Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ayasofya'yı cami olarak ziyarete açabiliriz

AA |  24 Mart 2019 Pazar - 20:27 | Son Güncelleme : 25 03 2019 - 8:27

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, canlı yayında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Seçimden sonra Ayasofya'ya girişin ücretsiz olabileceğini belirten Erdoğan, "Ayasofya'yı müze olarak değil, cami olarak ziyarete açabiliriz." ifadelerini kullandı.


Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep  Tayyip Erdoğan, CHP'nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mansur Yavaş'a  ilişkin, "Üstelik bir de bu adam, Yavaş, vergi noktasında da vergi kaçakçısı. Bir  de bu var. Şu anda Maliye Bakanlığı kayıtlarında bu durumda da geçiyor.  Neresinden tutarsanız elinizde kalıyor. Böyle bir insanın Ankara gibi bir yere  belediye başkan adayı olması hazmedilemez." dedi. 

Erdoğan, TGRT Haber-Beyaz TV'nin ortak yayınında "Cumhurbaşkanı ile  Seçim Özel" programında gündeme soruları yanıtladı.

Cumhur İttifakı'nın Yenikapı Etkinlik Alanı'ndaki mitinginde yerel  yönetime dair açıklamaları olduğunu dile getiren Erdoğan, "Bu açıklamalar aynı  zamanda belediye başkan adayımız Binali Yıldırım'ın da dokunacağı, bugüne kadar  da dokunduğu ve açıklamış olduğu tabii yerel yönetimle ilgili yol haritasını da  içeren bir konuşmaydı. Bugüne kadar yapılanlar, yapılmakta olanlar ve bundan  sonra da yapılacak olanlar. Başkan adayımızın da yol haritasının içinde olan  bilgiler de var. Bunları biz de bugün burada açıklamış olduk. Fakat 1 milyon 600  bin insanın hiç dağılmadan sonuna kadar alanda durması, biraz da gerçekten hava  güneşliydi ama soğuktu. Deniz kenarı olması hasebiyle." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugünkü tablonun umutları çok daha farklı bir  şekilde yeşerttiğini anlatarak, alana gelenlerin heyecanının gayet iyi olduğunu  söyledi.

Büyükşehir mitingleri

Alana gelenlerin son bir haftayı nasıl değerlendireceklerine dair  kesin hesapları olduğunu aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:

"Koşacağım, çalışacağım, gayret edeceğim, diyor. Bir diğer taraftan da  önümüzdeki hafta pazar günü Cumhur İttifakı'nın zaferiyle de bunu  taçlandıracağız. Bu İstanbul havası ki bu çok önemli. Aynı şekilde Ankara ve  İzmir'i bu şekilde gördüm. Bu büyükşehirlerde Eskişehir aynı durumda, Gaziantep  ve Diyarbakır da aynı durumda... Böyle farklı yerden bu örnekleri vermemin  sebebi, anlaşılması lazım. Konya, Kayseri... Bütün buralar aynı şekildeydi.  Büyükşehirlerde dolaştığım yerlerde bu havayı hep kokladım. Muğla, Antalya aynı  durumdaydı. Adana aynı şekildeydi. Mersin de bu havayı gördüm. Çok farklı bir  seçimin olacağını... Denizli, Manisa tüm buralarda bunları gördüm. Temennim odur  ki, Tekirdağ Trakya'da miting yaptım. Keza öyle. Şu anda önümüzdeki hafta pazar  gününün ortaya koyacağı tablo, yaptığımız çalışmalarla Karadeniz'de Trabzon'dan  alın, Ordu, Samsun bütün bu büyükşehirlerde de o heyecanı, o coşkuyu gördüm.  Hepsiyle birlikte temenni ediyorum ki, yerelde milletimin menfaatine olacak  gerçekten bu işi bilen arkadaşları seçtik. Belirledik. Bütün bu aday  arkadaşlarımıza baktığımızda hepsinin yerel yönetimde bir hassasiyeti var.  Örneğin Kocaeli'de bir vali arkadaşımız. Daha önce Kocaeli Belediyesinde genel  sekreterlik yapmış bir arkadaşımız. İşi biliyorlar. Kenardan köşeden getirilmiş  birileri değil."

"Bu demokrasi zaferini yerelde taçlandıralım"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, özellikle büyükşehirlerde  belirlenen adayların neyin, nerede, nasıl yapılacağını bildiğini aktararak,  konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bu adaylarla beraber ülkeyi inşallah yerel yöneticilikte uçuracağız.  Bu hafta içinde örneğin Van var. İllerden yine gideceğimiz yerler var. Van'a  mesela çok büyük yatırımlar yaptık. Hizmet verdik. 25 katrilyon bizim Van'a  yaptığımız yatırım var. Yarın Ağrı ve Muş, buralara gideceğim. Büyükşehirlere  giderken bunun yanı da diğer illeri ihmal etmiyoruz. Benim gidemediğim yerlere  arkadaşlarım gidiyor. Böylece işi çok daha etraflıca kucaklayalım istedik.  Demokrasi yerelde başlıyor. Bu demokrasi zaferini yerelde taçlandıralım. Çünkü bu  seçimin bir özelliği var. Diyelim ki Tayyip Erdoğan 4,5 yılda daha Cumhurbaşkanı  olarak bu ülkenin başında. Ama bizim partimizin Cumhur İttifakı'nın adaylarının  seçimiyle burada bir şey olacak. Bir Cumhurbaşkanı ile kabinesinin yönetimindeki  Türkiye'de, düşünün yerelle bütünleşmesi ve yerelle o dayanışmanın olması,  hizmetlerin bu noktada dayanışma içinde bütünlük sağlamasının illerimize  getireceği katkı, o illerdeki değişim çok farklı olacak."

Anketlerin güvenirliği

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "En son yaptırdınız bir anket var mı? Bir de  kampanya sürecinde en çok 'Anketlere güvenmiyorum.' cümleniz konuşuldu."  şeklindeki soruya şu yanıtı verdi:

"Anket çalışmalarını yaptırmıyoruz, dersek bu doğru olmaz. Anket  çalışmalarını yaptırıyoruz. Takip de ediyoruz. Vatandaşımızın nabzını anketlerden  çok daha meydanlarda tutuyorum. Halkımın sofralarına oturuyorum. Bunun yanında  onlarla beraber ayakta karşılıklı elektrik alıp verme çok daha farklı... Onlarla  çay içiyorum, sohbet ediyorum. 'Nasıl gidiyor?' diye sorduğumda aldığım cevaplar  var. Bu cevaplarla beraber o ilin nabzını koklayabiliyorsunuz. Artık bazı kamuoyu  araştırmaları maalesef sipariş üzerine yapılıyor. Şimdi değişik değişik anket  çalışmaları çıktı. Sosyal medya üzerinden yapılanlar var. Telefonla yapılanlar  var. Yüz yüze yapılan anketler var. Bunlara baktığınızda çok büyük çelişkiler  görüyorsunuz. Oranların çok çok farklı olduğunu görüyorsunuz. Onlara takılıp  kalırsanız seçim kampanyası yürütemezsiniz. Bu noktada eski seçim kampanyaların  havası yok. Onun için en ideali meydanların dilidir. Meydanlara gittiğiniz de bu  insanlar mecbur mu? Neden gelsin meydana? On binler geliyorsa meydanlara burada  bir şey var. Ya size güveniyor, inanıyorlar, bunun için oraya geliyorlar. Ama  şikayetleri de vardır, sıkıldığı yerler de vardır. Bu meydana 1 milyon 600 bin  insan geliyorsa Cumhur İttifakı'nın liderlerini takdir ediyor. Seviyor. Buraya da  geliyor. Biz de diyelim arkadaşlarımızla ekibimizle adaylarımızı belirlerken  yüzde 100 isabet etmemiş de olabiliriz. Ben şimdi partimin genel başkanı olarak  Sayın Bahçeli de partisinin genel başkanı olarak adaylarımızı belirlemede bugüne  kadar yapılan yanlışlar zaten ortada, onları zaten bir kenara koymuşuz. Ama  bundan sonraki süreçte de oralardan esinlenerek bu yanlışları minimize ederek çok  daha vasıflı, kaliteli, bu işi götürebilecek arkadaşlarımızı artık adayımız  olarak gösterdik ve bu seçime giriyoruz."

Mansur Yavaş'ın adaylığı

CHP'nin Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkan Adayı Mansur Yavaş'ın "10  puan fark attım." söylemini de değerlendiren Erdoğan, şunları kaydetti:

"Aç tavuk kendini darı ambarında sanırmış. Bu arkadaş böyle birisi. Bu  arkadaş, bir defa belediye başkanlığını Ankara gibi büyükşehirde yapacak  kapasitede birisi değil. Belediye başkanlığı yapmış. Nerede? Beypazarı'nda.  Beypazarı nere Ankara Büyükşehir nere. Burada bir ufuk gerekiyor. Burada böyle  bir ufuk yok. İki seçimi kaybetmiş. Şimdi bunu tekrar CHP öne sürmüş. Neden öne  sürüyor? Sebebi şu; Bay Kemal yerini kimseye kaptırmak istemiyor. Bunu da  kaybedeceğini biliyor. 'Öyle bir aday koyayım ki yarın beni zora sokmasın.'  diyerek bunu öne çıkarmış vaziyette. Burada bir de dörtlü mekanizmayı  çalıştırıyorlar. Bu dörtlü mekanizmanın içerisinde başta CHP, çatı bu. Onun  yanında HDP var. Malum İYİ Parti var. Bir de ne yazık ki Saadet Partisi var. Bu  dörtlü mekanizmayla bu işi güçlendirme gayreti içerisindeler."

Cumhurbaşkanı Erdoğan kendilerinin durumunun öyle olmadığını  belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"MHP ile AK Parti birlikte giriyoruz. Bizim adayımızın bir defa  kimliği, kişiliği ve gücü onunla mukayese edilmez. Bizim adayımızın 5 dönem  Kayseri gibi bir vilayette büyükşehir belediye başkanlığı var. Ondan sonra  kendisini Ankara'ya çektim. Ankara'da milletvekilliği süreci başladı. Bu süreçte  de biliyorsunuz devlette yönetimin tavan yaptığı yer neresidir? Çevre ve  Şehircilik Bakanlığı. Yerel yönetimle Çevre Şehircilik Bakanlığı iç içedir. Bakan  yaptık. Daha sonra bu yeni yönetim sistemine geçince bu defa ben Mehmet Bey'i  parlamentoda bir milletvekilinin eksik olmasını istemem. Genel başkan yardımcısı  olarak yanıma aldım. Genel başkan yardımcısı olarak da kendisini yerel  yönetimlerden sorumlu olma görevini verdim. Mehmet Bey'in bir özelliği var.  Mehmet Bey, elif gibi dürüsttür dimdiktir. Öyle bunun gibi sahte senet yaz. Ondan  sonra kalk çeşitli şeylerle yargıda her şeyle artık kesinleşmiş. Böyle bir durum  var. Bu zatın zaten seçim öncesi ya da seçim sonrası ne olacağı belli değil.  Ankara şu anda bir belirsizlik içinde olan bir durumda."

Yavaş'ın seçilmesi durumunda ne olacağı hususunda gelen soruyu da  yanıtlayan Erdoğan, şunları aktardı:

"Şu anda yasal olarak duruma bakıldığı zaman seçimden sonra zaten  yargı kararı da belli olduğuna göre gereken kararı... Bu kovalanacaktır. Bu  şekilde devam etmez. Nitekim şu anda bu senetle ilgili adı geçen şahıs, 'Benim  böyle bir şeyle yakından uzaktan alakam yok.' diyor. Günlerdir televizyonlarda  her yerde... Üstelik bir de bu adam, Yavaş, vergi noktasında da vergi kaçakçısı.  Bir de bu var. Şu anda Maliye Bakanlığı kayıtlarında bu durum da geçiyor.  Neresinden tutarsanız elinizde kalıyor. Böyle bir insanın Ankara gibi bir yere  belediye başkan adayı olması hazmedilemez. Düşünün 'Bizim sözümüz senet.' Böyle  demekle bu işi savuşturamazsınız. Böyle siyaset de yapılmaz. Bir defa sözünün eri  olacaksın. 'Sözümüz senet.' diyeceksin ama senedi sahte çıkan adamı da aday  yapacaksın. Bu nasıl iş? Böyle bir şey olabilir mi? Şu anda bunun hesabını Bay  Kemal veremez. Bay Kemal zaten akşam yalan sabah yalan. Hayatı bu. Şahsım ve  ailemle alakalı Mann Adası hikayesi var. Şimdi yargı bununla ilgili kararını  verdi. 2,5 milyona mahkum etti. Bu 2,5 milyona mahkum olan bu zattan üst  mahkemeden de onayı aldıktan sonra, 2,5 milyonu tahsil edeceğiz. Bay Kemal  bakıyor ki 'Nasılsa benim cebimden çıkmıyor.' Milletvekilleri bir yardım sandığı  kurmuşlar. Oraya beşer bin lira ödüyor hepsi. Ondan sonra bu parayı orası  ödeyecek. Biz de o parayı tahsil ettiğimizde adres belli. İnşallah biz de o  parayı Mehmetçik Vakfı'na bağışlayacağız. CHP kendine yaraşır bir Ankara adayı  bulmuş. Kendilerine hayırlı olsun."

Erdoğan, İstanbul ve Ankara'da sıkıntı olduğu yönündeki iddiaların  yalan olduğunu belirterek, Ankara'daki mitinge 450 bin kişinin gelmesinin en  büyük sinyal olduğunu söyledi.

Yavaş'ı 10 puan önce gösteren bir anket olmadığı hatırlatılan Erdoğan,  "Mürebbiyesi Bay Kemal. Onun verdiği dersle çalışıyor. Her şey yalan üzerine.  Bununla kimseyi aldatmak mümkün değil." dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Cumhur İttifakı konusunda "kanka"  ifadesini kullanmasını değerlendiren Erdoğan, "kanka" ifadesinin "kan kardeşliği"  kelimelerinin kısaltılması olduğunu anlatarak, "Bu güzel bir yakıştırma." diye  konuştu.

"Sizinkisi kan kardeşliği o zaman" şeklinde araya girilmesi üzerine  Erdoğan, "Gibi..." şeklinde karşılık verirken, bugünkü Cumhur İttifakı  Mitingi'nde de AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım  da bu sözcüğü kullandığını hatırlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Ben de farklı bir versiyonunu kullanıyorum. Diyorum ki 'Pazara kadar  değil, mezara kadar biz bu dayanışmamızı, bu birlikteliğimizi inşallah  taşıyacağız.' Bunun için buradaki ifade edilmek istenen böyle bir dayanışma  ruhudur, bir anlaşma ruhudur. Bunu inşallah bu şekilde götürmek... Benim her  zaman söylediğim bir şey var, 'Bizim Milliyetçi Hareket Partisi ile azami  müştereklerimiz var, asgari değil ama diğer dörtlünün asgari müşterekleri bile  yok. Bizim azami müştereklerimizde ne var? 'Tek millet var, tek bayrak var, tek  vatan var, tek devlet var.' Diğerlerinde böyle bir şey var mı? Yok. Bugün  yanılmıyorsam bir yerde HDP'nin adayı İstiklal Marşı'nı okumuyor. CHP'liler orada  İstiklal Marşı okuyor ama hiç ağızda bir hareket bile yok. Şimdi bu adamlarla  yani İstiklal Marşımıza bile karşı olan, -Adalar'da oluyor bu iş, onların adayı-  CHP, İstiklal Marşı'na karşı olanla beraber oluyor, Erdem Gül... Bunlar bizim  bayrağımıza da karşı değil mi? Bunlar bayrağımızı kongrelerinde dahi asmayacak  kadar bayrak düşmanıdır. Yeri geldiği zaman milliyetçiliği kimseye bırakmazmış,  CHP böyle ifadeler kullanıyor. Buyur işte ispatı ortada. Bunlarla iş birliği  yapıyorsun."

Aynı şekilde İYİ Parti'de de benzer söylemler olduğuna dikkati çeken  Erdoğan, "Sözde milliyetçi. Buyur, neyle izah edeceksin? Saadet Partisi neyle  izah edeceksin? Bunlarla siz şu anda tam manasıyla iş tuttunuz. Böyle bir yola  gidiyorsunuz. Elhamdülillah bizim böyle bir sorunumuz yok." dedi.

"GBT sisteminin doğru çalıştığına inanmıyorum"

"Karşı tarafa baktığınızda onların ortak paydası Erdoğan düşmanlığı  olabilir mi?" şeklindeki soru üzerine Erdoğan, "Yani ona ben de doğrusu olumlu  bakabilirim. Erdoğan düşmanlığı olabilir ama şu anda bize gelen rakamlara da  baktığımız zaman HDP'nin yanılmıyorsam 229 kadar ismi, diğer siyasi partilerin  listelerinden meclis üyesi..." ifadelerini kullandı.

Son verilere göre CHP'nin listesinde 299, Saadet Partisi'nde 82, İYİ  Parti'de 29 HDP'linin listelere girdiği ve bazılarının PKK/KCK üyeliği gibi  bağlantılı olduklarının belirtilmesi üzerine Erdoğan, şunları söyledi:

"Bunların içinde bu soruşturmayı geçirdi, geçirmedi hepsi bir  tarafa hemen hemen haklarında soruşturma vesaire açılmayanı yok gibi. Tabii  burada gelecekte Yüksek Seçim Kurulunun bu işi çok daha farklı ele alması lazım.  GBT sisteminin ben doğru çalıştığına inanmıyorum. GBT sisteminin çok daha doğru  çalışması lazım. Bu tür adamların bir defa adaylıklarının daha baştan silinip  atılması lazım. Şimdi ne olacak? Seçim sonrası 340 değil mi, bu isimlerle ilgili  başta benim partim olmak üzere hepimiz de yükleneceğiz. Bunların hepsinin bir  defa başkansa başkanlığını, meclis üyesi ise meclis üyeliğinin düşürülmesi için  müracaatlarımızı yapacağız. Çünkü biz bu ülkenin teröre bulaşmış, teröristlerle  kalkıp da herhalde yönetilmesine müsaade edemeyiz. Bunların önünde duracağız.  Mesela başkanlıklarda, geçen dönemde olduğu gibi. Bunların içinde CHP'nin Kandil  adayları var. Mesela bir tanesi şu anda CHP'den Abdülbaki Karağaç diye bir isim.  Şimdi bütün bunlar yarın seçim neticeleri belli olduktan sonra hepsinin üzerine  üzerine gideceğiz. Bu kayyumluk olayı bizim dönemimizde çıkmış bir şey değil ki.  Bu kurum var, bu müessese var. Bu müessese olduğuna göre devletin, milletin  parasını bu belediyelere gönderiyor, bunlar da bu paraları nereye  gönderiyorlardı? Kandil'e. Artık bunlara bu fırsatı veremeyiz."

"Eserlerimizle biz ortadayız"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu paraların nasıl harcandığına  bakıldığında karşılarına çukurlar, hendekler çıktığını aktararak, konuşmasını  şöyle sürdürdü:

"Ne yazık ki sözde İYİ Parti'nin bir tane temsilcisi utanmadan,  sıkılmadan çıkıyor, şu ifadeyi kullanıyor. Diyor ki 'Bu çukurların açılmasının  bilgisi Erdoğan'da vardır.' Bu terbiyesizliğin daniskasıdır. Erdoğan'da bunların  bilgisinin var olduğunu söyleyenin önce bunu tespit etmesi lazım. Bu sende  olabilir. Sen cezaevine niye girdin yattın? Bakanlığın döneminde birçok maalesef  yolsuz işlere karıştığın için girdin yattın. Tayyip Erdoğan'ın hayatında böyle  bir şeyi göremezsin, gösteremezsin. Tayyip Erdoğan'ın bir defa ne gönül  dünyasında ne de görev yaptığı belediye başkanlığı döneminde ne de Başbakanlığı  döneminde böyle bir dosyayı ortaya koyamazsın. Benim geçmişimde de bugünümde de  sadece vatanıma olan sevgim, milletime olan sevgim, onlara olan hizmetkarlığım bu  vardır. Bütün eserlerimizle biz ortadayız."

Beka meselesi

Türkiye'ye karşı yürütülen tüm yıpratma savaşları ve bunların  doğuracağı istikrarsızlığın bir beka mesele olduğunu aktaran Erdoğan, "17-25  Aralık olayı aslında bunun yargıdaki en önemli göstergesidir. Yargıda olduğu gibi  yerel yönetimlerde de bunun göstergeleri var. Devletten gelen bütün imkanları  aldığı gibi Kandil'e, yani dağa gönderenler olduğu gibi bir diğer taraftan da  işte Güneydoğu'nun, Doğu'nun birçok yerlerinde bu çukurların kazılması vesaire  buralara genç dimağların, o çocukların öldürülerek oralara gömülmesi bunlar beka  meselesi değil de nedir?" diye konuştu.

Türkiye'nin sınırındaki çatışmaları hatırlatan Erdoğan, "Bakıyorsunuz  oralarda PKK'nın diğer kanadı olan YPG, PYD, bunların bizim topraklara attıkları  havan topları, vesaire, bütün bunlarla verilen mücadele bir beka sorunu da değil  de nedir? Bizim Cudi'de, Gabar'da, Tendürek'te verdiğimiz mücadele bu  teröristlerle beka sorunu değil de nedir?" dedi.

Erdoğan, 15 Temmuz'un bir beka meselesi olduğunu vurgulayarak, şöyle  devam etti:

"Kimler vardı orada karşımızda? FETÖ'cüler vardı. FETÖ'cüler ne  yapmışlardı? Bunlar devletin çok çok ciddi kurumlarını adeta ele geçirme  durumundaydılar. Silahlı Kuvvetlerimize sızmışlar mıydı? Sızmışlardı. Polis  teşkilatımıza sızmışlar mıydı? Sızmışlardı. Devletin bütün kurumlarına  yerleşmişler miydi? Yerleşmişlerdi. Bütün buralarda bir beka sorunu çok açık net  ortadaydı. Neyle bu çıktı meydana? Bu 15 Temmuz'la çıktı. Yani 15 Temmuz'un,  tabii bizim orada 253 şehidimiz var, öbür tarafta 2 bin 191 gazimiz var, bütün  bunlar bizim tabii ciğerimizi dağladı, o ayrı ama öbür taraftan da böyle bir  durumun ortaya çıkması bakımından çok hayırlı oldu. Şu anda tabii içeride hukuk  mücadelesi devam ediyor. Bunlardan binlerce, on binlercesi şu anda cezaevlerinde.  Yargılananlar var. Ağırlaştırılmış müebbet, müebbet hapse mahkum olanlar var,  yıllara aynı şekilde sari. Bunların başı durumunda olan başterörist, alçak o şu  anda Pensilvanya'da. Onunla beraber yine yanında olanlar var. Beraberce kaçanlar,  Almanya'ya, Avrupa'nın değişik yerlerine kaçanlar var. Bunların içerisinde tabii  yargıda, polis teşkilatında olup kaçanlar var. Bunların şimdi bir kısmını biz  yakalıyoruz. Dışarıdan da getirtiyoruz. Türkiye'de olanlar aynı şekilde var.  Bunları biz bırakamayız. Gezi olayları, 17-25 Aralık kumpasları, terör çukurları,  15 Temmuz işgal girişimi, terör koridoru girişimleri kuzey Suriye'de, ekonomik ve  finansal operasyonlar, İslam karşıtı çevrelerin, ezanımızı, özellikle terörle  içli dışlı olan ittifakların bayrağımızı hedef alması, bu akşam mesela İstiklal  Marşı'na karşı takınılan tavırlar, bunların hepsi beka meselesinin somut  örnekleridir. Bunların da baş aktörleri PKK, PYD, DEAŞ, FETÖ ve DHKP/C gibi  örgütler de bunların baş aktörleri konumunda."

"Karşımızda el pençe divan duran birisiydi"

Programda, FETÖ, PKK yöneticileriyle HDP Eş Genel Başkanı Sezai  Temelli'nin ifadeleri ekranda peş peşe gösterildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, FETÖ yöneticilerinden Ekrem Dumanlı'nın  sözlerini şöyle değerlendirdi:

"Bu tabii çok müptezel birisi. Bu karşımızda el pençe divan duran  birisiydi. Tabii savcılık soruşturmayı açtığı anda kaçıp gidenlerden birisi. 'Düş  yakamızdan' ifadesini kullanıyor. Sen kime kullanıyorsun? Sen kimsin? Senin her  yerin yaka olsa ne olur? Kilon ne? Uşaksın. Kulsun ama Allah'a değil, Feto'ya  kulsun. Aradaki fark bu. Şu anda zannediyor ki bunlar işte 15 Temmuz ile bu işi  bitireceğiz. Ne oldu? Bitirebildiniz mi? Eski Türkiye yok, artık farklı bir  Türkiye var. Biz, kula kul değiliz. Ey Ekrem sen kula kulsun. Bunu bir defa bil.  Muhatabım da değilsin. Yanındaki PKK'nın dağdaki temsilcisi. O zaten malum. Her  yönüyle bitmiş, tükenmiş. Bunlar affedersin 12-13-15 yaşındaki kızları dağa  kaçırıp onları taciz eden alçaklar. Bunlar o tür teröristler ve hala HDP'ye gönül  veren benim kardeşlerim. Özellikle de söylüyorum: Güneydoğulu kardeşlerim,  Diyarbakır Belediyesinin önünde günlerce, haftalarca, aylarca orada çadırlar  kurup ağlayan Kürt anneler. Bunlar bana da geldiler. Başbakan'dım o zaman.  Bunların kızları dağlara kaçırıldı. O günleri hatırlayın. Bunların peşinden artık  gitmeyin. Bizim şu anda PKK terör örgütü tarafından kaçırılmış olan  astsubaylarımız var, subaylarımız var, doktorlarımız var, mühendislerimiz var,  kaçırıldı ve değişik yöntemlerle onlar tabii konuşturulmaya, bunlara çalışılıyor.  Bu adamın benim ülkemde, benim vatanımda bağlantısı olabilir mi? Olamaz. Şu anda  Kandil'de yaşıyor. Devamlı kaçışıyorlar. Geçen gün de bunların çok önde olan  liderlerinden bir tanesi vuruldu. Yani şu anda belki ölümle pençeleşiyor,  bilemiyorum. Çok ağır bir şeyi var."

HDP Eş Genel Başkanı Temelli için ise Erdoğan, "Bu adam Kürt de değil biliyor musunuz? Bu adam benim Kürt vatandaşlarımın üzerinden kendine siyasi  sermaye edinmeye çalışıyor. Şimdi Mansur Yavaş gelsin şunun hesabını versin.  'Ankara'da eğer Yavaş seçimi kazanacaksa bizimle kazanacak.' Bunun bir bedeli  olacak. Aynı şeyi İstanbul için de söylüyor. İstanbul'daki sen de bileceksin,  İstanbul'da 3 milyon Kürt oyu var. Sanki Kürtlerin oyları onlar tarafından ipotek  altında. Benim Kürt vatandaşlarıma da saygısızlık yapıyor, hakaret ediyor. Ben  inanıyorum ki bize gönül vermiş Kürt kardeşlerimiz var. Bunların ifadeleri bunlar  için zaten bir saygısızlıktır, hakarettir. Biz onlarla beraber bugüne kadar yol  yürüdük, Güneydoğu'da, Doğu'da bizim birinci parti olduğumuz günler var. Onlara  da önümüzdeki pazar sandıklara en güzel cevabı, benim samimi Kürt kardeşlerim  vereceklerdir. " ifadelerini kullandı.

CHP'nin neden Cumhur İttifakı gibi İstanbul'da bir miting yapmadığına  ilişkin soru üzerine Erdoğan, "Bugünkü mitingden sonra olay onlar için çok daha  düşündürücü olacaktır. Meydana çekebilmek, gelmek bir aşk işi. Dertli olmayı  gerektirir." diye konuştu.

CHP'nin seçimlerde en çok HDP'den medet umduğunu ifade eden Erdoğan,  İstanbul'da, Ankara'da ve İzmir'de HDP'nin adayı olmadığını, aday çıkarmamasının  da manidar olduğunu söyledi.

"Demek ki CHP bütün umudunu oraya bağlamış. Listelerinde bolca da  HDP'lilere yer vermişler. Aynı şekilde İYİ Parti'de öyle." diyen Erdoğan, HDP'nin  birçok yerde seçime girmediğini kaydetti.

Erdoğan, sadece AK Parti'nin kazandırılmaması için AK Parti kazanırsa  nelerin olabileceğini ve yerel yönetimlerde başarı grafiğinin artacağını çok iyi  gördükleri için böyle davrandıklarını vurgulayarak, şöyle devam etti:

"İzmir'in sadece 14 ilçesindeki CHP listelerinde terör örgütü PKK ile  ilişkili 27 kişinin tespit edildiğini biliyorum. Bunların 19'u direkt dağ  kadrolarıyla bağlantılı. Bundan daha güzeli olur mu ispat için? Sadece bu örnek  bile CHP ile PKK arasındaki ittifakı göstermesi açısından çok çarpıcıdır. Bugün  medyada CHP, HDP, İYİ Parti ve Saadet Partisi'nden belediye meclis üyesi olan  yüzlerce ismin PKK ile ilişkisini resmeden kayıtlar ortaya kondu. Manzara  korkunç. Sıradan bir olay yaşamıyoruz. FETÖ ile PKK'yı almışlar, oturmuşlar  listelerini birlikte yapmışlar. Yetmemiş belediye meclisi üye listelerinde  bunlara yer vermişler, seçim stratejilerini de birlikte belirliyorlar. Olay  ortada."

"İstiklal Marşı okumayan bir adamla yan yana duruyorsun"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun ülkücü olduğuna ilişkin  sözlerinin hatırlatılması üzerine Erdoğan, "Bay Kemal her şeyi söyler. Çok  taklacıdır, çok takla atar. Akşam yatarken, sabah kalkarken söylediği yalanları  takipte biz zorlanıyoruz. Onun hiçbir yerinin milli olması mümkün değil.  Kesinlikle böyle bir yanı asla yok. Vatansever olması da mümkün değil. Niye?  Alman Parlamentosunda terör örgütünün paçavralarıyla resim çektirenlerle birlikte  yan yana poz veren bir adamın bu ülkeyi seven birisi olması mümkün değil." diye  konuştu.

Kılıçdaroğlu'nun "omurgasız siyaset" yaptığını belirten Erdoğan, şöyle  konuştu:

"Bunlar istedikleri yere eğilirler. Biz siyasete öyle bakmadık. Bay  Kemal'in siyasette her yeri acemi. Onun hayatı siyasetle geçmedi. Bizim hayatımız  siyasetle geçti. 40 yıldır gençlik kollarından itibaren siyasetin içinden  geldiysek, birçok şeyi halkımızla yoğurarak geldik. Ülkücüleri dar ağacına  yürütenlerle beraber şu anda Bay Kemal yol yürüyor. İşareti yapmakla kimseyi  aldatması mümkün değil. Utanmadan ülkücülükten söz ediyor. Ülkücülüğün bir İslam  davası yolu var. Onun böyle bir şeyi olması mümkün mü? Ülkücülük bir defa Türkiye  sevdasıdır. Onun Türkiye sevdası diye bir şeyi de söz konusu değil. Bugün  Adalar'da gördük. İstiklal Marşı okumayan bir adamla yan yana duruyorsun. Ezana  ve bayrağa karşı olanları savunanlarla. Bir defa ülkücü olması mümkün mü?  Taksim'deki olayda senin İstanbul il başkanın, kadın onlarla beraber. Onları  savunmadı mı Bay Kemal, savundu. Sözcüsü de ne dedi? 'O düdükler polise  karşıydı.' Siz kimi aldatıyorsunuz. Siz milleti ne zannediyorsunuz. Ezan  başlıyor, düdükler başlıyor. Bay Kemal ülkücü olmak, Aybüke öğretmen ile  Necmettin öğretmeni şehit edenlerle yol yürümek değildir."

Kılıçdaroğlu'nun PYD ve PKK'yı terör örgütü olarak görmediğini, 15  Temmuz darbe girişiminde ortadan sıvışarak, Atatürk Havalimanı'ndan FETÖ'cülerin  kendisini almasıyla Bakırköy Belediyesine gittiğini ifade eden Erdoğan, "Kahveni  yudumlayıp Bakırköy Belediyesinden bunu takip edeceksin, daha sonra da 'Bir darbe  hareketi olursa tankların önünde önce ben dururum' diyeceksin. Niye durmadın?  Daha sonra çeviriyor, 'Bana da haber versinler, ben de gelirdim.' diyor. Bunda  her şey var. Bunun dürüst olması, vatansever olması, böyle bir şey yok." şeklinde  konuştu.

17 yılda yapılanlar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 17 yılda neler yapıldığına ilişkin  soru üzerine de, bugünkü mitingde ekranlardan yapılanları gösterdiğini söyledi.

İstanbul Boğazı'nın üstüne üçüncü gerdanlık olarak Yavuz Sultan Selim  Köprüsü'nün yapıldığını anlatan Erdoğan, "Altta Marmaray var. Onu göremeyebilir  (Kılıçdaroğlu) haklıdır alttan geçtiği için. Bu raylı sistem. Anlamaz zaten o  raylıyla lastikliyi." dedi.

Erdoğan, Avrasya Tüneli'nin de yapıldığını, İstanbul-İzmir Otoyolunu  yapımının sonuna doğru yaklaşıldığını dile getirerek, "Osmangazi Köprüsü'nden  geçmeni (Kılıçdaroğlu) tavsiye ederim. Şöyle bir geç, Bursa'ya doğru gitmende  fayda var. Hiç olmazsa bazı yeşillikleri görürsün." diye konuştu.

Bu yolun yıl sonuna kadar bitirileceğini, İstanbul ile İzmir  arasındaki mesafenin 3,5 saate indirileceğini dile getiren Erdoğan, 6 bin 100  kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunun 22-23 bin kilometre çıktığını, üçüncü  havalimanının da ortada olduğunu kaydetti.

Erdoğan, 25 havalimanı sayısının 57'ye çıktığını, 76 üniversitenin  206'ya ulaştığını belirterek, "81 ilin tamamında Bay Kemal üniversite var. Eline,  diline dursun '17 senede ne yaptınız derken.' Bunlar kendiliğinden olmadı, biz  yaptık." dedi.

Bütün illerde, hatta ilçelere varıncaya kadar devlet hastaneleri  bulunduğunu, yine şehir hastanelerinin yapımının devam ettiğini vurgulayan  Erdoğan, CHP'ye gönül verenlerin de bu hizmetlerden yararlandığını anlattı.

Erdoğan, İzmir'deki körfezin de Haliç'in eski hali gibi pislik içinde  olduğunu, İzmir'e Gördes Barajı'ndan su getirdiklerini, kentte yollar,  üniversiteler ve hastanelerin AK Parti iktidarı döneminde yapıldığını kaydetti.

Yassıada'daki çalışmalara ilişkin Erdoğan, "yaslı ada" olarak ifade  ettiği ada için güzel bir proje yapıldığını, çalışmaların devam ettiğini, adada  Demokrasi ve Özgürlükler Adası olarak uluslararası barışa yönelik toplantıların  düzenleneceğini anlattı.

Bir iki ay içerisinde son rötuşların yapılmasının ardından açılışın  gerçekleştirileceğini belirten Erdoğan, "Bu ada ülkemizin demokrasi anıtıdır,  özgürlük anıtıdır. Kim bu ülkede demokrasiden yana, bu onun ispatıdır. 2002  sonrasında bürokratik vesayeti tasfiye etmenin, halk iradesini siyasetin  merkezine oturtmamızın inşallah burası bir timsali olarak kalıcılığını ortaya  koyacaktır." ifadesini kullandı.

Yeni Zelanda'daki saldırı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yeni Zelanda'daki saldırının  bireysel bir terör eylemi değil örgütlü terör eylem olduğunu söyledi.

Yeni Zelanda yönetiminin kendilerine verdiği söz üzerine bu  saldırısının arkasında kimler olduğunu ortaya çıkaracaklarına inandığını  vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Sayın Başbakanın yaptığı açıklamalar her yönüyle takdire şayandır. Bu  işin acısını hissetmiştir. İslam İşbirliği Teşkilatını olağanüstü düzenledik. Bu  toplantıya başbakan yardımcısı ve göçten sorumlu Müslüman bakan katıldı.  Kendileriyle baş başa görüşmeyi yaptık. Onlar da bu işin takipçisi olduklarını,  hatta ben anında başkan yardımcımla Fuat Beyi ve Dışişleri Bakanımı geniş bir  heyetle Yeni Zelanda'ya gönderdim. Onlar orada genel valiyle, başbakanla,  belediye başkanıyla, oradaki Müslüman cemaatlerin temsilcileriyle görüşmeler  yaptı. Hatta bana bağlantı kurdular, telefonla onlara hitap ettim. Halk bu konuda  asla böyle bir terör içerisindeki halk diye değerlendirilemez. Yeni Zelanda  halkı, aslında insanlıktan nasibini almamış olanlara bir insanlık dersini  vermiştir. Merasimler veya olayların olduğu yere gelip çiçekler koymaları falan  bu bir insani duruştur. İnsani duruşu bir kenara koymamız mümkün değil. "

Erdoğan, Yeni Zelanda halkına şükranlarını dile getirdiğini, gelen  misafir heyete özellikle söylediğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Ama ortada bir gerçek var. Avustralya'da bir senatör çıkıyor,  ahlaksızca, edepsizce bir açıklama yapıyor. Ama benzer açıklamayı da ne yazık ki  bu ülkede Bay Kemal yapıyor. Ne diyor? 'İslam ülkelerinden kaynaklı terör' diyor.  Senin batılılar gibi,  terörün kaynağını İslam'a dayıyorlar ya. Bay Kemal de aynı  şeyi yapıyor, aynı şeyi söylüyor. Avustralya'daki senatör de aynı şeyi söylüyor.  'İslam dünyasından kaynaklanan terör' diyemezsin arkadaş, haddini bil. O zaman  sen, kendinden şüphe etmen lazım. Barış dini olan İslam'a sen terörü fatura  edemezsin. Haddini bil. İslam dünyasının içinden teröristler çıktı diye de İslamı  terörize edemezsin. Bu adam Hristiyan. 51 Müslümanı öldürdü. Şimdi biz  Hristiyanlığa terör dini mi diyeceğiz veya Hristiyan dünyasından kaynaklanan  terör mü diyeceğiz. Böyle bir haddimiz veya hakkımız var mı? Yok. Hepsinin  içinden, Musevilerin içinden de bunlar çıkabilir, Hristiyanların içinden de  bunlar çıkabilir, Müslümanların içinden de bunlar çıkabilir. Biz DEAŞ'ı  savunabilir miyiz? Savunamayız. O başka bir şey bu başka bir şey."

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Biz çözdük başörtüsü  sorununu" açıklamasının sorulması üzerine Erdoğan, "Nasıl çözmüş? İşi Anayasa  Mahkemesine götürenler onlar. Utanmadan diyor ki 'Biz çözdük.' Siz bir defa  iptali için Anayasa Mahkemesine götürdünüz. Nur Serter, ikna odalarının baş  mimarı değil miydi? Orada o kızlarımıza zulüm eden bu kadın değil miydi? Bu kadın  daha sonra CHP'nin milletvekili olmadı mı? Siz kimi aldatıyorsunuz? CHP  milletvekili Nur Serter, Kemal Alemdaroğlu'nun rektör yardımcısıydı. İkna  odalarının da baş mimarıydı. Biz sizin cemaziyelevvelinizi biliriz ve baş  örtüsüyle hukukunuzun ne olduğunu çok iyi biliriz." diye konuştu.

"AK Parti sizin gibi çürük, çarık tipleri içine alacak bir parti  değildir"

Seçimden sonra yeni bir parti kurulacağı söylemlerine ilişkin görüşü  sorulan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bu ülkede, siyasetin acemileri var. Yolda giderken siyasete bulaşmış  olanlar var ama çekirdekten bu işin içinden gelmek başka bir şey. Bir defa biz bu  yola makam ve koltuk aşkı ile çıkmadık. Bizim sevdamız millet. Sevdası millet  olmayanların çabası beyhude bir çabadır. Bazı denemeler oldu biliyorsunuz.  Sonuçlar ortada, bizim partimizden çok kişiler ayrıldı. Ne oldu? Parti kurdular.  Sonra ne oldu? Sıfırlandılar.

Davamıza baş koyan arkadaşlarımız koltuk değil, halkımıza hizmet  derdinde. Bu derdi olmayanlar, bu anlayışa sahip çıkmayanlarla biz yol  yürüyemeyiz. Yoldan çıkanları da zorla yola sokmak gibi bir zaman israfına  girmeyiz. Şu anda bizimle yola çıkıp da CHP'nin içinde olanlar var, onlarla  beraber yol yürüyenler var. 'Akademik çalışma yapacağız.' deyip de ne yazık ki  istikametini kaybedenler var. Bu tür tartışmalar yeni değil. Türk siyasi  tarihinin son 20 yılına baktığımız zaman Türkiye'nin büyük badireler atlattığını  görüyoruz. Bu badirelerin hepsinin altında AK Parti'nin emeği, milletimizin  desteği yatmaktadır. Türkiye'nin beka mücadelesi verdiği bu dönemde yeni bir  siyasi oluşumdan ziyade güçlü bir birlikteliğe ihtiyacımız var."

Erdoğan, AK Parti'nin milletin karşılaştığı sorunlara yönelik çözümler  üretmeyi, millete hizmet etmeyi kendisine şiar edinmiş bir parti olduğunu  vurgulayarak, şunları söyledi:

"Gitmiş bir başka partiden aday olmuş şöyle veya böyle... Şunu bilecek  bir defa; 'Seçimden sonra ben tekrar AK Parti saflarında yerimi alırım.' kusura  bakma. AK Parti sizin gibi çürük, çarık tipleri içine alacak bir parti değildir.  Müslüman bir sokulduğu delikten bir daha sokulmaz çünkü dava adamı davasına  ihanet etmez. Davasına ihanet edenlerle de yol yürümez. Biz şu anda bu yolumuzu  samimi olanlarla yürüyoruz. Yürümekte de kararlıyız. Böyle bir şey yapacak  olursak, milletimiz de bizi affetmez."

"Müze statüsünden çıkar"

Ayasofya'nın Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına ücretsiz olup  olmayacağına ilişkin soruyu Erdoğan, şöyle yanıtladı:

"O, anormal bir teklif değil. Olabilir. Olmayacak bir şey değil,  rahatlıkla olabilir. Hatta hatta bunun üzerinde öyle dururuz ki bunun (adını)  müze değil, artık Ayasofya Camii olarak koyarız. Nasıl Sultanahmet Camisii'ne  turistler geliyorlar, herhangi bir ödeme yapıyorlar mı? Ziyaretini Sultanahmet Camisii'nde, Süleymaniye Camisii'nde, Fatih Camisii'nde yapıyor. Aynı şeyi Ayasofya'da da yapar. Müze statüsünden çıkar. Zaten daha sonradan buraya böyle  bir statü verildi. Bu da yine CHP zihniyetinin bir adımıdır. CHP zihniyetinin  attığı bu adımı değiştiririz."

Bedelli askerlik ücretinin düşürülmesine ilişkin beklentilerin  olduğunun hatırlatılması üzerine Erdoğan, "El insaf. Burada bu kadar harcamalar  yapılacak ki bu bedel ta nerelerdeydi biliyorsunuz. Düşürdük, düşürdük, düşürdük  şu anda geldiği yer 5 bin avro. Bu şimdi o günün kuru üzerinden  değerlendirilecek. Ücretler orada TL olarak neye tekabül ediyor, o parayı  ödeyecek. Bir şöyle olsun, bir böyle olsun böyle bir durum söz konusu olmayacak."  dedi.

"Netanyahu'nun propagandasını ne yazık ki ABD yönetiyor"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump'ın Golan  Tepeleri açıklamasına ilişkin bir soru üzerine şu değerlendirmelerde bulundu:

"BM'nin bu konuyla ilgili kesin kararı var. BM'nin kesin kararında da  Golan Tepesi'nin, İsrail ile yakından uzaktan alakası yok. AB'nin bu konuda  yaptığı açıklamalar var. En son Tusk bir açıklama yaptı. Kesinlikle biz  kararımızda herhangi bir değişikliğe gitmiyoruz. Dün akşam benim Sayın Macron ile  bir görüşmem vardı. Yine Fransa'nın da buradaki duruşu aynı. 'Duruşumuzda  herhangi bir değişiklik söz konusu değil. Trump ile görüşmem olacak. Trump ile  yapacağım görüşmede bunu kendisine de söyleyeceğim.' dedi.

Burada maalesef çok ciddi bir yanlış var. Yanlış şu; Trump adeta  malum, İsrail'de seçim var. Netanyahu'ya seçim hediyesi olarak altın tepside  Golan Tepeleri'ni kendine göre hediye ediyor. Netanyahu da anında bunu seçim  propagandasında kullanıyor. Her şey açık. Netanyahu'nun yolsuzlukları deşifre  oldu. Adli mekanizma işletilmeye başlandı. Pompeo İsrail'i ziyaret etti,  desteğini deklare etti. Bu hamle Netanyahu'nun yolsuzluklarını perdeleyemedi.  İşgal siyaseti, kan üzerinden siyaset buna ne derseniz deyin haftaya da Netanyahu  ABD'ye gidiyor. Şimdi Netanyahu'nun propagandasını ne yazık ki ABD yönetiyor. Biz  buna emperyalizm ve siyonizm dostluğu diyoruz. Bu dostluk sadece bölge barışını  değil, dünya barışını da tehdit ediyor. Kan ve işgal üzerinden politika  geliştirmek acziyettir, insanlığa ihanettir. Bu dostluk sadece bölge barışını  değil, dünya barışını da tehdit ediyor."

Bu konuyu BM'ye daimi temsilci vasıtasıyla taşıdıklarını, BM'de de bu  konuyu tekrar gündeme getirip adımı atacaklarını belirten Erdoğan, bu konunun BM  Güvenlik Konseyi'nden geçmesinin söz konusu olmadığını, çünkü Rusya'nın bu  konudaki duruşunun belli olduğunu, AB üyesi ülkelerin duruşunda da herhangi bir  sıkıntı olmayacağına göre BM Güvenlik Konseyi'nden bu işin olur almasının mümkün  olmadığını kaydetti.

Trump'ın kendi kendine konuştuğunu dile getiren Erdoğan, "Adeta  Amerika'daki Yahudiler üzerinde bir hesap peşinde. Kendisine şimdiden bir seçim  yatırımı yapıyor. Çok çok yanlış bir oyun. Bu bölgenin geleceğine yönelik Allah  göstermesin kan revan içinde kalmasının sorumluluğu onun üzerinde olur." dedi.

"Eğer bir gece ansızın girmemiz gerekiyorsa gireriz"

Kuzey Suriye'deki son duruma ilişkin soru üzerine Erdoğan, şunları  aktardı:

"Dün, Savunma Bakanım ve Kuvvet Komutanlarım bölgedeydiler. Çalışmalar  devam ediyor. Seçim için bir haftamız kaldı, bunu bir defa halletmemiz lazım.  Fırat'ın doğusuna yönelik planladığımız terörden bölgeyi arındırma hareketi için  hazırlıklar da son aşamaya geldi. Terörist unsurların başka kisvelerle  sınırımızın diğer tarafında mevcudiyetini kabul etmemiz mümkün değildir kim  olursa olsun. Planladığımız hareketin stratejik tek gerçeği terörle mücadele,  insanlığı hedef alan terörü bitirmektir. Terörle mücadelemizi her halükarda  sürdüreceğiz. Bu zulme sadece biz karşı çıkmıyoruz. Türk, Kürt, Arap ve Türkmen  aşiretler, PKK, YPG, PYD zulmünün bitmesini istiyor. Gereken ne ise bunu  yapacağız. Fırat'ın doğusuna yönelik olarak askeri anlamda ordumuz tüm yığınağını  yapmıştır. Eğer bir gece ansızın girmemiz gerekiyorsa gireriz."

"Sana bu sözü söyleme hakkını kim veriyor?"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin eski ABD Büyükelçisi  Namık Tan'ın, Türkiye'nin Rusya'dan alacağı S-400 ve ABD ile yaptığı F-35  anlaşmalarına ilişkin sözlerinin sorulması üzerine, şunları söyledi:

"Bunlar ihanet içindeler. Sen bu milletin ekmeğini yiyeceksin,  büyükelçilik yapacaksın ondan sonra terbiyesizce açıklama yapacaksın. Önce bir  defa senin haddine mi? Sen büyükelçilik yaptın diye, emekli oldun diye sana bu  sözü söyleme hakkını kim veriyor? Neymiş, 'Amerika ile iyi geçinmek lazım.'  şudur, falan, filan... Biz, milletimizin menfaatine olan ne ise, bu menfaat  olduğu sürece her şeyi iyi geçinme üzerinde devam ettiririz. Biz kalkacağız, 1  milyar 200 milyon dolar F-35 için vereceğiz, ondan sonra yok şöyleydi, yok  böyleydi. Zaten bize iki tanesi teslim edildi, şimdi diğer iki tanesi gelecek.  Zorla buna talip olmadık ki biz NATO'nun bir ortağı olarak bu da gündeme geldiği  için girdik." dedi.

Patriotlar için Obama döneminden itibaren bu işin konuşulduğunu  hatırlatan Erdoğan, "Beyefendiler, 'Kongreden izin çıkmadı.' dediler ve  patriotları vermediler. Biz, savunma sistemi noktasında adımlarımızı niye  atmayalım? Bunun için Rusya ile bu anlaşmayı yaptık. S-400 konusunda bu adımları  attık. S-400 ile ilgili geri dönüşümüz söz konusu değil. S-400 ile ilgili  adımımızı atmış vaziyetteyiz." ifadelerini kullandı.

Patriotlarla ilgili ABD ile görüştüklerini ama şartları uygun hale  getirmelerini istediklerini belirten Erdoğan, "Bir fiyatlar, kredi imkanları, iki  ortak üretim, buna benzer şartlar olması lazım ki biz sizinle de ayrıca ortak  adım atalım dedik." diye konuştu.

ETİKETLER