Türkiye'nin dev gücü suya indi!

AA |  22 Aralık 2019 Pazar - 15:18 | Son Güncelleme : 22 12 2019 - 17:58

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gölcük Tersane Komutanlığı'nda Yeni Tip Denizaltı Projesi 1'inci Gemisi Pirireis'in Havuza Çekme ve 5’inci Gemisi Seydialireis'in İlk Kaynak Töreni'ne katıldı. Burada konuşan Erdoğan, "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Libya ile başlattığımız süreçlerden vazgeçersek, bırakınız ekonomik faaliyetleri, bize denize girecek kıyı, olta atacak sahil bile bırakmayacaklar. Karşımızdakilerin hak, hukuk, adalet, ahlak, insaf diye bir dertleri kesinlikle bulunmuyor." dedi.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gölcük Tersane Komutanlığında Yeni Tip  Denizaltı Projesi'nin ilk deniz altısı Pirireis'i Havuza Çekme ve 5. Gemisi Seydialireis'in İlk Kaynak Töreninde yaptığı konuşmada, havuza çekilecek Pirireis denizaltısının inşasının yaklaşık 4 yıl önce başladığını, 2022 yılında Pirireis  denizaltısının hizmete gireceğini söyledi. Erdoğan, "Şayet  KKTC ve Libya ile başlattığımız süreçlerden vazgeçersek bırakınız ekonomik  faaliyetleri, bize denize girecek kıyı, olta atacak sahil bile bırakmayacaklar." dedi.
 
Pirireis'in ardından Hızırreis, Muratreis ve Aydınreis  denizaltılarının ilk kaynak törenlerinin yapıldığını ve inşa sürecine geçildiğini  hatırlatan Erdoğan, bugün Yeni Denizaltı Projesi'nin 5'incisi olan  Seyidialireis'in ilk kaynak töreninin de gerçekleştirileceğini belirtti. Gelecek yıl bitmeden serinin son gemisi olan Selmanreis'in inşasına da  başlanacağını anlatan Erdoğan, 2022 yılından itibaren her yıl bir denizaltının  daha hizmete gireceğini, böylece 2027 yılında 6 denizaltının tamamının da Deniz  Kuvvetleri'nin emrinde hizmet vermeye başlayacağını aktardı.
 
Denizaltıların şimdiden ülkeye, millete, orduya, denizcilere hayırlı  olmasını dileyen Erdoğan, projenin ilk adımının atıldığı günden şimdiye yürütülen  çalışmalarda emeği geçenlere teşekkür etti.
 
Hedeflerinin bu süreçte elde edilen tecrübe ve birikimle, milli  denizaltı projesini süratle hayata geçirmek olduğunu dile getiren Erdoğan,  sözlerine şöyle devam etti: Milli denizaltılarımızın ilk kaynak, denize indirme ve hizmete girme  törenlerinde de inşallah yine birlikte olacağız. Deniz altılarımıza isimleri  verilen reislerimizin her biri gerçekten abide kişiliklerdir. Mesela Gelibolulu  Pirireis'in 500 yıl önce çizdiği harita ve yazdığı kitabı Bahriye eseri bugün  dahi hayranlıkla karşılanıyor. Bütün ömrü denizde ve savaşta geçen Pirireis'in  Akdeniz'de, Aden'de, Basra Körfezi'nde verdiği mücadele, gençlerimize örnek  olacak kahramanlıklarla doludur.  Seydialireis hayatı filmlere konu olacak  derecede inanılması zor maceralarla dolu adeta bir süper kahramandır. Bu yürekli  denizcimiz, Kızıldeniz, Aden Körfezi, Umman Denizi ve Hint Okyanusu boyunca  savaşa savaşa Hindistan'ın en ucuna kadar gitmiştir. Yolda tutulduğu fırtınalar  ve düşman saldırıları sebebiyle yıpranan donanmasının silahlarını Hindistan'ın en  ucundaki kabilelere emanet ettikten sonra da karadan dönüş yoluna geçmiştir.  Seydialireis'in bugünkü Hindistan, Pakistan, İran, Irak, Anadolu üzerinden  İstanbul'a kadar karadan süren seyahati, gerçekten şaşkınlık ve hayranlık  vericidir.
 
 
Erdoğan, daha ilgincinin, Seydialireis'ten asırlar sonra bölge  halkının Japonya'ya giderken aynı limana uğrayan Ertuğrul Fırkateyni'ne emanet  edilen silahları vermek üzere geri getirmiş olması olduğunu aktardı.
 
"Geçmişiyle ilişkisi kesik bir tarih anlayışı yerleştirilmeye çalışılmıştır"
 
Türkiye olarak geleceğe güvenle bakabilmek için önce geçmişten  geleceğe güçlü bir köprü kurulması gerektiğini vurgulayan Erdoğan, şunları  kaydetti: Milletimize uzun yıllar boyunca bilinçli bir şekilde tarihi, kültürü,  medeniyeti, kahramanlıkları, başarıları unutturulmak istenmiştir. Sanki bu millet  ve bu devlet gökten zembille inmişçesine geçmişiyle ilişkisi kesik bir tarih  anlayışı yerleştirilmeye çalışılmıştır. Hakikat güneşinin kapatılması mümkün  olmadığı için milletimiz epeyce bir zaman ecdadının mirasına, kulaktan kulağa  aktarılan hatıralarla gizli saklı okunan kitaplarla sahip çıkmıştır. Halbuki  sadece Cumhurbaşkanlığı forsumuzda temsil edilen devletlerimizin 2200 yılı aşkın  köklü bir mazisi bulunuyor. Bu devletlerin yönettikleri toprakların haritasını  şöyle bir gözümüzün önüne getirdiğimizde ortaya gerçekten muhteşem bir manzara  çıkıyor. Anadolu'yu merkez aldığınızda, en kuzeydeki Baltık ülkelerine, en  doğudaki Çin'e, en güneydeki Hindistan'a, en batıdaki Kuzey Afrika topraklarına  ve Cebelitarık Boğazı'na kadar her yerde izimiz vardır. Bu ülkenin ve bu milletin  tarihini bilmeyenler, attığımız her adımda bize 'Burada ne işimiz var?' diye  soruyorlar. Halbuki asıl sorulması gereken soru, 'Biz bunca zamandır niye  oralarda yokmuşuz?' olmalıdır.
 
 
Türkiye'nin izlediği politikanın, boyundan büyük işlere kalkışarak  başını belaya sokma veya hakkı olmayan yerle müdahalede bulunma olmadığını  belirten Erdoğan, "Tam tersine, hem kendimiz hem dostlarımız hem de tüm insanlık  için gecikmiş bir hak temsili mücadelesi içindeyiz. Suriye'de yürüttüğümüz  harekatların amacı budur. Doğu Akdeniz'de izlediğimiz politikanın gayesi de  budur. Son olarak meşru Libya yönetimiyle yürüttüğümüz çalışmalar da bu  çerçevededir." dedi.
 
"Durduk yere kimseyle maraza çıkarmak gibi bir derdimiz yoktur"
 
Türkiye'nin, Doğu Akdeniz ve Libya meselesiyle ilgili politikalarına  değinen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: Yunanistan ve onu destekleyen kimi ülkeler, uzunca bir süredir  Türkiye'yi adeta denize adım atamaz hale getirmenin hazırlıkları içindeydi.  Akdeniz'e komşu kimi Arap ülkeleri ile İsrail'in de benzer çabalar içinde  olduğunu biliyoruz. Bizim, durduk yere kimseyle maraza çıkarmak, kimsenin  hakkını, hukukunu gasp etmek gibi bir niyetimiz yoktur. Bıçak gırtlağa dayanana  kadar da sükunetimizden asla taviz vermedik ancak geldiğimiz noktada artık bu  suskun ve çekingen politikayı sürdürme lüksümüz yoktur.
 
 
Şayet KKTC ve Libya ile başlattığımız süreçlerden vazgeçersek  bırakınız ekonomik faaliyetleri, bize denize girecek kıyı, olta atacak sahil bile  bırakmayacaklar. Karşımızdakilerin hak, hukuk, adalet, ahlak, insaf diye bir  dertleri kesinlikle bulunmuyor. Türkiye'ye ve Türk milletine karşı öyle bir  kinleri var ki ellerinden gelse bizi sadece Anadolu'dan söküp atmakla kalmayacak,  dünyadan kökümüzü kazıyacaklar. Hamdolsun ülkemiz artık bu tür niyetlere, bu tür  sinsi veya açık saldırılara karşı kendi hakkını, hukukunu, çıkarlarını  koruyabilecek güce, iradeye, imkana sahiptir. Ülkemizin KKTC ve Libya ile yaptığı  anlaşmalar, uluslararası hukuka, Birleşmiş Milletler sözleşmelerine ve diğer  yerlerdeki benzer örneklere tamamen uygundur.
 
Erdoğan, Gölcük Tersane Komutanlığında Yeni Tip Denizaltı Projesi 1.  Gemisi Pirireis'in Havuza Çekme ve 5. Gemisi Seydialireis'in İlk Kaynak Töreninde  yaptığı konuşmada, Akdeniz'de en uzun kıyı şeridine sahip Türkiye'nin  balıkçılıktan ancak yüzde 1 oranında pay alabileceği bir düzene razı  olmayacaklarını söyledi.
 
 
Aynı şekilde kimsenin denizaltındaki hidrokarbon kaynaklarının  aranması ve işletilmesinden tamamen dışlanmış bir Türkiye'ye rıza göstermelerini  beklememesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, "Ege'deki egemenliği, kendilerine ait  olmayan ada adacık ve kaya parçaları üzerinden hazırladıkları proje ile  Türkiye'nin haklarına göz dikenler, meydanın boş olmadığını bilmelidir. Masa  başında çizilen haritalarla, çevre hassasiyeti veya bilimsel faaliyet kisvesi  altında ülkemize emrivaki yapılmasına izin veremeyiz. Bizim gerek kıta sahanlığı  gerek münhasır ekonomik bölge ve deniz yetki alanları meselesinde yerleşik  uygulamalara aykırı hiçbir adımımız yoktur." değerlendirmesini yaptı.
 
Erdoğan, Libya ile yaptıkları deniz yetki alanlarının  sınırlandırılmasına dair mutabakat muhtırasının Türkiye hukuku ve uluslararası  hukukla çelişen yönünün bulunmadığını dile getirerek, bu konudaki çalışmaların da  bir anda ortaya çıkmadığını kaydetti.
 
Türkiye olarak deniz yetki alanları konusunda Libya ile 10 yıl önce  ilk adımları attıklarını vurgulayan Erdoğan, "Halen Deniz Kuvvetleri  Komutanlığımızın Kurmay Başkanlığını yürüten Tümamiral Cihat Yaycı'nın bu konuda  hazırladığı raporlar, haritalar, yazdığı makaleler ve kitaplar ortadadır. Dönemin  Libya Devlet Başkanı Kaddafi ile bu meseleyi harita üzerinde konuşmuş, kendisiyle  anlayış birliğine varmıştık. Ülkemizin Libya'ya bakan kara bölümü ile Libya'nın  ülkemize bakan kara bölümü arasındaki deniz yetki alanı çakışması uluslararası  mevzuata ve uygulamalara göre bize bu hakkı veriyor. Bölgedeki karışıklıklar  sebebiyle mutabakat metninin hukuki zemine taşınması biraz gecikti." ifadelerini  kullandı.
 
Meşru Libya yönetimi ile 27 Kasım'da yapılan anlaşmanın bundan 10 yıl  önce hazırlanan haritalar üzerinde yürütülüp neticelendirildiğini ve bu  anlaşmanın gereklerini tümüyle yerine getireceklerini anlatan Erdoğan, şöyle  devam etti: Elbette bu konuda hak sahibi olduğunu söyleyen herkesle de görüşmeye,  konuşmaya ve hakkaniyet esasına göre yeni yollar bulmaya çalışacağız ama hiç  kimse bizi dışlama, kıyılarımıza hapsetme, ekonomik çıkarlarımızı gasbetme  niyetiyle karşımıza gelmesin. Ege'nin de Akdeniz'in de sahibi bu denizlere  kıyıları olan ülkelerin tamamıdır. En uzun kıyı sahibi ülke olarak biz de  buradaki haklarımızı korumak için sonuna kadar tüm imkanlarımızla mücadele  etmekte kararlıyız.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 17 yılda Orta Asya'dan Afrika'ya  Balkanlar'dan Güney Amerika'ya kadar geniş coğrafyaya yönelik açılım politikaları  hayata geçirdiklerini dile getirerek, yaptıkları işin adının, yeni kapılar  açmaktan ziyade tarihlerinde ve medeniyetlerinde zaten var olan açık kapıları  yeniden keşfetmek olduğuna işaret etti.
 
"Türkiye ile Libya denizden komşudur"
 
Gittikleri her yerde büyük bir samimiyet, heyecanla, hüsnükabulle  karşılandıklarını belirten Erdoğan, "Özellikle halklar nezdinde öylesine bir  kucaklaşma yaşadık ki hiçbir yerde kendimizi yabancı, garip, öteki hissetmedik." dedi.
 
Erdoğan, "Hangi kökene, hangi renge, hangi dile, hangi meşrebe sahip  olursa olsun sevinçleri gözlerinden okunan insanlarla uzunca bir aradan sonra  yeniden karşılaşan kardeşlerin muhabbeti ve hasretiyle kucaklaştık. Kimi  ülkelerin avuç dolusu para saçarak, kiminin zulüm, kiminin tehditle elde  edemediği iklimi biz sadece bir selamla, bir temasla, gerçekten çok mütevazı  imkanlarla ziyadesiyle oluşturmayı başardık." ifadelerini kullandı.
 
Yakın coğrafyada bu politikanın sonuçlarının çok daha çarpıcı bir  şekilde göründüğünü dile getiren Erdoğan, son dönemde bölgede yaşanan ve  Türkiye'nin de içine çekilmeye çalışıldığı istikrarsızlıkların gerisindeki  sebeplerden birinin de Türkiye'nin bu çerçevede elde ettiği neticeler olduğunu  belirtti.
 
Erdoğan, demokraside, ekonomide, altyapıda katettiği mesafe yanında  bölgesinde ve dünyada geliştirdiği olumlu politika ile Türkiye'nin zincirlerini  kırmaya başladığını görenlerin paniklediğini dile getirerek, şöyle devam etti: 15 Temmuz başta olmak üzere ülkemizde son yıllarda hep birlikte  yaşadığımız kimi sıkıntıların gerisinde de işte bu saik vardır. Türkiye'yi  durdurmak için terör örgütleri dahil, uluslararası hukukun ve teamüllerin  çiğnenmesi dahil, akıl ve izanla izahı mümkün olmayan her türlü tehdit dahil tüm  yolları denediler. Hala da aynı yolda yürüyorlar. Ama hamdolsun, Allah'ın  yardımı, milletimizin dirayeti ve desteği, güvenlik güçlerimizin mücadelesi  sayesinde önümüze kurulan tuzakları birer birer bozarak hedeflerimize doğru  yürümeye devam ediyoruz. Türkiye'nin yürüttüğü mücadeleyi anlayıp destek verenler  yanında anlamadığı veya husumet çukurunda debelendiği için aleyhinde çalışanlar  da var. Bu durumla terörle mücadelemizin her safhasında defalarca karşılaştık.
 
Suriye'de gerçekleştirilen harekatlarla büyük bir oyunun bozulduğu  ortadayken bunları kötülemek için çırpınanların içeride ve dışarıda hala mevcut  olduğunu söyleyen Erdoğan, "Şimdi de tarih ve hukuk bilmez bazı gafiller, kimi  zaman içlerinden kimi zaman da açıkça 'Libya nere, Türkiye nere?' diyebiliyorlar.  Güya ülkelerimizi ve bizi maceracılıkla suçluyorlar." dedi.
 
Erdoğan, Birleşmiş Milletlerin tanıdığı meşru hükümet yerine belli  güçlerin piyonu olan bir savaş baronuna, illegal bir şahsa sahip çıkıldığını  vurgulayarak, sözlerini şöyle tamamladı: Halbuki Türkiye ile Libya denizden komşudur. Deniz yetki  alanlarımızın çakıştığı nokta itibarıyla biz Libya ile Akdeniz'de her türlü  işbirliğine, her türlü ortak çalışma yürütmeye hak sahibiyiz. Aynı şekilde  Cumhuriyetimizin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal'in Libya'da verdiği mücadeleyi de  unutmamalıyız. Madem Libya'nın bizimle ilgisi yok öyleyse Gazi Mustafa Kemal  orada ne arıyordu? Canını tehlikeye atma pahasına hangi mücadeleyi veriyordu?  Demek ki Libya bizim için gerekirse canımız pahasına yanında yer almamız gereken  bir yerdir. Bugün Kuzey Afrika'nın her yerinde olduğu gibi Libya'da da sayıları  milyonla ifade edilen ve kendilerini Anadolu halkıyla kardeş gören soydaşlarımız  bulunuyor. Kuzey Afrika'daki Arap kardeşlerimizin ülkemize olan derin muhabbetini  bölgeyi ziyaret etmiş herkes görmüştür, yaşamıştır. Netice itibarıyla Türkiye ne  Suriye'de attığı adımlardan ne de Libya ile vardığı mutabakattan kesinlikle geri  dönmeyecektir. Meşru Libya hükümetini yıkmaya yönelik çabaların yoğunlaşmasının  sebebini gayet iyi biliyoruz. Son dönemde meşru Libya yönetimine çok ciddi  desteklerimiz oldu. Gerekirse bu desteklerin askeri boyutunu arttıracak karada,  denizde ve havada her türlü imkanı değerlendireceğiz.
 
Erdoğan, havuza çekilen Pirireis Denizaltısı ile ilk kaynağı yapılacak  olan Seydialireis Denizaltısının Türkiye'ye, millete ve orduya hayırlı olmasını  diledi. Konuşmasının ardından Erdoğan, Seydialireis Denizaltısı'nın temsili  ilk kaynağını yaptı.
 
Törene, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Milli Savunma Bakanı  Hulusi Akar, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ümit Dündar, Hava Kuvvetleri  Komutanı Orgeneral Hasan Akyüz, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Adnan Özbal,  Savunma Sanayi Başkanı İsmail Demir, Kocaeli Valisi Hüseyin Aksoy, Kocaeli  Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın ve AK Parti Kocaeli milletvekilleri  de katıldı.
 
Alana gelirken tören birliğini selamlayan Erdoğan'a, Gölcük Tersane  Komutanı Tuğamiral Aydın Eken, Pirireis Denizaltı projesi hakkında bilgi verdi,  denizaltı inşa videosu sinevizyondan izlettirildi.
 
Daha sonra Pirireis Denizaltısı suya indirilirken denizaltının ana  objeleri takdim edilen Cumhurbaşkanı Erdoğan, tersane komutanlığı personeliyle  fotoğraf çektirip bir süre sohbet etti.