Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ülkemizi dünyanın en üst ligine çıkartmakta kararlıyız

AA |  10 Kasım 2019 Pazar - 11:18 | Son Güncelleme : 10 11 2019 - 14:44

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ebediyete intikalinin 81'inci yılı münasebetiyle Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu tarafından düzenlenen anma töreninde önemli açıklamalarda bulundu. Erdoğan, "Ülkemizi 2023 hedeflerine ulaştırarak dünyanın en üst ligine çıkartmakta kararlıyız. Atatürk'ü anlamak da anmak da böyle olur, lafla değil." diye konuştu.


Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Cumhuriyeti  yüceltmek için tüm tarihimizi yok saymaya kalkanlar bize göre kendi  geçmişlerinden utananlardır." dedi.  
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu  tarafından Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde Gazi Mustafa Kemal  Atatürk'ün ebediyete intikalinin 81'inci yılı dolayısıyla düzenlenen "Atatürk'ü  Anma Töreni"ne iştirak ederek, katılımcılara hitap etti.
 
Konuşmasına tüm katılımcıları selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı  Erdoğan, "Bugün Kurtuluş Savaşımızın Başkomutanı, Cumhuriyetimizin banisi, ilk  Cumhurbaşkanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümünün 81'inci yıl dönümü. Bu  vesileyle Gazi Mustafa Kemal'i ve onunla birlikte ahirete irtihal etmiş tüm  kahramanlarımızı, gazilerimizi ve şehitlerimizi rahmetle, şükranla yad ediyorum."  diye konuştu.
 
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bin yıldır bu toprakları vatan yapmak için her  alanda çalışan, mücadele eden, katkı sağlayan herkesi tazimle yad ettiğini  belirterek, şunları söyledi:
 
 "Maziden atiye giden bu yolculukta ülkesine ve milletine verdiği  hizmetlerle adını tarihe altın harflerle yazdıran tüm güzel insanlar yüreğimizde  hep yaşayacaktır. Türk tarihini binlerce yıllık devamlılığı içinde kavramak  yerine hala bir asra sıkıştırmaya çalışan ideolojik bir zihniyetle karşı  karşıyayız. Üstelik bunların arasında siyasetçilerin de bulunuyor olması  gerçekten üzüntü vericidir. Cumhuriyeti yüceltmek için tüm tarihimizi yok saymaya  kalkanlar bize göre kendi geçmişlerinden utananlardır. Gazi Mustafa Kemal'in  hizmetlerini anlatmak için ondan önceki tarihimize kin kusanlar da aynı şekilde  Atatürk maskesi takarak bu millete olan husumetlerini gizlemeye çalışıyorlar. Ne  Atatürk'ü ne de Cumhuriyeti bu istismarcı zihniyetin insafına terk etmedik,  etmeyeceğiz."
 
Cumhurbaşkanlığı forsunda sembolleştirdikleri 2200 yılı aşkın devlet  tarihinin, Selçuklu ve Osmanlı başta olmak üzere en büyük gurur ve güven  kaynakları olduğunu söyleyen Erdoğan, şöyle devam etti:
 
"Bundan bir asır önce İstiklal Harbini başlatarak  Anadolu  topraklarına gömülmeye çalışılan milletimizin önünde yeni bir ufuk açan Gazi  Mustafa Kemal Atatürk de bu milletin en önemli değerlerinden biridir. Her fani  gibi Atatürk'ün yaptığı işlerin de eksikleri, fazlaları olabilir. Bunlar işin  ehli kişiler tarafından konuşulabilir, tartışılabilir ama bu durum tarihi bir  şahsiyet olarak kendisinin milletimizin gönlündeki yerine asla halel getirmez.  Milli mücadelenin başlangıcının 100'üncü, Gazi'nin ebediyete irtihalinin 81'inci  yıl dönümünde hala bu konuları konuşmamız üzüntü vericidir. Atatürk'e ve  Cumhuriyetimize yapılacak en büyük katkı ülkemizin içinden geçtiği şu kritik  dönemde birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize, özellikle de 2023  hedeflerimize sıkı sıkıya sahip çıkmaktır."
 
 
"Eskiler 'bal bal diyerek ağız tatlanmaz' derlerdi." ifadesini  kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sürekli Atatürk denilerek onun mirasına sahip  çıkılamaz, sürekli cumhuriyet denilerek cumhuriyet güçlendirilemez. Bu yıl 96'ncı  yıl dönümüne ulaştığımız Cumhuriyetimize en büyük katkıyı şahsımın başında  bulunduğu hükümetler yapmıştır. Biz bu kavramın lafla istismarını yapmadık sadece  icraatımızla hakkını vermeye çalıştık." değerlendirmesinde bulundu.
 
Erdoğan, Cumhuriyet tarihinin tamamında yapılanların 10 katına kadar  hayata geçirilen hizmetlerle bu icraatları uygulamaya koyduklarını belirterek  "Hayatları boyunca Türkiye'nin büyümesi, kalkınması, gelişmesi için tek bir çivi  dahi çakmamış kişilerin ağızlarından çıkan cumhuriyet ve Atatürk sözü koskoca bir  yalandan ibarettir. Ülkemizde yıllardır en büyük ticaret Atatürk ve cumhuriyet  ticaretidir. Bu kavramlar önde perde gibi kullanılarak arkada ülkemizin yıllarca  demokratik ve ekonomik olarak nasıl sömürüldüğünü en iyi milletimiz biliyor."  diye konuştu.
 
Kendilerine olan düşmanlığın en önemli sebeplerinin, bu kirli ticareti  ifşa etmeleri ve bunun önüne geçmeleri olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Buna  rağmen hala aynı kafayla kendi tarihine, kültürüne, medeniyetine küfretmeyi  marifet sananların ortada dolaşıyor olması henüz işimizin bitmediğini gösteriyor.  Tıpkı son teröristi imha etmeden terörle mücadelemizin sona ermeyeceği gibi  tarihimize ve kültürümüze husumet besleyen son müstevli kafalıyı da aydınlatmadan  bu mücadelemiz bitmeyecektir." dedi.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
 
 "Türkiye'nin geçtiği tarihi süreçte iktidarıyla, muhalefetiyle,  bilaistisna her kesimden insanımızla ne yapmamız gerektiğini Gazi Mustafa  Kemal'in şu sözü gayet güzel açıklıyor, 'Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa  vardır.' Evet bugün ülkemizdeki hiçbir bireyin sadece kendi çıkarını, kendi  hesabını, kendi kârını düşünme lüksü yoktur. Hep birlikte önce ülkemizin bu  cendereden güçlenerek çıkması, ardından da hedeflerine ulaşması için çalışmamız  gerekiyor. Bu mücadeleyi her bir insanımız kendi bulunduğu yerde, kendi bulunduğu  mevzide, her vazifesinde, kendi sorumluluk alanında verecektir. Daha açık  konuşmak gerekirse hepimiz de işimizi en iyi şekilde yapacağız. Vatan sathının  her bir karışında bunu başardığımızda Allah'ın izniyle ülkemizin üstesinden  gelemeyeceği hiçbir meselesi yoktur."
 
Başbakan olduğu dönemde insansız hava aracı almak istediklerini ve  bunu Amerikalı dostlarıyla konuştuklarını, onların da "Kongre'ye soralım"  dediklerini aktaran Erdoğan, insansız hava aracını alamadıklarını anımsattı.
 
Silahlı insansız hava aracını da alamadıklarını söyleyen Erdoğan,  "Şimdi biz insansız hava aracımızı yapıyor muyuz? Yapıyoruz. Silahlı insansız  hava aracımızı yapıyor muyuz? Onu da yapıyoruz. Şimdi bir üst segmente çıkıyoruz,  şimdi bir de Akıncı'mızı yapıyoruz. Dünyada birkaç ülkede var, şimdi bir de biz  de olacak. Akıllı bomba istiyoruz ve G20 Antalya Zirvesi'nde o zaman Sayın Obama  ile başa baş konuşuyoruz, 'Kongre'ye götüreceğim, büyük ihtimalle hallederiz'  dedi. Ve Kongre'ye gidiyor akıllı bomba, 'Hayır olmaz'. Niye? Teröristleri  öldüreceğiz ya onun için. Hani biz terörizme karşıydık, teröristlere karşıydık,  hani NATO'da beraberiz, biz müttefik değil miyiz, model ortak değil miyiz, niye  bana akıllı bomba vermiyorsun? Üstelik paramla vereceksin. Şimdi teröristlere  parasız veriyorsun ama bize paramızla dahi akıllı bomba da vermediler. Ne oldu?  Biz şimdi akıllı bombamızı da üretiyoruz. Kötü komşular bizi ev sahibi yaptı. Her  fırsatta tekrar tekrar ifade ediyorum Türkiye'nin asıl gücü, ne topudur, ne  tüfeğidir, ne süngüsüdür. Türkiye'nin asıl gücü şu insanımızın birliği,  beraberliği, kardeşliğidir ve bundan kaynaklanan cesaretidir."
 
 Tek yumruk olarak düşmanların tepesine inildiğinde, siyasi, ekonomik  ve askeri olarak istedikleri kadar güçlü olsun kimsenin Türkiye'nin karşısında  dayanabilmesinin mümkün olmadığını belirten Erdoğan, son birkaç yılda bu gerçeğin  görüldüğünü söyledi.
 
Teröristler için "İnlerine gireceğiz" dediğini hatırlatan Erdoğan,  "İnlerine girdik mi? Girdik. İnleri bunların tepelerine tepelerine geçirdik.  Şimdi kaçacak delik bile bulamıyorlar. Bu noktaya geldiler. Hem içeride hem  dışarıda." diye konuştu.
 
Türkiye'deki ana muhalefetin "Ne işiniz var sizin Suriye'de" dediğini  anımsatan Erdoğan, şöyle devam etti:
 
"Suriye'de benim işim yok da Suriye'nin benim topraklarımda ne işi  var. Bize taciz atışlarını yapmıyorlar mı? Yapıyorlar. Sınır şehirlerimizde  vatandaşlarım, kardeşlerim şehit olmuyor mu? Oluyor. Benim askerim şehit olmuyor  mu? Oluyor. O oradan taciz atışlarını yapacak biz de 'Hoşgeldin' mi diyeceğiz?  Gereğini yapacağız. Şimdi biz de gereğini yapıyoruz, yaptığımız bu."
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, milleti kendi içinde bölmek, çatıştırmak,  birbirine kırdırmak için her yolu deneyenlerin bunu başaramadığını dile getirdi.
 
Milli iradeyi alt etmek, demokrasiyi yıkmak, darbecilerin ve  cuntacıların zulmü altına sokmak için ellerindeki gizli-açık tüm araçları  seferber edenlerin bunda da muvaffak olamadığını kaydeden Erdoğan, terör  örgütlerini kullanarak Türkiye'yi kana ve ateşe boğmak isteyenler olduğunu  belirtti.
 
 Erdoğan şöyle konuştu:
 
"Rabbime binlerce hamdolsun bunda da istedikleri neticeye  ulaşamadılar. Ülkemizin yumuşak karnı olarak gördükleri ekonomimizi hedef alarak,  kur, faiz, enflasyon üçgeniyle, böyle bir tuzakla bizi yeniden eski günlere  döndürmeye çalıştılar. Kısa sürede bu sinsi oyunu da bozduk ve gereken tedbirleri  alarak ekonomiyi yeniden rayına oturttuk. Türkiye'yi yurt dışında yazdıkları  senaryoya göre etiketleyerek dışlamaya, izole etmeye hatta fırsat bulurlarsa  müdahaleye yeltendiler.
 
İşte 15 Temmuz...16 saatte devletimize yapılan o darbeyi biz hiç  ettik. Ancak kiminle? Milletimizle. El ele verdi milletimiz, 251 şehidimiz, bunun  yanında 2 bin 193 gazimiz oldu ama biz, devletimize darbe yapma girişimini 16  saatte yok ettik. Bütün mesele inanmak. Rabbimiz ne buyuruyor, 'Bir kere azmettin  mi tevekkül et, yürü.' İşte bunun bereketini bunun neticesini alıyoruz.  Milletimiz bir, beraber, iri, diri, kardeş olduğu zaman hep birlikte Türkiye  olduğu zaman neler yapılabileceğini ispat etti, gösterdi."
 
 "8 bin 100 kilometrekarenin üzerinde alanı güvenli hale getirdik"
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'ye yönelik terör  tehditlerini doğrudan kaynağında kurutmak için kimsenin beklemediği harekatlar  düzenleyerek başarıya ulaştırdıklarını söyledi.
 
Şu ana kadar 3 ayrı harekatla Suriye'de, Türkiye'ye yönelik terör  tehdidinin yoğun olduğu toplam 8 bin 100 kilometrekarenin üzerinde alanı güvenli  hale getirdiklerine dikkati çeken Erdoğan, şunları kaydetti:
 
"Sadece bununla kalmadık, güvenli hale getirdiğimiz bölgelere  ülkemizdeki Suriyelilerin geri dönüşlerini de sağlayacak zemini oluşturduk. Şu an  itibarıyla 365 bin Suriyeli kendi evlerine, topraklarına döndü. Bunu yeterli  görmüyoruz. Şu anda ülkemizde bulunan Suriyelileri kendi evlerine, topraklarına  döndürmek için planlarımızı yaptık, projelerimizi hazırladık, ya Uluslararası  Donörler Toplantısı yapacağız veyahut da model projelerle biz bunun da adımını  atacağız. İşte sathı müdafaa böyle yapılır.
 
Bulduğu her fırsatta ülkesini dışarıya şikayet eden, kendi tarihine  husumet besleyen, kendi medeniyetine nefretle bakan hastalıklı bir anlayışla  böylesi çetin bir mücadele yürütülemez. Öyle ki bu zihniyet sahiplerinin,  özellikle mücadelemize destek vermesinden vazgeçtik, 'Sadece gölge etmeyin, başka  ihsan istemeyiz.' noktasına geldik. Milletimiz, tüm bu yaşananları görüyor. Kimin  nerede durduğunu gayet iyi biliyor. Milletimizin takdirini bugüne kadar olduğu  gibi bundan sonra da herkesi hak ettiği yerde tutma yönünde gerçekleştireceğine  yürekten inanıyorum."
 
  "Cumhuriyetimizi, Osmanlı'dan kurtarabildiğimiz miras üzerinde  kurduk"
 
 Erdoğan, binlerce yıllık tarihi süreklilik içindeki son devlet olan  Türkiye Cumhuriyeti'ne ve onun kurucusuna sahip çıkmanın herkesin görevi olduğunu  belirtti.
 
Bunu yaparken geçmişe özellikle de Osmanlı ve Selçuklu devletlerine  haksızlık edilmemesi gerektiğine işaret eden Erdoğan, Söğüt'te dikilen Osmanlı  çınarının, 600 yıl boyunca 3 kıta, 7 iklimde şanla, şerefle, adaletle ve  başarıyla yaşadığını ifade etti.
 
Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
 
 "Cumhuriyetimizi, Osmanlı'dan kurtarabildiğimiz miras üzerinde kurduk.  O olmasa, kök olmazsa, ağaç olur mu? Olmaz. Onun üzerinde yükseldik. Bu mirasa  sadece topraklarımız değil, kurumlarımız da, geleneklerimiz de dahildir. Gazi  Mustafa Kemal, Samsun'a, bir Osmanlı subayı olarak çıkmış, Ankara'daki Meclis'i  yine Osmanlı adına faaliyete geçirmiştir. Cumhuriyetin inşası da Osmanlı'dan  devralınan mevcut idari sistem üzerinde gerçekleştirilmiştir. Bu hakikatler,  apaçık ortadayken sürekli olarak Osmanlı'ya hakareti ve aşağılamayı bir siyaset  tarzı haline getirmek ya cehalettir ya gaflettir ya da art niyettir.
 
Tarihimiz bizim yörüngemizdir. Yörüngeden çıkan bir gök cismi nasıl  sonsuz karanlık içinde kaybolmaya ve muhtemelen yok olmaya mahkumsa toplumlar da  öyledir. Türk milletini, kendi tarihi yörüngesinden çıkarmak için geçmişiyle  bağını koparmaya çalışanların amacı da budur. Milletler ve devletler mezarlığı  olan tarih bunun sayısız örnekleriyle doludur. Allah'a şükür bugüne kadar  milletimizi kadim tarih yörüngesinden çıkarmaya kimse muvaffak olamadı. Kimi  dönemlerde kısmen de olsa zayıflıklar ortaya çıktı ama milletimiz güçlü  irfanıyla, ilmiyle her seferinde işi düzeltmeyi başardı."
 
Birlerinin Osmanlı'da okuma-yazma oranın çok düşük olduğunu,  Osmanlı'nın kendi silah sanayisinin olmadığını, Osmanlı yönetimi altındaki  halklara zulmedildiğini söylendiğini hatırlatan Erdoğan, "Hepsi de yalandır,  iftiradır. Her ülke ve toplum gibi elbette Osmanlı'nın da eksikleri vardır.  Bunların tespitini yapmak ve yerli yerine koymak, tarihçilerin ve uzmanların  işidir. Bize düşen görev ecdadımızın güçlü yönlerini kendi geleceğimizi  aydınlatan bir ışık haline getirmektir." dedi.
 
"Ülkemizi dünyanın en üst ligine çıkartmakta kararlıyız"
 
"Ülkemizi 2023 hedeflerine ulaştırarak dünyanın en üst ligine çıkartmakta kararlıyız." diyen Erdoğan, "Atatürk'ü anlamak da anmak da böyle olur, lafla değil." şeklinde konuştu.
 
‘Ben gençliğimize sesleniyorum’ diyen Erdoğan, “Siz öyle rast gele bir gençlik değilsiniz. Siz gururlu bir gençlik olmalısınız. “ dedi. 
"Bugün Afrika'nın derinliklerinden, Balkanlar'ın uçlarına kadar  Osmanlı coğrafyasının neresine giderseniz gidin, derin bir muhabbetle  karşılanıyorsanız ortada sıkı sıkıya sahiplenilecek bir miras var demektir."  ifadelerini kullanan Erdoğan, Bosna Hersek'in Kurucu Cumhurbaşkanı Aliya  İzzetbegoviç ile anısını paylaştı. İzzetbegoviç'i, rahatsızlığı döneminde ziyaret  ettiğini aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:
 
"Ölümünün son anında, Avusturya'dan dönüyorum, 'durumu ağır' dediler.  Sarajevo'da uçağı indirdim ve hemen hastaneye ziyaretine gittim. Oğlu Bakir  Bey'in ifadesine göre zihni de kapalı gibiydi. Seslenince, şöyle gözlerini açtı  ve kendisiyle orada birkaç kelam ettik. 'Evladım Tayyip, buralar Evlad-ı  Fatihan'dır, buralar Osmanlı'dır. Ben gidiyorum, buralar size emanettir' dedi.  Tabii ertesi gün Rahmet-i Rahman'a kavuştu. Aliya İzzetbegoviç şu son haliyle  Bosna-Hersek'in mücadelesini veren bir komutandı aynı zamanda. O bunu böyle  biliyor fakat gel gör ki bizimkiler Bosna-Hersek'te Osmanlı'nın olduğundan  bihaber. Bütün eserleri, camileri, kervansarayları, köprüleri, medreseleriyle  orada Osmanlı var. Mührünü öyle vurmuş. Yok ederek değil, bu şekilde vurmuş."
 
"Tarihin nakşedilmediği bir şehirimiz neredeyse yok"
 
Erdoğan, Osmanlı'nın izlerinin Güney Afrika'ya kadar görüldüğünü  belirterek, "Meşhur Ebubekir Efendi bu işin ilmi temsilciliğini yapmış bir zat.  Ve bu Osmanlı. Bunların bunlardan haberi yok. Bizim ayak izlerimiz nerelere kadar  gitmiş haberleri yok. Şöyle diyor şair, 'Bir zamanlar biz de millet, hem nasıl  milletmişiz. Gelmişiz dünyaya milliyet nedir öğretmişiz.' Biz böyle bir milletiz.  Biz sıradan bir millet değiliz. Kendi milletini, kendi tarihini inkar edenlerden  bir şey olmaz. " dedi.
 
Türkiye düşmanlığı için malzeme üretenlerin geçmişlerinin soykırım,  sömürü, zulüm ve haksızlıkla bezeli olmasına karşın kendilerini tam tersi  ifadelerle pazarlamaya çalıştığına dikkati çeken Erdoğan, şöyle konuştu:
 
"Bizim ise varolan hakikatleri söylememize, anlatmamıza, nesilden  nesile aktarmamıza tahammül edemiyorlar. Ben gençliğimize sesleniyorum; siz  gururlu bir gençlik olmalısınız çünkü sizin gururlanabileceğiniz bir ecdadınız  var. Siz rastgele bir gençlik değilsiniz. Bizim kendileriyle iftihar  edebileceğimiz bir ecdadımız var. Bunlar her yönüyle bizim iftihar vesilemiz.  Bugün 81 vilayetimizin tamamında tarihi, kültürü görüyorsak, bütün bu eserlerle  mücehhez toprakları görüyorsak, işte gidin Erzurum'a, Mardin'e her yer tarih.  İstanbul'u söylememe gerek var mı? Adım başı tarih. Ankara bunların içerisinde en  fakiridir aslında. Burada da Selçuklu var. Konya, Kayseri tarih, her yer tarih.  Yani tarihin nakşedilmediği bir şehrimiz neredeyse yok. Biz bunlarla  gururlanmayalım da kimlerle gururlanalım? Onlar ne derse desin biz kim olduğumuzu  biliyoruz, kim olduğumuzu evlatlarımıza ve tüm dünyaya da anlatmaya devam  edeceğiz."
 
"Osmanlı'nın silah sanayisi olmadığı da koskoca bir yalan"
 
Kemal Karpat başta olmak üzere liyakatlarına kimsenin itiraz  edemeyeceği tarihçilerin, geçen asrın başında Osmanlı'da okuma yazma oranının  nüfusun yarısından fazla olduğunu dile getirdiğini söyleyen Erdoğan, bunun o  dönem Rusya, İspanya, İtalya başta olmak üzere pek çok ülke ile  karşılaştırıldığında çok yüksek bir oran olduğunu vurguladı.
 
Osmanlı'nın, Balkan Savaşları ile başlayan, 1. Dünya Savaşı ve  İstiklal Harbi ile devam eden süreçte okur yazar nüfusunun büyük kısmını  kaybettiğini belirten Erdoğan, şunları kaydetti:
 
"Özellikle erkek nüfusun önemli bir kısmı şehit oldu. Çanakkale'yi  düşünün. 'Kınalı kuzular' diyoruz ya, kınalı kuzuları biz orada kaybetmedik mi?  Orada kaybettik. Bunlar sıradan işler değil. Toplam nüfusumuzun bir kısmı da  sınırlarımız dışında kaldı. Bir de buna Cumhuriyet'le birlikte gerçekleştirilen  Harf Devrimi ile adeta her şeyin sıfırlandığını eklediğimizde elbette ülkemiz  okuma yazma oranın çok düşük olduğu bir dönem yaşadı. Bunu Osmanlı'ya yüklemek  tam anlamıyla bir bühtandır. Nitekim zaman içerisinde Türkiye yüzde yüzlük bir  okur yazar seviyesine ulaşmıştır. Osmanlı'nın silah sanayisi olmadığı da koskoca  bir yalandır. Bunların, ne tarihle alakası var ne geçmişini araştırmakla alakası  var. Coğrafyamızdaki 600 yıllık hükümranlığı döneminde neredeyse savaşsız tek bir  haftası olmayan Osmanlı'nın silah sanayisinin olmadığını iddia etmek kadar saçma  bir iddia olmaz. Burada asırlar boyunca dünyaya top, tüfek, gemi başta olmak  üzere silah sanayisi ihracatı yapan bir ülkeden söz ediyoruz."
 
Osmanlı'nın İstanbul'un fethi başta olmak üzere tüm önemli  savaşlarının, silah sanayisindeki yenilikçiliklerine, üstünlüğüne özellikle bağlı  bulunduğunu anlamak için ilköğretim düzeyinde tarih bilgisinin bile yeterli  olacağını belirten Erdoğan, "Sorun, Osmanlı'nın 18'inci yüzyıldan sonra bu  alandaki öncülüğünü ve üstünlüğünü korumayı başaramamış olmasıdır. Dikkat ediniz,  hiç olmamasından değil üstünlüğün kaybedilmesinden söz ediyorum." ifadesini  kullandı.
 
Bu durumun ister istemez daha iyi silahların dışarıdan alınmasını  gerektirdiğine işaret eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Yaşadığı tüm sıkıntılara rağmen Osmanlı, son döneminde bu konuda çok  önemli hamleler yapmıştır. İkinci Abdülhamid Han'ın İstanbul'da kurduğu modern  barut, fişek, top fabrikaları Cumhuriyet'e miras olarak kalmıştır. Cumhuriyet  döneminde Kırıkkale başta olmak üzere Anadolu içlerine yayılan silah sanayisinin  gerisinde işte böyle bir birikim vardır. Tek parti yönetimi, şayet Nuri  Demirağ'ın Kayseri'de kurduğu uçak fabrikası, Nuri Killigil'in İstanbul'da  kurduğu silah fabrikası gibi girişimlere sahip çıkmış olsaydı bugün Türkiye  savunma sanayisinde bambaşka bir yerde olurdu. Nuri Demirağ'ın, Killigil'in  fabrikaları, düşünebiliyor musunuz, bunlar gaz ocağı fabrikasına dönüştürüldü.  Bunlar bu şekilde ihanet ettiler. Her şeye rağmen ecdadın mirasından aldığımız  ilhamla biz ise 17 yılda ülkemiz savunma sanayisinin dışa bağımlılığını neredeyse  tersine çeviriyoruz."
 
"Türkiye savunma sanayisinde 700 projeyle dünya çapında bir oyuncu"
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, göreve geldiklerinde savunma sanayisinde yerli  20 milyar dolarlık bir yapının, yüzde 20 yerlilik oranının bulunduğunu anlatarak,  "Şimdi ise yüzde 70'i yerli hale geldi. Nereden nereye? Yüzde 20'den yüzde 70'e.  Hedef yüzde 100. Türkiye, 2002 yılında toplam bütçesi 5,5 milyar dolar olan  sadece 62 savunma sanayi projesine sahipti. Bugün Türkiye, toplam bütçesi 60  milyar doları bulan ve yakında 75 milyar dolara ulaşacak olan 700 projeyle dünya  çapında bir oyuncu haline geldi." değerlendirmesinde bulundu.
 
"Hisar füze sistemi" ile bu alanda kritik eşiğin geçildiğini ve  "Siper" adlı uzun menzilli hava savunma sistemini geliştirmek için hazır hale  geldiklerini belirten Erdoğan, yerli üretim 4'üncü korvetin hizmete alındığını,  5'incisinin de inşasına başladıklarını anlattı.
 
İnşası süren "Anadolu" çıkarma gemisinin kendi alanında dünyadaki  sayılı eserlerden biri olacağını vurgulayan Erdoğan, "İnşallah 2023 yılında kendi  milli savaş uçağımızı göklerde görerek bu alandaki kritik eşiği de geride  bırakmış olacağız." diye konuştu.
 
Helikopter alanında "ATAK"tan sonra çok maksatlı kullanımlar için  "Gökbey"in üretildiğini dile getiren Erdoğan, ayrıca ağır sınıf taarruz  helikopteri için de çalışmalara başlandığını söyledi.
 
"Silahlı ve silahsız insansız hava araçlarındaki kabiliyetimizi ve  gücümüzü herkese kabul ettirdik." diyen Erdoğan, "Bayraktar" ve "ANKA"dan sonra  şimdi de "Akıncı" ile bu alandaki üstünlüğün daha da pekiştirildiğini dile  getirdi.
 
Savunma sanayi projelerinde en çok zorluğun motorda yaşandığına  dikkati çeken Erdoğan, "Yerli uçağımız dahil her alanda ihtiyacımız olacak motoru  üretecek projemiz de hızla ilerliyor." bilgisini verdi.
 
"Hakikatle yüzleşmek bazılarının işine gelmiyor"
 
Konuşmasında Sakarya'daki Tank Palet Fabrikasına ilişkin de  açıklamalarda bulanan Erdoğan, "Sakarya'daki Tank Palet Fabrikasında yapılan  işletme hakkı devri sözleşmesini diline dolayanlar, bırakınız diğer meseleleri,  daha bu konunun dahi ne anlama geldiğinden habersiz ve sürekli olarak ortalığı  karıştırmaya gayret ediyorlar. Bu işin gece gündüz istismarını yapanlara sorun,  'Satış nedir, işletme devri nedir, daha önce bu fabrika nasıl ve hangi şartlarda  çalışıyordu, şimdi ne yapacak?' gibi soruların hiçbiriyle ilgilenmiyor." diye  konuştu.
 
Kocaeli'de doğru dürüst üretim yapamadığında "Böyle olmaz." diyerek  Seka Kağıt Fabrikasını kapatma kararı aldıklarını, oradaki işçileri Kocaeli  Belediyesine devrettiklerini dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:
 
"O makineler tamamen tarih, dedik ki burayı müze haline getirelim,  müze ve bütün o bölgeyi Kocaeli Belediyesinin eliyle de milli park haline  dönüştürdük. Şu anda orası böyle bir hizmeti veriyor ve kağıt noktasında da  üretimi çok daha farklı bir şekilde yapar hale geldik. Tıpkı Atatürk istismarı,  tıpkı Cumhuriyet istismarı gibi bu konuda da kendilerine bir istismar yolu  bulmuşlar, gözleri kapalı bir şekilde oradan devam ediyorlar. Sakarya'daki Tank  Palet Fabrikasının satımı diye birşey söz konusu değil, tamamıyla BMC  fabrikasının yüzde 50'si Katar'ın ortaklığında, yüzde 50'si Türk ortaklar olmak  üzere kurulan bu şirketle, şu anda Karasu'da kendi fabrikalarını yapıyorlar,  ayrıca yapılacak ve burada da o fabrikanın yapımı ile birlikte buranın işletmesi  alınmak suretiyle bu süreç devam ediyor. Dürüst olun, samimi olun milleti aldatma  yoluna gitmeyin. Biz netice netice netice diyoruz, ama siz maalesef farklı  yaklaşıyorsunuz.
 
Şöyle bir etraflarına baksalar, hakikatleri görecekler. Tabii şayet  göz kamaştırıcı ise hakikatle yüzleşmek bazılarının işine gelmiyor. Onlar deve  kuşu misali kafalarını kuma gömüp her yeri karanlık sanıyor diye Türkiye öyle  olmuyor. Biz Cumhuriyet'e sahip çıkmak ve Cumhuriyet'i bize emanet edenlere layık  olmak için her alanda gece gündüz çalışıyoruz. İnşallah ülkemizi 2023 hedeflerine  ulaştırarak dünyanın en üst ligine çıkarmakta kararlıyız. Hep söylediğim gibi  Atatürk'ü anlamak da anmak da böyle olur, lafla değil."
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının sonunda, vefatının 81'inci yılında  Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü saygıyla bir kez daha yad ettiğini belirterek, bin  yıldır bir gül bahçesine düşercesine toprağa düşen tüm şehitlere, kahraman  gazilere Allah'tan rahmet dilediğini kaydetti.