Corona virüs korkusu yeni bir psikolojik vaka ortaya çıkardı

AA |  23 Mart 2020 Pazartesi - 12:03 | Son Güncelleme : 23 03 2020 - 12:03

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı alınması gereken önlemleri abartmanın psikolojik bir vakaya dönüştüğünü ifade etti.


Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü  Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı  alınması gereken önlemleri abartmanın psikolojik bir vakaya dönüştüğünü ifade  ederek, "Kişi, ofisinde maskesiyle çalışıyorsa bu tarz bir tepki fobik bir  tepkidir, bunun adına koronafobi denir. Kişiye koronafobi demek için üç tepki  önemli: Solunum tepkisi vermeyen kişilerden kaçınmak, solunum belirtisi vermeyen  kişilerin yanında maske takmak, böyle bir durumda tamamen sosyal teması kesmek.  Bu üç belirti varsa koronafobi başlamış diyebiliriz." dedi. 
Prof. Dr. Tarhan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, koronavirüsün  sosyo-psikolojik etkisinin psikolojik ayağında kontrolün elde tutulması  gerektiğini belirterek, kaygının korkuya dönüşmemesi gerektiğini söyledi.
Dünya ve Türkiye'de gündeme gelen koronavirüs salgınına karşı herkeste  bir kaygı olduğunu dile getiren Tarhan, "Artık insanlar sabah yeni bir gelişme  var mı diye uyanıyor. Gayet normal sağlıklı bir tepki bu çünkü kontrollü korku,  kontrollü stres faydalı ama korku fobi derecesine girerse sorun başlıyor." diye  konuştu.

Tarhan, insanların maskesiz dolaşmadığını, kalabalık veya bir ortamda  şüpheli kişilerin olmadığı zamanlarda bile maske taktıklarını belirterek,  konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Ofisinde de maskesiyle çalışıyorsa bu tarz bir tepki fobik bir  tepkidir. Ortada makul bir şüphe olmadan maskeyle dolaşmak fobi işaretidir, makul  bir şüphe varsa solunum belirtisi veren kişilere karşı maske takılır, önlem  alınır. Solunum belirtisi vermeyen kişiye maske takarak dolaşmak, kaçınma  davranışına girmek fobidir. Bunun adına koronafobi denir. Kişiye koronafobi demek  için üç tepki önemli: Solunum tepkisi vermeyen kişilerden kaçınmak,  solunum  belirtisi vermeyen kişilerin yanında maske takmak, böyle bir durumda tamamen  sosyal teması kesmek. Bu üç belirti varsa koronafobi başlamış diyebiliriz.

Fobi olması için kaçınma davranışının olması, kişinin aşırı duyarlı  olması lazım. Fobiyi ortaya çıkaran durumla ilgili aşırı bir zihinsel uğraş  olması lazım. Koronafobi ilerledikçe korona paranoyasına dönüşüyor, şu anda halk  dillinde koronayak yani paranoyak gibi bir tabir söz konusu. Koronayak olan  kişilerde de yine üç ana belirti var: Kişi tamamen ürkek hareket eder, orantısız  tepkiler verir, bununla ilgili şakayı dahi kaldıramaz. Paranoyak olan kişiler  şakayı kaldıramaz, mizah ayrımı yapamaz, en yakınından bile şüphelenir.  Koronavirüs korkusu özellikle mizofobi yani mikrop korkusu gibi hastalık yaşayan  kişilerde el yıkama davranışını artırabileceği gibi bu gibi hastalıkları  tetikleyebilir."
 
Corona paronayası
Rutin işlerini aksatan kişilerin "korona paranoyasına giriyor"  anlamına geldiğini belirten Tarhan, "Normalinde kişi önlemini alır ve rutin  hayatını bozmaz ama rutin hayatını bozuyorsa koronafobi ötesinde artık  davranışlara da yansımış demektir. Davranışlar aşırı kaçınma davranışlarıdır.  Birey, aile bağlarını koparıyorsa, her insana şüpheyle yaklaşıyorsa, her insana  bana virüs bulaştıracak, bana kötülük yapacak diye düşünerek koronaya tehdit  algısıyla yaklaşıyorsa paranoyaklaşıyor demektir. Buna korona paranoyası denir."  değerlendirmesinde bulundu.
Tarhan, bütün bu süreçlerin ruh sağlığıyla doğrudan bağlantılı  olduğunu anımsatarak, şöyle devam etti:
"Şu anda dünyayı bekleyen en büyük tehlikelerden biri korona  korkusunun korona geçtikten sonra da devam etmesi ve insanları işlevsiz, yetisiz  bırakmasıdır. Zekasını, yeteneklerini kullanamayan, çalışamayan hatta işe yarım  yamalak giden kitleler ortaya çıkarması gibi korkular mevcut. Bu nedenle yine  burada stres altında soğukkanlı kalma becerisi önemli. Burada önemli bir unsur da  liderlik. Önemli kurumların, şirketlerin, yöneticilerin liderlik vasfı  çalışanların tepkisini belirler. Lider eğer işe gelmiyorsa, devamlı maske  takıyorsa, önceliği kendinde görüyorsa, geminin kaptanı gemiyi en son terk  edendir. İlk önce geminin kaptanı gemiyi terk ediyorsa o gemide huzur ve güven  olmaz. O gemide insanlar geleceğini güvende hissedemezler. Bu nedenle liderlerin  örnek olma davranışlarını önemseyelim."