Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 'İdlib' açıklaması: Atmamız gereken adımları attık, geri dönmemiz mümkün değil

AA |  08 Nisan 2019 Pazartesi - 20:11 | Son Güncelleme : 08 04 2019 - 23:00

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Putin ortak açıklama yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan İdlib ile ilgili yaptığı açıklamada, "İdlib'de şu an itibarıyla atmamız gereken adımları attık, atmaya da devam edeceğiz. Çünkü geri dönmemiz mümkün değil." ifadelerini kullandı.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Suriye'nin  kuzeyinde ülkemizin güvenliği ile Suriye'nin toprak bütünlüğüne tehdit  oluşturacak bir yapıya göz yummayacağımızı ifade ettik." dedi. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kremlin  Sarayı'nda baş başa ve heyetler arası görüşmelerin ardından ortak basın  toplantısı düzenledi.

Rusya'da bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Erdoğan, şahsına  ve heyetine gösterdiği sıcak ve samimi misafirperverliği için Putin'e teşekkür etti.

Türkiye-Rusya Üst Düzey İşbirliği Konseyi'nin Sekizinci Toplantısı'nı  tamamladıklarını belirten Erdoğan, "Gerek ikili gerekse heyetler arası  görüşmelerde iş birliğimizin çeşitli boyutlarını ele alma fırsatı oldu.  İlişkilerimizi tüm alanlarda daha ileri seviyelere taşıma irademizi açıkça ortaya  koyduk. Önümüzdeki dönemde bu hedef doğrultusunda atılabilecek adımları  değerlendirdik. Yoğun temaslarımız ve samimi diyaloğumuz, ikili ilişkilerimize  olumlu yönde etki ediyor. Ticaret hacmimiz, geçtiğimiz yıla kıyasla yüzde 15'lik  bir artışla 26 milyar dolara ulaştı. Bu bir başarı olsa da gerçek potansiyelimiz,  bu rakamın çok daha üzerindedir. Belirlediğimiz hedef malumunuz olduğu gibi 100  milyar dolardır, bu hedefi yakalayacağız. Bugün bu hedefe ulaşmak için yapılması  gerekenlerle bu minvalde, ticaretin önündeki engellerin kaldırılması üzerinde  gerek bakan arkadaşlarımız gerekse bizler durma fırsatı yakaladık." ifadelerini  kullandı.

Putin ile Türk ve Rus iş dünyasıyla bir araya geldiklerini anımsatan  Erdoğan, "Yatırım fırsatlarını ele aldık. Bu toplantımızın, iş çevrelerinin  sorunlarının çözümlerine ve ticaret hacmimizin istediğimiz noktalara ulaşmasına  vesile olacağına inanıyorum." dedi.

Rusya'da yaklaşık bin 300 Türk girişimcinin bulunduğunu bildiren  Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Temelini geçtiğimiz yıl Sayın Putin ile attığımız  Akkuyu  Nükleer Santrali inşaatı hızlı şekilde devam ediyor. TürkAkım deniz bölümü  tamamlandı, kara bölümü için de çalışmalar devam ediyor, bu yıl sonuna kadar onu  da bitirmiş olacağız. Ülkelerimiz arasındaki beşeri ve kültürel ilişkilere de  büyük önem atfediyoruz. Vatandaşlarımız arasındaki bağların güçlenmesi amacıyla  2019 yılını Rusya ile karşılıklı 'Turizm ve Kültür Yılı' ilan ettik. Etkinlikler,  bu akşam Ankara Devlet Opera ve Balesi tarafından Bolşoy Tiyatrosunda  sahnelenecek Troya Operası ile başlayacak. Yıl boyunca icra edilecek kültür sanat  programlarıyla devam edecek." ifadelerini kullandı.

Türkiye'ye 2018'de 6 milyon Rus turistin geldiğini belirten Erdoğan,  "Kültür ve Turizm Yılı etkinlikleriyle bu rekorun 2019'da kırılacağına  inanıyorum. Vize serbestisi sağlanması hususunda gereken adımların süratle  atılması gerekiyor, bu görüşmeleri de yaptık, öyle zannediyorum ki kısa bir süre  içerisinde bu adımlar da atılmış olur. Bunu da değerli dostum sayın Putin ile  ayrıntılı bir şekilde ele aldık." dedi.

Görüşmelerinde, Suriye ve diğer bölgesel konulara ilişkin fikir  alışverişinde bulunduklarını ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:

"Suriye bağlamında, ABD'nin bölgeden çekilme kararını değerlendirdik.  İdlib başta olmak üzere arazideki gelişmeleri gözden geçirdik ve siyasi süreçte  gelinen noktayı görüştük. Suriye'de barış ve istikrarın tesisi yönünde önümüzdeki  dönemde birlikte atabileceğimiz ilave adımları da istişare etti. Rusya ile  müşterek anlayış temelinde milli güvenliğimize kasteden terör odaklarını  Suriye'den söküp atmakta kararlıyız. İdlib'de gerginliği azaltma bölgesinde, yeni  bir insani felaket yaşanmasının önüne geçmiştik. Bugünkü görüşmemizde, İdlib'deki  istikrar ve sükunetin muhafazasına verdiğimiz önemin altını çizdik. Suriye'nin  kuzeyinde ülkemizin güvenliği ile Suriye'nin toprak bütünlüğüne tehdit  oluşturacak bir yapıya göz yummayacağımızı ifade ettik. Bölgenin huzur ve  istikrarı açısından DEAŞ nasıl büyük bir tehdit idiyse YPG, PKK da aynı mahiyette  bir tehdittir. DEAŞ'ın tasfiyesiyle beraber benzeri örgütlerin, bu tehdidin de  bertaraf edilmesi şart. Rusya ile Suriye itilafına ancak siyasi çözümle son  verilebileceği konusunda hemfikiriz. Siyasi süreci ivme kazandırması için  Birleşmiş Milletler ile iş birliği halinde muteber ve dengeli bir anayasa  komitesinin en kısa sürede faaliyete geçirilmesi konusundaki kararlılığımızı bu  vesileyle tekrarladık. Rusya ile ilişkilerimizi karşılıklı saygı temelinde her  geçen yıl daha da ileriye taşıyoruz. Yakaladığımız bu ivmenin sürdürülmesi için  gerekli siyasi iradeye sahip olduğumuzu bugünkü konsey toplantımızla teyit etmiş  olduk."

[[HD_2855328]]

İki ülke arasındaki ticaretin milli paralarla yapılması konusunun  hangi aşamada olduğuna ilişkin bir soru üzerine Erdoğan, "Türkiye-Rusya  ilişkileri içerisinde yerli ve milli para konusu bizim bu görüşmelerimizin zaten  en önemli maddesini oluşturuyor ve bu peyderpey artarak devam ediyor ama şu anda  istenilen noktada dersek doğru olmaz, henüz istenilen noktada değil." karşılığını  verdi.

Türkiye ve Rusya arasındaki ticaret dengesinin Rusya lehine olduğunun  hatırlatılması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun çok açık ve net ortada  olduğunu söyledi.

Türkiye'nin doğal gaz ihtiyacının neredeyse yüzde 50'ye yakın bir  kısmını Rusya Federasyonu'ndan karşıladığını anımsatan Erdoğan, ticaret hacminin  bu denli Türkiye aleyhine olmasının buradan kaynaklandığını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Zaman içerisinde bu çok farklı bir şekilde  gelişebilir ama şu anda eğer bu kadar iyimser bir şey söylemeye kalkarsak bunda  da kendimizi aldatmış oluruz, böyle bir şey söz konusu değil. Çünkü bizim Rusya  Federasyonu'na sattığımız ürünler belli ama oradan da aldıklarımız belli. Şu anda  biz iyi niyetle bu dayanışma içerisinde her şeyden önce gerek enerjiyle ilgili  atılan adımlar, gerek savunma sanayine yönelik atılan adımlar bütün bunları şöyle  masaya yatırdığımız zaman bütçe kalemleri içerisinde neyin ne olduğu ortada.  Bunun için de kendimizi aldatmamıza gerek yok." değerlendirmesinde bulundu.

Tüm meselenin buradaki kalemlerin taraflara ne kazandıracağı olduğunu  ve buna bakılması gerektiğine işaret eden Erdoğan, "Daha çok ihtiyacımızı nasıl  karşılıyoruz biz ona bakacağız." dedi.

Doğal gazın Türkiye için hayati olduğunu, 81 ilde ve 922 ilçenin  yarısından fazlasında doğal gazın ulaştığını belirten Erdoğan, hedeflerinin  ilçelerin tamamına doğal gazı ulaştırmak olduğunu vurguladı.

TürkAkım Projesi'nde denizden geçiş ve karaya ulaşmanın bittiğini  hatırlatan Erdoğan, "Şimdi bir de kara olayı var ki bu da bize düşen önemli bir  adım. İnşallah bunu da yıl sonuna kadar bitirmenin gayreti içerisinde olacağız."  diye konuştu.

Savunma sanayisinde Rusya Federasyonu ile iş birliğinin önem arz  ettiğini aktaran Erdoğan, "Bu konuda da adımlarımızı attık, atıyoruz ve şu an  itibarıyla bütün özlemimiz bir an önce yerli ve milli paraya da geçmektir."  ifadesini kullandı.

İdlib mutabakatı

İdlib mutabakatının yerine getirilemediğine ilişkin bir soru üzerine  Cumhurbaşkanı Erdoğan, İdlib'in Suriye'nin can damarlarından bir bölge olduğunu  vurgulayarak, "Burası, herhangi bir boşalma halinde gelecekleri yer, diğerleri  gibi Türkiye olacak. Bizim için hassas bir bölge... Bu hassasiyeti sebebiyle de  burada Rusya Federasyonu'yla müşterek çalışmamız var. Özellikle de gerek oradaki  koruma amaçlı yaptığımız çalışmalar var, gerekse burada da maalesef bazı terör  örgütlerinin olması sebebiyle işimiz tabii kolay değil." diye konuştu.

Türkiye'nin elinden geleni yaptığını belirten Erdoğan şöyle devam  etti:

"Aynı şekilde Rusya Federasyonu elinden geleni yapıyor. Rejim de  kendine göre bazı çalışmaları yürütüyor. Bütün bunlarla beraber biz, İdlib'de şu  an itibarıyla atmamız gereken adımları attık, atmaya da devam edeceğiz. Çünkü  geri dönmemiz mümkün değil. Onun için de bizim gerek Savunma Bakanlığımız, Rusya  Federasyonu'nun Savunma Bakanlığı, burada alt gruplar karşılıklı olarak bu  çalışmaları sürdürüyorlar, sürdürmeye de devam edeceğiz. Burada sadece İdlib yok,  hala çözülememiş olan bir Münbiç de aynı şekilde söz konusu.

Münbiç ile ilgili burada yine bir çalışma söz konusu. Zira hazırlanmış  olan veyahut da burada ilan edilmiş olan bir yol haritası vardı. Bu yol haritası  90 gün diye ilan edilmişken şimdi artık bu 9 ay oldu, belki daha da uzayıp  gidecek. Böyle bir durum da söz konusu. Fakat benim şahsen şu ana kadar olan  süreçte özellikle Rusya Federasyonu ve Türkiye'nin kendi arasındaki  dayanışmasıdır. Bu çok çok önemli... Her şeyden önce oradaki bir terör  koridorunun aşılmış, yıkılmış olması, çok çok önemlidir. Bunun da ötesinde  Suriye'nin toprak bütünlüğü önem arz etmektedir. Bu toprak bütünlüğünü tesis  etmek için bu dayanışmanın sürdürülmesi gerekmektedir."

Fırat'ın doğusunun bu tehdidi taşıdığına işaret eden Erdoğan, burada  da en önemli adımın Astana Süreci olduğunu söyledi.

Türkiye, Rusya ve İran'ın dayanışmasının devam ettiğini kaydeden  Erdoğan, "Bu sürecin içerisinde Ürdün baştan itibaren vardı. Buna diğer bazı  ülkelerin de katılabileceği istikametinde aramızda bugün görüşmeleri de yaptık."  bilgisini verdi.

"Halk kendi topraklarına yeniden dönebilsin istiyoruz"

Cenevre'yi dışlama gibi bir durumun söz konusu olmadığını dile getiren  Erdoğan, "Bu adımları atmak suretiyle bir an önce neticeye varalım ve burada da  halk kendi topraklarına yeniden dönebilsin istiyoruz. Nitekim buradaki  kararlılıkla 300 bini aşkın insan topraklarına dönebildi. Eğer daha kararlı  olursak, bu rakam çok daha ileri seviyelere gelebilir. Zira şu anda 3 milyon 600  bin insan bizim topraklarımızda, bunların hala bakımı, eğitimi, sağlığı her şeyi  bizim tarafımızdan karşılanıyor. Ama bu adımlar gerçekleşirse bizler de bir an  önce bunların kendi topraklarına gitmesini sağlamış oluruz." ifadelerini  kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir basın mensubunun "İki ülke hem terörle  mücadelede hem de Suriye'deki siyasi geçiş sürecinde ne tür adımları atmayı  planlıyor?" sorusuna şöyle cevap verdi:

"Şu anda bu attığımız adımlar içerisinde İdlib ile ilgili sürece  baktığımızda buradaki kararlığımız aslında netice vermiyor dersek, yanlış olur.  Belli neticeleri burada aldık alıyoruz. Birkaç ay önce İdlib'de durum çok çok  farklıydı, herkes artık buradan taşınmaya başlamıştı. Şimdi tam aksine herkes  İdlib'e geri dönmeye başladı. Ama bu, bizi memnun ediyor mu, hayır. Zira yine  içerideki sıkıntılar kısmen de olsa devam ediyor. Ama oralar da bir Cerablus, El  Bab haline gelebilir. Orada nasıl şimdi sükunet hakimse, orada da aynısı  olabilir. Hatta Afrin nasıl şu anda sükun bulduysa, daha sakin bir hale geldiyse,  artık herkes evlerine, okuluna dönmüşse, gençler artık kendi aralarında futbol  maçlarını oynar hale gelmişse, biz istiyoruz ki bir an önce İdlib'de de bu duruma  kavuşalım, ulaşalım. Bunun için çalışmalarımızı sürdürüyoruz ama bunların  tamamiyle terörden arındırılmış olması lazım."

"YPG bizim için çok açık, net bir terör örgütüdür"

Terörün hangi cenahtan gelirse gelsin terör olduğunu vurgulayan  Erdoğan, "Bunlara karşı da tavrımızı çok açık net bugüne kadar koyduk, koymaya da  devam edeceğiz. Bu kararlığımız devam ediyor." şeklinde konuştu.

Asıl amaçlarının Suriye'nin toprak bütünlüğünü korumak olduğunu  belirten Erdoğan, "YPG'nin Tel Rıfat'ta oluşturmaya çalıştığı terör eylemlerine  biz fırsat vermeyeceğimizi hep söyledik. YPG bizim için çok açık, net bir terör  örgütüdür. Her zaman bunu söylüyoruz. Bu terör örgütüyle biz Afrin'de de mücadele  ettik. Aynı şekilde buralarda da bu mücadelemizi sürdüreceğiz." dedi.

YPG'nin, PKK'nın yan kolu olduğuna işaret eden Erdoğan, "Bunu, biz  gayet iyi biliyoruz. Bütün belgeleriyle, her şeyiyle elimizde bunlar zaten  mevcut. Bunu böyle bildiğimiz halde, biz YPG'yi terör örgütü değildir, diye  bakamayız. Böyle bir şey söz konusu değil. Üzerine üzerine de bunların gidiyoruz,  gideceğiz. Yakaladıklarımız, yakalamakta olduklarımız, hepsini biliyoruz.  Afrin'deki vermiş olduğumuz o mücadelede, YPG'nin bütün hücrelerine varıncaya  kadar, her şeyi zaten kayıtlarıyla çıkardık. Bunlar elimizde, bunları da gayet  iyi biliyoruz. Tel Rıfat, bunlardan müstağni değildir." değerlendirmesinde  bulundu.

"Bir şeyin akdini yapmışsak, sözleşmesini yapmışsak bu iş bitmiştir"

Türkiye ve Rusya'nın "Egemenliği kayıtsız şartsız milletine ait iki  ülke" olduğunu ve egemenlik hakları üzerinde birilerinin tasarrufta bulunmasına  asla fırsat veremeyeceğini vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:

"O zaman millet olamayız, o zaman devlet olamayız. Bizim bağımsız bir  devlet olmamızın, bir bağımsız millet olmamızın altında bu yatmaktadır  dolayısıyla da attığımız adımlarda, aldığımız kararlarda bu incelik vardır.  Üçüncü taraflar atacakları adımları herhalde bize sorarak atmıyorlar. Biz de  dolayısıyla atacağımız adımları önce kendi içimizde değerlendirmelerini yaparız,  istişarelerimizi yaparız ondan sonra da adımlarımızı atarız. Bu, enerjide  böyledir, bu, savunma sanayinde böyledir, bu, ülkenin kendine ait savunma  ihtiyaçlarını giderirken atacağı adımlarda da böyledir.

Biz şu ana kadar özellikle gerek Rusya Federasyonu'yla attığımız  adımlarda bu hassasiyetlere, bu inceliklere bakarak bu adımlarımızı atıyoruz ve  bundan sonra da bu şekilde atacağız. Biz S-400 konusunda yol haritamızı zaten  belirlemişiz, çizmişiz, adımlarımızı atmışız, her şey bitmiş ve bizden kalkıp da  bundan sonra 'gel buradan vazgeç' gibi temennilerde bulunanlar veyahut da böyle  bize bazı tavsiyelerde bulunanlar demek ki bizi de tanımıyor olacaklar. Bu  konuyla ilgili olarak bir şeyin akdini yapmışsak, sözleşmesini yapmışsak bu iş  bitmiştir, ona göre biz yolumuza devam ediyoruz, devam edeceğiz. Bu da bizim  egemenlik hakkımızdır, bu bizim tasarrufumuzdur, bundan kimse bizden vazgeçmemizi  isteyemez."

PUTİN: HİZMET PASAPORTUNA SAHİP VATANDAŞLAR DA FAYDALANACAK

ÜDİK kapsamında iki ülke ilişkilerine dair çok sayıda konuyu  derinlemesine istişare ettiklerini belirten Putin, "Görüşmelerimizde ikili  ekonomik ilişkilerimizi ayrıca değerlendirdik. Türkiye ve Rusya yatırım fonları  arasında da bugün 1 milyar dolarlık ortak yatırım fonu oluşturuldu." ifadesini  kullandı.

Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nde çalışmaların devam ettiğini aktaran  Putin, "Projede ilk ünitenin, Türkiye Cumhuriyeti’nin 100’üncü yılında 2023’te  devreye alınmasını öngörüyoruz." diye konuştu.

TürkAkım doğal gaz boru hattı projesinin de planlandığı şekilde devam  ettiğini vurgulayan Putin, "Projede deniz kısmı ile kara kısmının kaynak  çalışmaları tamamlandı. Türk tüketiciler yıl sonuna kadar buradan doğal gaz  alabilecekler. Daha sonrasında da Rus gazının Avrupa’ya gönderilmesi için  çalışmalarımızı sürdüreceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.

Putin, Türkiye ve Rusya arasında S-400 dahil olmak üzere askeri-teknik  alanda da iş birliğinin arttığına işaret ederek, "Türkiye ile ekonomi ve bölgesel  güvenlik konusunda bütün zorluklara rağmen oldukça verimli bir iş birliği  yürütüyoruz. Kültürel ve beşeri alanlardaki iş birliğimizi de ele aldık. Türkiye,  Rus turistlerin gözdesi haline gelmiş durumda. Türkiye’nin Rus vatandaşları için  sağladığı güvenli tatil imkanı bu alandaki gelişmelere önemli katkı sağlıyor."  ifadelerini kullandı.

Rusya’nın Türk vatandaşlarına yönelik uyguladığı vize konusunun da  ÜDİK kapsamında ele alındığını belirten Putin, "Tır şoförlerinin yanı sıra,  hizmet pasaportuna sahip vatandaşların da vizesiz rejimden faydalanması kararını  aldık." dedi.

Suriye

Suriye’de iş birliğinin büyük önem arz ettiğini anlatan Putin,  "Türkiye, Rusya ve İran, Astana formatı çerçevesinde hep beraber iş birliğine  devam edecekler. Önemli olan sahadaki duruma yoğunlaşmak, Birleşmiş Milletler  Güvenlik Kurulu’nun 2254 sayılı kararı çerçevesinde siyasi süreci aktif hale  getirmektir. Anayasa komitesinin faaliyetlerine başlamasına katkı sağlamamız  gerekiyor." diye konuştu.

Konuşmasında, Türkiye ve Rusya arasında İdlib’e ilişkin varılan "Soçi  mutabakatına” da değinen Putin, şunları kaydetti:

"İdlib’in istikrara kavuşması için elimizden geleni yapacağız. Burada  terörün kökünü kurutmamız gerekiyor. Soçi’deki bütün anlaştıklarımızı hayata  geçiremedik. Ama bu sorun çözülür. Daha önce iki ülke savunma bakanları  görüşmelerinde bu konuyu istişare etmişti. Bu konuda bir ilerleme kesinlikle söz  konusu. Bütün terör merkezlerinin tasfiye edilmesi gerekiyor. Barışçıl sürecinin  sağlanması için bütün sorunları birlikte çözmemiz gerek."

Ekonomik ilişkiler

Rusya ve Türkiye arasındaki ticaretin daha dengeli olması için  çalıştıklarını aktaran Putin, "Ancak ticaretimizin bütün alanlarında durumun  Rusya’nın lehine olduğuna söylemek yanlış olur. Doğal gaz konusunda, fiyatlar  Gazprom’un kendi iradesi dışında, piyasa şartları doğrultusunda oluşuyor. Rusya  her zaman fiyat ve hacim konusunda tüm yükümlülüklerini yerine getiriyor. Bu da  Türkiye ekonomisini geliştirmek açısından sağlam temeller oluşturuyor."  ifadelerini kullandı.

Putin, Türkiye ve Rusya’nın, ekonomik bağımsızlıklarını temin etmek  için ellerinden geleni yaptıklarını belirterek, "Ödemelerimizde milli paraların  daha fazla kullanılması gündeme geldi. İkili ekonomik ilişkilerimizin daha da  katkı sağlayacaktır. İki ülkenin sosyal yaşamına da daha fazla katkı  sağlayacaktır. Türkiye ile birlikte milli paralarla ticaret dahil, ekonomik  bağımsızlığımızı temin etmek için elimizden geleni yapıyoruz." diye konuştu.

3 anlaşma imzalandı

Ortak basın toplantısı öncesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rusya Devlet  Başkanı Putin'in huzurunda anlaşmaların imza töreni gerçekleştirildi.

Buna göre, "Türkiye Varlık Fonu Yönetimi AŞ ve RDIF Management Company  Arasında Ön Protokol"e Türkiye Varlık Fonu Müdürü Zafer Sönmez ile Rusya  Federasyonu Doğrudan Yatırım Fonu Başkanı Kirill Dmitriev imza attı.

"Türk Patent ve Marka Kurumu ile Rusya Federasyonu Federal Fikri  Mülkiyet Servisi (Rusya Federasyonu) arasında Hızlandırılmış Patent İncelemesine  (PPH) İlişkin Mutabakat Zaptı" Türkpatent Başkanı Prof. Dr. Habip Asan ve  Rospatent Başkanı Grigoriy Ivliev tarafından imzalandı.

"Türkiye Cumhuriyeti Türk Standardları Enstitüsü (TSE) ile Rusya  Federasyonu Federal Teknik Düzenlemeler ve Metroloji Ajansı (ROSSTANDART)  Arasında Standardizasyon ve Uygunluk Değerlendirme Alanlarındaki Mutabakat  Zaptının 2019-2022 Dönemi Uygulama Planı"nı ise TSE Başkanı Adem Şahin ve  Rosstandart Başkanı Alexey Abramov tarafından imza altına alındı.