Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan önemli açıklamalar

AA |  17 Haziran 2019 Pazartesi - 21:19 | Son Güncelleme : 18 06 2019 - 5:57

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bizim  gözümüzde Mursi, inandığı dava uğruna verdiği mücadele sırasında hayatını kaybeden bir şehittir. Tarih, onu cezaevine atıp, idamla tehdit edenleri ve  şehadetine yol açan zalimleri asla unutmayacaktır." dedi.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen "94 Ruhuyla  Cihannüma ve Kadim Dostlar Buluşması"nda yaptığı konuşmada, kendisi aslen  doçentlik seviyesine kadar yükselmiş bir mühendis olan Muhammed Mursi'nin  Müslüman Kardeşler Hareketi içinde yürüttüğü demokratik mücadele ile öne  çıktığını söyledi.

Halkın desteği ile Mısır Cumhurbaşkanlığı görevine gelen merhum  Mursi'nin 2013 Temmuz'unda kanlı bir darbe ile kendi kabinesi içerisinde olan  zalim Sisi tarafından bir cunta hareketi ile devrilerek hapse atıldığını  hatırlatan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Kendisi ile hem Cumhurbaşkanı seçilmeden önce hem de seçildikten  sonra yakın dostluğumuz oldu. Darbe mahkemelerinde yargılanan ve idam cezasına  çarptırılan merhum Mursi'nin yine bir mahkeme salonunda son nefesini vermiş  olması, adeta kendisine ve halkına yıllardır yapılan zulmün bir sembolüdür.  Zalimler, mazlumların canlarına kastedebilir hatta onları öldürmek suretiyle  şehadete yürümesine vesile olabilirler. Fakat verdikleri mücadelenin izzetine  asla halel getiremezler."

Tüm Müslümanların, merhum Mursi'yi son nefesine kadar yürüttüğü onurlu  mücadele ile hatırlayacağını aktaran Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Şu anda bildiğiniz gibi yüzlerce, binlerce kardeşi ile beraber Mısır  cezaevlerinde bu süreci yaşıyordu Mursi. Ama onlar asla pes etmediler, pes  etmemek suretiyle de bugüne kadar orada da dışarıda da direndiler. Bana da çok  teklifler geldi ve bu tekliflerin hiçbirini de asla kabul etmedim. 'Onun oturduğu  masada asla oturmam.' dedim, 'Onunla görüşme asla yapmam.' dedim. Zira, bizim  zalimlerle bu noktada hele hele kardeşlik seviyesinde farklı dayanışmamızın  olduğu bir kardeşimiz Mursi'nin adete katili durumunda olan kişi ile bir araya  gelmemiz mümkün değildi. Bugüne kadar da gelmedik.

Bizim gözümüzde Mursi, inandığı dava uğruna verdiği mücadele sırasında  hayatını kaybeden bir şehittir. Tarih, onu cezaevine atıp, idamla tehdit edenleri  ve şehadetine yol açan zalimleri asla unutmayacaktır. Bu vesileyle bir kez daha  Muhammed Mursi'ye Allah'tan rahmet, ailesine, Mısır halkına ve tüm sevenlerine  baş sağlığı diliyorum."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugünkü buluşmaya böyle hüzünlü bir haberle  başladığı için üzgün olduğunu dile getirerek, şunları kaydetti:

"Ama bize düşen görev, mensubu olduğumuz kadim medeniyetimizi  yükseltme davamıza sıkı sıkıya sahip çıkmaktır. Bu yolda gerekirse canımız  pahasına mücadele etmek, bizden sonraki nesillere bırakacağımız en büyük miras  olacaktır. Bunun için bugün burada medeniyet davamızın kuruluşlarından biri  olarak gördüğümüz Cihannüma ailesi ile birlikte olmaktan bahtiyarlık duyuyorum.

Ülkemizin farklı köşelerinden toplantımıza teşrif eden büyüklerime,  kardeşlerime medeniyetlerin başkenti, İslam dünyasının göz bebeği, Fatih Sultan  Mehmet'in rüyası, Halidip Nebiyyü Ensari Hazretleri'nin şehri İstanbul'a hoş  geldiniz diyorum. Bizleri böylesine güzide bir toplulukla bir araya getiren  Cihannüma ile İstanbul Dostluk Derneğimizin muhterem üyelerine, yöneticilerine ve  gönüldaşlarına bu anlamlı toplantı için en kalbi şükranlarımı sunuyorum."

"94 senesi siyasi tarihimizin en önemli dönüm noktalarından biridir"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cahit Zarifoğlu'nun "Bir duruşu olmalı insanın  / Bir bakışı, bir anlayışı, bir aşkı, bir davası olmalı" dizelerini okuyarak,  konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bugün burada, ömrünü insanlığın kurtuluşuna adamış büyük ve güçlü  Türkiye davasına gönül vermiş 10 yıllardır ülkemizde milli iradenin neferliğini  birçok kez yapmış kardeşlerim bulunuyor. Bugün aramızda karşılığını sadece  Mevla'dan bekleyerek, Hakk'ın ve halkın rızası için ter dökmüş, çile çekmiş  kardeşlerim bulunuyor. Bugün bu salonda Anadolu'nun bağrından çıkıp, her türlü  engeli aşarak, ekonomide, siyasette, ticarette, bürokraside, sivil toplum ve  sosyal hayatta yer tutmuş, davamıza ve insanımıza hizmetkarlık yapan pek çok  kardeşimiz var. Merhum Erbakan Hocamızın o kendine has ifadesiyle 'Hayra motor,  şerre fren' misyonu ile hareket tüm arkadaşlarımıza ülkem ve milletim adına  teşekkür ediyorum."

Erdoğan, bugünkü toplantının temasının "94 ruhuyla büyük buluşma"  olarak belirlenmesinin son derece manidar olduğunu ifade ederek, "Zira 1994  senesi, siyasi tarihimizin en önemli dönüm noktalarından biridir. 1994 yılı  sadece bizim hareketimiz için değil, aynı zamanda Türk siyasi hayatı için de bir  kırılmadır, yeni bir milattır. Ülkemizdeki hukuk, adalet, özgürlük ve demokrasi  mücadelesi açısından 1950 seçimleri ne kadar önemliyse, 1994 seçimlerinde  yakalanan başarı da aynı şekilde önemlidir." dedi.

"Yolumuzdan geri dönmedik"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 1994 mahalli idareler seçimlerinde  ilk defa İstanbul ve Ankara'nın yanı sıra 6'sı büyükşehir toplam 28 ilin belediye  başkanlığını kazandıklarını belirterek, şöyle devam etti:

"Rabb'imizin inayeti ve necip milletimizin desteği ile her iki seçimde  de tarihi seçim zaferine imza attık. Fakat adaylık sürecimizden seçim  kampanyamıza kadar bu dönem boyunca pek çok zorlukla pek çok sıkıntıyla  karşılaştık. Medya kuruluşlarından iş dünyasının çatı örgütlerine, vesayet  güçlerinden mafyatik yapılara kadar farklı odakların tehditlerine maruz kaldık.  Tüm saldırılar karşısında iman varsa, imkan da vardır diyerek her türlü zorluğa,  yokluğa, imkansızlığa rağmen yolumuzdan geri dönmedik.

Basın yayın organlarının iftiralarına, bütün bunlara yönelik karakter  suikastlerine, şahsımız ve partimiz hakkında yaptıkları karalama kampanyalarına  prim vermedik. Devletin içine çöreklenmiş çetelerden gelen tehditlere asla boyun  eğmedik, hiç kimseyi dışlamadık. Hiç kimseyi ötekileştirmedik. Dış görünüşü,  siyasi görüşü, etnik kökeni, inancı, mezhebi, meşrebi ne olursa olsun hiç kimseye  ön yargılı bakmadık. Fatih'teki insanımıza nasıl ulaşmaya çalışıyorsak,  Kadıköy'deki, Beyoğlu'nun arka sokaklarındaki kardeşlerimize de mesajlarımızı  ulaştırmaya, projelerimizi anlatmaya çalıştık."

İstanbul'un dışlanmış semtlerinden başlayarak, girilmedik hane, kapısı  çalınmadık ev, eli sıkılmadık esnaf bırakmadıklarını anlatan Erdoğan, bu süreçte  bilhassa kadınların ve gençlerin dinamizminden azami derecede istifade  ettiklerini söyledi.

Yapılan eleştirilere, önlerine çıkarılan engellere aldırmadan,  İstanbulluların her birine ulaşmanın gayretinde olduklarını ifade eden Erdoğan,  "Zira şuna inanıyoruz. 'İnanıyorsanız, muhakkak üstünsünüz.' ilahi müjdesini  kendimize rehber kılarak gece gündüz demeden çalıştık, ter döktük, mücadele  ettik." dedi.

ERDOĞAN O ANISINI ANLATTI

Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde 94 Ruhuyla Cihannüma ve Kadim  Dostlar Buluşması programındaki konuşmasında, milletin verdikleri mücadeleyi ne  kadar sahiplendiğini göstermesi için bir anısını anlattı.

Gençlerin bu hadiseden dersler çıkarmasını istediğini ifade eden  Erdoğan, 1994'te seçim çalışmaları için İstanbul'u dolaştığını, insanlarla  kucaklaştığını anlattı.

"Ama birilerinin kucaklaştığı gibi değil ha. Bizimki farklı." diyen  Erdoğan, İstanbul'un bir ilçesinde esnaf ziyareti yaptıkları sırada yanlarına  gelen 7-8  yaşlarındaki bir kız çocuğunun annesinin eline tutuşturduğu iki  bileziği ve kendi küçük bileziğini avuçlarına bırakarak, "Bunları annem size  gönderdi. Seçildikten sonra sakın bizi unutmasın, dedi." dediğini anlattı.

Çocuğun kendilerinin tepki vermesine fırsat bırakmadan yanlarından  hızlıca uzaklaştığını dile getiren Erdoğan, "Bu asla sıradan bir vaka değildir.  Bilakis 1994 ruhunu en iyi anlatan, bu hareketi 1994'te İstanbul'da zafere  taşıyan manevi atmosferi en güzel şekilde resmeden olaylardan birisi işte budur."  şeklinde konuştu.

Parti teşkilatlarının kuruluşundan seçim çalışmalarına kadar bunun  gibi gözlerini yaşartan, sorumluluğu anımsatan onlarca hadise yaşandığını ifade  eden Erdoğan, milletin tıpkı 1950'de merhum Adnan Menderes'i, 1983'te merhum  Turgut Özal'ı sahiplendiği gibi 1994'te de kendi hareketlerini sahiplenerek,  bağırlarına bastığını anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, annelerin avuçlarına sadece kollarından  çıkardığı bileziği değil, canından aziz bildiği 7-8 yaşındaki kız çocuğunun da  istikbalini, hayallerini ve umutlarını avuçlarına bıraktığını vurgulayarak, şöyle  devam etti:

"Kardeşlerim şunu hiçbir zaman unutmayın. Bu mücadele nice isimsiz  kahramanın fedakarlıklarıyla bugünlere ulaşmıştır. Yine unutmayın ki bu aziz dava  milletin hayır duasıyla bugünlere erişmiştir. Başardığımız her şeyi önce Allah'ın  yardımına, sonra davamıza olan bağlılığımıza ve elbette bu kutlu yolda yaptığımız  öz verilere borçluyuz. 1994'te işte böyle çetin bir mücadelenin ardından göreve  geldim. Büyükşehir Belediye Başkanı seçildiğimizde sadece başkanlık yetkisini  değil, aynı zamanda bize oy veren, güvenen, tıpkı minik yavrumuz gibi geleceğini  bize emanet eden kardeşlerimizle beraber tüm İstanbul'un umudunu da üstlendik.  Başarısız olmak gibi bir seçeneğimiz yoktu. Milletimizi hayal kırıklığına  uğratmak, milletimizin güvenini zedelemek gibi bir ihtimali aklımıza dahi  getirmedik. Başarmak, insanımıza verdiğimiz sözleri yerine getirmek, annelerin  babaların itimadına layık olmak zorundaydık."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Büyükşehir Belediye Başkanı olarak 4,5 yıl  görev yaptığını, bu süre boyunca milletin emanetini yere düşürmediğini, gözünü  rant bürümüş menfaatperestlerin, garip gurebanın, fakir fukaranın, tüyü bitmemiş  yetimin, öksüzün hakkına el uzatmasına asla müsaade etmediklerini kaydetti.

İstanbul'a olması gerektiği gibi sahip çıkmanın, layık olduğu şekilde  hizmet etmenin çabasını güttüklerini, bahanelerin ardına saklanma kolaycılığına  kaçmadan millete olan taahhütleri tek tek gerçeğe dönüştürdüklerini belirten  Erdoğan, gerek seçim sürecindeki çalışmalar gerekse belediyecilikteki ortaya  koydukları başarılarla İstanbul'da sessiz bir devrime imza attıklarını vurguladı.

"İdeolojik belediyeciliğin yerini herkesi kucaklayan bir anlayış  aldı"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 1994'ten itibaren hem  belediyelerin iradesinde hem de belediyecilik hizmetlerinde ülkede yepyeni bir  dönemi başlattıklarını dile getirerek, şöyle konuştu:

"Böylece İstanbul senelerdir ufkunu karartan, üzerine adeta karabasan  gibi çöken faşist CHP zihniyetinden kurtuldu. Milletimiz ilk kez 24 saat kapısını  kendine açık tutan, derdiyle dertlenen, sevincine ortak olan, sıkıntılarına çözüm  üreten, halka hizmeti Hakk'a hizmet olarak gören farklı bir zihniyetle buluştu.  İnsanlarımız belediyelerde çözüm yerine bahane üreten beceriksiz kadrolar yerine  her türlü meselesiyle ilgilenen, dinamik, vizyoner, gayretli bir kadroyla  tanıştı. Millete tepeden bakan, milleti hor, hakir gören, gerici, yobaz,  takunyalı diyerek sürekli insanımızı aşağılayan ideolojik belediyeciliğin yerini  hiçbir ayrım yapmadan herkesi kucaklayan kuşatıcı bir anlayış aldı. Şimdi  'Herkesi kucaklamak için geliyorum.' diyen kişi, Ordu'da bu milletin, bu devletin  valisine ne diyor? İt diyor. Bu nasıl kucaklama ya. Sen her şeyden önce bu  devletin valisine tahammül edemiyorsun. Ona kalkıp bu ifadeyi kullanıyorsun. Sen  İstanbul gibi bir şehre belediye başkanı olmak için yola çıkıyorsun."

Erdoğan, başta İstanbullular olmak üzere tüm millete seslendiğini  belirterek, "Böyle bir kişi benim milletimden, başta Ordu Valimiz olmak üzere  özür dilemedikçe bir defa böyle bir adaylığa bırakın layık olmak, böyle bir  makama gelemez. Bu makamda bulunanların her şeyden önce edeple bu makama gelmesi  lazım. Bundan sonra bu milletin polislerine 'şerefsizler' ifadesini kullanan bir  güruhun da yanında olduğunu düşünün. Bu da işin bir diğer yanı. Şu anda seçim  sathı mailindeyiz. Valimiz tabii ki bunu yanında bırakmayacaktır. Davasını açmak  suretiyle süreci devam ettirecektir. Fakat bizler kendisine 'Şu seçim  atlatılsın.' dedik. Hiç kullanmaya gerek yok." ifadelerini kullandı.

"Kadir kıymet bilmek çok önemli"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul'da çok sayıda projeyi  hayata geçirdiklerini ifade ederek, "24 sene İstanbul'a ne yaptınız ki, diyor.  Gözleri vardır görmez, kulakları vardır duymaz, dili vardır hakkı hakikati  söylemez." dedi.

Susuz bir İstanbul'u suya kavuşturduklarını, dağları delerek Istranca  Dağları'ndan, 230 kilometre uzaklıktaki Melen'den İstanbul'a suyu getirdiklerini  belirten Erdoğan, İstanbul Boğazı'ndan suyu geçirdiklerini anlattı.

Erdoğan, İstanbul'daki bütün kavşakları yaptıklarını, metrobüs hattını  kurduklarını, dünyanın en büyük havalimanı ilk üçün içerisinde kente  kazandırdıklarını dile getirerek, yine Avrasya Tüneli'ni yaptıklarını, bu  süreçlerin İstanbul Belediye Başkanı Adayı Binali Yıldırım ile yürüdüğünü  kaydetti.

Şu ana kadar 350 milyon yolcunun Marmaray'dan geçtiğini belirten  Erdoğan, "Kendisi de dün akşam, oradan geçtiğini söylüyor. İyi ki geçtin. Ama  kadir kıymet bilmek çok önemli. Birinci köprüyü, ikinci köprüyü yapandan Allah  razı olsun. Üçüncü de bize nasip oldu, biz yaptık." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kentin kirli havasını ortadan kaldırdıklarını  ifade ederek, "Şimdi yatıyor, kalkıyor 'Bütçe' diyor. Göreve geldim, 2,5 milyar  dolar borcumuz vardı. Devraldık, teslim ederken 1 milyar 250 milyon dolar borçla  ben devrettim. Şimdi rakam tabii ki o günden bugüne, İstanbul bir taraftan  büyüyor, yatırımlar sürekli olarak artıyor ve şimdi rakam çok daha ilerilerde.  Ama önce bunu bir gör. Bak nereden nereye geldi." şeklinde konuştu.

Bunun İstanbul’un hava kirliliğini büyük oranda azalttığını aktaran  Erdoğan, "Hatırlayın gazeteler maske dağıtıyordu, maske. O günlerden hamdolsun bu  günlere geldik. Bunlar yapıldı ve İstanbul’un birçok ilçelerinde seçim  kampanyalarında çizmelerle dolaştık. Kimden almıştık o ilçeleri, CHP’den  almıştık. Onun için biz diyoruz ki CHP çöptür, çukurdur, çamurdur. Bunların  yapısı bu ve yoğun bir şekilde şu anda millet bahçelerini çoğaltmanın hesabı  içindeyiz, millet kıraathanelerini aynı şekilde ve bunları devam ettireceğiz."  diye konuştu.

Erdoğan, 1994’ten önce yolsuzlukla, yoksullukla ve yasaklarla anılan  bir İstanbul’un, bugün ise geleceğine güvenle bakan bir İstanbul’un olduğunu  kaydetti. 

İstanbul’un 1994 yılından önce çöple çamurla çukurla gündeme geldiğine  işaret eden Erdoğan, bugün Marmaray’la Avrasya Tüneli'yle Yavuz Sultan Selim  Köprüsü'yle dünyanın en büyüklerinden olan İstanbul Havalimanı ile gündeme gelen  bir kentin olduğunu vurguladı. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İnşallah bu kalkınma hamlesini Binali Bey  kardeşimin şehreminliğinde 23 Haziran seçimlerinden sonra devam ettireceğiz.  Buradan hareketle 6 günümüz var. Bu 6 gün çok çalışmamız lazım, çok gayret  etmemiz lazım ve böylece 6 günün sonunda pazar akşamı inşallah bu müjde ile  pazartesiye girmemiz lazım.” ifadelerini kullandı. 

Büyük ve güçlü Türkiye davasını hedeflerine ulaştırabilmek için  önlerindeki imtihanları alınlarının akıyla vermek zorunda olduklarını dile  getiren Erdoğan, son 6 yıldır, özellikle de 31 Mart tarihinden bu yana, şahit  oldukları hadiseler, hoyratlıklar, pervasızlıkların  Türkiye’yi ve İstanbul’u ne  tür bir felaketin beklediğini ortaya koyduğunu söyledi.  

"Bu FETÖ sanatıdır"

Erdoğan, CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ekrem  İmamoğlu’nun "18 günde neler yaptım" dediğini aktararak, şunları kaydetti: 

"Ben söyleyeyim neler yaptığını, 18 günde başkan vekillerinin  ofislerinin, odalarının kilitlerini sökmekle meşgul oldu. Veri kopyalama diye bir  olayın içerisine girdi. Madem seçildin bu işlerle niye uğraşıyorsun? Bu FETÖ  sanatıdır. Her şeyden önce 31 Mart seçimlerinde yaşananlar, CHP zihniyetinin  İstanbul’u geri almak için neler yapabileceğini çok açık, net göstermiştir.  İstanbul’daki rövanşın geçmişini hatırlayın,  Gezi olaylarında hatırlayın, ne  diyorlardı? 1453’e kadar götürdüklerini duvarlara yazmaktan, medyada açıkça ifade  etmekten dahi çekinmediler, çekinmiyorlar.  Ne diyordu?  ‘Zulüm 1453te başladı’  CHP’nin adayı ve onu parlatan lobiler,  18 gün süre ile işgal ettiği koltuğu,  İstanbul’un 25 yıllık kazanımlarının yanında tüm geçmişi ile hesaplaşmanın aracı  haline dönüştürmenin gayreti içine düşmüşlerdir.  Belediyenin verilerinin nereye  aktarılacağı belli olmayan bir şekilde kopyalanmaya çalışılmasından gönüllü  kuruluşlara yapılan yardımlara kadar, her konuda bir hesaplaşma, adeta bir öç  alma siyaseti güdülmüştür.”

Belediyelerin, vakıflarla iş birliğine girebildiğini anlatan Erdoğan,  "Nakdi para verme gibi bir durum tabii ki olmaz ama birçok hizmeti onlarla  birlikte yapmak hem belediyelerin hem de devletin olmazsa olmazları içindedir.  Devletin Vakıflar Genel Müdürlüğü vardır.  Ne iş yapar bu Vakıflar Genel  Müdürlüğü? İşte bu tür vakıflarla iş birliğine girer. Onlara parasal değil, ya  ayni olarak arazi tahsisleri vs bu tür şeyleri yapar ve oralarda birçok  hizmetleri de o STK’lar vasıtasıyla yürütür. Bu beylerin malum STK’ları  vasıtasıyla yıllarca bu ülkede yaptıklarını biz bilmiyor muyuz? Hepsini biliyoruz  ama baktık ki dün akşam bu tür şeylerden bahsediyor, bir de isim veriyor. Ben de  mi isim vereyim yani? Ben o seviyeye düşmem. Ama biz yaptığımız işleri hukuk  içerisinde nasıl yürütüldüğünü bilerek, dikkatli bir şekilde bu güne kadar  yaptık, yapmaya da devam ederiz." ifadelerini kullandı.  

"Şu anda işçileri dışarı atıyorlar"

Bolu’da, Yalova’da, Antalya’da İzmir’de ve daha birçok yerde olduğu  gibi İstanbul Büyükşehir'de de gözlerin evine helal rızık götürmeye çalışan  emekçilere dikildiğini belirten Erdoğan, "Şu anda buralardaki işçileri dışarı  atıyorlar mı? Atıyorlar. Hani sen diyordun ki 'şu partili, bu partili, ben  kimseyi ben dışarı attırmam, atmam, şudur, budur.' Şimdi bak, Bolu’dan yola  çıktılar işçiler yürüyor. Genel merkezinizin önüne kadar yürüyecekler.  Daha önce  söylediklerini haydi bir daha tekrar et. Bakalım ne diyeceksin? Çünkü bunların  mumu yatsıya kadar bile yanmadı." diye konuştu. 

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın CHP zihniyetine   geçtiğinde asıl değişecek olanın İstanbul’a bakış ve dolayısıyla medeniyet,  tarih, kültür anlayışındaki savrulma olacağını vurgulayan Erdoğan,  şunları  kaydetti: 

"İşte Bilecik Belediyesi’nde Osmanlı motiflerini duvarlardan  kazıdılar. Bunlar bu. İstanbul’a yapılacak en büyük kötülük, Gezi olaylarında ve  daha birçok olayda  tezahürlerini gördüğümüz CHP faşizminin bu şehrin üzerine  tekrar bir karabasan gibi çökmesi olacaktır. Milletin inancıyla İstanbul’un  tarihiyle kavgalı, azgın azınlığın bu şehrin dokusunu, bu şehrin kadim  karakterini bozmasına izin veremeyiz.”   

"İstanbul’u 1994 öncesi karanlık günlerine, tekrar döndüremeyiz" 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu anda zaten İstanbul Büyükşehir Belediyesinin  meclisinin kahir ekseriyetinin,  komisyonların tamamının AK Parti’den oluştuğunu,  başkan vekilliklerinin de öyle olduğunu,  bütün bunlara asla sonuna kadar müsaade  etmeyeceklerini söyledi. "Biz diyoruz ki bu noktada 25 tane ilçe belediyesi ile merkezi  yönetimle Büyükşehirle üç olsun, inşallah güç ve güçlü olsun diyoruz.” ifadesini   kullanan Erdoğan,  “Tüm umutlarını bizlerin tökezlemesine bağlayan Türkiye  düşmanlarına bekledikleri fırsatı veremeyiz. İstanbul’u 1994 öncesi karanlık  günlerine, tekrar döndüremeyiz. Buradaki hiçbir kardeşimin böylesi ağır bir  vebalin altına girmeyeceğine inanıyorum” dedi.

Tesadüflerin, çıkarların bir araya getirdikleri değil, ortak  hayallerin, ortak hedeflerin, ortak ideallerin buluşturduğu insanlar olduklarını  dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

“Bizler, birlik olmadan dirlik olmayacağına inanan, aynı davaya, aynı  sevdaya gönül vermiş insanlarız. Bizler 'la galibe illalah' diyen, zaferin  sahibinin sadece Allah olduğuna iman eden bir geleneğin temsilcileriyiz. Bizler  toplu vuran yürekleri sindirecek hiçbir gücün olmadığını bilen, bu mücadeleye  böyle yaklaşan bir hareketiz. Bizler, 'hesaba çekilmeden önce nefsinizi hesaba  çekin' ilahi emrine ram olan bir kadroyuz. Elbette eleştirilerimizi yapacak,  hatalarımızı, yanlışlarımızı birbirimizin yüzüne cesaretle söylemekten  çekinmeyeceğiz ama mücadelemizi yürütürken de tıpkı bir duvarın tuğlaları gibi de  birbirimize kenetlenecek, yek vücut olarak çalışmalarımıza devam edeceğiz.”    

“Davaya kırgınlık asla olamaz” 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, şunları söyledi: 

"Kardeşlerim şunu da üzülerek söylüyorum, kırgınlar var, kırgınlıklar  var. Değerli kardeşlerim kişinin kişiye kırgınlığı olabilir ama davaya kırgınlık  asla olamaz. Hepimiz bir hizmetin içindeyiz, öyleyse bu davada kırgınlık diye bir  şey asla olamaz. İlk gençlik yıllarımızdan itibaren biz işte böyle bir  hassasiyetle, böylesi teşkilat terbiyesi ile yetiştik. 40 yıldır aralıksız  sürdürdüğümüz demokrasi mücadelesini de yine bu anlayışla  verdik. 

Şunu bir defa unutmayacağız. Kibri, tekebbürü hiçbir zaman kapımıza  yaklaştırmayacağız. Zorluklar karşısında yılmadık, saldırılar karşısında  sinmedik, 12 Eylül darbesinin ve 28 Şubat müdahalesinin üzerimize abandığı o  meşum günlerde dahi bir an olsun yeise düşmedik. Sırtını vesayet odaklarına  dayamış bir avuç millet ve memleket düşmanının mazlumların umudu olan bu ülkenin  geleceğini çalmasına müsaade etmedik. Bugün de aynısını yapacağız.” 

“İstanbul’un anahtarını, bu şehrin kıymetini bilecek bu şehre hizmet  etmeyi en büyük şeref addedecek emin ve ehil bir el olan Binali kardeşimize  teslim edeceğiz”  diyen Erdoğan,  23 Haziran seçimlerinde sırt sırta vererek  İstanbul’un ve Türkiye’nin önünde yeni bir yol açacaklarını söyledi.  

"23 Haziran’da takiye siyaseti kaybedecek"

Erdoğan, 1994 ruhu ile çalışıp koşturarak yalan siyasetinin, milletin  kafasını karıştırmasına müsaade etmeyeceklerini belirterek,  şunları kaydetti:

“Unutmayın,  hakikat güneşinin eritemeyeceği hiçbir yalan yoktur.  Karanlık ne kadar koyu olursa olsun bir mumun aydınlığı onu delmeye yeter.  İnşallah  23 Haziran, CHP adayının büftan ve iftira siyasetinin milletimiz  tarafından çöpe atıldığı gün olacaktır.  

23 Haziran, siyaset mühendislerinin parlatmaya çalıştığı küfürbazların  sandığa gömüldüğü gün olacaktır. İnşallah 24 Haziran İstanbul’un özünde, tevazu,  samimiyet ve gayretin olduğu gönül belediyeciliği ile yoluna devam etme  kararını  verdiği gün olacaktır. 23 Haziran’da takiye siyaseti kaybedecek, bir kez daha  samimiyet kazanacaktır.”   

“Gün safları sıklaştırma günüdür” 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: 

"Dönem, İstanbul’un maslahatını, milletin menfaatini, ülkenin  bekasını, her türlü küskünlüğün, kızgınlığın önüne koyma dönemidir. Gün fitneyi  büyütme, kırgınlıkları derinleştirme günü değil, bir olma, beraber olma,  kenetlenme, safları sıklaştırma günüdür. İstanbul’un istikbali, karşımdaki bu  kadronun omuzlarındadır.  Türkiye’nin aydınlık geleceği, her birinizin vereceği  mücadeleye bağlıdır. Unutmayalım ki son pişmanlık fayda vermez, ‘keşke’ dememek,  ‘eyvah’ dememek, ömür boyu yüreğimizi yakacak  bir nedamet duygusu yaşamamak için  önümüzde sadece bugünü saymazsak 5 günümüz var. Buradaki her bir dava  arkadaşımızın, sorumluluğun bilinciyle hareket edeceğine inanıyorum, sizlerden 23  Haziran’da hem oyunuza, hem sandığınıza hem de sonrasındaki süreçlere sıkı sıkıya  sahip çıkmanızı istiyorum.  

Bu yolda rehberimiz, pirimiz, Yunus Emre’dir. Ne diyor Aşık Yunus?   ‘Bir kez gönül yıktın ise bu kıldığın namaz değil/ Yetmiş iki millet dahi, elin  yüzün yumaz değil/  Bir gönül yaptın ise, er eteğin tuttun ise/Bir kez hayrettin  ise, binde bir ise az değil.” 

Bir gönül yapmayı az görmeyecek, bu 5 gün boyunca İstanbul’da  mesajlarını ulaştırmadık tek bir kişiyi bırakmayacaklarını vurgulayan Erdoğan,  bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da hakkın hatırını yere düşürmeyeceklerini,  millete hizmet yolundan asla geri adım atmayacaklarını vurguladı. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cihannüma Derneği’ne çalışmalarında  muvaffakiyetler dileyerek, "Başta merhum Prof. Dr.  Necmettin Erbakan Hocamız  olmak üzere, davamızın bugünlere ulaşmasında emeği, katkısı, alın teri olan  herkesi hürmetle yad ediyorum. 20 sene önce elim bir trafik kazasında Hakka  uğurladığımız Milli Gençliğin önderlerinden  Adnan Demirtürk kardeşimiz ile yine  bir trafik kazasında  kaybettiğimiz Ali Soylu kardeşime de bir kez daha   Allah’tan rahmet diliyorum. Mevlam onlardan razı olsun,  Rabbim onları  fedakarlıklarının karşılığı olarak Peygamber Efendimize komşu eylesin. Rabbim  bizi de şehitlerimizin yolundan, insanlığa hizmet davasından ayırmasın.” diye  konuştu. 

94 Ruhuyla Cihannüma ve Kadim Dostlar Buluşması’na Cumhurbaşkanı  Yardımcısı Fuat Oktay, AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, Hazine ve  Maliye Bakanı Berat Albayrak, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, eski TBMM başkanları  İsmail Kahraman ve Mehmet Ali Şahin, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Mahir  Ünal ve Hayati Yazıcı, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, AK Parti İstanbul İl  Başkanı Bayram Şenocak katıldı. 

Program sonunda Cihannüma Derneği Genel Başkanı Mustafa Şen ve  Cihannüma Kurucu Genel Başkanı Yusuf Tekin tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan’a  tablo hediye edildi.