Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan flaş YKS açıklaması

26 Haziran 2020 Cuma - 16:40 | Son Güncelleme : 26 06 2020 - 20:45

Cumhurbaşkanı Erdoğan, video konferans katıldığı toplantıda YKS'ye girecek gençlerin sorularını yanıtladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'YKS neden ertelenmedi?' sorusuna da yanıt verdi. "Her vatandaşımızın ve kurumumuzun tıpkı gerçek hayattaki gibi sosyal medyada da itibarlarını koruma hakları olmalıdır." diyen Erdoğan, "Bu konuda güçlü bir hukuki altyapı oluşturmanın hazırlığındayız. Milletimizi sadece içeriğiyle zengin değil, güvenilir bir internet mecrasına yapacağımız yasal düzenlemelerle kavuşturacağız." ifadelerini kullandı.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,  Yükseköğretim Kurumları Sınavı'nın (YKS) sağlıklı ve  huzurlu bir şekilde geçmesi  için gerekli tüm tedbirlerin alındığını belirterek, "Gençlerimizden yarın ve öbür  gün sadece önlerindeki sorulara ve hedeflerine odaklanmalarını istiyorum." dedi. 
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, YKS'ye girecek öğrencilerle video konferans  aracılığıyla buluştu.
 
Erdoğan, sohbet öncesinde yaptığı konuşmada, gençlerle bir araya  gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Sınava girecek tüm öğrencilere  başarılar dileyen Erdoğan, "Rabb'imden emeğinizin, gayretinizin, çabanızın  karşılığını hayal ettiğiniz şekilde vermesini niyaz ediyorum." diye konuştu.
 
Video konferansa Muğla'dan bağlanan Kardelen Büyükavcu, yarın YKS'ye  gireceğini belirterek, sınav tarihinin önce ertelenip ardından öne çekilmesiyle  salgın nedeniyle YKS'nin ertelenmesi yönündeki taleplerinin kabul görmemesinin  nedenlerini sordu.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu tür sınavların tarihlerinin aylar öncesinden  ilan edildiğini hatırlattı. YKS'nin tarihinin de çok önceden kamuoyuna  açıklandığını vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:
"Koronavirüs salgını ülkemizdeki her şey gibi sınav takvimlerini de  maalesef etkiledi. ÖSYM ve YÖK salgının tüm hızıyla devam ettiği dönemde tedbir  amacıyla yeni bir sınav tarihi belirledi. Dünyanın ve ülkemizin önündeki  belirsizlikler sebebiyle her alanda olduğu gibi sınav tarihlerinde de bu tarz  tedbirli davranışlar kaçınılmaz bir durumdu. Yeni tarih, belirsizliğe karşı bir  tedbir olarak tespit edilmiştir."
 
 
"Gençlerimize pek çok ilave avantaj sağladık"
Türkiye'nin dünyada salgınla mücadeleyi en başarılı yürüten ülkeler  arasında yer aldığına değinen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Salgının kontrol altına alınmasıyla birlikte 11 Mayıs tarihinden  itibaren normalleşme takvimini biliyorsunuz açıklamaya başladık. Bu çerçevede  sınav tarihleri konusunda da hassas bir çalışma yürüttük. Milli Eğitim  Bakanlığımız ve YÖK'te yapılan hazırlıklar yanında, pedagoglar, öğrenciler ve  veliler birlikte yoğun istişareler gerçekleştirdik. Tüm bu çalışmalar sonunda  sınavın asıl tarihine en yakın zamanda yapılmasının öğrencilerimiz için daha  doğru, daha hayırlı olacağı görüşü ortaya çıktı. Bunun üzerine sınav tarihi ilk  açıklanan tarihe en yakın zaman olan 27 ve 28 Haziran olarak belirlendi. Böylece  yıllardır zaten ilk tarihe göre hazırlık yapan öğrencilerimizin gereksiz yere  yaklaşık bir ay daha sınav stresi yaşamalarının önüne geçildi. Sadece bununla  kalmadık. Sınavdan sorumlu olunacak konuların azaltılmasından sınav süresinin  uzatılmasına kadar gençlerimize pek çok ilave avantaj sağladık. İkinci aşama  sınavdaki baraj puanlarını düşürerek, daha çok gencimizin cazip bölümlere  girebilmesini temin ettik. Bazılarının bu tarihin turizm sektörünü canlandırmak  amacıyla belirlendiğini iddia etmesi, tamamıyla spekülasyondur. Gençlerimizin  geleceğinin böylesine basit bir tercihe kurban edileceğinin düşünülmesi dahi  sağlıksız bir zihniyetin ifadesidir. Her birini kendi evlatlarımla eş gördüğüm  tüm öğrencilerimize, gençlerimize sınavda başarılar diliyor, her birinin  gözlerinden öpüyorum. Sınavın sağlıklı ve  huzurlu bir şekilde geçmesi için  gerekli tüm tedbirler alınmıştır. Gençlerimizden yarın ve öbür gün sadece  önlerindeki sorulara ve hedeflerine odaklanmalarını istiyorum.
 
"2021 yılı sonuna kadar 72 bin yeni yurt yatağı"
Van'dan bağlanan Fatmanur Bildirici de imam hatip lisesi mezunu  olduğunu belirterek, "Bir imam hatipli olarak bizim için en büyük örneksiniz."  dedi. Bildirici'nin yurtlar ve burslar konusunda atılacak yeni adımlar olup  olmadığını sorması üzerine Erdoğan, göreve geldiklerinde Türkiye'de verilen burs  miktarının sadece 45 lira olduğunu hatırlattı.
 
Burslarda çok farklı bir noktaya gelindiğine işaret eden Cumhurbaşkanı  Erdoğan, lisans öğrencilerine 550 lira, lisans üstü öğrencilere 1100 lira,  doktora öğrencilerine ise 1650 lira kredi veya burs imkanı verdiklerini söyledi.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
"Bakın işin başladığı an 45 lira, ondan sonraki süreçte ise iş önce  lisansta 550 lira daha sonra bu rakam ciddi manada yükselerek kredi veya burs  noktasında 1100 liraya çıkarıldı. Ama doktora öğrencilerinde ise bu rakam 1650  liraya çıkarıldı. Başvuran her öğrencimiz kredi veya burs alabiliyor. Kredi veya  burs alan öğrenci sayımız bu yıl 1 milyon 600 bini buldu. Kredi ve burs  rakamlarını da her yıl artırıyoruz. Burada biliyorsunuz göreve geldiğimizde bir  de öğrenci harçları vardı. Öğrenci harçlarından dolayı da ciddi manada sıkıntılar  yaşanıyordu. Öğrenci harçlarını da kaldırdık. Artık harç diye bir durum söz  konusu değil. Öğrencilerimiz artık harç ödemiyor. Barınma konusuna gelince bu  konuda da önemli projeler hayata geçirdik. Yıl sonuna kadar 17 bin 450 yeni yurt  yatağını daha hizmete alacağız. 2021 yılı sonuna kadar 72 bin yeni yurt yatağını  daha hizmete sunmayı planlıyoruz. Bu yurtların bir kısmı kamu yatırımı olarak  inşa edilecek, bir kısmı da kiralama yoluyla hizmete açılacak. Amacımız her  gencimizi eğitim öğretimini rahatça sürdürebilmesini sağlayacak barınma, beslenme  ve gelir imkanlarına kavuşturmaktır. Büyüyen, gelişen, kalkınan Türkiye'nin  yetişmiş insan ihtiyacı her yıl katlanarak artacaktır. Eğitimi diğer  kademeleriyle birlikte yükseköğretimde de altyapıyı sürekli güçlendirerek bu  potansiyeli desteklemekte kararlıyız. Sizlerden tek isteğim, bütün enerjinizi ve  vaktinizi kendinizi daha iyi yetiştirmeye vermenizdir. Onun dışındaki tüm  sorunları çözmek, zaten bizim görevimizdir. Bu da milletin bize verdiği  görevdir." 
Video konferansa Rize'den bağalanan Umut Çorbacı, eskiden üniversiteye  gitmenin, diploma sahibi olmanın değer verilen bir şey olduğunu, bugün aynı  değeri görmediğini ifade ederek, "Bunun sebebi de diplomanın iş bulurken eskisi  kadar değerli olmayışı. Üniversite okuduğu ve bitirdiği halde işsiz olan gençlere  söyleceğiniz şey ve düşünceniz nedir?" şeklindeki sorusuna Erdoğan, her şeyden  önce işsizliğin ister genç olsun ister ileriki yaşta olsun, çalışmak, kendini ve  ailesini geçindirmek mecburiyetinde olan herkes için çok ciddi bir sıkıntı  olduğunu söyledi.
 
Türkiye'de şehirleşme oranının artmasıyla birlikte tarım kesiminde  gizlenen gerçek işsizliğin kendini belli etmeye başladığını dile getiren Erdoğan,  "Biz son 18 yıldaki atılımlarımızla hem ilk ve orta öğretimde hem yükseköğrenimde  altyapıyı güçlendirerek nüfusumuzun genel eğitim seviyesini fevkalade  yükselttik." diye konuştu.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, üniversite öğrencisi sayısının 1 milyon 650  binlerden 8 milyon rakamına dayandığını aktararak, eğitim seviyesi yükseldikçe  gençlerin hayata atılma yaşının da ileriye doğru gittiğini söyledi.
 
Eskiden liseyi bitirip askerliğini yapan kişilerin en geç 21, 22  yaşında hayata atılırken, şimdi lisans, yüksek lisans derken bu çıtanın 30 yaşa  ulaştığını belirten Erdoğan, mesleki eğitimin 28 Şubat döneminde sırf imam hatip  okullarının önünü kesmek için getirilen engeller sebebiyle cazibesini  yitirmesinin de hayata atılma yaşının yükselmesinde etkili olduğunu anlattı.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bir tarafta sanayide çok ciddi bir tekniker, teknisyen, usta, tarım  kesiminde çalışacak insan açığımız var, diğer tarafta ciddi bir genç işsizlik  var. Bu çarpık tabloyu değiştirmemiz gerekiyor. Tabii hepsinden önemlisi  gençlerimize, eğitimlerine, birikimlerine, kabiliyetlerine, hedeflerine uygun iş  alanları oluşturmaktır. Bu da ülkenin genel ekonomik ve sosyal gelişmişliğiyle  ilgilidir. Türkiye için 2023 hedeflerimizi belirlerken gençlerimiz başta olmak  üzere, çalışmak isteyen her vatandaşımız için bu imkanı sağlama gayesiyle hareket  etmiştik. Ülkemizin son 7 yılda yaşadığı onca badireye rağmen bu hedefimize sıkı  sıkıya bağlıyız. Ekonomide hem dış saldırılara karşı aldığımız tedbirlerin hem de  büyümeyi ve kalkınmayı hızlandırmak için attığımız adımların meyvelerini yavaş  yavaş alıyoruz."
 
"Türkiye'nin önünde çok büyük bir potansiyel var"
Salgın döneminin tarım başta olmak üzere, temel üretim alanlarında  öncelikle kendi kendine yeterli olmanın, onun ötesinde dünyanın taleplerine cevap  verebilmenin ne derece önemli olduğunu gösterdiğine işaret eden Erdoğan, şunları  kaydetti:
"Bu bakımdan Türkiye'nin önünde çok büyük bir potansiyel var.  Önümüzdeki bu fırsatı değerlendirerek kendilerini geliştiren, birikimi ve  yeteneğiyle öne çıkan her gencimize gönül huzuru ile çalışabileceği iş alanı  sağlama konusunda kararlıyız. Ancak her üniversite mezununun kamuda istihdam  edileceği gibi bir yanlışa da düşülmemesi gerekiyor. Kamunun görevi iş yapmak,  üretmek, kazanmak isteyen herkese ön açmak, destek vermek, yol göstermektir. Asıl  istihdam özel sektörde, üretimde, sanayide, yüksek teknolojide, ticarette,  tarımda olacaktır. Gençlerimizden kendilerine ve kabiliyetlerine güvenmelerini,  geleceklerini özel sektörde aramalarını istiyorum. Kaldı ki dünyanın hiçbir  yerinde her üniversite mezununa hemen iş hazırlığı diye bir şey de söz konusu  değildir.
 
Örneğin dünyanın değişik ülkelerinde ara eleman diye bir konu söz  konusudur. Özellikle ara elemanlar daha çok da tabii ki bu teknik liseler, ara  elemanları yetiştirir ve bu ara elemanlar da kamuda görev almaktan çok özel  sektörde görev alabilme, oralarda bu imkanı yakalayabilme şansına sahiptir.  Ülkemizde de şu anda bazı illerimiz var ki bu ara elamanları bulabilmede çok  ciddi sıkıntıları vardır. Örneğin Gaziantep bunlardan biridir.  Orada birçok  fabrika ara eleman bulabilmekte her zaman sıkıntıdadır. Bunları süratle aşmamızda  fayda var. Aynı şey Malatya, Adana için geçerlidir. Bu konuda bizler yeter ki  kararlı olalım, biz kendi mesleğimizle bir ara eleman olarak iş bulmada adımı  attığımız zaman iş var. Kamuda da yine aynı şekilde lisans üstü, yüksek lisans bu  alanlarda da açılan imtihanlarla bizler bütün evlatlarımıza inşallah iş bulma  noktasında imkanları hazırlıyoruz."
 
 
"Meslek liselerimiz bu süreç içerisinde hiç boş durmadılar"
Kayseri'deki Ahi Evran Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencisi  Ahmet Can Erdoğan da meslek liselerinin Kovid-19 ile mücadele döneminde yaptığı  çalışmaları anlatarak, "İmam hatiplerle birlikte bize de darbe vuruldu. Bize de  sahip çıkmanızı istiyoruz." dedi.
 
Bunun üzerine Erdoğan, Kovid-19 sürecinde maske, dezenfektan, tulum  gibi ürünlerle ilgili meslek liselerinin sürece verdiği desteği memnuniyetle  karşıladıklarını belirterek, bundan dolayı da meslek liselerine teşekkür etti.
 
Erdoğan, "Yani meslek liselerimiz bu süreç içerisinde hiç boş  durmadılar ve onlar da bu tür maske, tulum bunları üretmek suretiyle hakikaten  sürece çok ciddi katkı sağladılar. Bundan sonraki süreçte de artık meslek  liselerimiz kendilerine verilmiş olan atölyelerdeki bu makineleri sadece  seyretmeyecekler, oralardan bu ürünleri veya daha değişik ürünleri de üretme  fırsatını bulacaklar. Bu bir fırsattı. Tabii bu sadece maske, tulum, bunlarla  ilgili değil. Bir de mobilyayla ilgili birçok meslek liselerimiz var. Buralarda  da yine mobilya sektörüne yönelik birçok adımları atmak mümkün olacak ve onlar da  yine o sektörde adeta bir tahrik gücü oluşturacaktır." değerlendirmesinde  bulundu.
 
Ülkenin tüm çocuklarının, gençlerinin, hangi okullarda okurlarsa  okusunlar evladı olduğunu vurgulayan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"İnsan evlatlarını birbirinden ayırt edebilir mi? Benim için de imam  hatipli neyse meslek liseli de Anadolu liseli de diğer okullarda okuyan  çocuklarımız da hep birdir. İmam hatip meselesini çok fazla dile getirmemin  sebebi 28 Şubat dönemindeki adeta bu okulları kökünden kazımak için haksız,  hukuksuz, adaletsiz saldırılara dikkat çekmektir. Sayıları 60 bine kadar düşen  imam hatip okulu öğrencileri, bugün 1 milyon 270 binlere kadar çıkmışsa burada  gerçekten kasıtlı bir ön kesme gayreti var demektir. Aynı şekilde meslek  liselerinin öğrenci sayısını 800 binlere kadar geriletmişlerdi. Biz bunu da 1  milyon 400 binin üzerine çıkardık. Fen lisesinde bu sayıyı 12 binden 123 bine,  Anadolu liselerinde 218 binden 1 milyon 585 bine yükselttik. Tüm okullarda hem  sayıyı hem kaliteyi yükselterek evlatlarımızın tamamına yapılan haksızlıkları  giderdik. Katsayı gibi suni engelleri kaldırarak tüm gençlerimizin yarışa eşit  şartlarda girmelerini sağladık. Üniversite kontenjanlarını sınava girenlerin  10'da birine yetecek seviyeden neredeyse sınava giren herkesin talebini  karşılayacak düzeye çıkardık. Bunların hepsi burada bir baba şefkatiyle  evlatlarına eşit mesafede bulunmanın bir gereğidir. Bundan sonra da bu yine böyle  olacaktır."
 
 
"Milletimizi güvenilir bir internet mecrasına kavuşturacağız"
Diyarbakır Güzel Sanatlar Lisesinden mezun olan Ozan Ferhat Aktaş'ın,  sosyal medyaya ilişkin sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu yanıtı verdi:
"Özellikle gerçeklere gözümüzü kapatacak veya sırtımızı dönecek kadar  hayattan kopuk değiliz. Her şeyden önce ben bir siyasetçiyim. Bir siyasetçi  olarak da gerçeklere gözümü kapamam veyahutta sesleri duymamam söz konusu değil.  Hem göreceğim hem de bu sesleri duyacağım. Günümüz dünyasında dijital  platformların ve sosyal medyanın asla ihmal edilemeyecek derecede önemli bir  mecra olduğunu biliyoruz. Sosyal medyadan nefret etsek böylesine yaygın ve etkin  şekilde kullanmazdık. Ülkemizde 16,2 milyonu bulan takipçiyle Twitter'da en çok  izlenen kişi olduğumu burada hatırlatmak isterim. Buradaki asıl mesele sosyal  medyanın ve internet platformlarının her türlü yalanın, iftiranın, sapkınlığın  serbestçe dolaşabildiği bir mecra haline getirilmesidir. Yanlış içeriği  kaldırmadığı gibi, düzeltilmesine de izin vermeyen internet mecralarının mahkeme  kararlarını dahi hiçe saymasını görmezden mi geleceğiz? Sizlerden birinin  telefonuna sızılsa kendinizin veya kardeşinizin mahrem görüntüleri çalınıp,  Twitter'da, Facebook'ta veya benzeri yerlerde yayınlansa ne olacak biliyor  musunuz? Çaresiz kalacaksınız. Çünkü bu mecralar bazı ülkelerde yaptıklarının  aksine Türkiye'de mali ve hukuki muhataplıklarını sağlayacak temsilcilik açmaktan  ısrarla kaçınıyorlar. Halbuki her vatandaşımızın ve kurumumuzun tıpkı gerçek  hayatta olduğu gibi sosyal medya ve dijital platformlarda da maddi ve manevi  itibarlarını koruma hakkı olmalıdır. Gençlerimiz başta olmak üzere, tüm  vatandaşlarımızın sosyal medyayı etkin ve aynı zamanda ahlaki zeminde  kullanabilmelerini sağlamak devlet başkanı olarak görevimdir. Bu konuda güçlü bir  hukuki altyapı oluşturmanın hazırlıkları içindeyiz. Milletimizi sadece içeriğiyle  zengin değil, aynı zamanda güvenilir 
 
 Tekirdağ'dan Sude Beyazova'nın "2023 seçimlerinde ben ve benim gibi  ilk defa oy kullanacak gençlerin desteğini almayı nasıl planlıyorsunuz?" sorusuna  Erdoğan, Türkiye'yi 18 yılda çağ atlatarak bugünkü seviyesine getirenin kendi  politikaları olduğunu söyledi.
 
Erdoğan, kurucusu olduğu AK Parti'nin en önemli özelliğinin sürekli  kendini yenileme, geliştirme kabiliyetine sahip bulunması olduğunu ifade ederek,  gençlik kollarında 19-20 yaşında ilk defa siyasete atılanların bugün genel başkan  yardımcısı, milletvekili ve belediye başkanı olarak görev yaptığını dile getirdi.
 
Yaşı 18 olan gençlerin siyasette aktif olarak görev almaya davet  ettiğini söyleyen Erdoğan, göreve geldiklerinde seçme yaşının 18, seçilme yaşının  30 olduğunu, önce seçilme yaşını 25'e, sonra da 18'e indirdiklerini, seçme ve  seçilme yaşının 18 olduğunu kaydetti.
 
Gençlerin de her an partisinden ve diğer partilerde de kabul görmesi  halinde seçilme hakkına sahip olduğunu vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Böylece ülkemizin ve siyasetin ihtiyacı olan değişimi bizzat sizler  hayata geçirebilirsiniz. Eğitimden sağlığa, haberleşmeden spora kadar her alanda  yaptığımız hizmetlerin, ortaya koyduğumuz eserlerin amacı sizin için en mükemmel  altyapıyı oluşturmaktır. Gençlerimizi dünyaya açan internetten, cep telefonuna  kadar tüm araçlar bizim dönemimizde yaygınlaşıp gelişmiştir. Genç yaşta siyasete  atılmış birisi olarak hep gençlerle birlikte yol yürümeye özel önem verdim. Şu  anda da hem partimde hem Cumhurbaşkanlığında hem bürokraside yakın çalıştığım  ekibimin çok büyük bölümü genç denilebilecek yaşlardaki arkadaşlarımızdan  oluşuyor."
 
Gerek sivil toplum yapıları gerek spor platformları gerek partideki  gençlik kolları vesilesiyle her fırsatta gençlerle yüz yüze görüştüğünü,  dertleştiğini belirten Erdoğan, "Şu anda partimde gençlik kollarında üye sayımız  1 milyon civarındadır. 1 milyon civarında genç üyem var, 30 yaşını aştığı anda  bunlar ana kademeye sıçrar. Ondan sonraki süreçte de ana kademede hizmet vermeye  başlarlar. Şu anda partimin toplam üye sayısı gençlik kolları, kadın kolları ve  ana kademe olarak 10 milyon 400 bini aşmıştır." diye konuştu.
 
Erdoğan, yeni yönetim yapısını oluştururken Gençlik ve Spor  Bakanlığını kurmalarının gençlere verilen özel önemin ispatı olduğunu dile  getirerek, "Gençlerimizin enerjilerinin ve dünyalarının büyüklüğünün gayet iyi  farkındayım. Gençlerimizin dünyalarına girmeye, onları anlamaya, hayallerini  hayata geçirmeye gayret gösteriyoruz. İnşallah sizlerle birlikte bunu başaracak  ve geleceğimizi birlikte inşa edeceğiz. Biz ülkemizi 2023 hedeflerine ulaştırmaya  çalışırken sizlere de 2053 ve 2071 vizyonlarını emanet ediyoruz." ifadelerini  kullandı.
 
Corona virüs tedbirleri
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya'dan Alara Şişmanoğlu'nun  yeni tip koronavirüs salgınıyla ilgili sorusu üzerine, "Ülkemizde ilk vakanın  tespit edildiği 10 Mart tarihten bugüne kadar koronavirüs salgınına karşı dünyaya  örnek teşkil eden bir mücadele yürüttük." dedi.
 
Sağlık altyapısı ve genel sağlık sigortasının gücünü ve kapasitesini  bu salgında test etme imkanı bulduklarını ifade eden Erdoğan, gerek teşhis ve  tedavi yöntemlerinde gerek yoğun bakım ve vefat sayılarında gerekse virüse karşı  alınan önlemlerde dünyanın kalanıyla olumlu yönde ayrışıldığını söyledi.
 
Erdoğan, dünyada salgın sürecini en şeffaf yöneten ülkelerden biri  olarak milletten ve uluslararası kamuoyundan hiçbir şeyin gizlenmediğini,  gelişmiş ülkelerin dahi çaresiz kaldığı veya vatandaşlarını çaresiz bıraktığı tüm  sınamalardan Türkiye'nin alnının akıyla çıktığını kaydetti.
 
Salgının belirli bir seviyenin altına düşmesiyle birlikte alınan sıkı  tedbirlerin bir kısmının gevşetildiğini belirten Erdoğan, konuşmasını şöyle  sürdürdü:
"Günlük vaka ve ölüm sayısının henüz istediğimiz seviyelere düşmemiş  olması dikkati ve tedbiri elden bırakmamamız gerektiğine işaret ediyor. Bu konuda  en büyük görev gençlerimize düşüyor. Esasen gençlerimiz yaşları ve sağlık  durumları itibarıyla salgından en az etkilenen kesimdir. Bununla birlikte  gençlerimizin aile büyüklerinin ve genel olarak toplumun yararı için özellikle  temizlik, mesafe, maske yani TMM dediğimiz ilkelere sıkı sıkıya uyması gerekiyor.  Dünyanın pek çok ülkesinde yaşlılar bakım evlerinde ve kendi evlerinde adeta  ölüme terk edilirken biz büyüklerimizin üzerine ihtimamla titredik."
 
Erdoğan, büyükleri salgından korumak için önce 20, sonra da 18 yaş  altı gençlere uzun süre sokağa çıkma sınırlaması uygulandığını, halen 65 üstü  için sabah 10.00 ve akşam 20.00 saatleri dışında bu sınırlamanın sürdürüldüğünü  anlattı.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
"Başımızın tacı, gönlümüzün sultanı olan büyüklerimiz, kronik  hastalarımız ve genel olarak toplum sağlığımız için hep birlikte kurallara uymaya  devam edeceğiz, bundan da asla taviz vermeyeceğiz. Çünkü vereceğimiz taviz, şunu  bilmemiz gerekir ki, bu büyükerimizi Allah göstermesin kaybetme gibi bir durumla  bizi karşı karşıya getirebilir. Ama birçok yerde, mesire yerlerinde, piknik  alanlarında maalesef bunlara hiç mi hiç dikkat edilmiyor. Hatta hatta el ele, kol  kola çeşitli etkinlikler yapılıyor ve bu etkinlikler bize ciddi manada endişe  veriyor. Bu konuda sizler aracılığıyla tüm milletime sesleniyorum, gelin maske,  mesafe ve temizlik kuralını her yerde uygulayayım."
 
Gençlerle sohbetinin sonunda tüm öğrencilere bu hafta sonu girecekleri  sınavda başarı dileyen Erdoğan, "Aman heyecanlanmayın, aman sakin olun.  Sakinlikle ve sükunetle inanıyorum ki sizler büyük bir başarıyla bu sınavlardan  çıkacaksınız. Rabb'im zihninizi ve bahtınızı açık etsin. Sizlerle bir sonraki  buluşmamızı üniversite öğrencisi sıfatıyla yapacağımıza inanıyorum. Ailerinize ve  arkadaşlarınıza da sevgilerimi, selamlarımı iletin." dedi.
 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ozan Ferhat Aktaş'ın söylediği türküye eşlik etti.

Erdoğan, türküye eşlik etti
Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra Diyarbakır'dan yayına katılan Ozan  Ferhat Aktaş ve arkadaşlarının saz ve gitar eşliğinde seslendirdiği Celal  Güzelses'in Fincanın Etrafı Yeşil adlı türküsüne eşlik etti.
 
Türkü sona erdiğinde Erdoğan'ın, "Bu kadar mı? Sen şimdi bir kupleyle  atlattın bizi." demesi üzerine Aktaş, "Ancak bu kadar oldu, hatalar affola Sayın  Başkanım." ifadesini kullandı. Erdoğan bunun üzerine Aktaş'a "Ama maşallahın  var." dedi.
 
 
Aktaş'ın teşekkürü üzerine Erdoğan, "Ben de arkadaşlarınla beraber  sizleri tüm şu anda ekranları başında izleyen arkadaşların adına kutluyorum,  tebrik ediyorum ve yarınki imtihanda da hepinize başarılar diliyorum. İnşallah  şöyle bir şey de yapabiliriz, biter, ondan sonra neticeleri şöyle bir alalım.  Özel kalemimle de irtibatları kuralım. Sizleri Cumhurbaşkanlığı makamında da en  azından şöyle bir grup olarak ağırlamak isterim. Hayırlı olsun." şeklinde  konuştu.
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve gençler görüşmeyi alkışlarla  sona erdirdi.