Cumhurbaşkanı Erdoğan: Dünyada bir zalim aranacaksa ta kendisi sensin

AA |  13 Mart 2019 Çarşamba - 21:39 | Son Güncelleme : 13 03 2019 - 23:15

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 5. Uluslararası İyilik Ödülleri töreninde konuştu. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya tepki gösteren Erdoğan, "Be Netanyahu sen zalimsin zalim. İsrail'de seçim var diye cezaevlerindeki binlerce kadın, çocuk yaşlı bunlara zulmeden sen değil misin? Dünyada bir zalim aranacaksa ta kendisi sensin." dedi.


Özellikle 5. Uluslararası İyilik Ödülleri münasebetiyle dünyanın  farklı köşelerinden Türkiye'ye gelen misafirlere "milletin evine hoş geldiniz"  diyen Erdoğan, katılımcıları Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, milletin evinde, bu  gazi mekanda ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Ödüllerin, ülke, millet ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını  dileyen Erdoğan, İyilik Ödülleri'ne olan teveccühün giderek artmasını da takdirle  karşıladığını söyledi.

Artık geleneksel hale gelen ödüllerin, Diyanet Vakfının gayretleriyle  yurt içinde ve yurt dışında daha fazla rağbet kazanacağına inandığını belirten  Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bilhassa yaşadığımız çağda neticeyi sadece Hak'tan, Halık'tan,  Allah'tan bekleyerek yapılan çalışmalar adeta altın değerindedir. Az önce  futboldan emekli olduğunu kabul edelim, Ömer kardeşimizin (Frederic Omar Kanaute)  artık hayır istikametinde goller atmayı hedeflemesi güzel, kısa, özet bir  değerlendirmeydi. Kendisine tabii bugüne kadar attığı goller ama gollerden sonra  da hakikaten kurduğu vakıfla devam ettirdiği sürecin hayırlara vesile olmasını bu  noktada da gerçekten Allah'tan niyaz ediyorum. Hemen her şeyin kıymetinin parayla  ölçüldüğü her şeye menfaat penceresinden bakıldığı bir dönemde bu ödüller adeta  çöldeki vaha gibidir."

"Bugünün de firavunları ve nemrutları var"

Bugün iyilik ödülleriyle vücut bulan hassasiyetlere gerçekten çok  büyük ihtiyaç duyulduğunu ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Zira marifet iltifata tabidir. Günlük yaşantımızda, siyasette,  ticarette, uluslararası ilişkilerde şahit olduğumuz hadiseler insanı insan yapan  en önemli hasletin iyilik olduğunu, ihsan olduğunu, yardım olduğunu açıkça ortaya  koyuyor. Dün olduğu gibi bugün de dünyamız iyi insanların, hayır hasenat  sahiplerinin yüzü suyu hürmetine ayakta duruyor.

Şunu unutmayalım. Dünün firavunları, nemrutları vardı, bugünün de  firavunları ve nemrutları var. Hak batıl mücadelesi dün olduğu gibi bugün de var  ve bu mücadele ilanihaye devam edecek. Öyleyse bizim hak batıl mücadelesinde  sabit-kadem olmak suretiyle bu mücadeleyi sürdürmemiz lazım. Bilhassa bu ödül  töreni vesilesiyle hep birlikte bir kez daha şu gerçeği idrak ediyoruz. Dünyayı  hırs, hınç ve haset değil iyilik değiştirecektir. Dünyayı kin ve nefret değil  ihsan ayakta tutacaktır. Dünyayı çatışma, kavga değil barış yaşanılır kılacaktır.  Dünyayı çıkarına tapanlar değil Allah için sevenler, Allah için verenler, Allah  rızası için iyilikte bulunanlar güzelleştirecektir. Dünyayı zalimlerin önünde  eğilenler değil mazlumlara sahip çıkan Müslüman yürekler yeşertecektir. Sırtını  müstekbirlere dayamış katillerin kalplerde açtığı yaraları, diline, dinine,  rengine bakmadan muhtaçları bağrına basanlar tedavi edecektir. Savaşın,  yoksulluğun, husumetin yaydığı o kara bulutları inşallah insanlığın ufkundan yine  iyi kalpler kaldıracaktır."

Erdoğan, bunun için Allah'ın Kur'an-ı Kerim'de, "Allah sana ihsan  ettiği gibi sen de insanlara iyilik et" buyurduğunu, Hazreti Muhammed'in ölçü  olarak "insanların hayırlısı insanlara faydalı olanıdır" prensibini insanlığa  bıraktığını, Yunus Emre'nin "Yaratılanı yaratandan ötürü severim" diyerek,  yürünecek asıl yolu gösterdiğini, "Ne verirsen elinle o gider seninle" diyen  gönül erlerinin imkan ve vakit varken iyilikte bulunmayı tavsiye ettiğini  söyledi.

"Sınıfta kaldılar"

Son 7-8 senede bölgede vuku bulan hadiselerin, milletle beraber yüz  milyonlarca Müslüman'ın gözündeki perdeyi de kaldırdığını ifade eden Erdoğan,  "Suriye, Irak, Yemen, Libya ve Filistin'de yaşananlar, Müslümanlar için iyiyi  kötüden, zalimi mazlumdan, dostu düşmandan ayıran bir furkan oldu. Maskeler  düştü, makyajlar aktı, gerçek yüzler ortaya çıktı. Özde demokratlarla sözde  demokratlar, gerçek insan hakları savunucularıyla bunların sadece istismarını  yapanlar bu süreçte ifşa oldu. Temel sorunumuzun imkansızlıktan ziyade  vicdansızlık olduğu bir kez daha açığa çıktı." diye konuştu.

Bugün dünyada barış ve huzurun önündeki en büyük engelin irade  eksikliği, vicdan kıtlığı olduğunun aleniyet kazandığını belirten Erdoğan,  "Üzülerek söylüyorum ama bu süreçte bazı Müslüman devletlerle beraber Batılı  ülkeler Batılı kurum ve kuruluşlar gerçekten çok kötü bir imtihan verdiler.  Sadece demokraside, hukukta ve adalette değil temel insanlık sınavından da  sınıfta kaldılar." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

"Ne kimi Müslüman ülkeler ne de Batılılar, Suriye'de varil bombaları,  balistik füzeler ve kimyasal silahlarla katledilen bir halkın acısını duymadılar.  Açlıktan bir deri bir kemik kalmış Yemenli sabilerin göğe yükselen feryatlarını  işitmediler. İsrail askerlerinin kameralar önünde katlettiği Filistinli genç  kızların, engellilerin, yaşlıların dramlarına en küçük hassasiyet göstermediler.  İşte Netanyahu, Tayyip Erdoğan'ın ülkesinde gazeteciler cezaevlerindeymiş bundan  dolayı çok rahatsız olmuş. Netanyahu, sen zalimsin zalim. Şu anda İsrail'de seçim  var diye cezaevlerindeki binlerce çocuk, kadın, yaşlı bunları cezaevinde tutan  sen değil misin? Onlara zulmeden sen değil misin? Eğer dünyada bir zalim  aranacaksa ta kendisi sensin. Mukayesesi kabil olmayan birisisin. Utanmadan,  sıkılmadan konuşuyorsun. Şu anda bizim mabetlerimize, Mescid-i Aksamıza  postallarla girenler, senin askerin, senin polisin değil mi? Orada, din  adamlarımızı dövenler sizin askeriniz, polisiniz değil mi? Bunu neyle izah  edeceksin? Bu içerideki bir kaç tane gazeteciye benzemez, bunun hiç izahı da  olmaz. Ha bizi tahrik etmeye çalışıyorsan biz tahrik olmayacağız. Çünkü biz bu  oyunlarla tahrik olmayacak kadar evrensel bir dinin mensuplarıyız. Bu oyuna  gelmeyiz."

Mısır'da darbe mahkemelerinin verdiği kararlarla yapılan idamları  hatırlatan Erdoğan, "İdam edilen gençlerin acısını yüreklerinde hissetmediler.  İşte daha geçenlerde dokuz genci idam ettiler. Şimdi buradan sesleniyorum; ey  Batı, Avrupa Birliği, hani Avrupa Birliği ülkelerinde idam yasaktı? Avrupa  Birliği ülkelerinde idam yasak olduğu halde siz Sisi'nin davetine nasıl oluyor da  icabet ediyorsunuz? O da bir katliamın düzenleyicisi. Samimi olsaydınız, gerçek  demokrat olsaydınız böyle bir idam mekanizmasını çalıştıran ülkenin davetine 'biz  icabet etmeyiz' der oraya icabet etmezdiniz." diye konuştu.

"Asla kabul etmiyorum, etmem de"  

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Beni Sisi ile çok barıştırmak isteyenler var,  asla kabul etmiyorum, etmem de. Neden? İşte bunlardan dolayı. Neden? Halkının  yüzde 52 oyunu almış olan bir Mursi'yi ve arkadaşlarını cezaevine mahkum eden bir  antidemokratla karşı karşıya gelmem, onunla aynı masada oturmam. Bir defa bizim  bu gerçekleri görmemiz lazım, eğer bu gerçekleri göremezsek Rabbim ebedi alemde  bunun hesabını da bize sorar. Eğer biz idareciysek, eğer bir milleti, bir devleti  yönetiyorsak bunun hesabını yarın o ruzi mahşerde vermeye mecbursun." dedi.

"İstanbul'da vahşice öldürülen bir Müslüman gazetecinin katli  karşısında seslerini çıkarttılar mı?" diye soran Erdoğan, şöyle devam etti:

"Çıkartmadılar ve şimdi ses çıkartanlar malum ülke tarafından sürekli  olarak dışlanıyor. İstediğin kadar dışla ama biz hak neyse bugüne kadar onu  söyledik ve bizden o katliamın belgelerini isteyenlere de biz belgelerini verdik.  'Gelin' dedik, dinlettik, Amerika'sı, Japonya'sı, Fransa'sı, İngiliz'i, Suudi  Arabistan'ın kendisi, hepsine bunları anlattık. 15 kişi iki uçakla buraya  geliyor, İstanbul'a ve İstanbul'a gelen bu 15 kişi başkonsoloslukta bu katliamı  yapıyor, nişanlısı kapıda. Veliaht Prens açıklama yapıyor 'Öbür kapıdan çıktı'  diyor. Dışişleri Bakanı 'Yerli iş birlikçilerle bu uygulandı' diyor. Açıklama  yapıyorum, diyorum ki yerli işbirlikçi varsa o zaman bunu sen açıklamaya  mecbursun ve şunu söylüyorlar 'Diğer kapıdan çıktı' ya bu akil baliğ olmamış bir  çocuk mu? Dışarıda eşi bekliyor, eşine görünmeden veya eşini almadan gidiyor ve  bu adam gazeteci, dünyanın tanınmış gazetecilerinden bir tanesi. Ya bunlar  insanoğlunu herhalde enayi yerine koyuyorlar, böyle bir şey olabilir mi? Daha  sonra 'Bunları biz yargılayacağız, gereği neyse bunu yapacağız' diyorlar. Kimseyi  aldatamazsınız, Suudi Yönetimi bir defa bunun katillerinin o 15 kişi içinde  olduğunu biliyor ve bu 15 kişi daha sonra 22'ye çıkarıldı, bunların içinde bu  katillerin olduğu belli, 2 kere 2, 4 gibi belli ama biz takipçisiyiz, gerekirse  uluslararası mahkemede de bu işin yargılanmasını takip edeceğiz."

"Terör belası kapılarına dayanana kadar bir kez olsun tehdit ve  tehlikenin farkına varmadılar." ifadesini kullanan Erdoğan, şunları söyledi:

"Bakın ne Aylan bebeklerin sahile vuran minik bedenleri, ne Akdeniz'de  kaybolup giden hayatlar, ne de terör örgütlerinin dağıttığı yuvalar Batı  vicdanının uyanması, harekete geçmesi için ne yazık ki yeterli olmadı. Çok daha  vahimi terör gibi bir meselede dahi iyi terörist-kötü terörist ayrımına gitmekten  çekinmediler. Suriyeli, Afganlı, Iraklı mültecilerden esirgedikleri şefkat ve  merhameti FETÖ'cü alçaklara, YPG'li katillere göstermekten hicap duymadılar.  Maalesef zulüm ve şiddetten kaçan sığınmacılar toplama kamplarına mahkum  edilirken, adaletten kaçan FETÖ'cü darbeciler baş tacı edildi. 10 binden fazla  Suriyeli çocuk, Avrupa'nın sokaklarında kaybolurken, teröristleri korumak için  kapılarına nöbetçi polisler dikildi.

"Bunun sebebi aç gözlü sömürgecilerdir"  

Çok açık ve net söylüyorum, şayet bugün binlerce tır silah verilen  YPG'li katiller, Suriye'nin kuzeyinde bir terör koridoru oluşturma hevesine  kapılıyorsa bunun müsebbibi terör örgütlerine şaşı bakanlardır. 23 bin tır silah,  mühimmat, araç, gereç Suriye'nin kuzeyine Irak'tan nakledilmiştir. Bunları  kendilerine hep söyledik ama devamlı kaçıyorlar. Şayet bugün dünyanın gözleri  önünde gençler, dar ağaçlarına  gönderiliyorsa bunun müsebbibi çıkarlarını  ilkelerinin önüne koyanlardır. Şayet bugün Filistin'de işgal alabildiğine devam  ediyorsa bunun sebebi mesele İsrail olunca hukuku rafa kaldıranlardır. Şayet  bugün Arakan'da zulüm sürüyorsa Afrika'da yoksulluk günden güne derinleşiyorsa  Libya ve Venezuela gibi petrol zengini ülkeler halen yoksullukla boğuşuyorsa  bunun sebebi aç gözlü sömürgecilerdir."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:

"Kardeşlerim şunu hiçbir zaman unutmayın, karanlık ne kadar koyu  olursa olsun onu yırtan bir şafak bulunur, gecenin siyahını delen bir kandil  bulunur, gökyüzünü aydınlatan bir kamer bulunur, yaralı gönüllere şifa olacak bir  merhem bulunur, çıkarlarına tapanlara inat Allah için seven mümin yürekler  bulunur, zalimlere inat mazluma sahip çıkacak iyilik neferleri bulunur. İşte  Türkiye böylesi kasvetli bir dönemde zulüm karanlığını delen bir kandil olmuştur.  Dünyada tüm donör ülkelere yardım konusunda bir numara milli gelire oranla  ölçüldüğünde Türkiye'dir, bir numara Türkiye'dir. Türkiye, vicdansızlık ve çifte  standardın karabasan gibi dünyanın üzerine çöktüğü bir dönemde merhametin,  şefkatin, iyiliğin sesi olmuştur."

Türkiye'nin bu alanda yaptığı harcamanın 35 milyar doları aştığını  bildiren Erdoğan, "Avrupa Birliği verdiği sözü tutmadı. Bize 1 milyar 750 milyon  dolar ödeyecekti ama ödemedi. Fakat biz ödeseler de ödemeseler de bu  desteklerimizi yapmaya devam ediyoruz." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, "İmkanları bizden katbekat fazla ülkeler mültecileri toplama  kamplarında mahkum ederken biz kardeşlerimizle soframızı paylaştık. Sınırlarımıza  gelen hiç kimsenin etnik kimliğini, dinini, kültürünü, meşrep ve mezhebini  sorgulamadık. Türkmen kardeşlerimize sahip çıktığımız gibi Kürt kardeşlerimize  Arap kardeşlerimize de sahip çıktık. Müslümanlara kapımızı açtığımız gibi  Ezidilere, Hristiyanlara da kapımızı ardına kadar açtık. Paylaşmanın bereketine  inandık, merhametin gücüne iman ettik. Böylece Türkiye'yi dünyanın en cömert  ülkesi yaptık." diye konuştu.

"Batılı kuruluşlar gibi 'kalkınma yardımı' adı altında farklı  hesapların içine girmedik"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin 2018'de 8,5 milyar dolarla oran ve  miktar bakımından insani yardımlarda zirveye yerleştiğine dikkati çekerek, Suriye  ile beraber Kırgızistan'dan Afganistan'a, Somali'den Filistin'e, Sudan'dan Libya,  Yemen ve Bosna Hersek'e kadar gönül coğrafyasının tamamına milletin yardım elini  uzattıklarını söyledi.

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Batılı kuruluşlar gibi 'kalkınma yardımı' adı altında farklı  hesapların içine girmedik. Bize has, Türk milletine has yardım modeliyle kalıcı  izler bıraktık. Yardıma koştuğumuz bölgelerde yaşayan insanlara balık tutmasını,  hiç kimseye muhtaç olmadan ayakları üzerinde durmasını öğretmeye çalıştık. Afrika  gibi zengin kaynaklara sahip yerlerde insani yardım üzerinden yeni bağımlılık  ilişkisi kurma gibi bir çabanın içerisine girmedik. Bugün TİKA'mızla,  AFAD'ımızla, Kızılay'ımızla, Diyanet Vakfı'mızla, sivil toplum kuruluşlarımızla  dünyanın en zor, en sıkıntılı coğrafyalarında insani yardım faaliyetini  sürdürüyoruz.

Hamdolsun nereye gitsek, hangi ülkeyi ziyaret etsek bir Türk yardım  kuruluşunun orada bıraktığı izle, eserle karşılaşıyoruz. Tıpkı ecdadımızın  yaptığı gibi dört kıta, yedi iklimde Türkiye'nin iyilik sancağını göndere  çekiyoruz. İçimizdeki kimi gafiller, kimi vicdansızlar anlamasa da biz  imkanlarımızı mazlumlarla paylaşmayı sürdüreceğiz. Zalimler karşısında  eğilmeyecek, bükülmeyecek, üç günlük menfaat için zulme asla alkış tutmayacağız."

"Bu ödüller iyilere hürmetimizin, iyiliğe saygımızın en güzel  nişanesidir"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mehmet Akif Ersoy'un "Kanayan bir yara gördüm  mü yanar ta ciğerim/Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim/Adam aldırmada  geç git diyemem, aldırırım/Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım/Zalimin  hasmıyım amma severim mazlumu." dizelerini okuyarak, bu dizelerden aldıkları  ilhamla "zalimin hasmı, mazlumun hamisi" olmaya devam edeceklerini vurguladı.

Şair ve devlet adamı Yusuf Has Hacip'in Kutadgu Bilig'de "Kötülere  haşmet ve siyaset, iyilere ise daima hürmet lazımdır." tavsiyesinde bulunduğunu  aktaran Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bu ödüller iyilere hürmetimizin, iyiliğe saygımızın en güzel  nişanesidir. Kuşu ölen bir çocuğa taziye ziyaretinde bulunan bir Peygamber'in  ümmeti olarak çabamız, merhametin çorak gönülleri ıslatmasına vesile olmaktır.  Şüphesiz aramızdaki iyilik neferlerine asıl ecirlerini Rabbimiz hem bu dünyada  hem de ahirette bol bol verecektir. Eş-Şekur, Er-Rahman, Er Rahim ve El-Kerim  esmasıyla yüce Mevla, yapılan bu iyilikleri asla karşılıksız bırakmayacaktır. Biz  burada sadece ülkemiz ve milletimiz adına vefa, şükran borcumuzu ödemeye  çalışıyoruz. Bu vesileyle Müslüman olmanın güzelleştiren bir vasıf olduğunu,  şükür ve iftihar edilecek bir nimet olduğunu bir kez daha hatırlıyoruz."

Ödüller dolayısıyla birbirinden değerli hayır faaliyetlerinden  haberdar olduklarının, göz yaşartıcı hikayelere şahitlik ettiklerinin altını  çizen Erdoğan, konuşmasını, "Dünya hayatının onca yükü, karmaşası ve albenisi  karşısında bir kez daha hakiki, baki, kalıcı olanın farkına varıyoruz. Bu  ödülleri takdim merasiminde ödül alan kardeşlerime şahsım, milletim ve Diyanet  Vakfımız ve Diyanet teşkilatımız adına tekrar teşekkür ediyorum. İnsanı  insanlığından utandıran onca hadiseye rağmen iyilik hikayelerinizle bizleri  gururlandırdığınız, içimizde ümit tohumlarını yeşerttiğiniz için şükranlarımı  sunuyorum. Rabbim bizi iyilerin, sadıkların yolundan ayırmasın, ayaklarımızı  sırat-ı müstakim üzere tutsun diye dua ediyorum." sözleriyle sonlandırdı.

Törenden notlar

Hacı Bayram Camisi Başimamı Ahmet Karalı'nın Kur'an tilaveti ile  başlayan törene, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, Cumhurbaşkanı  Yardımcısı Fuat Oktay, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Cumhurbaşkanlığı  İletişim Başkanı Fahrettin Altun ile çok sayıda yabancı davetli de katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşması öncesinde ödül töreni  gerçekleştirildi. Vefa Ödülü merhum Mahmut Celalettin Ökten adına Saadettin  Ökten'e Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından verildi.

Erdoğan'ın konuşmasının ardından hatıra fotoğrafı çektirildi. Bu  sırada ödül alan futbolcu Frederic Omar Kanoute Cumhurbaşkanı Erdoğan'a formasını  takdim etti.

ETİKETLER