Cumhurbaşkanı Erdoğan İstanbul'da konuştu

AA |  31 Mart 2018 Cumartesi - 12:52 | Son Güncelleme : 31 03 2018 - 14:42

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ayasofya Müzesi'nde düzenlenen "Yeditepe Bienali"nde açıklamalarda bulundu...


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, Fatih  Belediyesi ve Klasik Türk Sanatları Vakfı iş birliğiyle Anadolu Ajansı'nın global iletişim ortaklığında Ayasofya Müzesi'nde düzenlenen "Yeditepe Bienali"nde yaptığı konuşmada, bienalin sanat dünyası, ülke ve millet için hayırlı olması dileğinde bulundu.
 
Etkinliğin gerçekleştirildiği mekandan dolayı heyecanlı ve duygusal  olduğunu dile getiren Erdoğan, "Öyle zannediyorum ki bu muhteşem, muhteşem olduğu  kadar mübarek çatının, kubbenin altında konuşmak, hele hele garip asırlardan  sonra konuşmak bayağı zor. Birçok duygusallığı da beraberinde getiriyor. Bugün  burada böyle bir Yeditepe Bienali'nin yapılmasını gerçekten çok anlamlı  buluyorum." diye konuştu.
 
Etkinliğin düzenlenmesinde emeği, katkısı ve desteği olan tüm  kurumlara, sponsorlara ve sanatçılara teşekkür eden Erdoğan, şöyle konuştu:
 
"Kendi alanında dünyada bir ilk olan, 600 sanatçının 3 bine yakın  eserini bünyesinde barındıran Yeditepe Bineali'nin gelenekli sanatlarımızın  tanıtımı noktasında çok önemli bir rol oynayacağına inanıyorum. Yeditepe  Bienali'nin, bu tür organizasyonlarda sıkça tekrarlanan bir yanlışı düzelttiğini  görmekten de ayrıca memnuniyet duyuyorum. Genelde sergiler ve bienaller kapalı  mekanlarda icra ediliyordu. Sanat eserlerini dört duvarın boğuculuğuna hapseden  bu anlayış, estetiği öldürmenin yanında, çoğu zaman eserlerin geniş kitlelere  ulaşmasına da mani oluyordu. Oysa İstanbul gibi, her köşesi ayrı bir medeniyetin,  farklı bir kültürün eserleriyle dokunmuş kadim bir şehrin, bizatihi kendisi sanat  galerisidir. Hayatın dadası içinde sakinleri tarafından fark edilmese de bu  şehrin, özellikle tarihi yarım adanın tamamı devasa bir açık hava müzesidir."
 
Erdoğan, bienalin Ayasofya başta olmak üzere her birisi sanat şahikası olan 30 tarihi  mekandan istifade etmesini son derece kıymetli bulduğunu söyledi.
 
Bienalin, geçmişin eskimeyen güzellikleriyle bugünün modern eserlerini  başarıyla meczettiğini belirten Erdoğan, sanatsal etkinliğin İstanbullular ve  sanatseverler nezdinde gereken ilgiyi göreceğine inandığını dile getirdi.
 
Etkinliğin süreceği 45 gün boyunca düzenlenecek sergi, seminer, panel  ve konferansların, yapılacak film gösterimleri ve müzik dinletilerinin, şehrin  kültür hayatına canlılık katacağına inandığını ifade eden Erdoğan, anlamlı ve  zengin bir muhtevaya sahip bir projenin hayata geçmesine öncülük eden herkese  şükranlarını sundu.
 
"Ehl-i hüner hayatımıza ilahi güzelliği nakşediyor"
 
Kudemanın, "Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet  alır." dediğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Peygamber Efendimiz, bir hadis-i şeriflerinde 'Allah güzeldir, güzeli  sever' buyuruyor. İşte sanat, Allah'ın insana bahşettiği güzellikleri arama, bu  güzelliklere ulaşma yolculuğunun adıdır. Üstat öyle diyor. 'Sanat Allah'ı  aramakmış meğer.' diyor. Sanat, insanın dünya hayatını yine Allah'n kuluna  bahşettiği yetenek ve kabiliyetlerle güzelleştirme çabasının ürünüdür. Biz bu  çabanın ürünlerini mimariden ahşaba, hüsn-ü hattan tezhibe, minyatürden ebruya  kadar, hayatımızın hemen her alanında görüyoruz. Asırlardır sanatkarların elinde  taş, ağaç, iplik ve kağıt büyük bir şahesere dönüşüyor. Yüzyıllardır ehl-i hüner,  her biri el emeği göz nuru eserleriyle hayatımıza ilahi güzelliği nakşediyor.  Mimar Sinan'ın elinde taş, bugün bile görenleri kendine meftun eden Selimiye'ye,  Süleymaniye'ye dönüşüyor."
 
"Güzeli ihya gayreti sadece bina yapmıyor"
 
Hacı Abdülaziz oğlu Mehmed'in sert bir ceviz ağacından, Evliya  Çelebi'nin "Cihanda bir örneği yoktur." dediği Bursa Ulu Camii'nin muhteşem  minberini yaptığını hatırlatan Erdoğan, şöyle konuştu:
 
"Şeyh Hamdullah'ın, Hafız Osman'ın, Ahmet Karahisari'nin kaleminin  mürekkebinden, her biri zarafet örneği olan hilye-i şerifler, hüsn-ü hatlar  ortaya çıkıyor. Güzeli ihya gayreti sadece bina yapmıyor, aynı zamanda Buhara,  Kudüs, Kurtuba, Kahire, Şam, İstanbul gibi ruhu, karakteri, kimliği olan şehirler  inşa ediyor. Merhum Ahmet Hamdi Tanpınar, 'Cetlerimiz inşa etmiyor, ibadet  ediyorlardı.' derken, aslında sanatkarlarımızın maddeyle çevreyle ve eşyayla  kurduğu bu özel ilişkiyi de anlatmaktadır. Adeta bu yapılanların birer ibadet  olduğunu da ifade ediyorlar. Her medeniyet arka planında işte böyle bir anlayışı,  maddeye ve hayata dair bakış açısını barındırır. İslam medeniyetinde ihtişam ile  sadelik, vakar ile tevazu, yeni ile eski, dünya ile ahiret iç içedir. Yani bir  aradadır. Bizim geleneğimizde sanatkar, tabiatta Allah'ın güzelliğini gören ve bu  güzelliği taşa, kağıda, ahşaba, demire işleyendir. Medeniyetimizdeki her bir  sanat eserinin güzelliği, zarafeti yanında, bize kulluğumuzu bu dünyadaki asıl  varoluş gayemizi de hatırlatmasının sırrı işte budur."
 
Türkiye'nin, medeniyetlerin kavşağında yer almış bir ülke olduğunu belirten Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
 
"Ne mutlu bize... Biz burada aslında vere vere, eriye eriye buraya  geldik. İşte şöyle gidelim asırlar gerisine, 18 milyon kilometrekareden buralara  geldik. Yani 780 bin kilometrekareye geldik. Daha şurada 19. asrın başlarında 5  milyon kilometrekare bir alana sahiptik. Bu kadar kısa zamanda 780 bin  kilometrekareye düştük. Kimse bunun hesabını sormuyor. 'Nasıl oldu da buraya  geldik?' demiyor. Bundan sonrası bizim için çok hassas. Çok dikkatli olmaya  mecburuz."
 
İstanbul'un yanı sıra Hatay'dan Kayseri'ye, Ürgüp'ten Hasankeyf'e,  Efes'ten Hattuşaş'a kadar Türkiye'nin dört bir tarafında medeniyetlere beşiklik  yapmış yerlerin bulunduğunu hatırlatan Erdoğan, "Topkapı'daki eserlerin bir  benzerini, kapasite ve çeşitlilik itibariyle dünyada hiçbir yerde, hiçbir müzede  bulamazsınız. Ancak millet olarak diğer pek çok konuda olduğu gibi burada da  elimizdeki hazinenin kıymetini bilmiyoruz. 'Ol mahiler ki derya içredir deryayı  bilmezler.' Böyle bir durumumuz var. Ne kendimize ne de yurt dışına bu  güzellikleri layıkıyla tanıtabiliyoruz. Adeta müflis tüccar gibiyiz. Tabii burada  temel sıkıntının bir dönem ülkemize hakim olan zihniyet olduğunun farkındayız.  Türkiye uzun yıllar sanat, kültür ve tarih deyince sadece belli bir dönemi, belli  bir kalıbı esas alan kısır ve dar bir bakış açısının esiri olmuştur. Bizans'tan  çok Bizansçı, Batı'dan ziyade Batıcı ama her halükarda milletin değerleriyle  kavgalı bu zihniyet, ecdadın bize bıraktığı mirasın kıymetini de ne yazık ki  bilememiştir. Tarihi camilerin bir kısmı müzeye, aynen burası gibi, bir kısmı  depoya, maalesef bir kısmı da ahıra çevrilmiştir." şeklinde konuştu.
 
"Dönemin CHP'si, asırlık kültür hazinemizi kendi ifadeleriyle bir gerilik numunesi olarak kabul etmiştir"
 
Sadece Suriçi'nde tek parti döneminde 300'ü aşkın mescidin yok edildiğini dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:
 
"Suriçi derken Fatih'i kastediyorum, merkezi kastediyorum. Biz bunları  şimdi yeni yeni çıkartıp ihya etmenin, inşa etmenin gayreti içerisindeyiz. Çoğu  zaman ihmalkarlıktan dolayı bu mescitler, camiler yıkılmış, içindeki yüzlerce  nadide eser talan edilmiştir. Dönemin CHP'si, asırlık kültür hazinemizi kendi  ifadeleriyle bir gerilik numunesi olarak kabul etmiştir. Ecdat mirasının kati bir  tasfiyeye tabi tutulması gerektiğini yine bizzat kendileri ifade etmiştir. Ne  yazık ki bu sakat anlayıştan İslam sanat eserleri de nasibini almıştır. Kur'an-ı  Kerim eğitiminin dahi ancak gizli saklı yapılabildiği o günlerde hat, ebru,  tezyin, tezhip gibi İslam sanatları da yok sayılmıştır. Gelenekli sanat  dallarımız yerine belli bir ideolojiyi ve dünya görüşünü yansıtan sanat dalları  ikame edilmeye çalışılmıştır. Sanat ve sanatçı kavramı son derece sığ bir biçimde  değerlendirilerek sanat yalnızca çağdaş sanatlardan ibaret görülmüştür. Bunun  dışında asırlardır bu topraklara ait olan, bize özgü, milletimize has birçok  sanat dalını ise maalesef hiçbir değer vermemek suretiyle yok farz etmişlerdir.  Daha da vahimi kendi mecrasında bir şeyler yapmaya çalışan, ürün veren, topluma  yeni eserler kazandıran sanatçılarımız da ötelenmiş, dışlanmış, ademe mahkum  edilmiştir."
 
"Kötü huylarından vazgeçmiyorlar"
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, tepeden inmeci, baskıcı, jakoben anlayışın  bugün de bazı sanat çevrelerinde devam ettiğine şahit olduklarını vurgulayarak,  "Kendi ideolojilerini paylaşmayan, bunların diktasına boyun eğmeyen  sanatçılarımıza yönelik en şiddetli saldırılar bunlardan geliyor. Gezi olaylarına  destek vermeyen sanatçılarımızın bu çevrelerce nasıl hedef gösterildiğini gayet  iyi biliyoruz. Çapulcularla kol kola yürümedikleri, vandallığa, sokak terörüne  pirim vermedikleri için sanatçılarımızın nelerle tehdit edildiğini hepimiz çok  iyi biliyoruz. Atalar, 'Can çıkar huy çıkmaz' diyor. Bunlar da bir türlü kötü  huylarından vazgeçmiyor, milletimizden yedikleri onca şamara rağmen bir türlü  akıllarını başlarına toplamıyorlar." ifadelerini kullandı.
 
Gezi'de yapılanın, daha yakın zaman önce Zeytin Dalı Harekatı'na  destek için bölgeye giden sanatçılara da "Sizin orada ne işiniz var?" denilerek  yapıldığını kaydeden Erdoğan, şunları söyledi:
 
"Kendi Mehmediyle, Mehmetçiğiyle onur duyan sanatçılarımıza bunu  yaptılar. O zaman sanatçılarımızı nasıl linç ettilerse, bugün de aynı  ahlaksızlığı, aynı haydutluğu sergilediler. Sanatçılarımızın, ülkemiz için  canlarını hiçe sayan Mehmetçiklerimize moral vermesine dahi tahammül  gösteremediler. Günlerce içlerinde biriktirdikleri kin, nefret ve husumeti,  gazete köşelerinden, televizyon ekranlarından, sosyal medya hesaplarından  ortalığa boca ettiler. Sırf yerli ve milli bir duruş sergilediler diye  askerlerimize moral verdiler diye o sanatçılarımıza edilmedik hakaret  bırakmadılar. Bunların lümpen mahalle kabadayılarından inanın hiçbir farkı  yoktur, onlar gibidir. Bunlar zihniyet itibariyle modern bedevilerdir. Kendi  küçük kabilelerinden olmadığı sürece ne kadar büyük olursa olsun, ne bir  sanatçının ne de bir sanat eserinin bunların gözünde kıymeti vardır. Kabile  üyelerineyse hangi suçu işlerse işlesin, yaptığı iş ne kadar değersiz olursa  olsun sonuna kadar sahip çıkarlar. Bunların gözünde vatana ihanet etsen bile menfaat grubuna ihanet etmediğin sürece makbulsün. Nitekim bölücü terör örgütüne  aleni destek veren Türkiye düşmanı çevrelere taşeronluk yapan, sabah akşam  ülkemizi kötüleyen sözde sanatçıları hala baş tacı etmelerinin yegane sebebi de  budur."
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'de, son 15 yılda diğer birçok alanda  olduğu gibi kültür ve sanat alanında da tabuları yıktıklarını, paradigmayı  değiştirdiklerini vurguladı.
 
En büyük fiziki mekana sahip çıkmanın iktidarları döneminde olduğunu  belirten Erdoğan, "Onlar yıktılar, biz yaptık. Hala da onlar yıkmanın gayretinde,  biz yapmanın derdindeyiz. Hiçbir şeyi görmeden yaptıkları gösterileri hatırlayın.  İstanbul'da Harbiye Kongre Merkezi gibi bir merkezi yaparken, orada bir Muhsin  Ertuğrul'u, daha büyüğünü, daha modernini yapacağız dediğimiz halde üzerimize  üzerimize geldiler, yaptıktan sonra da sus pus oldular. Şimdi orada, yerin  katbekat altında biliyorsunuz 3 bin kişilik dev bir kongre merkezimiz, gösteri  merkezimiz var." diye konuştu.
 
"Sanatı olmayan bir milletin şah damarı kopmuş demektir"
 
Erdoğan, Atatürk Kültür Merkezi'ni Türkiye'nin bir numaralı opera  binası olarak yaptıklarını vurgulayarak, şöyle devam etti:
 
"Buna da biliyorsunuz çok bağırdı o Geziciler. İstediğiniz kadar  bağırın, çatlayın, patlayın, bak yıktık ve inşallah kısa zamanda da orada dünyada  sayılı muhteşem bir opera binasını çok amaçlı olarak yapıyoruz. Proje zaten  çoktan bitti. Daha önceki proje müellifi bunu da yaptı, bitirdi ve şu anda  ihalesi vesaire her şeyi bitmiş vaziyette. İnşallah bunu da bizler süratle  halkımıza yetiştireceğiz ve Türkiye'nin yurt dışında da burası çok önemli bir  inşallah kültürde, sanatta bir gösteri merkezi olacak ve gerektiğinde çok amaçlı  olarak da kullanabileceğimiz bir merkezi olacak.
 
On yıllar boyunca kültür ve sanat alanına hakim olan, adeta burayı  kendi arka bahçeleri gibi gören zümrenin tahakkümüne son verdik. Aynı şeyi  Ankara'da yaptık. Cumhuriyet tarihi boyunca bir tane eser ortaya koyun ya, bir  tane fiziki mekan ortaya koyun, bir tane fiziki mekan ortaya koyamadınız. Demek  ki bunlar bizi beklediler. Biz geldik, bu eserleri biz yapıyoruz ve daha da  yapacağız. 81 vilayetimize yapacağız, irili, küçüklü yapacağız. Niye? Sanatı  olmayan bir milletin evet, şah damarı kopmuş demektir."
 
Sanat ve kültürle güçlü olunacağını vurgulayan Erdoğan, "Ekonominiz ne  kadar güçlü olursa olsun eğer sanatta, kültürde yoksanız, dünyada da yoksunuz.  Sadece belli sanat dallarının himaye edildiği, belli sanatçıların desteklendiği  eski düzeni biz tamamen değiştirdik. Sanat ve sanatçılarımız arasında ayrım  yapmadan, güzeli, kaliteyi ve başarıyı desteklemenin çabası içinde olduk. Onun  için gelenekli sanat dallarımızın önünü de açtık. Diğer sanat dallarını asla  ihmal etmedik. İmtiyazlarını kaybedenler bizi acımasızca eleştirse de hiçbir  zaman bizden öncekilerin yanlışlarına, hatalarına düşmedik." ifadelerini  kullandı.
 
Erdoğan, Türkiye'nin kültür ve sanat hayatına değer katacak, bu alanda  çeşitliliği artıracak her türlü eseri sahiplenmenin çabası içinde olduklarını, bu  şekilde de yollarına devam edeceklerini aktardı.
 
Birileri gibi bu ülkenin değerlerini ideolojisine, siyasi kimliğine  veya dünya görüşüne göre ayırmayacaklarını, tüm renkleriyle, çeşitleriyle, bütün  zenginliğiyle sanat dünyasını kucaklamayı sürdüreceklerini belirten Erdoğan,  sözlerini şöyle tamamladı:
 
"Bu ülkenin kültür ve sanat hayatına katkı sunan, değer katan,  nitelikli eserler üreten herkesin başımızın üstünde yeri vardır. Açılışını  yaptığımız Yeditepe Bienali'nin bir kez daha hayırlara vesile olmasını diliyorum.  Bienalin düzenlenmesinde emeği geçenleri tebrik ediyor, tüm sanatçılarımıza  katkılarından dolayı teşekkür ediyorum, tüm İstanbulluları bu güzide sanat  etkinliğinin en güzel şekilde bence istifadesine sunduğumuza göre, onlar da  bundan müstefid olurlar diye düşünüyorum. Rabb'im yar ve yardımcınız olsun ve bu  eseri bizlere miras olarak bırakan başta İstanbul'umuzun Fatih'i Fatih Sultan  Mehmet Han olmak üzere hepsinin ruhuna el-Fatiha..."
 
Notlar
 
Hafız Ramazan Demirkan'ın Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programa  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, Kültür ve Turizm Bakanı  Numan Kurtulmuş, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, İstanbul Valisi  Vasip Şahin, Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal, milletvekilleri,  sanatçılar, sanatseverler ve çok sayıda davetli katıldı.
 
Konuşmaların ardından Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir,  Cumhurbaşkanı Erdoğan'a Hattat Ali Toy'un "Allah'ın yardımı sizinle olsun" yazılı  hat tablosu hediye etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bienalin açılışını kurdele  keserek gerçekleştirdi.
 
Vatandaşlar ve turistler, Ayasofya'dan ayrıldığı sırada Cumhurbaşkanı  Erdoğan'a sevgi gösterisinde bulundu. Cumhurbaşkanlığı korumaları, çocuklara  oyuncak dağıttı.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ayasofya'daki programın ardından "Tarihi Halkın  Köftecisi" lokantasında yemek yedi. Erdoğan'a eşi Emine Erdoğan, Enerji ve Tabii  Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş,  İstanbul Valisi Vasip Şahin, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal, AK Parti İstanbul İl Başkanı Bayram Şenocak da eşlik etti.

ETİKETLER