CHP Lideri Kılıçdaroğlu ve İYİ Parti Lideri Akşener'den ortak açıklama!

AA |  08 Nisan 2019 Pazartesi - 10:35 | Son Güncelleme : 08 04 2019 - 13:06

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul'da seçim sonuçlarına yapılan itirazlara ilişkin, "Olay artık bir büyükşehir belediye başkanının seçilip seçilmeme olayı olmanın ötesine taşmıştır. Bu bir demokrasi olayıdır. Ya demokrasiden, demokrasinin kalıcılığından yana tavır alınacak ve karar verilecektir veya demokrasi yargıçlar eliyle katledilecektir." dedi.


Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Merkezi'nde Genel Başkan Meral Akşener'i  ziyaret etti.
 
Genel Başkan Yardımcıları Tuncay Özkan ve Faik Öztrak ile İYİ Parti  Genel Merkezi'ne gelen Kılıçdaroğlu'nu girişte Genel Sekreter Cihan Paçacı  karşıladı.
 
Kılıçdaroğlu ve Akşener, yaklaşık 30 dakika süren görüşmenin ardından  ortak basın açıklaması yaptı.
 
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, seçimlerden sonra hem Türkiye  hem de dünyadaki gelişmeleri değerlendirmek için Akşener'den randevu talep  ettiklerini belirterek, Türkiye'nin tarihinin en ciddi sorunlarıyla karşı karşıya  olduğunu söyledi.
 
Ekonomide, dış ve iç politikada ciddi sorunların olduğunu belirten  Kılıçdaroğlu, "Türkiye'nin bir an önce seçim atmosferinden çıkıp kendi temel  sorunlarına odaklanması lazım. Bunu Türkiye'yi, her görüşten insanını seven,  düşüncesine saygı duyan bir Genel Başkan olarak ifade ediyorum." diye konuştu.
 
Kılıçdaroğlu, 31 Mart'ta yapılan yerel seçimlerde büyükşehir belediye  başkanlarının, belediye başkanlarının, il genel meclis üyelerinin, belediye  meclis üyelerinin, muhtarların seçildiğini anımsatarak, şunları kaydetti:
 
"Aradan 7 gün geçti, bugün 8'inci gündeyiz. 8'inci gündeyiz ama hala  İstanbul odaklı yerel seçimlerle ilgili tartışmalar devam ediyor. Demokrasilerde  temel kural nedir? Seçimlerin yargının denetiminde ve gözetiminde  gerçekleşmesidir. Yargının denetiminde ve gözetiminde gerçekleşmesi demokrasinin  varlığı ve kalıcılığı açısından son derece önemlidir. Bizde de bu görev YSK'ye  verilmiş durumda. YSK bu konuda düşüncelerini hayata geçirecek, kayda alacak. YSK  kararlarını hukuk güvenliği içinde almak ve hukuk güvenliğine yaşam kazandırmak  zorundadır. Yani kanunlara, geçmişte aldığı kararlara, içtihatlara uymak ve  dolayısıyla hukuk güvenliğini sağlamak zorundadır. YSK'nin sadece kendi ülkemizde  değil, bütün dünyada hukuk güvenliği açısından böyle bir adamı sürekli kılmak  görevi vardır."
 
Seçimler sonrasında itirazların olduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu,  "Oyların yeniden sayılmasına yönelik bizim hiçbir itirazımız olmadı. Peki neye  itiraz ettik biz? İtiraz hukuk içinde olursa, itiraz edenler öngörülen kuralı  hayata geçirebilirse hiçbir sorunumuz yok." ifadelerini kullandı.
 
"Asıl tehlike buradadır"
 
Seçimleri düzenleyen yasanın 112'nci maddesinde "Delil ve gerekçe  gösteremeyenlerin itirazları incelenemez. Yazılı itirazlarda da bu şartlar aranır  ve deliller bu belgelere eklenir. Gerekçesi ve delili olmayan yazılı itirazlar  incelenmez." denildiğini aktaran Kılıçdaroğlu, "Şimdi kişi kalkıyor 'Ben itiraz  ettim' diyor. Neye itiraz ediyorsun? İtiraz ettiğin konuda varsa bir şey,  delilini, belgeni koyarsın, bunun da gereği yapılır. Biz, buna itiraz etmiyoruz  zaten." dedi.
 
Kılıçdaroğlu, CHP'nin itirazlarını delil, belge ekleyerek yaptığını  belirterek, şöyle konuştu:
 
"YSK, sandık güvenliğini, seçim güvenliğini bozar bir sürecin içine  girmiştir. Asıl tehlike buradadır. Dün akşam dediler ki '38 ilçede yeniden sayım  yapacağız'. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı 'Bir gariplik olduğu hissettiğimiz  gerekçesiyle oyların yeniden sayılmasını istiyoruz' diyor. Yani bir gariplik var,  böyle bir gerekçe buluyor ve oyların yeniden sayılmasını istiyor. Bana bırakın  yargıç olmayı, vicdan sahibi herhangi bir kişi şunu söyleyebilir mi, 'Bu işte bir  gariplik var, dolayısıyla biz oyları yeniden sayalım'. Yani bir hukuk devletiyse,  kanunda bir gerekçe sunulması lazım. O gerekçeye göre de bizim bir yol haritası  çizmemiz lazım. Artı YSK'nin yasalara, kanunlara uygun karar alması lazım. Bizim  beklentimiz budur."
 
 
"Neden şerh düşmediler"
 
Hakimin tarafsızlığı ve bağımsızlığının önemli olduğunun altını çizen  Kılıçdaroğlu, "Özellikle YSK'de görev yapan yargıçlara seslenmek istiyorum, sizin  bağımsızlığınız ve tarafsızlığınız çok önemlidir. Sizin bağımsızlığınızın ve  tarafsızlığınızın sağlanmasının temel nedeni hukukun üstünlüğünü egemen  kılmaktır. Eğer siz dışarıdan gelen telkinlere göre karar verirseniz, siyasi  otoritenin, gücün emrinde bir görev üstlenirseniz, sizin yargıçlığınız sadece  Türkiye'de değil, bütün dünyada tartışılmış olur." dedi.
 
Kılıçdaroğlu, demokrasilerde yargıca bağımsızlık, tarafsızlık  verilmesinin temelinde, onun hukukun üstünlüğüne ve vicdani kanaatine göre karar  vermesinin yattığını belirterek, anayasada bu nedenle "hakim teminatı"nın  olduğunu, hakime özel bir güvence verildiğini kaydetti.
 
YSK Başkanı Sadi Güven'in "Fiziki tedbirlerin ötesinde, seçimin kendi  güvenliğiyle ilgili tedbirleri de aldık. Vatandaş tüm sandıkların ıslak imzalı  cetvelini görebilecek. Seçimin en önemli güvenlik kodlarından birisi bu."  dediğini aktaran Kılıçdaroğlu, şunları ifade etti:
 
"Güzel. YSK'nın kendi internet sitesinde 1 Nisan'dan itibaren Ekrem  İmamoğlu seçilmiş görünüyor. 8 Nisan... 'Efendim sayım yapacağız'. Yapın sayımı.  'Geçersiz oyları sayacağız'. Onu da yaptılar. Şimdi ne karar alacaklar? '38  ilçeyi yeniden sayalım' diyorlar. Hangi gerekçeyle, ne için? 'Efendim bir  gariplik olduğunu düşünüyoruz'. Bir gariplik olduğunu düşünüyoruz ne demek? Islak  imzalı tutanaklarda hakimlerin, AK Parti'li kardeşlerimizin, MHP'li  kardeşlerimizin, İYİ Partililerin, CHP'lilerin, Saadet Partililerin imzası var.  Islak imzalı tutanak alınmış, herkes görüyor ıslak imzalı tutanağı. Şimdi eğer bu  ıslak imzalı tutanaklar seçimin, demokrasinin tapusu ise bizim de tek  güvendiğimiz bu. 'Şimdi ıslak imzalı tutanakları bir tarafa atalım, biz yeniden  seçim yapalım'. Ne için? O zaman bu ıslak imzalı tutanakları niye tuttular? Ve bu  ıslak imzalı tutanaklar tutulurken niye AK Parti'li, MHP'li kardeşlerimiz çıkıp  da 'Biz, şurada şunlar yapıldı, itiraz ediyoruz' diye bir şerh düşmediler? Ne  için?"
 
"Gizli toplantı yapıyor, ne için"
 
"Bu süreçte en önemli nokta nedir? Adalet ve İçişleri Bakanının  ellerinin seçim çuvallarında olmasıdır. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan  Adayı, AK Parti'nin Genel Başkanı, İçişleri Bakanı, Adalet Bakanı oturup gizli  bir toplantı yapıyorlar. Ne için?" diye soran Kılıçdaroğlu, bunun seçimle ilgili  bir toplantıysa suç olduğunu söyledi.
 
İçişleri, Ulaştırma ve Adalet bakanlarının "siyasi otorite yargının  üstünde baskı kurmasın" diye eskiden seçimden önce istifa ettiğini hatırlatan  Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Şimdi her türlü baskıyı kuruyorlar. Benim, YSK'nin saygıdeğer  yargıçlarından istediğim, elinizi vicdanınıza koyacaksınız, ıslak imzalı  tutanakların tamamını önünüze koyacaksınız ve oturup karar vereceksiniz. Yarın  çocuklarınızın, diğer hakim arkadaşların yüzüne bakacaksınız. Seçim yapıldı,  yukarıdan aşağı seçiyorlar Ekrem İmamoğlu, aşağıdan yukarı seçiyorlar İmamoğlu,  hadi bir daha seçelim, yine Ekrem İmamoğlu, doğudan batıya seçelim İmamoğlu,  batıdan doğuya seçelim o da Ekrem İmamoğlu. '38 ilçede yeniden sayım'. Ne için  yeniden sayım? Bir makul gerekçe lazım. O nedenle YSK'nin saygıdeğer üyelerine  büyük görev düşüyor. Bu görev sadece Türkiye için değil, bu olay CHP, Saadet, İYİ  Parti, AK Parti olayı değil, bu olay bir demokrasi olayıdır. Olay artık bir  büyükşehir belediye başkanının seçilip seçilmeme olayı olmanın ötesine taşmıştır.  Bu bir demokrasi olayıdır. Ya demokrasiden, demokrasinin kalıcılığından yana  tavır alınacak ve karar verilecektir veya demokrasi yargıçlar eliyle  katledilecektir."
 
Kılıçdaroğlu, seçimlere ilişkin en son aldıkları verileri paylaşarak,  "Sandıkların yüzde 92.30'u açıldı ve sayıldı. Saat 08.54 itibarıyla YSK  verilerine göre 15 bin 722 oyla Ekrem İmamoğlu yine İstanbul Büyükşehir Belediye  Başkanı seçilmiş vaziyette. Ekonomide büyük kırılmaların, içte ve dışta büyük  sorunların yaşandığı bir Türkiye'nin bu seçim atmosferinden bir an önce çıkmasını  istiyoruz. Bu seçim atmosferinden çıkaracak olan da YSK'dir ve kendilerini de  göreve davet ediyoruz." dedi.
 
Akşener'in konuşması
 
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de Türkiye'de 1950'den itibaren  sandıkta milli iradenin tecellisi için bir birikimin sağlandığını belirterek,  şunları kaydetti:
 
"Sayın Cumhurbaşkanı'na buradan bir uyarıda bulunmak isterim,  kendisine 'muhtar olmaz' denilmişti, bu millet kendisini muhtar değil, başbakan  seçti. Başbakanlık yetmedi, döndü 'cumhurbaşkanı olacağım' dedi, bu millet  kendisini cumhurbaşkanı seçti. Hepsi bu sandıktan çıktı. Sonra cumhurbaşkanlığı  yetmedi, kendisini başkan seçti, bu sandıktan çıktı. Milli iradeye saygısızlığı  bu gazi ve aziz millet affetmez. Nasıl affetmez? Sandıkta cezasını vererek  affetmez. 'Vesayet, güç odaklarıyla mücadele ede ede geldiğini' iddia ettiği  için, bu aziz ve gazi milleti inandırdığı için bu aziz millet Sayın Erdoğan'ın  arkasında durdu. Bugün çok vahim bir iş olmaktadır, o da şudur, 'Biz  kazanamıyorsak, sandığın bir manası yoktur'. Eğer 'vesayet sistemleriyle, güç  odaklarıyla mücadele edeceğini' iddia ederek yola çıkıp bu aziz milleti  inandırmışsa Sayın Erdoğan, bugün itibarıyla İstanbul'dan çıkan sandık  sonuçlarını kabul etmemekle milli iradeye, milletin iradesine ihanet etmektedir."
 
Akşener, 1980 ihtilalinden sonra Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in başbakan  seçilen Turgut Özal'a saygılı bir şekilde başarılar dilediğini anlatarak, "Bugün  seçim kazanabilmek için 15 bin oyu yetersiz bulan bir Sayın Erdoğan, Evren'i bir  fersah ileriye taşımış bir Erdoğan ile karşı karşıyayız." dedi.
 
"Bu sefer o kulağı sandıkta koparır"
 
"Buradan kendisini uyarmak isterim, 15 bin oy yeterlidir kazanmak  için. Halbuki ortağının deyimiyle bir oy fazlayla seçim kazanılır." diyen  Akşener, şu görüşleri dile getirdi:
 
"Bu millet kendi iradesiyle alay edeni, kendisinin iradesini  sorgulayanı ve tekrar vesayetle mücadele ettiğini iddia edip arkasında durduğu  politikacıların kendi vesayetlerini oluşturmaya kalkıştığını gördüğü zaman  gerçekten sandıkta sağlam bir tokat atar. Biz, milletimize demiştik ki bu kibir  abidelerinin dilini, tavrını değiştirmek için kulağını çekin. Bu sefer o kulağı  sandıkta koparır. 4-4,5 yıl sonra Sayın Erdoğan bu milletin tartısına geçecektir.  Dolayısıyla AK Parti kazanıncaya kadar seçim yenilenmesi ancak Güney Amerika ve  Afrika diktatörlüklerinde olur."
 
İYİ Parti'nin bütün itirazlarının reddedildiğini, Saadet Partisine  cevap bile verilmediğini, CHP'nin çok az bir itirazına "evet" denildiğini, AK  Parti'nin hangi itirazı varsa onların kabul edildiğini belirten Akşener, "Sayın  Erdoğan'a bir uyarım, çağrım daha var, kibir abidesi olan teşkilatlarınız,  gönlünü gökyüzüne çıkarmış arkadaşlarınız bedel ödeme korkusuyla çok heyecanlı  görünüyor. Bu heyecanlı arkadaşlarınıza lütfen gem vurun. Türkiye eğer tersine  bir durumla karşılaşırsa demokrasi perdesini kapatır. YSK hakimlerine  sesleniyorum, torunlarınızın ve çocuklarınızın yüzüne bakabilir halde olun.  Hukukun, adaletin, kanunun dışına çıkmayın." dedi.
 
Akşener, insanların rahatlaması gerektiğini ifade ederek, "Artık bu  işten vazgeçilmesi lazım. Sayın İmamoğlu'nun 15 bin küsür oyunu beğenmemek gibi  bir hak hiç kimsenin haddi de değildir, hakkı da değildir. Böyle bir şey yok.  Seçim sonuçlarına herkes saygı göstermek zorundadır." diye konuştu.
 
Ekonomiye odaklanılıp, Türkiye'nin normalleşmesi gerektiğinin altını  çizen Akşener, "Bu memleket hepimizinse, Sayın Erdoğan da bu memleketin  Cumhurbaşkanıysa, biz de düşman kuvvetler değiliz." dedi.