Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan önemli açıklamalar

AA |  09 Mayıs 2019 Perşembe - 21:47 | Son Güncelleme : 10 05 2019 - 0:04

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Ankara'da sanayici ve iş adamlarıyla iftarda bir araya geldi. Erdoğan iftar sonrası ATO Congresium'da "Ankara'nın Enleri Ödül Töreni'nde açıklamalarda bulundu. YSK'nın İstanbul'da aldığı seçim kararını değerlendiren Erdoğan, "Yapılan iş, tespit edilen yolsuzluklar, hukuksuzluklar ve usulsüzlükler sebebiyle şaibeli hale gelen bir seçimin yenilenmesidir." dedi.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye'yi  başka türlü durduramayacaklarını görenler umudumuza, moralimize, hedeflerimize  ulaşma inancımıza  saldırıyorlar. Faizi ve enflasyonu tetikleyen kur  operasyonlarının gerisindeki en büyük amaç budur." dedi. 
 
Erdoğan, ATO Congresium'da Ankara'nın Enleri Ödül Töreni'ne katıldı,  sanayici ve iş adamlarıyla iftarda bir araya geldi.
 
Buradaki konuşmasında tüm katılımcıları selamlayan Erdoğan, "Ramazanı  Şerifinizi bir kez daha tebrik ediyorum. Rabb'imden bu ayın hürmetine ülkemize,  milletimize, İslam dünyasına ve tüm insanlığa huzur, kardeşlik, refah getirmesini  niyaz ediyorum." diye konuştu.
 
Ankara Ticaret Odası (ATO) tarafından kurumlar vergisi, istihdam,  ihracat ve değer katanlar dalında ödüle layık görülen firmaları ve kurumların  temsilcilerini kutlayan Erdoğan, Cumhuriyet ile yaşıt olan ATO'nun bugün 157 bin  üyesiyle Türkiye'nin ekonomideki en önemli temsilcileri arasında yer aldığını  söyledi.
 
Gerek yürütülen faaliyetler ve gerekse verecekleri ödüllerin  Ankara'nın bürokrasi yanında ticaret, üretim, teknoloji ve eğitim şehri olduğunu  da ortaya koyduğunu dile getiren Erdoğan, bugün de odanın "Sen kazan ülkemiz  kazansın" anlayışıyla girişimcilere öncülük etmeyi sürdürdüğünü ifade etti.
 
İş dünyasıyla birlikte istihdam seferberliği başlattıklarını ve  hedeflerinin bu yıl içinde 2,5 milyon ilave istihdamla hem kayıpların telafi  edilmesi hem de hedeflere uygun bir seviyeye ulaşmak olduğunu belirten Erdoğan,  "Ankara Ticaret Odasının bize sözü yıl sonuna kadar 220 bin istihdam. Şu an  itibarıyla 60 bin istihdamı sağlamış durumda. Temennim odur ki yıl sonu  itibarıyla Ankara Ticaret Odası 220 bin istihdamı sağlamış olsun." diye konuştu.
 
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin 365 odası ve borsasıyla bu  konuda yoğun bir hazırlık içinde olduğunu ifade eden Erdoğan, "Yılın ilk üç  ayında olumlu yönde fakat yetersiz bir istihdam artışı yakalamayı başardık.  İlerleyen süreçte istihdamda çok ciddi bir yükseliş bekliyoruz. Şimdiden bunun  işaretlerini almaya başladık. Devlet olarak istihdam konusunda geçmişte hiç  olmadığı kadar çok çeşitli ve geniş kapsamlı teşvikler veriyoruz." dedi.
 
Tüm iş adamlarını bu teşviklerden faydalanmaya davet eden Erdoğan,  ATO'nun bu konuda tüm girişimcilere rehberlik etmeye, yardımcı olmaya ve yön  göstermeye hazır olduğunu bildirdi.
 
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Ülkemizin üzerinde toplanmaya çalışılan kara bulutları birer birer  dağıtıyoruz. İşverenlerimiz, esnafımız, sanatkarımız artık tamamen kendi  gündemine, kendi işine, kendi çalışmalarına odaklanmış durumdadır. Sanayide  çarkların daha hızlı döndüğü, ticarette sirkülasyonun genişlediği, üretimin ve  kazancın bereketinin arttığı bir döneme giriyoruz.
 
Türkiye'yi başka türlü durduramayacaklarını görenler umudumuza,  moralimize, hedeflerimize ulaşma inancımıza  saldırıyorlar. Faizi ve enflasyonu  tetikleyen kur operasyonlarının gerisindeki en büyük amaç budur. İlgili ilgisiz  her gelişmeyi bahane ederek döviz kurunu harekete geçirenler istikrar ve güven  iklimimizi zedeleyerek milletimizi atalete sürükleme peşindeler."
 
"Bu oyunu bozmakta kararlıyız." ifadesini kullanan Erdoğan,  "Türkiye'nin potansiyeli ve imkanları tüm bunların üstesinden gelmeye yetecek  düzeydedir. Kendimize güvendiğimiz takdirde hiçbir yaptırım ve bununla ilgili  tehditler, hiçbir ek vergi uygulaması, hiçbir açık gizli ambargo bizi  durduramaz." dedi.
 
Girişimciler ve iş adamları için Türkiye'nin ve dünyanın her köşesinde  ayrı fırsatlar bulunduğuna işaret eden Erdoğan, önemli olanın bunları keşfetmek  ve harekete geçirmek olduğunu söyledi.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün Türkiye, dünyanın 222 ayrı ülke ve  bölgesine ihracat yapabilen bir ülke haline gelmişse Allah'ın izniyle elimizden  kaçacak hiçbir şey kalmamış demektir. Günümüzün Alperenleri olarak gördüğüm iş ve  sivil toplum insanlarımız dünyada ayak basmadık bir yer bırakmadıkça önümüz  aydınlık demektir. Bozkırın ortasındaki Ankara'da sadece siyasi bir başkent değil  aynı zamanda dev bir sanayi, teknoloji, ticaret ve eğitim şehri de inşa etmeyi  başaran bir milletin üstesinden gelemeyeceği mesele olamaz." değerlendirmesinde  bulundu.
 
ATO'nun öncülüğünde 3 bin öğrencinin Sakarya Meydan Savaşı'nın  yapıldığı Polatlı'daki Duatepe'yi ziyaret etmesini çok önemli ve anlamlı  gördüğünü vurgulayan Erdoğan, "Çanakkale başta olmak üzere, tarihimizin sembol  mekanlarının yeni nesillere bizzat yerinde gösterilmesi oralarda verilen  mücadelenin daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır." dedi.
 
Malazgirt'te her yıl yapılan zafer törenlerini yeni bir heyecana ve  yeni bir çehreye büründürerek sürdürdüklerini belirten Erdoğan, "Şimdi hedefimiz  Ahlat'ta bir cumhurbaşkanlığı mekanını inşallah bitirmek ve Sultan Alparslan  Ahlat'tan 24'ünde yola çıkarak oradan 26'sında Malazgirt'e varmış ve 26  Ağustos'ta Malazgirt'te o zaferi orada temin, tespit ve ilan etmiştir. İnşallah  bir aksilik olmazsa burayı 26 Ağustos'taki zafer törenlerine yetiştireceğiz."  diye konuştu.
 
Programda şehit yakınları ile gazilerin de bulunduğunu anımsatan  Erdoğan, "Her karışını kanımızla ve terimizle sulayarak vatan toprağımız  yaptığımız bu topraklardaki bin yıllık varlığımızı şehitlerimize ve gazilerimize  borçluyuz. Tıpkı 1071'de Anadolu kapılarını ilelebet bize açan Sultan Alparslan  gibi bugün de milletimizin tüm fertlerinin mukaddes değerlerimiz için  gerektiğinde şehadete hazır olduğunu biliyorum. Bunu son bir asırda Çanakkale'den  İstiklal Harbi'ne, Kıbrıs'tan terörle mücadeleye ve son olarak 15 Temmuz'a kadar  her fırsatta gösterdik." dedi.
 
Milletin kalbinde şehitlerin aziz hatıralarının, şehit yakınları ve  gazilerin ayrı bir yeri olmasının sebebinin bu olduğunu söyleyen Erdoğan, şöyle  devam etti:
 
"Çünkü biz bu dünyada yaşadığımız, bu vatanın havasını soluyup, suyunu  içtiğimiz müddetçe şehidimiz ve gazimiz eksik olmayacaktır. Geçmişte ecdadın  semalarında bayrağımızı dalgalandırdığı, minarelerinde ezanımızı eksik etmediği  nice coğrafyalarda bugün hüzünlü bir sükut hakimdir. İşte bunun için her fırsatta  tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet diyoruz. Şayet rabiamıza sıkı  sıkıya sahip çıkmazsak bizi bu topraklardan geride en küçük bir iz  bırakmamacasına jiletle kazır gibi kazırlar."
 
 
Dünyanın dört bir yanında mazlum ve mağdurların yaşadıkları  sıkıntıların temelinde birlik ve beraberliklerini koruyamamaları, kendi içlerinde  ihtilafa ve kavgaya düşmelerinin olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan,  "Aynı akıbete duçar olmamak için 82 milyon hep beraber bir olacağız, iri  olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız. Son  yıllarda ülkemizi kendi senaryoları doğrultusunda siyasi, ekonomik, askeri olarak  çökertmeyi amaçlayanlara bugüne kadar aradıkları fırsatı hamdolsun vermedik,  inşallah bundan sonra da vermeyeceğiz." diye konuştu.
 
Tüm şehitlere Allah'tan rahmet, gazilere de sıhhat ve afiyet dileyen  Erdoğan, "Şehitlerimizin aziz hatıraları, onların yakınları ve gazilerimiz sadece  saygıyı, hürmeti hak ederler. Şehit yakınlarımızın acılarına ortak olmak yerine  onları teröristlikle, PKK'lılar gibi davranmakla suçlayanları milletimizin  vicdanına havale ediyoruz. Biz şehit yakınlarımıza ve gazilerimize sahip çıkmaya,  onları desteklemeye, onlara hürmetkar ve hizmetkar olmaya devam edeceğiz." dedi.
 
Türkiye'nin demokratik bir hukuk devleti olduğunu hatırlatan  Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Milletimiz, 1950 yılında geçilen çok partili demokratik  hayata, darbelere ve vesayet güçlerinin tüm oyunlarına rağmen sahip çıkmıştır.  Biz, 40 yıllık siyasi hayatımızın her anını milli iradenin, hukukun, adaletin  üstünlüğü savunmakla, bunun mücadelesini vermekle geçirdik." ifadelerin kullandı.
 
İstanbul halkının kendisine büyükşehir belediye başkanı olarak şehri  yönetme sorumluluğu verdiğinde, bu anlayışla kısa sürede eşi benzeri görülmemiş  hizmetlere imza attıklarını belirten Erdoğan, "Haksız bir şekilde görevden alınıp  cezaevinin yolunu tuttuğumuzda, yanımızda milletimizin olması yaptığımız işin  doğruluğunu gösteriyordu. Kurduğumuz partiyi girdiği ilk seçimde iktidara  getiren, bize başbakanlık görevini veren milletimize layık olmak için gece gündüz  çalıştık. Ardından milletimiz bizi, Cumhurbaşkanlığı makamına layık gördü.  Vesayetle yaptığımız mücadelede olduğu gibi 15 Temmuz darbe girişiminde de  milletimiz yüreğiyle ve duasıyla yanımızda yer aldı." diye konuştu.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
 
"Ülkemizin yönetim şeklini değiştirirken de ardından yeni sisteme göre  yapılan ilk seçimde cumhurbaşkanlığı görevine yeniden gelirken de hep  milletimizle birlikte yol yürüdük. Çareyi milli iradede, sandıkta, seçimde ve  demokraside aradık. Son 17 yılda 15 defa milletimizin hakemliğine gitmemizin  sebebi budur. 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri, esasında belediye yönetimi ve  muhtarlıkla ilgilidir ama ülkemizin içinden geçtiği kritik dönem bu seçimleri  farklı bir yere taşıdı.
 
Hamdolsun bu seçimlerde de milletimiz bir kez daha, yüzde 51,7 gibi  bir oranla bizim yanımızda, Cumhur İttifakı'nın yanında yer almıştır. Bu genel  tablonun yanında her seçim gibi 31 Mart'ta da kazanılan ve kaybedilen yerler  oldu. Nitekim biz de daha önce başka partilerde olan illerden, ilçelerden,  beldelerden bazılarında belediye başkanlıklarını almayı başardık aynı şekilde  partimiz tarafından yönetilen belediyelerden bazıları başka partilerin adayları  tarafından kazanıldı."
 
Demokrasi anlayışları ve milli iradeye saygılarının seçim sonuçlarını  kabul etmeyi gerektirdiğini belirten Erdoğan, "Nitekim öylede yaptık. Ancak  İstanbul'da farklı bir durumla karşı karşıya kaldık. Seçimin ertesi günü netleşen  gayriresmi sonuçlar, Cumhur İttifakı olarak, 39 ilçeden 25'ini almamıza rağmen,  İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını ilk etapta 28 bin civarında bir oyla  kaybettiğimizi ilan etmişlerdi. Fakat yapılan itirazlarla bu rakam, önce 25'ine  ardından 21 bine en son da 13 bin küsurata kadar geriledi. Şimdi bütün bunlar,  burada bir şaibenin olup olmadığı ortaya koymuyor mu?" diye konuştu.
 
Dünyanın değişik yerlerinde de seçimlerin iptal edildiğine değinen  Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İşte Avusturya'da 2 yıl sonra cumhurbaşkanlığı seçimini  iptal ediyorlar. Amerika'da Trump 3 milyon farkla kaybetti diye görülen bir  seçimi kazanıyor. Aslında Clinton 3 milyon daha fazla oy almıştı ama sistem  böyle. İstanbul gibi yaklaşık 10,5 milyon seçmenin ve 31 binin üzerinde sandığın  bulunduğu bir yerde rakamların böylesine değişmiş olması bizi meselenin üzerine  daha fazla eğilmeye yöneltti. Bu milli iradenin ve bizlere destek verenlerin  haklarının aranmasıydı, savunulmasıydı." ifadelerini kullandı.
 
Seçim sürecini takip ederken, alenen "çalınmış olan oyların" en  azından bir kısmını bulmakla kalmadıklarını ve başka usulsüzlükler, yolsuzluklar  ve hukuksuzluklar da tespit ettiklerini vurgulayan Erdoğan, "Seçim Kanunumuzda  her konuyla ilgili süreler ve tahditler bulunduğu için İstanbul Büyükşehir  Belediye Başkanlığı ile birkaç ilçeye yoğunlaşma imkanı bulabildik." dedi.
 
İtirazları, hukuka uygun bir şekilde adım adım ilçe ve il seçim  kurullarına, ardından da Yüksek Seçim Kuruluna (YSK) yaptıklarını belirten  Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
 
"Sonuçta YSK değerlendirmesini yaptı ve 23 Haziran'da seçimin  yenilenmesine karar verdi. Dikkat ederseniz burada yapılan iş, bir başka adayın  kazandığı seçimi, götürüp bir başka adaya teslim etmek değildir. Yapılan iş,  tespit edilen yolsuzluklar, hukuksuzluklar ve usulsüzlükler sebebiyle şaibeli  hale gelen bir seçimin yenilenmesidir. Sandık kurullarında iki memur olması  gerekirken, memur yerine bankaların işçileri oralara bu şekilde verilirse bunlar  da ispatlanırsa, belirlenirse beklenen karar nedir?
 
Öncelikle burada yolsuzluk vardır, usulsüzlük vardır, dolayısıyla  bunun yenilenmesi vardır. Şayet bu şaibeler ortaya çıkmamış olsaydı, CHP adayı  tek bir farkla dahi seçimi kazanmış olsa başımızın üzerinde yeri var. Ama  sandığın başındaki görevliden, sandıktan çıkan oyun kayıtlara geçirilmesine kadar  her aşaması tartışılır hale gelmiş bir seçim için en doğru karar verilmiştir.  Bundan dolayı bizler, 'Hukuk tecelli etmiştir' diyerek 7'ye 4 bu kararın  verilmesinin neticesinde şimdi tekrar 23 Haziran için milletimize müracaat  edeceğiz. Seçimin yenilenmesi kararına gerekçe teşkil eden konulardan biri sandık  kurulu memur üyeleriyle ilgili usulsüzlükler, diğeri de oy sayım ve döküm  cetvelleriyle ilgili eksikliklerdir. Sandık kurulu üyeleriyle ilgili hukuka  aykırı işlemleri yapan ilçe seçim kurulu sorumluları için Yüksek Seçim Kurulu suç  duyurusunda bulunmuştur, biz de bulunacağız. Zira bu usulsüzlükleri yapanların  yanına bu kar kalmayacaktır."
 
Yapılan tespitlere göre, İstanbul seçimlerinde görevlendirilen 6 bin  644 sandık kurulu başkanı ile 13 bin 98 sandık görevlisinin, kanuni olarak bu  görevi yapmasının mümkün olmadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bilindiği  gibi 2018 seçimlerine kadar sandık kurullarında memur olmayan kişiler görev  alabiliyordu. Geçtiğimiz yılın mart ayında yapılan bir kanun değişikliğiyle ilçe  seçim kurulu tarafından belirlenen sandık kurulu başkanı ile üyelerden en az  birinin memur olması şartı getirildi. Şayet 24 Haziran seçimlerinde aynı  tespitleri yapmış olsaydık orada da itirazlarımı gerçekleştirir, hukuki  haklarımızı kullanırdık. Bu konuyla ilgili usulsüzlükler, Büyükşehir Başkanlığı  seçimiyle ilgili araştırmalarımız sırasında tespit ettiğimiz için itirazlarımızı  şimdi yaptık." ifadelerini kullandı.
 
 
Kaymakamlıkların sandık kurullarında görev yapmak için talep edilen  sayıda memur listesini ilçe seçim kurullarına teslim ettiğini belirten Erdoğan,  "Buna rağmen nasıl olur da bankalar başta olmak üzere, özel sektör çalışanlarının  sandık kurulu başkanı ve üyesi yapıldıkları, açılan soruşturmalar sonucunda  ortaya çıkacak." dedi.
 
İmzasız, mühürsüz ve yazıları eksik olarak YSK sistemine girilen veya  kaybolan sayım döküm cetvelleri ile sandık kurulu üyeleriyle ilgili  usulsüzlüklerin birlikte değerlendirildiğinde 123 sandıktaki 42 bin oyun sorunlu  hale geldiği ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:
 
"Bu rakam, en son 13 bin 729'a kadar düşen oy farkının üzerinde olduğu  için seçimin yenilenmesi hukuki bir zorunluluğa dönüşmüştür. Diyorlar ki 'Aynı  zarftan çıkan ilçe belediye başkanlığı, belediye meclis üyeliği ve muhtarlık  seçimleri niye yenilenmiyor da sadece büyükşehir için böyle bir karar alınıyor?'  Çünkü bu 123 sandığın bulunduğu 26 ilçe tek tek ele alındığında oralarda YSK'nin  tespit ettiği sorunlu sandıkların toplamının ilçe belediye başkanlıkları  seçiminin yenilenmesi gerektirecek düzeyde olmadığı görülmektedir. Şayet bu  ilçelerden herhangi birindeki oy farkı, söz konusu sandıklardan çıkacak oylardan  değişebilecek bir rakamı bulsaydı hiç şüphesiz orada da seçimin yenilenmesi  kararı verilecekti. Bu Maltepe'de de olabilirdi, Büyükçekmece'de de olabilirdi.  Ama böyle bir durum ortaya çıkmamıştır. Diğer yandan Maltepe ve Büyükçekmece ilçe  belediye başkanlıkları için farklı gerekçelerle yapılan itirazlarla ilgili süreç  de YSK'ye kadar getirilmiştir."
 
Demokrasiye, hukuka inanan ve kendine güvenen herkesin Yüksek Seçim  Kurulu'nun (YSK) İstanbul seçimlerinin iptali ve yenilenmesi kararına saygı  göstermesi gerektiğini, bu karara şiddetle karşı çıkanların seçim sonuçlarıyla  ilgili şüpheleri olduğu anlamına geldiğini belirtti.
 
Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun TBMM Grup  Toplantısı'nda, YSK'de seçimin yenilenmesi yönünde oy kullanan üyelerin  isimlerini okuyup açıkça hedef gösterdiğine işaret ederek böylesine aleni bir  suçu pervasızca işleyen bir zihniyetin, seçimlerde ne yollara başvurduğunu  kimsenin bilemeyeceğini ifade etti.
 
Kılıçdaroğlu'na, dokunulmazlığının kaldırılması durumunda YSK  üyelerine aynı tavrı sergileyip sergileyemeyeceğini soran Erdoğan, şunları  söyledi:
 
"Hayatı yalan, iftira, tehdit ve hakaret üzerine kurulu bir  siyasetçinin bizatihi kendisi, Türk demokrasinin en büyük sorunu haline  gelmiştir. Bir yandan 'hak hukuk, adalet' sloganı atarken diğer yandan milletin  hakkını ve hukukunu korumak için alınan bir karara böylesine bayağı bir şekilde  saldırmak, faşizmin en sefil halidir. CHP yönetimi, bu meseledeki tavrıyla bir  kez daha tek parti döneminden kurtulamadığını göstermiştir. Bizim anayasayı  değiştirebileceğimiz güce sahip olduğumuz zaman bu Halk Parti, partimizin  kapatılması gündeme geldiğinde bunlar 'Ankara'da yargıçlar vardır' diye  meydanlarda dolaşıyordu ama biz kalkıp da o zaman bunların şimdi söyledikleri  gibi kimseye hakaret etmedik. Tam aksine 'hak tecelli edecektir' dedik. O zaman  da Anayasa Mahkemesi partimizle ilgili lehte sayılabilecek bir karar verdi, iş  bitti."
 
"CHP'nin tarihi sandık yolsuzluğu ve hırsızlığıyla dolu"
 
Erdoğan, kendi istedikleri gibi davranan, karar alan, çalışan  kurumları ve kişileri el üstünde tutup, başka türlü hareket eden herkesi hakaret  ve tehdite boğmanın, ancak CHP zihniyetinin ürünü olabileceğini ifade ederek,  bunların demokrasiye inançları olmadığını görmek için tarihlerine bakmalarının  yeterli olduğunu kaydetti.
 
CHP'nin tarihinin, sandık yolsuzluğu ve hırsızlığıyla dolu olduğunu  herkesin bildiğini aktaran Erdoğan, "CHP'nin 1946 seçimlerinde uyguladığı, buraya  dikkat edelim, özellikle gençler burayı bilmeyebilir, 'açık oy, gizli tasnif  seçimi', demokrasi tarihimizin yüz karasıdır. Bu, CHP'nin anlayışıdır. Bunları,  bu millet yaşadı." ifadelerini kullandı.
 
Erdoğan, 1947 seçimlerinde Mersin'in Toroslar ilçesi Arslanköy'de  CHP'nin tüm baskılarına ve uyguladığı şiddete rağmen sandığa sahip çıkan  kadınların hikayesini defalarca anlattığını anımsatarak, "CHP'li darbeciler  tarafından 1961'deki Cumhurbaşkanlığı Seçimleri öncesi silahla tehdit edilerek  adaylıktan çekilmek zorunda bırakılan Ali Fuat Başgil olayını da hatırlıyoruz.  Yine 1963 İstanbul Büyükşehir Başkanlığı seçimlerini kazanan Adalet Partisi  adayının mazbatası, memuriyet görevinden zamanında istifa etmediği gerekçesiyle  alınıp, seçimin yenilenmesine dahi gerek duymadan ikinci olan CHP adayına  verilmiştir. Bunlar gibi daha çok örnek bulunuyor. 31 Mart seçimleri, CHP  yönetiminin sandıktaki son sabıkasıdır." değerlendirmesinde bulundu.
 
Bazı belediyelerin tabelalarına "T.C." ifadesini eklenmesi
 
Demokrasilerde herkes gibi hakimlerin kararlarının  eleştirilebileceğini ve eskiden kendilerinin de pek çok yargı kararını tenkit  ettiklerini belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Hakimlerin kararlarına katılmamak, eleştirmek başka bir şeydir. Can  güvenliklerini tehlikeye atacak şekilde hakimlerin şahıslarına hakaret etmek,  onları hedef göstermek, çete suçlaması yapmak başka bir şeydir. CHP yönetimi  doğrudan hakimleri hedef alan bu tavırlarıyla ülkemiz, demokrasi ve hukuk  tarihindeki çirkinliklerine bir yenisini daha eklemiştir. Kılıçdaroğlu sadece  bununla kalmamış, Belediye Başkan adaylarının İstanbul'daki 19 günlük döneminde  yaptığını iddia ettiği ve tamamı yalan olan bir dizi icra saymıştır. CHP'nin  başındaki zat da İstanbul'daki aday da bu işlerin öyle lafla olmadığını, usullere  uygun bir şekilde yürütülmesi gerektiğini bilmeyecek kadar gerçeklerden kopuk bir  dünyada yaşıyorlar. Bu kişinin tek icraatı, mahkeme kararıyla durdurulan ve  nereye götürüleceği belli olmayan belediye veri tabanının kopyalanması  teşebbüsüdür, tek başarısı odur.
 
Yıllardır CHP tarafından yönetilen hiçbir belediyenin tabelasının  başına 'T.C.' ifadesi eklenmezken, İstanbul'da ve diğer birtakım şehirlerde bu  yönde adımlar atılmasını da riyakarlık olarak gördüğümü belirtmek isterim. Yüksek  Seçim Kurulu kararının ardından İstanbul'da yıllar sonra yeniden duyduğumuz  tencere, tava sesleri de bize, vesayet dönemlerindeki toplum ve siyaset  mühendisliği oyunlarını hatırlatmıştır. Tencere, tava hep aynı hava. Bunlar buna  devam ediyor. Ayrıca iki siyasi ittifakın yarıştığı bir seçimin yenilenmesi  kararını adeta medya şovuna çevirenleri de unutmadık. Lafa geldiğinde  demokratlığı kimseye bırakmayanların, milli iradenin sağlıklı bir şekilde  tezahürü için atılan adıma tahammülsüzlükleri gerçek yüzlerinin ifadesidir. Bu  seçimler bir kez daha ülkemizde demokrasiye gönülden inanlar ile siyasi ve  ideolojik fanatizmle hareket edenleri ayıran bir turnusol kağıdı işlevi  görmüştür. Bizim safımız her zaman olduğu gibi milletimizin yanıdır. Milli  iradenin üzerinde en küçük bir şüphe olmadan tezahürü için mücadele etmeyi  sürdüreceğiz."
 
Törene, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, TBMM Başkanı  Mustafa Şentop, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Gençlik ve Spor Bakanı  Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Ticaret  Bakanı Ruhsar Pekcan ve AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş da katıldı.

ETİKETLER