Cumhurbaşkanı Erdoğan: Fuat Hoca, İslam değil de Roma veya Bizans deseydi...

AA |  23 Mayıs 2019 Perşembe - 14:08 | Son Güncelleme : 23 05 2019 - 17:14

'2019 Prof. Dr. Fuat Sezgin Yılı' Toplantısı'nda konuşma yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Şayet Fuat Hoca, İslam değil de mesela Roma veya Bizans tarihi çalışmış olsaydı emin olun hayatının sonuna kadar İstanbul Üniversitesi'nde kalmaya devam ederdi. Sıkıntı burada, dert burada." dedi.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Dünya  çapında böyle bir bilim adamının (Fuat Sezgin) 1960 darbesinin ardından İstanbul  Üniversitesinden uzaklaştırılması tarihimizin en büyük ayıplarından biridir."  dedi. 
 
Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen 2019 Prof. Dr.  Fuat Sezgin Yılı Toplantısı'nda konuşan Erdoğan, salondaki katılımcıların  Ramazan-ı Şerif'ini tebrik, toplantıya katılımları için teşekkür etti.
 
Erdoğan, 1 Temmuz 2018 yılında vefat eden Fuat Sezgin'i rahmet ve  saygıyla andı.
 
Sezgin'in ilim adamlığı konusundaki kararlı duruşuna yakından şahit  olduğunu belirten Erdoğan, "Hocamız, aynı zamanda ülkesine ve milletine derin bir  muhabbetle bağlıydı. Bu sebeple ömrünün son yıllarında eserlerini, kitaplarını,  tüm birikimini ülkemize kazandırmanın, milletimizin istifadesine sunmanın gayreti  içinde olmuştur. Eserlerinin büyük bir kısmını ülkemize kazandırdı. Bir diğer  kısmı da şu anda mahkemelik. İnşallah o mahkeme de kazanılmak suretiyle onları da  ülkemize getireceğiz." diye konuştu.
 
Gülhane Parkı içindeki Eski Has Ahırlar binası içinde açılan İslam  Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesinin yerini, bizzat kendisine gezdirdiklerinde  Fuat Sezgin'in belirlediğini anlatan Erdoğan, başbakanlığı döneminde müzenin  hazırlığını merhum Sezgin ile birlikte yürüttüklerini aktardı.
 
"ESERLERİ ARAŞTIRMACILARIN VE GENÇLERİN HİZMETİNE SUNULACAK"
 
Fuat Sezgin'in vefatından sonra müzenin hemen karşısındaki ebedi  istirahatgahına defnedildiğini hatırlatan Erdoğan, "Hocamızın eserleri yanında  şahsi kütüphanesi başlı başına bir hazine değerindedir. İnşallah bunları da vakıf  ve müze bünyesinde en güzel şekilde koruyacak, değerlendirecek, gelecek nesillere  aktaracağız. Hocamızın eserlerinden bir set de Cumhurbaşkanlığı Kütüphanemizin en  kıymetli bölümü olarak araştırmacılarımızın ve gençlerimizin hizmetine  sunulacaktır." ifadelerini kullandı.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yayınlanan bir genelgeyle 2019 yılını Fuat  Sezgin yılının olarak ilan edildiğini, yıl boyunca yapılacak etkinliklerin  koordinasyonuyla  Prof. Dr. Fuat Sezgin İslam Bilim Tarihi Araştırmaları Vakfı  ile Kırıkkale Üniversitesinin görevlendirildiğini söyledi.
 
Türkiye'nin yanı sıra Avrupa ve Türk Cumhuriyetlerini de kapsayan  geniş coğrafyada yaklaşık 800 etkinliğin gerçekleştirileceğini bildiren Erdoğan,  devam eden bu etkinliklerin yıl sonuna kadar süreceğini belirtti.
 
 
"HOCAMIZA ALMANYA'NIN SAHİP ÇIKMASI BOŞUNA DEĞİLDİ"
 
Fuat Sezgin'in 94 yıllık hayatının her safhasının paha biçilmez  derslerle dolu olduğunu vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:
 
"Dünya çapında böyle bir bilim adamının 1960 darbesinin ardından  İstanbul Üniversitesinden uzaklaştırılması tarihimizin en büyük ayıplarından  biridir. Peki İstanbul Üniversitesinden uzaklaştırılan Fuat Sezgin çalışmalarını  nerede devam ettirdi? Almanya'da devam ettirdi. Önce Frankfurt, ardından Goethe  Üniversitesi Fuat Hocamızın ilmi çalışmalarına zemin oluşturdu, destek verdi. Bizim kıymetini bilemediğimiz hocamıza Almanya'nın sahip çıkması boşuna değildi.  Hocamız İslam bilim ve teknoloji tarihi bakımından eşi bulunmaz eserlerinin  önemli bir bölümünü tabii olarak çalışmalarını yürüttüğü ülkenin diliyle yani  Almanca olarak yayınlamıştır. Bunun anlamı, bu eserlerin bilim tarihine Alman  patentli olarak geçmiş olmasıdır.
 
Açık konuşmak gerekirse, Hocamızın ülkemizde barındırılmamasının  sebebi yürüttüğü çalışmalarının başındaki İslam ifadesidir. Şayet Fuat Hoca,  İslam değil de mesela Roma veya Bizans tarihi çalışmış olsaydı, emin olun  hayatının sonuna kadar İstanbul Üniversitesinde kalmaya devam ederdi. Sıkıntı,  dert burada... İlim insanına sahip çıkmadığınız zaman, işte ona Alman sahip çıkar ve Alman sahip çıktığı zaman da bu eserler Almanca dünyada yerini bulur. Halbuki  İslam alimlerinin çalışmaları incelenmeden dünya bilim tarihinin incelenebilmesi  de yazılabilmesi de mümkün değildir. Sadece ve sadece yürüttüğü çalışmaların  başında İslam ifadesi geçiyor diye Hocamızı bir kalemde silip atanlar, ortaya  çıkan dünya çapındaki eserlerin şerefini kendi elleriyle Almanya'ya  bağışlamışlardır."
 
"İlim Çin'de bile olsa arayınız." diyen bir medeniyetin mensupları  olarak kendi ilim erbabına, ilmi birikimine sahip çıkılmamış olunmanın  sebeplerinin çok iyi düşünülmesi gerektiğini belirten Erdoğan, İstanbul  Büyükşehir Belediye Başkanlığından başlayarak, Başbakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı  dönemlerinde yürüttüğü çalışmalarda bu anlayışı kendine düstur edinmeye  çalıştığını söyledi.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul'u dünyanın en gözde ilim ve kültür  merkezlerinden biri haline getirmek için her türlü gayreti gösterdiğini,  üniversiteleri 81 vilayetin tamamına yayarak, yüksek öğrenime erişimi  kolaylaştırdıklarını ve bilim insanlarının önünde geniş bir çalışma alanı  oluşturduklarını ifade etti.
 
Bitlis'teki, Iğdır'daki, Hakkari'deki bir gencin okumak için  İstanbul'a gelebilme imkanına sahip olmadığı için okuyamadığına işaret eden  Erdoğan, tüm ilmi müesseseleri öğrencilerin ayaklarına götürdüklerini dile  getirdi.
 
Üniversite sayısını 76'dan 206'ya çıkardıklarına dikkati çeken  Erdoğan, 81 vilayetin 81'inde de üniversite olduğunun altını çizdi.
 
 
Iğdırlı'nın Iğdır Üniversitesinde okuyabildiğini belirten Erdoğan,  "Hiçbirini bundan mahrum etmedik. Niye? Eğer ilme sahipseniz, sevdalıysanız,  ilmin önünü açacaksınız, ilim adamlarımın önünü açacaksınız. Biz bunu yaptık.  Bütün bunları yaparken bir yandan da eski dönemin bakiyesi bağnazlıklarla, kendi  medeniyetine ve kültürüne husumeti çağdaşlık zanneden sömürge aydınıyla mücadele  ettik. Bu zihniyeti tümüyle ortadan kaldıramamış olsak da bilimsel çalışmaların  yelpazesini olabildiği kadar genişlettiğimiz bir gerçektir." değerlendirmesinde bulundu.
 
Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde 2019 Prof. Dr.  Fuat Sezgin Yılı Toplantısı'ndaki konuşmasında, Türkiye'de tarih, kültür, sanat  ve edebiyat başta olmak üzere sosyal bilimler alanlarının yeniden cazibe  kazandığını söyledi.
 
İleriki yıllarda bu gayretleri devam ettireceklerini belirten Erdoğan,  Türkiye'de bir büyük kütüphaneye sahip olunmadığını ancak şimdi Cumhurbaşkanlığı  Külliyesi'nde 5 milyon ciltlik bir kütüphane yapıldığını, 3-4 ay içerisinde  açılışının gerçekleştirileceğini bildirdi.
 
Erdoğan, aynı şekilde İstanbul'daki eski Rami Kışlası'nı da 6 milyon  ciltlik bir büyük kütüphaneye dönüştürdüklerini  anlatarak, "Oradan da yine  İstanbul ve Ankara olmak üzere tüm gençliğimizi, tüm ilim ehli olabilecek  gençlerimizi inşallah bu dev kütüphanelere sahip kılacağız. Bunlar dev mi? Değil.  150 milyon ciltlik kitaba sahip olan dünyada kütüphaneler var. Bizimki bu noktada  daha çok gerilerde ama dedik ki 'Bir şeye başlarsak biter, başlamazsak hiç  bitmez.' Milyonları konuştuğumuz kütüphanemiz yoktu ama şimdi var. Bunları  yakından takip ederek dünyaya inşallah açılmış olacağız." ifadelerini kullandı.
 
"MÜSLÜMAN BİLİM ADAMLARININ ESERLERİNİ İFTİHARLA TAKİP EDİYORUZ"
 
Medeniyet inşa etmenin, her topluma nasip olmadığını vurgulayan  Erdoğan, şöyle devam etti:
 
"Biz bu konuda şanslı bir milletiz. Her şeyden önce dinimiz olan  İslam'ın kadim ve çok zengin bir medeniyet birikimi var. İslam ilim adamlarının  tıptan astronomiye, matematikten kimyaya, fizikten siyaset bilimine kadar dünyaya  kazandırdıkları birikim bugün dahi insanlığın yolunu aydınlatmayı sürdürüyor.  Geniş bir coğrafyada süren bu çalışmaların kıymetini Fuat Hocamız gibi ilim  erbabımızın çalışmalarıyla adeta yeniden keşfediyoruz.
 
Bunun yanında millet olarak medeniyet geçmişimiz, 5-6 bin yıl öncesine  kadar götürülüyor. İslam öncesi dönemden başlayan bu büyük medeniyet yürüyüşü,  ecdadın Müslümanlıkla şereflenmesinin ardından çok daha zengin bir şekilde  günümüze kadar gelmiştir. Bugün ülkemizde ve dünyanın pek çok yerinde Müslüman  bilim adamlarının ortaya koydukları eserlerini, başarılarını iftiharla takip  ediyoruz."
 
Erdoğan, "Burada üzerinde asıl uzun uzun düşünmemiz gereken husus, bu  çalışmaları kendi medeniyet coğrafyamızda yürütecek iklimi niçin  oluşturamadığımızdır. Türkiye olarak yavaş yavaş bu konuda kendimizi müspet yönde  ayrıştırdığımıza inanıyorum. Bilim insanlarımıza, birikimlerini ülkemizde  değerlendirebileceklerini, böyle bir zemini hazırlamaya başladığımızı da  gösteriyoruz. İnşallah önümüzdeki dönemde ülkemizi tüm bilim insanları için çok  daha önemli bir cazibe merkezi haline getireceğiz." değerlendirmesinde bulundu.
 
"BİLİMİ VE TEKNOLOJİYİ SADECE İNSANLIĞIN HAYRINA KULLANACAĞIZ"
 
Bu gelişmenin aynı zamanda medeniyetin üzerindeki küllerin dağılmaya,  ateşin yeniden harlanmaya başladığı anlamına geldiğini belirten Erdoğan, bilimin  ve teknolojinin insanlığa sağlayacağı faydalar ve zararların, onun gerisindeki  felsefeyle, inançla, amaçla ilgili olduğunu söyledi.
 
Erdoğan, insanı herhangi bir meta olarak gören anlayışla üretilen  bilim ve teknolojinin, ancak dünyadaki adaletsizliği artırmaya ve zulmü  çoğaltmaya yarayacağını vurgulayarak, şunları söyledi:
 
"Buna karşılık insanın yaratılmışların en şereflisi olduğu anlayışıyla  yürütülen bilim ve teknoloji faaliyetleri, dünyadaki herkes için mutluluk, huzur,  refah kaynağı haline dönüşür. Nasıl aynı malzemeyle sadece doz farkıyla zehir de  ilaç da yapılabilirse, bilim ve teknolojinin sonuçlarıyla da benzer neticeler  elde etmek mümkündür.
 
Atomu parçalayarak, insanlık için en ucuz enerji kaynağını üreten de  insanları toplu şekilde katleden de aynı bilim ve teknoloji değil mi? Öyleyse  biz, bilimi ve teknolojiyi sadece insanlığın hayrına kullanacağız. Bıçak katilin  elinde insanı öldürür ama aynı şekilde bıçak değil neşter, doktorun ve cerrahın  elinde hayat kurtarır. Fark bu. Bunun için önce dengeyi sağlamak gerekiyor."
 
 
"TAVSİYE EDİYORUM; GÜLHANE PARKI'NA MUHAKKAK UĞRAYIN"
 
Türkiye olarak savunma sanayine verdikleri önemin gerisinde işte bu  anlayışın bulunduğuna işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:
 
"Güçlerin dengesiz olduğu bir yerde idealleri hayata geçirecek imkan  oluşturmak mümkün değildir. Biz, milletimiz, mensubu olduğumuz ümmet ve tüm  insanlık için barış, huzur, güven, refah, adalet, esenlik dolu bir gelecek inşa  etmeyi hedefliyoruz. Fuat Sezgin Hocamızın açtığı yol, bize işte böyle bir  gelecek için neler yapmamız gerektiğinin ipuçlarını veriyor.
 
Onun için ben özellikle gençlerimize tavsiye ediyorum; Gülhane  Parkı'na muhakkak uğrayın, müzeyi muhakkak gezin. Neler yapmışlar, Fuat Hocamız  nelerin başını bu noktada çekmiş, kütüphanesini muhakkak görün. İnanıyorum ki  onlar, sizin ufkunuzu daha da artıracaktır, daha da geliştirecektir. Sizin  geleceğe bakışınızı bu noktada çok daha teşvik edecektir. Bu bakımdan Gülhane  Parkı bizim çok fakirdi, garipti ama bu kütüphaneyle Gülhane Parkı'nı da  zenginleştirmiş olduk."
 
Erdoğan, Prof. Dr. Fuat Sezgin Yılı'nın Türkiye, İslam dünyası ve tüm  insanlık için hayırlara vesile olmasını diledi.
 
NOTLAR
 
2019 Prof. Dr. Fuat Sezgin Yılı için düzenlenen kısa filmle başlayan  programa, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa  Varank, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Prof. Dr. Fuat Sezgin İslam  Bilim Tarihi Araştırmaları Vakfı Başkanı Mecit Çetinkaya, Prof. Dr. Fuat Sezgin  İslam Bilim Tarihi Araştırmaları Vakfı Mütevelli Heyeti Üyesi/Yönetim Kurulu  Üyesi Bilal Erdoğan, Kırıkkale Üniversitesi Rektörü ve 2019 Prof. Dr. Fuat Sezgin  Yılı Koordinatörü Prof. Dr. Ersan Arslan ve çok sayıda davetli katıldı.
 
Programda, TRT tarafından hazırlanan Prof. Dr. Fuat Sezgin Belgeseli  izletildi.
 
Konuşmaların ardından düzenlenen diploma töreninde Cumhurbaşkanı  Erdoğan, Prof. Dr. Fuat Sezgin İslam Bilim Tarihi Araştırmaları Vakfı bursu alan  Bilim Tarihi Bölümü mezunu lisans ve yüksek lisans mezunu 9 öğrenciye  diplomalarını verdi.
 
Vakıf Başkanı Çetinkaya, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a hediye takdim etti.
 
Programda katılımcılara hatıra para, hatıra pul ve Prof. Dr. Fuat  Sezgin'in kitabı hediye edildi.
 
Programda Prof. Dr. Fuat Sezgin İslam Bilim Tarihi Araştırmaları Vakfı  bursu alan Bilim Tarihi Bölümü öğrencisi Fatmanur Aydoğan ve Bekir Hasan  Sunguroğlu da birer konuşma yaptı.