Cumhurbaşkanı Erdoğan: 120 saat süre verdik

AA |  18 Ekim 2019 Cuma - 14:43 | Son Güncelleme : 18 10 2019 - 16:34

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dolmabahçe'de yabancı medya temsilcilerini kabulünde gündeme dair açıklamalarda bulundu.Erdoğan Barış Pınarı Harekatı'na verilen 120 saatlik ara ile ilgili olarak"Söz yerine getirilmemiş olursa 120. saatin sona erdiği dakika, harekatımız kaldığı yerden çok daha kararlı bir şekilde devam edecektir." dedi.

Erdoğan ayrıca Trump'ın mektubuyla ilgili de, "Trump'ın siyasi nezaketle bağdaşmayan mektubunu elbette unutmadık. Ama karşılıklı sevgi ve saygımız nedeniyle bunları gündemde tutmamamız gerekiyor. Vakti saati geldiğinde bu konuda da gereken yapılacak." diye konuştu.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suriye'deki DEAŞ  unsurlarıyla en etkili ve sonuç alıcı mücadeleyi Türkiye'nin yürüttüğünü  belirterek, "2016 yılı Ağustos ayındaki Fırat Kalkanı Harekatımızla 3 binin  üzerinde DEAŞ'lıyı biz El Bab'da etkisiz hale getirdik. Ülkemizin bu  müdahalesinden sonra DEAŞ Suriye'de tutunamadı ve hızla çözüldü." dedi.
 
Dolmabahçe Çalışma Ofisi'nde yabancı medya temsilcileriyle bir araya  gelen Erdoğan, Türkiye'nin Suriye meselesindeki duruşunu ve dün yaşanan  gelişmelere kadar ki süreci paylaşmak istediğini söyledi.
 
Suriye'de 2011'de ilk hadiseler başlamadan önce bu ülkeyle çok müspet  ilişkilerin olduğunu dile getiren Erdoğan, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ile  ailece görüşecek derecede yakınlığa sahip olduklarını kaydetti.
 
Erdoğan, o dönemde Esed'e ülkesinde demokrasinin, insan haklarının,  hukukun, adaletin geliştirilmesi konusunda pek çok tavsiyede bulunduklarını  vurgulayarak, şöyle devam etti:
 
"Özellikle de hiçbir hakka sahip olmayan Kürt nüfus konusunda adımlar  atmasının önemli olduğunu söyledik. Ancak Esed bu tavsiyelerimize uygun işler  yapmak yerine halkının üzerindeki baskıyı artırma yoluna gitmiştir. Suriye halkı  Esed'e karşı direnirken Irak'ta ortaya çıkan DEAŞ belası bu ülkeye de  sıçramıştır. Bir yandan rejimin, bir yandan DEAŞ'ın zulmü altında inleyen halkın  tepesine bir de PKK/PYD/YPG, ne derseniz deyin, terör örgütü girmiştir. Sonuçta  Suriye nüfusunun yarısından fazlasını oluşturan 12 milyon kişi evinden olurken  bunun yarısını teşkil eden 6 milyon kişi de ülke dışına gitmiştir. Bu 6 milyon  kişinin Arabıyla, Kürdüyle, Türkmeniyle ve diğer gruplarıyla 4 milyonu da  ülkemize gelmiştir. Bunlardan 3 milyon 650 bini Suriye genelinden, 350 bini ise  Ayn el Arap'tan yani Kobani'den Türkiye'ye gelmiş ve bunlar tamamıyla Kürt  nüfustur ve halen de bunlar ülkemizde misafir edilmektedir. Ağırlıklı olarak  Sayın Obama döneminde gelen nüfustur bunlar."
 
Erdoğan, bu süreçte Suriye'yi mesken tutan terör örgütleri DEAŞ, PKK  ve YPG'nin saldırılarını Türkiye'ye de yöneltmeye başladığını dile getirerek,  "Suriye'deki DEAŞ unsurlarıyla en etkili ve sonuç alıcı mücadeleyi Türkiye  yürütmüştür. 2016 yılı Ağustos ayındaki Fırat Kalkanı Harekatımızla 3 binin  üzerinde DEAŞ'lıyı biz El Bab'da etkisiz hale getirdik. Ülkemizin bu  müdahalesinden sonra DEAŞ Suriye'de tutunamadı ve hızla çözüldü. Esasen Fırat'ın  doğusundaki hat boyunca Rakka ve Deyrizor'a kadar olan bölgeyi de DEAŞ'tan  temizlemeye talip olduk." diye konuştu.
 
Bu konuda Amerikan yönetimine yaptıkları tekliflerin maalesef kabul  görmediğini dile getiren Erdoğan, Amerika'nın Türkiye yerine PKK/YPG terör örgütüyle bu işi yürütmeyi tercih ettiğini kaydetti.
 
"AMERİKA BEKLENEN ADIMLARI ATMADI"
 
Erdoğan, neticede DEAŞ'ın Suriye'den tamamen temizlendiğini ancak bu  defa da PKK/YPG terör örgütünün sınırlar boyunca Türkiye'ye karşı bir tehdit  haline dönüştüğünü anlattı.
 
Müttefiklere özellikle de Amerika'ya yapılan tüm ikazlara rağmen bu  konuda bekledikleri adımların atılmadığını belirten Erdoğan, şöyle konuştu:
 
"Bize de kendi göbeğimizi kendimiz kesmekten başka çare kalmadı. Önce  Zeytin Dalı Harekatı'yla Fırat'ın batısındaki Afrin ve çevresini PKK/ YPG terör  örgütünden temizledik. Ardından Rusya ve İran'la birlikte yürüttüğümüz Astana  süreci ve Soçi mutabakatıyla İdlib'te  yaşanması muhtemel büyük bir insani dramın  önüne geçtik. Sonra da Fırat'ın doğusundaki toprakları terör örgütünden  temizlemek üzere hazırlıklara başladık. Diplomasi yolunu sonuna kadar kullanmaya  devam ettik. Buna rağmen ne Amerika'nın ne de Avrupa ülkelerinin PKK/YPG terör  örgütün desteğinin önüne geçemedik. Sonuçta bir kez daha kendi başımızın çaresine  bakmaya mecbur kaldık. Türkiye Barış Pınarı Harekatı'na işte böyle bir sürecin  sonunda gelmiştir."
 
Erdoğan, Barış Pınarı Harekatı'nın iki temel amacı olduğunu dile  getirerek, "Birincisi, PKK/YPG terör örgütünü sınırlarımızdan uzaklaştırmaktır.  İkincisi de ülkemizde yaşayan 3,6 milyon Suriyeli'nin bir kısmını oluşturacağımız  güvenli bölgede iskan etmektir." dedi.
 
“30 KİLOMETRE DERİNLİĞE ULAŞINCA BİRTAKIM ÜLKELERİN TAVRI DEĞİŞTİ”
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin Barış  Pınarı Harekatı'na başlayıp kısa sürede birkaç noktadan 30 kilometre derinliğe  ulaşınca bir anda Amerika ve Avrupa başta olma üzere, birtakım ülkelerin tavrının  değiştiğini belirterek, "Sanıyorum ilk 1-2 gün Türkiye'nin böyle bir başarı  göstermeyeceğini düşündükleri için nispeten düşük tepki ortaya koymuşlardı.  Türkiye'nin harekatı başarıyla tamamlayacağı anlaşılınca tepkiler akıl ve mantık  sınırlarını zorlayan bir düzeye yükseldi. Biz buna rağmen harekatımıza  kararlılıkla devam ettik." dedi.
 
Erdoğan, "Münbiç'ten Irak sınırına kadar olan 444 kilometre  uzunluğunda, 30-35 kilometre derinliğindeki güvenli bölgeye de 1 ila 2 milyon  arasında Suriyeli sığınmacının geri dönüşünü planlıyoruz." dedi.
 
Güvenli bölgede yapılacaklara ilişkin bilgi veren Erdoğan, "Suriye  kaynaklı göç akınından şikayetçi olan Avrupa Birliği ve diğer ülkelerin mali  desteğiyle bu bölgede her biri beşer bin nüfuslu 140 köy ve otuzar bin nüfuslu 10  ilçe inşa etmek için planlarımızı yaptık. Tabii bu planın ilk şartı bölgenin  teröristlerden temizlenerek güvenli hale getirilmesiydi. Çünkü rejimin  denetimindeki yerler gibi, PKK/PYD'nin işgal ettiği yerlere de Suriyeli Kürtler  başta olmak üzere, kimse dönmek istemiyordu. Hala ülkemizde 3,6 milyon  Suriyeliden 350 bini PKK/YPG'nin işgali altındaki yerlerden gelen Kürtlerden  oluşuyor." ifadelerini kullandı.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, güvenli bölge projelerini 2016'da Türkiye'de  yapılan G-20 toplantısında liderlere teklif ettiğini anımsatarak, hepsinin de  projeyi prensipte olumlu bulmasına rağmen kimsenin bu konuda somut adım atmaya  yanaşmadığını hatırlattı.
 
Erdoğan, şöyle devam etti:
 
"O zaman tabii Amerika'nın başında da Sayın Obama vardı. Onunla da  konuştuk. Zeytindalı Harekatı'ndan sonra bu konuyu yeniden gündeme getirdik.  Amerikalılarla birtakım çalışmalar da yürüttük. Ancak maalesef istediğimiz  ilerlemeyi bir türlü sağlayamadık. Bunun üzerine 9 Ekim saat 16.00'da Barış  Pınarı Harekatını başlattık. Yani bununla neyi ifade etmek istiyorum? Yani Barış  Pınarı Harekatı bir anlık oluşum değildir. Bir günlük, iki günlük bir oluşum asla  değildir. Bunun hazırlığı şöyle geriye doğru gittiğimizde 3, 4, 5 yılı  bulmaktadır. Çünkü gelişmeler anlık olmadı. Bu gelişmelerin ne yazık ki bizi  tacizi, tehdidi uzun yıllara sarih."
 
"ETKİSİZ HALE GETİRDİĞİMİZ TERÖRİST SAYISI DA 750'Yİ BULDU"
 
Harekattan önce 6 Ekim Pazar akşamı ABD Başkanı Trump ile yaptığı  telefon görüşmesinde kendisine harekata başlayacaklarını söylediğini aktaran  Erdoğan, bu görüşmenin ardından Beyaz Saray'dan yapılan resmi açıklamada  Amerika'nın Suriye'nin kuzeyindeki askerlerini çekeceğinin ilan edildiğini  aktardı.
 
Böylece Türkiye'nin operasyonu önünde herhangi bir engel kalmamış olduğuna işaret eden Erdoğan, şöyle konuştu:
 
"Barış Pınarı Harekatı'na başlayıp kısa sürede birkaç noktadan 30  kilometre derinliğe ulaşınca bir anda Amerika ve Avrupa başta olma üzere,  birtakım ülkelerin tavrı değişti. Hatırlayın, hatta Amerika'nın 20 mil meselesi bir hafta içerisinde yapılmış bir açıklama değildi. Sanıyorum ilk 1-2 gün Türkiye'nin böyle bir başarı göstermeyeceğini düşündükleri için nispeten düşük tepki ortaya koymuşlardı. Türkiye'nin harekatı başarıyla tamamlayacağı anlaşılınca tepkiler akıl ve mantık sınırlarını zorlayan bir düzeye yükseldi. Biz buna rağmen harekatımıza kararlılıkla devam ettik. Bugüne kadar 1.360 kilometre  alan ile aralarında Tel Abyad ve Rasulayn şehir merkezlerinin de bulunduğu 65  yerleşim birimini kontrol altına aldık. Harekat boyunca 4 askerimiz ile 74 Suriye  Milli Ordusu mensubu şehit düştü. Etkisiz hale getirdiğimiz terörist sayısı da  750'yi buldu. Terör örgütü tarafından sınıra yakın yerleşim yerlerimize yapılan  1.081 havan ve füze saldırısında 20 sivil vatandaşımızı ayrıca şehit verdik. 181  de yaralımız var. Harekatın 9 günlük sürecinde sivil kayıplarımız için bizi  arayan ve üzüntülerini dile getiren hiç kimse olmadı. Buna karşılık teröristleri  korumak amacıyla harekatı durdurmamızı isteyen pek çok Batılı liderle konuştuk.  Bu ikiyüzlülüğü tarihe kara bir not olarak düştüğümüzün bilinmesini istiyorum."
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye Cumhuriyeti bir NATO devletidir ama bu  terör örgütleri ne zaman NATO'ya üye oldular doğrusu ben bunu bilmiyorum."  ifadelerini kullandı.
 
Türkiye'nin en başından beri Suriye'nin toprak bütünlüğüne ve siyasi  birliğine olan saygısını her fırsatta ifade eden bir ülke olduğuna işaret eden  Erdoğan, Cenevre sürecinin başarısı için en çok Türkiye'nin çalıştığını,  fedakarlıkta bulunduğunu kaydetti.
 
Erdoğan, 30 Ekim'de Cenevre'de toplanacak Anayasa Komitesinin,  Suriye'deki siyasi çözüm sürecinin bir miladı olmasını temenni ederek, "Barış  Pınarı Harekatı'nı da mecbur kaldığımız için yaptık. Şayet PKK/YPG terör örgütü  konusunda ikazlarımıza kulak verilmiş olsaydı, şimdi böyle bir sorunla  uğraşmayacaktık. Türkiye'ye karşı ısrarla, inatla ve küstahça PKK/YPG terör  örgütünü destekleyenler bu harekatın ve yaşanan kayıpların asıl sorumlusudur. Bu  harekat sebebiyle DEAŞ'ın yeniden canlanacağı, yüz binlerce kişilik göç  yaşandığı, sivil katliamların yapıldığı gibi iddialar tamamen terör örgütünün ve  yandaşlarının yalanlarından ibarettir." değerlendirmesini yaptı.
 
“120’NCİ SAATİN SONUNDA BARIŞ PINARI HAREKATIMIZ KALDIĞI YERDEN DEVAM EDECEK”
 
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Amerika 120 saatlik sürenin sona erdiği salı akşamına kadar bize verdiği sözleri  tutabilirse güvenli bölge konusu çözülmüş olacaktır ama bu söz bilaistisna yerine  getirilmemiş olursa 120'nci saatin sona erdiği dakika, Barış Pınarı Harekatımız  kaldığı yerden çok daha kararlı bir şekilde devam edecektir." dedi.
 
Erdoğan, geçen çarşamba Ankara'da gerçekleştirdikleri AK Parti Meclis  Grubu Toplantısı'nda Amerika'ya ve kendilerine harekatı durdurma çağrısı  yapanlara bir teklifte bulunduğunu anımsattı.
 
"Şayet bu sorunu bir an önce çözmek istiyorsanız hemen bu gece terör  örgütünün silahlarını ve malzemelerini bırakıp tuzaklarını imha ederek  belirlediğimiz güvenli bölge sınırlarının dışına çıkmasını sağlayın." dediğini  aktaran Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump'ın da Suriye'deki durumu görüşmek ve  bir çözüm bulmak üzere Başkan Yardımcısı, Dışişleri Bakanı, Ulusal Güvenlik  Danışmanı ve Suriye Özel Temsilcisi'nden oluşan bir heyet göndermeyi teklif  ettiğini, kendilerinin de "Buyursunlar, gelsinler." dediğini anlattı.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
 
"Başkan Yardımcısı Pence riyasetindeki heyet, bize grup toplantımızda  ifade ettiğimiz teklifin bir değil de 5 gecelik halini sundu. Biz de kendi  arkadaşlarımızla birlikte bu teklifi tüm detaylarıyla müzakere ettik ve sonuçta  muhataplarımızla 120 saatlik bir mutabakatı sağladık. Kamuoyuna 13 madde halinde  açıkladığımız bu mutabakata göre, Amerika 120 saat yani 5 gün içinde  teröristlerin ilan ettiğimiz güvenli bölge sınırlarının dışına çıkmasını  sağlayacak. Bunun için Barış Pınarı Harekatı'na dün akşamdan başlamak üzere 120  saat süreyle ara verdik. 120 saatlik sürenin bitimine kadar teröristlerin  ellerindeki silahlar toplanacak, kurdukları tahkimatlar ve mevziler de imha  edilecek, kendileri de 30 kilometrelik alanın dışına çıkartılacak. Bu arada Türk  Silahlı Kuvvetleri bölgeden ayrılamayacak. Çünkü oradaki güvenliğin esası bunu  gerektirmektedir. Bu işlemler tamamlandıktan sonra, güvenli bölgenin Türk Silahlı  Kuvvetleri'nin kontrolüne bırakılmasıyla Barış Pınarı Harekatı da sona erecektir.  Amerika'yla mutabakatımıza göre, bu sürecin tamamlanmasıyla birlikte ülkemize  yönelik tüm yaptırımlar da ortadan kaldırılacaktır."
 
"SÖZ YERİNE GETİRİLMEZSE HAREKATIMIZ KARARLI BİR ŞEKİLDE DEVAM EDECEK"
 
Bu görüşmenin olduğu gün ABD Başkanı Trump'ın siyasi ve diplomatik  nezaketle bağdaşmayan bir mektubunun medyada yer aldığını söyleyen Erdoğan,  "Elbette bizler bunu unutmadık. Unutmamız doğru değil ama bizim karşılıklı olan  sevgi, saygımız da bunları sürekli gündemde tutmaya müsaade etmiyor. Bu konuyu  bugünkü meselemiz ve önceliğimiz olarak da görmüyoruz. Vakti, saati geldiğinde bu  konuyla ilgili olarak gerekenin yapılacağının da bilinmesini istiyoruz." diye  konuştu.
 
Erdoğan, "Amerika 120 saatlik sürenin sona erdiği salı akşamına kadar  bize verdiği sözleri tutabilirse güvenli bölge konusu çözülmüş olacaktır ama bu  söz bilaistisna yerine getirilmemiş olursa 120'nci saatin sona erdiği dakika,  Barış Pınarı Harekatımız kaldığı yerden çok daha kararlı bir şekilde devam  edecektir." ifadelerini kullandı.
 
"BURALARDA KALMAK DİYE DERDİMİZ YOK"
 
Salı günü Soçi'de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'le görüşeceğine  işaret eden Erdoğan, "Bu meselenin Rusya'yı ve rejimi ilgilendiren taraflarını  görüşeceğiz. Dün bunu Sayın Pence ile görüştüm. Bilindiği gibi Münbiç, Ayn  el-Arab ve Kamışlı tarafında güvenli bölgemiz Rusya ve rejim güçlerinin  faaliyetleriyle çakışıyor. Ayrıca, İdlib'de de zaman zaman sıkıntılar yaşanıyor.  Amacımız Rusya ile bu konularda makul ve herkes tarafından kabul edilebilir bir  uzlaşmaya varmaktır. Bir tek şartımız, rejimin bulunduğu yerlerde PKK/YPG'nin  tamamen temizlenmesidir. Maalesef Tel Rıfat'ta bu yapılmamıştır." diye konuştu.
 
Terör örgütü PKK/YPG'nin Münbiç'te rejim görüntüsü altında varlığını  devam ettirme çabalarının olduğunu bildiklerini anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle  sürdürdü:
 
"Aynı durumun Ayn el-Arab ve Kamışlı'da da yaşanması muhtemeldir. Buna  rıza gösteremeyiz. Esasen PKK/YPG'nin tamamen temizlendiği yerlerin rejim  tarafından kontrol edilmesi, bizim için rahatsızlık sebebi değildir, bunun altını  çiziyorum. Sonuçta derdimiz bizim bu terör örgütlerinin güvenli bölgeden  çıkartılmasıdır. Eğer bir Münbiç'te halen terör örgütleri varsa, 'Burası terör  örgütünden temizlendi ve burası buranın gerçek sahipleri yüzde 85, yüzde 90 gibi  Arap aşiretlere verildi.' diyemeyiz. Biz bunu Sayın Putin ile görüştük. Eğer  terör örgütleri Münbiç'ten çıkartılırsa, terör örgütleri aynı şekilde Ayn  el-Arab'tan yani diğer adıyla Kobani'den çıkartılırsa bizim için hiçbir mesele  yok. Yeter ki terör örgütlerinden buralar temizlensin ve bizim buralarda da  kalmak diye derdimiz yine yok. Tüm derdimiz, bizi tehdit eden, taciz eden bu  terör örgütlerini buralardan çıkarmaktır."
 
"Yeni anayasa çalışmaları tamamlanıp Suriye'nin toprak bütünlüğü ve  siyasi birliği sağlandığında her yer bu ülkenin meşru hükümetinin yönetimine  geçecektir. Yeter ki PYD, bunun yanında PKK/YPG ve DEAŞ gibi terör örgütlerine  müsamaha gösterilmesin." diyen Erdoğan, terör örgütleri tamamen kazınıp atılmadan  Suriye'nin arzu ettiği huzura, güvenliğe ve esenliğe kavuşamayacağını kaydetti.
 
Erdoğan, Türkiye'nin bölgede huzur ve güvenliğin sağlanması için çaba harcadığını sözlerine ekledi.
 
Toplantıya, İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik ve Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Gülnur Aybet de katıldı.