Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bizim hakkımız olmayan yerde işimiz yok

AA |  29 Ekim 2019 Salı - 19:51 | Son Güncelleme : 29 10 2019 - 21:38

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu topraklarda, denizlerde bizim haklarımız var. Bizim hakkımız olmayan yerde işimiz yok." dedi.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi bünyesindeki Sergi Salonu'nda düzenlenen Cumhuriyet Bayramı Kabul Töreni'nde katılımcılara hitap etti.
 
Konuşmasına, "Barış Pınarı Harekatı'nın cereyan ettiği böyle bir dönemde sizleri Cumhuriyetimizin kuruluşunun 96'ncı yıl dönümünde en kalbi duygularla selamlıyorum. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne, milletin evine, bu gazi mekana hoş geldiniz." ifadeleriyle başlayan Erdoğan, törene teşrifleri için katılımcılara teşekkür etti, yurt içi ve yurt dışında yaşayan tüm vatandaşların bayramını kutladı.
 
İllerde ve yurt dışı temsilciliklerde yapılan Cumhuriyet Bayramı kutlamalarında Türkiye'nin sevincine ortak olan herkese şükranlarını sunan Erdoğan, "Cumhuriyet'imizin ilanının 96'ncı yıl dönümünde Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere İstiklal Harbi'mizin zafere ulaşmasında ve yeni devletimizin kuruluşunda vazife üstlenen kahramanlarımızı saygıyla yad ediyorum. Milletimizin bin yıldır dünyanın üzerinde en çok mücadele yürütülen coğrafyasında yaşıyor olmasının bedelini canlarıyla ödeyen tüm şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum." ifadelerini kullandı.
 
"Bayrak şairi" Arif Nihat Asya'nın "Şehitler tepesi boş değil, toprağını kahramanlar bekliyor ve bir bayrak dalgalanmak için rüzgar bekliyor, destanı öksüz, sükutu derin meçhul askerin, türbesi yakışmış bu kutlu tepeye, yattığı toprak belli, tuttuğu bayrak belli, kim demiş meçhul asker diye" dizelerini aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:
 
"Hamdolsun bugün de ülkesinin ve milletinin geleceği, ezanı, bayrağı, kutsalları söz konusu olduğunda gözünü kırpmadan şehadete yürümeye hazır 82 milyon vatandaşımız var. Milletimiz bu konudaki kararlılığını 15 Temmuz darbe girişimi başta olmak üzere istiklaline ve istikbaline el uzatılan her durumda göstermiştir. Terör örgütleri arkalarındaki devasa desteğe rağmen ülkemizde başarılı olamıyorsa milletimizin işte bu dirayetli ve kararlı duruşu sayesindedir. Son yıllarda Suriye'de yürüttüğümüz Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve son olarak Barış Pınarı Harekatları da bu mücadelenin birer parçasıdır. Türkiye, kendi milli güvenliği ve tarihi sorumlulukları söz konusu olduğunda hiç kimseye bakmadan, hiç kimseden icazet almadan sadece kendi kararı ve imkanlarıyla istediğini yapabileceğini göstermiştir. Rabb'ime, şahsıma böyle bir milletin evladı olma şerefini bahşettiği için ne kadar hamdetsem azdır.
 
Türkiye'nin terörle mücadele sürecinin bir başka önemli sonucu da Batı başta olmak üzere tüm dünyada terör örgütleri karşısında sergilenen ikircikli, hatta iki yüzlü tavrı da tüm açıklığıyla ifşa etmiş olmasıdır. Barış Pınarı Harekatı için bizi arayan Batılı liderlerden neredeyse hiçbiri terör örgütü tarafından alçakça şehit edilen çoğu çocuk, kadın 20 insanımız ve yaralanan 184 kardeşimizle ilgili üzüntü beyanında bulunmamıştır. Yurt dışındaki temsilciliklerimize yapılan ve önemli bir kısmı da şiddet içeren 700'e yakın saldırının önlenmesi konusunda hiçbir gayret sarf etmediler. Tam tersine teröristler bu ülkelerin emniyet güçlerinin koruması altında eylemlerini gerçekleştirdi."
 
"Suriye'ye baktığında sadece kardeş gören tek ülke Türkiye'dir"
 
"Bizi arayanlar ise sadece teröristleri kurtarmak, korumak, savunmak için nefes tükettiler." ifadesini kullanan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Türkiye'den başka her kim Suriye meselesinde derdinin insan hakları, masumların canı, Suriye halkının geleceği olduğunu iddia ediyorsa, açık konuşuyorum yalan söylüyor. Bizden başka Suriye ile ilgilenen herkesin öncelikli amacının petrol kaynaklarını kontrol etmek olduğu, şu son iki haftalık süreçte bir kez daha ortaya çıkmıştır. Bir damla petrolü bir damla kandan daha değerli gören ilkel anlayış tüm çıplaklığıyla karşımızda durmaktadır. Özellikle Suriye, bölgeyle ilgili hesabı olan güçlerin mücadele alanı ve pazarlık malzemesi haline dönüşmüştür. Suriye'ye baktığında petrol veya güç temerküzü fırsatı değil de sadece insan gören, sadece can gören, sadece kardeş gören tek ülke Türkiye'dir. Biz insan olmanın, Müslüman olmanın, Türk olmanın gereği olarak bu onurlu duruşumuzu sürdüreceğiz.
 
Gerekirse bedel ödeyeceğiz ama asla çocuklarımızı mahcup edecek, onların yüzlerini kızartacak, ecdatlarından utanmalarına yol açacak bir yanlışa düşmeyeceğiz. Çünkü ecdadımız bize bırakınız hakim rengini, kıyısında, köşesinde dahi soykırım, sömürü, zulüm olmayan, adaleti devlet ve toplum hayatının merkezine yerleştiren tertemiz bir miras bırakmıştır. Tam tersine dünyada Avrupa'dan Kafkasya'ya kadar bizim milletimiz kadar büyük soykırıma uğramış, zulme maruz kalmış, adaletsizlik yaşamış bir başka millet yoktur. Buna rağmen biz medeniyetimizin ve tarihimizin emrettiği sınırların dışına hiçbir zaman çıkmadık, çıkmıyoruz."
 
"Düşmanlarımıza benzediğimiz gün kaybederiz"
 
"Rahmetli Aliya İzzetbegoviç'in 'Biz savaşı öldüğümüz gün değil, düşmanlarımıza benzediğimiz gün kaybederiz' sözü duruşumuzun en yalın ifadesidir." diyen Erdoğan, şunları kaydetti:
 
"Biz asla onlar gibi olmayacağız, kendimiz gibi davranmaya devam edeceğiz çünkü biz bu sayede 2 bin 200 yıllık kesintisiz bir devlet geleneğine sahip olmayı başardık. Bu sayede bin 400 yıldır insanlığı aydınlatan İslam medeniyetinin en güçlü temsilcisi olarak kalmayı başardık. Bu sayede bin yıldır yaşadığımız coğrafyamızda sürekli daha derine inen kökler salmayı başardık, bu sayede petrolümüz, doğal gazımız, kayda değer başka doğal kaynağımız, sömürgemiz, yakın tarihine kadar yeterli altyapımız olmadığı halde başımız dik yaşamayı başardık bu topraklarda. Çünkü biz rol yapmıyoruz, PR yapmıyoruz, illüzyon yapmıyoruz, bizim felsefemizin özünde 'insanı yaşat ki devlet yaşasın' anlayışı vardır. Biz bugüne kadar hep 'önce insan' dedik, öyle demeye de devam edeceğiz, çünkü biz buyuz. Rabb'im bizi bu hak, adalet, vicdan ahlak yolundan ayırmasın diyorum."
 
Ülkemizi zafiyete uğratma çabaları beyhudedir'
 
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Barış Pınarı Harekatı bir kez daha göstermiştir ki milletimizin içine fitne sokarak ülkemizi zafiyete uğratma çabaları beyhudedir." dedi.
 
Erdoğan, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi bünyesindeki Sergi Salonu'nda düzenlenen Cumhuriyet Bayramı Kabul Töreni'nde, Türkiye'nin, gücü ve bekası söz konusu olduğunda, diğer tüm farklılıkları aşarak birlik, beraberlik ve kardeşlik içinde hareket edebildiğini söyledi.
 
Doğrudan Türkiye'ye saldırmakla hedeflerine ulaşamayanların, her fırsatta milletin birliğini ve beraberliğini hedef aldığına dikkati çeken Erdoğan, şöyle konuştu:
 
"Barış Pınarı Harekatı bir kez daha göstermiştir ki milletimizin içine fitne sokarak, ülkemizi zafiyete uğratma çabaları beyhudedir. Milletimiz o engin irfanıyla, bağımsızlığına ve geleceğine yönelik her türlü tehdit karşısında, tek yürek, tek yumruk olmayı sürdürmektedir. Malazgirt'ten İstiklal Harbi'ne uzanan ve günümüze kadar gelen kadim yürüyüşümüzde, bu gerçek hiçbir zaman değişmemiştir."
 
Her fırsatta "Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet." dediklerini anımsatan Erdoğan, milletin bu hasretini sürekli ifade ettiklerini dile getirdi.
 
Her dönemde olduğu gibi günümüzde de kimi gafletten kimi bilinçli bir şekilde kendi ülkesi ve milletinin karşısında olanlar bulunduğunu vurgulayan Erdoğan, bunların sayısının hem az olduğunu hem de millete ciddiye alınacak bir karşılıkları bulunmadığını belirtti.
 
"Bir olmaya, iri olmaya, diri olmaya, kardeş olmaya, hep birlikte Türkiye olmaya devam ettikçe, Allah'ın izniyle bizi hiçbir engel, güç duramaz" ifadelerini kullanan Erdoğan, bu anlayışla Cumhuriyetin 100'üncü yıldönümü olan 2023 için çok önemli hedefler belirlediklerine işaret etti.
 
Son 6 yılda üst üste yaşanan sıkıntıların 2023 hedeflerinin bazılarını gerçekleştirme sürecini biraz ötelemiş olabileceğini belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Ama ne zaman olursa olsun 2023 hedeflerimizin her birine ulaşmakta kararlıyız. Hem kendi vatandaşlarımız hem de gözünü ve kalbini bize yöneltmiş tüm kardeşlerimi için buna mecburuz. Bu ülke dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olmayı hak ediyor. Bu millet, güvenli ve müreffeh bir ülkede yaşamaya layıktır. Bu kadim devlet maziden atiye uzanan köprüyü güçlü bir şekilde muhafaza etmekte kararlıdır. Ülkemizi 2023 hedeflerine ulaştırmakla, aynı zamanda yeni nesillere 2053 ve 2071 vizyonlarını hayata geçirebilme imkanı da sağlamış olacağız. İnşallah cumhuriyetimizi daha nice yıllara çok daha daha güçlü ve müreffeh bir şekilde hep beraber taşıyacağız.
 
Buradan bölgemizdeki ve dünyadaki tüm devletlere, tüm toplumlara çağrıda bulunmak istiyorum. Gelin Türkiye'nin bu kutlu yürüyüşünde yanında yer alın. Tarih boyunca bu milletle hareket edip de pişman olan, zarar gören yoktur. Buna karşılık yine tarih boyunca bu ülkeye ve millete düşmanlık edip iflah eden de yoktur. Biz güvenliğimizi de refahımızı da sevgimizi de dostlarımızla paylaşmaktan memnuniyet duyarız."
 
"Gözümüz insanların gönüllerinde"
 
Yunus Emre'nin "Ben gelmedim dava için benim işim sevi için. Dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmağa geldim." ifadelerini kullanan Erdoğan, "Biz de gittiğimiz her yere kavga değil, sevgi götürmenin gayreti içindeyiz. Bunun için de gittiğimiz yerlerde gözümüz toprağın altındaki veya üstündeki zenginliklere değil sadece insanların gönüllerine yöneliyor. Bu anlayışla, dünyanın dört bir yanında edindiğimiz yüz milyonlarca dostumuz, bizim en büyük zenginliğimizdir, en büyük itibar kaynağımızdır. Allah dostlarımızın ve onların samimi dualarının eksikliğini göstermesin." dedi.
 
Cumhuriyetin, 10'uncu, 50'nci ve 70'inci yıl dönümlerinin hep coşkuyla kutlandığı, 100'üncü yıl dönümünün ise bambaşka bir öneme sahip olduğuna dikkati çeken Erdoğan, bu yıl 19 Mayıs'la birlikte İstiklal Harbi'nin başlangıcının 100'üncü sene-i devriyesinin kutlamalarına başlandığını, önümüzdeki yıl 23 Nisan'da TBMM'nin açılışınının 100'üncü yıl dönümüne ulaşılacağını aktardı.
 
Bu silsilenin zirvesini 29 Ekim 2023 tarihinin oluşturacağına değinen Erdoğan, son yıllarda pek çok büyük eserin açılış tarihini 29 Ekim'e denk getirerek, kutlamalara yeni bir boyut kattılarını ifade etti.
 
Türkiye'nin en önemli yatırımlarından biri olan Marmaray'ın açılışının 29 Ekim 2013'te gerçekleştirdiklerini belirten Erdoğan, geçen yıl 29 Ekim'de ise kutlama töreniyle birlikte cumhuriyet tarihinin en büyük yatırımlarından biri olan Atatürk Havalimanı'nın açılışını yaptıklarını hatırlattı.
 
Erdoğan, İstanbul'daki eski Atatürk Kültür Merkezi binası yerine ülkenin en büyük kültür merkezlerinden birinin inşa edildiğine dikkati çekerek, İstanbul'un değil tüm Türkiye'nin en büyük opera binasının Taksim Meydanı'nda yapılacağının bilgisini verdi.
 
Atatürk Kültür Merkezinin açılışında, Cumhuriyete armağan olmak üzere bir Mimar Sinan Operası hazırlattıklarını aktaran Erdoğan, besteyi Mimar Sinan Üniversitesi hocalarından Hasan Uçarsu'nun yapacağını söyledi.
 
Hasan Uçarsu'nun ülkedeki pek çok benzeri çalışmanın altında imzası olan Adnan Saygun'un öğrencisi olduğunu anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, böylece Türkiye'nin kendi tarihi ve topraklarının hikayesini kendi sanatçıları eliyle anlatabileceğinin tüm dünyaya gösterilmiş olacağını sözlerine ekledi.
 
 
CANLI YAYIN SÜRPRİZLERİ
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasının devamında sürpriz canlı yayın bağlantıları gerçekleştirdi.
 
Erdoğan sırasıyla Doğu Akdeniz'de görev yapan Gökçeada gemisine, Hava Kuvvetleri'nin Diyarbakır'daki 8. Ana Jet üstü'ne, Barış Pınarı Harekatı, Resulayn bölgesine ve Tel Abyad bölgesine bağlandı.

ETİKETLER