Cumhurbaşkanı Erdoğan ABD'ye resti çekti: Aldığınız kararı tanımıyoruz

AA |  30 Ekim 2019 Çarşamba - 12:37 | Son Güncelleme : 30 10 2019 - 16:28

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,"Türkiye'yi Suriye, Irak, Libya gibi yapabileceklerini sananlara cevabımızı inlerine girerek, güvendikleri dağları başlarına yıkarak verdik" dedi.

Güvenli bölge ile ilgili de konuşan Erdoğan, "Güvenli Bölge dışından gelecek saldırılara en sert şekilde karşılık verecek ve gerekirse güvenli bölge sahamızı genişleteceğiz" ifadesini kullandı.

Grup toplantısı sonrası gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan, ABD ziyareti ile ilgili olarak "Henüz kararımı vermedim" şeklinde konuştu.


Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip  Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, dün  Cumhuriyet'in kuruluşunun 96. yıl dönümünü coşkuyla kutladıklarını anımsattı.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, İstiklal Harbi'nin tüm  kahramanlarını, ilk günden bugüne kadar TBMM'de görev yapan tüm  milletvekillerini, ülkeye hizmet eden herkesi tazimle yad eden Erdoğan,  vatanın  bekası için canlarını feda eden aziz şehitlere Allah'tan rahmet diledi.

Erdoğan, halen sınırların içinde ve dışında ülkenin güvenliği,  milletin geleceği için fedakarca görev yapan güvenlik güçlerine ve diğer kamu  personeline şükranlarını sundu.

Binlerce yıllık tarih yolculuğundaki son devletleri olan Cumhuriyeti  yaşatmak ve daha ileriye taşımak için gayret gösteren, emek veren, ter döken  herkese teşekkür eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"AK Parti olarak hem Mecliste hem hükümette yaptığımız çalışmalarla  ülkemize Cumhuriyet tarihinin tamamında yapılanlardan katbekat daha fazla eser,  hizmet, yatırım kazandırdık. Bunun için Cumhuriyet Bayramlarını sadece sözde ve  resmi törenle kutlamakla kalmadık, eserlerimizin açılışıyla birer hizmet şölenine  çevirdik. Marmaray'ı bundan 6 yıl önce bir 29 Ekim günü hizmete açtık. Bugüne  kadar Marmaray'dan geçen yolcu sayısı 403 milyonu buldu. Bundan 3 yıl önceki 29  Ekim'de de başkentimizin gurur abidelerinden olan Yüksek Hızlı Tren Gar Binasını  hizmete aldık. Geçen yıl 29 Ekim'de Cumhuriyet tarihimizin en büyük  yatırımlarından biri olan İstanbul Havalimanı'nın resmi açılışını yaptık. Tam  kapasiteyle çalışmaya başladığı nisandan beri 41 milyon yolcu kullandı.  Cumhuriyet'e birilerinin yıllardır yapageldiği gibi buram buram özenti kokan  saçmalıklarla değil işte böyle ülkeye ve millete en büyük hizmetleri kazandırarak  layık olunur. İnşallah Cumhuriyetimize en büyük hizmetimiz de ülkemizi 2023  hedeflerimize ulaştırmak olacaktır."

-"2023 hedeflerimize sıkı sıkıya bağlıyız"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 6 yıldır ardı ardına yaşadıkları saldırılar  nedeniyle kimi alanlardaki rakamların gerçekleşmesi sonraki yıllara kaysa da 2023  hedeflerine sıkı sıkıya bağlı olduklarını bildirdi. Erdoğan, "Evlatlarımıza  bırakacağımız en büyük mirasın, onlara 2053 ve 2071 vizyonlarını hayata  geçirebilecekleri bir ülke teslim etmek olduğuna inanıyorum." dedi.

Türkiye'nin, önündeki psikolojik ve fiziki bariyerleri yıktığını  vurgulayan Erdoğan, bugün artık karşılarında kendine güvenen, tarihinden güç  alan, milleti ve devletiyle aynı ideallere kenetlenmiş bir ülke olduğunu söyledi.

Erdoğan, dün adeta yok sayılan, sadece kendisine bahşedilen sınırlar  içinde  hareket eden bir ülke görünümünden bugün küresel düzeyde oyun kuran bir   devlet haline geldiklerine işaret etti.

-"Meydan okuyabilen bir Türkiye"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "3-5 milyar dolarlık manipülasyonlarla  ekonomimizin çökertildiği, 3-5 kontra hamleyle siyasetimizin dize getirildiği,  3-5 terör eylemiyle ülkemizin hizaya sokulduğu günler hamdolsun geride kaldı.  Artık her alanda kendi iradesini ortaya koyabilen, gerektiğinde 7 düvele meydan  okuyabilen bir Türkiye var." diye konuştu.

Türkiye'nin, 360 derece görüş açısına sahip bir ülke haline geldiğini  dile getiren Erdoğan, bu noktaya milletle birlikte verdikleri 17 yıllık  mücadelenin sonucunda ulaşabildiklerini söyledi.

Erdoğan, siyasette ve yönetimde millete rağmen değil, milletle  birlikte hareket etmeyi prensip edinen bir anlayışın hakim olması halinde  Türkiye'nin neler yapabileceğini tüm dünyaya gösterdiklerini anlattı.

 

-"Kibire kapılmadık"

"İnşallah hep birlikte çok daha fazlasını da başaracağız." diyen  Erdoğan, şöyle devam etti:

"Elbette bugüne kolay gelmedik. Hem ülkenin yöneticileri olarak bizler  hem de en büyük güç ve moral kaynağımız olan milletimiz çok büyük bedeller ödedi.  Vesayet odaklarının direnişinden darbe teşebbüslerine, terör saldırılarından  sınırlarımızın tacizine, uluslararası alanda köşeye sıkıştırılma gayretlerinden  milli birlik ve beraberliğimize yönelik tuzaklara kadar pek çok badireyle  yüzleştik. Tüm bu süreçte sadece Rabb'imizden yardım istedik, sadece milletimize  güvendik. Hamdolsun başımızı yere eğecek, yüzümüzü kızartacak, bizi güçsüz  bırakacak, hezimete uğratacak hiçbir durumla karşı karşıya kalmadık. Girdiğimiz  her mücadelede Rabb'imizin yardımını da milletimizin desteğini de hep yanımızda  bulduk. Biz de başarılarımıza güvenerek, kibire kapılmadık. Kerameti kendimizde  görmedik, dik durduk ama diklenmedik. Zaferle değil seferle mükellef olduğumuzun  bilinciyle hep daha çalıştık, daha çok gayret gösterdik, daha çok dua ettik,  milletimizle daha çok bütünleştik. Eksikliklerimiz, hatta hatalarımız elbette  olmuştur ama art niyetimiz, içten pazarlığımız, korkumuz asla olmadı. Şartlara,  rakiplere veya düşmanlara değil sadece Rabb'imize teslim olduk, sadece  milletimize tabi olduk."

15 Temmuz gecesi, 16 saatin sonunda darbecilere gereken dersin  verildiğini ifade eden Erdoğan, "FETÖ'cü teröristler uçaklarıyla,  helikopterleriyle, tanklarıyla, silahlarıyla gecenin karanlığında üzerimize  geldiğinde milletimizle birlikte direndik ve sabahın ilk ışıklarıyla beraber  zaferle buluştuk. Nasıl oldu bu? O tankların altına kendini atan milletimizle  oldu, o tankların üzerine çıkan milletimizle oldu, silahların karşısında adeta  ölüme meydan okurcasına yürüyen kardeşlerimizle oldu. Bütün bunlarla beraber  Rabbim de zaferi lütfetti." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkenin her meselesinde bu anlayışla, bu  kararlılıkla, bu cesaretle hareket ettiklerinin altını çizdi.

"Türkiye'yi Suriye gibi, Irak gibi, Libya gibi yapabileceklerini  sananlara cevabımızı inlerine girerek, güvendikleri dağları başlarına yıkarak  verdik." diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Eğer ülkemiz üzerinde oynanan oyunlar karşısında eski Türkiye  refleksleriyle hareket etseydik inanın bana, çok büyük bir felaketi yaşıyor  olurduk. Şayet bugün boynumuzda esaret zinciriyle yıkıntıların karşısında  halimize ağlıyor durumda değilsek bunu milletimizle beraber ortaya koyduğumuz o  büyük direniş ve yeniden şahlanış iradesine borçluyuz. Her ne kadar birileri hala  Türkiye'nin verdiği bu büyük mücadelenin farkında değilse de milletimiz olup  biteni görüyor ve hiçbir fedakarlıktan kaçınmıyor. Türkiye, yeni bir istiklal  harbi veriyor ve hamdolsun zafere doğru adım adım yürüyor."

Bu büyük mücadelenin başarısı için önce AK Parti olarak kendilerinin  birliğini, beraberliğini, kardeşliğini güçlendirmeleri gerektiğini söyleyen  Erdoğan, Cumhur İttifakı olarak ortaya koydukları performansın, parlamento içinde  de kendini gösterdiğini vurguladı. Erdoğan, temennilerinin bunun daha ileri  safhalara aynı şekilde yürümesi olduğunu dile getirdi.

"Milletimizle birlikte bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız,  kardeş olacağız ve hep birlikte Türkiye olacağız." ifadesini kullanan Erdoğan,  Türkiye'nin en büyük gücünün, bunu başarması olduğunun altını çizdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz kendi içimizde birliğimizi,  beraberliğimizi sağlam tuttuğumuzda sahada ve masada sözümüzü dinletebiliyoruz.  Ekonomimizin de savunma sanayimizin de ticaretimizin de ihracatımızın da başarısı  buna bağlıdır. Siyasi tercihi, kökeni, inancı, meşrebi ne olursa olsun büyük ve  güçlü Türkiye mücadelemizde bize destek veren milletimizin her bir ferdine,  dünyanın dört bir yanındaki dostlarımıza şükranlarımı sunuyorum." dedi.

- "Enflasyonda tek haneli rakama ulaşacağız"

Yaşanan dönemin ehemmiyetinin, iç siyasetteki gaflet ve dalalet ürünü  kimi sataşmalardan, iftiralardan, hezeyanlardan uzak durmaya mecbur bıraktığını  söyleyen Erdoğan, şöyle devam etti:

"İşte ekonomiyle ilgili, 'Çökerttik, çökertiyoruz', 'Battı, bitti'  dediler ne oldu? Bitti mi? Battı mı? Elhamdülillah biz küllerimizden nasıl  tarihte ayağa kalktıysak şimdi yine aynı şekilde ayağa kalktık ve yola devam  ediyoruz. Görüldüğü gibi faiz sürekli iniyor. Enflasyon aynı şekilde geriliyor.  En yakın zamanda inşallah enflasyonda da tek haneli rakama ulaşacağız. Faizde  aynı şekilde ulaşacağız. Bunu başaracağız ki ekonomi rayına oturmuş olsun. Hiç  bundan endişeniz olmasın, bu olacak. Elbette densizlik düzeyine varan söz ve  davranışlara ilgili arkadaşlarımız gereken cevabı veriyorlar, verecekler. Ama biz  tüm vaktimizi, enerjimizi ve konsantrasyonumuzu ülkemizi bu fırtınadan sağ salim  bir şekilde çıkarmak için teksif ediyoruz."

Millete sorumluluklarını en güzel şekilde yerine getirmenin  gayretinde, Türkiye'yi hayalleri ve hedefleriyle kucaklaştırmanın derdinde  olduklarını belirten Recep Tayyip Erdoğan, her bir arkadaşının da bulunduğu yerde  işini en güzel, en verimli, en samimi şekilde yürüterek bu mücadeleye destek  olacağını kaydetti.

 

"Buraya bir parantez açıyorum." diyen Erdoğan, şöyle konuştu:

"Allah rızası için, parlamento çalışmalarımızda lütfen karar yeter  sayısı noktasında grubumuzu darda, zorda bırakmayın. Toplantı yeter sayısında  grubumuzu darda, zorda bırakmayın. Önce toplantı yeter sayısı, karar yeter  sayısı, hep birlikte orada yer alacağız ki muhalefetin karşısında gülünç duruma  düşmeyelim. Bir iktidar partisine yakışan budur. Bu millet sizleri, bizleri,  buraya bunun için gönderdi. Eğer bunu yapmazsak bunun vebalinden kurtulamayız.  Açık konuşuyorum, aldığımız ücreti de kendimize helal kılamayız.

Grup başkanımızın, başkan vekillerimizin müsadesi olmadan, yurt  dışında bazı görevlendirmeler olmadan, arkadaşlarımızın salı, çarşamba, perşembe,  fevkalade bir şey olmadıktan sonra üç gün şu Meclisteki çalışmalarda sürekli  bulunmamız lazım. Bulunacağız ki işin hakkını verelim. Şimdi bir bütçe dönemine  giriyoruz. Bu dönemde sürekli olarak malum komisyon çalışmaları var, vesaire.  Ondan sonra parlamentoda takvimler olacak. Tüm bunlarda eğer iktidar partisi  olarak, Cumhur İttifakı olarak yerimizi almazsak, bunun izahı olmaz. Bunu,  harfiyen yerine getirmemiz lazım."

-"Bunun hesabını Amerika tarihe nasıl verecek?"

Türkiye'nin sadece 81 vilayetten ve artık 82 milyona ulaşmış olan  vatandaşlarından ibaret bir ülke olmadığını ifade eden Erdoğan, "Geçmişte,  yıllarca bizi kendi içimize hapsederek ve kendi içimizde kavga ettirerek hem  medeniyet hem tarih misyonumuzdan uzak tuttular.  AK Parti'nin Türkiye'ye belki  de en büyük hizmeti işte bu kısır döngüyü kırmış olmasıdır." dedi.

Milleti yeniden kadim geçmişiyle buluşturmayı ve büyük hedeflere sahip  bir vizyon kazandırmayı başardıklarını dile getiren Erdoğan, artık hiç kimsenin  "Türkiye" deyince Edirne ile Kars, Sinop ile Hatay arasında sınırlı bir  coğrafyayı anlamadığını söyledi. Erdoğan, "Bu sadece devletimizin resmi  sınırıdır.  Gönüllerimizin sınırı ise neredeyse tüm dünyayı kucaklayacak  genişliğe sahiptir. Ecdadımızın asırlar boyunca üç kıta yedi iklimi yönettiği  Topkapı Sarayı'nın Bab-ı Hümayun Kapısı'nın yanıbaşında aynen şöyle yazıyor:  'Ye-vi ileyhi külli mazlumin.' Yani 'Bütün mazlumlar ona sığınır.' Kime?  Osmanlı'ya. Kapısı çalınacak olan yer neresi? İşte Topkapı. Bu söz,  medeniyetimizin ve tarihimizin insana, dünyaya, hayata bakışının en sarih  ifadesidir." değerlendirmesini yaptı. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Yeni Zelanda'da cami basıp katliam yapan alçağın silahına kazıdığı  sembollere baktığımızda ise tam tersi bir zihniyet karşımıza çıkıyor. Bu  anlayışın yücelttiği isimlerin neredeyse tamamı, dönemlerinin katilleri olduğu  halde zalimler tarafından sembolleştirilmiş kişilerdir. Halbuki bizim ecdadımız  asırlarca idaresi ve nüfusu altında kalan milyonlarca kilometrekarelik coğrafyayı  'tüm mazlumlar ona sığınır' anlayışıyla yönetmiştir. İspanya'daki Yahudilerden  Rusya'daki muhaliflere, Kafkasya ve Balkanlar'daki masumlardan Afrika'daki  gariplere kadar herkes başı dara düştüğünde buraya sığınmıştır.

Senegal, Gore Adası, oradan on binlerce köle, ayaklarında,  boyunlarında zincirlerle Amerika'ya kadırgalarla taşınmışlardır. Şimdi bunun  hesabını acaba Amerika tarihe nasıl verecek? Asıl sorumlu olan bunlar. Ama böyle  bir hesap verildi mi? O adadaki hücreleri gördüğümüzde 'insanlık bunu da yaşamış'  dedik.

İstiklal Harbimizi verirken bu coğrafyanın tamamından maddi ve manevi  destek aldık. Bugün Osmanlı coğrafyasının neresine giderseniz gidin 'Türk'  dendiğinde insanların gözlerinde bir sevgi, saygı, muhabbet ışıltısı görürsünüz.  Hatta bu coğrafyaların elimizden çıktığı dönemlerde milletimize husumet  besleyenler dahi şimdi bizi muhabbet dolu bir şekilde karşılıyor. Bu büyük  coğrafyada 'Türk' bir kavmin değil, bir medeniyetin adıdır.

İşte bugün bu büyük medeniyeti yeniden ayağı kaldırmanın, yeniden  özlemle beklenen hale getirmenin çabası içerisindeyiz. Dün olduğu gibi  bugün de  kalbimizi ve imkanlarımızı rengine diline inancına fikrine zikrine bakmadan tüm  mazlumlara açıyoruz. Peki karşı cenahta durum nedir? Barış Pınarı Harekatımızla  bir kez daha gördük ki karşımızdakiler bir iki asır önce ne hissediyorlarsa,  şimdi de onu hissediyor, ne yapıyorlarsa onu yapıyorlar. Görünüşte ne kadar  medeni, ne kadar zengin, ne kadar gelişmiş olursa olsun içlerindeki kini, nefreti  ve ilkelliği her fırsatta ortaya koyuyorlar, değişen bir şey yok."

Erdoğan, Avrupa ülkelerinin terör  örgütlerine karşı ortaya koyduğu tutumu eleştirdi.

Barış Pınarı Harekatı başladığından beri yurt dışında özellikle de  Avrupa'da terör örgütü mensupları tarafından Türkiye aleyhine 700'ye yakın  eylemin gerçekleştiğini vurgulayan Erdoğan, "Bunların çoğu bizimle NATO'da  beraberler. Çoğu müzakereci olduğumuz Avrupa Birliği'nde muhatabımız ama bütün  bunlara rağmen eylemler bu ülkelerin polislerinin nezaretinde düzenleniyor. Bir  ses var mı? Yok. Bu eylemlerin 79'u doğrudan bayrağımıza, misyonlarımıza  camilerimize, derneklerimize veya vatandaşlarımıza yönelik şiddet içeriyor." diye  konuştu.

Erdoğan, gerçekleştiren saldırılarda 36 kişinin yaralandığını  belirterek, "Bu saldırılarda ülkemize veya insanlarımıza ait birçok bina, araç ve  iş yeri zarar gördü. Üstelik terör örgütü yandaşları, bu saldırılarını Avrupa  devletlerinin siyasi ve fiili himayesinde gerçekleştirdi. Terör örgütü  yandaşları, vatandaşlarımızı hedef alırken o ülkelerin emniyet güçleri masumları  korumak yerine ellerini kollarını tutarak, karış tarafın daha rahat hareket   etmesini sağlıyor. Türkiye lehine en küçük söze ve davranışa izin vermeyenler,  kendi ülkelerinde terör örgütü olarak kabul ettikleri PKK sembollerinin  sokaklarda dolaştırılması için her türlü kolaylığı gösteriyor."  değerlendirmesinde bulundu.

Avrupa başta olmak üzere terör örgütlerini destekleyen ülkelere  seslenen Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Yanlış yapıyorsuz, bugün kendi ellerinizle beslediğiniz terör yılanı  eninde sonunda sizi de ısıracaktır. Sokaklarınızda bombalar patlamaya,  teröristlerin silahları ölüm kusmaya, vandallar etrafı yakıp yıkmaya başladığında  yaptığınız yanlışı elbette anlayacaksınız. Sarı yelekliler var ya sadece bir  ülkede olmayacak, bütününde olacak. Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste ama o  zaman da iş işten geçmiş olacak. Gelin yol yakınken bu yanlıştan dönün.

Sırf bir beladan kurtulmak için ülkenize içi silah dolu çantayla uçağa  binip ayrılan teröristlere dahi yıllarca göz yumduğunuzu biliyoruz. Size  isimlerini bildirdiğimiz teröristler konusunda hiçbir işlem yürütmediğinizi de  biliyoruz. Şimdi de kendi vatandaşlarınız olan teröristleri teslim almamak için  kıvranacağınızı da biliyoruz. İşte DEAŞ'ta sizin teröristleriniz var, hadi alın  diyoruz ama kaçıyorsunuz, almıyorsunuz. Bu teröristleri siz yetiştirdiniz, niye  almıyorsunuz? Hadi alın, alamazlar, neden? Çünkü bu biraz da karakter  meselesidir. Böyle yaparak aslında kendi geleceklerini tehlikeye atıyorlar."

Erdoğan, Türkiye'nin içeride ve dışarıda her türlü terör ve teröristin  üstesinden geleceğini belirterek, "Çünkü bu coğrafyada bin yıldır kesintisiz bir  mücadelenin içindeyiz. Ama bunlar başaramaz, bunlarda bunu yapacak yürek de  cesaret de irade de yok. Bunlar sadece sömürmeyi bilir. Siz sadece sivilleri  acımasızca katletmeyi bilirsiniz, siz sadece çıkarınız için herkesi ve her şeyi  kullanmayı bilirsiniz." diye konuştu.

"Bugüne kadar Suriye'ye, Irak'a ve Kuzey Afrika'ya hapsettiğinizi  sandığınız o terör balonları bir gün mutlaka patlayacaktır." ifadesini kullanan  Erdoğan, "İşte o zaman buradan saçılacak pislikler her tarafınıza şiddet olarak,  kan olarak, acı ve kaos olarak bulaşacak. Ülkelerinizde himaye ettiğiniz, destek  verdiğiniz, temsilcilerini en üst düzeyde ağırladığınız teröristlerin ellerinde  nice masumların kanı var. Onları kucaklayarak siz de aynı insanlık suçuna ortak  oluyorsunuz." dedi.

Bazı ülkelerin milli güvenliklerine tehdit olarak gördükleri  teröristleri her nerede olurlarsa olsun bulup ortadan kaldırdığına işaret eden  Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Öyleyse Türkiye'nin de aynı hakka sahip olduğunu kabul ediyorlar  demektir. Buna ellerini sıktıkları, övgüler düzdükleri teröristler de dahildir.  İnşallah yakında bu konuda milletimize müjdelerimiz olacaktır. Biz her fırsatta  ikaz görevimizi yaparak, bununla yetinmeyip gerekirse istihbarat vererek vicdanı  ve ahlaki sorumluluğumuzu yerine getirmeye çalışıyoruz. Diğer ülkelerden tek  beklentimiz, teröriste terörist gibi, masuma masum gibi, haklıya haklı, haksıza  haksız gibi davranmalarıdır. Bu denge bozulduğunda mazlumun ahı göğe yükselir ve  o ah dağları devirir. Biz mazlumun bedduasının arada hiç bir perde olmadan  doğrudan Rabbi'ne ulaştığına inanıyoruz, işte o zaman ilahi adaletin de tecellisi  de kaçınılmaz hale gelir."

Erdoğan, yurt dışında yaşayan vatandaşlara da seslenerek Türkiye tüm  gücü ve imkanları ile daima onların yanında olacağını, uğradıkları haksızlıklar  konusunda her türlü girişimde bulunacaklarını ve mutlaka hesap soracaklarını  söyledi.

Yurt dışında yaşayan vatandaşlara çağrıda bulunan Erdoğan, sivil  toplum, siyaset ve ekonomik güç yoluyla bulundukları ülkelerin karar  mekanizmalarında etkin olmalarını istedi. Erdoğan, şunları kaydetti:

"Eskiden beri Ermeni terör örgütleri ve PKK, son dönemde de FETÖ'yü  destekleyenler bunu yapabiliyorsa bizim vatandaşlarımızın da aynı başarıyı  göstermeleri gerekir. Avrupa'da yaşayan 5 milyonun üzerindeki vatandaşımız,  birlik ve beraberlik içinde hareket ederek gücünü ortaya koyduğunda bunun  karşısında kendine çeki düzen vermeyecek hiç bir ülke yoktur. Bunlar Barış Pınarı  Harekatı nedeniyle askerini selamlayan sporcularımızdan korkacak kadar  zavallıdır. Bir kız tekvandocumuz şampiyon oluyor, asker selamını çakıyor, bunlar  korkuyor. İşte bunların durumu bu, tablo bu. Onun için biz yılmadan kararlılıkla  yolumuza devam edeceğiz, selamımıza da ara vermeyeceğiz. 'Selam tüm  Mehmetçiğimize' diyerek yola devam edeceğiz.

Artık aramızdaki küçük farklılıklardan kaynaklanan ayrılıklara,  çekişmelere, husumetlere bir son vermenin vakti gelmiştir. Türkiye'nin burada  yürüttüğü beka mücadelesinin en önemli ayaklarından birini de yurt dışındaki  vatandaşlarımızın oluşturduğunu görmeli, kabul etmeli ve gereğini yerine  getirmeliyiz. Özellikle Avrupalı ve ABD'li Türklere yakışan budur. Dış  temsilciliklerimiz ve resmi kurumlarımız vasıtasıyla bu konuda yapılacak tüm  girişimlere elbette destek vereceğiz ama asıl olan vatandaşlarımızın kendi  inisiyatifleriyle bu başarıyı sağlamalarıdır. İnşallah o günlerin de yakın  olduğuna inanıyorum."

Bu arada, Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşması sırasında asker selamı  vererek, Mehmetçiğe desteğini yineledi.

Erdoğan, terörle mücadele ve Türkiye'deki Suriyelilerin geri dönüşleri konusunda atılan adımlara,  9 Ekim'de başlatılan Barış Pınarı Harekatı'yla yenisini eklediklerini belirtti.

"Harekatın asla bir sürpriz olmadığını" dile getiren Erdoğan, Fırat  Kalkanı Harekatı'yla Suriye topraklarını güvenli hale getirmeye başladığımız  günden beri bu bölgeyi de teröristlerden temizleyeceğimizi söylüyoruz. Bu aslında  bir bölgeyi terörden temizleme harekatıdır. Zira o kuşak 44 kilometre. Irak  sınırından Cerablus'a kadar olan o kuşak bizim için her an bir tehdit, bir taciz  kuşağıydı. Burası terörle adeta bezenmiş, oradan sürekli olarak da sınır  illerimize taciz atışlarının yapıldığı bir yerdi." dedi.

"Burayı temizleyin, temizlemediğiniz takdirde gereğini yaparız."  dediklerini ve gereğini yaptıklarını söyleyen Erdoğan, "Buna rağmen harekata  başladığımızda hem bölgede etkinlik gösteren güçler hem de genel olarak dünya  kamuoyunda bir şaşkınlık hali belirdi. Çünkü onlar bu kadar kısa sürede bir  netice alacağımıza ihtimal vermiyordu." diye konuştu.

Türkiye'nin söylediğini yapacak güce, iradeye, kararlılığa ve imkana  sahip bir ülke olduğunun halen yeterince kabul edilemediğinin anlaşıldığını ifade  eden Erdoğan, "Biz kimin ne dediğine değil, kendimizin neye ihtiyacı olduğuna  bakıyoruz. Sınırlarımızı teröristlerden arındırmak ve ülkemizdeki Suriyelilerin  geri dönüşünü sağlamak için bu harekata ihtiyacımız vardı ve yaptık." ifadesini  kullandı.

- "Mağdur ve mazlumun yanında değiller"

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda görüştüğü 20'ye yakın dünya  liderine plan ve projelerini anlattığını, "Buyurun, haydi siz de buraya destek  verin." dediğini hatırlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Hepsi çok güzel bakıyorlar ama desteğe gelince maalesef hiçbirinden  ses yok. Çünkü bunlar mağdur ve mazlumun yanında değiller, asla böyle bir adım  atma niyetleri de yok. Bunlar sadece öldürmeyi bilirler, sadece silah satmayı  bilirler. 'Gelelim de burada bir destek verelim.' Böyle bir şeyin içinde yoklar.  Bunu sadece burada yapmadılar. Bunu daha önce ilk attığımız adımlarda Irak'ta da  yaptılar, burada da yaptılar. Bizim tabii ki B planımız da var, C planımız da  var. İnşallah vakti saati gelince onu da yapacağız. 'Petrol' dediğin zaman hemen  dalarlar, petrole yürürler. Bunda hiç geri durmazlar. Çünkü bunlar için petrolün  bir damlası, binlerce insanın kanına bedel. Böyle bir yapının içindeler."

Kahraman Mehmetçiğin ve Suriye Milli Ordusu'nun neredeyse birkaç saat  içinde harekat sınırı olan 30 kilometrelik derinliğe indiğini hatırlatan Erdoğan,  "Şu anda Barış Pınarı Harekatı bölgesinde 4 bin 219 kilometrekare alan içindeki  558 yerleşim birimini, 900'ün üzerinde teröristi etkisiz hale getirerek  temizlemiş durumdayız." dedi.

- "Ayn el-Arap'ın da teröristlerden boşaltılması lazım"

Tel Abyad ve Resulayn arasının kontrol altında bulunduğunu ancak bunun  yeterli olmadığını belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

"Tel Rıfat'taki teröristlerden buranın temizlenmesi sözünü aldık ve şu  an itibarıyla bu teröristlerden temizlendiğine dair bize Rusya Federasyonu  gerekli bilgileri veriyor. Yeterli mi? Yine değil. Münbiç'ten de YPG'yi temizleme  sözünü aldık. Onun için de 'Temizledik.' diyorlar. Silahlı Kuvvetlerimiz bunun da  takibi içinde. Yeter mi? Yine yetmez. Bizim için bir diğer önemli adım da  özellikle Tel Rıfat. Tel Rıfat'ın batısına doğru gidiyoruz, bugünkü adıyla  Kobani, eski adıyla Ayn el-Arap'ın da teröristlerden boşaltılması, kontrolümüzün  altına girmesi lazım. Peki ne olacak? Buraya biz mi gireceğiz? Hayır. Buraya  Suriyeli kardeşlerimiz girecek, buraların gerçek sahipleri girecek. Bizim  derdimiz onların yerlerine gitmesi, yerlerine girmesi. Biz bu adımları bunun için  atıyoruz. Dedim ya mazlumlar meselesi."

İdlib'te de benzer şeylerin yaşandığını dile getiren Erdoğan, "İdlib  yaklaşık 4 milyon civarında insanın yaşadığı bir yer. Buradan 300-400 bin insan  sınırlarımıza doğru yürüdüler. Bu insanlar, sınırlarımızdan herhalde içeri  girdiği zaman bu 4 milyonun üzerine çıkacaktı ama biz buna rağmen gerekli  müdahaleyi yerinde yaptık ve orada bunun önünü kesmiş olduk. Şimdi kontrolü devam  ettiriyoruz." diye konuştu.

- "7 kilometrelik derinlikte devriye çalışmasını sürdüreceğiz"

Erdoğan, "İstiyoruz ki bir an önce Tel Abyad ve Resulayn'ı bir  halledelim. Ondan sonra diğer bölgeleri ki şimdi Rusya'yla birlikte devriye  çalışmasına başlayacağız. Bu devriye çalışmasıyla sınırımızdan güneye doğru 7  kilometrelik derinlikte devriye çalışmasını sürdüreceğiz. Daha sonra gereğini  görüşmeler yoluyla devam ettireceğiz." dedi.

Kısa sürede elde edilen bu başarının, sahada ve uluslararası alanda  adeta bir panik halinin ortaya çıkmasına yol açtığına dikkati çeken Erdoğan,  şunları kaydetti:

"Maalesef teröristlerin şehit ettiği 20 evladımız ve yaralamış olduğu  185 sivil vatandaşımız var. Bunlarla ilgili üzüntülerini belirtmek üzere arayan  hiçbir Batılı ülke olmadı. Yine arayanlar içinde şehit olan 9 ve yaralanan 137  güvenlik görevlimizden söz eden de hiçbir Batılı olmadı. Aynı şekilde Suriye  halkının gerçek evlatları olan Suriye Milli Ordusu saflarında vatanlarını  teröristlerden temizlerken şehit olan 124 ve yaralanan 463 kardeşimizi de soran  bizden başka olmadı. Onlara 'terörist' diyorlar. Kim? Amerika. Niye terörist?  Bunlar bu toprakların sahipleri. Topraklarını savunuyorlar. Bunlara nasıl  terörist dersiniz? Bunlar şu anda bizim askerlerimizle beraber bu topraklarda  kendi evlerini, topraklarını savunurken şehit olanlar. Bunlar ölümü korkutan,  ölümü öldüren mücahitler. Askerimizle dayanışmalarının neticesi, bu zafere doğru  bizleri götürüyor. Rabbim bizlere en yakın zamanda zaferi nasip etsin."

Erdoğan, Barış  Pınarı Harekatı'na değinerek, Batı ülkelerinin, Türkiye'ye "Ne kadar  kalacaksınız?" diye sorduğunu, kendisinin de "Siz ne zaman çıkıyorsunuz? Onu  söyleyin." dediğini aktardı.

Berlin'de, Londra'da bir toplantı yapılmasının teklif edildiğini  belirten Erdoğan, "Bu toplantının yapılacağı üç yer var; ya Şanlıurfa ya  Gaziantep ya İstanbul, gelin burada yapalım. Şimdi bu teklifin, gerçekten akılla,  mantıkla izahı yok. Olayın olduğu yer burası, sen beni Berlin'e çağırıyorsun. Ben  turist miyim? Ne işim var benim orada. Eğer bu konuda samimi, dürüstseniz olayın  yaşandığı yere gelin. Gelin de belki size bir de sınırları gezdiririz. Buraları  da görme fırsatınız olur ama yok." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 3-4 Aralık'ta Londra'da NATO liderler  zirvesinin gerçekleştirileceğini, zirvede zaten bir genelleme yapılacağını, bu  görüşmelerin Londra'da ayrıca yapılabileceğini ilettiklerini söyledi.

Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı bir telefon görüşmesinin  ardından Başkan Yardımcısı Mike Pence başkanlığındaki bir heyetin Türkiye'ye  geldiğini, müzakere sonucu varılan 13 maddelik mutabakat metnini kamuoyu ile  paylaştıklarını anımsattı.

Bu mutabakata göre Resulayn ve Tel Abyad arasında yer alan 120  kilometre genişlik ve yaklaşık 30-32 kilometre derinlikteki bölgenin terör  örgütlerinden arındırılması gerektiğini belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bunun için harekatımıza 120 saatlik süreyle ara verdik. Belirlenen  sürenin sonunda maalesef hala teröristler tarafından bölgedeki askerlerimize ve  Suriye Milli Ordusuna yönelik saldırılar devam ediyordu. Adeta karış karış  tarayarak hem teröristleri imha ediyor hem tahkimatları yıkıyor hem de kalan  mühimmat ve malzemeleri topluyoruz. Açık konuşuyor ve muhataplarımızı ikaz  ediyoruz. Bu hattın dışından gelecek saldırılara en sert şekilde karşılık verecek  ve gerekirse güvenli bölge sahamızı genişleteceğiz."

- "Aynı kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz"

Suriye sınırının diğer kesimleri için Rusya Devlet Başkanı Vladimir  Putin ile Soçi'de görüştüğünü hatırlatan Erdoğan, Rusya ile de 10 maddelik bir  mutabakat metni üzerinde uzlaşıp bunu da kamuoyuna açıkladıklarını dile getirdi.

Buna göre, Barış Pınarı Harekatı bölgesinin doğusundaki Ayn El Arap  ile batısında kalan uzunca bir bölgede yine 30 kilometre derinliğinde  teröristlerden arındırılmış bir bölge oluşturulacağını söyleyen Erdoğan, ilk 10  kilometre derinlikte Ruslar ile ortak devriye yaparak durumu bizzat kontrol  altında tutacaklarını bildirdi.

Erdoğan, diğer bölgeler için Rusya'nın güvenceler verdiğini dile  getirerek şunları ifade etti:

"Bilindiği gibi bu konularda Ruslarla vardığımız 150 saatlik  mutabakatın süresi dün akşam saat 18.00'de sona erdi. Dün heyetlerimiz arasında  yapılan görüşmelerde, Rusya tarafı bize Tel Rıfat, Münbiç ve Fırat'ın doğusundaki  bölgelerden 34 bin terör örgütü mensubunun beraberindeki 3 bin 260 ağır silahla  birlikte 30 kilometrelik hattın dışına çıktığını ifade etmişlerdir. Her ne kadar  bizim elimizdeki bilgiler, bu konuda henüz tam manasıyla başarılı olunamadığına  işaret ediyorsa da sahadaki tespitlerimizin ardından kendilerine gereken cevabı  vereceğiz. Bu kapsamda cuma günü sahada Ruslarla ortak çalışmaları başlatıyoruz.  Yani devriye çalışmalarını başlatıyoruz. Şayet terör örgütü mensuplarının 30  kilometrelik alanın dışına çıkartılamadığını görürsek veya her nereden olursa  olsun saldırılar sürerse, kendi harekatımızı gerçekleştirme hakkımızı saklı  tutuyoruz. Gelişmelere göre bu konudaki tavrımızı belirleyecek ve hayata  geçireceğiz. Şimdilik elimizdeki kazanımları güçlendirmeye bakacağız. Güvenli  hale getirdiğimiz yerlerde altyapının güçlendirilmesi, idare kapasitesinin  geliştirilmesi çalışmalarına hemen başladık. Suriyelilerin güvenli hale  getirdiğimiz yerlere geri dönüşleriyle ilgili projemizi de süratle hayata  geçireceğiz. Avrupalı liderlerle ya kasım ayı içinde ülkemizde ya da aralık  başında NATO zirvesinde bu konuyu detaylı bir şekilde ele alacağız.

Unutmayın bu tür mücadeleler uzun solukludur. Bazen bize '30  kilometrenin ötesindeki teröristler ne olacak?' diye soruyorlar. Diğerlerine ne  olacaksa onlara da aynısı olacak, son teröriste kadar tamamı temizlenecek.  Gerektiğinde sahada gerektiğinde masada oyunu değiştirecek hamleler yaparak,  hedeflerimize doğru ilerlemeyi sürdüreceğiz. Biz, bölgemizde neredeyse yarım  asırdır ilmek ilmek işlenen bir büyük oyunu bozduk, bozuyoruz. Şimdi adım adım  kendi planlarımızı, projelerimizi, önceliklerimizi hayata geçiriyoruz. Aynı  kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz."

- "Kendileri çalıp kendileri oynuyorlar"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Barış Pınarı Harekatı'nın, özellikle Amerika'da  sadece güvenlik politikaları, diplomatik ilişkiler düzeyinde değil iç politikada  da çok ciddi sonuçlar doğurmaya başladığına işaret ederek, bunun iki ayrı  örneğine dün gece Temsilciler Meclisinde kabul edilen tasarılarla şahit  olduklarını söyledi.

Bu tasarılardan birinin sözde Ermeni soykırımı iddialarıyla ilgili  olduğunu hatırlatan Erdoğan, esasen Amerikan siyaseti içinde bir ekibin yaklaşık  20 yıldır bu yönde gayret gösterdiğini, bugüne kadar yönetimlerin feraseti  sayesinde engellenen bu yöndeki girişimlerin, Amerikan kamuoyunda Türkiye  aleyhinde oluşan hava kullanılarak Temsilciler Meclisinden geçirildiğini ifade  etti.

"Yani bir anlamda fırsatçılık yapıldı." diyen Erdoğan, "Buradan  Amerikan kamuoyuna da tüm dünyaya sesleniyorum; bu atılan adımın hiçbir kıymeti  harbiyesi yok, bunu tanımıyoruz zaten. Açık konuşmak gerekirse, kendi dilimizle  buna cevap verelim; kendileri çalıp kendileri oynuyorlar, yapılan bu." diye  konuştu.

Buna rağmen Türkiye'ye atılan bu iftiranın bir ülke parlamentosunda  kabul görmüş olmasından dolayı üzüntülü olduklarını dile getiren Erdoğan, "Bu  nasıl bir anlayıştır? Biz yıllarca şunu söyledik; bu iş tarihçilerin işidir. Bu  iş arkeologların işidir. Görevlendirelim, heyetleri oluşturalım, onlar bu  çalışmayı yapsınlar. Bu işe bir siyaset gömleği giydirilmesin. Bütün bu  çalışmalar yapıldıktan sonra siyasetçiler masaya otursunlar, ondan sonra da bunun  adını koyalım." dedi.

Erdoğan, ABD Temsilciler  Meclisi'nin Türkiye'ye yönelik kararlarını değerlendirdi.

Temsilciler Meclisi'nin 1915 olaylarını "soykırım" olarak kabul eden  karanına değinen Erdoğan, "Biz arşivlerimizi açtık. Şu anda bizim arşivlerimizde  de bir milyonun üzerinde bununla ilgili belge var. Ermenilerin elinde varsa onlar  da açsın arşivlerini ama bugüne kadar Ermeniler herhangi bir arşiv sunamadılar.  Yok ki sunsunlar. Sadece uluslararası camia, 'karşımızda kim var? Türkiye var?  Türkiye'den daha büyük düşman olur mu? Türkiye'nin aleyhine ne olacaksa bunu  yapın.' Bunu demekle bir yere varamazsınız. Hep söylerim, 'Bal bal' demekle ağız  tatlanmaz. 'Suçlusun suçlusun' demekle de bizi suçlayamazsınız. Böyle bir şey  yok. Ne atmış olduğunuz bu adımı ne de almış olduğunuz bu kararı biz  tanımıyoruz." diye konuştu.

Türkiye aleyhine oy kullanan tüm Temsilciler Meclisi üyelerinin bir an  önce gerçekleri görmeleri çağrısında bulunan Erdoğan, Türkiye'nin geçmişte uzun  yıllar Ermeni terör örgütlerinin saldırılarına maruz kaldığını hatırlattı.

ABD'ye seslenen Erdoğan, "1970 ve 1980'li yıllarda ASALA, 21 farklı  ülkede Türkiye büyükelçilikleri ve temsilciliklerine 100'den fazla saldırı  gerçekleştirdi. Bundan haberiniz var mı? Bunun belgeleri, her şeyi elimizde, bu  saldırılarda 40'ın üzerinde diplomat ve temsilcimiz şehit oldu. Bundan haberiniz  var mı? Türkiye'nin bu kayıplarından söz dahi etmeyen ancak bir asırdan daha uzun  süre önce yaşanmış bir hadise konusunda tek taraflı hüküm veren bu tür  girişimlerin tamamını reddediyoruz ve şunu tekrar söylüyoruz. Bizim inancımızda  soykırım kesinlikle yasaktır. Buradaki bir tehcir olayını soykırım olarak ifade  edenler sadece kendilerine göre bir suçlu aramanın gayreti içerisindeler. Böyle  bir ithamı milletimize yapılmış en büyük hakaret addederiz." diye konuştu.

TBMM'nin tarihi gerçeklere aykırı ve iç politika mülahazaları ile  atılmış bu adıma derhal hakkettiği cevabı vereceklerini vurgulayan Erdoğan,  "Hazırlıkların yapıldığını gördüm ve Meclisimize gelecek. Temennim odur ki bu  metin, Meclisimizden ittifakla geçer ve aynı şekilde ABD'ye gönderilir. Tarihleri  soykırım, kölelik  ve sömürü lekeleri ile dolu bir ülkenin, Türkiye'ye ne söz  söylemeye ne ders verme hakkı olamaz. İnşallah bu meseleyi önümüzdeki günlerde de  yakından takip edecek ve gereken adımların atılmasını ve  cevapların verilmesini  sağlayacağız." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, şöyle konuştu:

"Kabul edilen diğer tasarı Barış Pınarı Harekatı bahanesiyle ve ipe  sapmaz gelmez iddialarla şahsıma, aileme ve bakanlarıma yaptırım uygulanması  talebi ile ilgilidir. FETÖ'nün yıllarca piyasada dolaştırdığı iddialara  dayandırılan ve hiçbir tutarı olmayan bu tasarıyı da şiddetle reddediyoruz.

ABD, bir FETÖ'ye mahkum olacak kadar küçüldü mü? Bu ne haldir? Bu  adama ülkenizde 400 dönüm arazi tahsis ettiniz. Adalet Bakanlığımız, sizlere 90  koli bu adamın suç laiyasını gönderdi. Türkiye mahkemelerinin verdiği dosyaları  gönderdi. Bir de oturup bunları inceleyin. Burada ne var ne yok bir bakın.  Bakmıyorsunuz ve Türkiye'ye darbe yapan böyle bir terörist başını ülkenizde  saklıyorsunuz. Yoksa bu sizin özel olarak değerlendirme noktasında kullandığınız  bir manivela mıdır? Bunu da söyleyin. Bundan size fayda gelmez. İstediğiniz kadar  bunu düşünerek elinizde ve avucunuzda bunu tutun. Bir şey gelmez ya bunu bize  teslim edeceksiniz ya da bizden bundan sonra suçluların iadesi ile ilgili  anlaşmalar konusunda herhangi bir iade beklemeyin.

Onbinlerce insanın katili bir terör örgütü olan PKK'yı desteklemek  uğruna Türkiye ve şahsıma saldırılara asla eyvallah etmeyeceğiz. Karşımıza  delikanlıca çıkmak yerine Türkiye'yi bu tür bel altı vuruşlarla dize getireceğini  sananlar hep hüsrana uğradılar bu defa da aynısı olacaktır. ABD'nin müttefiklik  ilişkimizin yanında siyasi dostluğumuzu da sorgulamamıza sebep olacak adımlar  atmakta ısrar etmesi, ileride en çok kendine zarar verecektir. İnşallah bu  yanlıştan bir an önce dönerler."

 

 
 
 
 
 
 
 

ETİKETLER