Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan flaş açıklamalar!

AA |  14 Haziran 2019 Cuma - 16:31 | Son Güncelleme : 14 06 2019 - 18:05

Tacikistan ziyareti öncesi havalimanında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Varil, fosfor bombalarıyla bu bölgeye saldırının devam etmesi, affedilemez gereğini yaparız. Rejim, eğer burada gözlem kulelerine saldırılar vesaire, bunları devam ettirecek olursa sessiz kalmamız mümkün olmaz" diye konuştu.

CHP'nin seçim kuruluna başvuru görüntüleri için YSK'nın gereğini yapacağına inandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ordu'da yaşanan VIP krizi ile ilgile de "Devletin valisini küfürle anmak kabul edilebilir değil" açıklaması yaptı.


 Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,  Asya'da  İşbirliği ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı (AİGK) 5. Devlet ve Hükümet  Başkanları Zirvesi'ne katılmak üzere  Tacikistan'ın başkenti Duşanbe'ye gitti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan,Duşanbe'ye hareketinden önce Atatürk Havalimanı Devlet  Konuk Evi'nde basın toplantısı yaptı. Bakanlar ve çeşitli kurum temsilcilerinden oluşan geniş bir heyetin de  seyahatte yer alacağını ifade eden Erdoğan, bu yılki zirvenin güvenli ve daha  müreffeh bir Asya'da güven artıcı önlemler konferansı bölgesi için ortak vizyon  temasıyla gerçekleştirildiğini anlattı.
 Erdoğan, zirveye katılan devlet başkanlarıyla iş birliği  mekanizmalarını güçlendirmenin yollarını yollarını arayacaklarını dile getirerek,  küreselleşmenin etkisiyle dünyanın hiçbir bölgesinin diğer kesimlerde yaşanan  gelişmelerden ayrı olmadığını söyledi. Bu çerçevede dış politikada etkin çok taraflılığın ayrı bir önem  kazandığını belirten Erdoğan, şöyle devam etti: "Birçok soruna ancak dayanışma içinde birlikte hareket ederek çözüm  sağlanması mümkündür. İş birliği ve birlikte çalışma kültürünün geliştirilmesi,  bölgesel refahın artırılması açısından da elzemdir. Bu bağlamda Asya bölgesinin  barış, güvenlik ve istikrarı da ülkemiz bakımından önem taşıyor. Kurucu üyesi  olduğumuz Asya'da İşbirliği ve Güven Arttırıcı Önlemler Konferansı'nı bu temelde  faydalı bir diyalog formu olarak görüyoruz. Bu sürecin Asya'da barış ve istikrar  için ciddi bir potansiyel taşıdığına inanıyorum. Konferans 1993'te kurulduğundan  bu yana kurumsallaşmış, üye sayısını artırmış, temsil kabiliyeti yüksek bölgesel  bir foruma dönüşmüştür. Konferans, ülkemizle birlikte 27 ülkeyi bir araya  getiriyor. 8 ülke ve 5 uluslararası kuruluş da gözlemci statüsüne sahip. Türkiye  konferansın 2010-2014 yıllarındaki dönem başkanlığını başarıyla yürütmüştür. Hali  hazırda yeni sınamalar ve tehditler alanında koordinatör görevini deruhte  ediyoruz. Üye ülkeler arasında iş birliğinin derinleştirilmesi, konferans  bağlamındaki temel önceliklerinden biri olacaktır."
 
Erdoğan, zirve kapsamında bazı üye ülkelerin devlet ve hükümet  başkanlarıyla ikili görüşmeler yapacaklarını ve Duşanbe Zirvesi'nin verimli  geçeceğine inandığını aktararak, alınacak kararların hayırlara vesile olması  temennisinde bulundu.
 
  Yıldırım-İmamoğlu canlı yayını
 
 Erdoğan, açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını  yanıtladı.  Pazar günü gerçekleşecek AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan  Adayı Binali Yıldırım ile CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ekrem  İmamoğlu'nun canlı yayınını izleyip izlemeyeceği ve yayın gerçekleşmeden önce  kendisinin fikirlerinin alınıp alınmadığına ilişkin soru üzerine Erdoğan, bu  konuda görevlendirilenlerin ön hazırlıkları gayet iyi şekilde yaptığını söyledi.
 
 Erdoğan, her iki taraftaki görevlilerin bu buluşmanın veya bu  tartışmanın moderatörünü müşterek bir çalışma yaparak belirlediğini dile  getirerek, yayın platformu olarak buranın tamamıyla her yerden ari bir şekilde  olduğunu, oradan da kim istiyorsa rahatlıkla buradan yayını yapma imkanını  yakalayacağını kaydetti. Sadece Türkiye'de İstanbul'un yayını izlemeyeceğini, tüm ülkenin bu  müzakereyi, tartışmayı izleme imkanı olacağını vurgulayan Erdoğan, İstanbul'un  sadece kentte yaşayanlara hitap eden bir yer olmadığını, İstanbul'un adeta 81  vilayetin özeti olduğunu ifade etti. Pazar akşamki yayını izleyenlerin Sivas'tan, Kastamonu'dan, Tokat'tan,  Giresun'dan, Trabzon'dan  buradaki hemşehrisini arayarak tartışmayı aralarında  müzakere edeceklerini dile getiren Erdoğan, "Bu şunu getirecek. Gerçekten  İstanbul gibi dünyanın örnek bir şehrini en ideal hangi yönetici yönetebilir,  bunu bizzat o akşamki müzakereden sonra çok daha net güzel bir şekilde  değerlendirme fırsatını halkımız bulacak diye inanıyorum ve bunun gerçekten son  kırılma noktası olan pazar günü, bir haftaya da çok ciddi bir ışık verecektir  diye inanıyorum." şeklinde konuştu.
 
İdlib'de gözlem kulelerine saldırı 
 
Bir gazetecinin "İdlib'te son dönemde hareketlilik dikkati çekiyor.  Türkiye'nin bu konuda atacağı adımlar nelerdir? Bölgedeki son durum nedir?"  sorusu üzerine Erdoğan, şu yanıtı verdi: "İdlib'e eğer bizim hakikaten yaklaşımımız olmamış olsaydı, şu anki  durum çok daha farklı gelişir ve 3 milyona yakın insanın yaşadığı İdlib'ten çok  ciddi bir göç dalgası ülkemize doğru gelebilirdi. Fakat bizim ağırlıkta olarak  Rusya ile yaptığımız müzakereler, yaptığımız değerlendirmeler, gerek Soçi  Müzakeresi süreci gerek Astana ile ilgili süreçler ve ikili yaptığımız Sayın  Putin ile görüşmelerimiz, buradaki sıkıntıları minimize etti.  Son olarak bir de bir karara varıldı. Bu kararla birlikte adeta  silahların sustuğu bir an oldu. Ama ardından yine bazı arzu edilmeyen gelişmeler  oldu. Sürecin üzerinde bütün ekiplerimiz duruyor. Bütün gözlem, gözetleme, bütün  bu kulelerden bölgeyi bizler takibe aldık, takip ediyoruz. Tabii yaralılarımız  oldu bir kaç tane şehidimiz de oldu ama bunların bedelini, faturasını karşı  tarafa çok ağır ödettik. Ancak rejim bizim bu gözlem kulelerine bazı saldırıları  devam ettirecek olursa, bu yanlışa hala inatla devam edecek olursa, bizim burada  sessiz kalmamız olmaz. Gereğini de yaparız. Çünkü biz burada barışın egemen  olmasını istiyoruz, ölümlerin durmasını istiyoruz. Ama varil bombaları ile fosfor  bombaları ile bu bölgeye saldırının devam etmesi hiçbir zaman affedilemez, buna  da sessiz kalamayız çünkü biz bu bölgede artık halkın sesine kulak veriyoruz.  Bizim Suriye'de yaşayan kardeşlerimiz ne diyor? 'Türkiye gelsin' diyor. Ayrıca  biz bir de Adana mutabakatını bir kenara koyamayız. O mutabakat çerçevesi içinde  de bu bölgeyi karıştıran terör örgütlerine karşı bu mücadelemizi de kararlılıkla  sürdürüyoruz, sürdüreceğiz."
 
Yeni askerlik sistemi 
 
"Meclisten dün yeni askerlik yasasıyla bölümün bir kısmı geçti. Bundan  sonraki süreç nasıl işleyecek? Yeni askerlik sistemiyle terörle mücadele nasıl  devam edecek?" sorusu üzerine Erdoğan, terörle mücadelede en ufak bir tereddüdün,  en ufak bir güven kaybı gibi bir endişenin söz konusu olmadığını söyledi. Erdoğan, "Birileri konuşuyor. Bir ara 'ağzı olan konuşuyor' diye  literatüre yerleşmiş olan ifade vardı ya şimdi de öyle. Bu ülkede silahlı  kuvvetlerimiz var, Genelkurmay diye kuvvetlerle birlikte oluşmuş, oturmuş,  asırlara bali 2200 yıllık geçmişi olan bir orduyuz. Dedikleri ne? 'Güvenlik zaafı  bu yasada olur' gibi ifadeler kullananlar var." diye konuştu.
 
 
 1,5-2 yıla varan bir çalışma
 
Bu yasa ile ilgili çalışmanın bir hafta, 15 gün, bir ay içinde  yapılmadığını, yaklaşık 1,5-2 yıla varan bir çalışma olduğunu ifade eden Erdoğan,  şunları kaydetti: "Kaldı ki talep bize çok eski gelen bir taleptir. Hem ordunun  küçültülmesi, bir taraftan profesyonel orduya geçmek, hep bunlar konuşulan  şeylerdi. Bunlar yazılmıştır, çizilmiştir. Ordumuz da hiçbir zaman durmamıştır.  Çalışmalarını onlar da bu istikamette sürdürmüşlerdir. Bir yere de gelinmiştir.  Hatta 2014 sonuna kadar da atılması gereken adım, ordunun sivilleşmesi süreciydi.  AB kriterleri içinde bir de bu var. Biz böyle bir adımı o günden bugüne atmış  değiliz ama şimdi burada da böyle bir adımı atmış bulunuyoruz.
 
 Bu attığımız adımla birlikte gerek Milli Savunma Bakanımızın şu anda  ordunun temelinden gelmiş olması, Genelkurmay Başkanlığına varıncaya kadar bu  görevi yapmış bir insan olarak kendi arkadaşlarıyla beraber bu süreci yönetiyor  olması ve özellikle terörle mücadelede  de şu anda askerimizin, polisimizin elde  ettiği başarıya mesela yılbaşından şu ana kadar 2 bin civarında terörist etkisiz  hale getirilmiştir. Bunların inlerine girilmiştir. Bunlar şimdi kaçacak delik  arıyorlar. Bu mücadele de bu şekilde devam edecek."
 
Halkın refahını, huzurunu sağlamadıktan sonra ne devlet ne de silahlı  kuvvetler, polis ve güvenlik korucularının görevini yapmış olacağını belirten  Erdoğan, "Ne de şahsen ben Cumhurbaşkanı olarak Anayasa'da başkomutan sıfatıyla  bulunuyorum, ben de görevimi yapmış olurum." dedi.
 Bu görevi şu anda yapmanın azmi ve kararlılığı içinde olduklarını  vurgulayan Erdoğan, "İlgili birimlerin hepsi bunu yapacak. Yeni askerlik  yasasında ise biz bu işi öyle bir noktaya getirelim ki düşünün şimdi başarılı bir  astsubay, eğer başarabiliyorsa generalliğe kadar çıkabilecek. Yeni askerlik  yasasında bu var, bundan önce böyle bir şey yoktu. Bunun yanında isteyen  kalabiliyor, isteyen süresi dolunca ayrılabiliyor. Bir diğer yanda 'Efendim  sayılar azalıyor, halimiz ne olacak?'. Çok açık, net. Şimdi sürekli olarak ücret  tazelenmesi olacak. 12 ay içinde sürekli her ay, askere alma diye bir durum söz  konusu olacak. Sayıda azalma diye bir şey söz konusu değil." değerlendirmesinde  bulundu.
 
"KKTC'de askerimizin azalması diye bir şey söz konusu değil"
 
 Erdoğan, Kıbrıs ile ilgili de mide bulandırsın diye bazı şeylerin  söylendiğine değinerek, "Kuzey Kıbrıs'ta bizim askerimizin azalması diye bir şey  söz konusu değil. Orada ne kadar asker bulunması gerekiyorsa, biz orada o kadar  askeri bulundururuz. Bunun için de birilerinden izin almak diye bir  mecburiyetimiz yoktur. Bunun da bilinmesi gerekir." dedi. Metinde hangi birimlerde neler olacağının açık şekilde yer aldığını,  iki maddenin meclisten geçtiğini aktaran Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Gerek Milli Savunma Bakanımızın, gerek diğer arkadaşların  bilgilendirmeleriyle bu süreç hızlı bir şekilde geçiştirilecek. Rakamlar üzerinde  konuşanlar oluyor '30 bin lira fazla oldu'. El insaf. Bu gelen rakam ile bir defa  bütün o ödenen aylıklar, maaşlar buradan ödeniyor. Böyle bir şey yoktu bugüne  kadar. Askere ödenecek olan bütün harçlıklar, bugüne kadar yapılmayan şeylerdi.  Şimdi bunlar yapılacak. Bunlar, iş ve istihdam noktasında sıkıntı olanlar için  aileye harçlık olarak gelmiş olacak. Bunun çok isabetli, hayırlı bir adım  olduğuna inanıyorum. Dersimize iyi çalıştık. Hayırlı olsun."
 
CHP'nin seçim kuruluna başvuru görüntüleri
 
Erdoğan, "31 Mart yerel seçimlerin ardından 2 Nisan'da  İl Seçim  Kurulu Başkanı Müberra Gürdal ve iki hakim, mesai saatinin bitiminden sonra  adliyeye gidiyor ve onların adliyeye gitmesinin ardından 5 dakika sonra CHP İl  Başkanı Canan Kaftancıoğlu ile birlikte bir heyet adliyeye giriş yapıyor ve 7  ilçede halihazırda yapılan oy sayımıyla ilgili itirazda bulunuyorlar. O itiraz  kabul ediliyor o gece. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? O hakimlerle ilgili bir  soruşturma olacak mı?" şeklindeki soru üzerine şunları söyledi:  "Artık bununla ilgili sizler zaten medya olarak görevini yaptınız ve  süreci takip noktasında da en isabetli kararı bundan sonra verecek olan YSK'dır.  Artık kim kimle el ele kol kola dolaşıyor, kim kiminle nerede görünüyor bunları  da bütün görsel medyada yayınladınız. Yazılı medyada da yayınlandı. Benim ilgi  alanım olsa ben diyeceğim ki şunu yaptım yaparım ama bu benim ilgi alanım değil.  İlgi alanı olan Yüksek Seçim Kurulu'dur. Sizler de medya olarak burada gerekli  olan görüntülemeyi her şeyi yaptınız. Ben inanıyorum ki Yüksek Seçim Kurulu da  burada gerekli olan adımı atacaktır."
 
 "Valimiz inanıyorum ki seçim sonrası da bu işin takipçisi olacaktır"
 
 CHP'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu'nun  Ordu'da VIP salonundaki görüntülerini izleyip izlemediğinin sorulması üzerine ise  Erdoğan, şunları aktardı:   "Değerli arkadaşlar, izledim. Biliyorsunuz valiler Başkanların o  ildeki nesidir? Temsilcisidir ve devletin valisini bu şekilde bir küfürle anmak  kabul edilebilir bir şey değildir. Tabii Vali Bey şu anda valilik olgunluğu  içerisinde süreci işletiyor. Ben inanıyorum ki Vali Bey, şu seçim sebebiyle  sadece belki burada bir suç duyurusunda bulunmuş olabilir ama bunda da artık  medya yazılı, görsel, hepsi bilgileri aktarıyor ve bana gelen bilgiler, 'Şu seçim  öncesi doğru olmayacağına inandığım için işi hızlandırmak istemiyorum' gibi bir  yaklaşımı ki bu zaten çok çok büyük bir olgunluk ama bu işin tabii arda bırakılır  bir yanı yoktur. Valimiz inanıyorum ki seçim sonrası da bu işin takipçisi  olacaktır. Çünkü bu devletin valisine kimsenin ben edep ederim, ağzıma alamam bu  ifadeyi böyle bir ifadeyi kullanma hakkı yoktur, kullanamaz. Demek ki Belediye  Başkan Adayı olarak henüz bu devleti tanımamış. Devletteki ilişkileri, protokolü,  protokolün çeşitli yerlerdeki giriş çıkışlarını, kimler oraları kullanma hakkını  sahiptir, değildir bunları bilmiyor. Tabii bundan dolayı da bu tür hakikaten  affedilemez bir yanlışı yapmışlardır. Bundan sonraki süreç, önümüzde bir seçim  var. Artık seçimden sonraki süreçtir ama kim bilir bundan sonra da daha neler  çıkacak?"
 
 "Halkla buluşma toplantıları yapmayacağımı kimse söyleyemez"
 
 "Bu seçim döneminde miting yapmayacağınız şeklinde yorumlar var. Bu  yorumlar doğru mu?" şeklindeki soruya ilişkin ise Erdoğan, "Şu ana kadar bu kısa  sürede özellikle de Belediye Başkan Adayımız ve geniş çaplı olarak onlar zaten  sürecin içerisindeler. Bundan sonraki kalan son haftaya girerken bu tür halkla  kucaklaşma, buluşma toplantıları yapmayacağımı zaten kimse söyleyemez. Bunu da  yine biz arkadaşlarla aramızda değerlendirmelerini yapıyoruz ve önümüzdeki hafta  içerisinde bu tür planlamalar yapılıp ve halkla buluşmalar çerçevesinde  halkımızla inşallah bir arada olmak suretiyle İstanbul'umuzu beraber dolaşacağız.  Halkımızla görüşeceğiz. Kaldı ki biz ramazan boyu itibarıyla de zaten birçok  organizasyonları yaptık, gerçekleştirdik ama şimdi de halkla buluşmalar şeklinde  bazı çalışmaları artık son hafta içerisinde yapmayı planlıyoruz. Arkadaşlar  çalışmayı yapıp bize de onlar nasıl bir yol verirlerse ona göre süreci devam  ettireceğiz." ifadelerini kullandı.
 
  
 "Amerika sözünde durmadı"
 
 Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Münbiç Mutabakatı'nın 1. yılını geride  bıraktık. 1 yılı nasıl değerlendiriyorsunuz?" şeklindeki soruyu şöyle yanıtladı: "Münbiç'le alakalı maalesef tabii stratejik ortağımız Amerika sözünde  durmadı ve orada beklenenler olmadı ama beklenenlerin olmaması bizim oradan  tamamen elimizi eteğimizi çekmek anlamına gelmez. Biz, Münbiç'le ilgili bütün  planlamalarımızı aynı şekilde koruyoruz ve bunu yine aynen devam ettireceğiz.  İşte Tel Rıfat'ta aynı şekilde, İdlib'de aynı şekilde ve görüşmeleri Milli  Savunma Bakanımız muhataplarıyla, Dışişleri Bakanımız muhataplarıyla, istihbarat  muhataplarıyla yapıyor. Burada durmak, çekilmek diye bir şey yok ama verilen  sözler ne yazık ki tabii yerine gelmedi, gelmiyor ama biz oraları kesinlikle  bırakamayız. Münbiç'ti, Fırat'ın doğusuydu, buralar üzerindeki çalışmalarımızı  aynı titizlikle devam ettiriyoruz, ettireceğiz."