Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bağdadi'nin eşinin yakalandığını açıkladı!

AA |  06 Kasım 2019 Çarşamba - 14:38 | Son Güncelleme : 06 11 2019 - 17:40

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan "ilk kez açıklıyorum" dedi ve DEAŞ elebaşı Bağdadi'nin eşinin yakalandığını duyurdu.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen Ankara  Üniversitesi (AÜ) İlahiyat Fakültesi 70. Yıl Kutlama Töreni'nde katılımcılara  hitap etti.

Konuşmasına, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinin kuruluş yıl  dönümünü kutlayarak başlayan Erdoğan, fakültenin Türkiye'nin en köklü, yüksek din  eğitimi veren kurumu ve ülkenin ilahiyat birikimi nitelemesini hak eden bir  müktesebata sahip olduğunu belirtti.

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinin başlı başına bir marka  olduğunu ifade eden Erdoğan, "Tüm farklılıklarıyla başlı başına bir ekol olan  fakültemizin dün olduğu gibi bugün ve gelecekte de aynı ayırt edici vasfını  sürdüreceğine inanıyorum. Bugün fakültemizin birikimini takip ederek faaliyetini  sürdüren 100'e yakın yüksek din öğretimi veren kurumumuz vardır. Bu kurumların  her birinin de hayırlı hizmetler sunmaya devam edeceğinden şüphe duymuyorum."  dedi.

- "Öğretmen bulmada maalesef sıkıntı yaşıyoruz"

Türkiye'de ilahiyat eğitiminin gelişmesinde emeği geçenleri şükranla  yad eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Milletimizin gönlünde özel bir yeri olduğunu bildiğim bu kurumları  daha da geliştirmek, ileriye taşımak için çalışmalarımızı sürdüreceğiz.  Türkiye'de ilahiyat ve imam hatip eğitiminin yaygınlaştırılmasının sebebini bugün  hepimiz çok acı bir tebessümle hatırlıyoruz. Bir imam hatipli olarak,  çocuklarımın imam hatip kapısında, özellikle kızlarımın neler çektiğini bilen bir  baba olarak bunları yaşadık. Rabbim tekrarını bir daha bizlere göstermesin  inşallah. Onun için de bizler de görevimizin çok iyi farkında olacağız.

Bir büyüğünüz olarak, Cumhurbaşkanınız olarak sizlere bir ricada  bulunacağım. O da şu; bir, niçin ilahiyat mezunları gerek imam hatip okullarında  gerekse diğer düz liselerde öğretmenlik için görev almada tereddütler yaşarlar?  Öğretmen bulmada maalesef sıkıntı yaşıyoruz. Nedense ilahiyat mezunları öğretmen  olmaya teşebbüs etmiyor. Öğretmen olmak için gayret etmiyor ve şu anda birçok  imam hatiplerde Kur'an derslerinin boş geçtiğini biliyorum. Biliyorsunuz tercihli  bir sistem getirdik, özellikle de düz liselerde isteyenler Siyer-i Nebi, Kur'an-ı  Kerim dersine girebilir. Ama maalesef ilk yıl bir teşebbüs oldu, ondan sonra  azalma oldu, şu anda ciddi manada azalma var. Bir diğer taraftan da hoca bulmada  sıkıntı var. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersine hoca bulunmuyor dersem, yalan  söylemiş olmam."

 

- "Bana imam hatipliler bile saldırdı"

Karşısında bu mevcut durumu alt üst edecek bir nesil gördüğünü  vurgulayan Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

"Ülkemin dört bir yanında sizi görev bekliyor. Nereden geldik,  elhamdülillah nereye? Bir zamanlar, 'Dindar bir nesil' dedim bana imam hatipliler  bile saldırdı. Geçmişinde imam hatip var, 'Nereden çıktı bu iş, nereden çıktı bu  tespit' gibi sözde köşe yazarı dahi bana saldırdı. Üstelik de imam hatip mezunu.  'Dindar bir gençlik istiyoruz, dindar bir nesil yetiştireceğiz' dediğim için.  Bugün yine aynısını söylüyorum, inşallah dindar bir gençlik, dindar bir nesil  sizin ellerinizde yetişecek. Bunu başardığımız takdirde, çarşıda, sokakta,  pazarda o zaman tinercisini, hırsızını, Allah'ın izniyle o zaman görmeyiz veya  minimize ederiz. Alkolikleri görmeyiz, niye? Çünkü dindar gençlik bilecek ki  alkol haramdır. Dolayısıyla o yola tevessül etmeyecek. Bu konularda atılacak  adımlarla dindar neslin olduğu bir ülkede, inanıyorum ki tüm manevi değerler bir  anda yüksek bir sıçrama yapacak ve birbirini menfaat, makam, mevki için değil  Allah için seven bir millet ortaya çıkacaktır. İşte bunu siz sağlayacaksınız bu  adımları atma noktasında yeni bir sürecin içinde olmamız gerekiyor, aksi takdirde  yıllara yazık oldu deriz."

- "Cenaze namazı kıldırmak bile bilinmiyordu"

Tek parti döneminde, milletin inancıyla arasındaki irtibatın neredeyse  cenaze yıkama seviyesine düşürme gayesiyle hareket edildiğini belirten Erdoğan,  şunları kaydetti:

"Bunu bizzat sahibinden, İstanbul'da Milli Türk Talebe Birliği'ndeki  konuşmasında Tahsin Banguoğlu'ndan dinlemiştim. Ona Milli Eğitim Bakanlığı görevi  verilmiş ve o zamanın başbakanı, çünkü cenaze namazı kıldırmak bile bilinmiyordu,  cenaze yıkanma bilinmiyordu, kendisine 'senden bu konuda kurslar kurmanı  istiyorum' diye kendisine görev verilmiş. Dedi ki 'İmam hatiplerin menşei  böyledir.' İmam hatip okulunda İngilizce hocamız vardı, 'Siz buraya cenaze  yıkamak için mi geldiniz?' dedi. O zaman evli olan abilerimiz vardı, bir tanesi  çıktı şu ifadeyi kullandı, 'Öğretmenim ben gelecekte bu ülkeye en ideal hizmeti  nasıl verebilirim diye imam hatibi seçtim.' dedi."

İstanbul Darülfünun İlahiyat Fakültesi'nin kapatılmasından sonraki ilk  yüksek dini eğitim kurumunun Ankara Üniversitesi bünyesinde açıldığını hatırlatan  Erdoğan, "Fakültenin açılışı sırasında Meclis'te yapılan tartışmalarda terakki  hamlelerine engel olmaması şartının dahi ifade edildiğini hatta mektep medrese  mücadelesine atıflarda bulunulduğunu görüyoruz. Buna rağmen milletimizin sahip  çıkmasıyla ilahiyat fakülteleri ve imam hatip okulları hızla kök saldı ve zamanla  da yaygınlaştı." diye konuştu.

Erdoğan, milletin inancına, medeniyetine, tarihine ve kültürüne  sarıldıkça yeni ufukların belirdiğini ve her alanda yükselişin yolunun açıldığını  belirterek, "İmam hatip öğrencileri 600 bine falan çıkmıştı. Ne oldu? Bir darbe  oldu, 60 bine indi. Hemen kök kurutulduğu zaman, kök kesildiği zaman o ağaç vücut  bulur mu? Bulamaz. Geldik, geldikten sonra adımları attık ve şu anda 1 milyon 300  bine varan imam hatip öğrencisi var." dedi.

 

- "Dik durmaya mecburuz"

Hala imam hatiplere yönelik olumsuz kampanyalar yürütüldüğüne işaret  eden Erdoğan, imam hatip liseleri ile diğer liseler arasında hiçbir fark  olmadığını vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, imam hatip liseleri ile diğer liseler  arasındaki katsayı farkının kaldırıldığını hatırlatarak, öğrencilerin sınavdaki  başarılarına göre gelecekteki bölümlerini belirleyeceklerini kaydetti.

Gelişmenin, kalkınmanın ve çağı yakalamanın yolunun geçmişle irtibatı  kesmekten değil, ondan güç alarak geleceğe bakmaktan geçtiğini vurgulayan  Erdoğan, özellikle son 17 yılın bu durumu ortaya koyduğunu söyledi.

Erdoğan, Türkiye'nin yeniden İslam coğrafyasının umudu haline  gelmesinde hep birlikte verilen mücadelenin büyük katkısı olduğunu ifade ederek,  şöyle konuştu:

"Elbette her dönemin kendine münhasır zorlukları, sıkıntıları,  ihtiyaçları olacaktır. Bizim de şu anda çektiğimiz sıkıntılar var. Görüyorsunuz  yedi düvel üzerimize saldırıyor. Peki onlar üzerimize saldırıyor diye biz  geçmişte olduğu gibi sünepe durumuna geçip, yanaklarımızı çevirip 'tokatlayın'  diyecek miyiz? Diyemeyiz. Onun için dik durmaya mecburuz. Dikleşmeden yolumuza  devam etmeye de mecburuz."

- "Savunma sanayinde yüzde 70 yerli üretim yapıyoruz"

İnandıkları yolda yürümeye devam edeceklerinin altını çizen Erdoğan,  şöyle devam etti:

"Fetih müyesserdir Rabbimize inandıkça. Bu noktada, geldiğimizde, biz  savunma sanayinde yüzde 20 yerli üretim yapıyorduk. Şimdi yüzde 70 yapıyoruz.  Eğer bugün terörle mücadelede başarılıysak, bunun sebebi bize dost geçinenlerdir.  Bir SİHA, bir İHA vermiyorlardı. 'Kongreden geçmesi lazım' diyorlardı ama şimdi  biz İHA'mızı da yapıyoruz, SİHA'mızı da yapıyoruz, şimdi onun daha ilerisini  yapıyoruz 'Akıncı' diye. Onunla birlikte dünyada belki de o ilk defa bizde  olacak. Şimdi onu başarmaya çalışıyoruz. Demek ki yapılabiliyor ve yapıyoruz.  Bunu başardığımız gibi bir de onların mühimmatını artık kendimiz üretiyoruz.

Bundan önce kendileri ile konuşuyorduk. Sayın Obama'ya 'terörle  mücadelede sıkıntımız var' diyordum. G-20 Antalya Zirvesi'nde kendisiyle  konuştuk. 'Göndereceğiz' dediler. Bize akıllı bomba gelmedi. Bu tür komşular bizi  akıllı bomba sahibi yaptı. Şimdi onu biz üretiyoruz. Aynı şekilde diğerlerini de  biz üretir hale geldik."

- "Savunma sanayinde 2,5 milyar dolar ihracatımız var"

Erdoğan, savunma sanayisinde ihracata da başladıklarını belirterek,  "Şu anda bizim savunma sanayinde 2,5 milyar dolar yıllık ihracatımız var. Maya  sağlam olduğu müddetçe Allah'ın izniyle bunların hepsinin de üstesinden  geleceğimizden şüphe duymuyorum." dedi.

Bu konuda ilahiyat camiasına büyük görev düştüğünü dile getiren  Erdoğan, ilahiyatçıların bilgisi, duruşu, samimiyeti, ahlakı ve ibadetiyle örnek  olmak mecburiyetinde olduğunun altını çizdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, böylece hakiki İslam anlayışı ve yaşayışının  toplumun her kesimine yayabileceklerini ifade etti.

"İslam'ı kendimizden başlayarak önce ülkemizi sonra dünyayı kucaklayan  bir rehber haline getirme mücadelesi hepimiz için ilanihaye sürecek bir  mükellefiyettir." diyen Erdoğan, Mehmet Akif Ersoy'un "Asrın idrakine  söyletmeliyiz İslam'ı" anlayışının hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.

Erdoğan, İslam dinini terörle, cehaletle, sefaletle, bağnazlıkla, geri  kalmışlıkla eşdeğer hale getirme projesinin ancak bu şekilde başarısızlığa  uğratılabileceğini vurgulayarak, "Amerika 'Bağdadi kendini tünelde imha etti'...  Bununla biliyorsunuz çok ciddi kendilerine göre bir iletişim kampanyası  başlattılar. Biz de hanımını yakaladık ama bakın biz bir yaygara yapmadık. İlk  defa şimdi, bugün açıklıyorum." şeklinde konuştu.

Bağdadi'nin kız kardeşinin ve eniştesinin de yakalandığını aktaran  Erdoğan, şöyle devam etti:

"Şu anda biz bu noktada çalışmalarımızı en güçlü şekilde sürdürüyoruz  ve sürdürmeye devam edeceğiz. İşte buyurun şu anda terör örgütüyle verdiğimiz  mücadele hiçbir dönemde olmadığı kadar güçlü bir şekilde yürüyor. Suriye Milli  Ordusu'na ülkemizin ana muhalefeti 'terör örgütü' diyor. Onlar benim askerimin  yanında şu anda Suriye'de kendi topraklarını kurtarma mücadelesi veriyor. Şu ana  kadar 144 şehit verdiler. Bizim 10 şehit verdiğimiz yerde onlar da 144 şehit  verdi. El ele omuz omuza bu mücadeleyi sürdürüyorlar ama ana muhalefet kalkıp  onları ne yazık ki bu şekilde vasıflandırıyor. Biz tabii yolumuza kararlılıkla  gidiyoruz, gideceğiz. Allah'a hamdolsun tüm kirli senaryolara rağmen bugün tüm  dünyada ihtida edenlerin sayısı artıyor. İslam'ın yayılışına ket vurulamıyor. Bir  merhamet dini olan İslam'ı vahşetle yan yana gösterme gayretleri kalplerdeki  uyanışı engellemeye yetmiyor.

İslam insanlığın yegane kurtuluş reçetesi olarak varlığını çok daha  güçlü bir şekilde sürdürüyor. Bize düşen Allah'ın varlığı ve birliğiyle Hazreti  Muhammed Aleyhissalatu Vesselamın nübüvvetini kabullenen yüreklerin aynı gaye  için atmasını sağlamak, bu yönde çalışmaktır. Bunun için de önce Rabbimizle,  ardından da kendi nefsimizle, ardından son olarak çevremizdeki tüm canlılarla  şüphesiz ki barış halinde olmamız şart. Çünkü İslam barış dinidir. Müslümanda  barış için çalışandır. İslam'ı bu haliyle hayatımızın merkezine yerleştirmeden  hiçbir meselemizi çözemeyiz. İnsanlığa arzu ettiğimiz hizmetleri sunamayız.

Modern dünyada tüm bireylerin özgürlük peşinde koştuğuna dikkati çeken  Erdoğan, halbuki Müslümanların en büyük özgürlüğünün Allah'a boyun eğmesi, kulluk  etmesi olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bundan daha büyük özgürlük olur mu? Bunu  başarmadan diğer hiçbir çabamızı anlamlandırma şansımız olmaz. 'Zıvanadan çıkmak'  deyimini aramızda bilmeyen yoktur. Allah'a boyun eğmediğimiz gün zıvanadan  çıkmışız demektir. İşte o zaman zıvanadan çıkan iki değirmen taşının birbirini  parçalaması gibi biz de kendi kendimizi yok etmeye başlarız. Yaratıcısıyla  aradaki bağları kopardığını sanmanın adı mutlak özgürlük değil, mutlak  savrulmadır. Bu bakımdan kelime-i şahadet biz Müslümanlar için özgürlüğün  anahtarıdır. Biz başka hiçbir şeyin değil sadece ve sadece bu manadaki  özgürlüğümüzün peşindeyiz. Hamdolsun ülkemizde ve dünyada bu yönde bir uyanışın  işaretlerini de gittiğimiz her yerde görüyoruz." ifadelerini kullandı.

- "Üstesinden gelinmesi gereken en büyük sıkıntı Müslümanlar arasına  sokulan fitne"

Bugün ve gelecek için üstesinden gelinmesi gereken en büyük sıkıntının  Müslümanlar arasına sokulan iki büyük fitneyi ortadan kaldırmak olduğunu  vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Birinci fitne mezhep mensubiyetinin kimi yerlerde ve kimi zihinlerde  adeta başlı başına bir din haline getirilmiş olmasıdır. Ne demek istediğimi  anlıyorsunuz. Bizim tek dinimiz İslam'dır. Diğer her şey ondan sonra gelir.  Dinimizi pratikte yaşama konusunda bize yol gösteren mezheplerin günümüzde  böylesine farklı bir yere oturtulmasının kesinlikle farklı niyetlere hizmet  ettiğine inanıyorum. Ameldeki farklılıkları itikattın önüne geçiren bir  zihniyetin bizim dinimize ait olması mümkün değildir. Sayıları 2 milyara yaklaşan  İslam ümmetini hem parçalara bölen hem de birbirine düşman eden mezhep taassubunu  çözüme kavuşturmamız gerekiyor. Müslümanların vahdeti, beraberliği, kardeşliği  için verdiğimiz mücadelede en büyük desteği biz sizlerden bekliyoruz, bunu siz  başaracaksınız."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, üstesinden gelinmesi gereken bir diğer fitnenin  de terör meselesi olduğuna dikkati çekerek, "Terörist, kendi sapkın davası için  gözünü kırpmadan masumların kanını döken kişidir. Bu bakımdan Müslüman'dan  terörist olmaz. Utanmadan, sıkılmadan 'İslami terör' ifadesini kullanan Batı'nın  önce aynaya bakması lazım. Eğer terörist arıyorsanız onlar sizde." dedi.

Batı'nın birçok ülkesinde teröristlerin cirit attığını dile getiren  Erdoğan, "PKK oralarda, PYD oralarda, YPG oralarda, DEAŞ oralarda, FETÖ oralarda.  Hepsi orada kol kola, el ele... Bakıyorsunuz Batı'nın caddelerinde, sokaklarında  teröristbaşı olarak ilan ettikleri o teröriste rağmen onun paçavralarıyla  birlikte dolaşıyorlar. Çünkü Müslüman ne sapkın bir davanın peşinden gidebilir ne  de masum kanı dökebilir. Onun için kimse 'İslami terör' ifadesini kullanamaz.  Bunları biz defaatle bütün Batı'nın liderlerine anlattık, uluslararası  toplantılarda anlatıyoruz ve anlatacağız. İslam'ın adını kullanarak terör  faaliyeti yürütenlerin tamamının üzerini kazıyın, altından İslam düşmanları  çıkacaktır." değerlendirmesini yaptı.

El-Kaide'yi ve onun ikizi DEAŞ'ı kimlerin kurdurduğunu, kimlerin  kullandığını, kimlerin yönlendirdiğini bizzat kendi ağızlarından dinlediklerini,  hepsini takip ettiklerini belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Hepsi bizim şu anda arşivlerimizde sesli ve görüntülü olarak var.  Boko Haram, Eş-Şebab dediğimiz yapıların hepsi de proje ürünü organizasyonlardır.  FETÖ'nün gerçekte ne olduğunu görmek istiyorsanız elebaşlarının nerede, kimlerin  himayesinde yaşadığına bakınız. Acaba Amerika, 1999'da niçin kendisini Amerika'ya  davet edip, 400 dönümlük bir arazide kendisini şu an ağırlıyor? 90 koli verilmiş  mahkeme kararlarına rağmen acaba niçin bize bunu teslim etmiyor, neden? Demek ki  bu proje üzerinde hesaplar var, hala bunu yürütmeye devam ediyorlar. Benim 251  evladım bu ülkede 15 Temmuz gecesi şehit edilecek, 2 bin 193 kardeşimiz gazi  olacak, birileri çıkacak hala birilerini kurtarmanın gayreti içerisine girecek."

Şehitlerin, gazilerin hesabını sormanın yönetimde olan insanlar olarak  görevleri olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Dünyanın dört bir yanında kimin eline  masum kanı bulaşıyorsa aynı fitne senaryosunun bir oyuncusu olduğundan hiç  şüpheniz olmasın. Dikkat ediniz, başına sarık saran, üzerine cübbe giyen,  ağzından ayetler dökülen terörist başlarının adeta nöbetleşe sürdürdükleri  faaliyetlerden tek zarar gören Müslümanlardır, maalesef." diye konuştu.

- "Gerçekleri görmeleri için inşallah bu kadar musibet yeterli olur"

Yunus Emre'nin "Ete kemiğe büründüm Yunus diye göründüm" sözünü  anımsatan Erdoğan, "İşte bize bu lazım. Şekil, kim için, sadece Müslümanları  aldatmak için. İşte DEAŞ, El Kaide... Bunlar böyle değil mi? Bunlar bunu bu  şekilde yapmadılar mı, böyle yaptılar. Bundan sonra da yapacaklar, haberiniz  olsun. Kendilerine dünyanın en zengin doğal kaynaklarının sefalet içinde yaşayan  ve sürekli birbirini boğazlayan bekçileri rolü verilenlerin gerçekleri görmeleri  için inşallah bu kadar musibet yeterli olur." şeklinde konuştu.

Türkiye'nin DEAŞ ve FETÖ konusundaki net tutumunun bu fitnenin  üzerindeki örtüyü kaldırdığını, hakikatleri kısmen de olsa ortaya sermeye  başladığını vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:

"İslam adına sergilenen vahşetin gerisinde bir damla petrolü bir damla  kandan daha değerli gören zihniyetin bulunduğu gerçeği giderek daha iyi  anlaşılıyor. Esasen bu senaryoları yazanlar niyetlerini ve amaçlarını saklamak  gereği de duymuyorlar. Yeter ki biz bunlara bakmasını, anlamasını,  değerlendirmesini bilelim. Müslümanlar arasına örülen mezhep taassubu ve terör  duvarlarını yıkmadan inanın hiçbirimizin huzurla geçireceği tek bir anı  olmayacaktır. Bu konuda öncülük görevi siz alimlerimize, ilahiyatçılarımıza ve  yarının alimi, alimeleri sizlere düşüyor."

- "Hamdedeceğiz ve azmedeceğiz"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara İlahiyat Fakültesi öğrencilerinin yüzde  60'ının kızlardan oluştuğuna işaret ederek  "Gelecek neslin inşası noktasında da  Allah'a hamdetmekten başka bize bir şey düşmez. Hamdedeceğiz ve azmedeceğiz."  ifadelerini kullandı.

Salonda bulunan katılımcılara hitaben, "Siz yolu açacaksınız ki  Müslümanlar arkanızdan ilerlesin. Çağımızın en büyük cihadı işte budur." diyen  Erdoğan, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinin kuruluşunun 70'inci yıl  dönümünü tebrik etti.

Başta Prof. Muhammed Tayyib Okiç olmak üzere kuruluşundan bugüne kadar  fakülteye hizmet veren tüm hocaları rahmetle anan Erdoğan, Okiç'in Ankara  İlahiyat'taki yerinin bambaşka olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, fakültenin geçmişten bugüne kadar olan tüm  mezunlarına İslam dini ve millete verdikleri hizmetten dolayı şükranlarını  iletti.

Törene, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta  Saraç, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş da katıldı.

Törenin sonunda Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş ve  İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Hakkı Ünal tarafından Cumhurbaşkanı  Erdoğan'a üzerinde Hud Suresi 88'inci Ayetinin yer aldığı hat levha takdim  edildi.