Cumhurbaşkanı Erdoğan: Tek taraflı alınan her karar mukabili ile karşılık bulur

AA |  27 Eylül 2018 Perşembe - 3:19 | Son Güncelleme : 27 09 2018 - 5:18

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye-ABD İş Konseyi'nin yatırım konferansında önemli açıklamalarda bulundu. Erdoğan: "Savaşın, bilhassa ticaret savaşlarının kazananı yoktur. Tek taraflı alınan her karar mukabili ile karşılık bulur." dedi.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ''Bugüne kadar  (ABD ile) pek çok badireyi atlatan stratejik ortaklığımız, bu çalkantılı dönemin  de üstesinden gelecektir.'' dedi. 

Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) 73. Genel Kurul Görüşmeleri için  bulunduğu New York'ta Türk-Amerikan İş Konseyi (TAİK) tarafından düzenlenen 9.  Türkiye Yatırım Konferansı'nda konuştu.

Amerikan iş dünyasının farklı sektörlerini temsilen toplantıya iştirak  eden yatırımcıları selamlayarak konuşmasına başlayan Erdoğan, Türk-Amerikan İş  Konseyinin Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisiyle birlikte düzenlediği bu önemli  toplantının, Türkiye ve Amerika arasındaki ekonomik ilişkilerin geliştirmesine  katkı sağlamasını özellikle temenni ettiğini söyledi.

Erdoğan, ''İran, Suriye, Kuzey Kore, Ortadoğu gibi siyasi krizlerin,  ticaret savaşlarının, Brexit müzakerelerindeki aksaklıklar tarzı pek çok  gelişmenin aynı anda yaşandığı kritik bir dönemden geçiyoruz. Küresel düzenin  parametrelerinin sarsılmasına neden olan bu süreç, beynelmilel ilişkileri  etkilediği kadar iş dünyasını da yakından ilgilendiriyor. Firmalar, gerek mevcut  ticari faaliyetlerinde, gerek yatırımlarında, gerekse gelecek tahminlerinde ciddi  belirsizliklerle karşılaşıyor. Böyle bir dönemde yaptığımız toplantımızın, hem  birbirimizi daha iyi anlamamıza, hem de Türkiye ekonomisi hakkında daha doğru bir  resmin çizilmesine vesile olacağına inanıyorum.'' diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:

''Son birkaç yıldır FETÖ, Suriye, terörle mücadele, Kudüs, yaptırımlar  ve ekonomi alanında mevcut yönetim ile yaşadığımız fikir ayrılıklarının  Türk-Amerikan ilişkilerini test ettiği bir gerçektir. Kimi hususlarda belli bir  anlayış birliğine varsak da, bilhassa FETÖ ve PYD-YPG terör örgütüyle ilişkiler  bağlamında, ilişkilerimizde kapatmamız gereken ciddi bir mesafe bulunuyor. Mevcut  yönetimdeki kimi çevreler, görüş ayrılıklarımızı tehdit, baskı ve şantaj diliyle  çözebileceklerini zannediyor. Ancak bu olumsuz tavır, hem müttefiklerle  ilişkilerde, hem de Amerika'nın dünyadaki konumunda ciddi bir erozyona yol  açıyor. Biz bu anlayışın ilanihaye devam ettirilemeyeceğini düşünüyoruz.  Demokrasinin, küresel istikrarın, uluslararası hukukun ve serbest ticaretin  altını boşaltan bu tavır, zaten sürdürülebilir de değildir. Bugüne kadar pek çok  badireyi atlatan stratejik ortaklığımız, bu çalkantılı dönemin de üstesinden  gelecektir. Amerika Birleşik Devletleri ile yakın dostluğumuzun, yönetimlerin  tarzından bağımsız olarak, bu süreci de fırsata çevireceğine yürekten  inanıyorum.''

ABD'nin Türkiye'nin en önemli ticaret ve yatırım ortakları arasında  yer aldığına dikkati çeken Erdoğan, bugün Türkiye'de bin 700'ün üzerinde Amerikan  firmasının teknolojiden gıdaya, sağlıktan bilişime çok geniş bir yelpazede  faaliyet gösterdiğini söyledi.

Erdoğan şöyle devam etti:

''Geride bıraktığımız son 10 yılda, bu firmalar ülkemizde 11,3 milyar  dolar civarında doğrudan yatırım gerçekleştirdiler. Bugün itibariyle Türk  firmalarının Amerika Birleşik Devletleri'ndeki yatırımı da 4,6 milyar doları  geçti. ABD Ticaret Odası üyelerinin ülkemizdeki güncel yatırım değerinin de 50  milyar doları aştığını görüyoruz. 2017 sonu itibarı ile ülkelerimiz arasındaki  ticaret hacmi 20 milyar doların üzerine çıktı. Amerika'ya olan ihracatımız 8,7  milyar dolarken, ithalatımız 12 milyar seviyesindedir. Bu rakamlarla Amerika  Birleşik Devletleri, ihracatımızda beşinci sırada, ithalatımızda ise dördüncü  sırada yer alıyor. Görüldüğü gibi, ülkelerimiz arasındaki ticaret dengesi  Amerika'nın lehine, Türkiye'nin aleyhinedir. Bu tabloya rağmen, Amerikan yönetimi  Türkiye menşeli bazı ürünlerine karşı korumacı adımlar atmış, ek gümrük vergileri  getirmiştir. Trump yönetiminin, genel olarak siyasi hedeflerine ticari konuları  araç olarak kullanarak ulaşmak istemesi, ekonomik iş birliğimizin ilerlemesinin  önündeki engellerden birisidir. Ülkemiz için iki kat artırılan demir-çelik  vergileri, yaptırımlar, soruşturmalar ve tabii ki kur hareketleri, mevcut  yönetimin ülkemizi hedef alan adımlarından bazılarıdır. Tüm bunlara rağmen,  Amerika ile olan siyasi ve ticari ilişkilerimizin geleceğine umutla bakıyoruz.''

Türkiye olarak mümkün mertebe serbest ticaretten yana bir dış ticaret  politikası benimsediklerini belirten Erdoğan, uluslararası mal ticaretinin 18  trilyon dolara ulaştığı günümüzde korumacı politikalarla hiçbir yere  varılamayacağının açık olduğunu söyledi.

Erdoğan, ''Tarih bize şunu açık ve net bir şekilde göstermiştir.  Savaşın, bilhassa ticaret savaşlarının kazananı yoktur. Tek taraflı alınan her  karar mukabili ile karşılık bulur. Bu tavır, hem ticari hem siyasi alanda  kaybet-kaybet denkleminin oluşmasını sağlayacaktır. Halbuki biz hep kazan-kazan  ilkesinden yanayız.  Geldiğimiz noktada, uzun yıllar süren diplomatik  müzakerelerle elde edilen uluslararası ticaret rejiminin geleceği tehlike altına  girmiştir. Özellikle de dünyanın en büyük üç ekonomisi olan ABD, Avrupa Birliği  ve Çin arasındaki ticaret savaşı, sadece bu ekonomilerle sınırlı kalmayacak,  herkesi etkileyecektir. Nitekim bunun menfi yansımaları, Afrika ve gelişmekte  olan ülkeler başta olmak üzere birçok bölgede hissedilmeye başlanmıştır.'' dedi.

Türkiye'nin uzun yıllardır ticaret açığı veren bir ülke olduğunu  kaydeden Erdoğan şöyle devam etti:

''Buna rağmen biz hiçbir zaman uluslararası ticaret rejimini hiçe  sayarak, tek taraflı kararlar alıp korumacılığa başvurmadık. Açığımızı yeni  pazarlar bularak, ekonomimizin etkinliğini ve verimliliğini artırarak çözmenin  çabası içinde olduk. Ticari meselelerimizi tehdit diline itibar etmeden, diyalog  ve kazan-kazan anlayışı ile çözmeye çalışıyoruz. Ortada bir haksızlık varsa,  bunun Dünya Ticaret Örgütü kuralları çerçevesinde çözülmesi esas olmalıdır. Bu  anlayışla biz de ülkemize karşı uygulanan kısıtlamalara karşı haklarımızı Dünya  Ticaret Örgütü nezdinde arıyoruz.''

ABD tarafından Türkiye menşeli muhtelif çelik ve alüminyum ürünlerine  karşı başlatılan ilave gümrük vergileri sebebiyle Dünya Ticaret Örgütü'ne  başvurduklarını anlatan Erdoğan, haksız rekabetin önlenmesi için başlattığımız  hukuki süreçte ilk ara kararın Türkiye'nin lehine çıktığını ve Türkiye'nin  tezlerinin hemen hepsinin kabul edildiğini ifade etti.

Erdoğan, bundan sonra benzer ihlaller olması durumunda, ülke olarak  çıkarları sonuna kadar savunacak, ilgili uluslararası kuruluşlar nezdinde  Türkiye'nin hakkını aramaya devam edeceklerini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

''Biz bugüne kadar Türkiye'de yatırım yapan uluslararası şirketlerin  menşeine, ülkesine, konumuna bakmadan, hepsini de kendi şirketimiz olarak gördük.  Uluslararası yatırımları, yasal düzenlemeler yanında, kurumsal olarak da  destekledik.  Yatırım potansiyelimize inanan, geleceğimize güvenen, Türkiye’deki  yatırım fırsatlarından istifade etmek isteyen herkese kapılarımızı sonuna kadar  açtık, açmayı sürdüreceğiz. Geçtiğimiz günlerde kabul ettiğim Türkiye'deki  Amerikan firmalarının üst düzey yöneticilerine söylediğim bir hususu burada  tekrarlamak istiyorum. Türkiye, serbest piyasa ekonomisinin kurallarından taviz  vermeden, yatırım ortamını güçlendirmeye devam edecektir. Ülkemizin daha fazla  doğrudan yatırım çekmesi için, uluslararası yatırımcıların ülkemizde güvenle ve  daha çok yatırım yapmaları için gerekli yasal düzenlemeleri yapmayı sürdüreceğiz.  Aynı şekilde, öngörülebilirliğin artması ve şeffaf bir yatırım ortamının tesisine  de büyük önem verdik, vermeye devam ediyoruz. Türkiye'nin son 16 yılda  sergilediği başarı, bu irademizin en açık ispatıdır.''

 
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,  "Etrafımızdaki onca istikrasızlığa ve kanlı çatışmaya rağmen, birlik ve  beraberliğimizden asla taviz vermedik." dedi. 

Türkiye'nin Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ülkeleri  arasında yatırımların önündeki engelleri kaldırma performansı açısından en fazla  ilerleme kaydeden ülke olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam  etti:

"Yatırımcı dostu bu reformlar sayesinde 16 yıllık dönemde her yıl  ortalama yüzde 5,7 oranında reel büyüme oranına ulaştık. 2017 yılında yüzde 7,4  büyüme oranıyla G-20 ülkeleri arasında en hızlı büyüyen ülke olduk. 2018’in  birinci ve ikinci çeyreğinde de yüzde 7,3 ve yüzde 5,2 oranında büyüyerek  dünyanın en hızlı büyüyen ekonomileri arasında yerimizi aldık. Son 16 yılda  sağlamış olduğumuz istikrarı gören yatırımcılar, ülkemize 200 milyar dolar  doğrudan yatırım yaptılar. 2003 yılından önceki 80 yıllık dönemde bu rakamın  sadece 15 milyar dolar olduğu düşünülürse, ilerlemenin boyutu daha net bir  şekilde anlaşılacaktır."

Bu başarı hikayesini, reformlar konusundaki kararlılığa borçlu  olduklarını dile getiren Erdoğan,  "24 Haziran seçimleriyle geçtiğimiz yeni  yönetim sistemi, reform irademizi hayata geçirme noktasında elimizi  güçlendirmiştir. Ülkemiz, artık bürokratik engellere takılmadan, eski sistemin  kalıplarına mahkum olmadan daha süratli ve etkili kararlar alabilecektir. Yeni  yönetim sistemimiz, siyasi iradeye bunları en az dirençle, en az engelle uygulama  imkanı veriyor. Bu dönem Türkiye’nin, içine kapanmak bir tarafa, dış dünya ile  açılım sürecinin hızlandığı bir dönem olacaktır." ifadesini kullandı.

"Türkiye ile birikmiş hesaplarını görmenin derdindeler"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son dönemde belli çevrelerin döviz kurunda  yaşanan dalgalanmayı fırsat bilerek, Türk ekonomisi üzerinde istifhamlar ve  şüpheler oluşturmaya çalıştığının altını çizerek şunları kaydetti:

"Hemen her gün karamsar tablolar çizen bu kesimler hakikati resmetmek  yerine, Türkiye ile birikmiş hesaplarını görmenin derdindeler. Halbuki Türkiye,  hem 2009’daki Amerika küresel finans krizini, hem de Avrupa kaynaklı kamu borç  krizini başarılı şekilde atlatmış bir ülkedir. 2009 yılında gerek Amerika’da  gerekse Avrupa Birliği’nde birçok banka devlet tarafından kurtarılmak zorunda  kalırken, bizim tek bir bankamız dahi devlet yardımına ihtiyaç duymadı.  Son 16  yılda brüt kamu borç stokunun milli gelire oranını yüzde 72’den yüzde 28’e  düşürdük.  Bütçe açığının milli gelire oranını yüzde 11,4’den yüzde 1,5’a  indirdik.  Her yıl ortalama bir milyon yeni iş imkanı sağlayarak dünyanın en çok  istihdam oluşturan ekonomilerinden biri olduk. 2002 yılında 36 milyar dolar olan  ihracatımızı 163 milyar doların üzerine çıkarttık. Dış ödemeler dengesi açısından  önemli bir gelir kaynağı olan turizmde önemli gelişmeler kaydettik."

Türkiye'yi ziyaret eden turist sayısının 2002'de 13 milyon iken şimdi  40 milyonun üzerinde olduğunu, turizm gelirinin de 8,5 milyar dolardan 25-30  milyar seviyesine yükseldiğini kaydeden Erdoğan, Türkiye'nin bu yıl turist  sayısında rekora gittiğini ve 42 milyonu bulmasının beklendiğini vurguladı.

"Geçen hafta açıklanan 2019-2021 yıllarını kapsayan Yeni Ekonomi  Programı, ülkemizin geleceğine dair önemli bir yol haritasıdır." diyen Erdoğan,  söz konusu programla Türkiye'nin bir taraftan ekonomik büyümesini daha itidalli  bir şekilde sürdürürken, aciliyeti olmayan bazı projeleri geri çekerek, kamu  maliyesine yük oluşturan açıkları büyük oranda kapatacağını dile getirdi.

 Başkan Erdoğan konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

"2019 yılında harcama tasarrufu ve gelir artışı vasıtasıyla 76 milyar  liralık bir kamu kaynağı oluşturuyoruz.  Enflasyonda 2021 yılı için hedefimizi  yüzde 6 olarak belirledik. Bu oranı yakalamakta kararlıyız. Türkiye'ye yakışmayan  ve finansal kırılganlığı artıran cari açık sorununa da kalıcı çözümler getirmek  için çalışıyoruz.  Ekonomimize zarar veren döviz açığı meselesini, yerli para  birimleriyle ticaretimizi geliştirerek, sıfıra yakın seviyeye düşüreceğiz.

Dış ticaretimizi kur baskısından kurtaracak tedbirleri almaya şimdiden  başladık. Yoğun ticaretimizin olduğu ülkelerden başlayarak, birçok devletle milli  para birimlerimiz üzerinden ticaret yapma imkanlarını görüşüyoruz. Bankacılık  sektörümüzü özel sektörümüzün ihtiyaç duyduğu kredi imkanlarını sağlamaları  yönünde cesaretlendirmeyi sürdüreceğiz. Yenilenebilir enerji ve yerli kömür  kaynaklarının elektrik üretimindeki payını artırarak, petrol ve doğalgaz arama  faaliyetlerimizi hızlandırarak, enerjide dışa bağımlığımızı azaltacağız."

"İstanbul'un uluslararası finans merkezi haline getirilmesi  çalışmaları hızlanacak"

Son birkaç yıldır teşvik edilen  bireysel tasarrufların artırılmasına  yönelik ilave adımları daha ileriye taşıyacaklarını ve bu süreçte mali  disiplinden asla taviz verilmeyeceğini kaydeden Erdoğan, "İstanbul’un  uluslararası bir finans merkezi olması yönünde bugüne kadar belli bir aşamaya  getirdiğimiz çalışmalara da hız kazandıracağız." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan,"Biz son 16 yılda bir taraftan ekonomimizi  büyütüp, vatandaşlarımızın refah seviyesini adaletli bir şekilde yükseltirken,  demokrasimize dönük pek çok saldırıyı da püskürttük.  Sokak olaylarından  vesayete, terör eylemlerinden darbe teşebbüsüne kadar dünyada birçok ülkeyi adeta  felç edecek nice saldırının üstesinden başarıyla geldik. İşte 15 Temmuz FETÖ  terör saldırısı. Kime? Devlete. Devletimize bir darbe girişiminde bulunuldu. 251  şehidimiz var 2 bin 193 yaralımız, gazimiz var." diye konuştu.

FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in şu anda ABD'nin Pensilvanya eyaletinde  yaşadığına dikkati çeken Erdoğan, "(FETÖ) Şu anda (ABD'de) 27 eyalette faaliyet  gösteriyor. 27 eyalette okulları var. 'Charter School'lar vasıtayla ABD’nin  bunlara ödediği para yaklaşık 850 milyon dolar civarında ve bu adam  yargılanmıyor. Hala adeta koruma altında. Biz stratejik ortak değil miyiz?  Stratejik ortak olarak böyle bir teröristi (FETÖ elebaşı Gülen) niçin koruma  altında tutuyorsunuz? Kara para aklama bunlarla ve hiçbir özelliği olmayan kaçak  yollarla gelen öğretmenlerle burada eğitim veriyor.  850 milyon doları aşan para  bunlara ödeniyor ve bunlar vasatıyla.. Bunlar terörist." diye konuştu.

Erdoğan, "Etrafımızdaki onca istikrasızlığa ve kanlı çatışmaya rağmen,  birlik ve beraberliğimizden asla taviz vermedik." ifadesini kullandı.

"Kuzey Suriye’ye Amerika’dan gelen silah, bomba, mühimmat ne kadar  biliyor musunuz?"

Türkiye'nin Suriye ve Irak kaynaklı mülteci akını karşısında  sınırlarını kapatmak yerine, 3,5 milyon Suriyeliye ev sahipliği yaptığını  belirten Erdoğan şöyle konuştu:

"Eğitimden sağlığa varıncaya kadar, giyiminden kuşamına varıncaya  kadar bu insanlara biz bakıyoruz.Avrupa Birliği 3 3 milyar avro destek vereceğini  söyledi. Peki verdi mi? 1,7 milyar avro verdi. BM Mülteciler Komiserliği verdi  mi? 520 milyon dolar. Bizim harcadığımız 32 miyar dolar. Fazlası var azı yok.  Verseler de vermeseler de biz bu varil bombalarından kaçan, ölümlerden kaçanları  koruyacağız. Benim içim yanıyor, 81 milyonun şu anda Cumhurbaşkanı olarak, İslam  işbirliği Teşkilatının Başkanı olarak...

Şurada Kuzey Suriye’ye ne yazık ki Amerika’dan gelen silah, bomba,  mühimmat ne kadar biliyor musunuz? 18 bini aşkın tır buraya geldi. 3 bin  civarında kargo uçağıyla buraya silah mühimmat geliyor. Nereye geliyor? PYD-YPG.  Bir de Suriye’de 22 üs var. Peki bunlar kim için, kime karşı kullanılıyor?  Buradaki terör koridorunun ötesinde kim var? Türkiye var. Rusya burada değil,  İran burada değil. Bunları söylediğimiz zaman bize farklı muamele ediyorlar. Ama  söylemek zorundayız. Eğer söylemezsek, evet haksızlık karşısında susan dilsiz  şeytandır. Dünyanın farklı köşelerinde ihtiyaç sahiplerine yardım hususunda  gayrisafi milli hasılaya oranla Türkiye, garip gurebanın yardımına koşan bir  numaralı ülke Türkiye’dir."

"İdlib krizinde olduğu gibi on binlerce sivilin hayatına mal olacak  yeni insani trajedilerin önüne geçmek için yoğun bir küresel barış diplomasisini  Rusya ile birlikte yürüttük ve şu an itibariyle de iyi durumdayız." diyen Erdoğan   2 gün öncesi itibariyle 50-60 bin İdliblinin evlerine döndüğünü, tüm  İdliblilerin de evlerine dönmesini temenni ettiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yatırımcılara hitabını noktalarken şunları  kaydetti:

"Önümüzdeki dönemde de bu insani duruşumuzu devam ettireceğiz.  Komşularımız başta olmak üzere, bölgemize barış ve istikrarın hakim olması için  tüm gücümüzle mücadele etmeyi sürdüreceğiz. Savaş ve çatışmanın kazananı yoktur.  Ticaret savaşlarının da kazananı olmayacaktır. Barış ve iş birliğinin kazananı  ise tüm dünya olacaktır.

Türkiye’nin mücadelesi her alanda iş birliğinin devam etmesidir. Bu  mücadelemize Türk-Amerikan iş dünyasının değerli temsilcilerinden güçlü destek  bekliyoruz. Sizlerden Türkiye’nin aydınlık geleceğine ve potansiyeline güvenmeyi  sürdürmenizi istiyoruz."

ETİKETLER