Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan sigara yasağı ile ilgili flaş açıklama

AA |  21 Eylül 2019 Cumartesi - 13:31 | Son Güncelleme : 21 09 2019 - 16:10

ABD ziyareti öncesi konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan,"Trump ile bir görüşmemizin olması söz konusu orada da bunları masaya yatıracağız. Bizim sınırda hazırlıklarımız tamamlanmış vaziyette" dedi.

Sigarayla mücadeleye de değinen Erdoğan,"Araçta yazılı kayda girmek suretiyle şoför de içemeyecek arkada oturanlar da sigara içemeyecek. Şimdi bunun üzerindeyiz" dedi.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünya liderlerinin katılacağı en büyük  diplomasi platformu Birleşmiş Milletler (BM) 74. Genel Kurulu görüşmelerine  katılmak üzere gideceği ABD'ye hareketinden önce Atatürk Havalimanı Devlet  Konukevi'nde basın toplantısı düzenledi.

Fox TV muhabirinin Arifiye'deki tank palet fabrikasıyla ilgili CHP  Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun "gizli kararname çıkarıldı" iddiasına  ilişkin sorusu üzerine Erdoğan, şu yanıtı verdi:

"Fox TV'yi bir yalan medya olmaktan çıkarın. Bir defa dürüst olun.  Kılıçdaroğlu, hayatını yalan üzerine düzenlemiş olan bir siyasidir. Türkiye'nin  Cumhurbaşkanı, buranın satın alma veya satma böyle bir şey olmadığını söylüyor.  Hukukta bir kaide var, önce bunu öğreneceksiniz. Müddei, iddiasını ispatla  mükelleftir. Müddei kim burada? Kılıçdaroğlu. Kılıçdaroğlu önce Arifiye satılmış  mı satılmamış mı bunu ispat etmesi lazım. Burası kira ile bu gruba verilmiştir.  50 milyon dolar buranın bütün bakımı, tamiri bunlara da ayrıca bu harcamanın  yapılmasıyla ilgili 25 yıl süreyle de buraya kiralanmıştır. Biz, bir işi  yaptığımız zaman ülkemiz bundan ne kazanır buna bakarak yaparız. Buradan ne işçi  çıkarılmıştır, ne memur çıkarılmıştır. Fakat Bay Kemal hayatını bu tür yalanlar  üzerine bina ettiği için 'Acaba bu yalan bana ne getirir' bunu düşünüyor."

Kılıçdaroğlu'nun belediye başkanları ile yaptığı toplantıda  "Belediyelerden kimse çıkarılmayacak. Eğer belediyelerden birileri çıkarılırsa  bana gelsinler" dediğini hatırlatan Erdoğan, "Şimdi tüm belediyelerde işçiler  kapıya konuyor. Ne oldu? Bunlarla ilgili Fox acaba bir haber yapıyor mu? İşçi  emekçi kardeşlerimin arkasında duruyor mu? Bunlara yönelik bir gayreti var mı?  Murdoch sattı burayı dedik ki herhalde bundan sonra buranın havası değişir, ama  hiçbir şey değişmedi. Önce bu yayın politikasını bir defa Fox'un değiştirmesi  lazım ki partimin sözcüsü Kılıçdaroğlu'na gereken cevabı verdi. Ama aynı yerde  yine tökezleyip duruyor. Çünkü bütün siyasetini yalan politikalar üzerine bina  etmiş de onun için." değerlendirmesini yaptı.

"ŞOFÖR DE İÇEMEYECEK, ARKADA OTURANLAR DA"

Erdoğan, sigara yasağının genişletilmesine ilişkin soru üzerineyse,   "Bakıyorum aracı kullanan sigara içiyor. Bazen ben de işaret ediyorum, ayıptır  diyorum. Yazılı kayda girmek suretiyle, şoför de içemeyecek, arkada oturanlar da  sigara içemeyecek. Şimdi bunun üzerindeyiz." dedi.

Futbol oynadığı gençlik yıllarında kulübün tavanının sigara dumanından  adeta kızardığını anlatan Erdoğan, "Kim bunlar? Sporcu. Kim bunlar? Kulübün  üyeleri. Bir taraftan oyun oynarlar, bir taraftan sigara dumanları tavanın  rengini değiştirir. Biz de geçer arka tarafta bilardo oynardık. Şimdi bakıyorsun  batı ülkelerinin bir kısmı dışarıda bile sigarayı yasakladı. Biz, insanımızın  sağlığını ön plana çıkarmayacak mıyız? Önce insan demeyecek miyiz?" ifadelerini  kullandı.

Şu anda çalışmayı İçişleri Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı'nın  yürüttüğünü aktaran Erdoğan, "Kapalı mekanlarda bir defa asla, dışarıda bile  belli yerlerde, balkonlarda da hassasiyetlerimiz geliyor. Bu işin üzerine çok  daha sıkı bir şekilde gideceğiz. Para cezası, ne gerekiyorsa bunların hepsi  olacak. Ben hala paket toplamayı bırakmadım. Camide bile bazen bakıyorsun  unutuyor. Benim sigara karşıtı olduğumu bilenler, dışarıda sigarayı bırakıyor.  Bazılarının dalgınlığına geliyor, sigara ön cepte duruyor, çekip alıyorum.  Medyanın bize yardımcı olması lazım. Hep beraber bu işle mücadelemizi devam  ettirelim." dedi.

Elektronik sigara konusuna da değinen Erdoğan, "Sanki elektronik  sigara neymiş? 'Dudak alışkanlığı var ya ondan dolayı, yoksa zararı yok.' Hepsi  hikaye, onda da nikotin var, onda da aynı numara var. Onda bir de gümrükte bazı  sıkıntılar vardı. Orada da İçişleri Bakanlığı ile Gümrük Muhafaza çok daha yoğun  bir savaş içine girip, onun ülkemize girişini yasaklamak ve vergi olayında da  ciddi vergiler koymak durumu ile işi çözeceğiz." diye konuştu.

Nargile konusunda da mücadeleyi sürdüreceklerini ifade eden Erdoğan,  "Nargile sigaradan az zararlıdır diyenler saflığa yatıyor. Öyle bir şey yok. Tam  aksine, nargile sigaradan daha zararlıdır." dedi.

DİYARBAKIR'DAKİ ANNELERİN EVLAT NÖBETİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Diyarbakır'da nöbet tutan ailelere verilen  desteği yeterli görüp görmediğine ilişkin soruya, bugün itibarıyla 44-45 ailenin  Diyarbakır'da nöbette olduğunu söyledi.

Bu mücadelenin sırrının ucu açık bir mücadele olduğunu dile getiren  Erdoğan, şöyle konuştu:

"Burada bindirilmiş kıtalarla bir mücadele yapılmasından yana değiliz.  Zaman zaman bazı tehditler var biliyorsunuz. Bu konuda İçişleri Bakanlığımız,  istihbarat bu tehdidi yapanları yakalayıp alıyor. Mesela, dün bir tanesi alındı.  Tehdit etmişler bir bayanı. 4,5 yıl falan, maalesef kaçırılmış ama daha sonra  terör örgütünün elinden kaçarak kurtulmuş olan bir bayan. Kadıncağız anlatmaya  başlayınca, bu terör örgütünü rahatsız etti. Tehdit yoluna başvurdular. Ama  yakalandı, alındı. Bu mücadelemiz bu şekilde devam edecek. Bu aslında bir ilktir,  çıkıştır, ama burada kalması bunun mümkün değildir. Biz asıl mücadeleyi Gabar'da,  Cudi'de, Bestler Deresi'nde, Tendürek'te, buralarda sürdürüyoruz. Birkaç gün  içerisinde 15 kişi, terör örgütünden etkisiz hale getirildi. Bu daha fazla  olacak. Bu kısa süre içerisinde olanlar. Üzerine üzerine bunun gidiyoruz,  gideceğiz. Şimdi bu Kuzey Irak'taki atılan adımlar çok çok önemli adımlar.  Oradaki mücadele çok farklı bir mücadele, ama Suriye'nin kuzeyi ve kuzeydoğu, bu  bölgedeki atılacak adımlarda inanıyorum ki terör örgütünün belini ciddi manada  kıracaktır."

Toplantıda basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını da  yanıtlayan Erdoğan, "Bir Pentagon yetkilisi ABD'nin Suriye Demokratik Güçlerine  silah, araç ve mühimmat sağlamaya devam ettiğini söyledi. Bunu nasıl  değerlendiriyorsunuz? Güvenli bölge konusunda talebinizi dile getirdiniz. Bu  ziyaretinizde mevkidaşlarınıza nasıl mesajlar vereceksiniz?" sorusu üzerine  şunları kaydetti:

"Sınır boylarında bütün hazırlıklarımız tamamlanmış vaziyette. ABD  malum stratejik ortağımız. NATO'da beraberiz, uzun yıllar bu stratejik  ortaklığımızı her halükarda devam ettirmişiz. Biz şu anda da aynı noktadayız. ABD  ile karşı karşıya gelmek gibi bir arzumuz yok. Ancak ABD'nin de davetli olmadığı  bir yerde şu anda terör örgütlerine vermiş olduğu desteği bizim de görmemezlikten  gelme gibi bir lüksümüz olamaz. Yani YPG/PKK gibi terör örgütlerine verdikleri  destek apaçık ortadadır. Ben bunu defaatle Sayın Trump'la paylaştım. Dedim 'Bakın  buraya siz o zaman binlerceydi ama şimdi on binlerce tır buraya mühimmat, araç  gereç vesaire bunlar geliyor. Biz paramızla sizden bu tür mühimmat, araç, gereç  bunları alamıyoruz ama siz bilabedel ücretsiz olarak bu terör örgütlerine DEAŞ'la  mücadele adı altında bu tür destekleri veriyorsunuz. Biz El Bab'ta üç bin kadar  DEAŞ'lıyı derdest ettik. Bizimle ilgili ne yazık ki yalan propagandalarla DEAŞ'a  karşı tavrımızın olmadığı hep söylendi. Halbuki biz bu mücadelemizi onlarla açık  net yaptık. Şu anda da bölgede zaten DEAŞ da adeta yok noktasına gelmiş  vaziyette."

"UYDURMA BİR ÖRGÜT ÇIKARILDI"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şimdiyse uydurma bir örgütü çıkarıldı.  Açılımı Suriye Demokratik Güçleri yani SDG. Aslında bu bir aldatmaca. Yani bir  kılıf bu. Bunun da PYD ve YPG'den hiçbir farkı yok. Buna bir çadır terör örgütü  de diyebiliriz. Yani onları gölgeleyen, örten bir başka terör örgütü." diyerek,  konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Onunla bunu yapıyorlar ve diyorlar ki 'Bunun PKK ile felan alakası  yok.' Hepsi de iç içe. Sayın Trump'la bundan bir hafta, 10 gün önce malum  telefonla bir görüşmemiz olmuştu. Şimdi de ikili bir görüşmemizin  olması söz  konusu. Orada da bunları tabii masaya yatıracağız, bunları tekrar görüşeceğiz.  Çünkü Sayın Trump, Fırat'ın doğusundan Amerikalı askerlerin çekilmesine yönelik  bir açıklamayı yapmıştı. Ama bu gerçekleşti mi? Gerçekleşmedi. Aylar oldu bu  açıklama yapılalı ama uygulamaya gelince bu maalesef olmadı.

Şimdi bu gerçekleri bizim görmemezlikten gelmemiz mümkün değil, El  Bab'ta, Cerablus'ta, Afrin'de nasıl kendi göbeğimizi kendimiz kestiysek şimdi de  biz özellikle Suriye'nin kuzeyindeki 422 kilometre batıdan doğuya, derinliğine  ise Sayın Trump'ın ifadesiyle 20 mil, yani bu 20 kilometre olabilir, 30 kilometre  olabilir bu civarda bir derinlik söz konusu. Bu derinlikte bizim bir defa bir  defa buradaki terör örgütlerinden bölgeyi arındırarak burayı gerçek sahiplerine  teslim etmemiz gerekiyor ki buranın gerçek sahipleri de büyük oranda, yüzde 85-90  gibi Araplardır. Bu adımı atmak suretiyle bizi taciz eden, bize bölgemizde  sıkıntı veren bu terör örgütlerinden de biz buraları arındırmış olacağız,  temizlemiş olacağız. İnancımız budur."

Erdoğan, bir gazetecinin "Trump ile yüz yüze bir görüşmeniz olacak.  Bundan sonraki süreçte patriot konusuyla ilgili yeni bir başlangıç olabilir mi?"  sorusuna, "Tabii bu masadan kalkmış bir konu değil." yanıtını vererek, şöyle  devam etti:

"Patriotlar konusunda Sayın Trump telefon görüşmemizde; 'Bu hala  gündemimizde mi?' diye söylediğinde ben kendisine telefonda 'Evet' dedim. Biz  S-400'leri şu anda nasıl aldıysak ve kısa bir süre sonra da bunların ülkemiz  genelindeki yerleşim planları gerçekleşiyor. Ama bize patriot noktasında da  şartlar itibarıyla özellikle ortak üretim, kredi, yani buna benzer önemli şartlar  var, bunlar eğer oluyorsa olacaksa biz sizden bunları alabiliriz dedik. Şu anda o  da zaten bunların gündeminde. Bunları hallederken F-35'leri bir kenara koymamız  mümkün değil. Çünkü F-35'lerle ilgili biz 1 milyar 350 milyon dolar şu ana kadar  ön ödeme yaptık. F-35'lerde de biz müşteri değiliz, F-35'lerde üreticiyiz. Bunun  bir kısım parçaları malum bizde üretiliyor ki bu bir ofset kapsamında atılmış bir  adımdır. Bunları yapan bir ülkeye böyle bir uygulama, adil bir uygulama değildir.  Tüm bunlar tabii karşılıklı bir anlaşma çerçevesinde yürütülürse bizim aykırı  düşünmemiz de mümkün değil."

"1948'DEKİ İSRAİL AYNI TOPRAKLARI OLARAK SÖYLÜYORUM AYNI İSRAİL MİDİR?"

Bir gazetecinin "Dünya 5'ten büyüktür" söylemini hatırlatarak, BM'nin  karar yapısının değişimiyle ilgili temasların olup olmayacağını sorması üzerine  Erdoğan, "Dünya 5'ten büyük o bizim artık vazgeçilemez bir adeta ön  koşulumuzdur." ifadelerini kullandı. Erdoğan, bunun aslında sadece Türkiye'nin  değil, tüm insanlığın, tüm Birleşmiş Milletler Genel Kurul üyelerinin ön koşulu  olması gerektiğini söyledi.

Erdoğan, bunun sadece Türkiye'nin meselesi olmadığını vurgulayarak,  "Niçin 5 ülkenin dudakları arasında? Şu anda Birleşmiş Milletler'de 196 üye  görünüyor, niye onların dudakları arasına sıkışsın da 191 ülke oradan çıkacak bir  cevabı beklesin? İşte bakın birçok sorun çözülebiliyor mu?" değerlendirmesinde  bulundu.

Suriye, Filistin, Kudüs, Arakan, Keşmir sorunlarının çözülemediğini  dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:

"Hepsi arka arkaya. Bakıyorsunuz Birleşmiş Milletler bu işleri çözme  makamı olduğu halde çözemiyor. Bir İsrail meselesini çözemiyor. Sene 1948  geldiğimiz yer ortada ki gündemime de gelecek bu. Bakın bir İsrail konusunu  Birleşmiş Milletler hala çözememiştir. Birleşmiş Milletler'in aldığı kararları  İsrail kabul etmiyor, bitiyor iş. Bunun cevabını versinler bize. 1948'deki İsrail  aynı toprakları olarak söylüyorum aynı İsrail midir? O zamanki İsrail, şu andaki  Filistin'dir, şu andaki Filistin de maalesef her an burayı bile kaybetme  durumuyla karşı karşıyadır. İşte şimdi de biliyorsunuz malum seçimde de durumu  kaybetmiş olan zat ne yaptı? Batı Şeria ile ilgili uyduruk bir kampanya yürüttü  ve bu kampanyanın bedeli de ortaya çıktı. Öyle bir şey olamaz. Bunu işte  Birleşmiş Milletler'in çok kararlı bir şekilde uygulamaya koyması lazım.  İsrail'in ağzından bir laf çıktığı zaman o Birleşmiş Milletler Güvenlik  Konseyinde kabul görmemeli. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi de beşte 5  icabında böyle bir kararı reddetmeli, etmeli ama bir tanesi savunduğu zaman  mesele bitiyor."

İDLİP KONUSU

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir gazetecinin "Rusya ve Çin'in, BM Güvenlik  Konseyi'nde İdlip tasarısını veto etmesiyle ilgili ne düşünüyorsunuz?" sorusuna  da şu yanıtı verdi:

"İdlip tasarısında şu anda böyle bir ret bizim aramızda yaptığımız  görüşmelerde söz konusu değil. BM Güvenlik Konseyi'nde yeni bir gelişme olduysa  bilemiyorum ama bizim Ankara Zirvesi'nde Sayın Putin, İran üçlü olarak bizler  orada açıklamamızı yaptık. İdlip ile ilgili yapmış olduğumuz açıklama tamamiyle  bir ateşkese dayalı bir açıklamaydı. Yani bu konuda da Çin'in bizim bu zirve  açıklamasına aykırı bir açıklama yapacağına ihtimal vermiyorum. Buradaki  dayanışmamız farklı ve Amerika'nın dahi buraya aykırı bir şey yapacağını  düşünmüyorum. Koalisyon güçlerinin buraya aykırı bir beyanda bulunacağına ihtimal  vermiyorum. Çünkü yaptığımız ön görüşmelerde, biliyorsunuz yine bir İstanbul  Zirvesi yaptık. Makron, Merkel, Putin, ben dörtlü yaptığımız zirve bunların hepsi  son Ankara Zirvesi ile mütenasip uyumlu olan müzakerelerdir. Sayın Putin ile  Ankara'da görüştük ama diğerleriyle de Amerika'da görüşmelerimiz olacak. Böyle  bir sıkıntı yaşayacağımıza ihtimal vermiyorum."

 

ETİKETLER