Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Kılıçdaroğlu'nun o sözlerine sert tepki

AA |  06 Mart 2019 Çarşamba - 21:26 | Son Güncelleme : 07 03 2019 - 0:54

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kılıçdaroğlu'nun 'YPG bize saldırmaz' sözüne sert tepki göstererek beka sorunu vurgusu yaptı. Erdoğan "Türkiye'nin en önemli sorunu beka sorunu ile muhalefet sorunudur" dedi.


Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanal 24 ve TV 360 ortak yayınına  katılarak gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun "beka sorunuyla" ilgili  sözleri hatırlatılarak "Böyle bir sorunun olmadığını, YPG bize saldırmaz  cümlesiyle ifade eden bir partinin genel başkanı... Bunu söylediği gün ya da  ertesi sabah taciz atışlarının olduğunu biliyoruz. Bunu bir amaç için mi, yoksa  belirli bir oyu konsolide etmek için mi söyledi? Yoksa bir yerlere sinyal  verdiğini mi düşünüyorsunuz?" sorusu üzerine Erdoğan, Türkiye'nin aslında en  önemli sorununun beka sorunu ile muhalefet sorunu olduğunu söyledi.

Erdoğan, Türkiye'nin bir muhalefet sorunu yaşadığını dile getirerek  "Şu anda bakın kendi kendiyle çelişki içinde olan bir ana muhalefetin başı var.  Ülkemizde ve bölgemizde yaşanan hadiseler 31 Mart seçimlerini artık sıradan bir  seçim olmaktan çıkarıyor. Şimdi YPG/PYD'yi kalkıp da bu beka sorununun bir  tarafı, bir ucu olmaktan eğer göremiyorsa bir ana muhalefetin başı, bu ülkede  beka sorunu nedir, bunu tanımlamaktan da uzaktır. 100'ün üstünde benim  vatandaşım, askerim sınır boylarında şehit olacak sen bunu beka sorunu olmaktan  çıkaracaksın." diye konuştu.

Irak'tan bu bölgeye, YPG/PYD'ye 23 bin tır kamyon silah, mühimmat,  araç gereç geldiğine işaret eden Erdoğan, bu terör örgütlerinin PKK'nın yan  kolları olduğunu, bu silah, mühimmat ve araç gerecin Türkiye'ye karşı  kullanıldığını kaydetti. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bizim eğer bir Cerablus, bir Afrin operasyonumuz olduysa bunun sebebi  o açılan terör koridorunu yani beka sorununu ortadan kaldırmak için biz ne  yaptık, yarma harekatı yapıp Zeytin Dalı operasyonuyla bir defa o işi yok etme  yoluna gittik. Kobani olayı bunun bir tanesidir. Biz Kobani'de bile oradaki Kürt  kardeşlerimizi Türkiye'de kabullendik ve Türkiye'de onlara hala ev sahipliği  yapıyoruz. Bütün bu gerçekler ortadayken hala YPG'yi bir defa bir terör örgütü  olmaktan dışlıyor. Yani YPG terör örgütü değil diye ifade ediyor Bay Kemal. Bay  Kemal'e sorarsanız PKK da zaten terör örgütü değil. Her ne kadar AB terör örgütü  olarak kabul ettiyse de Bay Kemal bunu hala anlamadı. Yani YPG demek, PKK  demektir. Halkımız bunu artık biliyor. Amerikalı senatörlere bile anlattık,  anlattık sonunda anladılar. Nitekim ziyaretime gelen yine ABD'li önemli bir  senatör, kendisine ekranda bunları anlattım, videodan anlattım, gösterdim ve  görünce dedi ki 'haklısınız, bunlar terör örgütü' dedi. Bütün bu gerçekler  ortadayken hala Kandil'den şu andaki ittifaka her türlü destek verilirken sen  kalkıp da bunu anlamıyorsan biz sana ne diyelim. İşte bu terör örgütünün  saldırılarında yüzlerce vatandaşımızın hayatını kaybettiğini görmezden geliyor."

"Geçmişe gittiğimiz zaman PKK tarafından öldürülen binlerce  vatandaşımız var. Bunları neyle izah edeceksin?" diye soran Erdoğan, "Bunları  bile görmezden geliyorsun. Bunun için de şu anda bakın CHP, İYİ Parti bunlar  Güneydoğu'da, Doğu'da doğru dürüst bir miting dahi yapamıyorlar ve oralardan da  zaten aday filan da göstermiyorlar. Oluşturdukları ittifak var ya bu ittifaklarla  oraları zaten tamamıyla şu anda terör örgütünün desteklediği HDP'ye teslim etmiş  vaziyetteler. Bazı yerlerde de diğerlerine bir şeyler bırakmış vaziyetteler ama  bizim için, Cumhur İttifakı için böyle bir şey söz konusu değil. Biz her yerde  varız ve Cumhur İttifakı olarak da biz bunu dayanışma içinde sürdürüyoruz."  değerlendirmesinde bulundu.

"Geçmişteki yaşananlar bizim için çok önemli bir ders"

"31 Mart ertesinde, seçim sonrasında eğer ki daha önce yaşanan benzer  durumlar kimi belediyelerde yaşanırsa kayyum noktasında tekrar harekete geçer  misiniz?" sorusu üzerine Erdoğan, geçmişte yaşananların kendileri için çok önemli  bir ders olduğunu ifade etti.

Erdoğan, "Buradan aldığımız nasihatle 31 Mart'tan sonraki süreçte  benzer şeyler yaşandığı anda biz bu işi anında yargıya götürür ve anında da  kayyumlar için yolu açarız. Çünkü kayyumun ne denli faydalı olduğunu yaşayarak  gördük." dedi.

Devletin tüm belediyelere mali destek verdiğine dikkati çeken Erdoğan,  "Peki bu aldığı mali desteği ilinde, ilçesinde, beldesinde değil de Kandil'e  gönderiyorlarsa bunu Kandil'e gönderenlere veya teröristlere destek olarak  verenlere iyi yapıyorsunuz, aynen yolunuza devam edin mi diyeceğiz? Hayır. Hemen  bu işi yargıya sevk edeceğiz ve ondan sonra da bu adımları atacağız." diye  konuştu.

Kayyumların başarısını görmemenin "bakar kör" olmak anlamına  geldiğini ifade eden Erdoğan, Diyarbakır'da dört şeritli yolların bulunduğunu,  caddelerin ışıl ışıl olduğunu, gençlerin oturduğu, birbiriyle sohbet ettiği  kafeteryaların açıldığını anlattı. Erdoğan, "Öbür tarafta Dicle, orada piknik  yapmak için alanlar oluşmuştur. Bir diğer tarafta Kurşunlu Camii inşa edilmiştir.  Öbür tarafta meşhur oraların Suriçi denilen bölgeler tamamıyla elden  geçirilmiştir. Buralar kentsel dönüşüm değişimle yeniden sahiplerine yapılarak  teslim edilmiştir." bilgilerini paylaştı.

Erdoğan, Şırnak, Van, Hakkari'nin de aynı şekilde olduğunu dile  getirerek bütün bölgedeki bu değişimin kayyumların gayretiyle gerçekleştiğini  anlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Buraların aslında sizler tarafından da  çekimlerinin yapılarak milletimize gösterilmesi çok çok büyük önem arz ediyor.  Çünkü devletin bütün imkanlarını Kandil'in talimatıyla terör için kullanılması  bizim kabul edeceğimiz bir şey değildi ve bunu sağ olsun güvenli ellere,  kayyumlara teslim ettik ve onunla birlikte de şu andaki Güneydoğu illerini, bazı  Doğu illerini de bu yeni yapısıyla kavuşturma imkanını bulduk."  değerlendirmesinde bulundu.

"O ne diyorsa o da onu söylüyor"

HDP'li yöneticilere yönelik sözlerinin muhalefet tarafından seçmene  söylenmiş gibi aktarıldığı ifade edilerek, "İYİ Parti Genel Başkanı Meral  Akşener'in Denizli mitingine girmeden önce bir söylemi var, 'Cumhurbaşkanı'nın  terörist dediği Denizlililer nasılsınız, iyi misiniz? Evine ekmek götürmekten  başka derdi olmayan teröristler iyi misiniz, şu kadar milyon oy alan partinin  seçmenine, sizlere terörist diyor' diye hitap ediyor. Partinin durumuyla seçmenin  durumunu nasıl ayırıyorsunuz?" sorusu üzerine de Erdoğan, "Bir defa bu kadın  şirazesinden çıkmış." ifadesini kullandı.

Kısa bir süre önce Denizli'de bulunduğunu, 30 bini aşkın Denizlilinin  meydana geldiğini anlatan Erdoğan, şunları söyledi:

"Orada böyle bir ifade kullanıp kullanmadığımı Denizlili kardeşlerim  zaten ruberu biliyorlar. Şimdi hani bunlar birbirleriyle ortak oldular ya bir  yerinden kapacak. Şimdi zaten Bay Kemal yalancı, bu da ondan yalanı iyi kaptı ve  o ne diyorsa o da onu söylüyor. Şimdi Man Adaları diye bir şey tutturdu  biliyorsunuz Bay Kemal, dava açtım, aynı şekilde ailem dava açtılar ve bu  davaları kazandık. Henüz parayı tahsil etmedik. Şimdi bu paraların ödenmesi için  de CHP'li milletvekilleri yardım sandığı kurdular, beşer bin lira her bir  milletvekili ödüyor ve oradan bu paraları ödeyecekler. Ben de diyorum ki ben bunu  inşallah Mehmetçiği Güçlendirme Vakfına bu parayı tahsil ettiğim anda vereceğim.  Bunun onayı gerekiyor, sonra parayı tahsil edeceğiz. Bununla bir yere gelmek  istiyorum. Meral Hanım Tayyip Erdoğan'ın ne olduğunu çok iyi bilir. Meral Hanım  bir defa istikamet üzere yaşayan birisi değildir. İstikametini birçok kez  kaybetmiş birisidir. O da yalancıdır. Bir ara ne yaptı, 'genel başkanlıktan  ayrılıyorum' dedi. Sonra ne oldu, geri geldi. Bir defa Meral Hanım, Tayyip  Erdoğan halkına terörist diyecek kadar istikametini kaybetmemiştir."

Mitinglerinde de izlettiği HDP'li yöneticilerin terör örgütüne yönelik  sözlerini hatırlatan Erdoğan, "Ben soruyorum ey Meral Hanım, Türkiye'de Kürdistan  diye bir bölge var mı? Sen bunu nasıl kabul edersin? Bir taraftan böyle bir şey  yok diyeceksin, 'Kürdistan' diyenlerle el ele omuz omuza olacaksın. Peki Erdoğan  ne diyor? Türkiye'de Kürdistan yok. Güneydoğu Anadolu var, Doğu Anadolu var,  Karadeniz, Akdeniz, Orta Anadolu, Ege, Marmara var. Eğer sen Kürdistan'ı çok  seviyorsan Kuzey Irak'ta Kürdistan var, buyur Kürdistan'a git. Benim dediğim bu.  Yoksa ben HDP'ye oy verenlere kalkıp da nerede terörist demişim bunu ispat  etsinler. İspat ettikleri anda ben ne gerekiyorsa onu yaparım. Böyle bir  iftiranın içerisinde ancak onlar bulunur." dedi.

"Genel başkanına söylediğinizi seçmenine teşmil ediyorlar." denilmesi  üzerine Erdoğan, "Yaptıkları bu." karşılığını verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

"Kaldı ki mesela bir diğeri de kalkıyor, 'bizim arkamızda YPG  var, PYD var, PKK var' diyor. Biz ne diyoruz? 'Bizim arkamızda da halkımız var,  Allah'ımız var. Onlar sırtını oraya dayıyor, biz ise sırtımızı halkımıza, Hakk'a  dayıyoruz. aramızdaki fark bu. HDP'ye oy veren kardeşlerime bugün de söyledim,  sesleniyorum dedim. Bu terör partisine destek vermeyin. Partiyi konuşuyoruz. HDP,  Kürt kardeşlerimin derdiyle dertlenen parti değildir. HDP terör örgütü PKK'nın  payandasıdır. Nereden yönetiliyor? Kandil'den yönetiliyor. Bütün ekranlara  Kandil'deki ismini vermeme gerek yok o kişilerin onların da resimlerini  getiriyorum, konuşmalarını aynen koyuyorum. Mesela bir diğeri çıkıyor HDP'nin  içinden eğer terörle mücadele 1 Temmuz'a kadar bu yasa kaldırılmazsa savaş çıkar.  Bütün bunlar konuşuluyor. Bunları duymazdan mı geleceğiz Meral Hanım? Yoksa biz  asla seçmene böyle bir yakıştırmayı hiçbir yerde yapmadık, yapmayız. Kaldı ki  Kandil ve Pensilvanya destekli bir zillet ittifakıyla karşı karşıyayız. Kapalı  kapılar ardında bunlar kirli pazarlıklar yapmaktadırlar. Nitekim işte bugün  Denizli mitingi ikisinin beraber yaptığı bir mitingdir. Burada da maalesef bir  yalan makinesi devreye girmiştir."

"Anketleri kendimiz yapıyoruz"

Anketlere güvenmediğine ilişkin yaptığı açıklamanın hatırlatılması  üzerine Erdoğan, bazı anketlerin manipülasyon için kullanıldığına şahit  olduklarını söyledi.

Erdoğan, "Çalışmamızı yönlendirmek için nerede, nasıl çalışmalar  yapalım diye yine anketleri yapıyoruz ama bu anketleri kendimiz yapıyoruz." diye  konuştu.

Bundan 5-6 seçim öncesi anket ciddiyetinin kalmadığını belirten  Erdoğan, "Ciddiyetsizlik şu, manipülasyon çok ileri bakıyorsunuz sipariş üzere  anketler yapılıyor. Anket şirketlerinin kullandıkları anketörler vesaire icabında  aynı kişiler oluyor, aynı kişilerle yapıyorlar ve buradan belli sipariş üzere  aldıkları o havuzdan çıkan bilgilerle kalkıp 'şu anketi yaptım' diyor. Burada  belli satışlar var, dolayısıyla bu güven vermiyor." dedi.

Anketlerini partilerinin çatısı altında yaptırdıklarını ve daha  sağlıklı olduğuna inandığını belirten Erdoğan, bu anketleri paylaşmadıklarını,  çalışmalarını yönlendirme amacıyla kullandıklarını ifade etti.

Erdoğan, "Faraza 50 civarında ilde miting yapacağım gibi, televizyon  programlarıyla bunları yürütüyorum. Aynı şekilde tabi muhalefet böyle bir  kampanyanın içinde değil, yani bugün ana muhalefetin başındaki zat belki 16-17  bilemediniz 18-19 belki miting yapacak. Bu mitinglerini de Doğu, Güneydoğu, Doğu  Karadeniz, buralarda değil daha çok batı, buralarda yapıyor, diğer yerlere filan  gitmiyor, gidemiyor. O kendi bileceği bir iştir. Demek ki herhalde onun da  anketörleri onlara böyle bir şey veriyor ama biz denek seçiminden tutunuz  anketlere ve anketörlere varıncaya kadar buradaki uyuma çok dikkat ediyoruz, öyle  siparişle belli bir ücret verilmek suretiyle denek seçimi yapmak gibi bir yol  seçmiyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

"En sağlıklısı meydanların dili"

Farklı anket metodları olduğunu ve bunların hangisinin sağlıklı  olduğuna bakıldığında herkesin farklı şeyler söylediğini dile getiren Erdoğan,  "Onun için en sağlıklısı bana göre meydanların dili." ifadesini kullandı.

Meydanların dilinin kendilerine ne aktardığının sorulması üzerine ise  Erdoğan, 17 yıldır ülkeyi yöneten parti olarak meydanlarda yaptıklarını ve  yapacakları yeni projelerini anlattıklarını bildirdi.

Dün İstanbul'da 4 ilçede yaptığı mitinglerde 150 bine yakın insana  hitap etme fırsatı bulduğunu anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

"İnsanlar bu davetlere geliyor, meydanlarda bizi dinliyorsa burada bir  şey var. Benim buradaki bütün heyecanım, aşkım, bu millete aşığız, biz bu ülkeye  aşığız diyoruz ve onları sevk etmek, nereye? Bir defa bütün dost, ahbap, yaran  bunları ziyaret edin, duyduklarınızı onlara anlatın. Ayrıca bu seçim çok çok  önemli sandığa gelmeyecek ve gelemeyecek olanlar varsa bunları da sandığa  taşıyın, bunda o meydandaki halkımla biz mutabık kalıyoruz. Biz nasıl tamam,  yeter, yorulduk demiyorsak bu görev sadece benim veya bizim görevimiz değilki  aynı zamanda benim halkımın da görevi. Niye? Demokrasi bu da onun için."

"Demokrasinin gereğini uygulamamız lazım." ifadesini kullanan Erdoğan,   "Büyükşehirlerimizi, illerimizi, ilçelerimizi, beldelerimizi, mahallelerimizi ve  ortaya koyduğumuz bir şey var, nedir o? Tevazu, samimiyet ve gayretle yeniden  donatıyoruz. Yani bir siyasetçi gurur, kibir, böyle bir şeyle milletinin  karşısında durmayacak, tevazu olacak, mütevazı olacak ki halk onu sevsin.  Samimiyet olacak, yaptığı işte samimi davranacak ve tabii gayret olacak. Bunu da  zaten vatandaş görüyor." dedi.

Vatandaşların, cumhurbaşkanlığı, başbakanlık ve belediye başkanlığı  yapmış kendisini ve arkadaşlarını tanıdığını söyleyen Erdoğan, AK Parti'nin  Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mehmet Özhaseki'nin de belediye  başkanlığı, milletvekilliği ve bakanlık görevlerinde bulunduğunu hatırlattı.

"Kağıthane'ye ne dedi? 'Kağıttepe' dedi"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sayın Özhaseki bu işi iyi bilen  arkadaşlarımdan bir tanesi. Ben bakın Bay Kemal gibi konuşmuyorum. Bay Kemal'e  televizyon programında soruyorlar, 'İnce'yi niye yapmadınız' diyor, 'Onun  belediyecilik geçmişi yok, tecrübesi yok' diyor. Lafa bak, sanki kendisinin  belediyecilik geçmişi vardı İstanbul'a Büyükşehir Belediye Başkan adayı yapıldığı  zaman. Onun için de Kağıthane'ye ne dedi? 'Kağıttepe' dedi. Niye? Tecrübe mecrübe  filan bunların hiçbirisi olmadığı gibi bu işte kalkıp şimdi İstanbul'daki diyor  ki 'Erdoğan'ın geçmişinde belediye başkanlığı mı vardı.' Erdoğan'ın geçmişinde  İstanbul'dan önce belediye başkanlığı yoktu ama Erdoğan'ın geçmişi tamamen  siyaset ve geçmişi özel sektörde ticaretle uğraşmış birisiydim. Oradan geldik,  adımı attık ve İstanbulluya da biz mahcup olmadık. Şu anda Sayın Kılıçdaroğlu bir  defa nasıl aday belirlenir bunu da bilmekten bihaber." değerlendirmesinde  bulundu.

Erdoğan, Ankara'ya, Kayseri'de 5 dönem arka arkaya belediye başkanlığı  yapmış, başarılı bir kişiyi aday yaptıklarını söyledi.

AK Parti'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Binali  Yıldırım'ın da İDO Genel Müdürlüğü, bakanlık, başbakanlık ve TBMM başkanlığı  görevlerinde bulunduğunu anımsatan Erdoğan, "Ben inanıyorum ki İstanbullu benim  hemşehrilerim, vatandaşlarım Binali Bey gibi bir markayı asla burada ihmal  etmeyecektir. İstanbul hizmet alacaksa ancak bu tür bir isimle alır. Diğerlerinin  büyük düşünebilen bir yapısı yok. Ankara'da da öyle, İstanbul'da da öyle." dedi.

İzmir adaylarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Erdoğan,  "Adayları kantara çıkardığınız zaman İzmir'de Nihat Zeybekci nire, karşısındaki  nire?" ifadesini kullandı.

Zeybekci'nin özel sektörü bilen, Denizli'de iki dönem belediye  başkanlığı yapmış, daha sonra da Ekonomi Bakanlığı görevinde bulunmuş biri  olduğunu, bölgeyi tanıdığını dile getiren Erdoğan, "O da şu anda İzmir'de  inanıyorum ki büyük projelerle dev projelerle İzmir'e bugüne kadar  kazandırılamayan bir çehreyi kazandıracak." diye konuştu.

İzmir'in halinin perişan olduğunu ve susuzluk yaşandığını söyleyen  Erdoğan, büyükşehir belediyesinin getirmesi gereken suyu kendilerinin getirdiğini  belirtti.

Erdoğan, "Şu anda İzmir Körfezi pislikten geçilmiyor, koku aynen Haliç  gibi, böyle kokuyor, rezillik. Bunlar halledemez, yine orası biz orada iktidar  olursak Nihat Bey'e aynen Haliç Projesi'ni uygulattırır ve İzmir Körfezi'ni de  inşallah pırıl pırıl yapar ve İzmir halkı arzuladığı o güzel İzmir'e kavuşur."  dedi.

İstanbul'un bazı ilçelerinde toplanmayan çöplere ilişkin çeşitli  görüntülerin ekrana yansıtılması üzerine, Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İşte bu Şişli,  maaş alamıyorlar, çöplükten geçilmiyor. Şu hale bak, bu rezillik. Şişli halkı  hala bu adamlara oy verecek mi ben bunu düşünüyorum, vermemesi lazım."  ifadelerini kullandı.

CHP'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ekrem İmamoğlu'na  Şişli ziyareti sırasında vatandaşların "Çöplere bakın" dediğinin, İmamoğlu'nun da  buna karşılık, "Hallederiz, halledeceğiz" ifadesini kullandığının hatırlatılması  üzerine Erdoğan, "Beylikdüzü'nü halletmiş mi?" diye sordu.

Erdoğan, "Ben ne diyorum? CHP '3 Ç'dir, '3 Y'dir, çöp, çukur, çamur."  ifadesini kullandı.

Görüntülerin yeni olduğunun hatırlatılması üzerine Erdoğan, "Benim  İstanbul'u aldığım zaman çöp dağları vardı, şimdi buyrun bakın burada da yine  aynen çöp dağları oluşmuş. Maaşları da ödeyemiyorlar. Bu iyi günleri, daha kötü  günler var, sefilleri oynayacaklar bunlar, yapamazlar. Çünkü yöneticilikte finans  yönetimi çok çok önemlidir, insan yönetimi çok çok önemlidir, bilgi yönetimi çok  çok önemlidir. Eğer bu üçü halledilmediği sürece batarsınız, bu hale düşersiniz.  Bunlarda bunların hiçbiri yok. Diğer üçlü de 'yokluk, yoksulluk, yasaklar' işte  biz bunları da kaldırdık. Şimdi İzmir'de Nihat Bey o '3 Ç'ye bir dördüncüyü ilave  etti, o da çarpık yapılaşma. Hakikaten İzmir'in de İstanbul'un da bu çarpık  yapılaşması bu da bir felaket." dedi.

"Türkiye'nin yeniden inşası  için bir şanstır"

AK Parti ve MHP seçmeninin ittifak oluşturup oluşturmadığı sorusu  üzerine Erdoğan, "Her geçen gün bu konsolidasyon ilerliyor. İlk zamanlarda biraz  sıkıntılar vardı ama şu anda günler geçtikçe, gittiğim illerde özellikle MHP'li  kardeşlerimle, arkadaşlarımla partimin mensubu kardeşlerimi bir arada görüyorum.  Cumhur İttifakı olarak seçime girilen yerlerde adayların tanıtımını yaparken,  MHP'li aday arkadaşlarımızın da tanıtımını sahnede yapıyoruz. Bunlar güzel bir  dayanışmanın ürünü." ifadelerini kullandı.

Cumhur İttifakı'nı ayaküstü bir operasyonla değil, 15 Temmuz darbe  girişimiyle yaptıklarını belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

"15 Temmuz olayından sonra Sayın Bahçeli'nin duruşu, 'devlet, ebed  müddet' anlayışına ciddi manada sahip çıkması ve arkasından 7 Ağustos, malum  'Yenikapı Ruhu' diye inşa ettiğimiz... Onu da buradan açıklamam lazım, 7  Ağustos'a aslında Kılıçdaroğlu son akşama kadar olumsuz cevap verdi. Bunu  milletim bilmiyor olabilir. Son akşam herhalde baskılara dayanamadı, geleceğini  söyledi. Yenikapı Meydanı'na geldi, hayatında görmediği bir katılımı orada gördü.  Milyonlar vardı. Aradan bir müddet geçtikten sonra yan çizdi, Yenikapı Ruhu'nu  inkar etmeye başladı.

Biz ise o günden itibaren tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek  devlet dedik ve yolumuza bu şekilde devam ediyoruz. 'Bir olacağız, iri olacağız,  diri olacağız, kardeş olacağız ve hep birlikte Türkiye olacağız' dedik. Bu işi  pazara kadar değil, inşallah mezara kadar götürürüz. Çünkü, Cumhur İttifakı'nın  şahs-ı manevisinde bu var. Sayın Bahçeli'nin ifadesiyle bu zillet ittifakı, benim  ifademle de illet ittifakı zemininde Türkiye'nin beka mücadelesini sekteye  uğratma anlayışı var, biz bunlara bu fırsatı vermeyeceğiz. Onun için bu seçim çok  çok önemli. Cumhur İttifakı sadece seçim kazanmak için oluşturulmadı, bu  birliktelik aslında taban tarafından benimsenmiş, uzun vadeli bir birlikteliktir.  Geniş bir toplumsal tabana sahibiz. Cumhur İttifakı, ülkemizin yaşadığı bu  muazzam dönüşümün bir ana eksenidir. Cumhur İttifakı, Türkiye'nin yeniden inşası  için bir şanstır, bunu da değerlendirmemiz lazım."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, terör örgütleriyle mücadelede gelinen noktayı  anlatırken,  "Hem sınırlarımız içinde hem de sınırlarımız ötesinde terör örgütüne  tarihte görülmemiş ağır darbeler vurduk. Hem dağ kadrosu hem şehir yapılanmaları  başlarını kaldıramaz hale geldi." dedi.

"PKK'ya katılım en düşük seviyede"

Hiçbir teröriste nefes aldırılmayacağını vurgulayan Erdoğan, şunları  söyledi:

"En küçük bir terör tehdidi kalmayana kadar, bütün PKK'lılar  temizlenene kadar mücadelemizi durdurmadan devam ettireceğiz. Terör örgütü  mensubuyken teslim olanların sayısında ciddi bir artış var. PKK'ya katılım en  düşük seviyede. Terörü kaynağında yok etmek için yeni operasyonlara her zaman  hazırız. Yani Suriye'den geliyorsa Suriye'de yok edeceğiz, Irak'tan geliyorsa  Irak'ta yok edeceğiz. Bunu biz Iraklı dostlarımıza da söyledik. Ya siz yok edin,  etmediğiniz takdirde de biz oraya ineriz. Suriye'de nasıl terör koridorunu yok  ettiysek, aynı şekilde yeni bazı gelişmeler olduğu anda oraya da gereğini  yaparız. İşte Adana Mutabakatı denilen olay budur."

Terörle mücadelede Amerika'nın "Kürtleri vurmayın" yaklaşımının yanlış  olduğunu ABD Başkanı Donald Trump'a ilettiğini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan,  "Sayın Trump'a söyledim, 'Sayın Başkan, burada bu ifadeleri kullandığınız sürece  yanlışın içerisinde olursunuz.' Bizim mücadelemiz ve yaptığımız savaş Kürt  kardeşlerimizle değil, bu terör örgütüyledir. Bu terör örgütünün içerisinde  Kürtler de olabilir, Fransızlar da olabilir, Almanlar da olabilir, İngilizler de  olabilir, dünyanın değişik yerlerinden malum PYD/YPG'nin içerisinde 'yabancı  savaşçı' diye adını koydukları var. Bu terörle mücadeleyi verirken Kürt, Fransız,  Yunanmış, Avustralya'dan gelenmiş, ayıklayacak halimiz yok. Mehmedime silah  doğrultana biz de doğrulturuz. Biz burada mücadeleyi Özgür Suriye Ordusu'yla  veriyoruz, Özgür Suriye Ordusu'yla beraberiz, Mehmedimiz onlarla dayanışma içinde  bu mücadeleyi veriyor. Zamanında Amerika'ya şunu söyledik, 'gelin burada bu  mücadeleyi sizlerle yürütelim' ama ne yazık ki Amerika bizi dinlemedi, onlarla  birlikte hareket etme kararını verdi." ifadelerini kullandı.

"Türkiye'nin kontrolündeki yerlerde barış var"

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, İdlib ve Afrin'de Rusya ile olan  dayanışma neticesinde terörle mücadelenin başarılı şekilde sürdürüldüğüne işaret  ederek, "Zaman zaman bazı ihtilaflar olsa da görüşmelerin neticesinde bir yere  varıyoruz. Güney sınırlarımız boyunca kurulmaya çalışılan terör koridoruna büyük  bir darbe indirdik. Bundan sonra da durum aynıdır. Cerabulus'tan Azez'e,  Afrin'den Elbab'a kadar Türkiye'nin kontrolündeki yerlerde barış var, özgürlük  var, demokrasi var ve 311 bin insan oralara geri döndü." şeklinde konuştu.

"Hiçbir FETÖ'cünün yaptığı yanına kar kalmayacak"

"FETÖ ile mücadeleye ilişkin" soru üzerine, FETÖ'cülerin kaçacak yer  aradığını belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bunların bir kısmı içeride bir kısmı Amerika'ya kaçtı, bir kısmı  Almanya'ya kaçtı, bir kısmı daha değişik yerlerde. Samimi devlet başkanları sağ  olsunlar bunları yakaladıkça bize teslim ediyor. Teslim ettikçe de  yargılanıyorlar. Bunlara asla af diye bir şeyimiz söz konusu olamaz. Aldıkları  cezaları yiyecekler, cezasını çektikten sonra çıkar çıkmaz, onlar ayrı bir konu.  Bütün bu süreçler takipsiz bırakılamaz. İster ByLock kullanan, ister kontörlü  telefon ister dumanla haberleşsinler, hiçbir FETÖ'cünün yaptığı yanına kar  kalmayacak, bunun bilinmesi lazım. Milletimiz bu konuda müsterih olsun, FETÖ ile  mücadele kararlılığımız sürüyor. Bukalemun kılıklıları da evelallah eninde  sonunda buluyoruz, bulacağız. Devletin kurumları içerisinde hala var, silahlı  kuvvetlerde, polis teşkilatında var. Mesele insan yetiştirmede, Milli Savunma  Üniversitemizi kurduk, astsubay okulumuzu kurduk, bunların hepsi 5-6 yılımızı  alan şey. Bütün buralardan mezun olanların hepsi genç, dinamik bu vatanın  evlatları olarak yetişiyor."

Fetullahçı Terör Örgütü'ne (FETÖ) ilişkin "Cezayı çekti bitti yok.  İstihbarat örgütleri niye var. Huylu huyundan vazgeçmez." sözleri anımsatılarak  "Cezalarını çekmiş bile olsalar, sonrasında yine bir girişimde bulunma  ihtimallerine karşı istihbarat örgütleri onların, o isimlerin üzerinde mi  olacak?" şeklindeki soruna Erdoğan, "Tabii onu anlayacağız. Cezayı çekti, bitti  iş, tamam artık istediği gibi hareket etsin, böyle bir şey olmaz." yanıtını  verdi.

"Bunun bedeli ağır olabilir"

Erdoğan, "Zaten bugün bu toplumun içerisinde bu hassasiyet olmadığı  takdirde birçok bedeli her an ödeyebiliriz. Şu anda bakın sadece FETÖ'ye 2017'de  31 bin 19, 2018'de 23 bin 521 operasyon düzenlendi. 2017 ve 2018 toplamında 122  bin 562 FETÖ gözaltısı yapıldı ve 34 bin 10 kişi bunlardan tutuklandı. Yani işi  ne kadar yakın takip ettiğimizi söyleme açısından söylüyorum. 2019 yılında ise  bugün itibarıyla 3 bin 306 FETÖ operasyonu yapıldı. Bu operasyonlar sonucunda bu  yıl 7 bin 416 gözaltı ve bin 385 tutuklama işlemi gerçekleşti. Bu kadar kısa  zamanda bile bunlar oldu. Takip ediyoruz, işi eğer gevşetirsek, bir rehavet söz  konusu olursa bunun bedeli ağır olabilir." ifadelerini kullandı.

"Türkiye düşmanları bunları bağırlarına basıyorlar"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İzmir'de gözaltına alınıp sorgulanan ve  daha sonra adli takiple bırakılan FETÖ mensuplarının bir başka operasyonla  yeniden yakalanması, bir başka FETÖ mensubunun mahkemede eşinin ismi  söylendiğinde "tanımıyorum" demesine ilişkin örneklerin hatırlatılması üzerine,  şunları kaydetti:

"Bunların meşhur bir tane ahlaksızı vardı. Yargı tuttu bunu adli  kontrolle serbest bıraktı. Nerede bu adam? Nasıl sen bunu kalkıp da adli  kontrolle serbest bırakırsın. Hem suçlu buluyorsun hem de adli kontrolle serbest  bırakıyorsun. FETÖ ayağında bu. Açık söyleyeyim, Adil Öksüz. Aynı şekilde Can  Dündar olayı, 5 yıla mahkumiyeti söz konusu adli kontrolle onu da serbest  bırakıyorlar, bırakıldığı gün kaçıp gitti. Bu adam vatan haini. Diğeri vatan  haini. Şu anda Almanya'da, şurada burada Türkiye düşmanları bunları bağırlarına  basıyorlar. Bunlardan bizim bir ders çıkarmamız lazım. Aynı şekilde yine FETÖ'de  malum Zaman gazetesinin başındaki adam o da öyleydi. Onunla ilgili de karar  verildi ama o gece hemen kaçtı gitti. Bunları bizim artık görmemiz, bilmemiz  lazım. Yani Müslüman bir sokulduğu yerden bir daha sokulmaz."

"Bu adamlar siyaset cahili"

Yayında CHP Grup Başkanvekili Engin Altay'ın "10 Mart'ta herkes  İstanbul'u CHP'nin aldığını tayin ve tespit edip kabullenecek." şeklindeki  açıklamaları ekrana getirildi. Erdoğan, bu açıklamalar işaret edilerek "Şöyle bir  söylem üretiyorlar, burada acaba 15 Temmuz benzeri bir kalkışmadan mı medet  umuyorlar? Çünkü sandıkta bir şey yapamadıklarını gördüler gibi konular  dolaşıyor. Ciddiye alıyor musunuz bunları?" sorusuna karşılık, bunları ne ciddiye  almanın ne de konuşmanın doğru olduğunu vurguladı.

Bu tip söylemlerin ciddiye alınması halinde sanki "böyle bir şey  varmış" havasının oluşacağına işaret eden Erdoğan, "Bu adamlar siyaset cahili.  İkincisi bu adamların sırtında küfe yok, bunlar yönetim işlerini bilmezler.  Bunlar bugüne kadar nereyi, neyi yönetmişler de böyle bir şeyi konuşuyorlar."  değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin 15 Temmuz'u tersine çevirdiğini  anımsatarak "Bugün biz 15 Temmuz'a göre her birimiyle çok daha güçlü bir  kuvvetiz. Asla bunlara biz fırsat vermeyiz. İstedikleri kirli tezgahı kursunlar,  bu tezgahları bunların kafasına geçiririz. Her türlü tedbirimiz var." diye  konuştu.

"Yunanlıların aklı başına geldi, şimdi malum adalarda tatbikatlar  yapıyorlar"

"Mavi Vatan-2019 Tatbikatı"na işaret eden Erdoğan, sözlerini şöyle  sürdürdü:

"Yunanlılar bayağı bu işten ürkmüşler. Biz size karşı yapmadık ki  bunu. Biz tatbikat yapmayacak mıyız? Asker bir millet tatbikatını tabii ki  denizlerinde yapacak. Tatbikat bitti, şimdi limanları dolaşıyorlar. Bu sefer de  Yunanlıların aklı başına geldi, şimdi onlar da malum adalarda kendilerine göre  tatbikatlar yapıyor. Bizim böyle bir korkumuz, ürküntümüz, derdimiz yok ama her  an hazırlıklıyız, bunu bir defa bilmemiz lazım.

Bu beyefendi de kalkıyor böyle bir şey ortaya koyuyor. Böyle bir şey  söz konusu değil. Şu anda en önemli kamuoyu araştırması 31 Mart, sandıklardır. Bu  sandıklarda tarihinin en büyük kamuoyu araştırmasını göreceğiz. Ankara'da,  İstanbul'da, İzmir'de, Kayseri'de, Konya'da, Trabzon'da, Samsun'da, Malatya'da,  Diyarbakır'da... 30 büyükşehrimizi kim kazanacak, 51 vilayetimizde kimler  kazanacak hepsi ortaya çıkacak."

30 büyükşehir, 51 il, 922 ilçede seçimlerin yapılacağına işaret eden  Erdoğan, bunun sonucunda gerçek tablonun ortaya çıkacağının altını çizdi.

"Türkiye bugün bölgesinin en önemli gücüdür"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye bugün bölgesinin en önemli gücüdür.  Hangi küresel mesele var ki bugün Türkiye'nin bu konudaki fikri, düşüncesi merak  edilmesin? Hepsi soruyor ve ondan sonra da buna göre belli bir adım atılıyor."  şeklinde konuştu.

Terörle mücadeleye ilişkin 14 kırmızı, 10 mavi, 25 yeşil, 100'ü aşkın  gri kategoride yer alan teröristin etkisiz hale getirildiği anımsatılarak, bu  başarıyı neye bağladığı sorulan Erdoğan, terör örgütü PKK ile 40 yılı aşkın  süredir mücadele edildiğini ve bunun oluşturduğu kazanım, tecrübelerin  bulunduğunu söyledi.

Erdoğan, göreve geldiklerinde savunma sanayisinin yüzde 20'sinin  yerli, yüzde 80'inin ise tamamen ithal olduğuna dikkati çekerek "Şu an savunma  sanayiindeki yerli ürünlerimizin oranı yüzde 65'i, yüzde 70'i buldu. Bu bizi  teknoloji olarak da güçlü bir konuma taşıdı." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

"Mesela İHA bulamıyorduk. Amerika'dan Sayın Bush'tan istediğim zaman,  adam şaşırmıştı, o zaman 'Hiç olmazsa Irak'ta 48 saatliğine bunu verelim' diye  talimat vermişti. Bizim şimdi 48 saat diye bir derdimiz yok. Hava müsait olduğu  zaman biz her an İHA'larımızı kaldırıyoruz. O zaman zaten Amerikalılardan SİHA  almak hiç mümkün değildi. Şimdi biz SİHA'mızı da yaptık ve şu anda onu da  istediğimiz anda kaldırabiliyoruz. İsrail'den aldıklarımız vardı, bozulduğu zaman  yaptıramıyordun, öyle bir durumdaydık, HERON'lar. Bunları artık kendimiz  hallediyoruz. Şimdi daha büyüğü yapılıyor, birkaç ay içerisinde inşallah o  devreye girecek."

Tüm bunlarla birlikte attıkları adımların, edinilen tecrübenin terörle  mücadelede gücü artırdığını, Cudi'de, Gabar'da, Tendürek'te terör örgütünün  inlerine girdiklerini belirten Erdoğan, kullanılan akıllı bombalar sayesinde  vurulan bölgelerin bitirildiğini dile getirdi.

"Hani sen milliyetçiydin, ülkücüydün, ne oldu sana"

Bu başarılarda vatandaşların desteğinin önemine vurgu yapan Erdoğan,  şöyle konuştu:

"Bütün bu başarının arkasında halkımızın güveni, desteği var. Ama Bay  Kemal bundan rahatsız, niçin bunlarla bu mücadele veriliyor, niçin oralara  gidiliyor diyor. Peki Bay Kemal bundan rahatsız olursa başka kim rahatsız? HDP  rahatsız. Şimdi bugün Denizli konuşmasına bakıyorum ki Meral Hanım da bundan  rahatsız. Kime karşı bu mücadeleyi biz veriyoruz, teröristlere karşı.

Yoksa teröristlerin desteklemiş olduğu o partiye oy verenlerle ilgili  bizim söylenmiş herhangi bir ifademiz, lafımız yok. Sana ne oluyor Meral Hanım?  Hani sen milliyetçiydin, ülkücüydün, ne oldu sana? Bir anda istikametini  kaybettin. Önce bir kendine gel. Zaten biz partimizi kurarken bizi de sattı bu  kadın. Bir anda kayboldu. Benimle beraber partimizi kurarken belli yerlere geldi,  ondan sonra Afyon'da ortadan kayboldu. Böyle birisi bu. Bunu da herkesin  tanıması, bilmesi lazım. Bunlara güven olmaz, bunlarla bir yere varılmaz. Gelecek  inşallah çok daha iyi olacak."

"Buna 'evet' dememiz mümkün değil"

Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyinde güvenli bölge oluşturulması talebiyle  ilgili gelinen aşamanın sorulması üzerine Erdoğan, eski ABD Başkanı Barack  Obama'nın başkanlığı döneminde bu konuyu kendisinin ABD'ye teklif ettiğini  belirterek şu bilgileri verdi:

"ABD ile beraber kuzeyde böyle bir bölge oluşturalım ve bu bölgede de  bizdeki mültecileri buralara yerleştirelim. Yani biz bu konutların yapımı  noktasında adımı atarız ama bize mali destek noktasında da Amerika'nın veya  Batılı ülkelerin bu desteği vermesi lazım. 'Bu çok güzel bir düşünce filan'  demişlerdi ama bu konuda bir adım atılmadı. Şimdi bu yeni dönemdeyse bu güvenli  bölge veya bizim sınırdan şöyle 30 kilometre derinlikte atacağım böyle bir adımın  kesinlikle Türkiye'nin kontrolünde olması lazım. Türkiye'nin dışında birisine  buranın kontrolünün verilmesine biz 'evet' diyemeyiz. Çünkü her an buradan bize  saldırı olur. Peki bunlar ne yapacaklar şöyleyeyim; YPG'ye, PYD'ye kalkıp buranın  kontrolünü verecekler. Bizim buna 'evet' dememiz mümkün değil. Amerika, 'biz 400  asker bırakacağız' diyor. Fransa ise 'biz 200 tane bırakacağız' diyor. Bunlarla  bu olacak iş değil. Eğer siz burayı güvenli bölge olarak düşünüyorsanız, biz  burada Özgür Suriye Ordusu ile burayı güvenli hale getiririz ki biz sizin bir  stratejik ortağınız olarak rahat edelim. Biz NATO'da beraber değil miyiz? NATO'da  berabersek bir stratejik ortak olarak bize karşı vecibeleriniz yok mu? O zaman  bunu halledin." 
PKK/YPG'nin kontrol ettiği 50 bin kilometrekare alanın Suriye'nin  yaklaşık yüzde 27'sine tekabül ettiğine dikkati çeken Erdoğan, "Burada da bu  kontrolü biz ele alırsak, biz de huzurlu oluruz. Yoksa bizim burada güvende  olmamız mümkün değil. Kaldı ki şu anda Suriye'nin tüm tarım arazilerinin yüzde  60'ı PKK/YPG'nin kontrolünde. Özellikle Deyrizor o bölgede petrol yatakları var.  Bu petrol yatakları da DEAŞ'ın kontrolündeydi, kısmen bunların kontrolünde. Ham  alıyorlar, tamda mütekamil bir yapıları yok ama onu işleyip 650-700 dolara bunu  satma durumundalar. Kaynakları da özellikle buralardan elde ediyorlar. Bütün  bunlara karşı Türkiye olarak biz bu gelişmeleri çok daha güvenli kılmamız lazım  ki adımlarımızı güvenli bir şekilde atalım." diye konuştu.

"ABD'nin PYD/YPG terör örgütüyle olan ilişkisine son vermesi şart"

"Türkiye'nin güvenli bölge talebinden neden korkuyorlar? Türkiye'yi  neden bu bölgede istemiyorlar?" sorusu üzerine Erdoğan, şunları söyledi:

"Bu süreç içerisinde Trump kararlı bir duruş sergilemedi dersem yanlış  olur, sergiledi. Fakat tabii her liderin etrafında da birileri var. Sürekli bir  şeyler sufle ediyor. Burada da böyle bir şeyler var. Bu noktada Amerika'nın bir  müesses nizamı var, buna bir derin devlet de diyebiliriz, bunların engellemeleri  söz konusu. Bu engellemeler özellikle bizim için de en temel sıkıntılardan bir  tanesi. Nitekim Amerika'nın bir defa PYD/YPG terör örgütüyle olan ilişkisine son  vermesi şart. Bunlarla ilişkiyi kesemezse bu sıkıntı bizim devam eder ama bunu  ortadan kaldırırsa benim kendilerine daha önce de söylediğim gibi gelin burada  beraber hareket edelim, biz buraya iki tugay sokarız, Özgür Suriye Ordusu ile  beraber de bu işi çözeriz dedik. Ne yazık ki bunlar bu işe sıcak bakmadılar. İşte  o dediğim, etrafındaki generallerin de yaklaşımıyla ki bazıları etrafında değil  zaten, onları da görevden aldı, maalesef şu anda kayıplar."

Erdoğan, ABD'nin Suriye'den çekilmesinin ne aşamada olduğunun ve  burada Amerika'nın terör örgütlerine verdiği silahların akıbetinin ne olacağının  sorulması üzerine şu cevabı verdi:

"Bütün silahların seri numaraları vesaire bizdedir, sözlerini pek  sağlıklı bulmuyorum. Bu silahlar kime teslim edilecek, Türkiye'ye mi teslim  edilecek veya kendileri mi alıp götürecekler? Biz bunu Irak'ta yaşadık, böyle bir  şey olmadı. Tam aksine orada işte yine PKK'ya ve aynı şekilde terör örgütlerine  bunları verdiler. Biz burada bu yaşanmasın istiyoruz. Eğer böyle bir şey  yapacaksanız gelin bunları bize verin, bölgenin güvenliğini de biz bunlarla  sağlayalım. Biz Amerika'nın Suriye'den çekilme sürecini sıcağı sıcağına takip  ediyoruz. Şu anda henüz bu adımlar atılmış değil. Amerika'nın Suriye'den çekilme  kararının bölge ülkelerinin güvenliğine, ayrıca Suriye'nin güvenliğine de  yansımasını çok çok önemli buluyoruz. Suriye'nin toprak bütünlüğü bizim baştan  beri iddia ettiğimiz bir konu. Buna bizim de Rusya'nın da İran'ın da Amerika'nın  ve Koalisyon Güçleri'nin de uymasının gereğini hep ifade ettik. Biz bunu Soçi'de,  Ankara'da, Tahran'da ifade ettik. İkinci tur Soçi'deki sonuç bildirgesinde de  bunları yine oraya derç ettik. Bugün de bizim düşüncemiz yine böyle. Bundan  sonraki süreçte de ikinci Soçi'den sonra Ankara olacak. Bunlar bizim gündemimizin  önemli başlıkları, buna böyle devam edeceğiz."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD'nin Suriye'de terör örgütlerine verdiği  silahlarla ilgili Türkiye'nin tavrıyla ilgili bir soruya, "Amerika bu silahları  kendisi alıp gidecekse malıdır, alsın götürsün ama yok kendisi alıp  götürmeyecekse bize versin, gerekirse otururuz masaya pazarlığımızı yaparız,  işimize yarayanı veririz parasını alırız. O ayrı mesele ama kalkıp bunu  teröristlere vermesin. Teröriste bunu parasız veriyor, bunların birçoğunu  kendilerinden paramızla istediğimiz halde bize vermediler. Teröriste bunları  parasız veriyorsunuz, ondan sonra da Kongre'de şurada burada diyorsun ki 'şu  kadar para harcadık'. Buyurun sizin yaptığınız iş bu, neticesi de bu."  karşılığını verdi.

"Biz bir anlaşma yaptıysak onun arkasında dururuz"

S-400 füze sistemi konusunda bazı çevrelerin Türkiye'ye yönelik  baskılarıyla ilgili bir soru üzerine Erdoğan, şunları kaydetti:

"S-400 konusunda biz işi bitirdik, o bitmiş bir şey. Onu artık  konuşmamızın anlamı yok. Çünkü gerek Sayın Putin ile gerekse Rusya ile biz bu  anlaşmayı bitirmiş vaziyetteyiz. Yani kredi şartlarından ortak üretime varıncaya  kadar bütün bunlar konuşuldu, anlaşıldı, imzalar atıldı bitti. Şimdi bizim bir  geri dönüşümüz asla olamaz. Çünkü bize böyle bir ahlaksızlık yakışmaz, bu ahlaki  değildir. Çünkü biz bir anlaşma yaptıysak onun arkasında dururuz. Kimse bizden  tükürdüğümüzü yalamamızı beklemesin. Alışılmış liderlerden de değiliz. Bunu da  herkesin bilmesi lazım. Kaldı ki biz Patriot olayını bunlardan ne zaman istedik?  Obama dönemi. Obama döneminde bu işi halledemediler. Sayın Trump ile de bunları  konuştuk. Bu dönemde de maalesef 17 ay oldu, buradan da yine olumlu bir şey  çıkmadı. Biz yine onlara dedik ki hala verebiliyorsanız siz de verin bize. Biz  şartlar uygunsa, fiyatlar uygunsa, kredi uygunsa, ortak üretime girebileceksek  sizle de yaparız. Ama ortak üretim, kredi şartı, teknoloji bunların olması şart.  Ben sana vereyim ama anahtar benim elimde olsun, kusura bakma biz böyle bir şeye  artık giremeyiz. Bunlar tarih oldu. Şimdi biz Ruslarla anlaştık, ortak üretime  gireceğiz. Belki S-400'den sonra S-500'e gireceğiz. Bize S-400'de dayatma  yapanlar, niçin Yunanistan'a yapmıyor S-300 için? Niçin Bulgaristan'a yapmıyor  S-300 için? Niçin Slovakya'ya yapmıyor S-300 için? Bunlar da aynı zamanda NATO  ülkesi, yapın onlara da niye yapmıyorsunuz?"

NATO Genel Sekreterinin S-400 tedarikiyle ilgili "Bu ortaklarımızın en  doğal hakkıdır, biz buralarda müdahale edemeyiz." dediğini aktaran Erdoğan, şöyle  devam etti:

"Şimdi bizi nereden tehdit ediyorlar, F35'lerin radarları noktasında  sıkıntı doğurur. Biz bunların da incelemesini yaptık. Böyle bir şey de yok. Biz  F35'lerin taksidini tıkır tıkır ödeyen bir ülkeyiz. Şu ana kadar 1 milyar doları  aştı bizim ödediğimiz para. Biz bu noktada da samimiyiz. Ben her şeyi senden  alacağım diye bir kaide olamaz ki. Sen aldığın her ürünü bize sorarak mı  alıyorsun, hayır. İstediğin ürünü istediğin yerden alıyorsun. Bizim de böyle  bağımsızlığımız var, biz bağımsız Türkiye'yiz, köle değiliz. Dolayısıyla burada  da bizim özgürlük alanımız neyse, bu özgürlük alanımızın içerisinde her alanda  adımlarımızı atıyoruz. Rusya ile bu konuda adımımızı attık, imzalar tamam. Çok  çok uygun şartlar altında da S-400 anlaşmamızı yaptık. Bize bunun gönderimini de  temmuza kadar çektiler. Temmuzda da ilk partiyi de inşallah alacağız."

"Bunun başka çıkışı yok"

Ucuz taksitlerle 50 bin konut yapımına ilişkin değerlendirmesinde,  düşük ücretle 2 1 daireler şeklinde daha çok yapay mimari ile "zemin artı üç" ya  da "zemin artı dört" şeklinde binaların yapılacağını aktaran Erdoğan, mimari  özelliklerinin de yerel olacağını dile getirdi.

Bu konutlarda zemin etüdlerinin çok iyi yapılmak suretiyle depreme  dayanıklılık ön kaydıyla inşaatların yapılacağını belirten Erdoğan, "Türkiye'de  bir defa riskli yapılar gerçeği var." dedi.

Mitingin birinde halka "Size adeta yalvarıyorum, ne olur gelin bu  çarpık yapılaşmayı ortadan kaldırmak için, tüm kira bedellerinizi ödemek  suretiyle buraları yıkalım, yaptıktan sonra yine sizi buralarda iskan edelim."  dediğini hatırlatan Erdoğan, "Ama bize bu konuda yardımcı olacaksınız. Bu işi  sadece devletten beklemeyin. Vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini sağlamak,  böyle acılar yaşamamak, örneğin Kartal'da olduğu gibi, buralara yönelik bir  düzenleme yapmak artık bir gerekliliktir. Burada kimsenin kentsel dönüşümü  karşısına almaması lazım. Biz bunu muhakkak uygulayacağız. Bunun başka çıkışı  yok." diye konuştu.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığının TOKİ vasıtasıyla hazırladığı  projelerin çok güzel olduğunu vurgulayan Erdoğan, 50 bin konutlu projenin de  başta İstanbul olmak üzere değişik yerlerde olacağını, vatandaşlarla birlikte  bütün paydaşların bu fırsatı ranta çevirmeden konuya yaklaşması gerektiğini ifade  etti.

Ödeme imkanının da çok kolay olduğunun altını çizen Erdoğan, 15, 20  yıl vadelerin bulunduğunu anlattı. Taksitlerin 336 lira, 700 lira dolayında  olduğunu belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

"Adeta kira öder gibi taksit ödeyeceksin ama süreye bak, 15-20 yıl.  Huzur içinde olacaksın, korku telaş içerisinde burada kalmayacaksın. Bir de  mahalle esaslı, aile mefhumunu gözeten bir anlayış burada hakim, bizde şu anda  kaybolan... Dikey mimaride oturan aileler, birbirlerini tanımıyor, ölüp gitse  haberleri yok. Ama yatay mimaride bir defa toprağa yakınsın, mahalle kültürü  orada var. Düzenlemede de binalar birbiriyle adeta böyle o mahalle esaslı olduğu  için, yani okulu, camisi, alışveriş yeri hepsi orada mevcut ve birbirleriyle  komşuluk hukukunu çok daha rahat ve gerçekten güçlü bir şekilde geliştirecekler  ve böylece de TOKİ'nin yeni projesi hayata geçtiği anda çok farklı bir ses  getirecek diye ben buna inanıyorum."

"Ben bu alanda da yerliye, milliye inanıyorum"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, futbolla ilgili bir soruyu yanıtlarken, futbol  izlemeye kampanya dolayısıyla çok vakit bulamadığını bildirdi.

Erdoğan, Şenol Güneş'in Milli Takımın başına gelmesine sevindiğini ve  kendisini tebrik ettiğini aktardı.

Türkiye'nin Şenol Güneş'le dünya üçüncülüğünü kazandığını hatırlatan  Erdoğan, şöyle devam etti:

"Böyle bir başarısı da var ve işin kökünden geliyor. Ondan sonraki  teknik direktörlük hayatı yine başarılarla dolu bir teknik adamımız. Ben bu  alanda da doğrusu yerliye, milliye inanıyorum. Şu anda Şenol Bey bizim  ligimizdeki tepeden tırnağa bütün futbolcuların hepsinin puanını en iyi  verenlerden, en iyi bilenlerden. Tabii ki Lucescu ile bir şey yapıldı onu da bir  kenara koymamak lazım. Bir gençleşme olayı söz konusu oldu. Ama bu konuda ben  Şenol Bey'in zaten genç kadrolarla bu işi götüreceğinden hiç şüphem yok. Zaten bu  ay Arnavutluk ve Moldova ile bir sürece giriyor. Bunlarla birlikte şöyle iyi bir  başlangıç, bir deplasman, bir içeride olmak üzere inşallah yapılırsa ben  inanıyorum ki arkasıda bunun iyi gelecektir. Böylece iyi bir başlangıç, iyi bir  sınav, Milli Takımımızın heyecanını da Avrupa Şampiyonasında geleceğe  taşıyacaktır."

Dünya Kadınlar Günü'nde Şanlıurfa'da olacağız

8 Mart Dünya Kadınlar Günü'ne vurgu yapılarak, eşi Emine Erdoğan'ın  siyasi kariyerine katkısının sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Öyle bir  soru sordun ki bizi ters köşe ettin." dedi.

"Hanım sağolsun siyaseti bizden kaptı. Yoğun bir şekilde zaten o da  adeta bir kampanya kendine göre yürütüyor. Hem ulusal, hem uluslararası." diyen  Erdoğan, şunları kaydetti:

"Özellikle tabii sıfır atık olayı ile hakikaten Türkiye'de ele  alınması geciken bir konuyu ele aldı ve o işi de yakından takip ediyor. Özellikle  de Türkiye'de kadınımızın yeri noktasında hassasiyetleri çok ileri derecede.  Kızlarımla beraber, anne kızlar beraberce bu çalışmalarda etkili durumdalar.  Gerek büyük kızım, gerek küçük kızım onlar da çok aktif, STK'larda falan. Gerekse  eşim, hakeza böyle. Bu çalışmalarını o da boş bırakmadan sürdürüyor. Bu konudaki  hassasiyeti artık onun dışarıdan da bazı taleplerle karşılaşmasına fırsat  veriyor. Şu anda 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde yanılmıyorsam kendisininde bu  hafta bir programı var. 8 Mart'ı inşallah Şanlıurfa'da partimizle spor salonunda  kutlayacağız. Geniş bir katılımın olacağına inanıyorum. Gündüz mitingimizi  yapacağız. Bu yılı biliyorsunuz biz Göbeklitepe Yılı ilan ettik. Mitingden sonra  Göbeklitepe'ye çıkacağız, orada ufak bir açılış yapacağız ve bu açılışla beraber  ardından da Dünya Kadınlar Günü'nü Şanlıurfa'da kapalı spor salonunda  kutlayacağız, oradan mesajlarımızı da vereceğiz. Eşimin de sağolsun bu  konulardaki hassasiyeti, siyasi noktadaki destekleri, özellikle alternatif tıp  olsun, eğitim olsun bu konulardaki kızlarımla olan bu mücadelesi onlar da her  türlü takdirin üstündedir."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasının sonunda 31 Mart'ın  Türkiye için hayırlara vesile olmasını diledi. Erdoğan, "Tabii bir şeyi altını  çizerek söylüyorum; milletim 31 Mart'ta her zaman olduğu gibi aman sandıkları  ihmal etmesin, sandıklara muhakkak gitsinler. Bu demokratik hakkını muhakkak  kullansın." dedi.

ETİKETLER