Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ayrılığı tahrik etmeye çalışanlara fırsat vermeyeceğiz

AA |  19 Haziran 2019 Çarşamba - 20:00 | Son Güncelleme : 19 06 2019 - 21:26

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fikri Asım Fikir ve Düşünce Derneğince Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen "İstanbul Biz Birlikte Türkiyeyiz Buluşması"nda kanaat önderleri ve mahalle temsilcileriyle bir araya geldi.


Son günlerde gönüllü kuruluşları hedef alan "son derece haksız ve  çirkin" bir kampanya yürütüldüğünü dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:
 
"İnsan yetiştiren, gençlerimize sahip çıkan, burslarla, yurtlarla;  fikri, akademik, sosyal ve kültürel çalışmalarla evlatlarımızın eğitimlerine  destek veren vakıflarımız, derneklerimiz yıpratılmaya çalışılıyor. Bir  siyasetçiye, bir idareciye düşen görev iyi işlere engel olmak değil, kötüyü,  zararlıyı, faydasız olanı, bertaraf etmektir. Bir belediye başkanının  sorumluluğu, kimseyi dışlamadan milli ve manevi değerlerimize sahip çıkan herkese  yardım etmektir. İnsanımıza hizmet eden hayır çeşmelerini kurutmak, ancak PKK,  DEAŞ, DHKP/C gibi terör örgütlerinin işine yarar. Vakıf ve derneklere savaş açmak  ancak FETÖ gibi mankurt yuvalarının, uyuşturucu baronlarının işine gelir. Gönüllü  kuruluşlarımız daha aydınlık ve daha güçlü Türkiye davamızın akıncılarıdır. Bizim  geleneğimizin taşıcıyı sütunları tarihte olduğu gibi bugün de millet, memleket  sevdalısı vakıflardır, derneklerdir. Bu anlayışla biz, Büyükşehir Belediye  Başkanlığımızdan itibaren hiç kimseyi ötekileştirmeden, hiçbir ayrım yapmadan  gönüllü teşekküllerimizin yanında olmaya çalıştık. Hukukun çizdiği sınırlar  içerisinde ülkemizin ve milletimizin hayrına olan faaliyetlerinde bu  kuruluşlarımıza hep destek olduk. Milletin bize verdiği imkanları, yine  milletimizin faydasına olan işlerde, şehrimize ve insanımıza katkı sunacak  projelerde kullanmaya özellikle gayret ettik. İnşallah bu şekilde de yolumuza  devam edeceğiz."
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, millet, memleket sevdalısı kuruluşları  desteklemeyi sürdüreceklerini bildirdi.
 
"Bizi ayakta tutan ortak değerlerimize olan bağlılığımızdır"
 
Buluşmada, farklı siyasi görüşlerden, farklı kökenlerden, farklı  meşreplerden katılımcılar olduğunu anlatan Erdoğan, şunları söyledi:
 
"Bugün burada 82 milyonluk büyük Türkiye ailesinin nüvesi  diyebileceğim dostlarımız, kardeşlerimiz var. Bu salon sadece İstanbul'un değil,  tüm Türkiye'nin özüdür, özetidir. Bu salon, bizim muhabbetimizin bin yıldır  vatanımız olan Anadolu coğrafyasında maziden atiye kurduğumuz kardeşlik  köprüsünün en güzel timsalidir. Biz, birlikte Türkiye'yiz. Bu ülkeyi hep birlikte  kurduk, Çanakkale'de yedi düveli beraberce durdurduk. Dünyanın en güçlü  ordularına Anadolu'yu biz kabristan yaptık. İstiklal Savaşımızı birlikte zafere  taşıdık. Türkü'yle, Kürt'üyle, Laz'ıyla, Çerkez'iyle, Arap'ıyla, Boşnak'ıyla,  Roman'ıyla, Sünni'siyle, Alevi'siyle 82 milyon biz bir aileyiz. Erzurum'u,  Kahramanmaraş'ı, Edirne'si, Trabzon'u, Rize'si, Samsun'u, İzmir'i,  Diyarbakır'ıyla hepimiz aynı iklimin evlatlarıyız. Biz, tarihi ve medeniyeti  birlikte inşa etmiş, ortak bir inancın ortak bir akidenin ortak bir tarihin  çocuklarıyız. Asırlardır aynı gökyüzünün altında yaşıyor, aynı kaderi paylaşıyor,  her gün aynı istikamete yöneliyor, birlikte saf tutuyoruz. İstanbul'un semalarını  süsleyen ezan-ı Muhammedilerin huzurunu günde 5 kez hep birlikte yüreklerimizde  hissediyoruz. Her karış toprağında bir yiğidin uzandığı bu vatana, öyle kuru  sözlerle değil, hepimiz, imanla, aşkla, büyük bir tutkuyla bağlıyız. Bayrağımız  bellidir, ezanımız bellidir, milletimiz bellidir, inancımız bellidir."
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin bölünmeyeceğini  belirterek, "Birileri Kandil'le beraber yolda yürüyebilir, onlarla beraber adım  atabilir ve kalkıp da 'Benim PKK ile işim yok.' diyemiyorsa, burada düşünmemiz  lazım. 'DHKP/C ile benim bağlantım yok, onlarla ilişkim yok.' diyemiyorsa, burada  soru işaretlerini koyalım. İşte bu pazar, böyle bir sınavla karşı karşıyayız. 780  bin kilometrekarelik vatan toprağı üzerinde ameliyat yapılmasına göz yummadık,  yummayacağız. Şehirlerimiz, bölgelerimiz arasına fitne sokulmasına asla izin  vermeyiz. 81 vilayetimizin, 82 milyon vatandaşımızın her biri bizim gözümüzde  aynı derecede kıymetlidir, aynı derecede hürmete ve hizmete layıktır. Bizi ayakta  tutan, her türlü saldırıya, her türlü operasyona karşı bize direnme gücü veren de  işte bu ortak değerlerimize olan bağlılığımızdır." diye konuştu.
 
"82 milyonun her bir ferdini Türkiye ortak paydasında buluşturmanın  mücadelesini veriyoruz"
 
Güçlerini vesayet odaklarından değil, milletin birlik ve  beraberliğinden aldıklarını vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:
 
"Biz, gücümüzü Türk'le Kürt'ün, Arap'la Laz'ın, Çerkez'le Boşnak'ın,  Tatar'la Zaza'nın, Roman'la Arnavut'un kardeşliğinden alıyoruz. Rabb'imiz ne  buyuruyor? 'Biz sizi kabileler halinde yarattık, kavimler halinde yarattık.  Birbirinizle daha iyi tanışasınız, anlaşasınız diye.' Ayrılık yok, ama biz bunu  konuşurken, biz böyle düşünürken ne yazık ki ülkemizde ayrılığı sürekli olarak  tahrik edenler var. İşte onlara biz fırsat vermeyeceğiz. Biz, gücümüzü 40 yıldır  duasıyla, desteğiyle yanımızda dağ gibi duran Türk milletinin dayanışmasından  alıyoruz. Biz, gücümüzü gecenin zifiri karanlığında uykusunu bölerek, ellerini  semaya açan mazlum ve mağdurların samimiyetinden alıyoruz. İşte bunun için tam 40  yıldır 'Yaratılanı severiz yaratandan ötürü.' diyoruz. İşte bunun için siyaseti,  gönül yapmanın, insanımızın gönül sarayını mamur etmenin aracı olarak görüyoruz.  İşte bunun için 82 milyonun her bir ferdini Türkiye ortak paydasında  buluşturmanın mücadelesini veriyoruz." dedi.
 
 
Bugüne kadar bölge, kimlik ve istismar siyaseti yapmadıklarını,  Türkiye haritasını farklı renklere bölenlerden, insanların arasına nifak  tohumları ekenlerden olmadıklarını ifade eden Erdoğan, sadece belli illere ve  sahil kenarlarına hapis olanlardan değil, ülkenin tüm illerinde ve tüm toplum  kesimlerinden oy alan, çok güçlü destek gören bir dava olduklarını anlattı.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 17 yıldır kendilerine oy versin vermesin  vatandaşların tamamını kucakladıklarını ve bağırlarına bastıklarını dile  getirerek, kuzeyde ne varsa güneyde de o olsun, batıda ne varsa doğuda da o olsun  dediklerini ve Türkiye'nin 780 bin kilometrekaresinin de aynı imkanlara sahip  olmasını istediklerini kaydetti.
 
"İzmir susuz, varsın susuz kalsınlar" demediklerini, Gördes Barajı'nı  inşa ederek kente su verildiğini belirten Erdoğan, çalışmayan İZBAN'ı "İzmir  Belediyesi yapamıyor." diyerek bırakmadıklarını, dönemin Ulaştırma Bakanı Binali  Yıldırım'ın katkılarıyla İZBAN'ın çalıştırıldığını söyledi.
 
Erdoğan, İstanbul-İzmir arasının 3,5 saate ineceğini, bu yıl sonunda  yolun açılacağını ifade ederek, bunun CHP zihniyetiyle olamayacağını söyledi.
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
 
"Bizim aşkımız var, derdimiz var. 25 yıl önce İzmir'de nasıl bir  havalimanı vardı? Geldik, şimdiki Adnan Menderes Havalimanı'nı yaptık. Türkiye  ayağına vurulan prangalardan bizim dönemimizde kurtuldu. Milletimiz yıllardır  hasretini çektiği hizmet ve eser siyasetine yine bizim dönemimizde kavuştu. Son  17 yılda demokrasimiz güçlendi, vesayet geriledi, milletimizin birlik ve  beraberliği hiç olmadığı kadar perçinlendi. Bugün AK Parti ülkemizdeki her  kesimin, herkesin partisidir. Biz hep dindarının da sekülerinin de gencinin de  yaşlısının da temsilcisi olduk. Doğudan da batıdan da kuzeyden de güneyden de oy  alan, destek gören, 82 milyonun tüm renkleriyle kucaklaşabilen yegane hareket  bizim hareketimizdir, bizim davamızdır. Cumhur İttifakı ve AK Parti ülkenin iç  barışının, huzurunun, istikrarının, hepsinden önemlisi milli bekanın teminatıdır.  Fakat bu beka kavramından rahatsız olanlar var. AK Parti varsa, Cumhur İttifakı  ayaktaysa, asgari müştereklerde buluşabiliyorsak Allah'ın izniyle Türkiye'nin  geleceği de aydınlıktır. Mesele vatan olduğunda, mesele milli bekamız ve  bağımsızlığımız olduğunda bir araya gelebiliyorsak, ülkemizin yolu da ufku da  açıktır."
 
Terör operasyonları
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, terör örgütüne yapılan  operasyonlara değinerek, kırmızı, gri gibi listelerde olan teröristlerin  temizlendiğini söyledi.
 
"İnlerine gireceğiz, halkın huzurunu temin edene kadar dağ taş demeden  Cudi'de, Gabar'da, Tendürek'te, Kandil'e varıncaya kadar buralarda bu temizlik  harekatını sürdüreceğiz." dediklerini belirten Erdoğan, en son Pençe Harekatı ile  Irak'ta da operasyon yapıldığını anlattı.
 
"Onlar kaçacak, biz kovalayacağız." diyen Erdoğan, bu süreçte şehitler  de verildiğini söyledi.
 
İstiklal Marşı'nın "Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda/Canı,  cananı, bütün varımı alsın da hüda/Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda"  dizelerinin unutulmaması gerektiğini belirterek, bu toprakların şüheda ile vatan  olduğunu, bundan sonra da şüheda ile toprakların vatan olmaya devam edeceğini  anlattı.
 
 
Erdoğan, bayrak, toprak ve vatanın birbiriyle iç içe olduğunu  belirterek, "Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır/Toprak eğer uğrunda ölen  varsa vatandır." dizelerini seslendirdi.
 
Milletin en büyük gücünün, tankı, silahı ve uçağı olmadığını dile  getiren Erdoğan, "Bu milletin en büyük gücü şu anda içinde bulunduğumuz  birliğidir, beraberliğidir, bin yıldır sevinç ve hüzünle yoğrulan kadim  kardeşliğidir. 82 milyon olarak birbirimize sarıldığımız sürece bizi yıkabilecek,  kutlu yolculuğumuza engel olabilecek hiçbir güç yoktur." dedi.
 
Erdoğan, aynı hedefe yürüyen milletlerin önünde hiçbir engelin  duramayacağını ifade ederek, İstiklal şairi Mehmet Akif'in "Girmeden tefrika bir  millete düşman giremez/Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez." dizelerini  anımsattı.
 
Bunun için Türkiye Cumhurbaşkanı olarak milletin emanetini sırtında  taşıyan biri olarak her fırsatta "Siyaset asla sıfır toplamlı bir oyun değildir."  uyarısını yaptığını dile getiren Erdoğan, siyasetin insanları ortak değerler,  ortak idealler etrafında bir araya getirme sanatı olduğunu söyledi.
 
"Siyaset birleştirmek için yapılır"
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, siyasetin ayrıştırmak için değil  birleştirmek, kutuplaştırmak için değil gönülleri buluşturmak için yapıldığını  vurgulayarak, ekonomik ve sosyal kalkınmanın da anahtarının birlik siyaseti  olduğunu kaydetti.
 
Siyaseti sıfır toplamlı bir oyun olarak görenlerin yanlış yaptığını,  siyaseti insanı birbirine kırdırmanın aracı haline getirenin millete ihanet  içinde olduğunu belirterek, "Her kim çıkarı, menfaati için 82 milyonun içinde  bulunduğu Türkiye gemisinin altını oyuyorsa bu millet onları asla  affetmeyecektir. Her kim Meclis kürsüsünü iftira kürsüsüne çeviriyorsa, o sadece  kendi itibarını değil, siyasetin itibarını da yok ediyor demektir. Her kim yalanı  bir siyaset yapma yöntemi dönüştürüyorsa Türk demokrasisisin altını oyuyor  demektir." şeklinde konuştu.
 
CHP'nin İstanbul  Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu'nun Ordu Havalimanındaki  ifadelerine değinen Erdoğan, "Bu milletin valisine, it diyen bir insandan  siyasetçi olmaz. Bunu böyle biliniz." ifadelerini kullandı.
 
"Ardından da 'Ben it demedim, basitleşme dedim'... Sen kimi  aldatacaksın? Sen bu milleti enayi mi zannediyorsun?" diyen Erdoğan, şunları  kaydetti:
 
"Görsel medya bunu tespit etmiş, yazılı medya bunu tespit etmiş ve  valimiz, feraset sahibi ve bana şunu söyledi, 'Başkanım, bu seçim arefesinde  davayı açarsam doğru olur mu diye düşünüyorum' dedi. Ben de kendisine 'Sabırlı  ol, seçimden sonra davanı aç.' Çünkü bu milletin valisine 'it' diyecek olan, bu  milletin evladı olamaz. Bu devletin valisi ne demek biliyor musun?  Cumhurbaşkanının o ildeki temsilcisi demektir. Onu da geç bir tarafa, işte bakın,  geçen akşam tüm televizyonlarda yayına giren olayda da enteresan iki üç gün önce  de o moderatör denilen zat çekiyor bu kişiyi, ona bütün neler sorulacağını, ne  yapılacağını, bunların bilgilerini veriyor ve böylece bir televizyon programına  çıkılıyor. Sayın Yıldırım'a böyle bir bilgi verilmiyor. Bu şahsa veriliyor ve  bunu da inkar ediyor ama ne oldu yerin kulağı var, unutma. Marmara Oteli'nde  hangi odada nasıl bir araya geldiler, kaç  dakika görüştüler hepsinin tespiti şu  anda elimizde. Bu ahlaki değildir, bu gayri ahlakidir. Bu ahlaksızlıktır. Böyle  bir şey olamaz. Siyasi rekabeti ahlaksızlık üzerine istifleyenler er veya geç  inşallah pazar günü milletimin ferasetiyle kaybedeceklerdir."
 
"Demokrasimize sahip çıkacağız"
 
Erdoğan, siyasi yarışı kavgaya dönüştürmenin, hele hele Türk  siyasetine nefret söylemi bulaştırmanın hiç kimseye faydası olmadığını,  Türkiye'nin bu tarz provokasyonların bedelini çok ağır bir şekilde ödediğini dile  getirdi.
 
1960 darbesine giden yolun taşlarının çok öncesinden Kayseri ve  Uşak'taki olaylarla döşendiğini herkesin gayet iyi bildiğini kaydeden Erdoğan,  şunları söyledi:
 
"12 Eylül darbesi öncesinde cuntacıların ellerinde imkan varken nasıl  ortamın olgunlaşması için beklediklerini gayet iyi hatırlıyoruz. 28 Şubat  müdahalesinden evvel nasıl bazı garip tiplerin piyasaya sürüldüğünü, bu  şahısların medya tarafından nasıl sürekli gündemde tutulduğunu gayet iyi  biliyoruz. Aynı şekilde Gezi olaylarında, 'Çukur' ve DEAŞ terörüne kadar devletin  içine sızmış FETO'cü alçakların milleti galeyana getirmek için neler  yaptıklarını, teröre nasıl göz yumduklarını da hepimiz çok iyi hatırlıyoruz. Bu  noktada hepimiz çok dikkatli olacak mahallelerimizde, çevremizde, oturduğumuz  apartman ve semtlerde birilerinin ortamı germesine asla müsaade etmeyeceğiz.  Kardeşliğimize sahip çıkacağız. Demokrasimize sahip çıkacağız. İnsanımızın birlik  ve beraberliğine sahip çıkacağız. Kınalı kuzuların kanlarıyla sulanan bu aziz  vatana sahip çıkacağız. 'Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet' diyerek  sembolleştirdiğimiz milli bekamızın garantisi Rabiamıza sahip çıkacağız.  Kardeşlerim, bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız hep  birlikte Türkiye olacak ve vatanımıza sahip çıkacağız."
 
 "Milli iradenin üstünde bir güç tanımadık"
 
23 Haziran günü İstanbullular olarak 5 yıl boyunca Fatih'in emaneti  İstanbul'u yönetecek Büyükşehir Belediye Başkanını seçeceklerini hatırlatan  Erdoğan, şöyle devam etti:
 
"Benim size İstanbul'a neler yaptığımızı anlatmama herhalde gerek yok.  Bunları en iyi bilen sizlersiniz ve İstanbul'a 24, 25 yılda neler yaptıysak  bilesiniz ki bundan sonra bunu çok daha üst düzeyde inşallah tecrübesiyle,  dinamizmiyle Binali Yıldırım kardeşimizle beraber devam ettireceğiz. Şimdiden bu  seçimlerin ülkemiz, milletimiz ve İstanbullu kardeşlerimiz için hayırlara vesile  olmasını diliyorum. Bugüne kadar milli iradenin üstünde bir güç tanımadık.  Demokrasimizin namusu olarak gördüğümüz sandığa canımız pahasına sahip çıktık.  Gezi olayları ve Mısır'daki darbe sırasında CHP'li vekiller 'Demokrasi sandıktan  ibaret değildir' dediler. Aynı ifade biliyorsunuz PKK'nın ifadesidir. PKK hiçbir  zaman demokrasiyi sandık olarak görmemiştir. Şimdi bunlara pazar günü bunun  sandıktan ibaret olduğunu göstermemiz lazım."
 
"Kefenimizi giyerek bu yola çıktık"
 
Son olarak 15 Temmuz gecesi birileri bankamatiklere koşarken  kendilerinin milletle omuz omuza vererek Türk demokrasisini tarihinin en büyük,  en kalleş saldırısından beraberce koruduklarını vurgulayan Erdoğan, şöyle  konuştu:
 
"Şimdi bakıyorsunuz 15 Temmuz gecesi tankların arasından kaçan  korkaklar bize ve millete demokrasi dersi vermeye yelteniyor. Mısır'daki darbeye  alkış tutanlar ne dediler? 'Erdoğan'ın akıbeti Mursi'den daha kötü olacak'  dediler. Kardeşlerim, şunu iyi bilin, biz kefenimizi giyerek bu yola çıktık.  Adeviye Meydanı'ndaki katliama sesini çıkarmayanlar şimdi kürsülerden ahkam  kesiyor. Oysaki biz bunların cemaziyelevvelini biliyoruz. İşte, bakın Cemal  Kaşıkçı olayıyla ilgili şu anda Birleşmiş Milletler raporunu açıklıyor ve raporda  Suudilerin bu işte kesinlikle suçlarının olduğunu, bu işte kesinlikle  bilgilerinin olduğunu şimdi Birleşmiş Milletler açıklıyor ve Türkiye'ye karşı  takındıkları tavrın yanlış olduğunu da söylüyorlar. Şimdi bunlar bu işin bedelini  ödeyecekler. Hesabını verecekler. Muhammed Mursi'nin ölümü normal bir ölüm  değildir. Muhammed Mursi'nin ölümü kesinlikle şaibelidir ve biz bunun da  takipçisi olacağız. 15 Temmuz destanını nasıl kontrollü darbe yaftasıyla Bay  Kemal öyle dedi ya- itibarsız hale getirmeye çalıştıklarını gayet iyi biliyoruz.  Cumhuriyet mitinglerinde 'Ordu göreve' diyenlere, Gezi olaylarında esnafın  dükkanını yakanlara, Çukur eylemlerinde sokakları ateşe veren bölücülere nasıl  kol kanat gerdiklerini de daha dün gibi hatırlıyoruz. Dün en zor zamanında  demokrasiye ve milli iradeye sahip çıkmayanların bugün haktan, hukuktan,  adaletten bahsetmesinin hiçbir kıymeti yoktur. Zaten artık ne biz ne aziz  milletimiz bunların söylediklerini nazara dikkate almıyor. Biz de onları  tutarsızlıklarıyla baş başa bırakıyor, ülkemiz ve geleceğimiz için verdiğimiz  demokrasi mücadelesine dört elle sarılıyoruz."
 
  
 

ETİKETLER