Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bizi tehditlerle yıldırmak mümkün değildir

AA |  29 Ağustos 2018 Çarşamba - 20:11 | Son Güncelleme : 29 08 2018 - 22:17

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bize böyle tehditlerle geri adım attırmak mümkün değil. Biz, öyle bir tarihin varisleriyiz ki bu tehditlerle yıldırmak mümkün değildir." dedi.


Erdoğan, katılımcıları selamlayarak başladığı konuşmada, bu yıl ödül  alacak medya mensuplarını tebrik etti. 1979'dan beri bu ödülleri veren derneği,  sektörü kucaklayan istikrarlı çalışmaları sebebiyle tebrik eden Erdoğan, radyo ve  televizyon kuruluşlarında görev yapanlara çalışmalarında başarılar diledi, geride  bırakılan Kurban Bayramı'nı bir kez daha kutladı.
 
Erdoğan, bu sektörde ebediyete irtihal edenlere Allah'tan rahmet  diledi.
 
"Gazetecilik mesleği köklü ve önemli bir iş"
 
Haberleşmenin insanlıkla birlikte ortaya çıkmış ve günümüze kadar  kesintisiz şekilde farklı biçimlerle gelmiş bir ihtiyaç olduğuna dikkati çeken  Erdoğan, "Bu ihtiyaç güvercinden dumana, atlı ve yaya ulaklardan, geçmişi  milattan önceye kadar uzanan yazılı dokümanlara kadar pek çok yöntemle  karşılanmaya çalışılmıştır. Matbaanın keşfiyle birlikte bu alanda yeni bir dönem  açılmıştır. Daha önce el yazması veya tahta harflerle sınırlı sayıda çoğaltılan  eserler, matbaanın icadıyla çok sayıda ve uygun maliyetlerle üretilmeye  başlanmıştır." diye konuştu.
 
Haberleşmede çığır açan bir başka dönüm noktasının da radyo ve  televizyonun keşfedilmesi olduğuna işaret eden Erdoğan, "Radyo ve televizyon  yayıncılığı her geçen yıl büyük gelişmeler göstererek günümüze kadar gelmiştir.   Bu arada haberleşmede bir başka dönüm noktası icadı olan interneti de özellikle  zikretmemiz gerekiyor. Temelleri 1960'larda atılan, ülkemizde de 1990'lı  yıllardan beri günlük hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelen iletişim  aracı, sosyal medya ve diğer işlevleriyle hala gelişmeye devam ediyor. Bu kısa  medya tarihini sizlere hatırlatmamın sebebi gazetecilik mesleğinin ne derece  köklü ve önemli bir iş olduğunun altını çizmektir." değerlendirmesinde bulundu.
 
"Zaman kazandırıcı yönü yanında kontrol edici tarafları da  tartışılıyor"
 
Matbaa, radyo, televizyon, internet derken, bugün gelinen noktada  medya araçlarının olmadığı bir hayatı neredeyse tahayyül edemez hale gelindiğine  dikkati çeken Erdoğan şöyle devam etti:
 
"Medyanın hayatımıza bu kadar girmesiyle birlikte kolaylaştırıcı ve  zaman kazandırıcı pek çok yönü yanında kontrol edici ve yönlendirici tarafları da  tartışılmaya başlanmıştır. Bu çerçevede küresel köy, eşik bekçiliği, suskunluk  sarmalı, enformasyon toplumu gibi pek çok teori geliştirilmiştir. Bugün  baktığımızda, haberlerden sinemaya eğlence programlarından çizgi filmlere kadar  medya içeriğinin önemli bölümünün belli odakların tekelinde olduğunu görüyoruz.  Medyanın tekelleşmesi, giyim kuşamın, mimarinin, yeme içme alışkanlıklarının daha  pek çok bireysel ve toplumsal davranışın da tek düze haline gelmesine yol açıyor.  Görevimiz gereği dünyada ayak basmadık ülke neredeyse bırakmadık. Gittiğimiz her  yerde aşağı yukarı aynı kıyafetleri giymiş insanlar, aynı mimariyle inşa edilmiş  şehirler, aynı eşyalarla donatılmış mekanlar görüyoruz. Ziyaret ettiğimiz  ülkelerin yerel unsurları sadece otantik gösteriler ve sergiler olarak karşımıza  çıkıyor. Türkiye'nin de bu tek düzeliğin dışında olmadığını üzülerek ifade etmek  isterim."
 
AK Parti iktidarları döneminde kişisel gayretiyle ilhamını kendi  tarihinden, medeniyetinden alan bir mimari anlayışı geliştirmek için çok  çalıştıklarını anlatan Erdoğan, "Medyada da böyle bir yaklaşımla üretilmiş  eserlerin, yer alması konusunda ciddi çaba gösterdik." şeklinde konuştu.
 
Yapılan güzel işlerin de varlığına işaret eden Erdoğan şunları  kaydetti:
 
"Ama hala tüm dünyayı kuşatan kısırlığın dışına çıkamadığımız da bir  gerçektir. Medyadan başlayıp, günlük hayatımızın her alanına kadar bu süreci  siyasi, ekonomik, kültürel, sosyal pek çok sebebi olduğunu biliyoruz. Bizim 40  yıllık siyasi hayatımızdaki tecrübelerimizden çıkardığımız sonuç şudur; şayet  ülke ve millet olarak güçlüyseniz, kendi özgürlüğünüzü koruma şansına sahipsiniz.  Böyle bir gücünüz yoksa ya kendinizi dünyadan tecrit edeceksiniz ki artık böyle  örnekler pek kalmadı ya küresel düzene tabi olacaksınız. Bizim yöntemimiz daha  farklı. Biz ne tabi olmayı ne tecrit olmayı tercih ettik. Bizim tercihimiz güçlü  hale gelmekten yana oldu. Bunun için geçtiğimiz 16 yılda Türkiye'yi 3,5 kat  büyüttük, geliştirdik, zenginleştirdik. Bunun için ülkemizi her alanda kendi  ayakları üzerinde durur hale getirmeye çalıştık. Bunun için 81 vilayetimizin  tamamının ve 81 milyon vatandaşımızın her birinin ülkemizin zenginliğinden pay  alabilmesini sağlamaya gayret ettik. Bunun için vesayet odaklarından darbecilere,  siyasi madrabazlardan ekonomik tetikçilere kadar herkesin karşısında milletimizle  birlikte dimdik durduk. Bunun için her alanda yerli ve milli vurgusu yaptık,  yapmaya devam ediyoruz."
 
Sadece 15 Temmuz mücadelesinin bile millet olarak bu yöndeki  kararlılığın en somut örneği olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Açık konuşmak  gerekirse İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday olduğumuz günden  itibaren bize en çok saldıranların, bizi en çok linç etmeye çalışanların başında  kusura bakmayın medya geliyor. Ana akım medya ülkemizde eskiden beri  vesayetçilerle darbecilerle mandacılarla birlikte hareket etmiştir. Milletin  yanında durmak yerine marjinallerin safında yer almayı maharet sanan medyaya  karşı da çok büyük mücadeleler verdik." dedi.
 
"Kalemşörlerle çarpışa çarpışa  bugünlere geldik"
 
Başkan Erdoğan, "Bir şairimizden esinlenerek söylediğim gibi biz her  biri top güllesi niyetiyle atılan manşetlerle köşelerini kurşun gibi kullanan  kalemşörlerle çarpışa çarpışa bugünlere geldik." yorumunu yaptı.
 
Hukuka da vicdana da ahlaka da sığmayacak bir mahkeme kararıyla mahkum  edildiğinde, kendisi için atılan "Muhtar bile olamaz" manşetlerini unutmadığını  dile getiren Erdoğan, şunları söyledi:
 
"Şahsımız, hükümetimiz, partimiz aleyhine yazılan, çizilen, atılan  iftiraların, yapılan çarpıtmaların haddi hesabı yoktur. Gezi ihanetini 'sosyal  tepki', 17-25 Aralık emniyet yargı darbe girişimini 'hukuka saygı', çukur  eylemlerini 'sivil direniş', 15 Temmuz'u 'tiyatro' olarak göstermeye çalışanlar,  operasyonlarını hep medya üzerinden yürüttüler. Teröristlere güzellemeler yapan,  milleti aşağılayan, hor gören, hakir gören bir zihniyet yıllarca medyada baş tacı  edildi. Millete 'göbeğini kaşıyan adam' , 'bidon kafalı', 'koyun' diyerek ve daha  nice ifadelerle en ağır hakaretleri yapanlar hep kusura bakmayın medya mensupları  değil miydi?"
 
Türkiye'nin geçirdiği büyük değişimden medyanın da nasibini aldığını  belirten Erdoğan, "Bugün artık eskisine göre hakikatlere daha saygılı,  haberlerinde, yayınlarında daha dengeli bir medyamız olduğuna inanıyorum." diye  konuştu.
 
Ödül töreni vesilesiyle birlikte olunan Radyo Televizyon Gazetecileri  Derneği'nin de bu dönüşüme önemli katkıları olduğunu düşündüğünü dile getiren  Erdoğan, bir kez daha dernek yönetimini ve üyelerini tebrik etti.
 
Erdoğan, Türkiye'nin bulunduğu coğrafyanın tarihin her döneminde cazip  bir yer olduğunu, neredeyse insanlık tarihiyle eşit bir geçmişi olan bu  coğrafyaya sahip olabilmek için toplumların nice büyük fedakarlıkları göze  aldığını anlattı.
 
Geçen Pazar günü Malazgirt'te, bundan öncesinde Ahlat'ta, Anadolu'yu  yurt haline getiren zaferin sahibi olan ecdadı coşkuyla andıklarını anımsatan  Erdoğan, "Bundan sonra hem Ahlat'ta, çünkü orada bir cumhurbaşkanlığı köşkü butik  de olsa yapacağız. Sayın Bahçeli'nin de öyle bir ricası oldu. İnşallah, onu kısa  zamanda yetiştireceğiz. Önce Ahlat, çünkü Sultan Alparslan otağını orada  kurmuştu. Biz de otağımızı orada kurup orada Malazgirt'e geçeceğiz. Tarih, ibret  alınırsa tekerrür etmez ve biz bunu yaşayacağız, yaşatacağız. Bundan sonra hem  Ahlat'ta hem Malazgirt'te ecdadın hatırasını yaşatmaya devam edeceğiz."  açıklamasında bulundu.
 
"Terör örgütleri vasıtasıyla dışardan tazzike başladılar"
 
Bin yıldır acısıyla, tatlısıyla sahip olunan bu coğrafyaya çok daha  sıkı sahip çıkılması gereken bir dönemden geçildiğini vurgulayan Erdoğan, şunları  kaydetti:
 
"Ülke ve millet olarak son 150-200 yıldır sürekli savunmada kalmak,  sürekli gerilemek mecburiyetinde kaldık. Her biri canımızdan birer parça olan  nice vatan topraklarını gözü yaşlı, kalbi kırık bir şekilde geride bıraktık.  Bugün kadim coğrafyamızın hangi köşesine gitsek, bizi anlatan eserler, hatıralar,  izler bulmaya devam ediyoruz. Tavsiye ediyorum, Ahlat'a muhakkak gidin ve 8 bini  aşkın o kabristandaki kabirleri görmek, inanıyorum ki sizlere ayrı bir cesaret  verecektir. Orada bambaşka bir tarih var.
 
Bunun için diyoruz ki Türkiye, mevcut fiziki sınırlarından ibaret bir  ülke değildir. Aynı şekilde Türk milletini de bu sınırlar içinde yaşayanlardan  ibaret göremeyiz. Bu ülkenin ve milletin gerisinde koskoca bir medeniyet, koskoca  bir tarih, koskoca bir birikim vardır. Ülkemizin sınırları başkadır ama  gönlümüzün sınırları bambaşkadır. Bunun için biz ülkemizin sınırları içinde  vatandaşlarımıza en iyi, en güzel, en ileri hizmetleri sunmakla kalmıyor, her  fırsatta gönül sınırlarımız içindeki kardeşlerimizle de kucaklaşmaya önem  veriyoruz."
 
 
Erdoğan, 1 Eylül'de Kırgızistan'a giderek Türk Cumhuriyetleri  temsilcileriyle üç boyunca bir araya geleceklerini ve toplantılar yapacaklarını  anlattı. Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
 
"Türkiye'nin bu onurlu ve kapsamlı politikası, birilerini rahatsız  ediyor. Geçtiğimiz 5 yılda ülkemizin üzerine bu kadar çok gelinmesinin sebebi  işte budur. Farklı toplum kesimlerini tahrik edip ülkemizi iç kargaşaya  sürükleyemeyince bu defa terör örgütleri vasıtasıyla dışardan tazzike başladılar.  Yaptığımız sınır ötesi operasyonlarımızla bu projeyi de akamete uğrattık.
 
Şimdi ekonomi üzerinden bizi sıkıştırmaya çalışıyorlar. Türkiye'nin  ekonomide çözmesi gereken yapısal sorunları elbette mevcuttur. Biz bunları zaten  biliyor ve çözmek için çalışıyoruz. Ancak, bunların hiçbiri son zamanlarda  yaşadığımız hadiseleri açıklamaya yeterli olamaz. Nitekim, birileri ülkemizi  ekonomi üzerinden köşeye sıkıştırmaya çalıştıklarını açıkça da ifade etmekte  çekinmiyorlar. İnşallah biz bu dalgayı da atlatacağız. Altyapımız, bunu atlatmaya  zaten inanıyorum ki kabiliyetlidir, o gücü de vardır. Gerek ekonomi yönetimimiz,  gerek devletimizin diğer kurumları ihtiyaç duyulan tedbirleri alıyorlar,  alıyoruz."
 
"Bizi bu tehditlerle yıldırmak mümkün değildir"
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin elindeki kaynakların seferber  edildiğini, yurt dışındaki dostların da çok ciddi rakamlarla mücadeleye destek  vermeye başladıklarını söyledi.
 
Bu sürecin hem ekonomik hem de siyasi bakımdan yeni bir sıçrama  dönemine  girişine vesile olacağına inandığını belirten Erdoğan, şöyle devam  etti:
 
"Türkiye'nin, alternatifsiz olmadığını herkes görecek. Biz tüm  ilişkilerimizi tek taraflı kazanma değil, birlikte kazanma üzerine kuran bir  ülkeyiz. Türkiye'yle birlikte hareket etmenin herkes için karşı bir tercih  olduğunu bugüne kadar beraber çalıştığımız herkese gösterdik ancak NATO'da  birlikte stratejik ortak olduğumuz bir ülkenin, kalkıp da Türkiye gibi NATO  içerisinde, ilk üçün içerisinde yer alan bir stratejik ortağına bu şekilde  yaklaşımlarda bulunmasını hiçbir cümle ifade edemez.
 
Şunu çok açık, net söylüyorum, bize böyle tehditlerle, bize ileri geri  ifadelerle geri adım attırmak mümkün değil. Biz, öyle bir tarihin varisleriyiz ki  bizi bu tehditlerle yıldırmak mümkün değildir. Demek ki onlar bu milleti  tanımadılar ama tanıyacaklar. Biz bir ölürüz, bin diriliriz, yapımız bu,  karakterimiz de bu. Vatandaşlarımız ve yüzlerce milyon dostumuzla, kardeşimizle  birlikte aydınlık bir geleceğe doğru yürüdüğümüzden en küçük bir şüphemiz  yoktur."
 
Doğru bir yolda ilerlediklerine olan inancını dile getiren Erdoğan,  hedefsiz bir ülkenin pusulasız bir gemi gibi olduğuna ve ne tarafa gideceğini  bilemeyeceğine işaret etti.
 
Türkiye'nin çok net hedeflere sahip olduğunu vurgulayan Erdoğan,  2023  vizyonunu ilan ettikleri 2011 yılından bu güne aynı rotada yürümeyi  sürdürdüklerini vurguladı.
 
Kısa ve orta vadede 2023 hedeflerine sıkı sıkıya sahip çıktıklarını  belirterek, "Hayata geçirdiğimiz her proje, başlattığımız her program, inşa  ettiğimiz her eser bizi 2023 hedeflerimize bir adım daha yaklaştırmaya  yöneliktir. İnanmak, başarmanın yarısıdır. Biz 2023 hedeflerimize ulaşacağımıza  yürekten inanıyoruz, sadece bununla da kalmıyor, sonraki nesillere de 2053 ve  2071 vizyonlarımızı emanet ediyoruz." ifadelerini kullandı.
 
Erdoğan, gençlere ve çocuklara 16 yılda kurdukları bu altyapı üzerinde  hayallerini gerçekleştirecekleri bir Türkiye bıraktıklarını vurgulayarak,  "Umutsuzluğu küfürle eşdeğer gören bir kültüre mensubuz. Hiç kimse milletimizin  içini karartacak, şevkini kıracak, kafasında ve gönlünde şüphe uyandıracak  yollara boşu boşuna tevessül etmesin. Türkiye'nin girdiği her mücadeleden sadece  ayakta değil aynı zamanda kazançlı bir şekilde çıkmasından başkaları rahatsız  olabilir ama bu ülkenin hiçbir ferdi, hiçbir kuruluşu böyle bir hakka sahip  değildir." diye konuştu.
 
Bu memleketin havasını teneffüs edip, ekmeğini yiyip, suyunu içip, tüm  imkanlardan en üst düzey faydalanıp, Türkiye'nin yüzüstü yere kapaklanmasını  heyecanla bekleyenler olduğunu gördükleri değerlendirmesinde bulunan Erdoğan,  şunları kaydetti:
 
"Milletimize ve onun temsilcisi olarak gördükleri, şahsımıza karşı  duydukları husumeti, ülkenin felaketini dileyecek kadar ileri götürenler  bulunduğuna şahit oluyoruz. Medyanın da bilerek veya bilmeyerek bu alçaklığa  aracılık etmesinden doğrusu üzüntü duyuyoruz. Batı ülkeleri başta olmak üzere  dünyanın her yerinde medya kuruluşları faaliyet gösterdikleri devletlerin ve  toplumların ortak çıkarlarını gözetirler, bu anlayış medyanın yazılı olmayan  kuralıdır.
 
Kendi ülkesine ve toplumuna karşı husumet içine giren kişiler ve  kuruluşlar her yerde olduğu gibi medyada da dışlanır, mecrasız bırakılırlar.  Türkiye'nin de bu olgunluğa, bu sorumluluk düzeyine  ulaşması şarttır. Son  dönemde bu doğrultuda önemli bir mesafe katetmiş olmakla birlikte daha gitmemiz  gereken çok yol olduğu da ortadadır."
 
Salonda bulunanlardan Türkiye'nin medyadaki bu dönüşümüne öncülük  etmelerini ve katkıda bulunmalarını beklediğini bildiren Erdoğan, "Sizden bu  kararlılığı, bu inancı görüyorum." dedi.
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Radyo Televizyon Gazetecileri  Derneği'nin 2017 yılı Medya Oskarlarına layık görülen medya mensuplarını tebrik  ederek, başarılar diledi.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, hitabının ardından törende ödül alanlara  ödüllerini takdim etti.
 
 
Radyo Televizyon Gazetecileri Derneği 2017 Yılı Medya Oscarları Ödül  Töreninde şu isimler ödül aldı:
 
Yılın en iyi reality haber programı / Müge Anlı ile Tatlı Sert /  ATV - Yılın en iyi sabah programı / Parametre / CNN Türk
 
Yılın en iyi ekonomi programı / Piyasa Hattı / Hamdi Demirel /  Bloomberg HT
 
Yılın en iyi tartışma programı / Türkiye'nin Nabzı / Didem Arslan  Yılmaz / Habertürk
 
Yılın en iyi spor programı / Bir Zamanlar Futbol / Ender  Bilgin-Kemal Belgin / A Spor
 
Yılın en iyi yarışma programı / Kelime Oyunu / Ali İhsan Varol / TV2
 
Yılın en iyi aktüel haber ödülü / Memleket Meselesi / Hikmet  Öztürk-Duygu Leloğlu / A Haber
 
Yılın en iyi radyosu / TRT Radyo Haber
 
Yılın en iyi radyo yapımcısı / Adem Metan / Best FM
 
Yılın en iyi gezi kültür programı / Turgay Başyayla ile Lezzet  Yolculuğu / Show TV
 
Yılın en iyi TV dizisi / Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz / ATV
 
Yılın en iyi erkek oyuncusu / Bülent İnal / Payitaht Abdulhamit /  TRT 1
 
Yılın en iyi kadın oyuncusu / Burcu Kıratlı / Aşk ve Mavi / ATV
 
Yılın en iyi yerel kanalı / Kanal Fırat
 
Cengiz Polatkan Özel Ödülü / Günün Manşeti / Murat Çiçek-Hikmet Genç  / 24 TV
 
Nursal Tekin Özel Ödülü / Armağan Yeter / Anakaragücü Belgeseli /  TRT Spor
 
Mustafa Cambaz Özel Ödülü / A Haber Ekibi Kerim Ulak, Ata Gündüz  Kurşun, Banu El, Hilal Özdemir / A Haber

ETİKETLER