Cumhurbakanı Erdoğan'dan son dakika Barış Pınarı Harekatı açıklaması

AA |  10 Ekim 2019 Perşembe - 13:05 | Son Güncelleme : 10 10 2019 - 16:22

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin genel merkezinde Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda konuştu.

Fırat'ın doğusunda terör örgütüne yönelik başlatılan Barış Pınarı Harekatı'nda şimdiye kadar 109 teröristin öldürüldüğünü açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "PKK'nın, YPG'nin Suriye'deki işgalini görmeyenler şu anda bizim Suriye'nin birliği, beraberliği için attığımız adıma laf ediyorlar. Şöyle siz bir kenarda durun, biz yolumuza devam ediyoruz" ifadesini kullandı.


Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlenen  partisinin 132'nci Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda konuştu. Geçen hafta Kızılcahamam'da AK Parti'nin 29. İstişare ve Değerlendirme  Toplantısı'nın gerçekleştirildiğini anımsatan Erdoğan, toplantıda gerek partinin  gerekse ülkenin gündemindeki konularla ilgili kapsamlı sunumlar, müzakereler  yapıldığını, bugün de bu toplantının gerçekleştirildiğini söyledi.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin güvenliğinden ekonomisine kadar her alanda kritik  bir dönemden geçtiği günlerde yapılan istişarelerin, toplantılarda ortaya konan  görüşlerin gerçekten çok ama çok kıymetli olduğuna inandığını belirtti.
 
"Rabbimiz, bize her işimizi kendi aramızda istişareyle yürütmemiz  gerektiğini emrediyor." diyen Erdoğan, buna uygun şekilde her fırsatta ve her  düzeyde istişare mekanizmalarını çalıştırdıklarını ifade etti. Cumhurbaşkanı  Erdoğan, en büyük istişareyi de milletle yaptıklarını, AK Parti'yi kuran ve  bugünlere getiren millete şükran borçlarını her alanda en iyi hizmetleri  getirerek, en büyük yatırımları yaparak, en geniş hak ve özgürlükleri sağlayarak  ödeyebileceklerini dile getirdi.
 
Bu inançla çıktıkları yolda 18'inci yılı geride bıraktıklarını  anımsatan Erdoğan, "İnşallah daha nice yıllar boyunca milletimize hizmet etmeyi  sürdüreceğiz. AK Parti'nin varlık sebebi olan millete hizmet davasını ileriye  taşımak için her fırsatı değerlendiriyoruz. 7'nci Olağan Kongre sürecimizi de  bunun için bir imkan olarak görüyoruz. Delege seçimleri, belde, ilçe, il  kongreleri ve ardından yapacağımız olağan büyük kongremizle inşallah bu süreçten  çok daha güçlenerek çıkacağız." diye konuştu.
 
 
"MİLLETİMİZİN HER BİR FERDİNİ AK PARTİ'YE DAVET EDİYORUM"
 
Değişimin hayatın bir gerçeği olduğunun altını çizen Erdoğan,  sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Bu hakikati AK Parti içinde bayrak yarışında bir görev değişimi  şeklinde hayata geçiriyoruz. Buradan milletimizin her bir ferdini AK Parti  kadrolarında görev almak üzere partimiz saflarına katılmaya davet ediyorum. AK  Parti içinde çalışan, gayret gösteren, kendisini geliştiren herkese tüm kapılar  sonuna kadar açıktır. Bunun için AK Parti hiçbir zaman eskimeyecek, hiçbir zaman  diriliğini, gücünü, enerjisini, icraat kabiliyetini kaybetmeyecek bir partidir.  Sizlerden beklentim, büyük kongre sürecini AK Parti'nin bu vasfına uygun şekilde  yürütmenizdir. Her fırsatta ifade ettiğim gibi partimiz şahısların partisi  değildir. Bu parti, milletin partisidir. Milletimizin bize emanet ettiği davayı  sahiplenmek ve en yükseğe çıkarmak için üstlendiğimiz görevlerde en iyisini  yapmanın gayreti içinde olacağız. Asıl olan medeniyet, kültür, tarih ve kalkınma  davamızın ayakta kalması ve güçlenmesidir. Şahıslar gelir geçer ama dava her  zaman, hep baki kalır. AK Parti için siyaset budur, böyle kalmaya da devam  edecektir."
 
Kuruluşundan bugüne AK Parti'nin temsilcisi olduğu davaya katkı sunan,  emek veren, değer katan herkese şükranlarını sunan Erdoğan, kongrelerde görev  alacak veya görevlerine devam edecek isimlerin bu şuurla hareket edeceklerine  yürekten inandığını söyledi.
 
"BU VASIFLARA SAHİP PEK AZ ÜLKE GÖREBİLİRSİNİZ"
 
Türkiye'nin binlerce yıllık medeniyet birikimi ve devlet geleneği olan  bir ülke olduğunu vurgulayan Erdoğan, dünyada bu vasıflara sahip pek az ülke  bulunduğunu, sahip olunan bu büyük hazinenin kıymetinin bilinmesi gerektiğini  dile getirdi.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:
 
"Ülkemizi yıllarca kendi iç meseleleriyle uğraştırarak tarihi ve  temsil ettiği değerleri unutturmaya çalıştılar. Bundan 107 yıl önce Balkan Savaşı  başladığında kendi iç sorunlarımızla o kadar meşguldük ki 15 günde neredeyse tek  kurşun atmadan 168 bin kilometre kare vatan toprağını kaybettik. Takip eden 8 yıl  içinde Balkanlar'da 5 milyon Müslüman katledildi. Canlarını kurtarabilenler ise  perişan şekilde Anadolu topraklarına dağıldı, sığındı. Çanakkale'de birlik ve  beraberlik içinde hareket etmemiz sayesinde düşmanı yenilgiye uğrattık. İstiklal  Harbimizi de aynı güçle zafere ulaştırdık. Cumhuriyetimizi kurduktan sonra ise  maalesef birlik ve beraberlik iradesini ülkemizi hak ettiği yere ulaştıracak  seviyede ortaya koyamadık. Kendi içimizdeki kavgalarla, çekişmelerle,  farklılıklarla o kadar meşguldük ki asıl hedeflerimize bir türlü odaklanmadık.  Tek parti zulmünden darbeler dönemine kadar yaşadığımız her sıkıntının  amaçlarından biri Türkiye'yi kendi içine kapanık bir şekilde tutmaya devam  etmekti. Önce rahmetli Menderes, ardından rahmetli Özal ve son olarak AK Parti  iktidarları döneminde Türkiye bu kısır döngüyü kıracak adımlar atabildi. Hiç  şüphesiz en bu hamlelerin en büyüğü ve en etkilisi AK Parti döneminde gerçekleşti."
 
"TEHDİTLERİ KAYNAĞINDA KURUTMAK ÜZERE HAREKETE GEÇTİK"
 
Türkiye'nin demokraside ve ekonomide gösterdiği atılımla bölgesinde ve  dünyada etkili bir ülke konumuna yükseldiğini belirten Erdoğan, bu süreçte pek  çok engeli aşmak, pek çok sıkıntıyı göğüslemek, pek çok saldırıyı bertaraf etmek  mecburiyetinde kaldıklarını vurguladı.
 
Attıkları her adımda önlerine kurulan tuzaklarla, çıkartılan  engellerle karşılaştıklarına dikkati çeken Erdoğan, şunları kaydetti:
 
"Ülkemizin yükselişini durdurmak için sahnelenen her senaryonun amacı  Türkiye'yi yeniden kendi içine kapatmak, enerjisini ve zamanını boşa harcatacak  işlerle uğraştırmaktı. Biz, işte bu tuzağa düşmeyerek, içeride nelerle uğraşırsak  uğraşalım asıl hedeflerimizden asla şaşmadık. Vesayet planlarından Gezi  olaylarıyla sokakların karıştırılmasına, 17/25 Aralık girişiminden çukur  eylemlerine ve 15 Temmuz hain darbe teşebbüsüne kadar her saldırının gerisinde bu  gaye vardı. İçeride başarılı olmayınca bu defa sınırlarımız boyunca dizayn  ettikleri yeni tehditlerle karşımıza çıktılar. DEAŞ diye arkası karanlık bir  örgütü kullanarak, bölgemizle birlikte ülkemizi de kana ve ateşe boğmaya  çalıştılar. PKK'nın Irak ve Suriye'deki yapılanmasını besleyerek, büyüterek her  türlü silah ve malzemeyle teçhiz ederek üstümüze saldılar. Demokrasimize ve  bağımsızlığımıza saldıran FETÖ terör örgütüne karşı yürüttüğümüz mücadelede bizi  yalnız bıraktılar. Bu süreçte elbette ekonomiyi de bir silah gibi kullanmakta  geri kalmadılar. Türkiye'nin bu kadar yükü çekemeyeceğini ve dizleri üstüne  çökeceği sandılar ama hamdolsun başaramadılar. Allah'ın yardımı ve milletimizin  birliği, beraberliği, basiretiyle bu saldırıların hepsini de boşa çıkarttık.  Sadece bununla da kalmadık tehditleri kaynağında kurutmak üzere harekete geçtik."
 
 
"İDLİB'DE BÜYÜK BİR İNSANİ TRAJEDİNİN YAŞANMASININ ÖNÜNE GEÇTİK"
 
Son 4 yılda Türkiye'nin sınırları içinde 7 bin 500, sınırları dışında  ise 8 bin 500 olmak üzere 16 bin teröristin etkisiz hale getirildiğini anımsatan  Erdoğan, terör örgütünün merkezi yapılanmasını Kuzey Irak topraklarında adeta  hapsettiklerini söyledi.
 
Suriye'de oluşturulmaya çalışılan terör koridorunun önünün Fırat  Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatlarıyla sınırın batı tarafında kesildiğine işaret  eden Erdoğan, Rusya ve İran ile yürütülen Astana Süreci'nin bir parçası olarak  İdlib'de büyük bir insani trajedi yaşanmasının önüne geçildiğini hatırlattı.
 
"5 BİN 500 DEAŞ'LIYI GELDİKLERİ YERLERE GÖNDERDİK" 
 
Fırat'ın doğusunda başarıya ulaşacağına inandığı Barış Pınarı  Harekatı'nı başlattıklarını belirten Erdoğan, "Türkiye'nin yaptığı diğer  operasyonlar gibi Barış Pınarı'nın da amacı Suriye'nin toprak bütünlüğüne ve  siyasi birliğine katkıda bulunmaktır. Suriye topraklarının dörtte biri PKK/YPG  terör örgütünün işgali altındayken bu ülkenin ne toprak bütünlüğünden ne de  siyasi birliğinden söz edilemeyeceği açıktır." değerlendirmesinde bulundu.
 
"PKK'nın, YPG'nin bu işgalini görmeyenler, şu anda bizim Suriye'nin  birliği, beraberliği için attığımız adıma laf ediyorlar." ifadesini kullanan  Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
 
"Şöyle siz kenarda durun, biz yolumuza devam ediyoruz. DEAŞ'a karşı  bizim verdiğimiz mücadeleyi bu konuşanların hangisi verdi. Bunlar sadece kendi  ülkelerinden Suriye'ye DEAŞ'ı ihraç ettiler. Fransa'dan DEAŞ, Suriye'ye geldi,  Almanya'dan geldi, Hollanda'dan geldi ve biz 5 bin 500 DEAŞ'lıyı geldikleri  yerlere gönderdik. Bunlar dürüst değil. Bunlar sadece laf üretiyorlar. Biz ise iş  üretiyoruz. Farkımız bu. Şu anda DEAŞ'a karşı da PKK'ya, YPG'ye, PYD'ye karşı da  bu mücadeleyi tüm onurumuzla sürdürüyoruz, sürdüreceğiz. Anayasa Komitesinin ilk  toplantısını 30 Ekim'de yapacağı bir dönemde başlattığımız bu harekat, Suriye'nin  geleceğinin daha sağlıklı bir şekilde planlanmasını temin edecektir."
 
"SUUDİ ARABİSTAN AYNAYA BAKSIN"
 
Suriye topraklarında üzerinde onlarca yabancı gücün adeta cirit attığı  bir dönemde Türkiye'nin terör yapılanmasını engellemek için başlattığı bu  harekata yönelik eleştirileri kabul etmediklerini vurgulayan Erdoğan, tek tek  saymayacağını  ancak bazı ülkelerin adını zikredeceğini dile getirdi.
 
Erdoğan, "Zira kendilerini de dürüst olmaya davet edeceğim. Önce Suudi  Arabistan'dan başlayacağım. Suudi Arabistan aynaya baksın.Yemen'i bu hale kimler  getirdi? Yemen şu an ne durumda? On binlerce insan Yemen'de ölmedi mi? Ey Suudi  Arabistan, siz önce bunun hesabını verin. Şu anda Yemen fakruzaruret içinde. Her  tarafı yerle yeksan ettiniz. Bunun hesabını verin. Kalkıp da bizim Suriye'nin  birliği, beraberliği için attığımız, terör örgütlerine karşı verdiğimiz bu  mücadelede siz, bize laf edemezsiniz, konuşamazsınız." ifadesini kullandı.
  
"SEN ÜLKENDE DEMOKRASİ KATİLİ OLAN BİR KİŞİSİN"
 
"Hele Mısır, sen hiç konuşamazsın" diyen Erdoğan, sözlerine şöyle  devam etti:
 
"Zira sen ülkende demokrasi katili olan bir kişisin. Yüzde 52 oyla  seçilmiş olan Mursi'nin mahkemede çırpınarak ölmesine sen neden oldun. Belki de  operasyon yaptın. Ailesine bile defnetmesine müsaade etmedin. Sen böyle bir  katilsin. Sisi, birileriyle toplantı yapmış, bu operasyonu kınamış. Ya kınasan ne  yazar, kınamasan ne yazar. Bizim abdestimizden şüphemiz yok ki namazımızdan  şüphemiz olsun. Biz, inanarak bu yola çıktık ve devam ediyoruz. Suriye halkı  özellikle bizim sınır bölgelerimizdekiler, 'ne zaman geleceksiniz' diye çağrıda  bulundular. Tabii rejimin tutarsızlıkları, işimizi zorlaştırdı. Eğer rejim 8-9  yıl önceki rejim olsaydı belki bugün bu işler çok daha kolay olacaktı. Ama  maalesef... Şimdi bizler, Suriye halkımıza sevdamız tartışılamaz, o ayrı bir  konu. Ama bizim derdimiz Suriye'yi işgale çalışan DEAŞ, YPG, PYD gibi terör  örgütleriyledir. Bizim oradaki Kürt kardeşlerimizle sorunumuz yoktur. Sorun  tamamen terör örgütleriyledir. Bunu saptırmaya çalışıyorlar. Kimse saptırmasın.  Biz oradaki Kürt kardeşlerimizle değil, terör örgütüyle şu an mücadele ediyoruz."
 
Türkiye'nin belki de Suriye'nin topraklarındaki tek meşru güç olarak  varlık gösterdiğine işaret eden Erdoğan, "Çünkü bizim hem kendi sınır  güvenliğimiz tehdit altındadır hem de ülkemizde evlerine dönmeyi bekleyen 3,6  milyon Suriyeli sığınmacı vardır. Ey Avrupa Birliği, kendinize gelin. Bak yine  söylüyorum: Bizim şu andaki operasyonumuzu 'işgal hareketi' diye nitelendirmeye  çalışırsanız işimiz kolay; kapıları açarız, 3,6 milyon mülteciyi sizlere  göndeririz." diye konuştu.
 
 
"BU YOLDA EMİN ADIMLARLA YÜRÜYORUZ, YÜRÜYECEĞİZ"
 
Avrupa'nın mülteciler konusunda Türkiye'nin yanında olmamasını  eleştiren Erdoğan, "Neymiş ikinci taksit olan 3 milyar avroyu  göndermeyeceklermiş. Zaten siz verdiğiniz sözü şu ana kadar yerine getirdiniz mi  ? Yok. Biz zaten sizden bir şey alarak yürümedik.  40 milyar doları biz harcadık.  Allah'ın izniyle biz bir o kadar daha harcar ve yolumuza devam ederiz, ama  kapıları da açarız." ifadelerini kullandı.
 
Avrupa ülkelerini samimi olmadıkları için eleştiren Erdoğan, sözlerini  şöyle sürdürdü:
 
"Siz bize hiçbir zaman samimi olmadınız. 63'ten bu yana oyaladınız.  Avrupa Birliği'ne aldık, alıyoruz, alacağız, şuydu, buydu... Siz dürüst  değilsiniz ve hiçbir zaman doğru konuşmadınız. Hayatınız yalan üzerine bina  edilmiş. Bundan sonra Tayyip Erdoğan'a saldırın. İstediğiniz kadar saldırın. Biz  bu yolda emin adımlarla yürüyoruz, yürüyeceğiz. Hiçbir ülkenin böyle bir sorunu,  böyle bir derdi, böyle bir gerekçesi mevcut değildir. Buna rağmen Suriye'de diğer  tüm gelişmelere gözlerini kapayıp sadece Türkiye'yi eleştirmeyi alışkanlık haline  getirenleri, akla vicdana ve ahlaka davet ediyoruz."
 
"1 MİLYONA YAKIN İNSANI BEŞŞAR ESED SURİYE'DE ÖLDÜRDÜ"
 
Suriye topraklarındaki gerçek işgalcilere ses edemeyenlerin  ,Türkiye'nin, meşru haklarını koruma konusundaki adımlarına karşı çıkmasını,  "Acziyet ve teslimiyet" olarak nitelendiren Erdoğan, "Onlar aciz olabilir ama  Türkiye öyle değildir. Hakkını gerektiğinde kendi gücüyle almasını bilir. Üstelik  biz bu noktaya durduk yere gelmedik. Suriye krizinin başladığı 2011 yılından beri  hatta daha öncesinden itibaren, bu ülkedeki sorunun tüm kesimlerin haklarını  güvence altına alan demokratik bir yöntemle çözümü için gayret gösterdik."  ifadelerini kullandı.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçmişte Beşşar Esed'e bu doğrultuda defalarca  telkinde bulunduklarını vurgulayarak, şöyle devam etti:
 
"Maalesef rejimin tercihi demokratik yöntemlerden değil, zor  kullanmaktan yana oldu. 1 milyona yakın insanı Beşşar Esed Suriye'de öldürdü.  Bunlar onun halkıydı. Kendi halkını öldüren, katleden bir insanla karşı  karşıyayız. Hala 'Acaba o giderse yerine kim gelir?' bu soruyu soran liderler  var. Neymiş ? 'DEAŞ gelirse ne olur ?' DEAŞ'ı sen getirirsen benim buna  söyleyecek bir şeyim yok. Bırakın Suriye halkına. Suriye halkı DEAŞ'ı getirir mi  getirmez mi görelim. Demokrasi nedir? Halkın iradesine saygıdır. Mesele bu kadar  basittir ve Suriye halkı da DEAŞ'ı getirecek kadar aklını peynirle yememiştir.  Bunu da bilelim."
 
Suriye'de yıllar süren iç çatışmalarda rejimin, DEAŞ'ın ve PKK/YPG'nin  zulmü sebebiyle 12 milyon Suriyelinin evlerini terk ettiğini belirten Erdoğan,  "Şu anda ülkemizde yaklaşık 4 milyon Suriyeliye yıllar boyunca ev sahipliği  yaptık. Bunların 365 bini Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatları ile güvenli  hale getirdiğimiz bölgelere, başta Cerablus olmak üzere geri döndü. Kalan 3,6  milyon Suriyeli kardeşimiz ülkemizin 81 vilayetine dağılmış şekilde hayatlarını  sürdürüyor." diye konuştu.
 
"PARLAMENTODA DA TERÖR ÖRGÜTÜNE SIRTINI DAYAYAN GRUP VAR" 
 
Erdoğan, Türkiye'nin, Kürt halkına karşı olduğu şeklindeki iddialara  tepki göstererek, şunları söyledi:
 
"Utanmadan sıkılmadan şu ifadeyi kullanıyorlar, 'Biz, Kürtlere  karşıymışız. Terbiyesizlik yapmayın. Şu anda sadece Kobani'den bizim ülkemize  gelen 300 bin Kürt hala bizim ülkemizde misafirimiz olarak yaşamaktadır. Önce  bunu konuşalım. Hala bizim ülkemizdeler. Bunu niye konuşmuyoruz? Amerika bunu  görmez. Avrupa Birliği bunu görmez. Biz kime neyi anlatacağız ? Hiç olmazsa kendi  milletimiz bunu görsün. Parlamentoda da terör örgütüne sırtını dayayan bir grup  var. Onlar zaten gözleri var görmez. Ama göstereceğiz. Öyle veya böyle  göstereceğiz."
 
Türkiye'nin, 3 milyon Suriyeliye de kendi toprakları üzerinde  hayatlarını sürdürebilmeleri için gerekli yardımları yaptığına işaret eden  Erdoğan, "Bugüne kadar yaklaşık 40 milyar dolarlık bir harcama ile Suriye  konusundaki insani duruşumuzu tüm dünyaya biz ispat ettik. Peki dünyada hangi  ülke bunu yaptı ? Çıksınlar söylesinler. Hangi ülke 'Biz de bunu yaptık' desin.  'DEAŞ'a karşı biz Türkiye'nin verdiği mücadeleyi verdik' desin. Yok. Hiçbirisi  bunu yapmadı ama biz yaptık. Bizi eleştiren bazı Arap ve Avrupa ülkeleri acaba  kaç tane Suriyeliye kucak açtı? Bu soruların cevabını bekliyoruz." ifadesini  kullandı.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rejim bölgesine olduğu gibi bölücü terör  örgütünün kontrolü altında olan yerlere de kimsenin dönmek istemediğine  değinerek, "Çünkü insanlar zulüm bakımından bu iki yapıyı aynı görüyor. Bölücü  örgütü himaye eden müttefiklerimize bu konudaki rahatsızlığımızı ve sorunu çözme  kararlılığımızı en başından beri anlatıyoruz." diye konuştu.
 
"TERÖR ÖRGÜTLERİ TÜRKİYE'YE SALDIRIRKEN SİZ BUNA SESSİZ KALAMAZSINIZ"
 
"Bizim bu sınır ötesi harekatımızın altında, güneyimizde bir terör  devleti kurulmasını engellemek var. Biz buna çalışıyoruz." diyen Erdoğan,  konuşmasını şöyle sürdürdü:
 
"Buna fırsat veremeyiz, eyvallah edemeyiz. Bunun daha ileri noktası  var onları burada konuşmaya şu anda dilim varmıyor. Aradan geçen uzunca bir zaman  boyunca maalesef beklediğimiz adımlar atılmamış sadece ülkemizi oyalamaya yönelik  taktiklere başvurulmuştur. Halbuki Türkiye gibi kadim bir devletin karşısında  bizzat muhataplarımızın ifadesiyle, 'Parayla kullanılan bir örgütün hükmünün  olamayacağı.' bellidir. Şimdi buradan tüm NATO ülkesi olanlara sesleniyorum,  başta Amerika. Biz Türkiye'yiz ve biz bir NATO üyesi ülkeyiz. Beşinci maddeyi  gayet iyi biliyorlar. Bu terör örgütleri NATO üyesi olan Türkiye'ye saldırırken  siz buna sessiz kalamazsınız. Buna hakkınız yok eğer NATO üyesi bir ülkeyseniz.  NATO ülkeleri içerisinde NATO'ya karşı olan edimlerini yerine getiren en önemli  ülkelerden bir tanesi hangisidir? Türkiye'dir. İlk 3'ün içinde ücretini takır  takır ödeyen Türkiye'dir. Siz Türkiye'yi birkaç tane zibidi terör örgütüne tercih  etmeyeceksiniz öyle mi? Buna eyvallah edemeyiz. Bunun da gereğini yapmaya  mecburuz. Biz, 'Allah'a dayan, saye sarıl, hükmüne ram ol, yol varsa budur  bilmiyorum başka çıkar yol. Biz böyle gideceğiz."
 
"YALAN YANLIŞ BİR SÜRÜ HABER YAYMAYA BAŞLADILAR"
 
Türkiye'nin bölgede meseleyi suhuletle çözmek için sabrettiğinin ve  mücadele verdiğinin altını çizen Erdoğan, "Sonuçta artık her zaman söylediğim  gibi, kendi göbeğimizi kendimizin kesmesinden başka çare kalmadığını gördük.  Barış Pınarı Harekatı aşamasına böyle bir sürecin sonunda ulaştık." ifadesini  kullandı.
 
Erdoğan, dün saat 16.00 itibarıyla hava kuvvetlerinin önceden  belirlenen hedefleri vurmaya başladığı, ardından topçuların hedefleri imha  ettiğini, saat 22.30'da ise kara birliklerinin devreye girdiğini anlatan Erdoğan,  harekatın tüm unsurların katılımıyla Tel Abyad ve Rasulayn bölgesinde sürdüğünü  söyledi.
 
Toplantının devamında Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'ın harekata  ilişkin ayrıntılı bilgi vereceğini bildiren Erdoğan, "Harekat başladığı saatten  şu ana kadar 109 terörist öldürüldü. Terör örgütü ve yandaşları, hemen ülkemizi  karalamak, harekatımıza gölge düşürmek için yalan yanlış bir sürü haber yaymaya  başladılar. Tabii 109'un dışında yaralılar filan var, teslim olanlar var.  Operasyonlar devam ediyor. Henüz operasyona başladığımız bir yerde, şunu  uydurdular; Hristiyan Suriye vatandaşlarının yaşadığı bir bölgeye önce roket  atıp, ardından 'Türkiye sivilleri bombalıyor' diye ortalığı ayağa kaldırmaya  kalktılar. Bombayı atan sizsiniz, füzeleri atan sizsiniz." diye konuştu.
 
Bu kara propaganda makinesine karşı derhal tedbir aldıklarını,  doğruları tüm dünya kamuoyuyla paylaştıklarını ve paylaşacaklarını belirten  Erdoğan, orada bulunan Hristiyanların liderlerinin de açıklama yaptığını ve  Türkiye'ye güvenlerini ifade ettiklerini vurguladı.
 
 
"BU YILANLARIN HEPSİNİN BAŞINI EN KISA SÜREDE EZECEĞİZ"
 
Terör örgütlerinin sınır ötesinden yaptığı saldırılarla sivilleri  yaralandığını, evleri tahrip ettiğini aktaran Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Askerimizin karşısına çıkacak yüreği olmayanlar, boş buldukları  yerlerde sivillere saldırarak, gerçek yüzlerini ortaya koyuyorlar. Bunlar öyle  terbiyesiz ki tutuyorlar, kendi yayın organlarından çocukları gösteriyorlar.  Çocuk katili sizsiniz, kadınlara saldıran, onların katili sizsiniz. Biz, öyle bir  milletiz ki bizim savunma imkanı olmayanlara, kadına, çocuğa asla elimiz kalkmaz.  Bu bizim inancımızın gereği de haramdır. Biz bunları yapamayız. Ama inşallah bu  yılanların hepsinin de başını en kısa sürede ezeceğiz. Hiç endişeniz olmasın.  Suriyeli kardeşlerimizin huzuru için bölgede yaşayan Kürt kardeşlerimizin huzuru  için bunu başaracağız. Diğer bölgelerle ilgili çalışmalarımızı sürüyor. Vakti  saati geldiğinde oralarda da Türkiye'nin gücünü göstereceğiz. Daha önceki  harekatlarımızda ne yaptıysak burada da onu yapacağız."
 
Erdoğan, Türkiye'nin gittiği yerlere, barışı, huzuru, güvenliği ve  esenliği götüreceğini ifade etti.
 
"Rabbim ordumuzu muzaffer eylesin, Rabbim kahraman güvenlik  güçlerimizi her birini korusun, Rabbim ülkemizi ve milletimizi her türlü beladan,  şerden, musibetten, husumetten, düşmanlıktan muhafaza buyursun." diyen Erdoğan,  Barış Pınarı Harekatı'na destek veren MHP, İYİ Parti, CHP başta olmak üzere tüm  siyasi parti liderlerine, siyaset ve devlet insanlarına, sivil toplum kuruluşları  temsilcilerine, sanatçılara, gazetecilere, sporculara her kesimden vatandaşlara  teşekkür etti.
 
"EĞER İŞGAL VARSA O SİZİN MAHARETİNİZDİR"
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti:
 
"Terör örgütünün desteğiyle parlamentoya girmiş olan sözde siyasi  partiye seslenmek istiyorum. Benim ordumu işgal gücü olarak gösteremezsin. Bu  ahlaksızlığın, edepsizliğin daniskasıdır. Eğer işgal varsa o sizin  maharetinizdir. Siz, bulunduğunuz yerlerde sadece işgalle kalmadınız,  bulunduğunuz yerlerde işgal kuvvetleri olarak binaları kendi içinden tüneller  açmak suretiyle oralarda adeta sorgulama hücreleri kuracak kadar alçaksınız.  Tabii artık oraları kaybettiniz. Şimdi, Türkiye'de bu tür yerleriniz kalmayınca  Suriye'de tüneller açtınız. Oraları da yıkacağız. Oralarda da tünelleri artık  bulamayacaksınız."
 
En büyük teşekkürünün bu harekatı canı gönülden destekleyen millete  olduğuna işaret eden Erdoğan, "Rabbimin yardımı ve milletin desteği oldukça bu  milletin sırtı ilanihaye yere gelmeyecektir." dedi.
 
Barış Pınarı Harekatı ile bölgenin güvenli hale getirilmesinden sonra  burada yaşayan herkesin evine ve şehrine dönmesinin hedeflendiğini vurgulayan  Erdoğan, bölücü terör örgütünün bozmaya çalıştığı demografik yapıyı, iç savaş  öncesi haline uygun şekilde yeniden tesis edeceklerini dile getirdi.
 
Bölücü örgütün kontrolü altında tuttuğu bölgelerde, 1 milyon kişiyi  yerinden ettiğini kaydeden Erdoğan, "Bunun yaklaşık üçte biri Kürt  kardeşlerimizden oluşuyor. Tekrar altını çizerek söylüyorum; bizim planımız,  herkesin yeniden kendi evine dönebilmesidir. Daha açık anlatmak gerekirse  Araplar, Kürtler, Türkmenler, Süryaniler, Asuriler, diğer etnik ve dini gruplar,  kendi evlerine döneceklerdir. Biz, bunun teminine çalışıyoruz." diye konuştu.
 
"BİZ BU OPERASYONDA HİÇKİMSENİN KILINA DAHİ ZARAR GELMESİNİ ASLA KABULLENMEYİZ"
 
Barış Pınarı Harekatı'nın yapıldığı bölgeyi, bozulmaya çalışılan  demografik zenginliğine yeniden kavuşturacaklarını belirten Erdoğan, "Kendi  ülkesine dönmek isteyip de artık oturacak evi kalmamış olanlar var. İşte bunlar  için de 1 milyon kişilik yeni yerleşim yerleri inşa etmeyi planlıyoruz. Bu  yerleşim yerlerini uluslararası toplumun finansmanıyla inşa etmeyi planlıyoruz.  Böylece Suriye'nin herkes için geri dönülebilir, yaşanabilir ve yeni bir gelecek  kurulabilir hale gelmesini temin etmiş olacağız." diye konuştu.
 
Erdoğan, Türkiye'nin hiç kimsenin toprağında, malında ve mülkünde gözü  olmadığını vurgulayarak, şunları söyledi:
 
"Türkiye olarak bölge halkına bu konuda en küçük bir taşkınlığa  müsaade edilmeyeceğinin garantisini şimdiden veriyoruz. Bu vesileyle şu veya bu  sebeple YPG saflarına katılmaya zorlanmış Suriyeli kardeşlerimize bir çağrıda  bulunmak istiyorum: İster Arap, ister Kürt ister, bir başka kesimden olsun, hemen  şimdi PYD saflarını terk edip kendi evlerini, köylerini, şehirlerini, kendi  namuslarını korumak için harekete geçecek herkese kucağımız açıktır. Biz bu  operasyonda hiç kimsenin, bilhassa da sivillerin kılına dahi zarar gelmesini asla  kabullenemeyiz. Sadece bize karşı silah kullananları, saldıranları ve tuzak  kuranları hedef alıyoruz. Şayet böyle bir tavrın içinde değilse hiçbir Suriyeli  kardeşimiz korkmasın, endişe duymasın.
 
Harekatımızın adını 'Barış Pınarı' olarak belirlerken rastgele bir  tercihte bulunmadık. Biz terör örgütünü bölgeden kazıyarak Suriye'de gerçek  anlamda barışı tesis etmek üzere bu adımları atıyoruz. Bizim sınır Suriye  tarafında hep pınarlarla doludur. İşte o pınarlardan hareketle biz bunun adını  'Barış Pınarı koyduk'. Harekatımızı tek başımıza değil, Suriyeli kardeşlerimizle  birlikte yapıyoruz. Daha harekatımız başlar başlamaz Suriye halkını temsil eden  pek çok sivil toplum kuruluşu temsilcisi, kanaat önderi ve aşiret lideri ülkemize  destek açıklaması yaptı. Bölgedeki pek çok yerde terör örgütüne karşı tavır  alındığının haberleri geliyor. İnşallah çok kısa bir sürede Münbiç'ten Irak  sınırına kadar tüm bölgeyi güvenliğe ve huzura kavuşturup Suriye halkının  üzerinde 8 yıldır dolaşan kara bulutları dağıtacağız."
 
"Stratejik müttefikimiz, ne yazık ki  Münbiç'ten 90 günde  çıkılacağının sözünü bize vermiş olmalarına rağmen çıkmadılar." ifadelerini  kullanan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Yüzde 90'ı Arap olan Münbiç'i maalesef terör örgütlerine bıraktılar.  Bunları da biz gayet iyi biliyoruz. Önce bunları yerine getirmeleri lazım.  Suriye'de tüm kesimlerin katılımıyla tesis edilecek meşru yönetimin ülkenin  toprak bütünlüğünü ve siyasi birliği çerçevesinde atacağı adımlara desteğimizi  şimdiden ifade ediyoruz. O gün gelene kadar Suriye halkının yanında yer almaya  kardeşlerimizin her türlü sıkıntısını gidermeye devam edeceğiz."
 
 
"BUNLARIN SOKAĞA ÇIKACAK YÜZÜ KALMAZ"
 
 DEAŞ'ın en çok tehdit ettiği ve zarar verdiği ülkelerden birinin  Türkiye olduğuna işaret eden Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:
 
"Aynı şekilde DEAŞ'a karşı en ciddi mücadeleyi veren, en somut  başarıları kazanan ülke de Türkiye'dir. Hiç kimsenin DEAŞ ile mücadele konusunda  ülkemize söyleyecek tek sözü olamaz. Bugün DEAŞ tehdidi lafını ağızlarından  düşürmeyenlerin daha düne kadar bu örgüte gizli açık ne tür destekler  verdiklerini gayet iyi biliyoruz. Sadece ülkemiz üzerinden Suriye'ye geçmeye  çalışan DEAŞ sempatizanlarının önlenmesi konusunda nasıl yalnız bırakıldığımızı  anlatsak bunların hiçbirinin sokağa çıkacak yüzü kalmaz.
 
Ülkemiz, bugüne kadar DEAŞ'la bağlantılı olabileceğini düşündüğü, çok  büyük bir bölümü Türk vatandaşı olmayan 17 bin kişiyi gözaltına almıştır.  Bunlardan yarısı yabancı uyruklu olmak üzere, 5 bin 500'e yakını halen ülkemizde  cezaevlerinde tutuklu veya hükümlü olarak bulunuyor. DEAŞ ile mücadele  çerçevesinde 151 ayrı ülkeden 77 bine yakın şahsa, Türkiye'ye giriş yasağı  koyduk. Ülkemize kadar gelebilen 102 ayrı ülkeden 7 bin 600 kişiyi sınır dışı  ettik. Halen geri gönderme merkezlerinde sınır dışı edilmek üzere bekleyen kişi  sayısı 851'dir."
 
Erdoğan, Suriye'de hapishanelerde veya kamplardaki DEAŞ'lılara ilişkin  ise şöyle konuştu:
 
"Her şeyden önce biz asla sorumluluktan kaçan bir ülke olmadık.  DEAŞ'ın bir daha kendi başımıza bela olmasını istemediğimiz gibi, Avrupa ülkeleri  başta olmak üzere dünyanın da böyle bir musibete duçar olmasını arzu etmeyiz.  Kontrolümüze geçecek bölgelerdeki DEAŞ'lılara ne yapılması gerekiyorsa onu  yapacağız. Cezaevinde tutulması gerekenleri cezaevinde tutacak, uyruğu olduğu  ülkelere gidebilecekleri kabul edilmeleri halinde oraya göndereceğiz. Geride  kalan kadın ve çocukları da bir ıslah programı çerçevesinde yeniden kendi  toplumlarına kazandırmanın gayreti içinde olacağız. Türkiye, bu bölgenin  kontrolünü ele aldıktan sonra DEAŞ'ın yeniden bölgede varlık gösteremeyeceğinden  herkes emin olmalıdır. Bu güvenceyi tüm dünyaya vermek istiyorum."
 
Kendisinin de Siirt'ten damat olduğunu, Siirt'te Arap nüfusunun  kalmadığını, terör örgütlerinin Arapları Siirt'ten göç etmeye mahkum  bıraktıklarını belirten Erdoğan, şunları söyledi:
 
"Hadi çıkın da aksini söyleyin. Bunlar kayda geçenler, bunlar  bilinenler. Kime neyi anlatıyorsunuz. Eğer işgal gücü aranıyorsa siz ta  kendisisiniz. Demek ki bizim birbirimizle meselemiz yok. Peki öyleyse bunca  sıkıntı neden yaşanıyor? Ne zaman bölgeye dışarıdan bir el girmişse önce herkesi  birbirine düşman etmiş, ardından bu kin ve nefret ikliminde kendi çıkar düzenini  kurmuştur. İşte Diyarbakır. Diyarbakır'da malum siyasi partinin önünde  haftalardır bekleyen o anneleri nasıl anlatacaksınız? O annelerin yavrularını  Kandil'e kaçıranlar bunun hesabını nasıl verecek? Veya çok daha farklı yerlere  kaçıranlar bunun hesabını nasıl verecek? Ya siz önce bunun hesabını verin. Bir  adı 'Kandil' olan Kandil var, bir de Diyarbakır'ın içinde Kandil var. Böyle bir  yapı. Ve bütün planlamalar oradan yapılıyor. Ondan sonra da hemen tutuyorlar  kolundan Kandil mi Kandil, bir başka sınır mı bir başka sınır, buralara  gönderiyorlar. Tarihi hakikatler şunu gösteriyor; bizim birbirimizden başka  dostumuz, birbirimizden başka sırtımızı yaslayacak hiç kimsemiz yoktur."
 
"EMİN ADIMLARLA YOLUMUZA DEVAM EDERİZ" 
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, son dönemde Suriye, Irak, Filistin ve Kuzey  Afrika'da daha önce Balkanlar ve Kafkaslarda yaşananların bu hakikatin birer  örneği olduğunu vurgulayarak, konuşmasına şöyle devam etti:
 
"İşte bunun için her fırsatta tüm kardeşlerimize, dostlarımıza, tüm  mazlumlara birlik ve beraberlik çağrısında bulunuyorum. İşte bunun için 'one  minute' diyoruz. İşte bunun için 'Kudüs kırmızı çizgimizdir' diyoruz. İşte bunun  için 'dünya beşten büyüktür' diyoruz. İşte bunun için 'herkes için adalet, herkes  için refah, herkes için huzur' diyoruz. İşte bunun için hiçbir ayrım yapmadan 4  milyon Suriyeli muhaciri yıllardır topraklarımızda misafir ediyoruz. İşte bunun  için Suriyeli kardeşlerimizin huzurla evlerine dönebilmeleri için bizzat sahaya  iniyoruz. İşte bunun için kendi güvenliğimiz, kendi huzurumuz kadar çevremizdeki  ülkelerin de esenliğini istiyor, gözetiyor, çaba gösteriyoruz. Çünkü biz  Türkiye'yiz. Çünkü biz sadece yaşatmak için, sadece barış ve huzur götürmek için  gideriz. Bizim inancımız, bizim medeniyetimiz, bizim  kültürümüz bunu emrediyor.  Şanlı tarihimiz bu duruşun örnekleriyle doludur. İnşallah Barış Pınarı  Harekatı'yla şanlı tarihimize yeni bir altın sayfa ekleyeceğiz. Bir kez daha  'Allah ülkemizin, milletimizin, ordumuzun, kardeşlerimizin yardımcısı olsun'  diyoruz.
 
Rabbimiz müjdeliyor. Evet, Rabbimin bize inşallah fethi lütfedeceğine  inanıyorum ve bu müjdeyle beraber de bizler, evet, Mehmetçiklerimizi  uğurladık."
 
Diyanet İşleri teşkilatının Türkiye'deki tüm camilerde bu sabah  namazında fetih surelerini okuduğunu, Hacı Bayram Veli Camisi'nden de dualar  edildiğini ve oradan tüm askerlerin uğurlanmış olduğunu belirten Erdoğan, "Allah  yar yardımcımız olsun. İnşallah en kısa zamanda bu fetih müyesser olur ve böylece  Suriye'ye refah, huzur gelir. Bölgemize aynı şekilde refah, huzur gelir ve bizler  de emin adımlarla yolumuza devam ederiz." diye konuştu.
 
Erdoğan, konuşmasının sonunda, "Hani diyorlar ya 'İşte Kürtlere AK  Parti'de yer yok' filan diye. Söyleyeyim size; şu anda Parlamento içinde AK Parti  grubunda 291 milletvekilimizin 50 tanesi Kürt kökenlidir. En sonunda bize bunu  söyletmeye mecbur bıraktılar. Çünkü bizim için önemli olan kökenler filan  olmaktan öte insan olmak." dedi.