Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ayasofya bahanesi ile kinlerini kustular

AA |  28 Temmuz 2020 Salı - 16:52 | Son Güncelleme : 28 07 2020 - 17:57

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Eğer biz iddia veya ima edildiği gibi diğer inançların sembollerini hedef alan bir millet olsaydık, beş asırdır elimizde olan bu manastırın yerinde şu anda yeller eserdi." dedi.


Erdoğan, video konferansla katıldığı Sümela Manastırı 2. Etap Açılış  Töreni ve Trabzon Ayasofya Camii Restorasyon Sonrası Açılış Töreni'nde yaptığı  konuşmada, dün yapılan Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı'nın ardından  açıkladıkları fındık fiyatlarına ilişkin kararın, fındık şehirlerine hayırlı  olmasını temenni etti.
 
Restorasyonları tamamlanan Sümela Manastırı ile Ortahisar Ayasofya  Camii'nin Trabzon'a ve ülkeye hayırlı olmasını dileyen Erdoğan, dünya mirasının  en önemli eserlerini bünyesinde barındıran Anadolu'nun bu iki güzelliğinin,  yeniden insanlığın hizmetine sunulmasında emeği geçenleri, başta Kültür ve Turizm  Bakanı Mehmet Nuri Ersoy olmak üzere tebrik etti.
 
Yamaçlarda nasıl çalışıldığını herkesin gördüğünü ifade eden Erdoğan,  çalışmaların, bütün zorluklara ve tehdit edici unsurlara rağmen yapıldığını  belirtti.
 
Sümela Manastırı'nın, ülkenin tanıtımının önemli sembollerinden biri  olduğunu anımsatan Erdoğan, yaklaşık 1600 yıllık mazisi olan bu eserin, ecdadın  bölgeye yerleşmesi ve tümüyle fethinin ardından korunarak bugünlere geldiğini  söyledi.
 
"Ülkemizin her değeri gibi bu esere de biz sahip çıktık"
Kayalara oyulmuş bir dizi yapıdan oluşan Sümela Manastırı'nda bölgeye  hakim tüm medeniyetlerin izlerini görmenin mümkün olduğunu vurgulayan Erdoğan,  sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu eser en parlak dönemlerini 19. yüzyılda yaşamış, Rus işgalinin  ardından ise boşaltılarak mahzun kalmıştır. Maalesef bu güzel yapıdaki eserlerin  bir kısmı 1930'lu yıllarda Yunanistan'a götürülmüştür. Ülkemizin her değeri gibi  bu esere de biz sahip çıktık. Altındere Vadisi'nin gerdanlığı olarak nitelenen bu  güzel eseri yeniden dünya kültür mirasına kazandırmak için uzun yıllardır  çalışmalar yürütüyoruz. Daha önce çevresini, su kemerlerini ve manastıra çıkan  merdivenleri kullanılabilir hale biz getirmiştik. Bugün manastırın üzerinde  bulunduğu kaya yüzeylerinin iyileştirilmesi ağırlıklı restorasyonların bir  bölümünün daha açılışını yapıyoruz Türkiye'nin toprakları üzerindeki her türlü  medeniyet mirasına nasıl sahip çıktığının, koruduğunu, güzelleştirdiğinin somut  bir örneği olan bu çalışmayı ülkemizi eleştirenlerin dikkatine sunuyoruz. Eğer  biz iddia veya ima edildiği gibi diğer inançların sembollerini hedef alan bir  millet olsaydık, beş asırdır elimizde olan bu manastırın yerinde şu anda yeller  eserdi."
 
"Teşekkürü hak ettiğimize inanıyoruz"
Aynı durumun Anadolu'nun dört bir yanındaki benzer eserler için de  geçerli olduğuna dikkati çeken Erdoğan, hiçbir zaman yıkmanın, imhanın, yok  etmenin peşinde olmadıklarını, tam tersine hep inşanın, ihyanın peşinde  koştuklarını vurguladı.
 
"Osmanlı'nın daha bir asır önce çekildiği coğrafyalarda tam anlamıyla  bir kültürel soykırım yaşandı." ifadesini kullanan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Ecdat yadigarı eserlerin kahir ekseriyeti ya yıkıldı ya yakıldı ya da  yok olmaya mahkum edildi. Balkanlar'da bir asır önce 300 cami ile bıraktığımız  bir şehirde bugün her nasılsa ayakta kalabilmiş tek bir caminin kalmış olması,  kimin nerede durduğunun ispatıdır. Tarihi eserleri koruma noktasında Batılı  hiçbir devletin Türkiye'ye söz söyleme, bizi eleştirme hakkı yoktur Ayasofya'yı  1453 yılında dönüştürüldü haliyle cami olarak yeniden hizmete açmamız rahatsızlık  sebebi olmamalıdır. Tam tersine bu ulu mabede sahip çıktığımız, koruduğumuz,  yaşattığımız için teşekkürü hak ettiğimize inanıyoruz. Bugün hizmete açacağımız  Ortahisar Ayasofya Camii için de aynı durum geçerlidir. Yaklaşık 750 yıllık bir  geçmişi olan bu eser, ecdadın elinde daha da güzelleşecek günümüze ulaşmıştır.  Ortahisar Ayasofya Camii tarihi boyunca sadece bir asır önceki kısa süreli Rus  işgali sırasında depo haline dönüştürülerek mabet vasfına aykırı şekilde  kullanılmıştır. Yalnızca bu örnek dahi kimlerin tarihi eserlere ve mabetlere  saygılı kimlerin de hoyrat ve yıkıcı davrandığını göstermeye kafidir."
 
Erdoğan, bahçe duvarlarından tavanlarına kadar baştan sona yeniden  restore edilen Ortahisar Ayasofya Camii'ni yine kadim ve kucaklayıcı medeniyet  anlayışının sembollerinden biri olarak hizmete açtıklarına dikkati çekti.
 
"Bu töreni yarım bin yıldır cami olarak hizmet veren bu eserin kılına  bile dokunmayan ecdadın hoşgörü ve sevgi ikliminden nasibini alamayanlara ithaf  ediyoruz." diyen Erdoğan, İstanbul'daki Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'nin  açılışının ülkede ve dünyada hakka ve hukuka saygılı olanlar ile zihni ve kalbi  kararmış olanları ayıran bir turnusol kağıdı işlevi gördüğüne işaret etti.
 
"Ne yaparlarsa yapsınlar artık yolun sonu görünüyor
Türk milletinin Anadolu'daki 1000 yıllık varlığını kabul edemeyenlerin  Ayasofya bahanesiyle bir kez daha kinlerini kustuklarını, aynı şekilde milletin  değerlerini ve kültürüne husumet duyanların yine Ayasofya üzerinden gerçek  niyetlerini ortaya döktüklerinin altını çizen Erdoğan, şunları kaydetti:
"Bu kesimlerin Sümela Manastırı ve Ortahisar Ayasofya Camii konusunda  diyecekleri de bellidir. Bunlar için ne tarihin ne kültürün bir kıymeti vardır.  Türk milletine ve İslam dinine düşmanlıklarını açıkça dile getiremedikleri için  bu tür konular üzerinden kendilerini konumlandırılıyorlar. Halbuki böyle dolaylı  yollara hiç gerek yok. Milletimiz de tüm insanlıkta kimin nerede durduğunu gayet  iyi biliyor. Biz bu hakikatleri Birleşmiş Milletler kürsüsünden dünyadaki 200'e  yakın ülkenin temsilcilerinin gözlerinin içine baka baka zaten söyledik,  söylüyoruz. Özellikle Batılı ülkelerin dünyanın kalanının kanı, gözyaşı, acısı,  sömürüsü üzerine kurulu refah düzeninin sonunun geldiğini açıkça ifade ediyoruz.  Bölgemizde ve dünyada yaşanan değişim sancılarını yeni ve kutlu bir doğumun  habercisi olarak gördüğümüzü belirtiyoruz.
 
Salgın dönemindeki gelişmelerin bu gerçeği, inkarı ve dönüşü mümkün  olmayan bir şekilde ortaya koyduğuna inanıyoruz. Karşımızdakilerden de bu kadar  açık bu kadar berrak bu kadar delikanlıca bir duruş bekliyoruz. Maalesef sürekli  bel altı vurarak kazanım elde etmeye alışmış olanlar içeride ve dışarıda aynı  sinsilikle yollarına devam ediyorlar. İnsanlara iftira atarak, vatandaşlarımızı  kışkırtarak milletin değerlerini olan düşmanlıklarını gizlemeye çalışıyorlar ama  ne yaparlarsa yapsınlar artık yolun sonu görünüyor."
 
Erdoğan, mağdurların ve mazlumların feryadı arşı kaplamışken artık  kimsenin hakikatin üzerini sahte gülücükler ve içi boş kavramlarla  kapatamayacağını bildirdi.
 
Türkiye olarak medeniyetlerinden ve tarihlerinden aldıkları ilhamla  hak, hakikat, adalet ve barış uğrunda verdikleri mücadeleyi sürekli daha ileriye  taşımak da kararlı olduklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, müdahil oldukları  her meselede bu perspektifle hareket ettiklerini sözlerine ekledi.