Cumhurbaşkanı Erdoğan:Birkaç ay içerisinde daha iyisini üretir hale geleceğiz

AA |  05 Temmuz 2019 Cuma - 16:52 | Son Güncelleme : 05 07 2019 - 17:56

İstanbul'da Kurmay Eğitim Mezuniyet Töreni'nde konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "ABD başkanlarına gittiğimde bana kiralık İHA dahi vermiyorlardı. Kötü komşu bizi ev sahibi yaptı, biz İHA'mızı, SİHA'mızı artık üretiyoruz, şimdi onların çok daha kalitelisini de birkaç ay içerisinde üretir hale geleceğiz" dedi.

NATO'ya da mesaj veren Erdoğan,"Türkiye bulunduğu her yer gibi NATO'ya da değer, güç katan bir ülke olmuştur. Muhataplarımızdan aynı anlayışı gördüğümüz sürece de taahhütlerimize bağlı kalacağız" ifadelerini kullandı.


Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Milli Savunma Üniversitesi (MSÜ) Müşterek Harp  Enstitüsü ve Harp Enstitüleri Komuta ve Kurmay Eğitimi Mezuniyet Töreni'ndeki  konuşmasına, eğitimlerini başarıyla tamamlayarak mezun olan 227 subayı ve misafir  subayları tebrik ederek başladı.Askerliğin neredeyse insanlık tarihi kadar eski bir meslek olduğunu  belirten Erdoğan, savaşın ve yol açtığı acıların, kayıpların, yıkımların asla  istenmeyen ama kaçınılmaz hale geldiğinde de mutlaka hazır olunması gereken bir  gerçek olduğunu söyledi.
Erdoğan, "Şairin diliyle ifade edecek olursak 'Bu mesel ile bulur  cümle düvel fevz-ü felah / Hazır ol cenge eğer ister isen sulh-ü salah.' Evet biz  dünyanın en güçlü ordularını, en büyük devletlerini kurmuş bir milletiz. Bunun  için de tarihimizin her döneminde savaşa hazır olmanın önemini çok iyi biliyoruz.  Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün 'Yurtta sulh, cihanda sulh'  ifadesi de bu bakımdan çok önemli. Kendi vatanımızda ve tüm dünyada barışı  sağlamının yolu caydırıcılıktan, yani bu hedefi gerçekleştirebilecek güce sahip  olmaktan geçer." diye konuştu.
 
Bu gücün en önemli unsurunun da iyi yetişmiş, disiplinli, donanımlı,  cesur, hareket kabiliyeti yüksek bir ordunun mevcudiyeti olduğuna işaret eden  Erdoğan, teknik, taktik ve stratejik üstünlüğü sağlamadan barıştan söz etmenin  beyhude bir uğraş olduğunu anlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarih boyunca millete "asker millet" veya "ordu  millet" denildiğini aktararak, şöyle devam etti: "Bunun sebebi savaşa çok meraklı oluşumuzdan değil, tüm fertleriyle  bedenen ve manen mücadeleye daima hazır bulunmamızdan kaynaklanır. Bilhassa  uğrunda gözünü kırpmadan hayatını feda edebileceği değerleri, yani ezanı,  bayrağı, vatanı, devleti söz konusu olduğuna bu milletin her bir bireyi 'ölürsem  şehit, kalırsam gazi' şiarıyla cepheye koşar. Çanakkale başta olmak üzere yakın  tarihimiz bunun sayısız örnekleriyle doludur. Hele 15 Temmuz, tam bir milli irade  şahlanışıdır. Şahsımızın çağrısı üzerine milletimizin her bir ferdi hiçbir  zorlama, mecburiyet olmadan, hiçbir karşılık beklemeden sokaklara dökülmüş ve  ülkesini işgale kalkışan darbecilerin karşısına dikilmiştir.
 
Bir sonraki pazartesi günü üçüncü yıl dönümüne ulaşacağımız bu kutlu  kıyama fiilen katılan ve kalbiyle oradan olan milletimizin her bir ferdine,  dualarıyla bize destek veren tüm dostlarımıza şükranlarımı sunuyorum. 15 Temmuz  ister siyasetçi, ister asker, ister hoca hangi kılığa girerse girsin,  milletimizin dostunu, düşmanını hiç tereddütsüz ayırt edebilme ferasetine sahip  olduğunu bir kez daha göstermiştir. Bu vesileyle Malazgirt'ten bugüne kadar  vatanımızın bütünlüğü, milletimizin birliği, devletimizin bekası, değerlerimizin  ayakta kalması için hayatını feda eden tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle yad  ediyorum."
 
 "Bize düşen İstiklal Marşı'mızın mesajlarını anlamış nesiller  yetiştirmek"
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle son dönemde terörle mücadele ve 15  Temmuz'da toprağa düşen şehitlerin yakınlarıyla, bu uğurda ölümü göze alan  gazilere de şükranlarını sunarak, "Bugün biz de merhum Mehmet Akif Ersoy'un son  nefesini vermeye yakın günlerde söylediği gibi, 'Allah bu millete bir daha  İstiklal Marşı yazdırmasın.' diyoruz." ifadesini kullanarak, İstiklal Marşı'ndan  iki kıta okudu.
"Evet bize düşen İstiklal Marşı'mızın mesajlarını zihniyle, gönlüyle,  kalbiyle anlamış, hayatını buna göre tanzim etmiş nesiller yetiştirmek,  kurumlarımızı bu anlayışla geliştirmektir. Bunu da sizlerle birlikte yapacağız."  diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Türk Silahlı Kuvvetleri, milletimiz tarafından 'Peygamber Ocağı'  olarak tarif edilir. Bunun için askerimize de milletimizin Peygamberimize olan  muhabbeti sebebiyle, dünyanın hiçbir yerinde yok, Mehmet rumuzuna dönüştürdüğü  ismine hürmeten Mehmetçik denir. Bu ayrı bir özelliktir. Peygamber ocağındaki  Mehmetçik'ten beklenen de medeniyetimizin, tarihimizin, ecdadımızın bize  bıraktığı mukaddes mirasa sahip çıkmak, hak ve hakikat mücadelesini son nefese  kadar sürdürmektir. İşte bu sebeple içindeki ayrık otlar, dikenler, aslan postuna  bürünmüş çakallar titizlikle ayıklanarak Türk Silahlı Kuvvetleri'ne hep sahip  çıkılır, bu ocak hep el üstünde tutulur. Türkiye'nin gücünün, milletiyle ordusu  arasındaki bu sarsılmaz bağdan kaynaklandığını görenler, gayet bilinçli bir  şekilde saldırılarını aynı noktaya yoğunlaştırmışlardır. Evladını teslim ettiği  Peygamber ocağına yapılan tüm saldırıları göğsünde söndüren de kanla suladıkları  kin ve nefret tohumlarını yeşertmek isteyenleri hüsrana uğratan da yine  milletimizin bizatihi kendisi olmuştur."
 
"Türkiye saldırıları kaynağında karşılayabilme gücüne ulaşmıştır"
 
 Cumhurbaşkanı Erdoğan, ne zaman bölgede kritik gelişmeler yaşansa,  ülke içinde hem milleti kendi arasında bölmeye hem de orduyu yıpratmaya yönelik  hadiselere şahit olunduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:"Mesela yaklaşık çeyrek asır önce ülkemizde çoğu da temmuz ayında  yoğunlaşan gerçekten çok ibret verici nice olaya şahit olduk. Bölücü örgüt Doğu  ve Güney Doğu bölgemizdeki karakollarımıza, ilçe ve il merkezlerimize kalabalık  gruplarla saldırmaya başladı. Bingöl'de otobüsle intikal sırasında 33 silahsız  askerimiz şehit edildi. Sivas'ta 33 misafir ve iki otel görevlisinin yanarak  öldüğü olaylar yaşandı. Hemen ardından Başbağlar'da yine 33 vatandaşımız  teröristler tarafından alçakça katledildi, şehit edildi. İçeride istediklerini  alamayanlar bundan 10 yıl sonra Kuzey Irak'ta Süleymaniye'de farklı bir  provokasyona yöneldiler. Bölücü terör örgütünün 35 yıldır ülkemizi hedef alan  saldırılarına gizli, açık destek verenler, Suriye'de daha büyük bir tezgah  kurmanın peşine düştüler. Esasen Gezi'den çukur eylemlerine, FETÖ'nün geniş bir  alana yayılan ihanet girişimlerine kadar son dönemde yaşadığımız hadiseler de bu  büyük fotoğrafın bir parçasıdır. Dikkat ediniz bu tuzakların hepsi de hem  milletimizi sindirmeyi hem devletimizi çökertmeyi hem de özellikle ordumuzu  etkisiz hale getirmeyi amaçlıyor. Hamdolsun hepsinin de üstesinden gelmeyi  başardık. Bugün artık Türkiye varlığına ve birliğine yönelik saldırıları kendi  topraklarında değil, doğrudan kaynağında karşılayabilme gücüne ulaşmış bir  ülkedir. Ülkemizi terör örgütleri vasıtasıyla kendi içine hapsetme hamlelerinin  önünü bu şekilde kestik. Milletimizle ordumuzun arasını açma gayretlerini bu  şekilde boşa çıkardık. Suriye'deki oyunu bu şekilde bozduk. Doğu Akdeniz'deki  oyunun istikametini bu şekilde değiştirdik."
 
 Erdoğan,konuşmasında, savunma  sanayisini geliştirme yönündeki çabaları, hiçbir mantıklı ve haklı gerekçesi  olmadan baltalamaya yönelik adımların gerisindeki endişeyi iyi bildiklerini  söyledi.
 
 Amerika başkanlarının kendisine kiralık bir İHA, SİHA dahi  vermediklerini anlatan Erdoğan, kötü komşunun ev sahibi yaptığını, şimdi  Türkiye'nin İHA'sını, SİHA'sını da ürettiğini, bunların daha ileri  seviyesindekilerin de bir kaç ay içerisinde üretir hale gelineceğini kaydetti.  "Ülkemize savunma sanayi ile ilgili neredeyse her alanda örtülü veya  açık ambargo uygulayanlar, bu işin aslında yürek işi, cesaret işi, azim işi, çaba  işi olduğunu elbette bir gün anlayacaklar." diyen Erdoğan, savunma sanayisinde  yüzde 20 yerliden başlayarak yüzde 70 yerli üretim yapar hale gelindiğini  vurguladı.
 
 Cumhurbaşkanı Erdoğan, artık kimseye ihtiyaç duyulmayacak bir noktaya  gelindiğinde ne yapıldığının, ne denildiğinin bir öneminin kalmayacağını  belirtti. Güçlü ordunun sadece cesur değil, aynı zamanda iyi eğitimli ve doğru  yönetilen asker olduğunu dile getiren Erdoğan, bu bakımdan ordunun her kademedeki  personel ihtiyacının karşılanmasına büyük önem verdiklerini söyledi.
 
  "FETÖ'nün zarar verdiği subay eğitimi kaynaklarını yeniden  yapılandırdık"
 
Özellikle bugün mezuniyet törenleri vesilesiyle bir arada olunan  komuta ve kurmay subayların eğitimini çok daha kritik gördüklerini ifade eden  Erdoğan, şöyle devam etti: "FETÖ'nün en çok hedef aldığı ve en büyük zararı verdiği subay eğitim  kaynaklarımızı 15 Temmuz'un ardından süratle yeniden yapılandırdık. Milli Savunma  Üniversitemizin bünyesinde topladığımız bu eğitim birimleri gerçekten takdire  şayan bir hızla toparlandı ve ayağa kalktı. Çok kısa bir kesintinin ardından  ordumuzun her seviyedeki personel ihtiyacı bu eğitim kurumlarımız tarafından  karşılanmaya başlandı. Türk Silahlı Kuvvetlerimize bir daha ne FETÖ'nün ne de  başka herhangi bir cuntacı, darbeci zihniyetin sirayet etmemesi için bu yeni  eğitim sistemini geliştirerek, sürdürmekte kararlıyız. Milletimizle ordumuz  arasına kimsenin girmesine izin vermeyeceğiz. Çünkü bu ordu ve gücünü ondan alan  Türkiye, sadece kendi vatandaşlarına karşı sorumlu değildir. Tarihin her  döneminde olduğu gibi bugün de kendimizle birlikte umudunu bize bağlamış tüm dost  ve kardeş topluluklar, mazlumlar, mağdurlar için de güçlü olmak ve güçlü kalmak  zorundayız. Nitekim bugün Türkiye içerisinde yer aldığı ikili ve çok taraflı tüm  askeri ittifaklarda başarısı ve taahhütlerine bağlılığıyla öne çıkan, takdirle  takip edilen bir ülke durumundadır."
 
Erdoğan, NATO'daki faaliyetlerin bunun en köklü ve en çarpıcı örneği  olduğunu vurgulayarak, Türkiye'nin, NATO üyesi olduğu günden beri üstlendiği tüm  görevleri alnının akıyla yerine getirdiğini, halen de Afganistan'dan Kosova'ya  kadar pek çok yerde NATO şemsiyesi altında barışın korunmasına hizmet etmenin  sürdürüldüğünü kaydetti.
 
   Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: "Türkiye'yi temsil eden askerlerimiz, bayrağımızı dalgalandırdığımız  her yerde, askeri kabiliyetleri yanında, ahlakları, vicdanları, insani  faaliyetleri, sosyal ilişkileriyle etraflarında bir sevgi halesi oluşturmaktadır.  Srebrenitsa soykırımı gibi diğer ülke askerlerinin utanç verici sicillerinin  hiçbiri bizim askerimize yaklaşamamıştır bile. İnşallah bundan sonra da gerek BM  ve NATO bünyesinde gerek diğer inisiyatifler çerçevesinde üstlendiğimiz bütün  görevleri layıkıyla yerine getirmeye devam edeceğiz. Türkiye bulunduğu her yer  gibi NATO'ya da değer katan, güç katan, hareket alanını ve vizyonunu  genişleten  bir ülke olmuştur. Muhataplarımızdan aynı anlayışı gördüğümüz sürece de  taahhütlerimize bağlı kalacağız."
 
 "Gündem savunma ağırlıklı"
 
 Türkiye'nin son dönemde gündeminde olan konuların önemli bir kısmının  da savunma ağırlıklı olduğunu belirten Erdoğan, S-400 tartışması, F-35'lerin  teslimatı hususu, Doğu Akdeniz'deki faaliyetlere yönelik tehditlerle Libya'daki  son gelişmelerin bunların arasında yer aldığını söyledi.  
Erdoğan, "PKK'sı ve DEAŞ'ı ile Kuzey Irak'tan ve Suriye'den ülkemize  yönelik terör tehditleri zaten bizim ana gündemimizdir. FETÖ ve benzer paralel  yapılanmaları da yakından takip ediyoruz. Uluslararası alanda ülkemizin ve  dostlarımızın haklarını kararlılıkla savundukça savunma sanayinde maruz  kaldığımız ambargoların arttığını görüyoruz." diye konuştu.   Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayi alanındaki gelişmeleri şöyle  anlattı:  "17 yıl önce savunma sanayinde ülkemizin dışa bağımlılık oranı neydi,  hamdolsun bugün ne? Yani ihtiyacımız olan savunma sanayi ürünlerinin sadece yüzde  20'sini kendimiz üretebiliyorduk, şimdi ise yüzde 70. Biz gerçekten çok büyük  engellerle zorluklarla sabotajlarla mücadele ederek savunma sanayinde bu orana  ulaştık. Şimdi geriye dönüp baktığımızda şayet bunu başaramamış olsaydık, bugün  ne halde olacağımızı düşünmek bile istemiyorum. Bu terörle mücadelede eğer bu  gücümüz olmamış olsaydı Cudi'de, Gabar'da, Tendürek'te, Kandil'de Türk  uçaklarını, İHA'ları, SİHA'ları kusura bakmayın göremezdik ama şimdi bunların  inlerine girdik, inlerine girdikçe şimdi onlar kaçacak delik arıyorlar. Savunma  sanayi konusunda halen önümüzde aşmamız gereken pek çok sorun bulunduğunun  elbette farkındayız ancak tıpkı milli muharip uçak gibi, tıpkı kimi kritik  mühimmatların üretimi gibi, tıpkı motor gibi şu anda karşılaştığımız zorluklar  sebebiyle erteleme yoluna gittiğimiz her işin sonradan önümüze çıkardığı  maliyetleri de biliyoruz. Bunun için savunma sanayi projelerinde yerliliği ve  milliliği yükseltecek projelere daha sıkı sarılacak, daha fazla kaynak  aktaracağız." 
 
TBMM'de kabul edilen yeni askerlik sisteminin, ordunun yetişmiş ve  uzman insan gücü ihtiyacını geliştirmesine de vesile olacağını vurgulayan  Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı: "Milli Savunma Üniversitemiz bünyesinde başarılı bir şekilde devam  ettiğini gördüğümüz astsubay, subay, komuta ve kurmay subay eğitim  faaliyetleriyle ordumuz her geçen yıl gücüne güç katacaktır. Bütün bu sevindirici  gelişmelerde katkısı ve emeği olan herkese şahsım ve milletim adına teşekkür  ediyorum. Bugün mezun olan subaylarımızı ve misafirlerimizi tebrik ediyorum.  Sınırlarımız içinde ve dışında görev yapan tüm askerlerimize görevlerinde  başarılar diliyorum. Rabbim hepsini de her türlü beladan, felaketten, husumetten,  saldırıdan korusun diyorum."