Cumhurbaşkanı Erdoğan süre verdi ve duyurdu!

AA |  18 Mart 2020 Çarşamba - 9:55 | Son Güncelleme : 18 03 2020 - 20:46

Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında yapılan Corona virüsle Mücadele Eş Güdüm Toplantısı sona erdi. Erdoğan, Türkiye'deki tedbirlerin salgın riski ortadan kalkana kadar geçici olarak uygulanacağının altını çizerek, 'Hassasiyet gösterirsek evde kalma süresini 3 haftayla sınırlı tutabiliriz' ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Corona virüs toplantısı öncesi yaptığı açıklamada da; "Milletimizi iyi bilgilendirir, hastalığı sıkı şekilde kontrol altında tutarsak umduğumuzdan da güzel bir tablo bizi bekliyor" dedi.


Erdoğan, Çankaya Köşkü'nde düzenlenen Koronavirüsle Mücadele Eş Güdüm  Toplantısı'nın ardından düzenlediği basın toplantısına Çanakkale Deniz Zaferi'nin  105. yıl dönümünde şehitleri hürmetle yad ederek başladı.
 
Asırlardır Türkiye'nin bağımsızlığı için canlarını feda eden bütün  şühedaya, terörle mücadelede, 15 Temmuz'da ve sınır ötesi harekatlarda şehit  düşen tüm güvenlik güçlerine Allah'tan rahmet dileyen Erdoğan, "Çanakkale  Savaşlarının muzaffer komutanı, İstiklal Savaşımızın Başkomutanı,  Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarına da burada  rahmetle yad ediyorum. Rabbim şehitlerimizin makamlarını ali, mekanlarını cennet  eylesin. Rabbim bizi şehitlerimizin kutlu yolundan ayırmasın." diye konuştu.
 
Erdoğan, insanlık tarihi boyunca her dönemde salgın hastalıklar ve  tabii felaketlerin çok ciddi can kayıplarına yol açtığını anımsatarak, "Tarih  kitaplarında, Avrupa nüfusunun üçte biri ile üçte ikisi arasında bir bölümünün  ölümüyle sonuçlanan salgın hastalıklardan söz ediliyor. Aynı şekilde kendi  tarihimizde de İstanbul nüfusunun yarısına yakınının hayatını kaybettiği  salgınlarla ilgili bilgilere rastlıyoruz." ifadelerini kullandı.
 
Dünyada ağır sonuçları olan salgınların, aynı zamanda büyük siyasi,  sosyal, ekonomik dönüşümlerin de tetikleyicisi olduğuna işaret eden Erdoğan,  Osmanlı'nın Avrupa'yı fethi ve Rönesans başta olmak üzere, insanlık tarihine  damga vuran pek çok hadisede, bu sürecin izlerini görmenin mümkün olduğunu  söyledi.
 
 
Yakın zamanda da dünyanın, 2002 yılında SARS ve 2012 yılında MERS adı  verilen salgın hastalıklarla mücadele ettiğini hatırlatan Erdoğan, konuşmasına  şöyle devam etti:
 
"Ayrıca dünyamız, 2009 yılındaki domuz gribi, 2014'teki Ebola salgını,  2016'daki Zika virüsü gibi tehditlerle yüzleşmişti. Koruyucu sağlık ve tedavi  hizmetleri ile ilaç sektöründe yaşanan gelişmeler, virüs salgınlarının eskisi  kadar büyük can kayıplarına yol açmasının önüne geçmektedir. Nitekim şu anda  dünyada insan ölümlerine yol açan hastalıklar arasında, bu tür salgınların payı  oldukça düşüktür ancak önüne geçilmediği takdirde, salgın hastalıkların kitlesel  ölümlere yol açma tehlikesi hala vardır. Bunun için de her türlü salgın hastalığa  karşı hızlı ve etkin önlemler alınması gerekiyor."
 
"Sürecin ne gibi sonuçlar ortaya çıkaracağını henüz bilemiyoruz"
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle son aylarda hep birlikte şahit olunan  gelişmeleri bu perspektifte değerlendirdiklerine vurgu yaparak, şöyle devam etti:
 
"Yaşadığımız sürecin insanlık üzerinde ne gibi sonuçlar ortaya  çıkartacağını henüz bilemiyoruz. Sanayileşme, ardından gelen teknoloji ve bilgi  devrimleri ile şekillenen bugünkü dünyanın nasıl bir geleceğe evrileceğini  kestirmek şu anda zordur. Ancak, artık hiçbir şeyin eskisi gibi gitmeyeceği,  gidemeyeceği de açıkça ortadadır. Küresel ekonomik, siyasi ve sosyal düzende  köklü değişiklikler yaşanması muhtemel yeni bir döneme giriyoruz. Türkiye'nin bu  fotoğrafı, özellikle kendi içinde avantajlı bir yerde durdurarak, oraya bunu  döndürmesi şarttır. Özellikle, son 17 yılda ülkemizin temel hizmet alanlarında ve  altyapısında gerçekleştirdiğimiz büyük dönüşüm sayesinde hamdolsun Türkiye, bu  sürece olabilecek en hazırlıklı şekilde yakalanmıştır. Ülkemizin uyguladığı  dengeli politikalar, bir yandan özel sektörün üretim gücünü desteklerken, diğer  yandan eğitim, sağlık, sosyal güvenlik gibi alanlardaki hizmetlerin kamu  garantisiyle kesintisiz sürmesini sağlamıştır."
 
Batı ülkelerinin ise yıllarca tüm temel kamu hizmetlerini, görünüşte  özel sektöre terk ederek ama aslında başından savarak, vatandaşını adeta sahipsiz  bıraktığını belirten Erdoğan, daha düne kadar liberalizmin en hararetli  savunucusu kimi Avrupa ülkelerinin bugün hastaneleri ve diğer kimi temel hizmet  kurumlarını devletleştirmeye başladığını hatırlattı.
 
İnsan hakları savunuculuğunu kimseye bırakmayan kimi ülkelerin de  salgını kendi haline bırakarak, "Ölen ölür, kalan sağlar ile devam ederiz"  anlayışıyla hareket ettiğinin görüldüğüne işaret eden Erdoğan, şunları söyledi:
 
"Kriz derinleştikçe bu tür tartışmalar da artacaktır. Yaşadığımız  süreci, gerisindeki bu derin arka planı ve belirsiz geleceği göz önünde  bulundurarak değerlendirmemiz gerekiyor. Bir yandan önümüzdeki sorunun çözümü  için gayret edecek, diğer yandan da geleceğimizi en güçlü şekilde inşa etmenin  mücadelesini vereceğiz."
 
Erdoğan, bunun için, büyük ve güçlü Türkiye hedefine, 2053 ve 2071  vizyonlarımıza olan bağlılıklarını artırıp hep birlikte daha çok çalışacaklarını  vurgulayarak, "Dünyanın yöneldiği istikamette önceden mesafe katetmiş bir ülke  olarak, inşallah 21. asrı Türkiye'nin asrı haline getireceğiz." değerlendirmesini  yaptı.
 
Erdoğan, yeni tip  koronavirüsün (Kovid-19) ilk olarak 2019 yılı Aralık ayında Çin'in Vuhan şehrinde  tespit edildiğini, ocak ayının birinci yarısında, hastalığın tam teşhisinin  konulmasının ardından ilk ölüm haberinin geldiğini hatırlattı.
 
Hastalığın Tayland, Japonya ve Amerika'da da görüldüğünü, ocak ayının  son haftasında Çin yönetiminin Vuhan'dan başlayarak virüsün görüldüğü şehirleri  karantinaya almaya başladığını anlatan Erdoğan, virüsün Avrupa'da ilk olarak 27  Ocak'ta Fransa'da tespit edildiğini kaydetti.
 
 
Erdoğan, Dünya Sağlık Örgütünün, ocak sonunda "acil durum" ilan etmeye  karar verdiğini, şubat başında Çin'de ölümler hızla artarken Avustralya, Kanada Almanya, Singapur, Birleşik Arap Emirlikleri, Vietnam, Filipinler gibi ülkelerden  yeni vaka haberlerinin geldiğini ifade etti.
 
Yolcu gemilerinden sınır kapılarına, uçaklardan trenlere kadar tüm  ulaşım araçlarında karantina tedbirlerinin yaygınlaştırılmaya başlandığını  anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şubat ayının 10'una gelindiğinde, Kovid-19 teşhisi  konulanların sayısının 40 bini geçtiğini, ölenlerin sayısının 1000'e yaklaştığını  ve SARS salgınındaki can kaybını geride bıraktığını vurguladı.
 
Filipinler, Japonya, Fransa, Güney Kore gibi, Çin dışındaki ülkelerde  de ölümlerin başlamasıyla salgının dünya çapındaki faturasının ağırlaştığını  söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şubat ayının üçüncü haftasında, İran'da ve hemen  ardından İtalya'da virüs salgınının hızla yayıldığının görüldüğünü dile getirdi.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şubat ayının son haftasında virüsün, Güney  Asya'dan Kuzey Avrupa'ya kadar geniş bir alanı etkisi altına aldığını, Suudi  Arabistan'ın 27 Şubat itibarıyla umre ziyaretlerini askıya aldığını açıkladığını  hatırlattı.
 
Erdoğan, mart ayının ilk haftasında İran'daki, ikinci haftasında ise  İtalya'daki ölümlerin dikkat çekici düzeyde arttığını anımsatarak Dünya Sağlık  Örgütünün de 11 Mart'ta dünya çapında "koronavirüs pandemisi", yani salgın ilan  ettiğine değindi.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Pek çok ülke, hava yolu ulaşımı başta olmak  üzere sınırlarını insan trafiğine kapatmaya yönelik tedbirler aldı. Aynı şekilde,  insanların günlük hayatlarında evlerinde kalmalarını sağlamaya yönelik pek çok  önlem açıklandı. Bugün itibarıyla dünyada Kovid-19 hastalığı teşhis edilen kişi  sayısı 200 bine, bu hastalıktan dolayı ölen kişi sayısı ise 8 bine yaklaşmıştır.  Hastalık teşhisi konanlardan 80 bini iyileşirken, kalanlarının tedavisi  sürmektedir." bilgisini paylaştı.
 
"Her ülkenin farklı tedbirleri var"
 
Erdoğan, her ülkenin, Kovid-19 tehdidine karşı farklı tedbirlerle  mücadele ettiğini, kiminin hızla sınırlarını kapatıp sıkı karantina yöntemlerine  başvururken, kimilerinin de hastalığın serbestçe seyrine izin vererek doğal  bağışıklık sistemini harekete geçirmeyi tercih ettiğini aktardı.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
 
"Türkiye, en başından itibaren bu hastalıkla ilgili gelişmeleri  yakından izlemiş, tedbirlerini de süratle alarak hayata geçirmiştir. Henüz işin  çok başında, 6 Ocak'ta Sağlık Bakanlığımız bünyesinde bir operasyon merkezi, 10  Ocak'ta da Bilim Kurulu oluşturarak gelişmeleri anbean takibe aldık. 14 Ocak'ta  Kovid-19 Hastalığı Rehberinin ilk versiyonunu hazırlayarak konuyla ilgili  herkesi, teşhisten tedaviye kadar tüm süreçlerle ilgili bilgilendirdik. 20  Ocak'tan itibaren, hastalığın görüldüğü Çin'in Vuhan şehri, Hong Kong, Hindistan Endonezya, Malezya, Myanmar, Filipinler, Singapur, Tayland, Tayvan, Amerika,  Rusya ve Vietnam'dan gelen tüm yolcuları ülkemize girişte taramadan geçirmeye  başladık.
 
 
YÖK'ten ve 12 üniversiteden akademisyenlerin katılımıyla oluşturulan  Bilim Kurulumuzun belirlediği tedbirlerin ilgili kurumlar tarafından süratle  hayata geçirilmesini temin ettik. 27 Ocak'ta, Dışişleri Bakanlığımız seyahat  uyarılarını yayınlamaya başladı. 1 Şubat'ta, Dışişleri, Sağlık ve Milli Savunma  Bakanlıklarımızın iş birliğiyle, Çin'in Vuhan kentindeki vatandaşlarımızı askeri  bir uçakla ülkemize getirerek karantinaya aldık. Karantina sonunda bu yolculardan  hiçbirinde, hamdolsun, virüs çıkmadı. Riskli bölgelere yapılan tüm uçuşlarda,  yolcuların termal kamerayla taranması ve uçakta bilgilendirilmesi işlemine  geçtik. 3 Şubat'ta, Çin'e olan tüm uçuşları durdurduk. Bu tarihten sonra da  aşamalı olarak önlemleri genişlettik."
 
"8 sınır kapısında sahra hastaneleri kurduk"
 
Erdoğan, 23 Şubat'ta hastalığın ortaya çıktığı ve yayılmaya başladığı  İran'dan Türkiye'ye olan tüm hava, kara ve demir yolu geçişlerini kapattıklarını,  27 Şubat'ta İran, Irak ve Gürcistan'la olan 8 sınır kapısında sahra hastaneleri  kurduklarını, 29 Şubat'ta İtalya ile Türkiye arasındaki tüm yolcu trafiğini  durdurduklarını anlattı.
 
Umreden dönen herkesin 2 Mart'ta sağlık muayenesinden geçirilmesini  kararlaştırdıklarını ve vatandaşlara 14 günlük karantina kuralına uymalarını  tavsiye ettiklerini aktaran Erdoğan, 6 Mart'ta, son 14 gün içerisinde İtalya'da  bulunan yabancı uyrukluların Türkiye'ye girişini yasakladıklarını, Türk  vatandaşları için de 14 günlük evde karantina zorunluluğu getirdiklerini  vurguladı.
 
"Birileri farklı şeyler söyleyebilir, bütün hedefimiz insan  hayatıdır"
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 10 Mart'ta, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın  Türkiye'de ilk defa, Avrupa'dan gelen bir vatandaşta Kovid-19 testinin pozitif  çıktığı bilgisini kamuoyuyla paylaştığını belirterek 12 Mart'ta başkanlığında  yapılan toplantıda, oldukça önemli tedbirler alarak hemen uygulamaya  geçirdiklerinin bilgisini verdi.
 
Erdoğan, "Bunlar arasında, okulların tatil edilmesi ve uzaktan eğitime  geçilmesi, kamu çalışanlarının yurt dışı görevlerinin ertelenmesi, spor  müsabakalarının seyircisiz oynanması gibi hususlar da yer alıyordu. Birileri  farklı şeyler söyleyebilir, bütün hedefimiz insan hayatıdır." dedi.
 
Altyapısı uygun Mesleki ve Teknik Anadolu Liselerini, dezenfektan ve  cerrahi maske üretimi yapabilecek hale getirdiklerini, uzaktan eğitimi, hem  internet, hem televizyon aracılığıyla vererek tüm çocukların erişebilmesine imkan  sağladıklarını ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:
 
"Haziran ayında yapılacak Liselere Geçiş Sınavı ve üniversiteye giriş  sınavının soru hazırlıkları da tatil süreleri göz önünde bulundurularak  yapılacaktır. Gelişmelere göre, bu sınavları da ileri bir tarihe ertelemeyi  gündemimize alabiliriz. 20 bin öğretmenimizin daha atamasını  gerçekleştirdiğimizin müjdesini milletimizle paylaşmak istiyorum, hayırlı olsun.  Hani diyorlar ya 'istihdam durdu', 20 bin öğretmen..."
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 13 Mart'ta, Türkiye'deki vaka  sayısının 5'e çıktığını, aynı gün, yine başkanlığında yapılan kapsamlı bir  toplantıda yeni kararlar aldıklarını hatırlattı.
 
Almanya, Fransa ve İspanya dahil 9 Avrupa ülkesi ile olan hava yolu  ulaşımını durdurduklarını, hastanelere ziyaretçi sınırlaması getirdiklerini,  kamuda çalışan hamilelere, süt izninde olanlara, engellilere ve 60 yaş üzeri  personele 12 gün idari izin verdiklerini, özel kreşleri, gündüz bakım evlerini,  özel çocuk kulüplerini tatil ettiklerini, kışlalardaki askerlerin çarşı  izinlerini durdurduklarını ifade eden Erdoğan, ceza-infaz kurumlarındaki görüşler  ile nakillere ara verdiklerini bildirdi.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, acil olmayan duruşmaların ve diğer adli  işlemlerin ertelenmesinin yolunun açıldığı bilgisini verdi.
 
Erdoğan, ilaçları rapora bağlı  yaşlıların ve kronik hastalığı olanların, rapor süresi bitiminde hastaneye  gitmeden ilaçlarını almaya devam edebilmelerine imkan tanındığını belirterek,  "Nisan ayı sonuna kadar programlanan tüm ulusal ve uluslararası bilimsel  faaliyetleri, açık-kapalı toplantıları, kongreleri, konferansları, askeri  tatbikatları, bedelli askerlik celplerini tehir ettik." diye konuştu.
 
İhracatçıların alınan önlemlerden etkilenmemesi için gümrük  kapılarında gereken her türlü tedbirin alındığına işaret eden Erdoğan, salgının  yaygın olduğu İran üzerinden yapılan Orta Asya ihracatlarının tır güzergahlarının  Gürcistan ve Azerbaycan'a yönlendirildiğini, Bakü-Tiflis-Kars demir yolundan  yapılan seferleri de günlük 2 bin 500 tondan 6 bin tona çıkartacak çalışmaları  başlattıklarını, İtalya ve Fransa'ya yapılan Ro-Ro seferlerini, insan teması  olmaksızın gerçekleşir hale getirdiklerini aktardı.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
 
"Vatandaşlarımıza fahiş fiyatlarla mal satmaya çalışan firmalara  özellikle bütün birimlerimizi devreye sokarak denetimlerimizi yoğunlaştırdık ve  cezai müeyyideleri etkinleştirdik. İş dünyasıyla ortaya çıkan yeni durum  karşısında alınabilecek tedbirleri sürekli istişare ettik ve çözümleri hızla  hayata geçirdik. 14 Mart'ta umreden dönen bir vatandaşımız yeni vaka olarak  kayıtlara geçti. 15 Mart'ta, umreden dönen vatandaşlarımızın, öğrenci yurtlarında  karantinaya alınması uygulamasını başlattık. Sadece Ankara ve Konya'da, umreden  dönen 10 bin 330 vatandaşımızı karantinaya aldık. Bar, gazino, gece kulübü gibi  eğlence yerleri ile müze ve kütüphanelerin faaliyetlerini durdurduk. Aynı gün,  Avrupa'dan ve Amerika'dan gelen yeni vakaların belirlenmesiyle Kovid-19 teşhisi  konan hasta sayısı 18'e ulaştı. 16 Mart'ta uçuşların durdurulduğu ülkelerden  gelen her vatandaşımızın 14 gün karantinada tutulmasını kararlaştırdık."
 
 
"Türkiye'nin en büyük gücü birliğidir, beraberliğidir,  kardeşliğidir"
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Diyanet İşleri Başkanlığının, cuma namazlarının  ve vakit namazlarının cemaatle kılınmayacağını, herkesin namazını evinde veya  isterse camide ferdi olarak eda edebileceğini Din İşleri Yüksek Kurulunun kararı  olarak açıkladığını ifade ederek, böylece yaşları sebebiyle en yüksek risk  grubunda bulunan cami cemaatinin korunması konusunda önemli bir adım atıldığını  söyledi.
 
İnsanların toplu olarak bulunduğu kahvehane, kafe, sinema, tiyatro,  konser salonu, düğün salonu, hamam, spor salonu, internet kafe, kapalı çocuk oyun  alanı, taziye evi gibi mekanların da faaliyetlerine geçici süreyle ara vermesinin  de kararlaştırıldığını aktaran Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
 
"Genel kurullar ve eğitim çalışmaları gibi insanların zorunlu olarak  bir araya geldiği faaliyetleri de erteledik. Ben partimin bu noktadaki bütün  faaliyetlerini şu anda MYK, MKYK bunların hepsini erteledik. Hızlı sonuç veren  Kovid-19 testlerinin yapıldığı laboratuvar sayısının 4'ten 16'ya çıkartılmasına  karar verdik ve bu gerçekleşti. 17 Mart'ta İngiltere ve Suudi Arabistan'ın da  aralarında bulunduğu 6 ülkenin daha ilavesiyle, uçuş yasağı koyduğumuz ülke  sayısı 20'ye ulaştı."
 
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın yeni tip koronavirüs tanısı konulan  kişi sayısının 47'ye yükseldiğini kamuoyuyla paylaştığını, dün itibarıyla  koronavirüs tanısı konulan hastaların sayısının 98'e çıkarken 89 yaşında bir  kişinin hayatını kaybettiğini dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:
 
"Bu süreçte, Cumhurbaşkanlığı ve bakanlıklar olarak aldığımız  tedbirlere destek veren, ikazlara riayet eden, meseleye ahlaklı ve vicdanlı bir  şekilde yaklaşan herkese şükranlarımızı sunuyoruz. Elbette bu süreçte, adeta  virüs ülkemize gelmekte niye geç kaldı diye dizlerini dövenler, yalan haberlerle  milletimizin moralini bozmaya, kaos çıkarmaya çalışanlar da çıktı. Ama  milletimizle birlikte ülkemize yönelik her saldırıyı nasıl dirayet ve  kararlılıkla göğüslemişsek, bu sıkıntıyı da aynı şekilde karşıladık. Ellerini  ovuşturarak, bu virüsün ülkemizi esir almasını bekleyen muhterislere aradıkları  fırsatı vermedik, vermeyeceğiz. Hep söylediğimiz gibi Türkiye'nin en büyük gücü  birliğidir, beraberliğidir, kardeşliğidir. Allah'ın yardımı ve milletimizin  desteğiyle bu sıkıntılı süreci de bırakınız tökezlemeyi veya yıkılmayı, daha da  güçlenerek atlatacağımıza tüm kalbimle inanıyorum."
 
Erdoğan, "Önce insan" diyen  bir medeniyetin, "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" diyen bir kültürün mensupları  olduklarını hatırlatarak, bu süreçte alınan tedbirlerin insanların hayatı ve  geleceğini korumaya yönelik olduğunu vurguladı.
 
Yeni tip koronavirüsün, pek çok insanın farkında olmadan virüse maruz  kalması ve yine farkında olmadan virüsü başkalarına bulaştırmasıyla yayıldığını  belirten Erdoğan, sağlıklı bireylerin hastalığı rahatça atlattığını, herhangi bir  rahatsızlığı olan ve bağışıklık sistemi zayıf olanların ise ölümcül sonuçlarla  karşı karşıya kalabileceğini hatırlattı.
 
Aşısı ve kesin tedavisi olmayan bu hastalıktan en iyi korunma yolunun,  virüsün bulaşmasını engellemek olduğunu anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:
 
"Alınan ve tavsiye edilen tedbirlerin tamamı hem kendimizin hem de  diğer insanların sağlığını koruma amaçlıdır. Kovid-19 hastalığından en iyi  korunma yöntemi herkesin kendi kendine alacağı tedbirlerdir. Hiç kimse,  bencilliği veya özensizliği sebebiyle, tüm toplumun sağlığını tehlikeye atma  hakkına sahip değildir. Toplumun tamamının sağlığı ve huzuru için bireyler olarak  her birimizin fedakarlıkta bulunma sorumluluğu vardır.
 
Dünyadaki diğer ülkeler gibi Türkiye'deki tedbirler de salgın riski  ortadan kalkana kadar geçici olarak uygulanacaktır. Açıklanan tedbirlere hep  birlikte hassasiyetle riayet edersek, evde kalma süresini 3 haftayla sınırlı  tutabiliriz. Bu süreçte en çok hassasiyet göstermemiz gereken husus, bireysel  temizliğimize ve diğer insanlarla olan mesafemize dikkat etmektir."
 
"Salgın tehlikesi geçene kadar sevgimizi dilimizle ifade edeceğiz" 
 
Virüse karşı en etkili tedbirin temizlik olduğu konusunda bilim  insanlarının hemfikir olduğunu aktaran Erdoğan, hem inanç hem kültür değerlerinde  kalp temizliği yanında vücut, hane ve çevre temizliğinin de büyük önem taşıdığını  kaydetti.
 
Temizliğin imandan geldiği öğüdüne uygun şekilde günde 5 vakit elini,  yüzünü, ağzını, burnunu, kollarını, başını, ayaklarını yıkayan kişinin, İslami  olarak da tıbbi olarak da en ideal temizliği yapan kişi olduğuna vurgu yapan  Erdoğan, şunları kaydetti:
 
"Kültürümüzde musafahalaşmak, sarılmak, küçüklerin yüzlerinden,  büyüklerin ellerinden öpmek elbette önemli bir yer tutar. Zira sevgisini  dokunarak göstermeyi seven bir milletiz. Ancak, yaşadığımız süreç, bir müddet  buna ara vermemizi gerektiriyor. Salgın tehlikesi tamamen ortadan kalkana kadar,  sevgimizi yüreğimizle göstermekle ve dilimizle ifade etmekle yetineceğiz. Onun  için gönül selamı vereceğiz. Peygamber Efendimiz, 'Veba olan yere gidilmemesini,  veba olan yerden de çıkılmamasını' tavsiye ediyor. Bugün bize düşen de, Hadis-i  Şerife uygun şekilde, Kovid-19 virüsünün bulaşma ihtimali olan yerlerden uzak  durmak, virüse maruz kalmışsak da iyileşene kadar diğer insanlarla teması  kesmektir.
 
 
Hazreti Ömer, Şam'a gitmek üzere yola çıkacakken, orada bir salgın  hastalık başladığının haberini alıyor ve yolculuktan vazgeçiyor. Bunun üzerine  sahabeden birisi Hazreti Ömer'e, 'Allah'ın kaderinden mi kaçıyorsun' diye  soruyor. Hazreti Ömer'in bu soruya cevabı, 'Evet, Allah'ın kaderinden yine  Allah'ın kaderine kaçıyoruz' şeklinde olur. Bugün bize düşen görev de gereken her  türlü tedbiri alarak, takdiri Allah'a bırakmaktır. İşte bu anlayışla, ülkemizin  de maruz kaldığı bu virüs tehdidinin en kısa sürede bertaraf edilmesi için devlet  olarak tüm imkanlarımızı seferber ettik. Bu süreçte en büyük görev, fert fert  milletimize düşüyor."
 
Vatandaşlardan salgın tehlikesi geçene kadar evlerinden çıkmamalarını  isteyen Erdoğan, "Kontrol altında tutamayacağımız her türlü temas, bizi virüs  taşıyıcısı haline getirebilir. Kendimiz zarar görmesek de, taşıdığımız virüsü,  Allah muhafaza, sevdiklerimize bulaştırarak, hastalanmalarına, hatta ölümlerine  yol açabiliriz." ifadesini kullandı.
 
"Vakit gönlümüzce gezme değil, tedbir alma vaktidir"
 
Kişiler arası sosyal mesafenin korunmasının yanı sıra sosyal  hareketliliğin azaltılması halinde virüsün yayılma hızı ve yol açacağı tehdidi o  derece düşeceğini anlatan Erdoğan, toplu ulaşım araçları ve kapalı mekanlar başta  olmak üzere insanların çok yakın mesafede bulundukları ortak kullanıma açık  yerlerin virüsün potansiyel yayılma alanları olduğuna değindi.
 
Basın açıklamasının yapıldığı salonda birer koltuk ara vererek oturma  düzeni oluşturduklarını vurgulayan Erdoğan, salgın geçene kadar hassas davranmak  ve dikkat etmekten başka çarelerinin olmadığını anlattı.
 
Virüse maruz kalmış bir kişinin, ikazları dinlemeyip gereksiz yere  dışarıda dolaşması halinde gün içinde yüzlerce kişiye bunu bulaştırma ihtimali  olduğuna değinen Erdoğan, vaktin gezme değil, tedbir, tefekkür, tevekkül, okuma  ve dinginlik vakti olduğunu ifade ederek, "Vakit, yapabileceğimiz her şeyi  evimizden yapma, dış dünya ile fiziki irtibatımızı asgariye indirme vaktidir.  Vakit, sevdiklerimiz başta olmak üzere, toplumun tamamı için kendimizden  fedakarlık etme vaktidir. " diye konuştu.
 
Kamu ve özel iş yerlerinde virüsün yayılma ihtimalini en aza indirecek  tedbirlerin tamamının alınması gerektiğini kaydeden Erdoğan, çocukların da evde  kitap okuyarak ve derslerine çalışarak vakitlerini değerlendirmelerini istedi.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, risk grubunu oluşturan yaşlıların evden  çıkmamakla yetinmeyerek bir süre ailenin dışarıyla irtibatı olan diğer  fertleriyle de mesafeli şekilde hayatlarını sürdürmelerinin daha doğru olacağını  vurguladı.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, kimi Avrupa ülkelerinin, dezavantajlı grupları, özellikle de  yaşlıları adeta gözden çıkartan anlayışlarına asla katılmadıklarını dile  getirerek "Tam tersine bizim kültürümüzde, yaşlılarımızı el üstünde tutmak, dünya  ve ahiret saadetinin temel şartlarından biri olarak kabul edilir. Bunun için  yaşlılarımızı koruyacak ve kollayacağız." ifadelerini kullandı.
 
Erdoğan, Bilim Kurulunun önerisiyle önce İstanbul ve Ankara'da  başlatılacak bir çalışmayla 65 yaş üzerindeki tüm yaşlılara koruyucu maske ve  kolonya dağıtacaklarını belirterek yalnız yaşayan 65 yaş üzeri vatandaşların  ihtiyaçlarının karşılanmasında, devlet kadar, yakınlarına ve komşularına da görev  düştüğünün altını çizdi.
 
"Bu insanlarımıza hep birlikte yardımcı olarak, süreci suhuletle  geçirmelerini temin etmeliyiz." diyen Erdoğan, kamu bankalarının 76 yaş üzeri  emeklilerin maaş ödemelerini, isterlerse evlerinde yapacaklarını,  huzurevlerindeki doktor sayısını da artırarak yaşlıların sağlığını daha yakından  takip edeceklerini bildirdi.
 
Bir diğer önemli konunun da sağlık sistemini güçlü bir şekilde ayakta  tutmak olduğunu vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Bunun için sağlık kuruluşlarımızın üzerine binecek yükü hafifletmemiz  gerekiyor. Vatandaşlarımızdan, hayati olmayan sağlık sorunlarına, mümkün olduğu  kadar aile hekimleri vasıtasıyla çözüm aramalarını özellikle rica ediyorum.  Unutmayınız, salgın hastalık durumlarında hastaneler, aynı zamanda virüs bulaşma  ihtimali en yüksek yerler haline gelmektedir.
 
Yüksek ateş, kuvvetli öksürük ve nefes darlığı gibi hastalık  belirtileri ortaya çıkan vatandaşlarımız ise paniğe kapılmadan, öncelikle Sağlık  Bakanlığımızın ALO 184 hattını aramalıdır. Buradan yapılacak yönlendirmeye göre  hareket edilmesi halinde, sağlık kurumlarımızdan en yüksek verimle istifade  edebiliriz. Bu vesileyle takdire şayan bir fedakarlıkla ve sabırla görev yapan  tüm sağlık personelimize şükranlarımı şahsım ve milletim adına sunuyorum."
 
Yaşanılan bu kritik süreçte, gıda, temizlik, su, iletişim ve diğer  temel ihtiyaçların kesintisiz devam ettirilebilmesi için üretimden lojistiğe  kadar her türlü tedbiri aldıklarına dikkati çeken Erdoğan, "Kovid-19 hastalığına  karşı aşı ve ilaç geliştirme çalışmalarını da tüm hızıyla devam ettiriyoruz."  dedi.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ar-Ge çalışmalarını yürüten Sanayi ve  Teknolojimiz Bakanlığımız, bu konudaki tüm önemli araştırmacıları ve kurumları  bir araya getirdi. Tanı kiti konusunda çok iyi bir üretim potansiyelimiz var."  ifadesini kullandı.
 
Erdoğan, önceki gün Almanya, Fransa, İngiltere liderleriyle dün de  İtalya Başbakanı ile yaptığı telefon görüşmesinde, Türkiye'nin bu salgın hastalık  konusunda muhataplarına yapabileceği katkıları ele aldıklarını belirtti.
 
Salgının ilk başladığında Çin'e de tıbbi malzeme desteği verildiğini  hatırlatan Erdoğan, aynı şekilde Türkiye olarak bu ülkelerin tecrübelerinden de  istifade edeceklerini kaydetti.
 
"Türk Hava Yollarımıza da gereken desteği vereceğiz"
 
Erdoğan, "Ülkemizin bayrak taşıyıcı kurumu olan Türk Hava Yolları, hem  dünyanın çeşitli yerlerindeki vatandaşlarımızın ailelerine kavuşturulması, hem de  kargo taşımacılığını kesintisiz sürdürerek temel ihtiyaçların karşılanması  konusunda çok büyük gayret gösterdi. Krizden en çok etkilenen kuruluşların  başında gelen Türk Hava Yollarımıza da gereken desteği vereceğiz."  değerlendirmesinde bulundu.
Virüs salgınının ilk ortaya çıktığı günlerden itibaren, Türkiye olarak  hızlı kararlar alarak ve süratle uygulamaya geçirerek ülkenin bu krizden en az  şekilde etkilenmesi için ellerinden geleni yaptıklarını ve yapmaya devam  ettiklerini vurgulayan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
 
"Nitekim çevremizdeki ülkelerde çok yoğun görülmesine, ciddi kayıplara  yol açmasına rağmen, virüsün ülkemize sirayeti hem oldukça geç, hem de oldukça  sınırlı olmuştur. Aldığımız tedbirlerin etkisiyle ortaya çıkan bu olumlu  görüntüyü sürdürmekte kararlıyız. Bunun için tehlikenin kapımızı çalmasını  beklemeden, sürekli yeni ve etkili tedbirler alıyor, uygulamaya geçiriyoruz. Bu  çerçevede, biraz önce de bakanlarımızın, iş dünyasından temsilcilerimizin, resmi,  sivil ilgili tüm kurumlarımızın temsilcilerinin katılımıyla kapsamlı bir  değerlendirme toplantısını gerçekleştirdik.
 
Özellikle yaşadığımız sürecin ekonomimize, piyasaya, üretime,  istihdama olumsuz etkisini azaltmak amacıyla çok önemli kararlar aldık. Esasen,  hastalığın çıktığı ilk günden itibaren arkadaşlarımız sürecin, diğer boyutlarının  yanı sıra ekonomik etkilerini yakından takip ediyorlar. Ülkelerin aldığı  önlemleri, yaşanan ekonomik türbülansa karşı geliştirdikleri yöntemleri tek tek  analiz ediyorlar. Özellikle de ekonomi yönetimimiz ve ilgili kurumlarımız, tüm iş  dünyasının taleplerini ve ön görülerini toplayarak hazırlıklarını yaptı.  Karşımızdaki fotoğrafa göre bir yol haritası belirledik."
 
Son yıllarda ekonomiyi hedef alan saldırılara karşı verdikleri  mücadele sayesinde, küresel türbülanslara karşı güçlü bir bağışıklık sistemi  geliştirdiklerini vurgulayan Erdoğan, "Şimdi bu iki aylık direnme sürecini de en  iyi şekilde atlatacağımıza inanıyoruz. Daha önce örneği görülmemiş bir süreç  yaşıyor ve bundan dolayı da hasarın boyutları kestirilemiyor. Bunun için bizim  tüm senaryolara hazırlıklı olmamız gerekiyor. Ancak bu dönemde de gelişmekte olan  ülkeler arasında pozitif ayrışan bir ülke konumunda bulunduğumuz bir gerçektir. "  diye konuştu.
 
Hindistan Borsası'nın yüzde 18, Japonya'nın yüzde 20, Amerika'nın  yüzde 21, İngiltere'nin yüzde 22, Almanya'nın 26, İtalya'nın yüzde 32 değer  kaybettiğini hatırlatan Erdoğan, 28 Şubat-16 Mart arasında, borsada kaybın yüzde  17'de kaldığını, aynı tarihlerde Türk lirası olarak da gelişmekte olan ülkelerin  hepsinden daha iyi bir direnç gösterildiğini belirtti.
 
Ekonomiyi koruma kalkanı olacak bir paketi devreye aldıklarını dile  getiren Erdoğan, dün Merkez Bankasının piyasalar açısından oldukça önemli bazı  adımlar attığını, likidite sıkıntısı yaşanmayacağının garantisini ortaya  koyduğunu vurguladı.
 
Bu kapsamda, Merkez Bankasının ihracatçı için de çok önemli  uygulamalar başlattığını dile getiren Erdoğan, "Nisan, mayıs ve haziran ayı  vadeli açık reeskont kredi anapara ve faiz ödemeleri ekim, kasım ve aralık  aylarına ertelenerek azami vade bir yıl uzatıldı. Nisan, mayıs ve haziran  aylarında vadesi dolan reeskont kredilerinin taahhüt kapama süresi de yine bir  yıl uzatıldı. Böylece ihracatçımız, bu süreçteki belirsizliği böylece rahat bir  şekilde atlatabilecek." dedi.
 
TOPLANTI ÖNCESİNE ÖNEMLİ AÇIKLAMALAR
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) önlemlerine ilişkin, "Milletimizi iyi bilgilendirir, hastalığı sıkı şekilde kontrol altında tutarsak umduğumuzdan da güzel bir tablo bizi bekliyor." dedi. Erdoğan, Çankaya Köşkü'nde düzenlenen Koronavirüsle Mücadele Eş Güdüm Toplantısı'nın açılışında, toplantının ardından yapacakları millete sesleniş mahiyetindeki basın toplantısında, hastalığın dünyadaki ve Türkiye'deki sürecini detaylı bir şekilde anlatacaklarını belirtti.
 
Toplantıda, önümüzdeki dönem için alacakları tedbirlerin müzakeresine ağırlık vereceklerini ifade eden Erdoğan, bugüne kadar hastalığın kontrol altında tutulmasıyla ilgili sağlık önlemleri ve diğer tedbirleri peyder pey hayata geçirdiklerini, geçirmeye de devam ettiklerini söyledi.
 
 
"Gönüllü veya zorunlu karantina uygulamaları sebebiyle günlük hayatı durma noktasına getiren böyle bir sürecin pek çok boyutu yanında ciddi ekonomik sonuçları da ortaya çıkacaktır." diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Türkiye olarak hem bu hastalığın salgın haline dönüşmesini engelleme hem de üretimi, ticareti, istihdamı, ekonomiyi canlı tutma mecburiyetimiz var. Ülkemizin Ağustos 2018'de yaşadığı kur, faiz, enflasyon saldırısının etkilerinden yeni yeni kurtulmaya, işlerin tekrar yoluna girmeye başladığı bir dönemde ipin ucunu asla bırakamayız. Kovid-19 ile mücadele ederken sanayisi ve ticaretiyle tüm ekonominin çarklarının dönmeye devam etmesini sağlamak elbette kolay değildir. Bunun için devlete düşen görevler yanında özel sektörümüzün de yerine getirmesi gereken sorumluluklar olduğu muhakkaktır. İnşallah bugün burada alacağımız kararlarla bu zoru birlikte başaracağız. Ülkemizi sağ salim bu süreçten çıkardığımızda önümüzde eskisinden çok daha büyük fırsatların bizi beklediğini şimdiden görebiliyoruz. Tabii burada bir taraftan sabır bir diğer taraftan dua ile biz bu süreci başaracağımıza inanıyorum."
 
 
'SALGIN DÜNYAYI ALTERNATİFLER ARAMAYA İTTİ'
 
Erdoğan, Çin'deki salgın döneminin Avrupa başta olmak üzere tüm dünyayı üretim konusunda alternatifler aramaya ittiğini anımsattı.
 
Üretimde alternatif denince de ilk akla gelen yerlerden birinin Türkiye olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Virüs salgını ve petrol fiyatlarının düşüşüyle bağlantılı olarak finans alanında yaşanan gelişmeler de ülkemize ilave avantajlar sağlayacaktır. Şayet önümüzdeki birkaç haftalık dönemi iyi yönetir, milletimizi iyi bilgilendirir, hastalığı sıkı bir şekilde kontrol altında tutabilirsek umduğumuzun da ötesinde güzel bir tablo bizi bekliyor. Önemli olan hastalığın bizi yenmesine fırsat vermeden bizim hem tıbbi olarak virüsün hem de bunun psikolojik ve ekonomik etkilerinin üstesinden gelebilecek dirayeti ortaya koyabilmemizdir. Bu konuda ben sizlere güveniyorum ve bunu birlikte aşacağımıza da inanıyorum." değerlendirmesinde bulundu.
 
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün Almanya Başbakanı Angela Merkel, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve İngiltere Başbakanı Boris Johnson ile video konferans görüşmesi yaptıklarını hatırlattı.
 
Erdoğan, "Bir değerlendirme yaptığımızda en iyi konumda olan biz gözüküyoruz. Bizim ardımızdan Almanya gözüküyor. Ama İngiltere ve öbür tarafta Fransa'nın durumu bizimle mukayese edilmeyecek derecede olumsuz." ifadesini kullandı.
 
Bölgedeki gelişmeler, İdlib ve Barış Pınarı konusunu da görüşme fırsatı bulduklarına dikkati çeken Erdoğan, Moskova'da yaptığı son zirveyle ilgili de bilgilendirmede bulunduğunu kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, virüsle ilgili alınacak kararların ülke ve ekonomi için hayırlara vesile olmasını diledi. - Salon dezenfekte edildi, katılımcılar arasında sosyal mesafe sağlandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının ardından, süreci yöneten Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'ya söz verdi.
 
 
SOSYAL MESAFE SAĞLANDI
 
Öte yandan toplantıda katılımcılar arasında 1'er metrelik mesafe bırakılarak, sosyal mesafe sağlandı. Toplantının yapıldığı salon da dezenfekte edildi.
 
Toplantıya, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turhan, İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Strateji ve Bütçe Başkanı Naci Ağbal, Cumhurbaşkanlığı İdari ve Mali İşler Başkanı Metin Kıratlı, Yatırım Ofisi Başkanı Burak Dağlıoğlu, MİT Başkanı Hakan Fidan, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, YÖK Başkanı Yekta Saraç, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Lütfi Elvan, AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, AK Parti genel başkan yardımcıları, AK Parti Grup Başkanı Naci Bostancı, AK Parti grup başkanvekilleri, Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal, SPK Başkanı Ali Fuat Taşkesenlioğlu, Rekabet Kurumu Başkanı Birol Küle, Varlık Fonu Genel Müdürü Zafer Sönmez, THY Yönetim Kurulu Başkanı İlker Aycı, Borsa İstanbul Başkanı Erişah Arıcan, kamu bankalarının genel müdürleri, kamu kurum ve kuruluşlarının yöneticileri, işveren, işçi, memur ve esnaf konfederasyonları ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikaları ve Sağlık Politikaları kurullarının üyeleri, Bilim Kurulu üyeleri, Sağlık Bakan Yardımcısı Emine Alp Meşe katıldı.