvekilleri hırsız' dediği zaman bu senin genel  başkanını da kapsıyor, seni de kapsıyor. Demek ki sen de hırsızsın, o da hırsız,  eğer kabul ediyorsun. Parlamento gibi bir kutlu mekanın mensuplarını böyle bir  iftira ile veya böyle bir ithamla boyacı sandığı başındaki kişinin söylemesiyle  kabullenmek olabilir mi? Şu anda bir defa bizim arkadaşlarımız hepsi dava  açıyorlar. Bu davayı açmak suretiyle, tabii Muharrem İnce burada nereye varır ben  bilemem ama hırsızlık ithamı karşısında iftira etmek, yalan söylemek, gerçekleri  çarpıtmak bunların tabii iliğine kadar işlemiş vaziyette. Her seferinde yargıda  boylarının ölçüsünü almalarına rağmen akıl almaz bir yüzsüzlükle, aymazlıkla,  pişkinlikle yine buna devam ediyorlar."

Davaların açıldığını ancak yargının ne karar vereceğini bilemediğini  dile getiren Erdoğan, "Hırsızlık ithamının ben ciddi bir cezayı müeyyidesi  olduğunu biliyorum. Onun için buradan da gerekli cezayı alacaklarına da  inanıyorum." yorumunu yaptı.

"YENİ SİSTEM TÜRKİYE'YE NE KAZANDIRACAK?"

Programda Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, "Yeni sistem Türkiye'ye ne  kazandıracak?" sorusu da yöneltildi.

Bunun üzerine Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin getirilerine  değinen Erdoğan, "Yeni sisteme girişimizin en önemli sebebi Cumhur İttifakı'yla  ayrımı bir kenara koyalım, bir bütünlük, bir bütünleştirme bunu başaralım ve  devlet yönetimine seri anlamda bir üretim getirelim çünkü eğer parlamentonun  çalışması ağır olursa, yasa üretmede parlamento ağır giderse siz de yürütme  olarak ne yapamıyorsunuz? Maalesef seri üretimde daha hızlı bir çalışmayı ortaya  koyamıyorsunuz." ifadelerini kullandı.

"Cumhurbaşkanı yasa yapacak." diye saptırmalar olduğuna dikkati çeken  Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bir defa cumhurbaşkanının yasa yapma yetkisi yok. Cumhurbaşkanı  sadece kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisini almış oldu. Bununla beraber  yasa noktasında atacağımız adımlar konusunda parlamento bize müsaade etmedikçe  bizim herhangi bir şey yapmamız da mümkün değil. Onun için belli bir sürede belli  bazı çalışmaları yapma konusu ki o da bizim için tabii özellikle yemini yaptıktan  sonra orada bir 10-15 günlük süreç bizim için önem arz eden bir süreç. O da  nedir? Devletin üst düzeyde Cumhurbaşkanlığı katında yapılandırılması sürecidir,  onu yapılandıracağız. Bu yapılandırma süreci içerisinde de bizler bir defa 16  Nisan kararlarıyla milletimiz eski sisteme son verdi. Şimdi yeni sistem bu 24  Haziran seçimiyle beraber sinyali alacak."

"KİMİN HANGİ GÖREVE GELECEĞİ KONUSUNDA EKİBİMİZLE ÇALIŞIYORUZ"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni sistemde kimin hangi göreve geleceği  konusunda ekibiyle çalışacaklarını ve ardından bu kişileri tanıtacaklarını  aktardı.

Erdoğan, yeni sistemde milletvekillerinden bakan olarak görevlendirme  yapılmasının partinin Meclisteki sandalye sayısında azalmaya yol açacağına işaret  ederek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Burada parlamentodan milletvekili alabilirsiniz, alırsınız ama bir  defa o arkadaşımızın yeri boşalmış olur. Yani bir milletvekilliğini  kaybedersiniz. İkiyse ikiyi, üçse üçü kaybedersiniz. Onun için daha çok ağırlıklı  olarak dışarıdan bu kabineye elemanlar almak bizi bu noktada daha da  rahatlacaktır. Parlamentonun sayısı biraz da bunu belirleyecek çünkü burada eğer  güçlü bir Meclis kurabilirsek şu anda bizim meydanlardaki önemli sloganımız  'güçlü Meclis, güçlü hükümet'. Bunu bir defa bizim başarmamız lazım. Şimdi güçlü  Meclis olması halinde o zaman bizim güçlü hükümet kurmamız da daha rahat  olacaktır. Bu da tabii Cumhur İttifakı'nın bir yerde bize sağlayacağı bir  imkandır."

Cumhur İttifakı'nın ne kadar milletvekili çıkaracağının kendileri için  büyük önem arz ettiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Onun için de tabii  şu anda meydanlarda Cumhur İttifakı'na oy talebimiz var ama Cumhur İttifakı'na oy  talebinde bulunurken ister istemez mensubu olduğumuz partimizin bu noktada oyunun  da yüksek olması şart." açıklamasını yaptı.

"Biz Cumhur İttifakı'nın herhangi bir kırılma yaşamasını, leke  almasını asla arzu etmeyiz." diyen Erdoğan, "Böyle bir endişeniz mi var?"  sorusuna, "Hayır, birileri tabii bunu kurcalamak isteyebilir, karıştırmak  isteyebilir, onlara da fırsat vermemek lazım. Şurada zaten 16 gün gibi bir süreç  var. Bu 16 günü birlik, beraberlik, dayanışma içerisinde sürdürmemiz lazım."  yanıtını verdi.

A'DE Z'YE DÜŞÜNEREK BU ADIM ATILDI

"Hiç, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi nereden çıktı ya da -birtakım  isimler dile getiriyor- AK Parti'ye bir tuzak mı diye düşündünüz mü?" sorusu  üzerine Erdoğan, bunların hepsini en başta A'dan Z'ye düşünerek bu adımı  attıklarını söyledi.

Dünyayı yeniden keşfetmediklerini belirten Erdoğan, "Tayyip Erdoğan da  dedim ya çırak değil." ifadesini kullandı.

Erdoğan 11,5 yıl başbakanlık, daha sonra 3,5 yıl da cumhurbaşkanlığı  yaptığını hatırlatarak, dünyada gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin neredeyse  tamamını gezip dolaşan bir lider olduğunu vurguladı.

"Dolayısıyla nerede ne var, kim var, orada sistem nedir, nasıl  çalışıyor? Bunları tabii biliyoruz ve gittiğimiz yerlerde de bunların hepsiyle  görüşüyoruz." diyen Erdoğan, yerel modeller ve merkezi yönetimlerde sistemin ne  olduğunu gördüğünü ve bildiğini anlattı.

Başkanlık sistemiyle ilgili daha önce katıldığı bir televizyon  programında "gerekli olduğu" şeklinde bir açıklaması olduğunu anımsatan Erdoğan,  bunun kendisiyle başlayan bir süreç olmadığına dikkati çekti.

Merhum Turgut Özal ve Süleyman Demirel'in de bu sistemi savunduğunu  dile getiren Erdoğan, "Hatta hatta Türkeş de savundu, Erbakan da savundu fakat  birileri daha sonra oradan, o çarktan gelenler bile sonra bunu reddetmeye  başladılar. Halbuki oradan gelen bir anlayış bu." ifadelerine yer verdi.

Dünyada da bu sistemi şu anda uygulayanların netice elde ettiğini  söyleyen Erdoğan, "Ama şunu görmemiz lazım: Bu sistem bir koalisyon sistemi  değildir. Aslında koalisyondan ayıklanma sistemidir bu. Şimdi 50 1 bir bakıma  böyle görünüşte zor da olsa daha sonra işi ne yapacak, bu netleştirecek. Halk  burada artık kendini belli bir yere doğru bir defa kararını verip sevk edecek."  değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin geçmişten bugüne koalisyon  hükümetlerinde hiçbir netice alamadığını, tam aksine hep geri gittiğini kaydetti.

Kendi dönemlerinde ise hiç koalisyon hükümeti olmadığı için sürekli  irtifa kazandıklarını vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Biz bundan sonra aynı eskiye dönmeyelim, o koalisyon dönemlerinin  darbesini yemeyelim istiyoruz. Bu adımı şu anda kararlı bir şekilde atalım  istiyoruz. İnanıyorum ki bu seçimde inşallah başkanlığı almamız, parlamento da  Cumhur İttifakı olarak güçlü bir yere ulaşmamız halinde bizim Türkiye'yi nasıl  uçuracağımızı sadece milletimiz değil, dünya görecek. Bunu her alanda görecek."

"İTTİFAKTA BÖYLE BİR YANLIŞ OLMAZ"

"Bahçeli'nin de katılacağı bir ortak miting yapmayı düşünüyor musunuz?  İttifak nasıl gidiyor?" sorularının yöneltilmesi, ardından "MHP tabanından oy  alamayacakları'' yönündeki iddiaların hatırlatılması üzerine Erdoğan, şunları  söyledi:

"Her şeyden önce biz Cumhur İttifakı olarak gönlüm birlikte miting...  Hiç olmazsa İstanbul, Ankara gibi önemli bazı illerimizde miting yapsak çok daha  isabetli olabilir ama burada bir zorlamayı gündeme getirmek gereksiz. Biz sadece  teklif yaptık ama şimdi kendileri de herhalde bunu sadece kendileri olarak  yapmayı planlıyorlar. Bizim de burada daha fazla ısrar etmeye gerek yok.  Kendilerinin yapacağı mitinge saygı duyarız. Aynı şekilde biz de tabii kendi  yapacağımız, bu hafta Ankara mitingimiz var, önümüzdeki hafta İstanbul mitingimiz  var."

Erdoğan, bunları yaparken ilçe mitinglerinin de olacağını, Ankara ve  İstanbul'un ilçelerinde de mitingler yapacaklarını aktardı.

Bu yarışı çok sıkı tutmalarının nedenini özellikle en ufak bir  suistimale veya sıkıntıya fırsat vermemek olarak açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan,  şöyle konuştu:

"(MHP'den oy alıyor mu, almıyor mu?) Bizim bunu bir defa konuşmamızı  bile ben doğru bulmuyorum. Niye? Hedefimiz bizim MHP tabanından oy almak veya  oraya yönelmek; böyle bir şey değil. Zaten biz neler yapacağımızı anlattığımız  zaman halkımız, vatandaşımız ne yapacaktır; iradesini o istikamette  yönlendirecektir. Ama biz şu anda Cumhur İttifakı'nın içerisinde ben kalkıp,  'Ortağımdan nasıl oy alabilirim' diye bunun hesabına girersem, bu yanlış olur.  Biz onun hesabına gireceğimize, diğer siyasi partilerin tabanından nasıl oy  alırız, onun hesabını yapalım. Yapmamız gereken odur. Arkadaşlarıma da ben bunu  telkin ediyorum. Bırakın siz 'MHP'nin tabanından nasıl oy alırız?' Geçin o işi.  Diğer siyasi partilerin tabanından nasıl oy alırız, bunun üzerinde oynayın çünkü  öbür tarafta biz bir ittifak kurmuşuz. İttifakta böyle bir yanlış olmaz."

"DEVLETİ ŞİRKET GİBİ YÖNETMEK"

Erdoğan programda, "Kabinenizi oluştururken MHP'ye de sıcak  gelebilecek kökenli isimler olabilir mi, buna dikkat edecek misiniz?" sorusunu da  yanıtladı.

Böyle bir durumun da yine bir nevi koalisyon mantığı anlamına  geldiğini kaydeden Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Şimdi bu yetkiyi yeni düzen kime veriyor? Cumhurbaşkanına. Şimdi  Cumhurbaşkanı olarak biz de tabii en ideal kabineyi, kurulları, ajansları nasıl  kuracağımı, bunun çalışmasını tüm mesai arkadaşlarımla beraber şu anda  yürüttüğümüz çalışma arkadaşlarımla oturacağız, konuşacağız ona göre inşallah en  ideal olanına, bu işi en başarılı şekilde yürütecek olan, Türkiye'ye yakışan bir  kabineyi inşallah oluşturmuş olacağız."

"Teknokratlar kabinesi gibi mi?" sorusu üzerine Erdoğan, şunları dile  getirdi:

"Ben bir defa bir teknokratlar kabinesi asla düşünmem. Niye? Çünkü biz  bürokratik oligarşiden çok çektik. Benim bir ifadem vardır her zaman; devleti  şirket gibi yönetmek. Eğer bunu başarırsak, biz netice alırız. Şu anda birçok  dünya ülkesine baktığımız zaman piyasadan gelen insanlar belli yerlere  yerleşiyor. Bizim için de burada özellikle böyle bürokratik oligarşi içerisinde  yoğrulmuş, orada tamamen erimiş, bitmiş değil. Siyasi vizyon sahibi olacak. Ama  hakikaten adeta bir şirket yönetir gibi işi yönetebilecek kabiliyete sahip,  üretken, vizyon sahibi bir kabine. Sonuç odaklı olacak."

"ŞU ANDA İŞTE BU İTTİFAKLA ZATEN BARAJ MARAJ KALMADI"

Millet İttifakı'nın hedefinin "güçlü parlamenter sistem" olduğu  hatırlatılarak, Kılıçdaroğlu'nun bunu "darbe hukukundan arındırılmış,  parlamentonun güçlü olduğu, yüzde 10 seçim barajı olmayan bir yapı" olarak  tanımladığının belirtilmesi üzerine Erdoğan, şöyle dedi:

"Bir defa şu anda işte bu ittifakla zaten baraj maraj kalmadı. Öyle  mi? Bunu niye konuşuyor ki? Bunu anlamak mümkün değil. Şimdi artık 16 Nisan ile  farklı bir süreç başladı. Bu farklı süreçte ne var? İşte ittifaklar var. Şimdi bu  ittifaklar içerisinde diyelim ki bizim ittifakımız, Cumhur İttifakı içerisinde  baraj sorunu diye bir şey var mı? Kalmadı. Yani burada MHP için de böyle bir  sorun söz konusu değil, bizim için de böyle bir sorun söz konusu değil. Peki  Millet İttifakı diye ortaya çıkanlarda böyle bir sorun var mı? Onlarda da böyle  bir sorun yok. Niye? Hiç belki çok çok düşük oy alma durumunda olan parti  diğerine sığınarak, o da çıkma şansına sahip olacak. Ama sayısı az olur, çok olur  ayrı bir konu. Ama burada sadece HDP böyle bir ittifakın içinde yer almadığı  için, o kendi gayretiyle, kendi şansını tanımak suretiyle burada barajı aşar veya  aşmaz. O onun sorunu. Dolayısıyla da şu anda zaten bu oluşturduğumuz yeni yapı bu  sorunu ortadan kaldırıyor. Temenni ederiz ki bundan sonra da yine bu süreci biz  aynı şekilde işletir ve artık gündemden bunu tamamiyle düşürmüş oluruz."

FETÖ İLE MÜCADELE

Cumhurbaşkanı Erdoğan, FETÖ ile mücadelenin nasıl ilerlediğine yönelik  soru üzerine bu konudaki değerlendirmelerini aktardı.

Erdoğan, şunları kaydetti:

"FETÖ terör örgütüyle ilgili mücadelede bizim 15 Temmuz gecesinin  sıcaklığı neyse şu anda da biz aynı sıcaklık içerisinde bu mücadelemizi  sürdürüyoruz. Bir defa KHK'lerle bu süreç aynen devam ediyor ve biz asla buradan  taviz vermeyeceğiz. Çünkü bunlar milleti böldüler, milleti parçaladılar. Bu  milleti bölen, parçalayan FETÖ terör örgütüne asla cezaevinde olanlar zaten  belli. Ağırlaştırılmış alanlar, müebbet alanlar, uzun yıllara sari ceza alanlar;  bunların hepsi içeride. Tabii bu arada kaçanlar var, onları da kovalıyoruz.  Bazılarını kaçtıkları yerde yakalayıp, oradan alıp geliyoruz. Bu mücadele bu  şekilde devam ediyor. Şimdi tabii burada Adalet Bakanlığının bir çalışması var, o  da yıl sonuna kadar bu davaların büyük bir kısmını bitirmek. Öyle bir gayretin  inşallah içerisindeyiz fakat tabii Amerika kalkıp da şunu yapmıyor? Nedir o? Yani  FETÖ terör örgütünün başını bize teslim etmiyor. Bu da tabii 15 Temmuz ile ilgili  düşüncelerimizi bizim ciddi manada etkiliyor."

CHP'nin seçim beyannamesine de değinen Erdoğan, bunda FETÖ ile ilgili  herhangi bir şey bulunmadığını belirtti.

Terör konusunun da beyannamede "es geçildiğini" ifade eden Erdoğan,  "Niye? Beraber geziyor onlarla da onun için. Şimdi tabii bir şeyin üzerinde  özellikle duracağım. İnşallah yani seçim sonrası olağanüstü hali biz şöyle masaya  bir yatırıp, yani olağanüstü hal ile ilgili gözden geçirip onu kaldırma gibi bir  durum söz konusu olabilir. Onun çalışmasını da yapmış olacağız." diye konuştu.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN 2005 YILINDA YAPTIĞI KONUŞMAYI HATIRLATTI

Programda bir soru üzerine Erdoğan, 2005 yılında Diyarbakır'da yaptığı konuşmayı hatırlattı.

O gün çok önemli bir şey söylediğini belirten Erdoğan, "Eğer, bu bir  sorunsa benim sorunumdur ama şunu unutmayın; Türkiye'de sadece Kürt'ün sorunu  yok, Türk'ün de sorunu var, Boşnak'ın da Laz'ın da hepsinin sorunu var."  ifadesini kullandı. Erdoğan, şimdi bu sorunların değil, terör sorununun olduğunu  vurguladı.

Bu terör sorununun baş aktörünün PKK olduğuna işaret eden Erdoğan,  "Şimdi biz, terör sorunuyla mücadele ediyoruz. Bu terör sorununu sıfırlayana,  ortadan kaldırana kadar, son teröriste kadar bu mücadelemizi devam ettireceğiz."  diye konuştu.

Diyarbakır mitinginde karşısındaki 40 bin kişiye "Artık Kürt sorunu  yoktur." dediğini anımsatan Erdoğan, bu konuşmasını herkesin alkışladığını ifade  etti.

"Ret politikalarını kim kaldırdı? Biz kaldırdık. İnkar politikalarını  kim kaldırdı? Biz kaldırdık. Baskıcı politikaları kim kaldırdı? Biz kaldırdık."  diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kendi öz dilinde eğitim öğretimi alma imkanını kim getirdi? Biz  getirdik. Kürt kardeşlerimizi çok aldattılar. Kendi devletine onları düşman hale  getirdiler. Şimdi ben diyorum ki ey benim Kürt kardeşim, seni kendi devletine  düşman hale getirenlere karşı tavrını koy, bu oyuna gelme. Diyarbakır'da 6-7  Ekim'de 53 tane Kürt evladımızı öldürenler, senin siyasi temsilini alabilecek  kişiler olamaz. Diyarbakır Belediyesi'nin önünde ağlatılan o Kürt anneler, unutma  ki senin annen. Onların kızlarını Kandil'e kaçıranlar kimler? PKK terör örgütü.  Bunlar mı sizin temsilciniz olacak? İşte 24 Haziran bunlara gerekli dersi, cevabı  verme günüdür. Türkiye'nin cumhurbaşkanı olarak size 'kardeşlerim' olarak hitap  ediyorum. Niye? Çünkü benim Rabbim bizi kardeş olarak yarattı. 'Müminler  kardeştir' buyuruyor Rabbim. Madem ki müminler kardeştir, o zaman kardeşliğimizin  gereğini yerine getirelim. Yunus'un diliyle de birbirimizi sevelim. Yaradılanı  Yaradan'dan ötürü sevelim."

"KENETLENİRSEK, BU MİLLETİ KİMSE BÖLEMEZ"

Ayrımcılığa gidilmemesi gerektiğini anlatan Erdoğan, Türk, Kürt, Laz,  Çerkez, Gürcü, Abaza, Boşnak, Roman ayrılığının olamayacağına dikkati çekti.

"Eğer biz, birbirimizi sever kenetlenirsek, bu milleti kimse bölemez."  diyen Erdoğan, "Rabia" işaretini hatırlatarak, "Tek millet, tek bayrak, tek  vatan, tek devlet. Buna kimse 'hayır' der mi? Şu anda bunu yapıyoruz." dedi ve  ırkçılığı kesinlikle reddettiklerini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kandil operasyonuna ilişkin ayrıntılar"  hakkında bir soruya karşılık, "Artık biz, eski Türkiye değiliz. Üslerin üzerine  düşen görevler var ama bunun yanında İHA'larla, SİHA'larla yaptıklarımız var. Bir  de koordinatların belirlenmesinin ardından F-16'larla yapılacak olanlar var.  Şimdi bir terörle mücadele süreci içerisinde kalkıp da bizler düşmana herhalde  malzeme verme yolunu tercih edemeyiz. Bir gece ansızın gelebiliriz. Bizim  stratejimiz bu olacak. Bir gece ansızın vurabiliriz." yanıtını verdi.

"İSTERİZ Kİ ULUSLARARASI BAZDA ZORLASINLAR"

"Ali Koç'un Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanlığına seçilmesine" ilişkin  bir soru üzerine Erdoğan, Ali Koç'un açık ara bir başarı elde ettiğini  hatırlattı.

Koç'u tebrik ettiğini belirten Erdoğan, "Yeni dönemde onun da artık bu  beklenen başarıyı ortaya koyması lazım. Çünkü sadece Fenerbahçe'nin ulusal bazda  müsabakaları olmayacak, onun da uluslararası bazda müsabakaları olacak.  Zannediyorum hocayla devam etme gibi bir şey var. Ali Bey'in teknik ekiple, bütün  futbolcularla atılacak adımlarla isteriz ki güçlü bir Fenerbahçe ortaya çıksın."  değerlendirmesini yaptı.

Galatasaray'ın da Fatih Terim'in kendine has üslubu ve ispatlamış  olduğu bir konumuyla iyi bir noktaya geldiğini, Beşiktaş'ta Şenol Güneş'in  tartışılmaz bir durumunun olduğunu belirten Erdoğan, Trabzonspor ve Başakşehir  futbol takımlarının ulusal ve uluslararası bazda ortaya koyacağı başarının da  kendilerini sevindireceğini söyledi.

Spor kulüplerine başarılar dileyen Erdoğan, "Galatasaray, Başakşehir,  Fenerbahçe ve Beşiktaş uluslararası bazda artık şöyle bir zorlarlarsa işin başını  bunlarla biz de tabii iftihar ederiz." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Spor yapıyor musunuz?" sorusunu ise şöyle  yanıtladı:

"Bu ara yok, nerede yapayım ama normal zamanda haftada üç gün böyle  bir şeyim var, bu üç gün içerisinde ben bir aletli jimnastik çalışmasını  yapıyorum. Bunun dışında şimdi havalar tabii artık güzel, havalar güzel olduğu  için de hem basketbol hem futbol ekibimiz var. Onlarla beraber evin orada onları  yapabiliyoruz. Tabii burada bütün mesele ter atmak. Teri atmak suretiyle işte o  stresi onunla beraber zaten atabiliyorsunuz. Ekibimiz de iyi bir ekip ama ben  tabii Cumhurbaşkanı olduğum için bana fazla dokunmuyorlar."

"DEMİRÖREN MEDYA GRUBUNA BAŞARILAR DİLİYORUM"
 
Demirören Medya grubuna bu yeni süreçte, yeni yapılanmada başarılar diliyorum. Yazılı-görsel dünyamızda inşallah yeni bir güç kaynağı olur.

ETİKETLER