Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan İnce'ye YSK yanıtı

AA |  23 Haziran 2018 Cumartesi - 13:35 | Son Güncelleme : 23 06 2018 - 17:53

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Esenyurt, Beylikdüzü, Avcılar, Küçükçekmece ve Eyüp mitinglerinde halka seslendi. Erdoğan, Esenyurt'ta yaptığı konuşmada, "Ne diyor bu bay Muharrem? YSK önünde yatacakmış. Burası hukuk devleti hukuk. Guguk devleti değil bay Muharrem" dedi.


Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip  Erdoğan, "Bay Muharrem diyor ki, 'Okulların bahçesinde yatın. Sandalyede oturun.  Ben de YSK'nin önünde yatacağım'. Hayırdır? Demek ki bu şimdiden kaybettiğini  anladı. Öyle anlaşılıyor." dedi. 
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Esenyurt mitingindeki konuşmasında, seçimlere  saatler kaldığını belirterek, seçmenlerden yarına hazır olmalarını istedi.
 
Kalan 3-4 saatte çok yoğun çalışmaları gerektiğini vurgulayan Erdoğan,  konuşmasını şöyle sürdürdü:
 
"Bay Muharrem diyor ki, 'Okulların bahçesinde yatın. Sandalyede  oturun. Ben de YSK'nin önünde yatacağım.' Hayırdır? Demek ki bu şimdiden  kaybettiğini anladı. Öyle anlaşılıyor. Ne yapacakmış? YSK'nin önünde gidip  kendine göre şimdiden tehdit sallıyor. Bay Muharrem, biz hukuk devletinde  yaşıyoruz hukuk. Bu devlet guguk devleti değil. Bay Muharrem, şunu da bil, biz o  CHP zihniyetinin, hatırlayın, açık oy kapalı tasnifi bu ülkede siz yaptınız. Kime  oy veriyor, buna baktınız. CHP'ye oy verip vermediğine baktınız. Ondan sonra da  tasnifini siz kendiniz yaptınız. AK Parti iktidarında bugüne kadar 16 yıldır  böyle bir şey oldu mu? Olmaz ama siz yaptınız, yaparsınız."
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçimlere karşı alınan tedbirlere değinerek,  şöyle devam etti:
 
"Biz şu an itibarıyla bütün güvenli olarak her türlü tedbiri aldık.  Sandık güvenliği, her sandıkta her partinin temsilcisi var mı? Daha ne  konuşuyorsun? Olmayan hiçbir siyasi parti yok. Kaldı ki 100 metre mesafeyi de  kaldırdık. Herhangi bir sandık üyesi, şu anda kalkıp hemen oradaki güvenlik  ekibine haberi verdiği anda, söylediği anda güvenlikçi gelir müdahale eder. Biz  bunu sağladık, bunu başardık. Sizin geçmişinizde, cemaziyelevvelinizde böyle bir  şey var mı? Yok. Kardeşlerim, sandıkta Esenyurt'ta kim görevliyse, tüm  Türkiye'de, ekranları başında bizi izleyen milletime sesleniyorum, sandıklarda  görevli olan tüm kardeşlerime sesleniyorum, oradaki güvenlik ekiplerine  söylediğiniz anda buna müdahale ederler ama ben şimdi milletime AK Parti'ye gönül  verenlere, özellikle sesleniyorum. Sakın ha rehavete kapılmak yok. Bütün  arkadaşlarınızı, akrabalarınızı alın, sandığa götürün. Buradaki rehavet Allah  muhafaza, bizi zora sokar. Sakın."
 
Akşam TRT'de yayımlanan programda Cumhurbaşkanlığı Yeni Yönetim  Sistemi'ni anlattığını hatırlatan Erdoğan, katılımcılara "Yeni yönetim sistemini  nasıl buldunuz?" diye sordu.
 
Türkiye'nin, inşallah bu sistemle uçuşa geçeceğini vurgulayan Erdoğan,  şunları söyledi:
 
"İnşallah, muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkacağız. Bu,  farklı sistemle inşallah diğerlerinin akıllarına bile gelmeyeni biz  gerçekleştireceğiz. Ne diyorlar? 'Parlamenter demokrasi...' Bunların kafası da  basmıyor. Nasıl parlamenter demokrasi? Anayasa değişikliği yapman lazım. 16  Nisan'da biz anayasa değişikliğini yaptık mı? Yaptık. Bu iş bitti. Şimdi yeni bir  anayasa değişikliği yapma imkanın var mı? Yok. Parlamentoda böyle bir sayıyı  yakalama imkanın var mı? O da yok. Öyleyse neyin değişikliğini yapıyorsun?  Milleti aldatıyorlar milleti ama benim milletim buna aldanmamalı ve artık  başkanlık sistemiyle bu yola devam edeceğiz."
 
Katılanlara, "Buna hazır mıyız?" diye soran Erdoğan, Esenyurt'un da  Türkiye'nin de buna hazır olduğunu vurguladı.
 
 
 
"Büyümede ilk çeyrekte 7,4'le Hindistan'dan sonra 2. sırada yer  aldık"
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul'da 7 ilçede miting  yaptığını hatırlatarak, konuşmasında şunları aktardı:
 
"Bugün de Esenyurt bambaşka. Kardeşlerim, biz yola çıkarken ne dedik?  Dedik ki Türkiye'yi dört sütun üzerinde yükselteceğiz. Bir, eğitim, iki sağlık,  üç, adalet, dört emniyet. Bunun akabinde de ulaşım, enerji, tarım, dış politika,  bunlarla beraber Türkiye'yi Allah'ın izniyle ilk 10'a yerleştirmenin gayreti  içerisinde olacağız. G-20'ye girdik mi? Girdik. Şu anda Türkiye, G-20'nin içinde  17. ülke. Avrupa'da 6. ülke. Bu noktaya geldik. Durup dururken gelmedik buralara.  İşte bu yıl, bakın tablo ne? Bu yıl, Allah'a hamdolsun, büyümede ilk çeyrekte  7,4'le Hindistan'dan sonra 2. sırada yer aldık. OECD arasında 1. numarayız.  Buraya yerleştik. Bunlar durup dururken olmuyor. İş bilenin kılıç kuşananın. Bunu  böyle bilelim."
 
Türkiye'nin IMF'e 23,5 milyar dolar borcunun bulunduğunu, bunu 2013'te  sıfırladıklarını, Merkez Bankası'nın döviz rezervinin 27,5 milyar dolardan 124  milyar dolara yükseldiğini, ihracatı 36 milyar dolardan 162 milyar dolara  çıkardıklarını aktaran Erdoğan, "Bu çalışarak oluyor." dedi.
 
Eğitim
 
Eğitimde atılan atılımlara dikkati çeken Erdoğan, mitingin ön  sıralarında yer alan çocuklara sınıf mevcudunu sordu. Türkiye ortalamasının 32  olduğunu belirten Erdoğan, 15 kişilik sınıfların olduğunu belirtti. Kendisinin 75  kişilik sınıfta okuduğunu, Anadolu'da 100 kişinin üzerinde sınıfların bulunduğunu  kaydeden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
 
"Nereden nereye çektik. Hedef ne? Bir, sınıflarımızda öğrenci sayısını  azaltmak, niteliği yükseltmek. Bunu başardık. 280 bin derslik 15 yılda yaptık.  580 bin öğretmen atadık. Bununla beraber artık sınıflarda her yıl okul  açıldığında sıraların üzerinde kitapları görüyor muyuz? Görüyoruz. Ücret alınıyor  mu? Fakat hatırlayın kırtasiyeciye gider kitabını bile bulamazdın. Kendi  dönemimizde bulamazdık. Siz şimdi çoğunuz teksir notu nedir diye sorsam Allah-u  alem onu bile bilmezsiniz. Saman kağıdına makineyle basılır onları alırdık. Bu  dönemlerden geliyoruz. Şu anda üniversite olan 81 vilayetimiz var. 75  üniversitemiz vardı, şimdi 205 üniversitemiz var. 10 müracaattan mezun olanlardan  1 tanesi üniversiteye girebiliyordu, şimdi 10'da 10 girme şansı var. Buraya  geldik. Bunlar da durup dururken olmadı. İmkan hazırladık. 16 yıl önce üniversite  öğrencilerinin aldığı burs, kredi neydi biliyor musunuz? 45 liracık. Şimdi ne  oluyor? 470 lira. Master öğrencisi ne alıyor? 2 katı. 940 lira. Peki doktora  öğrencisi ne alıyor? Asgari ücret. Bunlar güçlenen, ekonomik olarak yükselen  Türkiye'nin rakamları. Ben sizlere Bay Muharrem, Bay Kemal gibi konuşmuyorum."
 
Erdoğan, Esenyurt mitingindeki konuşmasında, vatandaşların artık  istediği hastaneye gidebildiğini, ilaçlarını rahatlıkla her yerden alabildiğini  dile getirerek, "Bay Kemal SSK'nın başında olduğu zaman alabiliyor muydunuz?  Sağlam girsen hasta çıkarsın. Bay Kemal öyleydi de onun için. Bunlar zihinsel  hasta zihinsel, fiziki olmanın ötesinde." ifadelerini kullandı.
 
İkitelli'de şehir hastanesi yapıldığını hatırlatan Erdoğan, "Bay  Muharrem, bu şehir hastanesinden haberin var mı? Bay Kemal haberin var mı? '16  yılda ne yaptılar?' diyor. Gel bu şehir hastanesini gör. Bunlar dürüst değil,  dürüst. Hele hele bir tane bayan çıkmış, 'Ben şehir hastanelerine karşıyım.  Bunların parası nasıl ödenecek?' diyor. Senin para ödeme veyahut da para üretme  kabiliyetin yok ki. Ana muhalefetin zaten hiç yok. Biz 16 yıldır bu ülkede hem  milli bütçeyi güçlendirdik hem kaynakları çeşitlendirdik. Bütün yatırımlar böyle  oldu." diye konuştu.
 
Erdoğan, 29 Ekim 2013'te açılan Marmaray'dan bugüne kadar 268 milyon  yolcu, 26 Ağustos 2016'da açılan Yavuz Sultan Selim Köprü'sünden 69 milyon araç,  20 Aralık 2016'da açılan Avrasya Tüneli'nden 23 milyon araç, Osmangazi  Köprüsü'nden 13 milyon 384 bin araç geçtiğini aktararak, şöyle devam etti:
 
"Şimdi Bay Muharrem, 'Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün fiyatı bu,  birinci köprünün, ikinci köprünün fiyatı bu. Bayramda birinci ve ikinci köprü  ücretsiz. Yavuz Sultan Selim Köprüsü ücretli.' diyor. Bay Muharrem ya sen mecbur  musun üçüncü köprüden gitmeye? Sen ikiden git, birden git. Bunlar pahalı  geliyorsa sandalla git. Yavuz Sultan Selim, 7 sene sonra devlete geçiyor. Biz  burayı yap-işlet-devretle, kamu özel ortaklığıyla yaptık. Bu bir mantıktır,  ekonomik zekadır."
 
"Modern dünya neyi yapıyorsa biz de onları yapıyoruz ve yapacağız"
 
Yüksek hızlı tren yapıldığına değinen Erdoğan, "Sivaslı birisi çıkmış  ne diyor? 'Yüksek hızlı treni hemen kaldır.' diyor. Yüksek hızlı tren göçü  artırırmış. Allah rahmet etsin Erbakan Hoca hayatta olsaydı inan ilk önce bunları  partisinden tasfiye ederdi. Hoca hızlı trenden bahsederdi, bunlar ise hızlı treni  kaldırmaktan bahsediyor. Modern dünya neyi yapıyorsa biz de onları yapıyoruz ve  yapacağız." dedi.
 
Erdoğan, üçüncü havalimanının 29 Ekim'de açılacağını belirterek,  havalimanının kamu-özel ortaklığıyla 10,2 milyar avroya yapıldığını, şu anda 30  bin kişinin çalıştığını, işletme başladığında 100 bin kişinin istihdam  edileceğini söyledi.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hepsinden öte, hamdolsun markamız olacak o  havalimanı. Dünyaya burayla biz havamızı atacağız." dedi.
 
"Türkiye'nin güvenlik güçleriyle baş edilmez"
 
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, turist  sayısında 40 milyona doğru gidildiğine işaret ederek, şunları kaydetti:
 
"Dış politikada artık emir alan değil, hem masada hem alanda olan bir  Türkiye var. Terörle mücadelede Bay Muharrem'in ağzından bir şey duydunuz mu? Bay  Kemal'den duydunuz mu? Aday oldu, ilk ziyaret ettiği yer neresi? Edirne'de gitti  Demirtaş'ı ziyaret etti. Kim bu adam? 7 Haziran'da 'Dökülün sokağa' diyen ve  benim 53 Kürt kardeşimi Diyarbakır'da ölümüne neden olan kişi değil mi? Ben  buradan tüm Kürt kardeşlerime sesleniyorum; sakın ha bu oyuna gelmeyin. Bizde  Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Roman, Gürcü, Abaza vesaire, böyle bir ayrım var mı, biz  yaradılanı yaradandan ötürü sevmedik mi? Biz bir olacağız, beraber olacağız. Bize  ayrılık, gayrılık yakışmaz. Bunu başarmamız lazım.
 
Kürt devleti kuracaklarmış. Nereden çıktı bu ya? Kürt kardeşlerimin de  Türkiye Devleti'nden başka devleti yoktur. Bu oyunu da bozacağız. Gitti icazet  aldı, Bay Muharrem. Nereden? Edirne'den, Demirtaş'tan. Efendim işte 'Onun  hakkıymış.' Çıkıyor diğerleri, 'Onun da arazide olması gerekirmiş.' Ya bu insanın  ölümüne sebep olan böyle bir kişinin arazide ne işi var? Biz Afrin'de  teröristlerin üzerine bindik mi? Suriye'nin kuzeyinde bunlar inadına bir şey  söylüyorlar, 'Kürt koridoru.' Hayır, orada bir Kürt koridoru yok, orada terör  koridoru var. Biz bu terör koridorunu yok ettik. Afrin'e girdik, 4 bin 700'e  yakın teröristi etkisiz hale getirdik. Cerablus'a girdik, 3 bin civarında  DEAŞ'lıyı derdest ettik. Şimdi Irak'tayız. Bay Muharrem 'Kandil'e giremezler.'  diyor. Şu anda Kandil'deyiz. Tepesine, tepesine bindik mi? Bindik. Şimdi kaçacak  delik arıyorlar. İlk operasyonda 20 uçakla 10 noktayı vurduk. İkinci operasyonda  daha da ileriye gittik. Orada da toplantı halinde olan lider kadrodan 35 kişiyi  etkisiz hale getirdik. Şimdi anladılar ki Türkiye'nin güvenlik güçleriyle baş  edilmez."
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Cumhur İttifakı'nı inşallah çok güçlü bir  şekilde sandıktan çıkaracağız." dedi.
 
 
 
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN BEYLİKDÜZÜ'NDE KONUŞTU
 
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip  Erdoğan, "Bay Muharrem, Bay Kemal size bir şey söyleyeyim; her şeyden önce  Türkiye bir hukuk devletidir. Bugüne kadar, 15-16 yıldır bir sakat seçim  yaptırmadık, güneydoğuda terör bölgesi hariç. Terör bölgesinde de bu seçimde  bütün önlemleri aldık. Teröristlerin sandıklara tehdidinde tepelerine tepelerine  bineceğiz." dedi. 
 
Erdoğan, Beylikdüzü mitingindeki konuşmasında, seçimlere saatler  kaldığını belirterek, seçmenlerden yarın tüm yakınlarını alıp sandığa  götürmelerini istedi.
 
Vatandaşlara rehavete kapılmamaları gerektiğini söyleyen Erdoğan, "Ya  nasıl olsa bu işi bitirdik... Çünkü Bay Muharrem tutuştu. Ne diyor? 'Okulların  bahçesinde sandalyelerin üzerine yatıp ona göre orayı kontrole alın. Ben de zaten  YSK'nın önünde yatacağım, ben de orada gereğini yapacağım' diyor. Çok uykusuz  kalmış. Bay Muharrem, Bay Kemal size bir şey söyleyeyim; her şeyden önce Türkiye  bir hukuk devletidir. Bugüne kadar, 15-16 yıldır bir sakat seçim yaptırmadık,  güneydoğuda terör bölgesi hariç. Terör bölgesinde de bu seçimde bütün önlemleri  aldık. Teröristlerin sandıklara tehdidinde tepelerine tepelerine bineceğiz." diye  konuştu.
 
Erdoğan, vatandaşların demokratik hakkını engellemeye çalışanlara asla  müsaade etmeyeceklerini vurgulayarak, gereğini yapacaklarının altını çizdi.
 
"Sandık namustur"
 
Sandığın "namus" olduğunu anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Demokrasi, namustur. Bunu asla unutmayacağız. Onun için de yarın  sabahtan itibaren sandıklara sahip olacağız. Sandıklarda taviz yok. İnşallah  sandıklarda sayımlar bitene kadar oralardan sandık tutanaklarını alana kadar  görevli arkadaşlarımız oradan ayrılmayacak. Gerek kadın kollarımız, gerek  gençler, ana kademe buna çok dikkat edeceğiz. Anadolu'da ahbabı, kim varsa  bunları da telefonla arayacak mıyız? Onlara da gerekenleri söyleyecek miyiz?  Benden duyduklarınızı onlara da iletin. Biz sizinle beraber bu yola çıktık. Ne  dedik, 'Uzun ince bir yoldayız gidiyoruz gündüz gece' Gidecek miyiz gündüz gece?"
 
Erdoğan, 4 temel unsur üzerinde Türkiye'yi kalkındıracaklarının altını  çizerek, bunların eğitim, sağlık, adalet ve emniyet alanları olduğunu söyledi.
 
Bunların üzerine ulaşımı, enerjiyi, turizmi, tarımı ve dış politikayı  bindireceklerini aktaran Erdoğan, " Beşer planında hiçbir kulun önünde eğilmedik,  biz sadece ve sadece Allah'ın huzurunda rükuda ve secdede eğildik. Hiç endişe  etmeyin." ifadelerini kullandı.
 
Eğitimde atılan atılımlara dikkati çeken Erdoğan, mitingin ön  sıralarında yer alan çocuklara sınıf mevcudunu sordu. Türkiye ortalamasının 32  olduğunu aktaran Erdoğan, "Şu anda biz 280 bin derslik yaptık. 580 bin öğretmen  ataması yaptık. İş buradan kaynaklanıyor." dedi.
 
Kendisinin 75 kişilik sınıfta okuduğunu, geçmişte Anadolu'da 100  kişinin üzerinde sınıfların bulunduğunu kaydeden Erdoğan, hedeflerinin 30'un  altında bir rakam olduğunu söyledi.
 
Erdoğan miting alanındaki annelere seslenerek, "Kitaplarımızı  sıraların üzerinde buluyor muyuz, ücretsiz olarak kitaplarımızı alıyor muyuz?"  diye sordu. "Evet" cevabı alan Erdoğan, şöyle konuştu:
 
"Peki hatırlayın bir zamanlar kırtasiyeci dükkanından paramızla bile  kitap alabiliyor muyduk? 1 hafta 10 gün sıra bekliyorduk, bu çileleri çektik. Ben  teksir kağıdıyla yani saman kağıtla öğrenim yaptım. Abilerimizden o teksir  notlarını bile satın alamıyorduk. Böyle okuduk. Aynı jenerasyonda olanlar bunu  iyi bilir. Ama biz bu çileyi çektiğimiz için artık yavrularımız bu çileyi  çekmesin istedik. Onun için kuşe kağıtla kitaplarımızı bastırdık. Okullar  açılırken sıralarınızın üzerinde kitaplarınızı buluyor musunuz? Bütün bunlarla  beraber artık annelerin çilesi bitti mi?
 
Attığımız bu adımla şimdi nitelik önemli ve bol öğretmen şu anda  yetiştiriyoruz. 580 bin atadık 20 bin de şimdi atıyoruz. Ama ben Bay Kemal gibi  de palavra atmıyorum. O 'Ne kadar varsa alacağız' diyor. Ya neyi alıyorsun, çuval  mı bu dolduruyorsun? İhtiyaç varsa alacaksın. Bu adımları atarken hedefimiz  nitelik. Şimdi bunun adımını atıyoruz. Eğitimde bundan 16 yıl önce burs ne  veriliyordu? 45 liracık. Onu hatırlayanlarınız yoktur tabii. Ama şimdi ne  veriyoruz? 470 lira burs veriyoruz. Master öğrencilerine 940 lira veriyoruz,  doktora öğrencilerine asgari ücret veriyoruz. Bunu biz yaptık. Diyor ki '16  senede ne yaptı?' Eline diline dursun ya. Marmaray'ı da mı görmedin? Avrasya'yı  da mı görmedin? Yavuz Sultan Selim'i de mi görmedin? Osmangazi'yi mi de görmedin?  280 bin dersliği mi görmedin? Ya sana ne anlatayım. Şehir hastanelerini mi  görmedin? Şimdi burada yanıbaşınızda yapıyoruz değil mi? 3 bin 300 yatak  kapasiteli şehir hastanesi yanı başınızda yapılıyor."
 
"Şehir hastaneleri ile Türkiye'nin sağlıktaki çıtası çok yükselecek"
 
Sağlık konusunda Beylikdüzü'nün bir sorun yaşamayacağını kaydeden  Erdoğan, "Şimdi burada Amerika'nın Cleveland'ı varsa bizim de İkitelli'de şehir  hastanemiz var. Diyor ki 'Nereden çıktı bu şehir hastanesi ya?' Adaylardan bir  tanesi bunu diyor. Üstelik bir de hanımefendi. 'Şehir hastanesi buna ne gerek  var' diyor. 'Buna verilecek parayla şu kadar köprü yapılırmış.' Bu ihtiyaç değil  mi? Sağlıktan daha önemli bir şey olabilir mi? Kanuni ne diyor, 'Halk içinde  muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.'  Yani devlet-i aliyyeyi koy bir kenara, bir sağlık bir nefes yeter bize diyor, bu  kadar önemli bu iş. Ama bu hanımefendi bunu daha iyi anlaması gerektiği halde  anlamıyor. Niye? Cehalet çok kötü bir şey. Yanında da bazı profesörler var çıkmış  onlara da bunu anlatıyor, vay zavallı vay. Senin profesör olman bu işi bilmen  anlamına gelmez. Dertli olmak lazım, dertli. Biz dertliyiz dertli. Biz  milletimize sevdalıyız sevdalı. Bu çile çekenleri iyi biliriz ve onun için de en  ideal olan neyse bunları yapacağız dedik. Şehir hastaneleri benim ta belediye  başkanlığı dönemimin aşkıdır. O zamanda kararını verdik ve elhamdülillah adımı  attık." ifadelerini kullandı.
 
Şu anda 5 şehir hastanesini bitirdiklerini anlatan Erdoğan,  "İstanbul'a da 2 dev şehir hastanesi yapıyoruz. Bunlarla beraber Türkiye'nin  sağlıktaki çıtası çok yükselecek." dedi.
 
Üniversiteyi öğrencilerin ayağına götürdüklerini vurgulayan  Erdoğan, "Çıkmış diyor ki Bay Muharrem, 'Ben fizik öğretmeniyim.' Ne olur? Sen  bir dershaneyi işletemedin. 10 öğretmenin SSK primini ödemedin ya. Sonra devletin  memuruna, işte sosyal medyaya da düştü biliyorsunuz, ne o hakaretler, ne o  küfürler. Ya bu adamdan cumhurbaşkanı adayı nasıl olmuş ya. Hale bak. Az  zamanımız kaldı. Yarın sandıkta bunlara bir Osmanlı tokadı atmaya var mıyız?  Durmak yok yola devam." diye konuştu.
 
Türkiye'nin artık uluslararası gündeme oturan bir ülke olduğuna  dikkati çeken Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Sağlıkta inşallah bu hastanelerle beraber artık ilacını rahatlıkla  buluyor musun, istediğin eczaneden alıyor musun, her hastaneye gitme şansın var  mı? Sadece SGK'yla anlaşması olmayanlar hariç bütün özel hastanelere gitme şansı  var. Eskiden rehin alınıyordu, şimdi böyle bir durum var mı? Böyle bir hastane  olduğu zaman karşısında beni bulur. Bunlar CHP döneminin şeyleri. Bir de buradan  Bay Kemal'e, Bay Muharrem'e bir şey söyleyeceğim; sizin döneminiz CHP  iktidarında, hatırlayın 50 öncesini söylüyorum, bunlar açık oy, gizli tasnif  yaparlardı. Ne demek bu yani oyu gideceksin CHP'ye vereceksin, sayımını kim  yapacak? CHP'nin oradaki görevlileri. Bunların döneminde vali CHP'li, bunları  biliyor musunuz? Aynı şekilde bakıyorsun yine CHP'nin görevlileri vali olduğu  gibi bu tür şeyleri de idare eder durumdaydı. Sağlıktaki kararlılığımızı geleceğe  aynen taşıyacağız. Adalet ve emniyette kararlı bir şekilde yürüyoruz."
 
"Kötü komşu bizleri ev sahibi yaptı"
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ulaşımda Cumhuriyet tarihinde 6 bin 100  kilometre yol yapılırken, 15 senede 20 bin kilometre bölünmüş yol yaptıklarını  belirterek, aralarındaki farkın bu olduğunu söyledi.
 
Yüksek hızlı trenlerin yapımına devam edildiğini hatırlatan Erdoğan,  şöyle devam etti:
 
"Ama adaylardan bir tanesi çıkmış 'Sivas'a ne gerek var yüksek hızlı  trene. Bu göçü hızlandırır.' diyor. Rahmetli Erbakan hoca, bunları yanlarında  tutmazdı. Bunların CHP zihniyetinden ne farkı var? Rahmetli Nuri Demirağ, Türk  uçağını yapıyor, milli uçak ve CHP o fabrikayı kapattı ve o fabrikayı gaz ocağı  fabrikası yaptılar. Bunların onlardan bir farkı var mı? Yok. Biz şimdi yerli ve  milli bir otomobil diyoruz. Hepsi karşımıza dikiliyor. Bay Muharrem Almanya'da  BMW'yi gezmiş. Ya BMW'yi gezeceğine gel Türkiye'deki bizim fabrikaları gez. Bizim  İHA fabrikasını gez, bizim SİHA fabrikamızı gez, bizim Akıncı fabrikamızı gez.  Bak burada yerli, milli uçaklar nasıl üretiliyor gör. Biz Afrin'de teröristleri  böyle vurmadık mı? Kandil'i böyle vurmadık mı? Ben Amerika'dan insansız hava  aracı istedim, vermediler. Dediler ki, 'Kongre müsaade etmiyor.' Obama'dan  istedim vermediler. Hep laf. Fakat Allah'a hamdolsun, kötü komşu bizleri ev  sahibi yaptı. Şimdi biz kendimiz üretiyoruz. Şimdi daha da ileri gidiyoruz. Bu  Akıncı muhteşem bir insansız hava aracı, 4,5 ton ağırlığında 1,5 ton bomba  kullanıyor. Şu anda dünyada sıkletinde en ileri olanlardan. Daha iyi olacağız."
 
Erdoğan, 25 olan havalimanı sayısını 59'a çıkardıklarını  belirterek, şunları kaydetti:
 
"Diyor ki 'Böyle havalimanlarına ne ihtiyaç var?' Kültürde, turizmde  yabancılar bu ülkeye geleceği zaman kağnıyla mı gelecek? Çıkmış Bay Kemal 'Sabiha  Gökçen'e ne ihtiyaç var?' Ne demek o? 'Yolcusu olmayan yere havalimanı yapılır  mı?' diyor. Kaldı ki, bunu biz yapmadık sağolsun bizden öncekiler yaptı. Ama  onlar işletemedi, biz başardık bu işi, iyi işlettik. Şu anda Sabiha Gökçen  yetmiyor ve buraya yeni bir pist ilave ettik. Yeni bir terminal yaptık. Bunun  yanında ayrıca dev apronlar yaptık. Üçüncü havalimanını niye yaptık? Sabiha  Gökçen de yetmediği için yaptık. Şimdi dev bir üçüncü havalimanıyla dünyaya bir  sinyal veriyoruz. Bak geliyoruz. Bunun 29 Ekim'deki yolcu kapasitesi 90 milyon,  2023'te 150 milyon yolcu kapasitesine çıkacağız. Atatürk Havalimanı'nı ne  yapıyoruz? Atatürk Havalimanı'nı da bu işletme açıldıktan sonra Millet Bahçesi  yapıyoruz."
 
"İstiyoruz ki, şimdi önümüzde 2019'un Mart'ı var. Ne demek  istiyorum? Hazır mıyız?" diyen Erdoğan, yarın buradan çıkacak oyun Mart 2019'daki  yerel seçimin sinyali olduğunu söyledi.
 
 
 
"Güçlü lider olmak öyle rastgele bir iş değil"
 
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, temel  hak ve özgürlükler, inanç ve düşünce özgürlüğünde eşleri olmadığını vurgulayarak,  sözlerini şöyle tamamladı:
 
"Bu CHP diyor ki, 'Başörtüsü sorununu ben çözdüm.' Kim, Bay Kemal.  İnandınız mı? Elhamdülillah sayemizde bunu da söylemek zorunda kaldılar. 'Siz 411  el kaosa kalktı.' diye başlıklar atıldığında Anayasa Mahkemesi'ne Bay Kemal sen  imza atmadın mı, Bay Muharrem senin imzan yok muydu orada? Niye yalan  söylüyorsunuz, dürüst olun ya... Sizi biz adım adım kovalıyoruz. İmam hatip  okullarını onlar açmış. Ya imam hatip okullarının lüks olduğunu söyleyen sensin  Bay Muharrem. Ben bir imam hatipliyim, sen bunu bize nasıl öğretirsin ya. Sizin  biz ne olduğunuzu biliyoruz. 'Ben imam hatiplerde öğretmenlik yaptım.' diyor. Ne  olacak yani öğretmenlik yaptıysan. Senin gibileri bize de öğretmenlik yaptılar,  biz onları da biliyoruz. Ne tipler geldi, neler geldi, geçti. Bunların hepsini  tanıdık biliriz.
 
Biz nereye bakalım? Öyle bir cumhurbaşkanı inşallah seçiyoruz ki,  dikkat edelim cumhurbaşkanlığı tecrübe ister, cumhurbaşkanlığı uluslararası  camiada bir tanınmışlık ister. Şimdi bu kardeşinizin BM Genel Kurulu'nda eğer ilk  iki, ilk üç tecrübesi olan varsa, bir tanesi bu kardeşiniz. En tecrübeli olan  Rusya Cumhurbaşkanı, benden biraz daha kıdemlidir, Sayın Putin'dir, diğeri de  benim. Başbakanlığım, cumhurbaşkanlığım ve bu tecrübenin bize neler  kazandıracağını herhalde biliyorsunuz. Güçlü lider olmak öyle rastgele bir iş  değil. Biz şu anda bu güçlü, büyük Türkiye'ye inşallah bugüne kadar olan  tecrübemizle, Başbakanlık tecrübemiz, Cumhurbaşkanlığı tecrübemiz... Tabii bir de  siz bu evladınızı, kardeşinizi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'ndan da  tanıyorsunuz. Çöpleri biz kaldırdık mı, hava kirliliğini giderdik mi, susuzluğu  giderdik mi? Peki ben kimden aldım İstanbul'u? CHP'den aldım. CHP demek  susuzluktur, CHP hava kirliliğidir, CHP çöplüktür. Yarın buna gereken cevabı  vermeye hazır mıyız? Osmanlı tokadına hazır mıyız? Demokratik bir tokadı inşallah  sandıklarda benim kardeşlerim, vatandaşım verecek ama asla rehavet yok, gevşeme  yok. Büyün yakınlarımızı alacağız, sandığa götüreceğiz."
 
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN AVCILAR'DA
 
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip  Erdoğan, "Suruç'ta, öldürülen İbrahim Yıldız kardeşimizin ağabeyi sebebiyle  aileyi tehdit ediyorlar. Tehdit eden kim? Kandil'deki o Karayılan mıdır ne  yılansa o tehdit ediyor. Senin yüreğin varsa şehre gel. Dağın tepesinde ne işin  var, gel şehre, in, niye inmiyorsun? Çünkü bunlar korkak korkak... Korkaklar  zafer anıtı dikemez." dedi. 
 
Erdoğan, Avcılar mitingindeki konuşmasında, yeni sistemle Türkiye'nin  bürokratik oligarşiden kurtarılacağını söyledi.
 
Dünyada en gelişmiş ülkeler, Amerika, Rusya neyse Türkiye'nin de artık  oralara doğru tırmanacağını belirten Erdoğan, "İlk 10'un içerisine gireceğiz.  Bunun için sistem değişikliği yapmak lazım. Bu sistem için de adımları atıyoruz.  Bay Muharrem'de korku bacayı sardı. Ne diyor? 'Okulların bahçesinde sandalyelere  oturun, icabında yatakları oraya serin. Ben de YSK'nin önüne gideceğim.' diyor.  Ne gerek var. Oyunu kullan, ondan sonra da bey bey televizyonun karşısında izle.  Ama maalesef şu anda o durumda değil." diye konuştu.
 
Daha önce doğuda, güneydoğuda muhtarların tehdit edildiğini, "Bu  köyden HDP'nin dışında bir yere oy çıkarsa yakarız, yıkarız." dediklerini aktaran  Erdoğan, şöyle devam etti:
 
"Şimdi yine başladılar. Şimdi telefonla bizim partili ilçe  başkanlarımızı arıyorlar ve onları tehdit ediyorlar, 'Kaybolacaksınız.' diyorlar.  Suruç'ta, öldürülen İbrahim Yıldız kardeşimizin ağabeyi sebebiyle aileyi tehdit  ediyorlar. Tehdit eden kim? Kandil'deki o Karayılan mıdır ne yılansa o tehdit  ediyor. Senin yüreğin varsa şehre gel. Dağın tepesinde ne işin var, gel şehre,  in, niye inmiyorsun? Çünkü bunlar korkak korkak... Korkaklar zafer anıtı dikemez.  Eğer parlamento diyorsan, sen de gel parlamentoya. Ama nasıl gelsin? Selo neyse,  onlar da o. Çıkmış meydanda olanlar ne diyor? 'Erdoğan Selo'ya terörist.' diyor?  Benim 7 Haziran'da 53 Kürt kardeşimin ölümüne neden olan bu değil mi? Kürt  kardeşlerimiz meydanlara döken bu değil mi? Meydanlara döktü, 53 Kürt kardeşimi  Diyarbakır'da bunlar öldürdü. 15-16 yaşındaki Yasin Börü'yü et dağıtırken bunlar  öldürdü. Kürt değil miydi onlar da Kürt'tü. Niye öldürdüler? Çünkü onlar  inanmıyor, onlar gibi yaşamıyorlardı, ideolojileri uymuyordu. Biz, Türk, Kürk,  Laz, Çerkez, Gürcü, Abaza, Boşnak, Arnavut, böyle bir ayrım yaptık mı? Yapamayız.  Biz yaratılanı yaradandan ötürü sevdik."
 
Erdoğan, vatandaşlara, "HDP üzerinde kardeşlerimin hassasiyetini  bekliyorum. Bunlara oy verme noktasında olan kardeşlerime lütfen uyarınızı tatlı  dille yapın. Böyle bir yanlışa girmesinler. Bunlar bu parlamentoyu karıştırdılar,  bu parlamentoyu böldüler. Bunlar Kürtçülük yaparak böldüler. Biz ne Türkçülük  yaparız ne Kürtçülük yaparız ne Lazcılık ne Arnavutçuluk ne Boşnakçılık ne şu, ne  bu... 81 milyon biz kardeşiz. Bizim buna ihtiyacımız var." şeklinde seslendi.
 
 
 
"Yarın akşam çıkacak sonuç, Mart 2019'un işaret fişeğidir"
 
Yola çıkarken "eğitim", "sağlık", "adalet" ve "emniyet" sütunları  olduğunu ve bunlar üzerine ulaşım, enerji, kültür, turizm, dış politika, tarımı  eklediklerini anlatan Erdoğan, "Şimdi sıraların üzerinde kitaplarımız var, para  alınmıyor. Bunları biz getirmedik mi? Çıkıyor Bay Muharrem 'Ben fizik  öğretmeniyim.' diyor. E ne olacak? Fizik öğretmeni olman yavrularıma bu kitapları  kazandırmanı sağlamıyor ki. Sen bir defa dershane işlettin 10 tane öğretmenin SSK  primini bile ödemedin. Fizik öğretmeni olmak başka bir şey, ülke yönetmek başka  bir şey. Ülke yönetmek güçlü lider olmayı gerektirir. Bir dükkanınız olsa bunu  bir çırağa teslim eder misiniz? Bunlar çırak bile değil." diye konuştu.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul'a büyükşehir belediye başkanlığı  yaptığını, hava kirliliğini, susuzluğu giderdiğini anlattı.
 
"Mart 2019'da belediyeyi almaya hazır mısınız?" diye soran Erdoğan,  "Yarın akşam çıkacak sonuç, Mart 2019'un işaret fişeğidir." dedi.
 
"Amerika'nın Cleveland'ı varsa bizim de şehir hastanemiz var"  
 
Türkiye'de üniversitesi olmayan il kalmadığını vurgulayan Erdoğan, "75  üniversite vardı şimdi 205 üniversite var. Bunları biz yaptık. Hala yapıyoruz.  Niye? Biz şimdi üniversiteyi Türkiye'nin dört bir yanına taşıdık. Öğrenciyi  üniversiteye çekmiyoruz, üniversiteyi öğrencinin ayağına götürüyoruz. Bunu  başardık. Peki bunların, Bay Muharrem'in, Bay Kemal'in bunların böyle bir şeyi  var mı? Yok. Böyle bir derdi de yok. İşte onun için yarın akşam durmak yok, yola  devam." ifadelerini kullandı.
 
Sağlıkta ideal adımlar atıldığını dile getiren Erdoğan, "Sağlıkta  durum nasıl?", "Memnun musunuz?", "İstediğiniz hastaneye gidebiliyor musunuz?"  diye sordu. "Evet" cevabını alan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Şimdi size bambaşka bir hastane yapıyoruz. Neresi? Olimpiyat  Stadı'nın yanında şehir hastanesini yapıyoruz, 3 bin 300 yataklı. Bu ne biliyor  musunuz? Amerika'nın Cleveland'ı varsa bizim de burada şehir hastanemiz var. Bir  kapıdan gireceksin öbür kapıdan inşallah çıkacaksınız. Öyle dışarıda sedyelerin  üzerinde taşınmak diye bir şey yok. Bay Kemal, SSK Genel Müdürüyken hastanelerin  ne halde olduğunu biliyorsunuz değil mi? Bunlar hangi yüzle geliyorlar da benim  vatandaşımdan oy istiyorlar. Batırdılar bunlar. Hastanelerde hijyen diye bir şey  yoktu. Sağlam girsen hasta çıkarsın, bu durumdaydı ama şimdi benim vatandaşım  istediği hastaneye gidiyor. Bu şehir hastaneleri tüm vilayetlerde olacak.  İstanbul'umuz da da 2 tane. Bir bu yakada bir de Anadolu Yakası'nda."
 
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun döneminde ilacın tam olarak  hastanelerden alınamadığını kaydeden Erdoğan, "Doktor 5 tane ilaç yazar üçünü  alamazsın, ikisini alırsın ama şimdi istediğin eczaneye git ilacını alıyorsun.  Niye? Biz dertliyiz. Biz vatandaşımızı seviyoruz. Biz 'Halk içinde muteber bir  nesne yok devlet gibi olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi' dedik yola  çıktık." diye konuştu.
 
Avcılar'daki kalabalığa dikkati çeken Erdoğan, "Maşallah, uçsuz  bucaksız bugün Avcılar. Buraya bakıyorum yine öyle. Şu güzelliğe bak."  ifadelerini kullandı.
 
Batı Trakya
 
Batı Trakya'da yaşanan sorunlara da değinen Erdoğan, "Batı Trakya'da  bakıyorsunuz Yunanistan yönetimi rahatsız. Niye rahatsız? Türkiye'nin  kalkınmasından rahatsız. Biz oradaki vatandaşlarımızın hukukundan da sorumluyuz.  Onun üzerinde de duruyorum. Gittim, ziyaretimi yaptım. Oradaki kardeşlerime  gittim. Onları gezdim, onlarla bir arada oldum. Niye? Onların da derdi bizim  derdimiz. İnşallah daha iyi olacak." dedi.
 
"Bugün birlik günü, beraberlik günü" ifadelerini kullanan Erdoğan, iki  ilçede daha miting yapacağını hatırlattı. TRT ve A Haber'de yayınlanan  Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemi'ne ilişkin programlarda hemen her şeyi  anlattıklarını ifade etti.
 
"Nasıl buldunuz?" diye soran Erdoğan, "Özgürlükler bizimiz sorunumuz,  demokrasi bizim sorunumuz. Kardeşlerim, demokrasi namusumuzdur, sandık  namusumuzdur. Buradan taviz yok. San görevlisi kardeşlerim sandıklarına sahip  çıksın." şeklinde konuştu.
 
Rabia işareti yapan Erdoğan, "Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek  devlet", "Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep  birlikte Türkiye olacağız." söylemini yineledi.
 
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan,  sözlerini şöyle tamamladı:
 
"Kardeşlerim ne olur, sandıklara gitmeyeni bırakmayın. Ben CHP'li  kardeşlerime de sesleniyorum, Saadetlilere sesleniyorum, İYİ Partiliye de  sesleniyorum, HDP'liye de sesleniyorum. Onları da ikna etmeye gayret edin.  Olurlar veya olmazlar önemli değil. Yaptıklarımızı söyleyin günah bizden gitsin.  Tamam... Unutmayın, 'Eşek ölür kalır semeri insan ölür kalır eseri'. 25  havalimanı vardı 59 havalimanı var. İşte buyurun, İstanbul'a üçüncü havalimanını  yaptık mı? 29 Ekim'de açıyor muyuz? Elhamdülillah. Bu dünyada ilklerden... 90  milyon yolcu kapasitesiyle başlıyor. 2023'te 150 milyon yolcu kapasitesine  çıkacak. Güzel değil mi? Öyleyse ha gayret. Durmak yok, yola devam. Ben sizleri  Allah için seviyorum. Kardeşliğimizi asla bozmayalım. Allah'a emanet olun."
 
CUMHURBAŞKANI KÜÇÜKÇEKMECE'DE
 
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip  Erdoğan, "Bu CHP'yi tanıyorsunuz değil mi? Ama ben size bir iki örnek vereyim.  Bunlar geçmişte ne yaptılar biliyor musunuz? Bunlar açık oy, gizli tasnif  yaptılar yani oyu kime veriyor ona baktılar. CHP'ye vermesi lazım. Sayımı da  kendileri gizli yaptı ki istedikleri gibi rakam çıkardılar. CHP'nin  cemaziyelevveli bu. Siz CHP'nin teşkilat mensuplarının vali olduğunu bilir  misiniz? İl başkanı aynı zamanda vali. Bunların demokrasi anlayışı bu. Yarın  bunlara bir Osmanlı tokadına var mıyız? Demokratik bir şekilde, hukuk içinde  gereken dersi inşallah yarın bunlara veriyoruz." dedi. 
 
Erdoğan, Küçükçekmece mitingindeki konuşmasında, katılımın muhteşem  olduğunu belirterek, bugüne kadar Küçükçekmecelileri hiç böyle görmediğini  söyledi.
 
Yarın da Küçükçekmece'nin sandıklarda çok farklı bir patlama  yapacağına inandığını aktaran Erdoğan, "Ne diyor, Bay Muharrem 'Okulların önünden  ayrılmayın, akşamdan gidin, ben de YSK'nın önüne gideceğim, orada yatacağım.'  diyor. Çok uykusuz kaldın, Bay Muharrem erken yoruldun be. Biz de çok koştuk, çok  gayret ettik ama ben bu muhteşem kardeşlerimi görünce yorgunluk tanımıyorum,  bilmiyorum. Niye? Çünkü bu millete efendilik olmaz, bu millete hizmetkarlık olur.  Biz Büyükşehir Belediye Başkanı olduğumuz zaman bu hizmetkarlığı yaptık mı, Başbakan olduğumuzda yaptık mı, Cumhurbaşkanlığımızda yaptık mı? Yine yapmaya  devam edeceğiz. Bu kardeşiniz sizden yeniden bir 'devam' talimatını istiyor,  icazet istiyoruz. Var mısınız, veriyor musunuz? Öyleyse durmak yok." diye  konuştu.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatandaşların rehavete kapılmamaları  gerektiğini vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Bütün dost, ahbap hepsini yarın sandığa götüreceğiz. Diyeceğiz ki,  'Sakın rehavet yok, sen de gel, sen de katıl bize' diyeceğiz. İster CHP'li olsun,  ister Saadetli olsun, ister İYİ Partili olsun, ister HDP'li olsun hepsini bu yol  arkadaşlığımıza davet edelim. İşi hafiften alırsak 'keşke şunu da yapsaydık'  demeyelim, hepsini bitirelim. Size inanıyorum, Küçükçekmeceli kardeşlerime  inanıyorum. Size Esenyurt'tan selamlar getirdim, size Beylikdüzü'nden,  Avcılar'dan selam getirdim. Oralarda da böyle muhteşem katılımlar vardı. Şimdi  sizin selamınızı da Eyüpsultan'a götüreceğim. Son noktayı orada koyacağız.
 
Bu CHP'yi tanıyorsunuz değil mi? Ama ben size bir iki örnek vereyim.  Bunlar geçmişte ne yaptılar biliyor musunuz? Bunlar açık oy, gizli tasnif  yaptılar yani oyu kime veriyor ona baktılar. CHP'ye vermesi lazım. Sayımı da  kendileri gizli yaptı ki istedikleri gibi rakam çıkardılar. CHP'nin  cemaziyelevveli bu. Siz CHP'nin teşkilat mensuplarının vali olduğunu bilir  misiniz? İl başkanı aynı zamanda vali. Bunların demokrasi anlayışı bu. Yarın  bunlara bir Osmanlı tokadına var mıyız? Demokratik bir şekilde, hukuk içinde  gereken dersi inşallah yarın bunlara veriyoruz. Ama sandıklarda sayımı takip  edeceğim bakayım Küçükçekmece yarın ne diyor? Çünkü yarın çıkacak oy aynı zamanda  Mart 2019'daki durumu da gösterecek."
 
"Bizim icraatlarımızın ulaştığı yere bunların hayalleri bile ulaşmaz"
 
Türkiye'yi eğitim, sağlık, adalet, emniyet sütunları üzerinde  yükselteceklerini vurgulayan Erdoğan, bunların üzerine ulaşım, enerji, tarım,  kültür ve dış politikayı bindireceklerini belirtti.
 
Erdoğan, yatırımlarda eğitimi ilk sıraya aldıklarını dile getirerek,  şunları söyledi:
 
"Niye? Eğitimde önde olmayan diğer alanlarda önde olamazdı. Ne günler  geçirdik. Kitap almaya parası olmayan benim vatandaşım bizimle beraber ilk, orta,  lise sıraların üzerinde kitaplarını buldu mu? Ücretsiz olarak kitapları verdik  mi? Biz kitabımızı alamazdık, kırtasiyeci dükkanında sıraya girerdik, kitabı  alamazdık. Ama şimdi ücretsiz olarak bu kitapları biz vatandaşımıza verdik mi?  Sıraların üzerine koyduk mu? Niye bunu yaptık? Ya biz devletiz be bu görevi  yapacağız. Biz bu millete efendi olmaya değil hizmetkar olmaya geldik. Bay Kemal  ne diyor, '16 yıldır ne yaptınız?' diyor. Eline, diline dursun, 16 yıldır ne  yaptık? Yavuz Sultan Selim Köprüsünü kim yaptı, Avrasya Tünelini kim yaptı,  Marmaray'ı kim yaptı, Osmangazi'yi kim yaptı, Atatürk Barajının üzerine Nissibi  Köprüsünü kim yaptı? Ama bu onları da bilmez ki, haberi yok. Cumhuriyet tarihinde  6 bin 100 kilometre yol yapıldı biz şurada 16 senede 20 bin kilometre bölünmüş  yol yaptık Bay Kemal. Sen bu yollardan hiç gidip gelmiyor musun? 25 tane  havalimanı vardı, bunu 59'a kim çıkardı Bay Kemal, Bay Muharrem? Bizim  icraatlarımızın ulaştığı yere bunların hayalleri bile ulaşmaz."
 
Göreve geldiklerinde IMF'ye borcun 23,5 milyar dolar olduğunu  hatırlatan Erdoğan, "2013'te bunu sıfırladık. Bay Kemal sen hesap uzmanısın ya  iyi bilirsin bunu da öğren. Bay Muharrem sen fizik öğretmenisin anlamayabilirsin.  Merkez Bankasının döviz rezervi neydi? 27,5 milyar dolar. Biz bunu şu anda 124  milyar dolara çıkarttık. Bu öyle lafla olmuyor, lafla peynir gemisi yürümez. Biz  icra kadrosuyuz ve biz bunları yaptık. Durmak yok yola devam. Ama yapacak çok  işimiz var. Ben sadece Küçükçekmece, Avcılar, Beylikdüzü burada bir söz vereyim  şöyle, ben sizin belediye başkanlığınızı yaptım mı? Bu kardeşinizi iyi  tanıyorsunuz değil mi? Bu kardeşiniz İstanbul Belediye Başkanlığı'nı kimden aldı?  CHP'den aldı. İstanbul'da çöp dağları var mıydı, susuzluk var mıydı, hava  kirliliği var mıydı? Peki hava kirliliğinden bu kardeşiniz İstanbul'u kurtardı  mı, susuzluktan kurtardı mı? 180 kilometreden Istranca Dağlarını delerek  İstanbul'a su getirdik."
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, hava kirliliğinin kendileri döneminde  giderildiğini vurgulayarak, "Biz geldiğimizde 50 bin eve doğal gaz giriyordu  şimdi İstanbul'da neredeyse doğal gazın girmediği ev kalmadı. Hava kirliliğini de  bununla giderdik." dedi.

ETİKETLER