• Haberler »
  • Siyaset Haberleri »
  • Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Macron ve Miçotakis'e net mesaj: Üzerlerine gidiyoruz, gitmeye de devam edeceğiz

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Macron ve Miçotakis'e net mesaj: Üzerlerine gidiyoruz, gitmeye de devam edeceğiz

AA |  21 Temmuz 2021 Çarşamba - 17:09 | Son Güncelleme : 21 07 2021 - 17:09

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kıbrıs konusunda yürütülen müzakerelerin iki toplum arasında değil iki devlet arasında yürütülmesinin zamanının geldiğini belirterek Kıbrıs Türkü'nün müktesep hakları garanti altına alınmadan başlayacak bir müzakere sürecinin başarısızlığa mahkum olacağını kaydetti.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) dönüşünde  uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı.
 
Kurban Bayramı'nı tebrik ederek konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı  Erdoğan, bayramın Alem-i İslam'ın birliğine, beraberliğine vesile kılmasını  diledi.
 
Kıbrıs Barış Harekatı'nın 47'nci yıl dönümünde Kuzey Kıbrıs Türk  Cumhuriyeti'nde olduklarını anımsatan Erdoğan, "İdrak ettiğimiz Kurban  Bayramı'nın birinci gününde burada yaptığımız açılışların Kuzey Kıbrıs halkına  yeni bir heyecan, yeni bir aşk getirmesini temenni ediyorum. 20 yıl öncesinin  Kuzey Kıbrıs'ı ile bugünün Kuzey Kıbrıs'ı mukayese edilemeyecek derecede  değişmiştir, altyapısıyla üstyapısıyla gelişmiştir. Hamdolsun bunları başardık.  Bizden önceki iktidarlar bunları maalesef başaramadılar, böyle bir dertleri de  zaten yoktu ama bizim derdimiz vardı." ifadelerini kullandı.
 
Türkiye'de kendileri için neyi dert edinmişlerse aynısını Kıbrıs'ta da  dert edindiklerini ve adımlarını da buna göre göre attıklarını belirten  Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
"Tabii burada bize hep bazı bariyerler oluşturuldu. Bu bariyerler  sebebiyle de burada atılması gereken adımlar gecikti. Düşünün, susuzluğa talim  eden bir Kuzey Kıbrıs vardı. Şimdi Türkiye'den buraya denizin altından su  getiriyoruz. Ve biz bir meydan okuma da yapıyoruz, Güney'e diyoruz ki 'İsterseniz  size de buradan su verebiliriz. Bunun adını da Barış Pınarı koyarız.'  İsteyemediler. Şu anda hala tankerlerle Yunanistan'dan Güney'e su getiriyorlar.  Tabii biz onların hepsini elhamdülillah aştık. Birlik, kardeşlik ve dostluk  hislerinin hakim olduğu mübarek bayram günlerinin manevi iklimini Kıbrıslı  kardeşlerimizle paylaşmış olduk. Kıbrıs Türk halkıyla dayanışmamızı da Kuzey  Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne olan desteğimizi de en üst düzeyde sergiledik,  sergilemeye de devam edeceğiz."
 
Maraş açılımı
KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile kapsamlı görüşmeler yaptıklarını,  Başbakan Ersan Saner ve bakanlarla da bir araya geldiklerini aktaran Erdoğan,  milli Kıbrıs davası, Doğu Akdeniz'deki gelişmeler, Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk  Cumhuriyeti arasındaki iş birliğini ve dayanışmayı artıracak adımların bu  görüşmelerde ele alındığını, iş birliğinin farklı boyutlarını yansıtan projelerin  açılış ve tanıtım törenlerinin yapıldığını bildirdi.
 
"Maraş açılımının ikinci aşamasını hayata geçirdik." diyen Erdoğan,  Cumhurbaşkanı Tatar'ı ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti'ni açılım  konusunda ortaya koydukları dirayetli duruş ve bu kapsamda aldıkları karar için  bir kez daha tebrik etti.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Maraş açılımının, bir barış projesi olduğunu ve  konuya da böyle bakılması gerektiğini söyledi. Tüm adımların şeffaf şekilde,  uluslararası hukuk temelinde atıldığını vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:
"Ada'daki iki halkın da yararına olacak bu girişimin kara propagandaya  malzeme yapılması da nafiledir. Mağduriyetlerin giderilmesi amacıyla çıkılan bu  yolda, Kıbrıs Türk makamlarını desteklemeye devam edeceğiz. Şunu inanarak  söylüyorum, Türk tarafı Ada'da ve bölgede barış ve istikrar için çaba gösteren  tek taraftır. Güney'in böyle bir derdi yok. Garantör ülke olarak maalesef  Yunanistan'ın böyle bir derdi yok. Yine garantör ülke olarak İngiltere'nin de  böyle bir derdi yok. Bunun dışındaki ülkelere baktığımızda, başta ABD olmak üzere  onların da böyle bir derdi yok. İşte bugün bizim bu konuşmamızın haberini almış  olacaklar ki onlar da hemen Miçotakis'in önderliğinde ne kadar Türkiye düşmanı  varsa onlarla böyle bir toplantıyı düzenlediler. Kim nerede ne yaparsa yapsın,  biz bunların karşısında dimdik duracağız."
 
"Üçüncü kişileri kesinlikle aramıza sokmamakta kararlıyız"
"Müzakerelerin iki toplum arasında değil, iki devlet arasında  yürütülmesinin zamanı gelmiştir. Bunun için üçüncü kişileri kesinlikle aramıza  sokmamakta kararlıyız ve böyle bir şeyi kabul etmemiz de mümkün değil."  ifadelerini kullanan Erdoğan, bunu da yeri geldiğinde ilgililere söylediklerini,  Türk tarafı olarak yapıcı anlayışlarını değiştirmeden Kıbrıs meselesinde yeni bir  sayfa açtıklarını bildirdi.
 
Çözüm sağlamadığı defalarca kanıtlanmış parametrelere takılıp kalmak  yerine, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile beraber adil, sürdürülebilir ve  gerçekçi bir çözüm vizyonu ortaya koyduklarını dile getiren Erdoğan, şöyle devam  etti:
"Meselenin özüne inerek, her şeyden önce Kıbrıs Türk halkının egemen  eşitliğinin ve eşit statüsünün tescil edilmesi gerektiğini de savunuyoruz. Kıbrıs  Türkü'nün müktesep hakları garanti altına alınmadan başlayacak yeni bir müzakere  süreci, başarısız olmaya mahkumdur. Bunun zaman kaybından başka hiçbir anlamı  yoktur. Bu mücadelede omuz omuza, el ele yürümeye devam edeceğiz. Türkiye ile  Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin en büyük gücü, birliği, beraberliği ve  kardeşliğinden gelmektedir. Bunu bozmaya çalışanlar, ne içeride ne dışarıda  hiçbir netice alamayacaklardır. Bunu da çok rahatlıkla söyleyebilirim.
 
Ben buradaki görüşmelerimizde özellikle de Kıbrıs'ın yarınlarına  yönelik, Kuzey Kıbrıs halkının çok daha öz güven kazandığını gördüm. Bunun da  bahtiyarlığı içindeyim. Önceki akşam Kuzey Kıbrıslı gençlerle de bir araya  geldik. Bu sohbette ve ikili görüşmelerimde de hepsinde yine o özgüveni gördüm.  Bu da beni ayrıca mutlu etti. Üniversitelerde de gayet güzel gelişmeler var.  Üniversitelerin başarılarının artarak devamı temennimizdir. Bayram namazını  kıldığımız caminin adını taşıyan Hala Sultan imam hatip okulu, ilahiyatı da  Akıncı döneminde çok sıkıntılar yaşadı. Şimdi elhamdülillah o sıkıntıları aşmış  vaziyetteler. Buralardan da inşallah işin manevi mimarları yetişecek. Bu da bizim  için ayrı bir sevinç kaynağı."
 
"İngiltere kimin garantörü belli değil"
KKTC'deki konuşmalarında Kıbrıs'ın statüsüyle ilgili "Artık güney,  kuzey yok" değerlendirmesi yaptığı hatırlatılan Erdoğan'a, "Bu süreç Kıbrıs Türk  Devleti’ne mi gidiyor?" sorusu yöneltildi. Erdoğan, şu yanıtı verdi:
"Aslında buraya nereden geldik derseniz, Brüksel'de biz Miçotakis'le  bir görüşme yaptık malum. Miçotakis'le yaptığımız görüşmede, kendisine dedim ki  'Bundan sonra üçüncü ülkeyi, dördüncü ülkeyi aramıza koymanın anlamı yok. Yani  Yunanistan ve Türkiye var. Senin bir danışmanın var, benim bir danışmanım var.  Biz sadece danışmanlarımızı devreye sokalım, onlar kendi aralarında görüşmeleri  yapsınlar, bize neticeyi getirsinler, ondan sonra da biz görüşmemizi yapıp işi  neticeye bağlayalım.' 'Mutabık mıyız?' 'Mutabıkız.' 'Anlaştık mı?' 'Anlaştık.'
 
Şurada daha bir ay olmadı, bizim buradaki görüşmemizden sonra sen  hemen kalk, Amerika'da ne kadar Türkiye düşmanı varsa, onları yanına topla.  Onlarla beraber güya bize meydan okuma yoluna gitmiş! 'Bu yıl iyi geçecek' diye  de öbür taraftan yine mesajlar veriyor. Şimdi Güney'in garantörü o. Kuzey'in  garantörü de biziz. İngiltere kimin garantörü belli değil. Şimdi böyle bir durum  içerisinde bizim çok çok dikkatli ve hassas olmamız lazım. İşte Doğu Akdeniz'deki  gelişmeleri görüyorsunuz. 'Gelin beraberce oturalım, bir yeni konferans  düzenleyelim.' teklifimize de hala olumlu cevap veremediler. Bundan da sürekli  kaçıyorlar. Tablo bu."
 
Erdoğan, "Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği'ndeki temsiliyetten  sonra, Kıbrıs Rum kesiminin, adanın tek sahibiymiş gibi NATO'ya üye yapılmasını  ihtimal dahilinde görüyor musunuz? Eğer böyle bir gelişme olursa Türkiye'nin buna  vereceği cevap ne olur?" sorusuna, "NATO'nun kendi sözleşmesine baktığımız zaman,  burada bizim olumlu bir cevap vermediğimiz sürece bir defa Güney Kıbrıs'ın  NATO'ya girmesi mümkün değildir. Bunu Yunanistan için yaptılar ama şu anda böyle  bir durum söz konusu olamaz. Çünkü artık Yunanistan'ı NATO'ya üye yaptıkları  zamanki gibi bir hükümet yok Türkiye'de. Şimdi biz varız. Biz olduğumuz için de  hele hele Güney Kıbrıs'ı asla ve kat'a sokamazlar, alamazlar. Burada Türkiye'yi  baypas etmeleri mümkün olmadığına göre Güney Kıbrıs'ı almaları da mümkün  değildir." cevabını verdi.
 
"CHP ve İYİ Parti genel başkanları da davet edildi ama maalesef  gelmediler"
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İYİ Parti Genel Başkanı Meral  Akşener'in KKTC'deki törenlere davet edilip edilmediğine ilişkin soru üzerine  Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:
"Biz Kıbrıs davasına başından beri sahip çıkıyoruz. Rahmetli Ecevit o  zamanın başbakanıydı ama başbakan yardımcısı olarak da merhum Erbakan vardı  malum. Ben de tabii o zamanlar partimizin içerisinde aktif bir görevdeydim ve  süreci iyi biliyorum. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti tarafından bu ziyarete, bu  kutlamaya, örneğin Oğuzhan Bey davet edildiği gibi Temel Bey de davet edildi, ama  Temel Bey maalesef gelmedi. Aynı şekilde CHP ve İYİ Parti genel başkanları da  davet edildi ama maalesef onlar da gelmedi.
 
Öbür taraftan HDP tabii ki davet edilmedi. Çünkü onların millilik diye  bir derdi yok. Öyle sayısal duruma da bakılmadı. Sayın Mustafa Destici de davet  edildi. Özellikle Erbakan Hoca'mız sebebiyle oğlu Fatih Bey davet edildi. Hakeza  Oğuzhan Bey o dönemin içerisinde aktif rol oynadığı için o da davet edildi. Sayın  Önder Aksakal, merhum Ecevit'in şu andaki adeta vekili konumunda kabul edilerek o  da davet edildi. Sağ olsunlar geldiler. Ben maksat hasıl oldu diye düşünüyorum."
 
Bu tür programlarda hassasiyetlere hep dikkat ettiğini belirten  Erdoğan, "Arkadaşlar 'Kimler olsun?' dediklerinde aynı hassasiyeti göstererek  yeter ki milli ve yerli bir duruş varsa, değerlerimize karşı düşmanlık duygusu  yoksa kesinlikle biz onlarla beraber oluruz, onlarla beraber yola devam ederiz.  Sağ olsun zaten Cumhur İttifakı olarak da Sayın Devlet Bey ile bu konularda her  zaman görüşmemizi yaparız. O da bu tür hassasiyetlere değer veren bir insan  olarak bizimle beraber. Burada da yine birlikte olduk, programlarımızı birlikte  icra ettik." ifadelerini kullandı.
 
Kapalı Maraş konusunda çağrı
Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, Kapalı Maraş'taki mülkiyet sahiplerinin Kuzey  Kıbrıs taşınmaz mal komisyonuna başvurabileceği anımsatılarak bu çerçevede  özellikle Kıbrıslı Rumlara yönelik bir çağrısı olup olmadığı sorusu da  yöneltildi. Erdoğan, "Burada birinci derecede en ideal çağrımız, keşke Kuzey  Kıbrıs'taki kardeşlerimiz bu yerler için müracaatlarını yapıp oraların sahibi  olsalar, satın alsalar. Hatta bu konuda Türkiye'den de gelip burada mülk sahibi  olma noktasına gelenler de olabilir. Bunların önü açılabilir. Buna mani bir hal  söz konusu değil. Hatta şu da söyleniyor, Güney bu işlere herhalde pek talipli de  olmaz gibi. Buradaki yetkililerden bunları da duyuyoruz. Şu anda bizim en çok  dikkat ettiğimiz konu, hukuk içerisinde, herhangi bir sıkıntıya mahal vermeden bu  problemi çözmek." yanıtını verdi.
 
Afganistanlıların Pakistan ve İran sınırından başka ülkelere geçmek  üzere uzun kuyruklar oluşturduğu ve insan kaçakçılığı eliyle ülkeden kitlesel bir  göç gerçekleştirildiği anımsatılarak Türkiye'nin kendi sınırında ne gibi  tedbirler alındığı sorusunu cevaplayan Erdoğan, şunları kaydetti:
"Şu anda özellikle güvenlik noktasında alınması gereken tedbirler  neyse bunları alıyoruz. Burada şartları zorluyoruz tabii. Şu anda Pakistan'la  bazı görüşmelerimiz de var. İşin bir de Taliban boyutu var. Onlarla ilgili olarak  da bazı görüşmelerimizi sürdürüyoruz. Bu mültecilerle ilgili konuda Dışişleri  Bakanlığımız özellikle Afganistan üst yönetimiyle bu konuları masaya yatırıyor.  Onların da yapması gerekenleri yapmasını ve devreye girmesini istiyoruz. 'Bu  konuda sizler de seyirci olmayın, lütfen halkınıza sahip çıkın.' diyoruz ve bu  çalışmaları devam ettiriyoruz. Yoğun bir kampanya içindeyiz. Tabii nereye kadar  netice alırız o da ayrı bir konu. Çünkü sıkıntının boyutu gerçekten büyük."
 
Aralık ayında Libya'da seçim yapılacağı hatırlatılarak Türkiye'nin  yeni bir politikası olup olmayacağına yönelik soru üzerine Erdoğan, Türkiye'nin  en başından beri bu konudaki tutumunun Libya'nın egemenliğinin, toprak  bütünlüğünün ve siyasi birliğinin korunması olduğunu belirtti.
 
Türkiye'nin Birleşmiş Milletler tarafından tanınan meşru hükümetin  daveti üzerine Libya'da bulunduğunu dile getiren Erdoğan, "Libya'da hem  diplomatik hem askeri alanda gösterdiğimiz başarılarla ülkenin uzun süreli bir iç  savaşa sürüklenmesini engelledik. Böylece BM öncülüğündeki siyasi sürecin de  önünü açtık. Libya'nın barış ve istikrarı için, Libyalı kardeşlerimizin refahı ve  huzuru için çalışmayı sürdüreceğiz. Tabii bu kritik süreçte Libya'nın kendi  içinde birlik ve beraberliğini koruması çok önemli. Libya ile ilgili gelişmeleri  yakından takip ediyoruz." değerlendirmesini yaptı.
 
Erdoğan, diğer ülkelerin de aynı samimiyetle gayret göstermesi  gerektiğini belirterek, "Libya yönetimi itibarıyla ifade ediyorum, AB ülkelerini  kendileri için pek hayırlı bir rüya olarak zaten görmüyorlar." dedi.
 
"İnsana insanca yardım etmenin gayreti içerisinde olmayı  sürdüreceğiz"
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, iktidara gelmeleri halinde  Suriyelileri ülkelerine geri göndereceğine yönelik açıklamaları ile "Dünyaya  sesleniyorum, Kuvayımilliye geleneğinden geliyorum, çok çetin müzakereler sizi  bekliyor" sözlerine ilişkin değerlendirmesi sorulan Erdoğan, şöyle konuştu:
 
"(Ben Atatürk'ün partisiyim) diyen bu adam, 'Kuvayımilliye  geleneğinden geliyorum' diyor ama bir defa Kuvayımilliye ruhundan haberi yok. Onu  bir öğrenmesi lazım. Çünkü ta oralara kadar asker göndermişiz. Tavsiye ediyorum,  Misakımilli'yi bir öğrensin. Misakımilli nedir? Misakımilli neyi kapsıyor? O  kapsam içerisinde neler vardı? Bunu bir öğrenmesi lazım. Bundan haberi yok.
 
O 'göndereceğim' diyor. Biz bu ülkede iktidarda olduğumuz sürece bize  sığınan Allah'ın kullarını biz katillerin kucağına atmayız. Bu kadar açık  söylüyorum. Şu anda bunlar bize sığınmışlar 'elaman' diliyorlar. Bu 'elaman'  dileyenlere 'Hadi geldiğiniz yere dönün' diyemeyiz."
 
Suriyelilerin kaldıkları çadırları gördüklerini, onlara briket evler  yaptıklarını ifade eden Erdoğan, hedefin ilk etapta 100 bin briket ev olduğunu,  50 bin civarındaki evin bitirildiğini söyledi.
 
Erdoğan, buralara sığınmacıların bir kısmını yerleştirmek  istediklerini, bunun insani, vicdani ve İslami bir yaklaşım tarzı olduğunu  kaydetti. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ama bu adamın böyle bir derdi yok ki, böyle bir sıkıntısı yok ki.  Bizim derdimiz var, bizim sıkıntımız var. Biz insana insanca yardım etmenin  gayreti içerisinde olmayı sürdüreceğiz. Tabii bir de şu var; bu nasıl bir devlet  adamı veyahut da nasıl bir siyasetçi, onu da anlamakta zorlanıyorum. Hani yanında  güya elçilik falan yapmış olanlar var ya, onlara da bir sor. BM kurallarına göre  mülteciler gönüllü, güvenli ve onurlu bir şekilde evlerine dönebilir. Bundan da  haberi yok. Böyle bir şeyi de zaten yapamazsın. Eğer gönüllü değilse, hele hele  mülteci bir de sığınma talebinde bulunmuşsa, belki onu sen kabul etmek zorunda  kalacaksın. Öyle bir durum da var. Nasıl siyaset yapıyor, kimlerin eline kaldı  siyaset, yandık."
 
"Üzerlerine gidiyoruz, gitmeye de devam edeceğiz"
"Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un, PKK'nın Suriye uzantısı  YPG'ye bağlı bir oluşumla görüşmesi var. Dışişleri Bakanlığı da bununla ilgili  bir kınama yayımladı. Bu konudaki görüşleriniz nedir?" sorusuna ise Erdoğan şu  yanıtı verdi:
"Alıştık artık. Macron benimle hem iyi geçinmek istiyor, 'Artık  birbirimize böyle yüklenmeyelim' diyor. Ama öbür taraftan da aradan birkaç gün  geçiyor, işte PKK'nın, YPG'nin bu tür uzantılarıyla el ele adım atıyorlar. Kaldı  ki şu anda zaten bunlar koalisyon güçlerinde Amerika ile beraberler. Amerika ile  beraber koalisyon güçlerinde beraber oldukları için de oradan sızma hareketiyle  özellikle Irak'tan Suriye tarafına geçiyorlar. Suriye tarafına geçmek suretiyle  burada teröristlere ciddi manada destekler veriyorlar. En son Amerikalılarla  yaptığımız bir görüşmede de onu kendilerine söyledik, 'Böyle böyle söylüyorsunuz  ve bütün bunlara rağmen gerek Obama gerek Trump döneminde binlerce tır araç,  gereç, silah, mühimmatı Suriye'ye taşıdınız.' Irak'ta zaten vardı.
 
Çok enteresandır, Trump'la Hamburg'da bir G20 toplantısında bir  görüşme yaptık. O zamanlar 1200 tır ve kamyon gelmişti. Dedim ki 'Bir taraftan  terörle mücadele diyorsunuz, öbür taraftan da bu kadar tır Suriye'ye girmiş  vaziyette.' En çok güvendiklerinden bir tanesini çağırdı. 'Nedir bu hal?' diye  sordu. 'Bak bu kadar tır silah gitmiş' dedi. İnanır mısınız, en ufak bir 'hayır'  filan diye bir şey yok.
 
Dedim 'Hayır' diyemez çünkü bizim elimizde belgeler var. Eğer vakti el  verirse onu gönderin veyahut Dışişleri Bakanı'nız Türkiye'ye geldiğinde biz de  kendisine bunların hepsini belgelerle gösterebiliriz.' Bir ara ben o belgelerle  sunum da yaptım bunlara. Fakat bunların hiçbirisi ne belgeye inanır ne bilgiye.  Bunda da yine aynı durumla karşı karşıya kaldık.
 
Kendilerine şunu söyledim; 'Bakın böyle böyle diyorsunuz ama daha yeni  şu anda Irak'ta da Suriye'de de maalesef terör örgütüne ciddi manada silah  gönderiyorsunuz. Bizim haberimiz olur, çünkü terörle mücadeleyi veren biziz.  Sizin de haberiniz var, çünkü işin başında sizsiniz' dedim. Ses yok.
 
Türkiye gibi bir ülkenin bunlardan haberi olmayacağını zannediyorlar.  Ama biz bunların bütün olanını bitenini her şeyini biliyoruz ve üzerlerine  üzerlerine gidiyoruz, gitmeye de devam edeceğiz."
 
"Biz o gece de her zaman olduğu gibi sadece Rabbimize güvendik"
"15 Temmuz törenlerinde muhalefet partilerinin törenlere neredeyse hiç  iştirak etmediğini gördük. Bir de hafta içinde CHP genel başkan yardımcısı bir  hanımefendinin 'KHK'lıların haklarında yargı kararı olsa dahi dosyalarına yeniden  bakılacak ve görevlerine iade edilecek' anlamında bir açıklaması oldu. Bunu nasıl  yorumluyorsunuz?" sorusu üzerine Erdoğan, "Bunlar bunları nasıl söyleyebiliyorlar  anlamıyorum. Olabilir mi böyle bir şey? 'Yargı kararı bile olsa' ne demek? Yargı  kararı varsa bitmiştir o zaten. Öyle bir şey olabilir mi? Bunlar nerede geziyor,  nerede dolaşıyor? Yargı kararı varsa zaten bitmiştir o iş. Hele hele KHK." diye  konuştu.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz darbe girişimi için "tiyatro"  tanımlaması yapanlar olduğu hatırlatılarak, "Hatta biraz daha ileri giderek sizin  o gece, 'uçan sarayla semalarda olduğunuzu' söylediler. Muhalefetin 15 Temmuz  konusundaki bu sulandırma, hafifleştirme söylemlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?  sorusunu da şöyle yanıtladı:
"Bizim o gece geldiğimiz uçak, 14 kişilik bir uçaktı. Üstelik o gece  F-16'lar bizim üzerimizden gidip geliyorlardı. Bunlar ise tankların arasından  Bakırköy Belediye Başkanı'nın evine gitti. Orada da kahvesini yudumlarken, bir  taraftan da ne zaman vurulacak diye herhalde bizi izliyordu. Derdi oydu. Ama  kudret, kuvvet sahibi olan Allah'tır. Orada on binler bizi bekliyordu. Biz on  binlerle buluştuk, on binlerle kucaklaştık. On binlerle beraber üzerimizden geçen  F-16'lar da oldu, helikopterler de oldu. Bunları bir taraftan takip ettik. Bu işi  yaşayanlardan bir tanesi de Ümit Paşa'ydı, o zaman Birinci Ordu Komutanı'ydı.  Önce ona bir açıklama yaptırdık, ardından da biz basın açıklamamızı yaptık. Biz  oradaydık ve noktayı koyacağım zamana kadar biz Atatürk Havalimanı'ndan  ayrılmadık. Noktayı koyduk ve ertesi gün oradan o şekilde ayrıldık.
 
Bunların hayatından, bunların başından geçmiş böyle bir şey yok,  olmamış zaten. Bunların sadece yalan üzerine kurulu bir hayatları var, bir  düzenleri var. Akşam bir başka yalan, sabah bir başka yalan… Hele bunları konuşan  zatın zaten siyasette bir dünyası yok. Biz tabii hayatımızı siyasetin içinde bu  tür olaylarla yaşayarak geçirdiğimiz için böyle bir farklılığımız var. Onun için  de hayata bakışımız çok çok farklı. Biz o gece de her zaman olduğu gibi sadece  Rabb'imize güvendik."
 
Ankara'daki 15 Temmuz Müzesi'nin görülmesini tavsiye eden Erdoğan,  güzel bir eserin ortaya çıktığını söyledi. Erdoğan, "Adeta o geceyi  canlandırıyor. Sizi alıp beş yıl önceye götürüyor." dedi.
 
"Cumhur İttifakı'nın mutabakatı olmadan bir karar açıklanmaz"
"Bir süre önce başlayan seçim yasalarına yönelik bir çalışma vardı.  Son durum nedir? Baraj kaça düşecek? Aynı zamanda dar ve daraltılmış bölge  tartışmaları var. Bununla ilgili bir değerlendirmeniz olur mu?" sorusuna Erdoğan,  şu yanıtı verdi:
"Konuyla ilgili Genel Başkan Yardımcım Hayati Yazıcı Bey başkanlığında  bir ekip bu çalışmayı yaptı. Bu konuyla ilgili olarak da aynı zamanda Cumhur  İttifakı olarak MHP ile de bir görüşme yürüyor. O görüşmelerden sonra da işi  belli bir yere oturtacağız. Dar bölge, daraltılmış bölge vesaire, bunlar hep o  görüşmelerin ardından gelebilecek şeyler. Ama nihai olarak şunu söyleyeyim,  Cumhur İttifakının mutabakatı olmadan bizim tarafımızdan bir karar açıklanmaz.  İttifakı sağlayıp ondan sonra açıklamamızı inşallah yapmış olacağız.
 
"Ekim ayından itibaren Meclis'te bir çalışma yürütülecek"
"Medya ve sosyal medyada yer alan yalan haberlerle ilgili ciddi cezai  müeyyide öngören bir yasa çalışmanız var mı?" sorusu üzerine Erdoğan, şu yanıtı  verdi:
"Büyük Millet Meclisi'miz sosyal medya ile alakalı bir yasa geçirdi.  Fakat bu yasanın devamında özellikle yalan terörü hususunda bir adım daha  atılması gerekiyor. Bu konuda da yaptığımız bir çalışma var. Uluslararası alanda  özellikle bu yalan teröründe ne tür adımlar atılıyor, ne tür düzenlemeler, ne tür  müeyyideler getiriliyor, karşılaştırmalı bir çalışma yaptık. Ekim ayından  itibaren bununla ilgili de Meclis'te bir çalışma yürütülecek. Fakat sorun bizim  açımızdan çok daha can yakıcı. Çünkü bizdeki muhalefet partisi bu yalan terörünü  siyasetinin tek malzemesi yapmış durumda. Dolayısıyla bizdeki durum çok daha  ciddi ve demokrasimiz adına çok daha büyük bir tehdit. Daha fazla katlanamayız.  Çünkü bu da bir terör. Onun için üzerine gitmemiz lazım."