Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkiye dünyanın 13. en büyük ekonomisidir

AA |  08 Aralık 2019 Pazar - 15:09 | Son Güncelleme : 08 12 2019 - 17:30

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Kongre Merkezi'nde düzenlenecek İslam İşbirliği Üst Düzey Kamu ve Özel Sektör Yatırım Konferansı'na konuştu. Erdoğan, "G-20 üyesi Türkiye, satın alma paritesine göre dünyanın 13. en büyük ekonomisidir. Dışarıdan en fazla doğrudan yatırım alan ülkeler sıralamasında 4 basamak yukarı çıktık. Türkiye'ye gelen doğrudan yatırımlar 13 milyar dolara ulaştı. En fazla dış yatırım alan ülkelerden biri olduk. " dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca 6.4 şiddetinde depremin meydana geldiği Arnavutluk'ta 500 konutun yapılacağını söyledi.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İslam İşbirliği  Teşkilatı (İİT) Üst Düzey Kamu ve Özel Sektör Yatırım Konferansı'nda, istişarenin  gayesine ulaşabilmesi için samimiyetle yapılmasının yanı sıra alınan kararların  tatbik edilmesi, uygulamaya dönüşmesi gerektiğini söyledi. 
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi'nin ev  sahipliğinde, İİT ve İslam Kalkınma Bankası iş birliği ile İstanbul Kongre  Merkezi'nde düzenlenen "İİT Üst Düzey Kamu ve Özel Sektör Yatırım Konferansı"nın  açılışında, konferansın, üye ülkeler, girişimciler ve tüm İslam alemi için  hayırlara vesile olmasını diledi.
 
Genel Sekreterlik ve İslam Kalkınma Bankası başta olmak üzere  teşkilatın bu ilk Üst Düzey Kamu ve Özel Sektör Yatırım Konferansı'nın  düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür eden Erdoğan, konferansa verdiği  katkılar dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi'ni tebrik etti.
 
Katılımcıların, iki gün sürecek konferans sırasında verimli  tartışmalar, istişareler yapacağını, İslam ülkeleri arasındaki yatırımların  arttırılması için atılacak adımların, ticaret savaşları gibi yüzleşilen tehdit ve  fırsatların konuşulacağını belirten Erdoğan, konferansta ayrıca küresel ekonomik  görünümün değerlendirileceğini ve devlet adamları için ufuk açıcı kararların  alınacağını söyledi.
  
Şimdiden konferanstan çıkacak kararların, İİT üyesi tüm ülkeler için  yol gösterici olmasını dileyen Erdoğan, şöyle devam etti: Burada her fırsatta altını çizdiğim bir hususu tekrar vurgulamakta  fayda görüyorum. İstişarenin gayesine ulaşabilmesi için samimiyetle yapılmasının  yanı sıra alınan kararların tatbik edilmesi, uygulamaya dönüşmesi de gerekir. Bu  açıdan tartıştığımız, konuştuğumuz ve karara bağladığımız hususları hep birlikte  kuvveden fiile geçirmemiz son derece önemlidir. Toplantılarımız ancak bu şekilde  değerlendirildiği zaman hakiki anlamını bulacak, ümmetin dertlerine deva üreten  platformlara dönüşecektir.
 
Diğer türlü yapılan çalışmaların, burada alınan kararların etkisi çok  sınırlı kalacaktır. İnşallah sizlerin, bizlerin ortak gayretiyle kendi alanında  bir ilki teşkil eden İİT Üst Düzey Kamu Yatırım Konferansı'nın  bu manada da iyi  bir örnek olacağına inanıyorum."
 
"Sadece Müslümanlar kendi aralarında zekatı verecek olsa, İslam  ülkelerinde fakir kalmaz"
 
"Müslümanlar olarak 1,7 milyar gibi muazzam bir beşeri kaynağa  sahibiz." diyen Erdoğan, şunları kaydetti: Şu an dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 24'ü İİT üyesi ülkelerin  vatandaşlarından oluşuyor. Nüfus yanında, doğal kaynakları ve  stratejik  konumuyla da İslam ülkeleri gerçekten büyük bir potansiyel barındırıyor. Burada  sahip olduğumuz kapasiteyi göstermesi bakımından, bazı çarpıcı rakamları  paylaşmak istiyorum. Bugün dünya petrol üretiminin yüzde 65'i, doğal gaz  üretiminin yüzde 55'i, doğal kauçuk üretiminin yüzde 70'i, bilinen uranyum  yataklarının yüzde 40'ı İslam ülkelerindedir. Ayrıca hurmanın yüzde 93'ü,  Hindistan cevizinin yüzde 35'i, buğdayın yüzde 15'i, pirincin yüzde 17'si,  baharatın yüzde 39'u da yine Müslümanlar tarafından üretiliyor.
 
Bu tabii zenginliklerin yanı sıra İslam ülkeleri coğrafi olarak dünya  ticaret yollarının tam merkezinde yer alıyor. Karadeniz'i Akdeniz'e bağlayan  İstanbul ve Çanakkale Boğazları, Akdeniz'i Hint Okyanusu'na bağlayan Süveyş  Kanalı, Basra Körfezi'ni Hint Okyanusu'na bağlayan Hürmüz Boğazı stratejik  bağlantı noktalarından sadece bir kaçıdır. Ancak tüm bu imkanlara rağmen, İslam  ülkelerinin dünya ekonomisindeki toplam payı, yüzde 10'u dahi bulmuyor. Çok daha  vahimi İİT nüfusunun yüzde 21'i, yani 350 milyon kardeşimiz aşırı yoksulluk  şartlarında hayata tutunmaya çalışıyor. Milli gelir ve gelişmişlik seviyesi  açısından da ülkelerimiz arasında çok ciddi uçurumlar olduğunu görüyoruz. En  zengin İslam ülkesi ile en yoksulu arasındaki gelir farkı 200 katı aşıyor. Demek  ki Müslümanlar kendi aralarında zekat müessesesini de çalıştırmıyor. Sadece  Müslümanlar kendi aralarında zekatı verecek olsa, İslam ülkelerinde fakir  kalmaz."
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, coğrafyanın bir yanı lüks ve şatafat içinde  yaşarken diğer tarafında açlık, kıtlık ve fakirliğin hüküm sürdüğünü  vurgulayarak, sözlerine şöyle devam etti: Halbuki dünya nüfusundaki payı, yüzde 7'nin altında olan Avrupa  Birliği'nin dünya ekonomisindeki payı yüzde 22'den fazladır. Yalnızca 330 milyon  vatandaşı olan ABD tek başına dünya ekonomisinin yüzde 24'ünü oluşturuyor.  Küresel sabit sermaye yatırımları 20 trilyon doların üzerine çıkmışken, İİT üye  ülkelerinin toplam sabit sermaye yatırımları 1,5 trilyon dolar civarındadır. Bu  rakamlara baktığımızda ortada çok büyük bir dengesizliğin, çarpıklığın olduğu  gayet açıktır. Bu tablo aynı zamanda samimi bir öz eleştiri yapmamız gerektiğine  de işaret ediyor.
 
Zira sorunlarımızı görmezden gelmenin, yok saymanın hiç kimseye bir  faydası yoktur, olmayacaktır. Dost acı söyler ama gerçeği söyler. Ben bir dost  olarak belki acı söylüyorum ama gerçeği söylüyorum. Rabbimizin bizlere bahşettiği  onca imkana ve zenginliğe rağmen, neden ticarette, gelir adaletinde,  yatırımlarda, dış politikada hak ettiğimiz konumda olmadığımız üzerinde  hassasiyetle düşünmemiz gerekiyor. Kendi sorunlarımız için başkalarını suçlamak  yerine önce kendi muhasebemizi yapabilmeliyiz. Yani hesaba çekilmeden önce  kendimizi hesaba çekmeliyiz. Hiçbir komplekse kapılmadan sorunlarımızı açık  yüreklilikle konuşabilmeliyiz. Kazan kazan temelinde iş birliğimizi  genişletmenin, çeşitlendirmenin, ortak projelerle ticaretimizi arttırmanın  yollarını aramalıyız.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye olarak zirve dönem başkanlığı sırasında  bu konuda yoğun çaba harcadıklarını, özellikle İslam ülkeleri arasındaki  karşılıklı ticaret ve yatırım imkanlarının arttırılması ile yasal prosedürlerin  sebep olduğu engellerin ve tıkanıklıkların açılması için gayret sarf ettiklerini  söyledi.
 
Erdoğan, aralarında İİT üyelerinin de bulunduğu bir çok ülke ile  yüksek düzeyli stratejik iş birliği konseyleri, karma ekonomi komisyonları ve  yüksek stratejik komiteler gibi mekanizmalar tesis ettiklerini kaydetti.
 
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk  ekonomisinin makro göstergeleri ve temellerinin son derece güçlü ve sağlıklı  olduğunu belirterek, "2002'den bu yana 220 milyar doğrudan yatırımın Türkiye'yi  tercih etmesi bunun göstergelerinden biridir. Küresel doğrudan yatırımlar 2018'de  yüzde 13 gerilerken Türkiye'ye gelen doğrudan yatırımlar yüzde 13 artarak 13  milyar dolara ulaştı." dedi. 
 
Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi'nin ev sahipliğinde, İslam  İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve İslam Kalkınma Bankası iş birliğiyle düzenlenen  "İslam İşbirliği Teşkilatı Üst Düzey Kamu ve Özel Sektör Yatırım Konferansı"nın  açılışında, 34. İSEDAK Toplantısında ticaretin kolaylaştırılması ve gümrüklerde  risk yönetimi, 35. İSEDAK Toplantısı'nda ise gıda güvenliği temaları üzerin  kapsamlı oturumlar düzenlendiğini anımsattı.
 
Sadece sorunların tespitine odaklanmadıklarını, aynı zamanda çözüm  önerileri de ürettikleri ve bunları hayata geçirdiklerini ifade eden Erdoğan,  İstanbul'da 2016'da yaptığı çağrı doğrultusunda teşkilat üyesi ülkeler arasındaki  ticari ve yatırım uyuşmazlıklarını çözüme kavuşturmak için İstanbul Tahkim  Merkezi'nin kuruluş prosedürlerinin tamamlandığını, bu sene içerisinde tahkim  merkezini faaliyete geçireceklerini kaydetti.
 
Ticaret, Sanayi ve Tarım Odalarını yeniden yapılandırma sürecinin de  kısa sürede başarıyla sonuçlanması temennisinde bulunan Erdoğan, Bilim ve  Teknolojik İş Birliği Daimi Komitesi'nin inovasyon alanındaki girişimlerine de  büyük önem verdiklerini söyledi.
 
Erdoğan, İslam Kalkınma Bankası Yatırım Sigortası ve İhracat Kredisi  Kurumunun çalışmalarını önemsediğini belirterek, İslam Özel Sektör Kalkınma  Kurumu ile İslam Ticaret Ticaret Finans Kurumunun çalışmalarının da takdire şayan  olduğunu dile getirdi.
 
Teşkilat üyesi ülkelerinin kendi aralarındaki ticaret hacmini ve  pazarı büyütecek tercihli ticaret sistemi anlaşmasına önem verdiklerini  vurgulayan Erdoğan, tüm üye ülkeler tarafından anlaşmanın bir an önce uygulamaya  alınmasının faydalı olacağını kaydetti.
 
"İstikrarlı bir şekilde yolumuza devam ettik"
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin son 17 senede ekonomi  ve doğrudan yatırımlar bakımından büyük bir başarı hikayesi yazdığını belirterek,  küresel ve bölgesel zorluğa, hatta geçen yıl ekonomiyi hedef alan sabotaj  girişimlerine rağmen istikrarlı bir şekilde yola devam ettiklerini söyledi.
 
Türkiye'nin, 2002-2010 arasında ortalama yüzde 5,5 büyüme kaydederek  dünyanın en hızlı büyüyen ekonomilerinden biri olduğuna işaret eden Erdoğan,  şöyle devam etti: Aynı şekilde ihracatımızı 36 milyar dolardan 180 milyar doların  üzerine çıkardık. Bölgesel açılım hamleleriyle Afrika ile ticaretimizi son 15  yılda 6 kattan fazla artırdık. Asya Pasifik ve Latin Amerika ile ticaretimiz ise  aynı dönemde 10 katına ulaştı. ASEAN ülkeleriyle 2002 yılında sadece 1,3 milyar  dolar olan toplam ticaret hacmimiz, 2018 yılında 9,1 milyar dolara yükseldi.  Dünya Bankası iş yapma kolaylığı endeksine göre Türkiye, son 2 yılda 27 basamak  birden ilerledi. Turizmde, 2018'de 46 milyon ziyaretçiyle küresel düzeyde 2 sıra  daha yükselerek, en çok turist çeken 6'ncı ülke konumuna geldik. Bu sene 50  milyonu aşkın turisti misafir etmeyi bekliyoruz.
 
Erdoğan, bankacılık sektörünün gerek teknolojik altyapısı gerekse de  şoklara karşı dayanıklılığıyla gücünü koruduğunu, sektörün yüzde 17 düzeyindeki  sermaye yeterlilik oranının, yüzde 8 olan uluslararası standartların üstünde  olduğunu söyledi.
 
Bugün 126 ülke, 326 şehre sefer düzenleyen Türk Hava Yollarının  dünyanın en çok yerine uçan hava yolu olduğunu ifade eden Erdoğan, genç, eğitimli  ve nitelikli nüfusla ciddi iş gücüne sahip olunduğunu kaydetti.
 
"Küresel ticaret savaşlarının etkilerine hazırlıklı ülkelerin  başında geliyoruz"
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, G-20 üyesi Türkiye'nin, satın alma gücü  paritesine göre dünyanın 13'üncü, Avrupa'nın 5'inci en büyük ekonomisi olduğunu  belirterek, Erdoğan, "Türk ekonomisinin makro göstergeleri ve temelleri son  derece güçlü ve sağlıklıdır. 2002'den bu yana 220 milyar doğrudan yatırımın  Türkiye'yi tercih etmesi bunun göstergelerinden biridir. Küresel doğrudan  yatırımlar 2018'de yüzde 13 gerilerken Türkiye'ye gelen doğrudan yatırımlan yüzde  13 artarak 13 milyar dolara ulaştı. Böylece 199 ülkenin yer aldığı en fazla dış  yatırım alan ülkeler sıralamasında 2018'de bin önceki yıla göre 4 basamak  yükseldik. Güçlü büyüme performansı, sağlam kamu maliyesi ve küresel krizlere  karşı dirençli yapısıyla ülkemiz daha önce benzer şartlara sahip olduğu  devletlerden pozitif yönde ayrışıyor." dedi.
 
Küresel ticaret savaşlarının ve finansal piyasalardaki dalgalanmaların  etkilerine en hazırlıklı ülkelerin başında Türkiye'nin geldiğini vurulayan  Erdoğan, yeni ekonomik programıyla orta ve uzun vadede sürdürülebilir ve dengeli  bir büyümeyi sağlama yolunda kararlılıkla ilerlendiğini dile getirdi.
 
Erdoğan, ülkeye doğrudan yatırımların artması için ne gerekiyorsa  imkanlar dahilinde maddi ve manevi bütün destekleri sağladıklarını ifade ederek,  Cumhurbaşkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Yatırım Ofisi'nin girişimlere  yatırımları öncesinde, esnasında ve sonrasında gereken her türlü desteği ve  kolaylığı sunduğunu anlattı.
 
Bunun yanında bölgesel gelişmeler bağlamında kimi ülkelerle yaşanılan  siyasi gerilimlerin ticari iş birliğini olumsuz etkilememesi için çok büyük  hassasiyet gösterdiklerini dile getiren Erdoğan, "Ne yatırımcıların ne de ticaret  erbabımızın manasız zorluklarla veya suni engellerle boğuşmasına asla rıza  gösteremeyiz. İslam dünyasının refahını, menfaatlerini ve ticari iş birliğini  siyasi gündemin önünde tutan bir anlayışla hareket edilmesi gerektiğine  inanıyoruz." diye konuştu.
 
"İslam ülkeleri arasında etkin iş birliği mekanizmasının hayata  geçirilmesi önemlidir"
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İslam ülkelerinin ekonomik  büyümesi ve refah seviyelerinin artırılabilmesi için gerekli maddi ve tarihi  şartların son derece elverişli olduğunu belirterek, önemli olanın İslam ülkeleri  arasında etkin bir iş birliği mekanizması oluşturulması ve bunun kararlılıkla  hayata geçirilmesi olduğunu söyledi.
 
Kaçan fırsatları yakalamanın bir daha mümkün olmayabileceğini dile  getiren Erdoğan, şöyle konuştu: Bunun için güç birliği yapmamız, güçlerimizi birleştirmemiz  önemlidir. Türkiye olarak hedeflerimize hep birlikte ulaşmak için tecrübelerimizi  ve elimizdeki imkanları sizlerle paylaşmaya hazırız. Tüm imkanlarımızla siz  kardeşlerimizin yanındayız. Sizlerin başarılarını ve sürdürülebilir kalkınma  yolunda attığınız adımları hem kendi başarımız hem de İslam aleminin kazancı  olarak görüyoruz. Bu konferansı aramızdaki mevcut iş birliğini geliştirecek ve  aynı zamanda yeni faaliyet alanlarında tüm dünyaya örnek teşkil edecek projelerin  önünü açacak bir başlangıç olarak değerlendiriyorum.
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Arnavutluk'ta  meydana gelen deprem sonrasında AFAD, Kızılay ve Sağlık Bakanlığından ulusal ve  uluslararası medikal kurtarma ekipleri ve sivil toplum kuruluşlarının  Arnavutluk'a intikal ederek sahada çalışmalara başladığını belirterek,  "Arnavutluk'ta 500 ayrı konut yapmak üzere de Çevre Şehircilik Bakanımıza da  talimatı verdim ve şu anda orada da uygun yerlerin tespitiyle inşallah bu 500  konutu inşa edeceğiz." dedi. 
 
Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi'nin ev sahipliğinde, İİT ve  İslam Kalkınma Bankası iş birliği ile İstanbul Kongre Merkezi'nde düzenlenen "İİT  Üst Düzey Kamu ve Özel Sektör Yatırım Konferansı"nın açılışında, 35. İSEDAK  Toplantısında yaptığı çağrıyı yinelediğini vurgulayarak, "Dünyanın neresinde  olursa olsun kardeşlerimizin dertleriyle dertlenmek bizim ana vazifemizdir."  ifadesini kullandı.
 
Kardeşlerinin sıkıntılarına duyarsız kalmanın bir Müslümana  yakışmayacağını dile getiren Erdoğan, 26 Kasım'da Arnavutluk'ta meydana gelen 6,4  büyüklüğündeki depremde 51 kişinin hayatını kaybettiğini, binden fazla Arnavutluk  vatandaşının da yaralandığını hatırlattı.
 
Erdoğan, bu deprem dolayısıyla hayatını kaybedenlerin yakınlarına ve  Arnavutluk halkına başsağlığı dileyerek, şöyle devam etti: Yaralılara da acil şifalar diliyorum. Depremin yaşandığı günden  itibaren değerli dostum, Başbakan Edi Rama ile sürekli irtibat halinde olduk.  AFAD'tan arama kurtarma timlerimiz, Kızılayımız, Sağlık Bakanlığından ulusal ve  uluslararası medikal kurtarma ekiplerimiz, sivil toplum kuruluşlarımız sürekli  Arnavutluk'a intikal ederek sahada çalışmalara başladılar. Arnavutluk'ta 500 ayrı  konut yapmak üzere de Çevre Şehircilik Bakanımıza da talimatı verdim ve şu anda  orada da uygun yerlerin tespitiyle inşallah bu 500 konutu inşa edeceğiz.
 
İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi 50 ülkenin el ele vererek Arnavutluk'u  süratle ayağa kaldıracaklarını dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti: Temenniler güzeldir ama bizde bir laf var, 'Bal, bal demekle ağız  tatlanmıyor.' Aslolan balı yemektir, balı yedirmektir. Bizim bunu yapmamız lazım.  Öncelikle İslamik Banka bence en önemli adımı atması lazım. Bak Türkiye olarak  biz bu adımı attık. Biz bunu yeterli görmüyoruz, çalışacağız. Aynı şekilde tabii  Sayın Başbakan birçok ülkeye mektuplar gönderdi. İnşallah oralardan da birçok  buna cevaplar gelir. Biz bu depremin acılarını çok ağır tattık. Biz meşhur Düzce  depremi, Bolu depremi, Kocaeli, Sakarya bu depremleri yaşadık. Biz Van depremini  yaşadık. Biz Simav depremini yaşadık. Biz Bingöl depremini yaşadık. Buralarda  yaşadığımız acıları çok iyi biliyoruz.
 
Onun için hani Nasrettin Hocamız damdan düştü, doktor arıyorlar. Ne  dedi, 'Bana doktor getirmeyin, bana damdan düşen birisini getirin.' dedi. Biz de  bu konularda damdan düştüğümüz için bu işi iyi biliyoruz. Temenni değil, gelip  oraya bir tuğla koyacak olan yardımseverler istiyoruz. Deprem insanoğlunun başına  gelen en büyük felaketlerden biri. Bu zor durumda Arnavutluk halkının yanında  olmak bizim için insani bir görevdir. Sizlerden kardeş Arnavutluk'un yaralarının  kısa sürede sarılması için elinizdeki tüm imkanlarla destek olmanızı istirham  ediyorum." diye konuştu.
 
Erdoğan, Arnavutluk'a özel sektörden de yardım yapılmasını istedi.