Çöpsüz Likya hayrete düşürdü

SELİN IRMAK KAÇMAZ / skacmaz@gazetevatan.com |  29 Nisan 2018 Pazar - 2:30 | Son Güncelleme : 29 04 2018 - 10:29

Son dönemlerde turistik yerlerin, parkların ve bahçelerin ziyaretçilerin çöpleriyle dolu olmasına alışınca, Fethiye’den Antalya’ya uzanan tarihi Likya Yolu’nun temizliği büyük şaşkınlık yarattı


Tarihi Likya Yolu, yıllardır özellikle kampçıların favori adreslerinden biri. 1998’de Kate Clow tarafından hayata geçirilen tarihi yol, önemli bir turizm noktası haline gelmiş durumda. Toplam uzunluğu 555 kilometre olan yol, Fethiye’den başlayıp, Antalya Geyikbayırı’nda bitiyor. Yürüyüşçüleri Ölüdeniz manzarasıyla karşılayan Likya, Kabak Koyu, Kelebekler Vadisi, Olimpos, Cennet, Korsan Koyu gibi rotaları ve sunduğu görsel şölenle deyim yerindeyse sizi ana odaklıyor, zaman ile bağlantınızı koparıyor.
 
2 günlük yürüyüş
 
Çok merak ettiğim Likya Yolu’nu sonunda yürüyebilme fırsatını yakaladım. Atlas Dergisi’nin Columbia sponsorluğunda düzenlediği iki günlük Likya Yolu gezisi, bahar aylarının kendini yaza teslim ettiği şu günlerde şahane bir kaçış oldu. Koca bir grup halinde çıktığımız Likya Yolu yürüyüşünün ilk gününde Kozağaçtan başlayarak ortalama 6 kilometrelik parkuru katettik. Göze çok zor gelen patikalar, taşlı yollar, her adımda daha da güzelleşen manzara karşısında yağ gibi akıp gitti; sağ tarafta Babadağ ve gökyüzünde süzülen paraşütler, solda ise tüm dinginliğiyle Ölüdeniz... 
 
Yürüyüşün ikinci gününde rotamızda Kabak Koyu ve Kelebekler Vadisi vardı. Bu kez rehberimiz Ersin Demirel bizim için 9 kilometrelik bir yürüyüş planlamıştı. Alınca Köyü’nden başlayan yürüyüş, Kabak Koyu’nun tepeden görünen nefes kesici manzarası ile karşılaşınca yürüyüş saati tabii ki sarktı. Bu görsel şöleni hem hafızamıza hem de telefonlarımıza kazımak için deli gibi fotoğraf çektik. Videolar, selfie’ler havada uçuşurken Kelebekler Vadisi’ne vardık. Karadan ulaşımı olmayan vadiyi tepeden alabildiğine görmek şahane. 
 
Bilinçli doğa aşıkları
 
Öte yandan yolu yürürken gözüm manzarada olduğu kadar sağda, solda dip bucak köşelerdeydi. Gittiğimiz her turistik yerde, yeşil alanda çöpler görmeye alışmış gözlerim Likya Yolu’nun temizliği karşısında hayrete düştü. Rehberimiz, belli aralıklarla yolun temizlendiğini, tahrip olan bölgelerin yapıldığını anlattı. Ne kadar temizlenirse temizlensin bir türlü ‘çöpsüz’ göremediğimiz çok fazla yer var. Demek ki Likya Yolu’nda yürüyemeyi tercih eden oldukça bilinçli, doğaya saygı duyan ve ardında ‘iz’ bırakmayan bir kitle mevcut. Bunu keşfetmek iki günlük güzel gezinin bonusu oldu. 

ETİKETLER