Cumhurbaşkanı Erdoğan: Birileri o zatı koruma peşinde!

AA |  17 Aralık 2018 Pazartesi - 20:01 | Son Güncelleme : 18 12 2018 - 0:32

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Konya Büyükşehir Belediyesi Spor ve Kongre Merkezi'nde Hz. Mevlana'nın 745. Vuslat Yıl Dönümü Şeb-i Arus Programı'nda konuştu. Erdoğan; "1 milyon insanın katledildiği Suriye'de hâlâ birileri o ülkenin başındaki zatı korumanın peşinde." dedi


Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Hazreti  Mevlana, 66 yıllık ömrüne, mektupları ve sohbetleri hariç 66 bin beyitten fazla  şiiri, her biri bir sanat eseri mesabesindeki iki binden fazla rubaiyi sığdırmış  bir gönül eridir." dedi. 
 
Erdoğan, Konya Büyükşehir Belediyesi Spor ve Kongre Merkezi'nde, Hz.  Mevlana'nın 745. Vuslat Yıl Dönümü Şeb-i Arus Programı'nda konuştu.
 
Sözlerine "Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla" diyerek başlayan  Erdoğan, dünyanın farklı köşelerinden, Türkiye'nin farklı vilayetlerinden  Mevlana'nın "gel" çağrısına uyarak, gönüller sultanının manevi şemsiyesi altında  toplananlara "Hoş geldiniz" diye seslendi.
 
Erdoğan, Hazreti Mevlana'nın düğün gecesinde, böylesine müstesna bir  muhabbet ikliminde,  bir ulu zatın, bir ulu çınarın gölgesinde kalpleri  birleştiren herkese şükranlarını sundu.
 
Hazreti Pir'i, beka alemine irtihalinin 745'inci yıl dönümünde bir kez  daha kemali edeple yad eden Erdoğan, "Büyük mütefekkir, büyük mutasavvıf,  mürşid-i kamil Mevlana Celaleddin Rumi Hazretleri'ne bir kez daha Allah'tan  rahmet diliyorum." ifadesini kullandı.
 
Erdoğan, Mevlana Hazretleri'nin, vasiyeti niteliğindeki gazelinden şu  sözleri okudu:
 
"Öldüğümde tabutum geçerken bu yollardan, sanmayın ki içimde dert  kalır bu dünyadan. Cenazemi görünce bahsetme ayrılıktan, ben asıl yaşamaya  başlarım öldüğüm an. Mezara koyunca beni, 'elveda' deme sakın, bir perde var  arada, toprak cennete yakın. Sana batış görünen doğuşun kendisidir, kurtuluş  kapısıdır, kabir hapis değildir. Hangi tohum düştü de yeşermedi toprakta? Kurtul  şüphelerinden insan da bir tohum ya. Hangi kova daldı da dolu çıkmadı sudan, can  Yusuf'u ne diye feryat etsin kuyudan?"
 
Hazreti Pir'in, ölümünü bir son değil, yeniden doğuş ve diriliş  vesilesi olarak gördüğünü vurgulayan Erdoğan, "Hakk'ın rahmetine erdiği o gün,  kendisi için bir vuslat günü, kavuşma günüdür. Kendi deyimiyle 'Şeb-i Arus'tur  yani 'Düğün Gecesi'dir. Bunun için Hazreti Mevlana, 'Bana yazıklanmayın, bana  'elveda' demeyin, benim ölümüm tohumun toprağa düşmesi gibidir.' buyuruyor.  Divan-ı Kebir'deki başka bir şiirinde ise 'Kişi aşk elinden ölmüşse asla ölmez.'  diyerek kendi hakikatine ayna tutuyor." diye konuştu.
 
"Aşığın maşukuyla kucaklaştığı bir 'Düğün Günü' olarak idrak  ediyoruz"
 
Erdoğan, "Bizler de onun vasiyetine, onun tavsiyesine uyarak, 745  yıldır Hazreti Mevlana'nın vefatını, hasretin son bulduğu, aşığın maşukuyla  kucaklaştığı bir 'Düğün Günü' olarak idrak ediyoruz." diyerek, konuşmasına şöyle  devam etti:
 
"Bu vuslat gecesinde bizler de yüreklerimizi bir araya getiriyor,  birbirimize şahitlik ediyor, sevginin, aşkın, muhabbetin meşalesini yüceltiyoruz.  Her Şeb-i Arus'ta Hazreti Mevlana'nın geride bıraktığı o engin hazinenin her bir  kelimesi, her bir sahifesi aşkla, samimiyetle yoğrulmuş o kutlu mirasın idrakine  varıyoruz.
 
Bu salonu dolduran Mevlana bendeleri başta olmak üzere tüm  vatandaşlarımın Vuslat Gecesi, Şeb-i Arus'u mübarek olsun diyorum. Şeb-i Arus  merasimlerinin düzenlenmesinde emeği geçen, katkısı bulunan, maddi manevi desteği  olan kardeşlerime de teşekkür ediyorum. 'Selam Vakti' temasıyla düzenlenen bu  seneki törenlerin tıpkı Hazreti Pir'in buyurduğu gibi gönüllerdeki kiri  gidereceğine, onun çağları aşan özgür mesajının layıkıyla anlaşılmasına vesile  olacağına inanıyorum."
 
"Hak ve hakikat yolcularına rehberlik edecek bir meşale bıraktı"
 
Hazreti Mevlana'nın bundan tam 745 sene önce, 66 yıllık hasreti  nihayete erdirip, sonsuzluğun kapılarını aralayarak dar-ı bekaya göç ettiğini  ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:
 
"Ancak geride dünya var oldukça eskimeyecek, hak ve hakikat  yolcularına rehberlik edecek bir meşale bıraktı. Hazreti Pir'in insanlığa en  büyük hediyesi sözlerini, mesajlarını ve öğütlerini 15 sene boyunca bir gergef  gibi dokuduğu Mesnevi'sidir. Yahya Kemal'e göre bu eser hem tasavvufun en yüksek  merhalesi hem de cihat medeniyetimizin bir ifadesidir.
 
Üstat Sezai Karakoç ise Mesnevi'nin, Kuran-ı Kerim'in aşk kanıyla  yazılmış bir tefsiri olduğunu söyler. Üstadın nazarında Mesnevi, ilhamın en üst  derecesindeki bir yücelmenin derlediği çiçeklerden oluşan bir şaheserdir. Evet,  Mesnevi, hikmet ve hakikati mesel formunda, kıssa biçiminde anlatan,  coğrafyamızın binlerce yıllık kültür hazinesini hikayelerle geleceğe taşıyan bir  bilgelikler kitabıdır."
 
Erdoğan, "Hazreti Mevlana'nın, 66 yıllık ömrüne mektupları ve  sohbetleri hariç, 66 bin beyitten fazla şiiri,  her biri bir sanat eseri  mesabesindeki iki binden fazla rubaiyi sığdırmış bir gönül eri olduğunun" altını  çizdi.
 
"O, dönemleri, çağları, toplumsal farklılıkları aşan ve dönüştüren  büyük hakikati, derinlikli ve estetik bir dille söylemeyi başarmış bir söz  üstadıdır." diyen Erdoğan, "Hazreti Mevlana'nın irfan ışığı daha kendisi  hayattayken Endülüs'ten Uzak Asya'ya kadar dünyanın dört bir köşesine  yayılmıştır. İslam coğrafyasının farklı şehirlerinden ilim ve hikmet yolcuları,  Hazreti Mevlana'nın rahleyi tedrisinde bulunmak için Konya'ya akın etmişlerdir.  Moğol istilasının bütün İslam şehirlerini yakıp yıktığı bir dönemde Hazreti  Mevlana sözleri, sohbetleri ve meselleriyle karamsarlık dağlarını eritmiş, bu  toprakların yeniden dirilişine vesile olmuştur." değerlendirmesinde bulundu.
 
"Hazreti Mevlana'yı her dem taze tutan sır aşktır"
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hazreti Mevlana'nın her idrak düzeyindeki  insanı kalbinden yakalamasını elbette sadece edebiyatla, sanatla ve söz  sanatlarıyla izah edemeyeceklerini vurguladı.
 
Bunun sebebinin aşk olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Aşk ise kişiliğin  sevdiğinde yok olmasıdır. Vuslatının üzerinden asırlar geçmesine rağmen Hazreti  Mevlana'yı her dem taze tutan sır aşktır, sevgidir. Eserleri, sözleri, şiirleri,  mesajlarıyla 7,5 asırdır çoraklaşan gönülleri yeşertebilmesinin hikmeti işte  budur. O, kendi ifadesiyle 'Allah'a ulaşacak birçok yol varken aşkı seçmiştir."  diye konuştu.
 
Erdoğan, Mürşid-i Kamil'in bu hakikati Mesnevi'sinde "Sevgiden  acılıklar tatlılaşır, sevgiden bakırlar altın kesilir, sevgiden tortulu bulanık  sular arı, duru hale gelir, sevgiden dertler şifa bulur, sevgiden ölüler  dirilir, sevgiden padişahlar kul olur." ifadeleriyle dile getirdiğini aktardı.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Evet, 'aşk' ile yazıldığı, aşkla söylendiği,  her kelimesi aşkla dokunduğu için aradan geçen 7,5 asır ne Mesnevi'yi ne Divan-ı  Kebir'i ne de Hazreti Mevlana'nın mesajlarını eskitebilmiştir."  değerlendirmesinde bulundu.
 
"Milyonlarca insanın Mesnevi-i Şerif'in serin gölgesine sığındığını  görüyoruz"
 
Recep Tayyip Erdoğan, yüzyıllardır dünyadaki varoluş gayesinin sırrına  ermek isteyen her ferdin yolunun muhakkak bir şekilde Hazreti Mevlana ile  kesiştiğine işaret ederek, "Bugün dünyanın neresine gidersek gidelim, Mevlana'nın  mesajıyla buluşan, onun hikmet pınarından nasiplenen insanlarla karşılaşıyoruz.  Farklı dillere, dinlere, kültürlere mensup milyonlarca insanın Mesnevi-i Şerif'in  serin gölgesine sığındığını görüyoruz. Dünya hayatının katılaştırdığı kalplerin  gerçek huzur ve sükunu, Mesnevi'nin uçsuz bucaksız ummanında bulduğuna şahit  oluyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
 
Hazreti Mevlana'nın, karamsarlık bulutlarının ufukları kapladığı,  Moğol istilasının medeniyeti tehdit ettiği bir dönemde yaşadığını anımsatan  Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
 
"Tıpkı 7,5 asır önce olduğu gibi bugün de maalesef insanlık  çatışmanın, vahşetin ve doymak bilmeyen bir hırsın esiri durumundadır. İnsani  hasletlerin her gün biraz daha örselendiği, değerler silsilesinde biraz daha  gerilere itildiği bir dönem yaşıyoruz. İşte komşumuz Suriye'de yaklaşık 8 yıldır  devam eden zulüm, her gün yeni canlar almaya devam ediyor. Bir milyon Müslüman'ın  katledildiği Suriye'de hala Suriye'nin başındaki zat yerini korumanın  mücadelesini veriyor, birileri de onun yerini korumasına destek veriyor. Yemen'de  milyonlarca çocuk, ihtiraslarının esiri olmuş Müslümanlar eliyle açlığa ve ölüme  mahkum ediliyor. Filistin'de işgal, Libya'da kaos, Somali'de açlık, Afganistan'da  terör ve istikrarsızlık bir veba gibi gün geçtikçe yayılıyor. Asırlardır ilim  aşıklarının mesken tuttuğu İslam şehirlerine bugün DEAŞ, PKK, FETÖ, Boko Haram,  Eş Şebab gibi proje örgütler musallat oldu. Öldürmekten, katletmekten, yakıp  yıkmaktan başka hiçbir kutsalı olmayan bu modern dönem haramileri, tüm  çirkeflikleriyle hayat damarlarımıza hamle yapıyor. Farklılıklarımızı kaşıyarak,  meşrep ve mezheplerimiz üzerinden bizi birbirimize kırdırarak, birileri şeytani  düzenlerini idame ettirmeye çalışıyor. Müslümanlar kardeş kavgasına tutuşurken,  çıkarlarına tapan menfaatperestler ceplerini doldurmanın, cirolarını şişirmenin,  karlarına kar eklemenin mücadelesini veriyor."
 
"Çare kavga değil, bir olmak, iri olmak, diri olmak, kardeş  olmaktır"
 
İnsanı "insanın kurdu" olarak gören anlayışın, insanlığın hem bugününü  hem de geleceğini tehdit ettiğinin altını çizen Erdoğan, oysa ki insanı düştüğü  yerden kaldıracak, ruhundaki ağır yaraları iyileştirecek, ihtiraslarının esiri  olmaktan kurtaracak yegane yolun eşref-i mahlukat olmaya doğru yürünen yol, yani  "yaratılmışların en şereflisi" olmaya yönelik yol olduğunu vurguladı.
 
İslam dünyası olarak içinden geçilen bu sancılı dönemde Hazreti Pir'in  insanı, ilahi aşkı, ahlak ve erdemi merkeze alan kutlu tavsiyelerine her  zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan,  Mevlana'nın öğretisinin özünün "eşyaya esir olmamak, insanı yüceltmek, çatışmayı  değil, dayanışmayı esas almak" olduğunu söyledi.
 
Onun tavsiyesinin esasının "kesrette vahdet" yani "çoklukta birlik"  olduğunu ifade eden Erdoğan, "Bütün farklılıkları birlik içinde yaşatabilmeyi  başarmaktır. Hacı Bektaş-ı Veli'nin o veciz ifadesinden ilhamla, çare kavga  değil, bir olmak, iri olmak, diri olmak, kardeş olmaktır. Bunu başardığımızda  kurulan tüm tuzakları bozacağımıza, İslam dünyasına giydirilmek istenen kefeni  hep birlikte yırtıp atacağımıza inanıyorum." yorumunu yaptı.
 
Recep Tayyip  Erdoğan, kendisi de bir Mevlevi olan Arif Nihat Asya'nın  Hazreti Mevlana'nın dünyasını anlattığı şu şiiri de okudu:
 
"Yatırırken bu sedef kakmalı şimşir beşiğe / Neyle kundakladılar  Hazret-i Mevlana'yı? / Perdelerden taşırıp neyleri çığlık çığlık / Neyle  kundakladılar Hazret-i Mevlana'yı? / Bir ipekten ve köpükten yaratılmış yumuşak  tüyle kundakladılar Hazret-i Mevlana'yı / Kıyılardan, ovalardan dererek inciyle,  çiyle kundakladılar Hazret-i Mevlana'yı / Gece mehtabı elekten geçirip kirpikler  / Ayla kundakladılar Hazret-i Mevlana'yı / Mesnevisinde bir altın lüleden nur  akıtıp öyle kundakladılar Hazret-i Mevlana'yı / 'Bu yürek durmayacaktır'  dediler.. esmadan / 'Hay'la kundakladılar Hazret-i Mevlana'yı / Sakalar  doldurarak kırbaların Kevser'den / Meyle kundakladılar Hazret-i Mevlana'yı / Ve  açıp ağzını Nisan Tası'nın Besmeleler / Suyla kundakladılar Hazret-i Mevlana'yı /  Ruhlardan, kokulardan, durulardan duru bir şeyle kundakladılar Hazret-i  Mevlana'yı / Ulu Tuba'ların altında gönüller, eller / Böyle kundakladılar  Hazret-i Mevlana'yı."
 
"Rabb'im, bizleri Hazreti Mevlana'nın yolundan ayırmasın." duasında  bulunan Erdoğan, şehitleri rahmetle yad ederek, gazilere şükranlarını sundu.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yüzyıllardır Anadolu topraklarını nakış nakış  dokuyan alimleri, arifleri, manevi rehberleri saygıyla anarak, "Allah hepsinden  razı olsun." temennisinde bulundu.
 
Emeği geçenleri tebrik ederek, yapılan dua ve zikirlerin Hakk katında  kabul olmasını da dileyen Recep Tayyip Erdoğan, Hazreti Mevlana'ya rahmet diledi.
 
TÖRENDEN NOTLAR
 
Törende, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Çevre ve  Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Kültür ve Turizm  Bakanı Mehmet Ersoy ile Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş da hazır  bulundu.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşması sonrasında Türk müziğinin usta ismi  Ahmet Özhan, Türk Tasavvuf Musikisi konseri verdi. Konserin sonunda Cumhurbaşkanı  Erdoğan başta olmak üzere salondaki davetliler, Özhan ve ekibini bir süre ayakta  alkışladı.
 
Araştırmacı yazar Ömer Tuğrul İnançer ise Mesnevi sohbeti  gerçekleştirdi, ardından Konya Türk Tasavvuf Müziği Topluluğu'nca Sema Ayin-i  Şerif'i sunuldu.

ETİKETLER