Cumhurbaşkanı Erdoğan 'Bir ilk oldu' dedi ve müjdeyi duyurdu

AA |  09 Aralık 2019 Pazartesi - 12:50 | Son Güncelleme : 09 12 2019 - 16:20

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam İşbirliği Teşkilatı toplantısında önemli açıklamalarda bulundu. Erdoğan, burada yaptığı konuşmada İnsani Gelişmişlik Raporu'nu değerlendirerek, "Bu sabah açıklanan bir müjdeyi duyurmak istiyorum. İnsani gelişme raporuna göre Türkiye 2018 yılında 189 ülke içinde 59. sıraya yükseldi. Türkiye ilk kez bu kategoriye girdi. Hayırlısı olsun bundan sonra daha iyi sonuçlar da alacağız." diye konuştu.


Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fransa  Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'a yönelik, "Siz, İslami terör ifadesiyle barış ile  terörü nasıl bir araya getiriyorsunuz? Böyle bir şey olamaz. Karşımızda susuyor,  son NATO Zirvesi'nde aynı ifadeleri kullanıyor. Ne oldu şimdi? Paris'te sarı  yelekliler çıktı. Hadi çöz bakalım, durdur bakalım. Niye durduramıyorsun? Niye  onları barış havzası içinde yola koyamıyorsun? Alma mazlumun ahını, çıkar aheste  aheste. Bunu böyle bilesin." dedi.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rönesans Polat İstanbul Otel'de İslam İşbirliği  Teşkilatı (İİT) Sosyal İşler Bakanları Zirvesi'nin açılışında yaptığı konuşmada,  dün de teşkilatın Üst Düzey Kamu ve Özel Yatırım Konferansı'nda, İslam dünyasının  dört bir yanından gelen katılımcılarla buluştuklarını, önceki hafta ise İİT  Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi'nin 35. Bakanlar Oturumu'nu  gerçekleştirdiklerini, ayrıca İstanbul'un sık sık teşkilata bağlı kurumların  çeşitli etkinliklerine sahne olduğunu söyledi.
 
Tüm bu toplantıların İslam ülkeleri arasındaki ilişkilerin her düzeyde  ve her alanda gelişmesine, yakınlaşmasına vesile olacağına inandığını dile  getiren Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
 
"Bugün dünya nüfusunun yaklaşık dörtte birini oluşturan Müslümanlar,  maalesef güçleriyle orantılı siyasi etkiye, ekonomik, sosyal ve kültürel  gelişmişlik düzeyine sahip değiller. İnsanlığın bugünkü gelişmişlik seviyesinin  temelleri, İslam coğrafyasında atılmış olmasına rağmen Müslümanların günümüzde  yaşadığı sıkıntıların sebeplerini iyi düşünmeli, analiz etmeli ve çözüm yolları  üretmeliyiz. Aksi taktirde sadece şikayet etmekle sadece dövünmekle sadece  konuşmakla bir yere varamayız. Hele hele çareyi başkalarından beklemekle elde  edeceğimiz hiçbir şey olmaz. İslam medeniyetini hak ettiği yere çıkarmanın  sorumluluğu bizlere yani Müslümanlara düşüyor. Öyleyse nerede eksiğimiz varsa  oraya yoğunlaşıp, hızla 1 milyar 700 milyon Müslüman'ın ve onlarla birlikte tüm  insanlığın sıkıntılarına çözümler bulacak somut çalışmalar ortaya koymalıyız.  Böyle davranmak hem Rabb'imizin emridir hem de 1400 yılı aşkın medeniyet  birikimimizin bize gösterdiği istikamettir."
 
İİT'nin, nüfusları Müslümanlardan oluşan tüm ülkeleri bir araya  getiren bir yapı olması sebebiyle bu konuda eldeki en önemli araç olduğunu ifade  eden Erdoğan, "Teşkilatımızın henüz bu beklentiyi karşılayacak bir çalışma  düzenine ve etkinliğine kavuşamadığını elbette biliyoruz. Ama aynı zamanda bunu  başarmanın mümkün olduğunu da görüyoruz. İslam ülkelerinin her birinin ayrı bir  sıkıntısı var. Kimi halkının sesine yeterince kulak vermeyen yönetimlerden  muzdariptir, kimi sefalet düzeyinde bir yoklukla imtihan oluyor, kimi terör  belası veya kardeş kavgasıyla boğuşuyor. Çeşitli sebeplerle kendi içine kapanan  İslam ülkeleri imkanlarını ve enerjilerini heba ediyor, boşa harcıyor. Şayet  İİT'yi tüm kurumları ve faaliyetleriyle hayal ettiğimiz düzeye çıkartabilirsek  hep birlikte bu tür sıkıntıların üstesinden gelebileceğimize inanıyorum." diye  konuştu.
 
"Filistin'deki durum her geçen gün daha da kötüye gidiyor"
 
Dünyada benzer dayanışma örneklerini sergileyen pek çok kuruluşun  bulunduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Bizlerin de aynı başarıyı göstermemesi için  hiçbir sebep göremiyorum. Üstelik biz Peygamberimiz Aleyhissalatu Vesselam'ın;  'Müslümanlar bir bedenin uzuvları gibidir' diye tanımlamış olduğu bir ümmetiz.  Madem ki hepimiz kardeşiz, öyleyse buna uygun davranmalıyız. Nasıl ki vücudun bir  azası rahatsız olursa ardından tüm vücut bundan rahatsızlık duyarsa bizler de  aynı sıkıntıyı yaşamalıyız." dedi.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İİT'nin kuruluşunun temelinde Kudüs davasının  olduğunu hatırlatarak, Kudüs'teki ve onun ayrılmaz bir parçası olan Filistin'deki  durumun her geçen gün daha da kötüye gittiğini söyledi.
 
İsrail'in hak, hukuk, adalet, insanlık tanımayan tavrının, bölgedeki  krizi Müslümanlar aleyhine sürekli derinleştirdiğini anlatan Erdoğan, kimi  ülkelerin uluslararası hukuka aykırı bir şekilde Kudüs'ü İsrail'in başkenti  olarak tanıması ve yasa dışı yerleşimleri desteklemesinin, sıkıntıları yeni bir  boyuta taşıdığını belirtti.
 
"İsrail'in hoyratlığı kimi Arap devletleri tarafından adeta teşvik  ediliyor"
 
Bugün artık sokaklarında masum genç kızların, babaların, annelerin,  ihtiyarların, çocukların, gençlerin İsrail tarafından alenen infaz edildiği,  acımasızca öldürüldüğü bir Filistin fotoğrafı ile karşı karşıya olunduğunu dile  getiren Erdoğan, "Üstelik İsrail'in bu hoyratlığı Batı ülkeleri ve büyük bir  üzüntü ile belirtmek isterim ki kimi Arap devletleri tarafından adeta teşvik  ediliyor. Türkiye olarak Kudüs ve Filistin konusunda dile getirdiğimiz  itirazlarda çoğu defa yalnız kaldığımızı hissediyoruz. Esasen son yıllarda maruz  bırakıldığımız terör saldırılarının ve ekonomik sabotajların gerisindeki  sebeplerden birinin, bu ilkeli duruşumuz olduğunun farkındayız. Ama bedeli ne  olursa olsun hakkın, hakikatin ve mazlumun yanında yer almayı sürdüreceğiz.  Filistinlilerin hakkını savunmaktan ve tüm mazlumlar ile dayanışma içinde  olmaktan asla vazgeçmeyeceğiz." değerlendirmesinde bulundu.
 
Aynı şekilde Keşmir, Arakan ve Türkistan başta olmak üzere pek çok  yerde Müslümanlar aleyhine gelişmelerin yaşandığına işaret eden Erdoğan, batı  ülkelerinde giderek yaygınlaşan İslam ve Müslüman düşmanlığının da bir başka  önemli sorun olduğunu vurguladı.
 
Yaşanan sıkıntıların bir kısmının mala ve cana saldırı şeklinde, bir  kısmının sinsi asimilasyon politikaları görünümünde, bir kısmının ise körü körüne  bir düşmanlık biçiminde tezahür ettiğini belirten Erdoğan, her ne şekilde olursa  olsun, sonuçta mağdur olan, mazlum durumuna düşenin hep Müslümanlar olduğunu  ifade etti.
 
"Terör örgütleri bu zulümlerin  bahanesi olarak kullanılıyor"
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:
 
"Camilerimize saldırıyorlar mı? Saldırıyorlar. Müslümanlar görüldüğü  yerde öldürülüyor mu? Öldürülüyor. Biz bunlara nereye kadar sessiz kalacağız?  Eğer bunlara biz, ses çıkarmazsak elimizle müdahale etmezsek dilimizle müdahale  etmezsek o zaman kalbimizden buğzetme mecburiyetimiz, sorumluluğumuz yok mu? İşte  bunları yapmadığımız sürece biz daha çok dayak yeriz.
 
Her biri proje ürünü olan ve dinimizin adını istismar eden terör  örgütleri de bu zulümlerin  bahanesi olarak kullanılıyor. İşte son NATO  Zirvesi'nde Fransa'nın Başkanı kalkıyor İslami terörden bahsediyor. Kendisine kaç  kere söyledim; Bakın İslam kelime anlamı itibarıyla 'silm' buradan türeyen ve  anlamı barıştır. Siz, İslami terör ifadesiyle barış ile terörü nasıl bir araya  getiriyorsunuz? Böyle bir şey olamaz. Karşımızda susuyor, son NATO Zirvesi'nde  aynı ifadeleri kullanıyor. Ne oldu şimdi? Paris'te sarı yelekliler çıktı. Hadi  çöz bakalım, durdur bakalım. Niye durduramıyorsun? Niye onları barış havzası  içinde yola koyamıyorsun? Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste. Bunu böyle  bilesin."
 
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, güçlü aile  yapısının güçlü toplum demek anlamına geldiğini belirterek, "Bunun da hep  birlikte güvenli geleceğimiz anlamına  geldiğini tekrar tekrar hatırlamalıyız. Bu  bakımdan aile içi şiddet, önüne geçmemiz gereken en önemli tehditlerden biridir.  Kadının ve çocuğun uğradığı ruhsal ve fiziksel şiddet sorununu bitirmeden güçlü  aile yapısını inşa edemeyiz." dedi. 
 
Erdoğan, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Sosyal Kalkınmadan Sorumlu  Bakanlar Konferansı'ndaki konuşmasında, İİT çatısı altında kendilerine düşen  görevin nerede bir Müslümanın hakkı gasp ediliyorsa hukuku çiğneniyorsa varlığı  tehdit altına alınıyorsa onun yanında yer almak olduğunu söyledi.
 
"Asya'da, Afrika'da, Avrupa'da ve Amerika'da, velhasıl dünyanın yer  yerinde geleceğin bizlerde olduğuna yürekten inanıyorum." diyen Erdoğan, yapılan  saldırıların hiçbirinin bu kutlu yükselişi durdurmaya yetmeyeceğini kaydetti.
 
Tek bir kişinin bile haksız yere gönlünün kırılmasının, gözünden  yaşlar akmasının ve yüreğinin yanmasının kendilerini vebal altında bırakacağını  ifade eden Erdoğan, görevlerinin aydınlık geleceğe giden yolda her bir kardeşin  onurlu ve güvenli bir şekilde ayakta kalabilmesini sağlamak olduğunu vurguladı.
 
Erdoğan, İİT'yi bu misyonu hakkıyla yerine getiren bir kurum haline  dönüştürmek mecburiyetinde olduklarını dile getirerek, Türkiye olarak dönem  başkanlığında olduğu gibi bu doğrultuda kendilerine düşen görevi yerine getirmeye  hazır olduklarını anlattı.
 
Diğer üye ülkelerden de aynı kararlılığı görmek istediklerini  vurgulayan Erdoğan, "Bunu başardığımızda emin olun önümüzde adaletin, huzurun,  barışın ve refahın olduğu yepyeni bir dönemin kapıları açılacaktır." ifadelerini  kullandı.
 
"Hep birlikte seferberliğe gitmeliyiz"
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Müslümanlığın en önemli alametifarikalarından  birinin de aile kurumunun gücü olduğunu belirterek, bugün geleceğini tehdit  altında gören toplumların tamamının ortak özelliğinin aile kurumunun  zayıflatılması ve çarpıtılması olduğunu söyledi.
 
Gelinen noktada hiçbir teşvik, maddi destek ve telkinin bu tür  ülkelerin aile kurumlarını yeniden ayağa kaldırmaya yetmediğini dile getiren  Erdoğan, şöyle devam etti:
 
"Çünkü temel çökmüş durumda. İslam ülkeleri olarak aile kurumumuza ne  kadar sahip çıkarsak geleceğimize de o derece güvenle bakabiliriz. Kendi ülkem  başta olmak üzere bu konuda hepimize çok önemli görevler düşüyor. Güçlü aile  yapısının güçlü toplum demek olduğunu, bunun da hep birlikte güvenli geleceğimiz  anlamına geldiğini tekrar tekrar hatırlamalıyız. Bu bakımdan aile içi şiddet,  önüne geçmemiz gereken en önemli tehditlerden biridir. Kadının ve çocuğun  uğradığı ruhsal ve fiziksel şiddet sorununu bitirmeden güçlü aile yapısını inşa  edemeyiz. Müslüman, o kimsedir ki elinden ve dilinden diğer Müslümanlar da  emindir, sadıktır. Hep birlikte bir seferberliğe girmeliyiz. Yunus'un diliyle biz  yaradılanı Yaradan'dan ötürü severiz. Siyah, beyaz, Arap ırkı, zenci, böyle bir  ayrım biz de yok. Biz böyle bir ayrımı asla yapamayız."
 
Hazreti Peygamberin "Başı kuru üzüm tanesi gibi incik böncük de olsa  Allah için severiz." dediğini belirten Erdoğan, İslam'ın güzelliğinin ve  farklılığın bunda olduğunu söyledi.
 
Erdoğan, geçmişte beyazlarla zencilerin Amerika'daki yaşadığı  sıkıntıları anımsatarak, ancak İslam dünyasında böyle bir şeyin hiçbir zaman  olmadığını, İslam ülkelerinin kendi aralarında kuracağı güçlü iş birliği ve  tecrübe paylaşımlarıyla bu sıkıntının üstesinden çok daha rahat gelinebileceğine  inandığını kaydetti.
 
"En önemli zenginliğimiz genç nüfusumuzdur"
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, toplantıda bu konuda somut  kararların alınacağını öğrenmekten memnuniyet duyduğunu belirterek, İslam  ülkeleri olarak en önemli zenginliğin yer altı kaynaklarından ziyade genç nüfus  olduğunu vurguladı.
 
Daha da güçlendirilecek aile yapısı, sağlam eğitim ve öğretim sistemi  ile güçlü sosyal dayanışma mekanizmalarıyla geleceğin gönül rahatlığıyla emanet  edileceği bir gençlik yetiştirilebileceğini belirten Erdoğan, Batı kaynaklı  tehditlere karşı, çocuklara, kadınlara, yaşlılara ve engellilere ne kadar iyi  sahip çıkılırsa aile yapısının da o derece korunacağını anlattı.
 
Erdoğan, sosyal medya ve televizyon gibi iletişim araçlarının Batı  kaynaklı içeriklerinin yaygınlaşmasıyla ortaya çıkan erozyona karşı teyakkuz  halinde bulunulması gerektiğine işaret ederek, sınırları korurken zihinlerin  teslim alınmasına yol açacak her türlü boşluğun, gafletin ve çatlağın süratle  doldurulması gerektiğini kaydetti.
 
Bu konuda, hiç de iyi imtihan verilemediğinin itiraf edilmesi  gerektiğini belirten Erdoğan, "Ama kötü gidişi durdurma şansına hala sahibiz. Her  birlikte neler yapabileceğimizi konuşmalı, anlaşmalı ve süratle uygulamaya  geçirmeliyiz." dedi.
 
Erdoğan, Suriye başta olmak üzere çeşitli bölgelerdeki çatışmalar ve  krizler sebebiyle sayıları milyona varan çocuğun öksüz ve yetim kaldığını  anımsatarak,  Suriye'de, Somali'de, Irak'ta, İran'da ve Filistin'de yaşananların  ortada olduğunu, bunların hep İslam ülkelerinde devam ettiğini söyledi.
 
 "İslam ülkelerini böl, parçala, yut anlayışıyla emperyalist anlayış  yoluna devam ediyor." diyen Erdoğan, bunlardan bir kısmının çeşitli yollarla  diğer ülkelere götürülüp hiç arzu edilmediği şekilde yetiştirildiğini, bu  çocukların başta uyuşturucu tüccarları olmak üzere suç örgütleri tarafından  istismar edildiğini kaydetti.
 
Müslümanlar olarak kardeşlerin emanetlerine sahip çıkmanın  boyunlarının borcu olduğunu dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:
 
"Yeteri kadar duyarlı olamadığımız için kaybolup giden her çocuğun  vebalini üzerimizde taşıyoruz. Yetimhane benzeri yapılardan ziyade ailelerin  sahip çıkmasıyla bu çocukları topluma kazandırma konusunda bir seferberlik  başlatmalıyız. Günümüz toplumlarında karşımıza çıkan yeni durumlar bizi özellikle  sosyal politikaları gözden geçirmeye itiyor. Sosyal devlet ilkesini gözardı eden  hiçbir ülkenin hedeflerine ulaşabilmesi mümkün değildir. Esasen Peygamber  Efendimizin 'Komşusu açken tok yatan bizden değildir' ikazı, sosyal  politikalarımızın en çarpıcı rehberidir. Nüfusun böylesine arttığı ve şehirlerin  kalabalıklaştığı bir dönemde bu tavsiyenin gereklerini fertlerle beraber asıl  olarak devlet başta olmak üzere kurumların yerine getirmesi gerekiyor. Sivil  toplum kuruluşları bu bakımdan çok yaygın ve etkin faaliyetleriyle öne çıkıyor.  Ailenin güçlenmesi ve sosyal devlet ilkelerinin hayata geçirilmesi konusunda  çalışan sivil toplum örgütlerimizi kendi aralarında yakın iş birliğine teşvik  etmeli, desteklemeliyiz."
 
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,  "Ülkemizdeki mevcut olanlar ve sınırlarımıza yakın bölgelerdekilerle toplam 9  milyon kişiyi bulan potansiyel sığınmacı yükünü üstlenmeye kimsenin cesaret  edemeyeceği açıktır. Dolayısıyla eninde sonunda yeni yerleşim yerlerinin inşası  projemize ve sığınmacılara verdiğimiz diğer hizmetlere gereken destek  verilecektir." dedi. 
 
 Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Sosyal  Kalkınmadan Sorumlu Bakanlar Konferansı'ndaki konuşmasında, Türkiye olarak  dünyanın en yaygın ve etkili sosyal politikalarını uygulayan ülkelerinden biri  olduklarını, çalışan ve emeklilere mutlaka asgari güvenceler sağlandığını  söyledi.
 
Genel sağlık sigortasının nüfusun nerdeyse tamamını kapsadığını  anlatan Erdoğan, ülkemde kalitesi gayet yüksek olan sağlık hizmetlerinden  yararlanmak isteyip de sığınmacılar dahil buna imkan bulamayan kimsenin  olmadığını ifade etti.
 
  Erdoğan, "Garip gurabaya sahip çıkmak, sosyal politikalarımızın özünü  oluşturuyor. Geçtiğimiz yıl 12 milyon kişiye, 43 milyar lira tutarında sosyal  yardım ulaştırdık. Sosyal yardım yelpazemizi ihtiyacı olan herkesi içine alacak  şekilde genişlettik." ifadelerini kullandı.
 
Engelliler konusunda yaptıklarıyla örnek olacak başarılara imza  attıklarını dile getiren Erdoğan, "Düzenli maaş ödemesinden evde bakım hizmetine,  özel bakım merkezlerinden özel eğitim kurumlarına kadar pek çok hizmetle  engellilerimizi toplumsal hayata dahil ettik. 82 milyon nüfusa sahip ülkemizde,  sadece 33 bin 500 kişinin resmi veya özel huzur evlerinde kalıyor olması aile  yapımızın hala sağlam olduğunu göstergesidir. Gönül ister ki bu sayı sıfıra  düşsün. Aile yapımız güçlendikçe bu hedefe de yaklaşacağımıza inanıyorum." diye  konuştu.
 
"AB'nin bize verdiği destek sadece ve sadece 3 milyar avrodur"
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye 3 milyon 650 bini Suriyeli, 350 bini  de Kürt olmak üzere toplamda 5,5 milyonu bulan sığınmacı ve göçmene ev sahipliği  yapan bir ülke olarak bu konuda dünyada ilk sırada yer alıyor. Sadece bu yıl  diğer ülkelerin adeta ölüme terk ettikleri 57 bine yakın kişiyi denizlerden  toplayıp, hayatlarını kurtardık. Ülkemizde bulunan sığınmacılara kendi  vatandaşlarımızla aynı düzeyde hizmet veriyoruz. Üstelik bu hizmetleri dışarıdan  ciddi bir yardım almadan, kendi imkanlarımızla yürütüyoruz. Bu hizmetler için şu  ana kadar harcadığımız para 40 milyar doları aşmıştır. Avrupa Birliğinin bize  vermiş olduğu destek ise sadece ve sadece azami söylüyorum 3 milyar avrodur."  değerlendirmesinde bulundu.
 
Türkiye'ye yasa dışı yollardan giren sığınmacılardan kurdukları  merkezlerde işlemleri tamamlananları ülkelerine gönderdiklerini, aynı şekilde  Suriye'de güvenli hale getirilen bölgelere de şu ana kadar 370 bin kişinin kendi  istediğiyle geri dönerek yerleştiğini ifade eden Erdoğan, "Resulayn ve Telabyad  arasında ilk etapta yüz binlerce kişiyi, sınır hattındaki diğer yerlerle birlikte  1 milyon kişiyi iskan edebileceğimiz yerleşim yerlerinin inşasıyla ilgili  çalışmalara başladık." dedi.
 
Erdoğan, NATO Zirvesi'nde bütün liderlere plan, projeleri dağıttığını  belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
 
"Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda aynı şekilde dağıttım ama ne  yazık ki buralardan 'Biz de destek veririz' diyenleri henüz göremedim. Bu  konudaki tüm çağrılarımıza rağmen henüz bir ülke dışında Türkiye'ye somut destek  veren olmadı. Ancak sadece ülkemizdeki Suriyelilerin yarıya yakınının 18 yaşından  küçük olduğunu düşündüğümüzde ortaya sürdürülmesi oldukça zor bir yük çıkıyor.  Ekonomik bakımdan bizden çok daha iyi durumda olan Avrupa ve kimi Arap ülkeleri  sınırlarını bu mazlumlara kapatırken biz ekmeğimizi onlarla bölüşmekten  çekinmiyoruz. Ülkemizdeki mevcut olanlar ve sınırlarımıza yakın bölgelerdekilerle  toplam 9 milyon kişiyi bulan potansiyel sığınmacı yükünü üstlenmeye kimsenin  cesaret edemeyeceği açıktır. Dolayısıyla eninde sonunda yeni yerleşim yerlerinin  inşası projemize ve sığınmacılara verdiğimiz diğer hizmetlere gereken destek  verilecektir. Biz şimdilik üzerimize düşeni yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz."
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan İslam ülkelerine Arnavutluk çağrısı
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam İşbirliği Teşkilatı bünyesinde diğer pek  çok konu gibi sosyal gelişim alanında da ilk Bakanlar Konferansına ev sahipliği  yapmaktan memnuniyet duyduklarını dile getirerek, "İçtimai yapımızın günümüzün  sosyal hastalıklarına karşı direnç kazanmasına yönelik çalışmalara destek vermeyi  sürdüreceğiz. Tabii ki çalışmalarımızı özellikle koordine etmek, ortak  önceliklerimizi belirlemek ve bu doğrultuda harekete geçmek bakımından bu  toplantı önemli bir fırsattır. Ailelerin ve fertlerin karşı karşıya kaldığı  sosyal tehditlerin analizi ve çözüm yolları bulunması bakımından bu hayırlı  fırsatı iyi değerlendirmeliyiz." diye konuştu.
 
Konferansın dönem başkanlığını iki yıl süreyle Aile, Çalışma ve Sosyal  Hizmetler Bakanlığının yürüteceğini dile getiren Erdoğan, bu süre boyunca kardeş  İslam ülkeleriyle kurumsal kapasite inşası, tecrübe paylaşımı, teknik yardım ve  politika koordinasyonu alanlarında yararlı çalışmalar gerçekleştireceklerine  inandığını söyledi.
 
Erdoğan, bu vesileyle de bugün bir çağrısı olacağını belirterek,  yaklaşık bir hafta önce Arnavutluk'ta 6,4 büyüklüğünde bir deprem olduğunu  hatırlattı.
 
Bu deprem neticesinde 51 kişinin hayatını kaybettiğini aktaran  Erdoğan, tüm ailelere baş sağlığı dileğinde bulundu.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
 
"Yüzlerce Arnavut kardeşimiz yaralandı. Şu anda Arnavutluk'un Durres  kenti özellikle bir enkaz haline gelmiş vaziyette. Dün sayın Başbakan Edi Rama, o  da bizim İslam İşbirliği Teşkilatı Kamu ve Özel Sektör Toplantısı'na katıldı,  orada aydınlatma yaptılar. Az önce ifade ettim ya bizler bir vücudun azaları  gibiyiz. Bir vücudun azaları gibi olan biz Müslümanlar Arnavutluk'taki  kardeşlerine de ellerinden gelen desteği vermelidirler diye düşüyorum. Biz ilk  andan itibaren tırlarla gerek AFAD, gerek Kızılay olarak gıda, ilaç, giyim, çadır  vesaire bunları gönderdik, gönderiyoruz. Bu arada da kendilerine bir sözümüz var.  O da 500 konut inşallah orada yapacağız ve şu anda Çevre ve Şehircilik  Bakanlığımızın ekipleri Arnavutluk'un ilgili bakanlığıyla orada çalışmaları  yapıyor. Üç ayrı bölgede biz bu 500 konutu süratle inşa edip, artık kış  mevsiminin de içinde olma hasebiyle bir an önce bu konutlara yerleşmelerini  sağlayalım istiyoruz. Aynı zamanda da kış çadırları vesaire gibi çadırlarla  desteklerimizi kendilerine sürdüreceğiz. Siz değerli kardeşlerimden de aile,  sosyal güvenlik bunları konuştuğumuz bir toplantıda bu destekleri duyurmayı  kendim için bir görev addettim. Sizlerden de bunları bekliyoruz."
 
Bugün burada alınacak kararların ilgili kurumlarla iş birliği halinde  hayata geçirilmesinin  bizzat takipçisi olacaklarını aktaran Erdoğan, konferansın  başarılı geçmesini ve sosyal politikaların sağlam temellere oturtulması  bakımından bir dönüm noktası olmasını diledi.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, gayretleri ve emeği için üye ülkelerin  temsilcilerine teşekkürlerini sunarak, "Tabii bu arada bu sabah yine açıklanan  bir müjdeyi duyurmak istiyorum. Sosyal kalkınmayı konuştuğumuz bugün yayınlanan  İnsani Gelişme Raporuna göre Türkiye, 2018 yıl bazlı insani gelişme endeksinde  0,806'lık değere ulaşarak 189 ülke arasında 59'uncu sıraya yükseldi. Türkiye ilk  kez 'çok yüksek insani gelişme' kategorisine girmeyi başarmış oldu. Hayırlısı  olsun. Bundan sonra inşallah daha yüksek derecelere de ulaşacağız." diye konuştu.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, aile fotoğrafı çekilmesinin ardından salondan  ayrıldı.